nedir

Toplardamarların genişlemesine şişmesine varis denir. Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, açısından da önlem almayı gerektirir.

Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda ağrı ıncalanma hissedilir.

Normalde atar damarlar tarafından hücrelere kadar taşınan oksijenli kan, kullanıldıktan sonra ven adı verilen toplar damarlar tarafından kalbe taşınır. Her organın kendine ait, kirli kanı taşıyan bir toplar damarı bulunur. Hepsinde olmasa da genelde bu damarlarda kanı kalbe doğru yönlendiren geri kaçmasını engelleyen kapakları var.
Vücudun tüm yükünü taşıyan bacaklardır. Kanın yerçekimine şı ayak parmaklarından başlayarak yukarı doğru kalbe geri dönmesi, bir nehirin tersine akması kadar zor.


Atardamarlarda kanı pompalayan kalptir. Bu görevi bacaklarda kas pompası adını verdiğimiz baldır adeleleri üstlenir. Özellikle dizaltındaki baldır adeleleri yürürken kasılarak kirli kanın büyük kısmını taşıyan kaslar arasındaki iç toplar damarları sıkıştırarak kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlarken, kapaklarda kanın geri kaçmasını engeller.
Tıpta kronik venöz yetmezlik adı verilen varisler (özellikle bacaklarda) bu mekanizmanın bozulması sonucunda toplar damarların belirginleşerek, genişlemesi kıvrımlaşmasıdır.
Varisler edilmezse başka sorunlara yol açar mı?
Varis edilmezse ciltte çeşitli ödemlere sebep olabilir. İlerleyen varis kan dolaşımında da önemli problemlere yol açabilir. Bu yüzden varislerin ilerlemesine engel olmak gerekir.


GÖRÜLME SIKLIÐI NEDİR?
”de bu konuda bir rakam yok. ABD”de varis sıklığı yüzde 27 olarak bildiriliyor. Sadece varis yaralarının için bu yılda 1 milyar dolayında harcanıyor.


AİLESEL YATKINLIKTAN SÖZETMEK MÜMKÜN MÜ?
Ailesel yatkınlık varisin en önemli nedeni. Ayakta fazla kalmanın yanında hareketsiz uzun süreli oturmayı gerektiren işler de varise olabilir. Bunun yanında şişmanlık lık da risk faktörleri arasındadır. Hamilelik sırasında aşırı alımı hormonal değişiklikler de varisin oluşmasında etkilidir.


KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLMESİNİN DENENİ NEDİR?
Kadınlarda daha sık rastlanmasının nedeni hormonal etkenlerin yanında, gebelikler uzun süre kullanılan doğum kontrol ilaçlarıdır.


VARİS SORUNU İÇİN NELER YAPMALI?
Uzun süre ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren işlerde çalışan kişilerin (özellikle kadınların), fırsat buldukları her an ayaklarını yukarı kaldırarak dolaşımlarını rahatlatmaları önerilir. Bunu yapamadıkları zamanlarda ise ayaklarını ileri-geri hareket ettirerek baldır kaslarını çalıştırmaları gerekir.
Özellikle yürüyüş yüzme gibi sporlar varislerin gelişimini önlemede önemli bir role sahiptir.
Her fırsatta bacaklarınızı seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzatıp dinlenmeye gayret edin. Mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tarzını benimseyin.


KAÇINMALARI GEREKEN DAVRANIŞLAR?
Varisten için uzun süre hareketsiz oturmaktan ayakta kalmaktan kaçınmak, düzenli olarak yapmak, almamaya dikkat etmek sigara, tüketimini azaltmak gerekir.
Çok sıcak suyla banyo yapmak da varislerin ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durmak büyük önem taşır.
Dar pantolonlar da zararlıdır.
Baldır kaslarını çalıştırdığı için yüzmek iyi gelir. Ancak sabah akşam saatleri tercih edilmeli, sıcak güneşten uzak durulmalıdır.
Her akşam yatmadan önce bacaklara soğuk suyla yapılan duş masajı sırtüstü yatar vaziyette bisiklet çevirme egzersizi ertesi gün için rahatlık sağlar. Ayrıca yatağın ayak kısmını mümkünse yüksektmek gerekir.


TEDAVİ NASIL YAPILIR?
Varis tedavisinde yıllardır uygulanan varis çorapları güncelliğini hala yitirmedi. Ailesinde varis bulunan ya da yukarıda belirtilen risk faktörlerini taşıyan kişilerin en azından koruyucu düzeyde, düşük basınçlı varis çorabını günlük yaşamlarında kullanmaları edilir. (Sabah yataktan kalkmadan, ayaklar yukarı kaldırılarak dinlendirilmeli bu konumdayken çoraplar giyilmeli. Ancak yatarken çıılmalı.)
Varis tedavisinde çok değişik yöntemler var. Artık yara oluşmuş olgularda çok komplekstir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, yeniden varis oluşumu özellikle ailesel yatkınlık olan hastalarda sözkonusudur.
Son yıllarda lazer yöntemi ile varis tedavisinde büyük gelişmeler kaydediliyor.


Warning: mysql_fetch_array(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/mavicin/public_html/oku. on line 128

kaynak: bayanca.net

Osteoporoz (kemik erimesi), dünyada ”de kadınların menopoz döneminden sonra en yaygın olarak şılaştığı hastalıkların başında geliyor.


Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersin Akarsu, osteoporozun, kadınlarda menopoz sonrası sıkça görüldüğünü belirterek, hastalığın hormonlarındaki azalma kemik metabolizmasının değişmesi nedeniyle meydana geldiğini ifade etti.


Sigara kullanımının, kalsiyum açısından yetersiz beslenmenin, güneş ışığından yeterince faydalanamamanın yapmamanın osteoporoz için risk faktörü olduğuna işaret eden Doç. Dr. Akarsu, “Yeterli kemik kütlesi oluşmuş kadınlarda osteoporoz gelişme riski azalıyor. Ancak kemik kütlesi yeterince oluşmamışsa kendini gösteriyor” diye konuştu.



Uzmanlar,osteoporoz sırasında kemiklerin zayıfladığını inceldiğini, böyle bir durumda sıkça kemik kırılmalarına da rastlanıldığını belirterek, şunları kaydediyotlar:
“Bu hastalar için en korkulan, kalça omurga kemiklerinin kırılmasıdır. Böyle bir durumda yatalak olabilir. Önemli olan osteoporozu oluşmadan engellemek. Bu konuda kadınlarımız yeterince bilgili bilinçli değil. Bu nedenle zamanında sağlıklarına yeterli önemi göstermiyorlar. Yeterince yapmıyor, kalsiyum almıyorlar. Böylelikle kemik kitlesi az olan kadınlar osteoporoz ile şılaşıyor. Biz bu dönemde kemiklerde oluşacak kırıkları önlemek için çeşitli tedaviler uyguluyoruz. Ancak ile sağlanacak yarar çok yavaş gerçekleşiyor. Bu arada hastanın daha genç yaşlarda yapması gereken uygulamaları da yine bu dönemde için kullanıyoruz. Bunlar yapmak, kalsiyum almak, sigara alkolden uzak durmak gibi şeylerdir.”


