![]() |
Cemre Kemer : 1985 İstanbul doğumlu.Ortaöğrenimini ve liseyi Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale bölümünde bitirdi. Yine aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor.AKM Gençlik Balesinde beş yıl görev aldı. Alaycı, sinirli, inatçı, Obsesif, Merhametli, dostlarına ve bir o kadarda dostluğa çok düşkün. Yanlızlığı sevmez.Genellikle karanlıkta uyur. Yaseminle aynı odada kalıyor. Yasemin loş odada yatabildiği için göz bandı kullanıyor . |
![]() |
Eren Bakıci : 1984 İstanbul doğumlu. Eren orta okul ve liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale bölümünde okudu. Halen Mimar Sinan Üniversitesinde Modern Dans eğitimini devam ettiriyor. Altı yıl boyunca Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı. Londra’da Urdang Dans Akedemisinde ve Budapeşte Dans okulunda uzun süre eğitim aldı. Sinema düşkünü, patavatsız, uzaylı sevgisi var. Uykusuz ve açken gözü döner. Sağlıklı yemek yeme konusunda takıntıları vardır. Yemekle ilgili tüm haber ve programları takip eder. Yalanı hiç sevmez.Çok fazla iyi niyetli ve polyanacı… Lakabı E.T. Gülçinle birlikte aynı odada kalıyor. |
![]() |
Gülçin Ergül: 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Orta okulu ve liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale bölümünde okudu. Şu an Mimar Sinan Üniversitesinde Modern Dans eğitimini sürdürüyor. 7 yıl süresince Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı. Özel piyano, şan ve hip-hop dersleri alarak kendini geliştirdi. Ayrıca Tv’lerde dönen Reklam jingle’ları seslendirdi. Bunun yanında Atatürk Kültür Merkezi Çocuk korosundada rol aldı. Mükemmelliyetçi, biraz unutkan, Dağınık, şımarık,kaprisli ve bir okadarda şıpsevdi…Ayrıca en çok sevdiği günlük tutmaktır.Grup içindeki lakabı akreptir.Erenle aynı odada kalıyor. |
![]() |
Yasemin Yürük : 1986 yılında İstanbu’da doğdu. Yasemin orta okul ve liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale bölümünde okudu ve şu anda halen üniversite eğitimini devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale bölümünde okuyor. Üç yıl boyunca Atatürk Kültür Merkezi Çocuk ve Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı. Özellikle tiyatro dersleri aldı. Tvlerde dönen bir çok jingle’ı seslendirdi. Özel şan ve piyano dersleri aldı. Uyumlu, arabulucu, alıngan, Arabalara tutkun. Kokoş ve bir o kadarda erkeksi. Sorun çözücüdür ama yanlız kalırsa hep içine kapanır. Karanlık fobisi var, sürekli loş ışıkta uyur. Korkut ondan hoşlanıyor.. Herkes farkında ama o ilgilenmiyor. Lakabı “Schumacher” Cemre ile aynı yerde kalıyorlar. |
Peliu Karahan resimleri ve Pelin Karahan MSN avatarlari… Arkadasina gonder
![]()
kelimeler: Serkan Şenalp Resimleri serkan şenalp msn resimleri serkan
Fransız filozof ve matematikçisi (1596-1650).
Descartes, 1628′den itibaren, on beş yıl süren geziler, savaşlar ve serüvenlerden sonra yerleştiği Hollanda’da, batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu.
Öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmağa başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı («düşünüyorum, o halde varım!»). Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı.
Metot Üzerine Konuşma’da (1637) hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı.
Felsefeyi, bütün inceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve «sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir» diyerek, herkesin, uzman olmayanların bile anlayabileceği bir duruma indirgedi.
Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.
Descartes, zamanının bilginleriyle, hükümdarlarıyla ve soylularıyla ilişki kurmuştur. Ona hayran olan İsveç kraliçesi Kristina, Descartes’ı sarayına davet etti. Descartes, elli dört yaşında Stockholm’de öldü.
ESERLERİ
Aklın idaresi için Kurallar, Metafizik Düşünceler, Felsefenin ilkeleri, Ruhun Tutkuları.
- Şu
Çılgın Türkler, (Roman), 2005 - Korkma İnsancık Korkma (Roman), 1999
- Vahidettin, M. Kemal ve Milli Mücadele Yalanlar
- Romantika (Roman), 2000.
- Toplu Oyunları 1 - Ah Şu Gençler, Töre, Ocak
- Toplu Oyunları 2 - Sarıpınar 1914, Fehim
Paşa Konağı, Resimli Osmanlı Tarihi, Bir Şehnaz Oyun - Toplu Oyunları 3 - Hastane, Karagöz’ün Dönüşü, Kardeş Payı, Darılmaca Yok, Berberde, Ben Mimar Sinan, Ak Masal Kara Masal
- Toplu Oyunları 4 - Pembe Evin Kaderi, Güneşte On Kişi
- Toplu Oyunları 5 - Duvarların Ötesi, Kanaviçe, paramparça
- Dr. Rıza Nur Dosyası* 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden
Samsun’da (İki Kitap/İki Cilt)(Roman), 2003.
hada fazla bilgi için : TIKLAYIN (Turgut Özakman kimdir?)
Dünya , uzun süre evrenin merkezi olarak kabul edildi. Bunu sağ duyu da besliyordu. Öyle ya bugün bile hepimize, sıradan insana Güneş, Dünya’nın çevresinde dönüyor gibi gelmiyor mu?
Tarımda en büyük buluş kuşkusuz sabandır. Sabanı, toprağı yaran ve havalandıran bir kama olarak düşünürüz. Gerçekten bu kama da ilkel mekanik buluşların en önemlilerindendir. Ama saban aynı zamanda başka bir önem daha taşımaktadır: toprağı kaldıran bir kaldıraçtır, gerçekten de kaldıracın ilk uygulamalarındandır. Uzun yıllar sonra Arşimed, Yunanlılara kaldıraç kavramını anlatırken, kaldıraca dayanak bulabilse, Dünyayı yerinden oynatabileceğini söylemişti. Ama bu olaydan binlerce yıl önce, Ortadoğu’da saban süren çiftçiler, “bana bir kaldıraç ver, tüm dünyayı beslerim” derlerdi.
