nedir

5 Mart 1951 yılında doğdu.

1973 yılında Ankara Üniversitesi”nden mezun oldu. Yüksek lisansını 1978 yılında Chicago Üniversitesinde, doktorasını da yine aynı üniversitede 1981 yılında tamamladı.

Profesör Dr. Yusuf Ziya Özcan, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı ODTÜ“de sosyologdur. Eylül 2003- Ağustos 2004 tarihleri arasında ODTÜ Sosyal Bilimler Fakültesi Başkanlığı görevini yürüttü.

Aynı zamanda Ankara merkezli düşünce araştırma kuruluşu olan U.S.A.K.“ın (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) Bilim Danışma Kurulu Başkanı UHP“nin (Uluslararası Hukuk Politika dergisi)Yazı Kurulu üyesi”dir.

Prof. Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN “Üniversiteye Giriş Yüksek Öğretim Reformu Araştırması” da hazırlamıştır.

2007 yılının Aralık ayında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül görev süresi dolan Prof. Dr. Erdoğan Teziç“in yerine yeni YÖK Başkanı olarak, Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan“ı atamıştır.

Yayınları

Aysu Başkaya, Christopher S. Wilson and Yusuf Ziya Özcan, “A Study in Re-establishing the Corporate Identity of a Post Office Institution with Gender-Related Differences in Perception of Space” Frtcoming in Journal of Architecture and Planning Research, 2004

Aysu Başkaya, Christopher S. Wilson and Yusuf Ziya Özcan, “Wayfinding in an Unfamiliar Environment: Different Spatial Settings of Two Polyclinics”, Fortcoming in Environment & Behavior, 2004

Yusuf Ziya Özcan, Sencer Ayata, Adnan Akçay, Özgür Arun Cemre Erciyes, Toplumsal Yapı, Refah Göstergeleri Toplumsal Raporlama, Sosyal Beşeri Bilimler Araştırma Ortak Komitesi, Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu, Bilimler Akademisi, T.C. Yüksek Öğretim Kurulu, Eylül 2003

(Book chapter), Kıvılcım Metin Özcan and Yusuf Ziya Özcan “Determinants of Private Savings in the Middle East and North Africa“ Forthcoming in Research in Middle East Economics (RMEE) Series, Vol 6,

Yusuf Ziya Ozcan and Kivilcim Metin Ozcan ,Measuring Poverty and Inequality in . Middle East Economic Association Journal: 2003 Proceedings, 2003

Yusuf Özcan, Şenay Üçdoğruk and Kıvılcım Metin Özcan, “Wage Differences by Gender, Wage and Self-Employment in Urban ”, Journal of Economic Cooperation (JEC), Vol. 24(1): 1-24, January 2003

Yusuf Ziya Özcan and Abdullah Koçak, “A need or a Status Symbol?: Use of Cellular Phones in ” European Journal of Communication, Vol. 18(2): 241-254, 2003

(Book chapter) Yusuf Ziya Özcan Özden Özbay, “Sosyolojide Yöntem” in İhsan Sezal (ed) Sosyolojiye Giriş, Ankara: Martı, 2002: 55-94.

Yusuf Ziya Özcan and Kivilcim Metin Özcan, “Determinants of Youth Smoking in , Substance Use and Misuse, Vol. 37(3), 313-336, 2002

(Published Report) Yusuf Ziya Özcan, Social Assessment of Tea, Hazelnuts, Sugar Beet and Tobacco Farmers, Agricultural Economic Research Institute (AERI), 2001,

(Book Chapter) Yusuf Ziya Özcan, “Ne Öğretmeli, Eğitmeli: Polis Akademisinde Müfredat Sorunu” (What To Teach, How To Train?: Curriculum Problem In The Turkish Police Academy), ’de Suç Polislik, Eds İbrahim Cerrah and Emin Semiz 2001:191-216

Johnson ,T, Harkness, J, Mohler, P, de Vijver, F. and Ozcan, Y.Z. “Respondent Cultural Orientations and Survey Participation: The Effects of Individualism and Collectivism 2000 Proceedings of the Section on Survey Research Methods. Alexandria, VA: American Statistical Association.