Uzmanlar,erkeklerde de ilerleyen yaşlarda osteoporoz görülebildiğini, ancak erkeklerde görülen kemik erimesinde hormonun yanı sıra mide-bağırsak sistemi, kemik iliği gibi hastalıkların kullanılan bazı ilaçların da rol oynadığını sözlerine eklediler.

kaynak: bayanca.net

Tüp bebekte gelinen son aşamada dünya, yumurtanın uzun yıllar dondurulması sonucu çözüldüğünde tekrar yaşama şansının çok yüksek olduğu vitrifikasyon uygulamasına hazırlanıyor.


İlk olarak 1978 yılında Luis Brown”ın İngiltere”de dünyaya gelmesiyle tıpta çığır açan tüp uygulaması, aradan geçen 27 yılda binlerce çiftin çocuk sahibi olmasına imkan sağladı. Uygulamanın başladığı süreçten bugüne kadar ise büyük gelişmeler kaydedildi.


Dünyanın artık yumurtanın uzun yıllar dondurulması sonucunda çözüldüğünde tekrar yaşama şansının çok yüksek olduğu Vitrifikasyon uygulamasına hazırlandığı, bu sayede öğrencilik ya da kariyer nedeniyle çocuk doğurmayı erteleyen çiftlere büyük kolaylık sağlanacağı bildirildi.


Dokuz Eylül Üniversitesi Tüp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Gülekli, bugüne kadarki uygulamada Frozen olarak adlandırılan yöntemde, dondurulan yumurtanın tekrar yaşama şansının yüzde 5″lerde olduğunu belirtti. Prof. Dr.


Gülekli, “Bunun nedeni, kış aylarındaki buz sarkıtlarında olduğu gibi hücre içindeki su kristallerinin, hücre zarını delmesiydi” dedi.


Halen uygulanan embriyon dondurulmasında, tekrar çözüldüğünde dünya rakamlarına göre başarı şansının yüzde 50 olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülekli, bunun için çiftlerin evli olmaları gerektiğini, aksi durumun tartışmalı olduğunu söyledi.


Gelinen noktada, yumurtanın hızlı şekilde dondurulması anlamındaki Vitrifikasyon tekniğinin geliştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Gülekli, bu şekilde çözülme durumunda yumurtanın tekrar yaşama şansının yüzde 95″leri bulduğunu, bu tekniğin uygulanmaya başladığı Kanada”daki Mc Gill Üniversitesi”nde ise oranın yüzde 99″lara ulaştığını bildirdi.


“IVM İLE VİTRİFİKASYONUN BİRLEŞMESİNE DOÐRU…”
Prof. Dr. Gülekli, dünyanın çok yakın bir gelecekte, Vitrifikasyon”un yanında, anne adayına ilaç verilmeden yumurtanın dışarıda olgunlaştırılmasına dayalı (In Vitro Maturasyon) IVM uygulamasını birlikte yapmaya hazırlandığını kaydetti.


Kanada”daki Mc Gill Üniversitesi”nde kendisinin de katkıda bulunduğu IVM tekniğinin, hastanın olgunlaşmamış yumurtasının alınarak, dış ortamda olgunlaştırılması mikroenjeksiyonla embriyon elde edilerek tekrar kadına transfer edilmesine dayandığını ifade eden Prof. Dr. Gülekli, bunun başarı şansının klasik IVF (In Vitro Fertilizasyon: ın yumurtalıklarından olgun hücresi alınarak, dış ortamda döllenmesi) kadar yüksek olmadığını, bunun nedenlerinin araştırıldığını kaydetti.


Prof. Dr. Gülekli, ancak IVM”de anne adayına ilaç verilmediği için çoğul gebelik veya yumurtanın aşırı lması kaynaklı felç geçirmeye kadar gidebilen önemli risklerin ekarte edildiğini söyledi.


“İYER İYLE GEÇ â€
Üniversiteyi bitiren genç bir ın evlenmesinden sonra kariyer isteğiyle uzun süre çocuk doğurmayı plan dışında bıraktığını, verdiğinde ise geç kalındığını belirten Prof. Dr. Gülekli, 35 yaşın üzerinde sayısının belirgin şekilde azaldığını bildirdi.


Gebelikte yı etkileyen en önemli faktörün ın değil, yumurtanın yaşı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülekli, dünyanın bu ikitekniği birlikte kullanmasıyla elde edilecek kazanımları şöyle anlattı:
“Bu iki yöntemde özellikle evli olunup olunmadığına bakılmayacak.IVM ile ilaç tedavisine gerek kalmadan alınacak, dışarıda olgunlaştırılıp dondurulacak. Örneğin 22 yaşında yumurtasını dondurup, 35 yaşında gebe kalmak isteyen bekar bir genç ın, 15 yıllık kazancı olacak. Bu süre içinde kariyerini de yapabilecek. Bu uygulama şu anda Mc Gill Üniversitesi”nde başladı dondurulmuş yumurtayla ilkgebelik yayınlandı. Tabii bu uygulama, diğer önemli hastalıklar için de geçerli.”


ABD, Kanada, Fransa, İsveç, Avustralya Japonya gibi ülkelerde uygulanmasına başlanılan dondurma yöntemiyle başarı oranlarında iyi sonuçlar alındığını ifade eden Prof. Dr. Gülekli, “Vitrifikasyon için bütün dünya, laboratuvarlarında değişiklikler yapmaya başlayacak. Bütün merkezlerde embriyon dondurulmasına yönelik aletler var, bunlar bir kenara konularak, yenilerinin alınmasına geçilecek” dedi

kaynak: bayanca.net

Günümüzde ölümcül hastalıkların bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken ya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her için hayati önem taşıyan yaşam boyu yaptırılması gereken testler…


Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her ın mutlaka yaptırması gereken 10 test tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.


MAMOGRAFİ İLE MEME İNDE ERKEN TEŞHİS
Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli.
Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı altında olmaları gerektiği yönünde yor.



Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor. Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor.
Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede edilebiliyor.