Daha önce değindiğim gibi, tarım, hiç değilse, bir kez daha ve çok daha sonra, Amerika’da keşfedilmiştir. Ama saban ve tekerlek keşfedilmemişti, çünkü her ikisi de çekim hayvanlarını gereksindirir.Ortadoğu’da bazit tarımdan sonra varılan aşama, çeki hayvanlarının evcilleştirilmesi olmuştur. Bu biyolojik aşamaya varamadığı için, Yeni Dünya toprağın sopayla kazılıp, yükün sırtta taşındığı düzeyde kaldı. Çömlekçi çarkını bile bulamadı.(İnsanın Yücelişi, J.B.s: 74-76)
Arşimet (Archimedes :İÖ. 287-212).
Bir Yunan matematikçisi, fizikçisi ve mühendisi olan Arşimet, belki de çağının en büyük bilim adamıydı.İlk kez, bir dairenin çevresinin çapına oranını(pi sayısını) tam olarak hesaplamış; silindir ve diğer geometrik şekillerin alan ve hacimlerinin nasıl hesaplandığını göstermiştir. Batan cisimleri etki eden kaldırma kuvvetinin doğasını keşfi ile tanınır ve de çok yetenekli bir mucit olarak bilinir. Bugün bile hala kullanılan pratik keşfilerinden biri Arşimet vidasıdır. Bu vida, eğimli olarak dönen halka boru şeklinde olup genllikle gemiden suyu çıkarmak için kullanılır.O, mancınığı keşfetmiş ve ağır yükleri kaldırmak için ağırlıklar, makaralar ve kaldıraç sistemlerini bulmuştur.O’nun icatları, Romalıların iki yıllık kuşatmaları sırasında, doğduğu şehrin (Syracuse) savunmasında askerlerce başarıyla kullanılmıştır.
Rivayete göre, Kral 2.Hieron’un tacının saf altından mı yoksa başka metallerin karışımından mı yapıldığı kral tarafından Arşimet’e sorulur. Araştırma işleminin taca zarar vermeden yapılması istenir.Kuyumcu sahtekarlık yaparak içine değersiz madenler koymuş mudur? Arşimet o sıra hamamda soruyu düşünüyordu.Banyo teknesine oturduğu sırada, temknnenin üstünden akıp giden suyun miktarının bedeninin suya dalan bölümünün hacmine eşit olduğu dikkatinini çekti.Arşimet, tacını bütününü bir banyodaki suya daldırdıktan sonra, kaybettiği ağırlığa dikkat ederek çözümü buldu. Bu keşfinden dolayı Arşimet çok heyecanlanmış, “Onu buldum” anlamına gelen Yunanca “Eureka!”diye bağırarık çıplak şekilde Syracuse’nın caddelerinde koşmuştur.(Fizik, Seway s:400)
İÖ 287′de dolaylarında doğan Siracusalı Arkhimedes klasık çağların belki de en büyük bilim adamlarındandır. Mekanik biliminde efsanevi başarılar elde etmiş (” Bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir yer gösterin, dünyayıy yerinden oynatayım”), bir çember ile çapı arasındaki oranı gösteren pi değerini (3,142…) çok küçük bir hatayla ilk kez hesaplayan kişi olmuş, evnehih kaç kum tanesi alacağını-elbette, evrenin boyutlarının bilindiğini varsayarak-kestirmeye çalışmışır.
Yaşamıyla ilgili en çok bilinen öykülerden birinde, kralı ve koruyucusu 2. Hieron, ondan, işlediğinden kuşkulandığ ıbir suçu araştırması ister.Öykü (Vitruvius Pollio) tarafından şöyle anlatılır:
“Hieron,Arkhimedes’ten, kendisine verilen bir taç ya da çelengin, ona bir zarar vermeden, saf altın olup olmadığını, kuyumcunun sahtekarlık yaparak ona daha değenrsiz bir maden katıp katmadığını ortaya çıkarması istemişti.
Arşimet sorunu kafasında evirip çevirirken bir rastlantı sonucu hamamda bulunuyordu. Orada banyo teknesine oturduğu sırada, teknenin üstünden akıp giden suyun miktarının bedeninin suya dalan bölümünün hacmine eşit olduğu dikkatini çekti. Hemen sorunun çözüm yolunu gördü. bekleyemedi ve o heyecanla hamamdan dışarı fırladı. sokaklarda çırılçıplak evine doğru koşarken avazı çıktığı kadar aradığı şeyi bulduğunu haykırdı: Bir yandan koşuyor, bir yandan da durmadan Yunanca bağırıyordu: Eureka! Eureka! Buldum! Buldum!
(Bilimin Arka Yüzü, s: 215,-216)
Arşimet eve döndükten sonra kendi üzerinde denediği şeyi altın taçla da yaptı. Kuyumcunun bir miktar gümüş kattığı anlaşıldı ve zavallı kuyumcu idam edildi.
Siracusalı Arşimet “bana bir kaldıraç verin, bir de onu dayayacağım bir yer gösterin, dünyayı yerinden oynatayım” demişti.
İÖ 214 yılında Siracusa’yı Romalı general Marcellus denizden ve karadan kuşatmıştı. Arşimet, şimdi de bir kahraman olarak karşımıza çıkar. Roma donanması tam iki yıl boyunca körfezde tutmayı başarır.Tarihçi Plutarkhos şöyle anlatır:
” Romalılar saldırdığında böylesine büyük bir askeri güce ve böylesine şiddetli bir saldırıya karşı koymalarının olanaksız olduğunu düşünen Siracusa halkının dehşetten dili tutuldu. Ne var ki Arşimet hemen makinelerini kullanmaya başladı. Makineler, Roma kara güçlerine okları, mızrakları, koca koca taşları öyle inanılmaz bir gürültüyle ve hızla atmaya başladı ki, bunların önünde hiçbir şeyin ayakta kalması olanaklı değildi. Önlerine çıkan her şeyi yıkıp döktüler, saflar arasında korkunç bir kargaşaya yol açtılar.
Kentin deniz tarafında, surların üzerinden, Roma kadırgalarına olağanüstü bir hızla çarpıp onları hemen batırmak için gerekli şeylerle donatılmış kocaman kalaslar fırlatan muazzam makineler kuruldu: Turna kuşlarının gagalarına benzeyen demir çengellerle ya da kancalarla pruvasından yukarı çekilen, sonra da kıçları üzerine suya düşen gemiler denizin dibini boyladı. Halatlarla ve çengellerle kıyıya doğru çekilen birtakım gemiler ise hızla ilerleyip kent surlarının altında yükselen kayalara bindirdikten sonrada paramparça oldular, tayfaları da oracıkta can verdi
Sık sık bir gemi denizden alınıp yukarı kaldırıldı ve havada asılı kalıp fırıl fırıl dönüp durdu: manzara çok korkunçtu. Bu sırada insanlar sallantının şiddetiyle gemiden düştü; en sonunda da gemi, makeninin bırakmasıyla ya sulara çarpıp parçalandı ya da denize batıp gitti.