Yusuf Ziya Özcan, “Police and Politics in : Revisited” Indian Police Journal, Vol. XLVII. No.2-3 (September),2000

Yusuf Ziya Özcan and Recep Gültekin, “Police and Politics in ”, Web Journal of British Society of Criminology Proceedings Book III, 2000,

Ziya Özcan, “Determinants of Political Behavior in İstanbul, ”, Party Politics, Vol 6, No 4, pp. 505-515, 2000

Şenay Üçdoğruk, Kıvılcım Metin Özcan, Yusuf Ziya Özcan, “’de Gelişmişlik İndeksine Göre Seçilmiş İllerde Gelir Farklılıklarını Belirleyen Etmenler”, Ekonomik Yaklaşım, Cilt 1, Sayı 37, ss. 29-57, Yaz 2000

Recep Gültekin and Yusuf Ziya Özcan, “’de Polis Politika İlişkisi”, (Police-Politics Relationships in ), Polis Bilimleri Degisi, Cilt 1, Sayı 4 (Temmuz), 1999:69-93

Yusuf Ziya Özcan, “Siyasi Parti Tercihleri Belirleyen Etmenler: İstanbul Örneği”, (Determinants of Political Party Preferences: The Case of İstanbul), Toplum Bilim, No. 76, Bahar 1998: 188-212.

Yusuf Ziya Özcan, “İçgöçün Verileri ile İlgili Bazı Sorunlar” (Definition of Internal Migration and Quality of Migration Data), ’de İçgöç, Vakfı, 1998: 78-90. (Book chapter)

Yusuf Ziya Özcan, “Emniyet Genel Müdürlüğü Küçükleri Koruma Şubesinin Statü İmajının Değiştirilmesi”, Küçükleri Koruma Hizmetleri: Yönetici Semineri, E.G.M. Asayiş Daire Başkanlığı, Yayın No:3, Ankara: 1998: 124-128,

Yusuf Ziya Özcan, “Is Islam an Obstacle to Economic Development: Evidence to the Contrary and Some Methodological Considerations”, Intellectual Discourse. 1995, Vol. 3, No 1, pp. 1-22.

Yusuf Ziya Ozcan, “İslam Ekonomik Gelişmeye Engelmidir?: şıt Delil Bazı Metodolojik Düşünceler”, Journal of Islamic Studies (İslami Araştırmalar Dergisi), 1995, Vol. 8, No 1, pp. 1-.

Yusuf Ziya Özcan and Ali Cağlar, “Who Are The Future Elites? Socio‑economic Background of The Students At The Police Academy in ”, Policing and Society, International Journal of Research and Policy, Vol.3, No. 4, 1994, pp. 287-301.

Yusuf Ziya Özcan, “Mosques in : Quantitative Analysis”, Intellectual Discourse, 1994, Vol. 2, No 1, pp. 19-40.

Yusuf Ziya Özcan, “Muslims in Canada” [Book Review], Intellectual Discourse, 1994, Vol.2, No 1, pp. 91-94.

Yusuf Ziya Özcan and Ayse Gündüz, “Log Linear Models: An Application to Social Mobility Data of ”, M.E.T.U. Studies In Development, Vol. 18, No 4, 1991, pp. 453‑471.

Yusuf Ziya Özcan, Ali Cağlar and Recep Gültekin, “Polis Akademisi Ögrencilerinin Sosyo-Ekonomik Geçmişleri”, I.Ü. Fakültesi Dergisi, 1991, Dizi 3, Sayı 2, pp. 221-241.

Yusuf Ziya Özcan, “Ülkemizdeki Cami Sayıları Üzerine Sayısal Bir Inceleme”, Journal of Islamic Studies (İslami Arastirmalar Dergisi), 1990, Vol. 4, No 1, 1990, pp. 5-20.

Yusuf Ziya Özcan, “Occupational Structure and Social Mobility in , 1968″, METU Studies in Development, Vol.15, No 1‑2, 1988, pp.150-182.

Yusuf Ziya Özcan, “Occupational Attainment Process in ”, Journal of Human Sciences, Vol. VII, No 2, 1988, pp.103-132.