TONOMETRE İLE KÖRLÜK ENGELLENİYOR
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu”, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe olabilen bir göz hastalığı.
İlaç lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine şı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı, da başlanmalı.
Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka ünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.


EFORLA SORUNLARI BELİRLENİYOR
Uzmanlara göre 40 yaşını geçmiş her senede bir kez kardiyolojik Check-up”tan geçmeli.
Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her ın senede bir kez kardiyolojik check-up”tan geçmesi, sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ailede krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up”ta başvurulan yöntemlerden biri.
Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.
Efor testi egzersizi ritim ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan edilebiliyor.


SMEAR İLE RAHİM AÐZI İNE SON
Uzmanlar, 18 yaşını aşmış aktif ı olan her ının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor.
Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.
Muayene sırasında, özel bir fırça ıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.

kaynak: bayanca.net

Gündüz yaparken işimiz kolay: biraz ruj, biraz pudra, hafif bir allık, bir kaç da kalem rimel darbesi yeterli. Ya geceleri? Hele hele bir partiye davetliysek…!
İşte size özel geceler için 2 farklı ın adım adım uygulaması.
Biri kalabalık şık bir partiye ya da eğlenceye gidenler için iddialı çarpıcı “ı,
diğeri ise aile içinde veya arkadaş grubunda yapılacak küçük samimi toplantılar için hafif ama çekici “peri” ı.

Makyaj Hazırlığı
Peri Makyajı
Yıldız Makyajı

kaynak: bayanca.net

Antonio Lucio Vivaldi, barok* çağının en büyük kemancı bestecilerinden biri, 4 Mart 1678″de Venedik”te doğdu. Babası St. Mark kilisesinin orkestrasında çalan usta bir kemancıydı. Vivaldi henüz kendi eserleriyle ün kazanmadan önce babasıyla birlikte ikili keman konserleri verdi bu konserler nmasında da büyük ölçüde etkili oldu.

Bir papaz alan Antonio Vivaldi 1703 yılında resmen papazlık görevine atandı. Ama aynı yıl başka bir işe daha girdi. Ospedale della Pietà adındaki bir kızlar yetimhanede keman öğretmeni oldu. Buradaki görevi yetim ya da sakat kızlara keman çalmayı öğretmek onlara konserlerde seslendirmeleri için her ay iki konçerto yazmaktı. Venedik”teki yetimhanede verilen bu konserler bir süre sonra bir gün konseri veren kızlarla tanışmak üzere katıldığı bir yemekten sonra, ayrılırken “bu çirkin kızların tümüne aşık” olduğunu yazar. Bir süre sonra kent seçkinleri de kızlarını bu aynı yetimhane okuluna göndermeye başladılar. Vivaldi daha sonraki yaşamının hemen hemen tümünü burada geçirdi. Ne var ki operaya olan ilgisi onu sık sık Venedik”ten uzaklaştırıyordu. 1710 yılında opera yazmaya başlayan Vivaldi bundan sonra kendini özellikle opera yazmaya verdi. Bilinen 49 operasından 22″si saklanıp bugüne kadar gelmiştir.

Opera, her ne kadar Vivaldi için önemli olsa da, bugün Vivaldi”nin önemi bestelediği keman eserleri yatar. Çok usta bir çcı olan Vivaldi”nin keman çalışını izlemiş olan Alman gezgin Johann Friedrich Armand von Uffenbach onun için “kimse bugüne kadar böyle çalmadı bundan sonra da çalamaz” diyordu. Yolculukları yüzünden Pieta”dan ayrılan Vivaldi, bu zamanlarda bile yetimhane için konçerto yazmayı bırakmadı. Yaklaşık 230″u keman için olmak üzere, 450 konçerto yazmıştır. Vivaldi operalarını sahneletmek üzere gitmiş olduğu Viyana”da 27 Temmuz 1741 yılında öldü. Bundan sonra bütünüyle unutulmuş görünen Vivaldi”nin adı yüzyılımıza dek pek nmadı. Ancak 1920″den sonra yapılan araştırmalar sonucunda Vivaldi”nin yüzlerce eseri gün ışığına çıkmaya başladı. 1960″lara gelindiğinde Vivaldi özellikle “Dört Mevsim”i ile dünyanın en büyük bestecilerinden biri olarak kabul edilmeye başlandı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1885 yılında Trabzon”da doğdu. Trabzon Rüştiyesini bitirdi.

Özel Fransızca Mesnevî dersleri aldı. Trabzon”daki okullarda öğretmenlik yaptı. Resmî Trabzon gazetesinde yazarlık yaptı. İstanbul”a geldi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Soyadı Kanunundan sonra Hamamoğlu soyadını aldı. 1948 yılında İstanbul”da öldü.

ESERLERİ

43 eser yazdı. Hamsinâme, şairin en ünlü eseridir. Şiirlerinin toplandığı Dîvân-ı ihsân, ilk kez 1928″de yayımlanmıştır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1927 yılında İstanbul’da doğdu. Nurhayat Halit Altan’ın oğlu, Gazeteci Mehmet Altan Ahmet Altan’ın babasıdır.

Galatasaray Lisesi Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1946 yılında Ulus gazetesende muhabir olarak mesleğe başladı. Milliyet, Akşam, Hürriyet, Güneş gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. 1965-1969 yılları arasında TİP’ten İstanbul milletvekili seçildi. Fransızca biliyor. Basın Şeref Kartı sahibi.

ESERLERİ

Suçlanan Yazılar, Zurnada Peşrev Olmaz, Ben Milletvekili İken, Bir Yumak İnsan, Büyük Gözaltı, Bir Avuç Gökyüzü, Viski, Küçük Bahçe, Çemberler, Beybaba, Mor Defter, Tahtaravalli, Dilekçe, Yedinci , Islıkçı, Kimin İçin Çalıyor.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1 Mayıs 1956’da Siirt’te doğdu. Basın çılığı mesleğine 1974 yılında Günaydın Gün gazetelerinde başladı. 1976 yılında Ekonomi Politika gazetesinde devam etti.

1977 yılı kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Press ajansı vasıtası ile adını dünya basınında duyurdu. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde yer aldı. Bunu izleyen yıllarda Sipa Ajansının muhabirliğini üstlendi. Bu arada basınında da Ajansı, Milliyet, Hürriyet gazeteleri ile freelance çalıştı.

1980 yılında ilk defa Sipa ajansı adına dışında görev aldı. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, İran- Irak olaylarına ilişkin çalışmalarıyla uluslararası platformda adını duyurmaya başladı. 1980, Eylül darbesini daha önce yaptığı arşiv çalışmalarıyla ünlü Newsweek, L’Express dergilerinin kapaklarında yüzlerce uluslararası dergi sayfalarında yansıttı.