Marcellus’un sekiz kadırga üzerinde ileri sürdüğü, aynı adı taşıyan müzik aletine benzemesi nedeniyle Sambuka denilen makineye gelince, Arşimed, surlarda bir hayli uzak olduğu halde ona arka arkaya onar kiloluk üç kaya fırlattı; hepsi de büyük bir gürültüyle ve şiddetle çarptı ve makineyi parçalayıp darmadağın etti.
Marcellus, bu tehlike karşısında, kadırgalarını olabildiğince hızlı bir biçimde geri çekti, sonra.kara güçlerinin de aynı şekilde geri çekilmesi için emirler yolladı. Ardından savaş meclisini topladı. Mecliste, mümkünse ertesi sabah gün doğmadan surlara yaklaşma kararı alında. Çünkü böyle bir durumda Arşimet’in makinelerinin fırlattığı okların, mızrakların ve taşların, makineler çok güçlü olduğundan, başlarının üzerinden geçip gideceğini düşündüler. Ne var ki Arşimet, makinelerin bütün uzaklıklara göre ayarlayarak uzun zamandır kendisini buna hazırlamaktaydı. Ayrıca srlara delikler açtırmış ve buralara okları çok uzaklara fırlatmayan ama çok seri biçimde atan skorpionları( dev boyutlu mekanik yaylar) yerleştirmişti. Dolaysıyla, işlerin aslında hiç de düşündükleri gibi olmadığını bilmeyen Romalılar, surlara yaklaştıklarında, tepelerinden aşağı yağmur gibi boşanan bir kargı ve koca koca taş bulutuyla karşılandılar: Çünkü makineler bütün o şeyleri surların her noktasından fırlatıyordu. Bu, onları geri çekilmek zorunda bıraktı. Biraz uzaklaştıklarında bu kez geri dönüş yollarına daha büyük makineler ir attığı Siracusalılara herhangi bir karşılık verme fırsatı tanıdan gemilerine büyük hasar verdiği gibi savaşçılarına arasında da korkunç bir zayiata yol açan başka oklara hedef oldular. Çünkü Aşimet makinelerinin çoğunu surların hemen altına yerleştirmişti. Bu yüzden, görünmeyen bir düşmanın sürekli saldırısına maruz kalan Romalılar sanki Tanrılara karşı savaşıyor gibiydi.
Fakat marcelllus kendi atıcılarıyla ve mühendislerinin haline gülüyordu. “Niçin bu matematik Briareos’u ile savaşmaktan vazgeçmiyoruz?” diye soruyordu; “ kıyıya oturup alay edermişçesine denizden yaptığımız saldırıları utanç verici bir biçimde boşa çıkaran, bir defada bizim yüzümüzü birden vurarak yüz kollu masal devlerini bile geçen bu insanoğlu kim?”
Aslında geri kalan bütün Siracusalılar, Arşimet’in bataryasında bir gövdenin parçası gibiydiler. Her şeyi kendisi yönetiyordu. Bütün öteki silahlar bir kenarda duruyordu. Kentin tek saldırı ve savunma silahları Arşimet’inkilerdi. Romalılar sonunda öyle dehşete düştüler ki, surların üzerinden bir ipin ya da bir sopanın uzatıldığını gördüklerinde bile Arşimet’in bir makineyi kendilerine çevirdiğini haykırıp arkalarını dönerek kaçmaya başladılar. Bunu gören marcellus saldırarak ilerleme düşüncesinden vazgeçti ve her şeyi zamana bırakıp kuşatmayı ablukaya çevirdi.
Ancak Arşimet o denli derin kavrayışlı, o denli yüce gönüllü ve matematik bilgisi o denil çoktu ki, bu makineleri bulması ona insandan çok tanrılara özgü bilgiler bahşedilmiş bir insan ünvanı kazandırdı; ne var ki onun bunları yazılı olarak bırakmak gibi bir kaygısı hiç olamdı. Çünkü o bütünüyle mekanik üzerinde yoğunlaşmanın ve kamuya hizmet eden her sanatın değersiz ve iğrenç bir şey olduğunu düşünüyor, bir tek, yaşamın zorunlu kıldığı şeylerle hiçbir bağı olmayan ve yalnızca mantıksal doğrulukan ve kanıtlamadan doğan gerçek kusursuzluğu yakalayan kafa işlerinden zevk duyuyordu.
Fakat onunla ilgili olarak anlatılan bazı şeyleri de akıl almaz diye reddetmeye kalkmayacağız: Sürekli bir perinin, yani geometrinin büyüsü altında olduğu için ne yer içer ne de kendine bakarmış. Çoğu zaman hamama zorla götürürlermiş. Oradayken de küllerin üzerine geometrik şekiller çizer, yağlandığında parmağıyla bedenine çizgiler çekermiş. Duyduğu zihinsel haz onu bu denli kendinden geçirir, bilim onu böylesine coştururmuş. Birçok ilginç ve mükemmel buluşun yaratıcısı olduğu halde, arkadaşlarının, mezar taşına yalnızca içinde küre çizili bir silidir kazımalarını ve içerilen cismin hacminin içeren cismin hacmine oranını yazmalarını istediği söylenir. Kendisini ve Siracusa kentini Romalılar karşı korumak için elinden gelen herşeyi yapan Arkhimedes işte böyle biriydi.”
Roma donanması, Arşimet’in silahlarından uzak durarak üç yıllık bir kuşatmanın (ablukanın) ardındarn Siracusa düştü. Plutarkhos, dehanın ölümünü şöyle anlatır:
“Marcellus’u en fazla etkileyen Arşimet’in kötü yazgısı oldu: O sırada bir matematik problemi üzerinde çalışıyordu ve çizdiği şekle öyle dalmıştı ki ne Romalıların telaşlı seslerini duydu ne de kentin alındığını farketti. Bir asker ansızın odasına girip marcellus’a gitmek için kendisini izlemesini emretti. Fakat Arşimet çalıştığı problemi çözene kadar bunu yapmak istemedi.Asker öfkeyle kılıcını çekip onu öldürdü. Marcellus, onun ölümüne çok üzüldü. Dinsiz ve iğrenç biriymiş gibi onu öldüren askere yüz çevirdi: Arşimet’in akrabalarını aratıp buldurarak onlara değerli armağanlar verdi.”