Yusuf Ziya Özcan, “The Educational Status Attainment Process, Male Urban Population 1968″, Journal of Human Sciences, Vol. II, No 1, 1983, pp. 59-78.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Kurtuluş Savaşı yıllarında Balıkesir Alacamescit”te direniş meşalesini yakarak silahlı mücadele ı alan 41 Bayrak Adam olarak anılan Kuvayı Milliyecilerdendir.

Üç kuşaktır Balıkesirli olan Yırcalı ailesi, Osmanlı’nın bir sancağı olan bugün Soma’ya bağlı Yırca köyünden Balıkesir’e yerleşir. Şükrü, nâmı diğer Yırcalızade Şükrü, İttihatçılar arasında önemli görevler üstlenir. Sonra Balıkesir’de Kuvayı Milliye Hareketinin de öncüleri arasında yer alır.

Samsun’a yol alırken, o 40 arkadaşı, işadamı Aydın Bolak’ın babası Mehmet Vehbi’nin başkanlığında Balıkesir’de 40 Bayrak Adam diye anılan bir eylem grubu kurar. Yunan’a şı kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti en büyük toplantılarından birini yine Balıkesir’de bu kişilerin öncülüğünde yapar.

Oğlu İbrahim Sıtkı Yırcalı DP”den 9., 10. 11. Dönem Balıkesir Milletvekilliği, Bakanlık ile Balıkesir Senatörlüğü yapmıştır.

Küçük oğlu Sırrı Yırcalı 1954-1960 yılları arasında Demokrat Parti”den iki dönem (10 11. dönem) Balıkesir milletvekili seçildi.

Yırcalı ailesi Balıkesir”in en ünlü ailelerindendir.


Kuvayi Milliye, Cumhuriyeti, Mustafa Kemal ’ü, onun önderliğinde milletini ’yi yeniden sahnesine çıkaran harekettir. Yunanlıların Ege Bölgesindeki bu işgallerini, Balıkesirli vatanseverler şimdiki Balıkesir Lisesi’nin bulunduğu binadaki “Okuma Yurdu“n da bir araya gelip işgalleri protesto etmişlerdir. 8 Mayıs 1919 günü Mehmet Vehbi Bey İzmir’in işgali sonrası yaşanan zulümden bahsettikten sonra;
“Bu faciaların Balıkesir’in başına gelmesi yakındır. Bu iş yazışma, protesto ile engellenemez. Yapılacak ilhak il fiilen reddetmek için ,bir Reddi-i İlhak heyeti kuralım. Bu cemiyete girmek her müslümanın borcudur.Bizim atacağımız her şun, Şark İslam aleminin ebedi kurtuluşuna ,yoksa maazallah ebedi esaretine sebep olacaktır.“
Alaca Mescit’te ki gizli toplantılar da Milli Mücadelenin temelleri atılmıştır.
Bu münasebetle, Alaca Mescit’te mücadeleyi başlatan 41 bayrak adamı Balıkesirliler 15 Mayıs 1919″da İzmir´in işgali üzerine, o günün Belediye Reisi Keçecizade Mehmet Emin Efendi’nin çağrısını, iliklerinde hissetiler…

Kimler vardır orada:
Karesi Mebusu Mehmet Vehbi bey,
Belediye Reisi Keçecizade Mehmet Emin bey,
Yırcalızade Şükrü Efendi,
Hasan Basri Çantay hoca diğerleri…
Her türlü ı almaya tam yetkili 41 bayrak adam…
Mehmet Vehbi Bolak bey başta olmak üzere,
Şehrin ileri gelenleri şimdiki Kuva-yi Milliye Müzesi’nin bulunduğu yerdeki Okuma Yurdu’nda toplanmışlar, yapılan toplantıda, hiçbir şeyin fayda etmeyeceği anlaşılmış Leblebici Raşit efendinin;
Düşmanı geri döndürecek kuvvet, namlunun ucundadır” sözleri olmuştur. İşte, kıvılcım bu cümleyle çakılmış, Kuva-yi Milliye ateşlenmiştir.