14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçakta dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj gerçekleştirerek dünya basınında adından söz ettirdi. Aynı olayla dünyanın çeşitli ülkelerinde ödüller aldı. 1980 yılından itibaren sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntüledi. Time, Newsweek, Paris-Match, Stern, Epoca gibi dergiler adına savaş çısı olarak mesleğine devam ediyor.

1986 yılında fotoğrafa ilaveten ’de 32. Gün adına başlattığı, savaş TV muhabirliğini asıl mesleği ile birlikte şu anda Haberci adlı belgeseli yapımcılığını da sürdürüyor. 1983/85 yılları arasında çektiği savaş fotoğrafları Paris’te FNAC’da sergilendi. Aynı yıllarda NewYork’ta Time Life Galerisi‘nde savaş fotoğrafları sergilendi. 1988 yılında Ara Güler ile birlikte Danimarka Finlandiya’da bir sergi açtı. 1993 yılında Almanya’nın Düsseldorf kentinde yabancılar kültür merkezinde “Savaş İnsan” konulu bir sergi hazırladı.

1983 yılında aralarında National Geographic’in ünlü çısı Reza Yan Morvan ‘nın da bulunduğu dört savaş çısı ile birlikte hazırladığı “Galile’de Barış“ adlı savaş albümü Edition de Minuit tarafından yayınlandı. Lübnan savaşını konu alan bu , daha sonra Almanya Cezayir’de basıldı. Yine ’ta Pantheon yayınevi tarafından son dönemin en iyi 31 savaş çısını içeren War Torn kitabında yer aldı. 1988 yılında : Bin millik Büyük Serüven adlı macera albümü yayınlandı. 1995 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde Fielding Wordwide Yayınevi tarafından biri ‘Savaş Tehlikeli Işık’, diğeri ‘Dünyanın En Tehlikeli Yerleri’ adlı iki kitabı yayınlandı.
Şu anda da yapım yönetimini üstlendiği Haberci ının ’nin yanısıra uluslararası TV kanallarında da yayınlanmaktadır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

26 Aralık 1948 yılında doğdu. Gazeteciliğe 1974’te TRT’de muhabir olarak başlayan , bu kurumdaki çeşitli görevlerden sonra, bir dönem TRT Dairesi Başkanlığı’nı üstlendi.

TRT’de “Yurttan-Dünyadan” “32. Gün” programlarını hazırladı, “Açık Oturum” ını yönetti TRT Washington Temsilcisi olarak çalıştı. Daha sonra ’nin ilk özel televizyonu Interstar’a geçti, Washington’da ’ta “Kırkıncı Paralel” programlarını hazırlayıp sundu.

1993’te ’ye dönerek ATV Dairesi Başkanı olarak göreve başladı. 1994’te ’nin ilk ‘anchorman’ı olarak ATV ana bültenini sunmaya başladı. Aynı yıl “Siyaset Meydanı” ını yayın na sundu. 2001 yılında, Star Televizyonu’nda görev alan , daha sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Evli iki çocuk babası.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1950 yılında doğdu. Orta lise öğrenimini çeşitli okullarda dolaşarak tamamladıktan sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesine devam etti, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Yirmi dört yaşında gazeteciliğe başladı. Gece muhabirliğinden, genel yayın müdürlüğüne kadar gazeteciliğin hemen hemen bütün kademelerinde çalıştı.

1987 yılında köşe yazarı oldu. 1990″da genel yayın müdürüyken gazeteciliğe ara verdi. Çeşitli programları hazırladı. Birçok yazısından dolayı yargılandı 1995 yılında bir buçuk yıla mahkûm edildi.

ESERLERİ: * Dört Mevsim Sonbahar () 1982 yılında yayınlandı. * Sudaki İz () 1985 yılında yayınlandı müstehcenlikten yargılanarak ıyla toplatıldı. * Yalnızlığın Özel Tarihi () 1991″de basıldı. * Tehlikeli Masallar () 1996 Ekim”inde yayımlandı rekor sayılacak baskı sayısına ulaştı. * Karanlıkta Sabah ı (deneme) Kasım 1997″de yayınlandı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1972 yılında Kırıkkale’de doğdu. İlk orta öğretimden sonra, Kırıkkale Teknik Endüstri Meslek Lisesi Elektrik ünü bitirdi. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Sakarya Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği ünden Elektrik-Elektronik Mühendisi olarak mezun olarak, çalışma na başladı.

deki ilk internet bağlantısının yapıldığı 1993 tarihinden itibaren Bilişim sektöründe görev almaktadır. Telekom Genel Müdürlüğü Bilişim Ağları Dairesi Başkanlığında , Baş Müdür olarak; TTnet Internet Şebekesinin planlanması işletilmesi, TSDnet-Kiralık Devre Şebekelerinin planlanması yönetilmesi, Metro Ethernet Projesinin başlatılması hayata geçirilmesi, Konferans projesinin tamamlanarak hizmete sunulması gibi görevlerde bulundu. Ayrıca Telekom’un Kurumsal Müşterilere sunduğu ağ tabanlı birçok projede, proje yöneticisi olarak görev yaptı. Bunlardan bazıları; MOBESE, UYAP, MERNİS, POLNET, JEMUS, SAY200i, VEDOP, TARIM-Net, e-SAÐLIK, ULAKNET, Tüm Okullara Internet, MEBnet, PTTBank, ZİRAATnet, İŞnet projeleridir.

Telekom’un özelleştirmesi sonrası kurulan Strateji İş Geliştirme Başkanlığında Kurumsal İş geliştirme Yöneticisi IPTV yöneticisi olarak görev yapmakta olan Dr. Taşkın IPTV projesinin Şirket içindeki koordinasyonunu üstlenmiş durumdadır.

Telekom’dan önce Sakarya Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığında çalışan Dr. Taşkın, Internet Ağı uzmanı Internet Ağı Şubesi Yöneticisi olarak görev yapmıştır.

Bilişim sektörüne ilişkin olarak yurtiç yurtdışında birçok eğitime katılan Dr. Taşkın, 2003 yılında Japonya Dış İşleri Bakanlığının Ülkemiz adına tahsis ettiği bir kişilik bursu, almaya hak kazanarak Japonya da Telekomünikasyon alanında burslu eğitim almıştır.