Romalılar, Arşimet’in kendilerine ve rdiğidersten yarrarlmanamadılar.Birkaç yıl sonra Annibal’ın İkinci Pön Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından yüzyıllar boyunca zorlu bir düşmanla karşılaşmadılar En sonunda barbarların üstün askerlik bilgileri sonucunda imparatorluk çöktü
Romalıların askerlik becerileri İS 4. yüzyıla dek iyice zayıfladı; bununla birlikte güçlerinin doruğunda olduklarında bile Hunların ağır okları “dört nala giden atlarının üzerinden şaşmaz bir isabetle atan” okçularına dayanmakta güçlük çektiler. Herhalde Arşimet, Hunları takdir ederdi.”
“Aman aceleye getirme!” uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.
Kadının ilk cinsel ilişki`ye (koitus) karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?” Bu kadın ilk cinsel ilişkisin de büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır (zamansız eja-külasyon). Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.
Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.
Kadın bundan önce hiç cinsel ilişkide bulunmamışsa, onun bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımızın sıkışması gibi. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.
“İlk gece”de cinsel ilişki sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapmalıdırlar, ilk cinsel ilişki`nin heyecanı sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon sırasında daha az can acısı duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.
Buna rağmen genç kız, ilk cinsel ilişki çocukluktan kalan “iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir. Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen kadının ilk cinsel ilişki sırasındaki heyecan arasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Ãstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.
Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur. Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerinliği yüzünden tam ereksiyon olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.
Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.
Sımsıkı sarılmak, öpüşmek, okşamak, sevmek⦠Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak⦠Yapılması gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır: Bu ilk sevişme yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir.
Kadın ya da erkek ilk gece ile korku varsa öncesinde kulaktan dolma bilgilerle beyninizi iyice doldurmak yerine bir uzman yardımı almak her zaman için en iyi yöntem olacaktır. Aile büyükleri ya da en yakın arkadaşlardan bu konuda bilgilenmek, yapılabilecekler ya da olabilecek hakkında bilgi istemek utanılacak bir şey olmadığı gibi, ilk deneyim öncesi heyecanınızın azalmasına neden olacaktır. Hala kafanızda kuşku ya da korku varsa bunu aşmanın en güzel yanı ise partnerinizle konuşmak, mümkünse bu geceyi korkulardan arınıp birbirinize alışana kadar ertelemek olabilir. Unutulmaması gereken yaşanması gereken o ilk gecenin bir mecburiyet olmadığıdır.
İlk gece ilişkide bulunamamak, kanama olmaması veya kanamanın durmaması en sık karşılaştığımız problemlerdendir. Erkeklerde geçici iktidarsızlık olurken bayanlarda da vaginismus dediğimiz ilişkiye izin vermeme durumu olabilmektedir.
kaynak: bayanca.net
Doğum kontrol yöntemleri uygulanmasına rağmen gebelik oluşmasındaki iki temel nedenden birisi yöntemin başarısızlığı, diğeri ise kullanıcı hatasıdır.
Yöntemler başarılı olsa da kurallarına uyulmadan uygulandığında gebelik riski yükselir. Bu nedenle tipik kullanıma bağlı gebelik risklerini de bilmek yararlıdır.
Hangi yöntemi uyguluyor olursanız olun adet gecikmesi veya gebelik belirtileri varsa en kısa sürede doktorunuza başvurun.
Doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları özel bir formüle göre hesaplanır.
100 kadın bir yıl boyunca bir yöntem uyguladığında oluşan gebelik sayısı âPEARL indeksiâ olarak tanımlanır. Çeşitli doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları da bu formüle göre kıyaslanır.
| Yöntem | En Az Beklenen(%) | Tipik (%) |
| Korunmuyor | 85 | 85 |
| Doğum Kontrol Hapı | 0.1 | 3.0 |
| Spiral (Bakırlı) | 0.8 | 1.0 |
| Spiral (Hormonlu) | 2.0 | 2.0 |
| Norplant | 0.2 | 0.2 |
| Tüp Bağlanması | 0.2 | 0.4 |
| Vazektomi | 0.1 | 0.15 |
| Ãç Aylık Enjeksiyon | 0.3 | 0.3 |
| Spermisitler (Fitil) | 3.0 | 21 |
| Takvim | 9.0 | 20 |
| Geri Çekilme | 4.0 | 18 |
| Diyafram | 6.0 | 18 |
| Kondom | 2.0 | 12 |
kaynak: bayanca.net
Dünya sağlık örgütü takvim yöntemini kadının adet dönemi süresince gebe kalma olasılığının yüksek olduğu günleri belirleme ve bu günlerde ilişkiden kaçınarak gebeliğin önlenmesidir.
Modern yöntemlerin yaygınlaşmasından önce çiftlerin %25″i bu yöntemi tercih ederken günümüzde bu oran % 5″e kadar düşmüştür.
Etki mekanizması nasıldır?
Bu yöntem kadının hormonal dengesindeki değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkan vücut ısısı artışı, akıntı miktar ve şeklindeki artış, yumurtlama esnasında kadının ağrı duyması, adet düzeni belirli bir süre izlendikten sonra yumurtlama gününün tahmin edilmesi ile spermin dölleme yeteneğini koruma süresi de göz önüne alınarak cinsel ilişkiye ara vermek ya da ek bir korunma yöntemi uygulamak şeklindedir.
Etkinliği ne kadardır?
Bu yöntemin başarısızlık oranı oldukça yüksektir. Olağan çiftlerde başarısızlık %20″lere kadar çıkmaktadır.
Nasıl uygulanır?
Adet dönemlerinin uzunluğu en az 8 ay süreyle kaydedilmelidir.
En uzun dönemden 11 gün çıkartın
En kısa dönemden 18 gün çıkartın
Bu dönemlerde ya ilişkide bulunmayın ya da bir korunma yöntemi uygulayın.
Bir dönemin uzunluğu adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet döneminin ilk gününe kadar olan süredir.
Örneğin
En kısa adet dönemi 28 gün, en uzun dönemi 30 gün olan bir kadında;
28 -18 = 10 (en kısa dönem - 18)
30 -11 = 19 (en uzun dönem - 11)
gebe kalması açısından tehlikeli olan dönem adetin 10 - 19 günleri arasıdır.