Merkezi Amerika’da bulunan Uluslararası Araştırma, Akademi Endüstri Kuruluşu (IARIA)’nın Dijital Telekomünikasyon Gurubunun eş başkanlığı görevini yürüten Dr. Cebrail TAŞKIN, aynı zamanda Elektrik Mühendisleri Derneği (EMO), Telekomünikasyon Mühendisleri Derneği, Bilişim Derneği (TBD) üyesidir.
Eğitimin yaşam boyu sürmesi gereken bir süreç olduğuna inan Dr. Cebrail TAŞKIN önce Elektronik Mühendisliği Ana Bilim Dalında; Yüksek Lisans yaparak Elektronik Yüksek Mühendisi unvanını almıştır. Sonrasında bilimsel çalışma yapmaya olan isteği merakı üzerine Doktora yapmaya vermiş Telekomünikasyon alanında 7 yıl süren öğrenim hayatı sonrasında Elektronik Mühendisliği Anabilim dalında doktorasını tamamlamıştır.

Dr Taşkın, “ /Internet Ağları, Telekomünikasyon Şebekeleri, Yeni Nesil Internet Ağları” konularında ulusal uluslar arası çalışmalar yürütmekte ayda bir yayımlanan TELEKOM DÜNYASI dergisinde Bilişim yazıları yazmaktadır.
Ulusal uluslar arası bir çok konferans dergide yayımlanmış 30’dan fazla makalesi bulunan Dr. Taşkın, Uluslar arası Elektrik Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) tarafından 2006 yılında Fransa’da düzenlenen ‘International Conference on Digital Telecommunications -ICDT 2006’ konferansında “en iyi makale” ödülünü almıştır.

Merkezi Amerika’da bulunan IARIA (The International Academy, Research, and Industry Association) nın Dijital Telekomünikasyon Grubunun eş başkanlığı görevini de yürütmektedir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Uşaklı bir aileden gelen Prof. Dr. Erdoğan Alper, 1947 yılında Uşak’ta doğdu. Kurtuluş İlkokulu ile Uşak Lisesi orta kısmında okudu. Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak okuduğu Kütahya Lisesi“ni 1963 yılında birincilikle bitirdi.

Kimya Mühendisliği alanında yurtdışı öğrenim bursu kazanarak Devlet tarafından İngiltere’ye gönderildi 1968 yılında Birmingham Üniversitesini birincilikle bitirdi. Doktora derecesini ise 1971 yılında Cambridge Üniversitesi’nden elde etti bu ünlü üniversitenin Kimya Mühendisliği ünde eğitim gören ilk oldu.

1972 yılında ’ye döndü sırasıyla Hacettepe Ankara Üniversitelerinde çalıştı. 1976’da doçent, 1981 yılında profesör oldu. 1978-79 yıllarında Alexander von Humboldt Vakfı misafir öğretim üyesi olarak Hannover Teknik Üniversitesi”nde çalıştı.

1983-88 yılları arasında Kral Fahd Petrol Mineral Univesitesinde (KFUPM, S.Arabistan) çalıştı projeleri petrol şirketi ARAMCO tarafından desteklenip, uygulamaya konuldu. 1988-90, 1992-95 1998-99 yıllarında Kuveyt Üniversitesinde çalıştı Kuveyt Bilimsel Araştırma Enstitüsü (KISR) danışmanı oldu. Bu kapsamda Kuveyt Petrol Rafinerileri Şirketinin (KNPC) innovatif yöntemlerle modernleştirmesi petrokimya tesislerinin planlaması gibi kapsamlı projelerde görev aldı.

1990-93 yıllarında TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya Mühendisliği ü Başkanlığı yaptı Çevre Mühendisliği ü’nü kurdu. 1990-92 yıllarında PETKİM Petrokimya Holding A.Ş. yönetim kurulu üyeliği yaptı bu şirkette köklü bir araştırma kültürü oluşmasını sağladı.

Önemli bir kısmı uluslararası kuruluşlarca desteklenen çok sayıda araştırma projesi yürüttü NATO tarafından desteklenen yaz okulu direktörlüğünü yaptı. Mesleğiyle ilgili ingilizce olarak yazdığı iki kitabı Hollanda’da basıldı 100 civarında çoğu “Uluslararası Atıflar İndeksi” (SCI) kapsamında makaleleri yayınlandı. Bu nedenle TÜBİTAK ödülü aldı.

1996 yılından itibaren yeniden Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği ünde çalışmaya başladı halen Başkanlığı görevini de yürütmektedir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

İbrahim Koca 14 Mart 1969 tarihinde Eskişehir”de doğdu. Anadolu Üniversite İşletme ünü bitirdi.

Turizm na 1988 Antalya Side”de staj yapararak başladı. Bir çok otelde alt kademeden başlayıp Antalya”da papilon, titanic ,joy group hotellerinde f&b manager(yiyecek içecek müdürü) görev yaptı.

Halen gmg group on travel f&b manager olarak görev yapmaktadır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1952 yılında Eskişehir Mihalıççık İlçesinde doğdu. İlk, Orta Lise öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Siyaset İdare ü’nden mezun oldu.

Eskişehir Sarıcakaya ilçesinde değişik ilçelerde Kaymakam olarak görev yaptı. 1982 – 1984 yılları arasında Almanya’da Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde lisans üstü çalışmalar yaptı.

1984 yılında ÖZAL Hükümeti’nin kurulması ile birlikte ülkeye çağırılan Nedim Öztürk, 1991 yılına kadar Başbakanlık Müşavirliği görevini yla yürüttü.

Başbakanlık tma Fonu’nu kurdu Fonun Genel Sekreteri olarak ’nin o güne kadar eksik yetersiz olan çağdaş dış tım faaliyetlerini gerçekleştirdi, yönetti ülkenin çok önemli tım projelerine imzasını attı.

Amerika, İngiltere Fransa’da Kanuni Sultan Süleyman Sergilerini gerçekleştirerek Osmanlı ihtişamını büyüklüğünü dünyaya bir kez daha ttı, ülkemizin imajına büyük katkıları oldu.

Devlet hizmetini Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak sürdürdü turizminin dünyadaki tımını gerçekleştirdi. Bu dönemde yurdumuza gelen turist sayısında büyük artışlar oldu ülke ekonomisine yüz milyonlarca ek gelir sağladı.

Bölücü örgütün turizmini baltalama çalışmalarını yurtdışında uyguladığı kriz iletişimi ile önledi bu ’nin uyguladığı ilk kriz iletişimi oldu. Bu sayede ülkeye gelen turist sayısında değil azalma, tam tersine % 10’un üzerinde artışlar gerçekleşti.

1995 yılında Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı’na getirilen Nedim Öztürk, daha sonra Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı’na atandı.

Turizm Bakanlığı’nda çalıştığı dönemlerde Hükümet adına Heyet Başkanı olarak ülkemiz adına Turizm Anlaşmaları imzalayarak ülkelerarası ilişkilerde de aktif rol oynadı.

Bürokrasideki çalışmalarından sonra Öztürk, sını Özel Sektör alanına taşıdı dünyanın en büyük kargo şirketlerinden birinin üst düzey yöneticiliğine seçilerek bir dünya devi olan şirketin ülkemize yönelik birçok hizmetinin de öncüsü oldu.

Mütevelli Heyet Üyesi olduğu İsrafı Önleme Vakfı bünyesinde başlatılan MİKRO KREDİ projesinde aktif rol aldı. Dünyada 110 ülkede yoksullukla mücadelede başarı ile uygulanan yoksul kadınlara verilen küçük bir sermayeyi ifade eden MİKRO KREDİ çalışmasına 18 Temmuz 2003 tarihinde Diyarbakır da başlandı. Proje daha sonra Ankara, Batman, Mardin’de de yürürlüğe konmuştur.

Bu kapsam da 5056 kişiye (aileleri ile birlikte yaklaşık 30.000 kişi) toplam 6.431.563 YTL (yaklaşık 6.5 trilyon TL) MİKRO KREDİ verildi.

MİKRO KREDİ uygulamasının önümüzdeki dönemde Eskişehir’de başlatılması hedeflenmektedir.

Sosyal faaliyetlerde ise ata güreşine olan büyük ilgisi bu konuda da ilklere imza atmasını sağladı. Güreş Federasyonu’nda Yönetim Kurulu Üyeliği sırasında Karakucak güreşinden minder güreşine geçiş projesini yürüttü. Bu çalışmaları sayesinde Dünya Avrupa şampiyonlarında lı güreşçilerimiz yetişti.

Uluslararası İlişkiler Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olduğu dönemde Öztürk, Vakıf’da NATO ile ilişkiler terörün uluslar arası boyutu ile ilgili çalışmalar yaptı.

Osmanlı İznik Çinileri’nin dünyaya tılması için bu konuda kurulmuş Vakfın Danışma Kurulu’nda görev yapan Öztürk, birçok değişik alanda da ülke yararına faaliyetlerde bulundu.

Sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarına özel önem öncelik veren Öztürk; -Çin İşadamları Derneği Kurucu Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi, Hava Kurumu HAVAK Mütevelli Heyet Üyesi Yönetim Kurulu Üyesi görevlerine de aktif olarak devam etmektedir.

Mahalli seçimlerde Adalet Kalkınma Partisi’nden Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı olan Nedim Öztürk 2007 genel seçimlerinde Adalet Kalkınma Partisi Eskişehir Milletvekili olarak seçilmiştir.

Sayın Öztürk evli iki çocuklu olup, Almanca bilmektedir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Ike Turner 5 Kasım 1931 tarihinde Mississippi”de (ABD) doğdu.

“Rock and Roll Hall of Fame” grubunun üyesi olan Ike Turner, ilk rock”n roll kaydını yapan müzisyen olarak biliniyor.

Ike Turner, 1959’da Tina Turner“la evlendi, evlilikleri 1978 yılına kadar sürdü. Tina’nın eşi iş ortağı olan Turner, ‘A Fool In Love’, ‘It’s Gonna Work Out Fine’, ‘River Deep Mountain High’la dünya çapında ndı.

1978 yılında, Tina Turner, eşinden sürekli şiddet gördüğünü söyleyerek boşandı. Dayak olayları ünlü ın imajını lekeledi. Ike Turner uzun bir süre basından hayranlarından saklanmak zorunda kaldı. Ta ki, 2001 yılına kadar. Bundan 6 yıl önce Turner, eşi Tina’ya şiddet uygulamadığını, çıkan yüzünden adının lekelendiğini öne sürdü.

Tina Turner, boşandıktan sonra “Eski kocamdan soyadından başka hiçbir şey istemiyorum” dedi. Turner o yıllarda özellikle “Whats Love Got To Do With It” şarkısıyla dünya çapında ünlü oldu.

Ike Turner ise 2007 yılında, geleneksel blues albümü ‘Risin with the Blues’ ile Grammy ödülü kazandı.

Tina Turner’ın eski eşi, ABD’li ünlü soul ı Ike Turner Aralık 2007 gecesi San Diego’daki evinde ölü bulundu. 76 yaşında hayata veda eden Turner’ın ölüm nedeni açıklanmadı. Tina Turner, eşinin ölümüyle ilgili bir açıklama yapmadı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Vahap Demirbaş 1957 Malatya doğumludur. İnönü Üniversitesi’nden mezun olan sanatçı, bütünüyle sulu boya çalışmalarına yönelmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde açılan sergiler İsveç Enstitüsü tarafından desteklenen Stockholm Etnografya Müzesi sergileri ile yurt dışı sergilerde yer almıştır.

Eserlerinde Anadolu kültürü eski tatları ön plana çıkan sanatçı, ABD Suluboya Ressamları Birliği üyesidir.

Sanatçı çalışmalarına Ankara“daki atölyesinde devam etmektedir.

Vahap demirbaş, suluboyanın akıcı, ışıklı saydam yapısını ustaca kavrayarak kendine özgü biçemini yaratmıştır. Böylece düş dünyasında gezinen izlerini, kâğıdın sır dolu yüzeyi üzerine, zarara uğratmadan örtüştürmeyi başarmaktadır.

Sanatçı konularını zamanın yıkıp geçtiği günlük yaşamın düşsel görüntülerden seçmiştir; Safranbolu’nun duvarlarında kuru asılı cumbalı evleri, mahalle aralarının pazarcıları, köprülerin gölgesinde seksek oynayan, uçurtma uçuran çocuklar, sokak aralarında halı silkeleyen kadınlar…

İlk kişisel sergisinin 1984″te Eskişehir”de (Evrim) açtı.