Bu günleri hesaplamada aşağıdaki tablo kullanılabilir.
| En kısa dönem gün sayısı | İlk tehlikeli gün | En uzun dönem gün sayısı | Son tehlikeli gün |
| 21 | 3 | 21 | 10 |
| 22 | 4 | 22 | 11 |
| 23 | 5 | 23 | 12 |
| 24 | 6 | 24 | 13 |
| 25 | 7 | 25 | 14 |
| 26 | 8 | 26 | 15 |
| 27 | 9 | 27 | 16 |
| 28 | 10 | 28 | 17 |
| 29 | 11 | 29 | 18 |
| 30 | 12 | 30 | 19 |
| 31 | 13 | 31 | 20 |
| 32 | 14 | 32 | 21 |
| 33 | 15 | 33 | 22 |
| 34 | 16 | 34 | 23 |
| 35 | 17 | 35 | 24 |
Adet dönemlerinin uzunluğu çok değişkense ya da kişi düzensiz adet görüyorsa bu yöntem uygun değildir ve mutlaka hekim kontrolü gereklidir.
Yumurtlama anı ayrıca, kadının her gün sabah kalktığında herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmadan önce vücut sıcaklığını ölçmesi ya da her gün vajindan gelen akıntının kıvam ve miktarını değerlendirmesiyle de saptanabilir.
kaynak: bayanca.net
Dünya üzerinde yaklaşık 30 yıldır kullanımda olan doğum kontrol iğneleri üçer aylık (Depo Provera®) ve birer aylık enjeksiyon (Mesigyna®) şeklinde uygulanmak üzere iki ayrı şekilde bulunur ve ülkemizde ikisi de mevcuttur.
Bu iki yöntem de güvenilirlikleri doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıyla karşılaştırılacak kadar yüksektir ve aynen doğum kontrol hapları kullanımında olduğu gibi geri dönüşümlü olan korunma yöntemleridir.
Ãç aylık enjeksiyonlar içlerinde vücutta doğal bulunan progesteron hormonunun medroksiprogesteron asetat adlı sentetik depo türevini içerirlerken aylık enjeksiyonlarda progesterona ek olarak östrojen de bulunur.
Uygulanmaları
Ãç aylık iğneler onikişer haftalık aralıklarla, aylık iğneler ise dörder haftalık aralıklarla kalçadan veya koldan kas içine enjekte edilerek uygulanırlar. Ãç aylık iğnelerde bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla beş hafta, en az üç hafta olmalıdır.
Aylık iğnelerde ise bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla 33 gün, en az 23 gün olmalıdır. Aylık iğneler arası süre 23 günden daha az olduğunda adet düzensizliği ortaya çıkabilmektedir.
Bir enjeksiyondan diğerine geçen süre yukarıdaki süreleri aştığında yeni uygulama gebelik testi sonrası gerçekleştirilmelidir.
Hem üç aylık hem de aylık iğnelerde ilk uygulama doktor kontrolleri yapıldıktan ve iğne uygulanmasına bir sakınca olmadığı belirlendikten sonra adetin ilk 5 gününde gerçekleşir. Düşük veya kürtaj sonrasında ise ilk bir hafta içinde uygulanabilirler.
Doğum sonrasında emzirmeyenlerde ilk üç hafta içinde, emzirenlerde ise ilk altı hafta içinde ilk enjeksiyon uygulanmış olmalıdır.
Etki mekanizmaları
Ãç aylık iğneler ovulasyon (yumurtlama) sürecini devre dışı bırakarak etki ederlerken, aylık iğnelerde ek olarak bulunan östrojen ovulasyonu devredışı bırakmaya katkısı yanında düzenli olarak adet görülmesini sağlar..
Yan etkiler Adet kanaması değişiklikleri
Ãç aylık iğneler kadında belirgin adet kanaması değişikliklerine neden olurlar. Ãç aylık iğnelerin bir enjeksiyonu sonrasında bile kadınların %50″sinde amenore (adetin tümüyle kesilmesi) gözlenirken, dört enjeksiyon sonrası kadınların yaklaşık %75″i adet görmez. Ancak bu değişikliklerin menopoza girildiğine işaret etmediğinin ve kalıcı olmadığının bilinmesi önemlidir.
“Adetten kesilme” görülmeyen kadınlarda üç aylık iğneler sıklıkla lekelenme tarzında ara kanamalara neden olurlar. Bu durum da geçicidir ve şikayetlerin belirgin olduğu durumlarda doktor tarafından ek östrojen takviyesi verilmesiyle ara kanamalar düzeltilebilir.
Ãç aylık iğnelerin aksine aylık iğnelerde adet düzeni sıklıkla devam eder ve ortalama 28 günde bir adet kanaması görülür. Ancak aynen doğum kontrol haplarında olduğu gibi kullanımın ilk aylarında lekelenme tarzında ara kanamaları gözlenebilir.
Kilo değişiklikleri
Her kadın yaşın etkisine bağlı olarak her sene belli bir miktarda kilo alır. Doğum kontrol yöntemlerinin kilo üzerine etkileri değerlendirilirken bu gerçek gözönünde bulundurulmalıdır.
Çalışmalar, üç aylık iğnelerin bir yılda doğal olarak beklenen kilo alımı yanında ortalama 2.1 kilogram daha alındığını, bunun aylık iğnelerde yaklaşık 0.7 kilogram olduğunu (doğum kontrol haplarında 0.6 kg.) göstermektedir. Kilo alımının daha çok iştah artışına bağlı olduğu görülmektedir.
Psikolojik değişiklikler
Ãç aylık iğnelerin prospektüsünde yazılanın aksine çalışmalar bu iğnelerin ve aylık iğnelerin kadında depresyona neden olmadığını göstermektedir. Yüzde 5 kadında üç aylık iğne kullanımına bağlı olarak cinsel istekte azalma görülebilmektedir.
Doğum kontrol iğnelerinin diğer avantajları
Öncelikle her iki iğne de ovulasyonu (yumurtlamayı) devre dışı bırakması nedeniyle dismenore (sancılı adet görme), adet öncesi gerginlik, yumurtlama ağrısı gibi yumurtlamayla ilgili yakınmalarda tedavi edici özellikler göstermektedir. Yine endometriozis hastalığı olanlarda bu etki sayesinde hastalığa bağlı ağrıda gerileme gözlenir.
Doğum kontrol iğnelerinin adet kanamasını azaltıcı ve hatta yok edici etkileri demir eksikliğine bağlı anemi (kansızlık) riskinin de belirgin şekilde azalmasını sağlar.