1987 Galeri “Z” Ankara

1987 Papetland sanat Galerisi İstanbul

1988 Lions Kulüp Eskişehir

1989 Mİ-GE Sanat Galerisi Ankara

1990 Papetland sanat Galerisi İstanbul

1992 Selvin Sanat Galerisi Ankara

1992 Destek Sanat Galerisi İstanbul

1993 Artium Sanat Galerisi Ankara

1994 Artium Sanat Galerisi Ankara

1994 Destek Sanat Galerisi İstanbul

1995 Watercolor Art Society Houston

1995 Borders Booksshop Art Galery Houston

1995 Artium Sanat Galerisi Ankara

1996 Artium Sanat Galerisi Ankara

1997 Armoni Sanat Galerisi Ankara

1998 Zıraat Bankası Koleksiyon Sergisi Ankara

1999 Artemis Sanat Galerisi İstanbul

1999 Armoni Sanat Galerisi İstanbul

1999 Cumhuriyet Üniversitesi Seminer Sergisi

1999 9. Sanat Fuarı (Artemis) İstanbul

2000 Görsel Sanat Galerisi Mersin

2000 Neyran Sanat Galerisi İstanbul

2000 10. Sanat Fuarı(Valör) İstanbul

2001 Oda sanat Galerisi İstanbul

2001 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2002 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2003 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2003 . Sanat Fuarı (Sevgi Sanat Galerisi) İstanbul

2004 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2005 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2006 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

2007 Sevgi Sanat Galerisi Ankara

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Çağdaş Macar ının önde gelen romancısı Magda Szabo 5 Ekim 1917 tarihinde Debrecen“de (Macaristan) doğdu. Latin Macar ı eğitiminin ardından öğretmenlik yaptı kültür bakanlığında çalıştı. Yazmaya şiirle başlayan Szabo, 1949″da Baumgarten ödülüne layık görüldüyse de ödül verildiği gün, politik nedenlerden geri alındı. Szabo, aynı yıl bakanlıktaki işinden kovuldu.

İlk kitapları 2. Dünya Savaşı sonrasında yayımlanan ın en büyük umutlarından biri olarak gösterilen Magda Szabó, 1949 -1958 yılları arasında sakıncalı yazar olarak bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya zorlandı. 1958″de yayınlanan büyük başarı kazanan ilk ı Fresco”yla bu zorunlu sessizliği bozan Szabo, bu tarihten sonra ulusal uluslararası ün kazandı, ödüller birbirini kovalamaya başladı. 1959″da “Atilla Jozsef 1978 yılında “Lajos Kossuth” ödülünü kazanan Szabo; otobiyografik unsurlar taşıyan 1987 tarihli Kapı ile Fransa”nın saygın ödüllerinden olan 2003 Prix Femina Etranger ödülünü aldı. Yazarın kitapları bugüne kadar 30″dan fazla dile çevrildi.

19 Kasım 2007 tarihinde 90 yaşında evinde öldü.

En ünlü kitabı olan “Kapı” 2007 yılının Haziran ayında Yapı Kredi Yayınları tarafından ”de yayımlandı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Yazar Erhan Bener, 1929 yılında babasının görevli bulunduğu Kıbrıs’ta dünyaya geldi. İlk orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli il ilçe merkezlerinde tamamlayan Bener, 1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Bener, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden de lisans diploması aldı.

Erhan Bener, 1951-58 yılları arasında Maliye Hesap Uzmanı olarak görev yaptı. 1958-1973 yılları arasında yurt dışında çeşitli görevlerde bulunan Bener, 1975 yılında Emekli Sandığı Genel Müdürü iken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

GENÇ YAŞTA YAZMAYA BAŞLADI
Kısa bir süre avukatlık yapan Bener, yaşamına 1945 yılında çeşitli dergilerde yayınlanan şiir öyküleriyle başladı. Bener, 30’un üzerinde kitaba imza attı, kimi yapıtları da yabancı dillere çevrildi. Çocuk kitapları, çevirileri radyo oyunları da bulunan Bener’in “Yalnızlar”, “Ölü Bir Deniz”, “Böcek”, “-ı Muhabbet” “Sevda” adlı yapıtları sinemaya televizyona uyarlandı.

Bener’in, “Hızır Doktor”, “Bürokratlar” “Şahmeran” adlı oyunları, İstanbul Şehir Tiyatrosu, Ankara Halk Tiyatrosu Ankara, Konya, Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nca sahneye konuldu.

BİRÇOK ÖDÜLÜ VARDI
Erhan Bener, Fransız- Kültür Cemiyeti, Yunus Nadi Orhan Kemal ödüllerine, Haldun Taner, Yunus Nadi Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü ödüllerine, Muhsin Ertuğrul Oyun Ödülüne layık görüldü.

çılar Derneği Onur Ödülü madalyası sahibi olan Erhan Bener, Fransa’nın uluslararası L’Officier de Lordre des arts et des Lettres (Sanat ustası) Uluslararası Festivalleri Kurumu’nun “Sanat Çınarı” unvanına da sahipti.

Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde bir süredir gören yazar Erhan Bener 10 Aralık 2007 günü vefat etti.

Erhan Bener için Aralık 2007 günü Kocatepe Camisi’nde öğle namazını takiben cenaze namazı kılındı. Bener’in cenaze namazına, eşi Neşe Can, oğlu Yiğit ile ı Yaprak Beren’in yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, yazar-şair Mustafa Şerif Onaran, hikaye yazarı Cemil Kavukçu ile Ayşe Sarısayan, Ezginin Günlüğü grubundan Hüsnü Arkan, Bener’in hayat hikayesini yazdığı ressam Cemil Eren, ressam Turan Erol ile yazarlar Emin Özdemir, Birsen Ferahlı, Ahmet Özer Remzi İnanç katıldı.

Bener’in tabutunun üzerine “Yalnızlar” adlı kitabının kapak afişinin örtüldüğü dikkat çekti. Yazarın oğlu Yiğit Bener, örtünün, yazarın tabutunun üzerine “yeşil örtü örtülmesini istemediği için konulduğunu” belirterek, “yazarların kitaplarıyla doğduğu için kitaplarıyla gömülmesinin uygun olacağını” ifade etti.

Erhan Bener’in cenazesi daha sonra Ankara şıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.


Ödülleri
Yunus Nadi Ödülü
Orhan Kemal Ödülü
Haldun Taner Öykü Ödülü
Yunus Nadi Öykü Ödülü
Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü Ödülü
Muhsin Ertuğrul Oyun Ödülü
çılar Derneği Onur Ödülü Madalyası
Fransa Sanat Ustası (l’Officier des Arts et des Lettres)
Fransız- Kültür Cemiyeti Ödülü

.:: Eserleri ::.


Acemiler (1953)
Yalnızlar (1956, ilk yayımlanışındaki adı: Gordium)
Loş Ayna (1961)
Ara Kapı (1961)
Baharla Gelen (1966″da Paris”te Fransızca basıldı, çe ilk basım 1969)
Elifin Öyküsü (1980)
Macellos da Vinci”nin Serüvenleri (1981)
Oyuncu (1981)
Böcek (1982)
Ölü Bir Deniz (1983)
Sisli Yaz (1984)
Ortadakiler (1988)
Tekilleşme (1990)
Bir Büyük Bürokratın ı (1991)
Anafor (1993)
Hınzır (1995)
Dönüşler (1997)
Köleler Tutkular (1999)
Işığın Gölgesi (2001)
İlişkiler (2002)
Sıradışı Bir ın Otobiyografisi (2004)
Dönüşler (2004)

Öykü
-ı Muhabbet Sevda (1992)
Gece Gelen Ölüm (1993)
Günbatımı Öyküleri (1995)
Denizaşırı Öyküler (1996)
Yaralı Aşklar (1998)
İlişkiler (2002)
Bir Demet Mimoza (2003)
Nereye Kadar (2003)

Oyun
Çıldırtan Yağmurlar (1980)
Hızır Doktor (1980)
Bürokratlar (1981)
Şahmeran (1985)

Anı-Deneme
Arabalarım
Sonbahar Yaprakları (2001)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

27 Temmuz 1910 doğumlu Gracq, en önemli Fransız yazarlardan biriydi. Romanlarında, coğrafi bölgenin insan üzerindeki etkilerini anlatan Gracq, dışında, deneme, düz yazı, şiir tiyatro oyunları da kaleme almış, Alman romantizminin gerçeküstücülüğün etkisinde kalmıştı.

1951’de Sirte Kıyısı (Le Rivage des Syrtes) adlı ına verilen Goncourt ödülünü reddederek dikkatleri üzerine çeken Gracq’ın çe’ye de çevrilen diğer önemli eserleri “Argol Şatosunda” “Ormana Bakan Balkon”dur.

Yazarın yakınları, rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılan Gracq’ın 22 Aralık 2007 günü öldüğünü belirtti.

Fransız yazar Julien Gracq, 97 yaşında hayata veda etti.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Adı bilinen ilk yazar çisidir. Göktürk Devleti’nin kurucusu İlteriş Kutlug Kağan başta olmak üzere Kapağan Kağan Bilge Kağan’a danışmanlık yapmış, meclis başkanlıklarını yürütmüştür.

Tonyukuk’un, kendi adına diktirdiği kitabesinden; Göktürkler, Juan Juan Devleti’nin elinde esir iken doğduğu anlaşılıyor. Esaretten Kutlug Kağan ile birlikte kurtulmuş Göktürk Devleti’nin kuruluşunda görev almıştır.

Bilge Kağan’a vezirlik yapmanın yanı sıra, ona ını vererek kayınpederi de oldu.

İyi bir stratejist taktik ustası olmasından ötürü, batılı Türkologlar onun için “Türkler’in Bismarc’ı” ifadesini kullanır.

Doğum tarihi bilinmese de, Tonyukuk’un ölümü 726 yılına rastlar. Tonyukuk’un hatırası, ölümünden sonra Bilge Kağan tarafından Bain-Cokto adlı mevkide yaşatıldı.


TONYUKUK YAZITI

BİRİNCİ TAŞ (Batı Cephesi)
Ben Bilge Tonyukuk”um. Çin ülkesinde doğdum. milleti Çin”de tutsak idi. milleti hanını bulmayınca Çin”den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin”e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. milleti öldü, bitti, yok oldu. Sır milletinin yerinde boy kalmadı.

Ormanda, dışarıda kalmış olanlar toplanıp yedi yüz er oldular. İki bölüğü atlı idi, bir bölüğü yaya idi. Yedi yüz kişiyi idare edenlerin büyüğü şad idi; danışman ol dedi, danışmanı ben oldum, Bilge Tonyukuk. (Şadı) kağan mı yapayım diye düşündüm. Arık boğa ile semiz boğa arkada oldukça; semiz boğa mı, arık boğa mı bilinmezmiş diye düşündüm. Bunun üzerine, Tanrı akıl verdiği için onu ben kağan yaptım.

İlteriş Kağan olunca, Bilge Tonyukuk Boyla Baga Tarkan ile İlteriş, güneyde Çinli”yi, doğuda Kıtay”ı, kuzeyde Oğuz”u pek çok öldürdüler. Danışmanı, yardımcısı ben idim.

Çogay”ın kuzeyi ile Kara ”da oturuyorduk.

BİRİNCİ TAŞ (Güney Cephesi)
Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk. Milletin karnı tok idi. Düşmanımız çevremizde ocak gibi idi, biz ateş idik.

Böyle otururken Oğuz”dan casus geldi. Casusun sözü şöyle idi: Dokuz Oğuz boyu üzerine kağan oturmuş; Çin”e Kunı Sengün”ü göndermiş; Kıtay”a Tongra Esim”i göndermiş. Şu haberi göndermiş: Azıcık (Köktürk) boyu var; fakat kağanı yiğit, danışmanı bilgili. Bu iki kişi var oldukça seni, Çinliyi öldürecek, diyorum; doğuda Kıtay”ı öldürecek, diyorum; beni, Oğuz”u mutlaka öldürecek diyorum. Çinli, sen güney yönünden saldır; Kıtay, sen doğu yönünden saldır; ben de kuzey yönünden saldırayım; Sır boyunun yerinde hiç kimse kalmasın; mümkünse hepsini yok edelim, diyorum.

Bu haberi işitince gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi. Bunun üzerine kağanıma arza çıktım. Şunu arz ettim: Çinli, Oğuz, Kıtay… bu üçü birleşirse biz kalırız. Dıştan sarılmış gibiyiz. Yufka iken delmek kolay imiş, iken koparmak kolay. Yufka kalın olsa delmek zor imiş, yoğun olsa koparmak zor. Doğuda Kıtay”dan, güneyde Çin”den, batıda batılılardan, kuzeyde Oğuz”dan gelecek iki üç bin askerimiz var mı acaba? Böyle arz ettim.

Kağanım, ben Bilge Tonyukuk”un arzını işitti, gönlünce idare et dedi. Kök Öng”ü çiğneyerek Ötüke ormanına doğru orduyu sevkettim. İnek yük arabalarıyla Togla”da Oğuz geldi. Üç bin askeri varmış. Biz iki bin idik. Savaştık. Tanrı yarlığadı, yendik. Irmağa döküldüler. Pek çoğu da dağıttığımız yerde öldü.

Ondan sonra Oğuz tamamıyla geldi. milletini Ötüken yerine, beni, Bilge Tonyukuk”u Ötüken yerine yerleşmiş diye işiten güneydeki millet; batıdaki, kuzeydeki, doğudaki millet geldi.

BİRİNCİ TAŞ (Doğu Cephesi)
İki bin idik. İki ordumuz oldu. milleti yaratılalı, kağanı tahta oturalı Şantung şehrine, denize ulaşmış olan yok imiş. Kağanıma arz edip ordu gönderdim. Şantung şehrine, denize ulaştırdım. Yirmi üç şehir zaptettiler. Uykularını burada bırakı