Miyomları olan ve buna bağlı aşırı kanamaları olan kadınlarda üç aylık iğne uygulamaları kanamaların azalmasına ve böylece ameliyatla uterusun çıkarılma zorunluluğunun ortadan kalkmasına önemli katkılarda bulunabilmektedirler.
Doğum kontrol iğneleri yine yumurtlamayı devre dışı bırakmaları nedeniyle kadınlarda doğurganlık çağında sık görülen fonksiyonel (yumurtlama işlevinin yarıda kalmasından kaynaklanan) yumurtalık kistlerinin daha az görülmesini sağlarlar.
Doğum kontrol iğneleri endometrium (rahim iç tabakası) ve yumurtalık kanserinden koruyucu etkiler gösterirler. Ãç aylık iğnelerin meme kanseri riski üzerine bir etkisi yokken, aylık iğnelerde henüz devam etmekte olan çalışmalardan daha çok bu ilacın da meme kanseri riski üzerinde etkisinin olmadığı yönünde sonuçlar elde edilmektedir.
Ãç aylık iğnelerin doğum kontrol haplarının aksine kanın pıhtılaşma mekanizması üzerinde olumsuz etkisi olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle prospektüsünde farklı yazsa da üç aylık iğneler daha önceden damarsal bir hastalık geçirmiş olan ve bu nedenle doğum kontrol hapı kullanması sakıncalı olan kadınlarda da kullanılabilmektedir. Ancak aylık iğnelerin içinde östrojen bulunması ve östrojenin de kan pıhtılaşmasını artırıcı yöndeki muhtemel etkileri nedeniyle bu tür hastalarda kullanılması şu an için önerilmemektedir.
Ãç aylık iğnelerin yukarıdakilere ek olarak epilepsi hastalığı olanlarda nöbet sıklığını azaltıcı etkileri olduğu da gösterilmiştir.
Gebelikte yanlışlıkla uygulama
Gebelikte yanlışlıkla uygulandığında ne üç aylık ne de aylık iğnelerin bebekte anomali artışa neden olduğu yönünde bilimsel bir veri yoktur ve bu nedenle bu enjeksiyonların teratojen etkileri olmadığı kabul edilir.
Daha sonraki gebelikler üzerine etkileri
Doğum kontrol iğneleri kalıcı değişikliklere neden olmaz ve ilacın etkileri vücuttan tümüyle ortadan kalktıktan sonra ovulasyon ve böylece gebe kalabilirlik tümüyle geri döner. Bu geriye dönüş aylık iğnelerde son enjeksiyondan 30 ile 60 gün sonraki bir zaman diliminde gerçekleşirken, üç aylık iğnelerde 6 ile 18 ay gibi uzun olabilir. Bu nedenle yanlızca kısa bir süre korunmak isteyen kadınlar için üç aylık iğne uygun bir yöntem değildir.
Hangi durumlarda kullanılmazlar?
gebelik şüphesi veya varlığı
nedeni açıklanamayan vajinal kanama
üç aylık iğnelerde memekanseri, aylık iğnelerde meme, endometrium ve diğer östrojene bağlı geliştiği düşünülen kanser türleri
tüm ilaçlarda olduğu gibi ilacın içindeki etken maddeye ya da maddelere karşı allerji öyküsü
aylık iğneler daha önce ya da şuanda damar tıkanıklığı ile seyreden hastalığı olanlarda (kalp krizi, “inme”, derin ven trombozu gibi ve kronik karaciğer hastalığı olanlarda, ya da gebelikte veya doğum kontrol hapı kullanımında safra kanallarının tıkanmasına bağlı sarılık öyküsü olanlarda kullanılmazlar. Bu hastalıklar östrojene bağlı olarak geliştiğinden prospektüsünde farklı olarak belirtse de üç aylık iğneler bu durumlarda kullanılabilmektedirler.
Ãç aylık iğneler östrojen içermediklerinden kan lipidlerinde yükselme olan, migreni olan, kalp hastalığı olan, epilepsi ilacı kullanan, 35 yaşın üzerinde olup sigara içen, diabete bağlı damar hastalığı olan, lupus hastalığı olan kadınlarda da kullanılabilirler.
Ãç aylık iğneler yine östrojen içermediklerinden emzirme döneminde kullanıldıklarında sütü azaltmaz, bileşimini etkilemezler.
Özetle söylemek gerekirse
Ãç aylık iğnelerin en uygun kullanım alanları emzirme döneminde olan, kalp-damar ve karaciğer hastalıkları nedeniyle östrojen içerikli aylık iğne veya doğum kontrol hapları kullanamayan ve östrojen kullanımının sakıncalı olabileceği diğer bazı hastalıkları olan kadınlardır. Yine adet görmemeyi bir avantaj olarak gören kadınlar içinde üç aylık iğneler oldukça uygundur.
Aylık iğneler ise etki mekanizmaları ve yan etkileri olarak doğum kontrol haplarıyla oldukça benzeşen bir korunma yöntemi olmaları nedeniyle doğum kontrol hapı kullanımı açısından uygun bir aday olan, ancak günlük hap kullanımının verdiği sıkıntı ve unutma riski veya başka kişilere yakalanma korkusu nedeniyle doğum kontrol haplarını kullanmak istemeyen kadınlar için bir numaralı seçenek olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
kaynak: bayanca.net
Etrafında esnek bir halkası olan elastik, yumuşak lastikten üretilmiş “başlık”. Vaginaya yerleştirildiğinde, bir daire şeklini alır ve tam serviksin “girişini” kapatacak şekilde yerleşir. Daha kolay yerleştirilebilmesi için, halkanın etrafına ve tepesinin her iki tarafına spermisid sürülür. Servikal başlık şekil olarak diyaframa benzerdir, fakat biraz daha sivridir.
Nasıl etki eder
Serviksin girişi “kapatıldığı” için, spermler geçemez. Her zaman birlikte kullanılması gereken spermisid jel, spermi öldürür, ya da hareketsiz kılar. Serviksiniz için uygun ebatta olup olmadığını anlamak için ilk kullanımda doktor veya hemşire tarafından yerleştirilmesinde fayda vardır. En erken olarak, cinsel ilişkiden 6 saat önce yerleştirilmeli ve en erken olarak, cinsel ilişkiden 6-8 saat sonra (en geç 24 saat sonra) çıkartılmalıdır.
Başarı oranı
85%
Artıları
-Çok ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşılmaz
-Yerinde iken veya cinsel ilişki sırasında hissedilmez
-Yalnız gerekli olduğunda kullanılır.
Eksileri
-Yanınızda taşımak için biraz büyüktür (spermisid tüpü ile birlikte!)
-Reçete gereklidir
-Cinsel ilişkiden sonra 6-8 saat çıkartılmamalıdır .
-Cinsel ilişkide bulunduğunuz her seferinde kullanılmalıdır
-Cinsel ilişki sırasında yerinden çıkabilir
-Yerine yerleştirmesi karmaşık gelebilir
-Her cinsel ilişkiden önce spermisidin yenilenmesi gerekmektedir
-Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir
-Bazı kadınlar spermiside ve latekse karşı alerjiktirler.
kaynak: bayanca.net
Aslında, bu sorunun cevabı yoktur. Korunmak için pek çok alternatif vardır ve seçilecek yöntemin âkişiye özgüâ olması gerekir. Uygun yöntemi bulmak için bir jinekoloğa gidip danışmanız ve gerekirse genel bir muayeneden geçmeniz gerekebilir.
Muayene sonrası her kişiye uygun bir doğum kontrol yöntemi belirlenebileceği gibi, herkes için en uygun doğum kontrol hapı veya en uygun spiral çeşidi de yine bir kadın doğum uzmanı tarafından önerilip uygulanabilir.
Doğum kontrol yöntemi seçiminde kişinin yaşı, doğum yapıp yapmadığı, adetlerinin düzeni, alışkanlıkları, cinsel yaşantısı gibi pek çok faktör rol oynar. Bu nedenle âsizce en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?â sorusu yerine âbenim için en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?â sorusu daha uygun düşer. Bu soruya en doğru ve gerçekçi cevabı ise doktorunuzla birlikte, siz ve partneriniz ortaklaşa verebilir.
kaynak: bayanca.net
İlişki esnasında kondomun yırtılması, korunma uygulamadan ilişkide bulunulması gibi durumlarda uygulanır. En yaygın kullanım alanlarından biri de tecavüz vakalarında kadının gebe kalmasını engellemek içindir.
İki şekilde uygulanabilir: Yüksek dozlarda östrojen hormonu verilmesi ve spiral takılması. Uygulamanın ilişkiden sonraki ilk 72 saat tercihen ilk 24 saat içinde yapılması gerekir.
Yüksek doz östrojen ve spiral (RİA) rahim içinde oluşması muhtemel bir implantasyonu (döllenen yumurta hücresinin uterusa yerleşmesi) engellerler. Her iki yöntemde de endometrium özelliği bozularak implantasyona elverişsiz bir duruma gelir.
Uygulanması
İlişkiden sonraki ilk 72 saat içinde uzman doktor tarafından hangi yöntem kullanılacağına karar verilerek uygulanır.
Koruyuculuk oranı ilk saatlerde uygulandığı anda çok yüksektir ancak süre arttıkça oran düşer ve 72 saat sonrasında koruyuculuğu oldukça düşer.
Kimlerde uygulanması sakıncalıdır?
Acil kontrasepsiyon çok özel durumlarda uygulanması gereken bir yöntemdir ve alışkanlık haline getirilmemelidir. Yüksek doz östrojen uygulaması için doğum kontrol haplarında bahsedilen sakıncalı durumların çoğu, spiral (RİA) uygulaması için ise RIA uygulamasında bahsedilen sakıncaların tümü aynen geçerlidir.
Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları
Gerçekten istenmeyen ve oluşması durumunda sosyal ya da tıbbi problemler oluşturabilecek gebeliklerin önlenmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak koruyuculuğun %100 olmadığını bilmek gerekir.
Dezavantajları ve riskleri
Yüksek doz östrojen kullanımındaki kısa vadeli dezavantaj ve risklerin çoğu ile RİA kullanımı ile ilgili tüm dezavantaj ve riskler aynen geçerlidir.
Yan etkiler
Kullanılan östrojen normalin çok daha üstünde bir doz olduğundan bulantı ve kusma olasılığı daha yüksektir. Bunun dışında yüksek doz östrojen uygulaması ilk günlerde lekelenme yapabilir.
kaynak: bayanca.net
İlişki esnasında kondomun yırtılması, korunma uygulamadan ilişkide bulunulması gibi durumlarda uygulanır. En yaygın kullanım alanlarından biri de tecavüz vakalarında kadının gebe kalmasını engellemek içindir.
İki şekilde uygulanabilir: Yüksek dozlarda östrojen hormonu verilmesi ve spiral takılması. Uygulamanın ilişkiden sonraki ilk 72 saat tercihen ilk 24 saat içinde yapılması gerekir.
Yüksek doz östrojen ve spiral (RİA) rahim içinde oluşması muhtemel bir implantasyonu (döllenen yumurta hücresinin uterusa yerleşmesi) engellerler. Her iki yöntemde de endometrium özelliği bozularak implantasyona elverişsiz bir duruma gelir.
Uygulanması
İlişkiden sonraki ilk 72 saat içinde uzman doktor tarafından hangi yöntem kullanılacağına karar verilerek uygulanır.
Koruyuculuk oranı ilk saatlerde uygulandığı anda çok yüksektir ancak süre arttıkça oran düşer ve 72 saat sonrasında koruyuculuğu oldukça düşer.
Kimlerde uygulanması sakıncalıdır?
Acil kontrasepsiyon çok özel durumlarda uygulanması gereken bir yöntemdir ve alışkanlık haline getirilmemelidir. Yüksek doz östrojen uygulaması için doğum kontrol haplarında bahsedilen sakıncalı durumların çoğu, spiral (RİA) uygulaması için ise RIA uygulamasında bahsedilen sakıncaların tümü aynen geçerlidir.
Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları
Gerçekten istenmeyen ve oluşması durumunda sosyal ya da tıbbi problemler oluşturabilecek gebeliklerin önlenmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak koruyuculuğun %100 olmadığını bilmek gerekir.
Dezavantajları ve riskleri
Yüksek doz östrojen kullanımındaki kısa vadeli dezavantaj ve risklerin çoğu ile RİA kullanımı ile ilgili tüm dezavantaj ve riskler aynen geçerlidir.
Yan etkiler
Kullanılan östrojen normalin çok daha üstünde bir doz olduğundan bulantı ve kusma olasılığı daha yüksektir. Bunun dışında yüksek doz östrojen uygulaması ilk günlerde lekelenme yapabilir.
kaynak: bayanca.net
Lateks maddesinden üretilen, erkek cinsel organına takmaya uygun, içerisinde genellikle spermisit (sperm hücresini öldürücü) maddeler bulunan korunma araçlarıdır.
Ejakülasyon (boşalma) esnasında spermin kondom içinde hapsolarak kadın genital sistemine ulaşmasını engelleyerek etki eder.
Koruyuculuk oranı ve koruma süresi Kondomun koruyuculuk oranı ön planda uygulama şekline, ikinci planda kondomun kalitesine bağlıdır
Her ilişki esnasında yeni bir kondom kullanılmalı ve orgazm sonrası çıkarıldıktan sonra penis başında az miktarda da olsa sperm bulunabileceğinden penis kadının genital sisteminden uzak tutulmalıdır.
Kondom yanlızca “tehlikeli” günlerde uygulandığında koruyuculuk oranı düşer. Bu yüzden kadın siklusun hangi döneminde bulunursa bulunsan mutlaka her ilişkide kullanılmalıdır.
En sık yapılan hatalı uygulamalardan biri de cinsel ilişkiye kondomsuz başlanması ve hemen orgazm öncesi dönemde takılmasıdır. Bu durum istenmeyen gebeliklerin oluşmasına neden olabilir. Zira ejakulasyon olmasa bile erkekten salgılanan sıvılarda az miktarda da olsa sperm hücreleri bulunmaktadır.
Kurallara uygun olarak kullanıldığında başarı oranı %70 civarındadır. Spermisit maddeler içeren kondomların koruyuculuk oranları daha yüksektir.
Uygulanması
Cinsel ilişkiye geçmeden hemen önce erkek cinsel organına uygun bir şekilde takılır. Her kondom tek kullanımlıktır.
Kimlerde uygulanması sakıncalıdır
Kadında ya da erkekte lateks ve/veya kondomun içerdiği spermisit ajanlara karşı aşırı duyarlılık olması durumunda kullanılmamalıdır.
Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları
En büyük avantajı düzensiz cinsel yaşamı olan çiftler için en uygun korunma yöntemi olmasıdır. Ulaşılması kolaydır ve ucuzdur. Gebelikten koruması dışında AIDS ve Hepatit B ve C virüsü dahil tüm mikrobiyolojik etkenlerin cinsel ilişkide çiftin birinden diğerine bulaşmasını engeller. Bu özellik diğer korunma yöntemlerinin hiç birinde bulunmayan bir özelliktir.
Ayrıca antisperm (sperme karşı) antikorlarının oluşmasını önleyebilir. Bu özellik kadında eşinin spermlerine karşı antikor oluşumuna bağlı infertilite tedavisinde yararlı olabilir.
Dezavantajları ve riskleri
Uzun süre kondom kullanan çiftlerde psikolojik cinsel işlev bozuklukları yaratabileceği söylenmesine karşın bu duruma ender rastlanır.
İlişki esnasında prezervatifin yırtılma riski her zaman mevcuttur.
Yan etkiler
Bilinen bir yan etkisi yoktur.
Uyarılar
Kondomun seçimi çok önemlidir. Ãzerinde üretim tarihi ve son kullanma tarihi bulunan ve spermisit içeren kondomlar tercih edilmelidir.
Kondom kullanımında oluşan özel durumlar
Kondomun yırtılması
Uygun kullanımda çok ender görülür. Kondom yırtıldığında gebelik riski ve cinsel yolla bulaşan hastalık etkenlerine maruz kalma riski kondom kullanmamış olanlardaki kadar yüksektir. Acil kontrasepsiyon uygulanması ve gerekirse enfeksiyondan korunmak için tedavi görülmesi amacıyla doktora başvurulması önerilir.
Kondomun çıkartırken vajinada kalması
Bu durumda kadın ya da erkek dikkatli bir şekilde işaret ve orta parmaklarını vajinaya yavaşça sokup kondomu bulunduğu yerden çıkarmalıdır. Kondomun yırtılması esnasında ortaya çıkan riskler burada da geçerlidir.
kaynak: bayanca.net
Hemen hemen %100 korunma sağlayan bir yöntemdir. Kadın içinde erkek içinde uygulanabilir. Yöntemde kadınlar için tubal sterlizasyon ( tüplerin bağlanması ), erkekler için ise vasektomi ( üreme kanalının bağlanması )uygulanır.
Lokal anestezi ile uygulanır ve kolay bir işlemdir.
Uygulama
Ovulasyon (yumurtlama) döneminde yumurtalıkta
1. gelişen folikülden
2. salınan oositin (yumurta hücresi)
3. sperm hücresi tarafından döllendiği kanalcıklara
fallop tüpü adı verilir. Uterusun sağında ve solunda birer adet olmak üzere “boynuz şeklinde” iki adet fallop tüpü bulunur.
Sterilizasyon, fallop tüplerinin geçirgenliğinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulması işlemidir.
Tüplerin geçirgenliği yakma, bağlama ya da tüplerin etrafına halka takılması suretiyle bozulduğunda oosit ile sperm hiçbir şekilde karşılaşamadığından gebelik oluşmaz.
Bu yöntemle tüplerde ciddi hasar oluştuğundan tüplerin eski haline getirilmesi çok zordur.
Koruyuculuk oranı ve koruma süresi
Yöntemin koruyuculuk oranı %100″e yakın olmakla beraber uygulanan cerrahi işlemin niteliği (yakma veya bağlama gibi) ve bazı bireysel özellikler nedeniyle çok ender durumlarda gebelik oluşabilir.
Koruma süresi ömür boyudur.
Uygulanması
Uygulamaya geçmeden önce kadının ve eşinin imzalı onayı gerekir.
En sık uygulama şekli genel anestezi altında, laparoskopi yöntemiyle tüplerin yakılması şeklindedir.
Ameliyat öncesi gerekli ön incelemeler yapılır ve randevu verilir. Randevu sabahı bir şey yiyip içmeden hastaneye gelmek gereklidir. 30 dakikalık bir anestezi süresi içerisinde uygulanabilir. Genellikle geceyi hastanede geçirmek gerekmez.
Trokar adı verilen 5 mm çaplı çubuklar karna açılan delikten içeri sokulmakta ve tüp uygun yerden tutularak yakılmaktadır. Resimde yakılan bölgenin renginin beyazlaşması tüpe verilen hasarı göstermektedir.
Bu resimde de tüplere yakma işlemi yerine kesme-bağlama işlemi uygulanmıştır. Her iki yöntemde de sonuç aynı