8 Mayıs 1919´da Alaca Mescit’te mevlit vesilesiyle toplananlar,
…dinledikleri mevlitten sonra, ilhakı red milli mücadeleye vermişlerdir. Ardından sürekli toplanılan Alaca Mescit’te ise silahlı mücadele ı alınmıştır.

Bu toplantıdan sonra 29 Mayıs 1919’da Yunanlılar Ayvalık’ın Cunda Adası’na asker çıınca, Kurtuluş Savaşı’nın ilk askerî cephesi Yarbay Ali (Çetinkaya) Bey komutasıyla burada açılır. Cunda Adası’na o yüzden “Alibey Adası” denilmiştir.

Okuma Yurdu, Alaca Mescit toplantıları Balıkesir kongreleri ile düşmanın bölgedeki işgallere şı ilk ciddi şuurlu hareket Balıkesirli sivil aydınlardan gelmiştir. Köylüsü kentlisi ile Balıkesirliler hiç bir yerden talimat almaksızın vatan müdafasına koşmuşlardır.

Beş kongre yaparak bir araya gelen Balıkesirliler 14 ay boyunca dört cephede Yunan orduları ile savaşarak, Balıkesir halkının milletinin işgal esareti kabul etmeyeceğini Dünya kamuoyuna duyurmuşlardır. Bütün bunlar, ilk kongrenin Balıkesir”de toplandığını, ilk şunun Balıkesir Ayvalık”ta, son şunun da, Bandırma”da atıldığını göstermektedir.

Ege’de kendi imkanları ile düşman işgaline son veren tek şehir Balıkesir”dir.
Milli Mücadelenin en önemli dönemlerinde Balıkesir de Hasan Basri Çantay tarafından çıılan Gazetesi Balıkesirliler‘in Kuva-yi Milliyeciler‘in yanında yer alan Anadolu insanini gür sesi olmuştur.

Mehmet Akif Ersoy’da ’in ilk sayısına gönderdiği yazıda:
Düşman sesi duymak istemezsen
Kardeş sesidir, uyan bu sesten;
Kalkınca görür ki aksam olmuş
Vaktiyle uyanmayan bu sesten

Dizeleri Balıkesir halkının milletinin işgal esareti kabul etmeyeceğini Dünyaya haykırışı olduğu gibi Balıkesirlilerin vatan müdafasına koşmalarına kıvılcım olmuştur.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

İbrahim Sıtkı Yırcalı 1908 tarihinde Balıkesir”de doğdu. Babası Kurtuluş Savaşı yıllarında Balıkesir Alacamescit”te direniş meşalesini yakarak silahlı mücadele ı alan 41 Bayrak Adam olarak anılan Kuvayı Milliyecilerden Yırcalızade Şükrü Efendi“dir. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi”ni bitirdi, Paris Hukuk Fakültesi”nde Doktorasını tamamladı.

Maliye Müfettişliği, Balıkesir Postası Gazetesi Sahipliği Başyazarlığı, Serbest avukatlık yaptı.

1945’te DP’nin kuruluşunda yer aldı. İbrahim Sıtkı Yırcalı ile kardeşi Sırrı Yırcalı 27 Mayıs 1960 İhtilali ile önce Yassıada’ya, oradan da Kayseri cezaevine gönderildi.

İbrahim Sıtkı Yırcalı, 27 Mayıs davaları sonuçlanıp af ile serbest kaldıktan sonra bu sefer AP’den senatör oldu.

İbrahim Sıtkı Yırcalı, Balıkesir’den Sorbon’a hukuk doktorası yapmak için giden ilk kişilerdendir.

9., 10. 11. Dönem Balıkesir Milletvekilliği, TBMM Başkanvekilliği, Cumhuriyet Senatosu Balıkesir Üyeliği ( Ekim 1975 - Eylül 1980) ile Gümrük Tekel, İşletmeler, İktisat Ticaret, Basın Yayın Turizm, Sanayi Bakanlıkları yaptı.

29 Aralık 1988 tarihinde vefat eden Yırcalı Evli 2 Çocuk babasıydı.

kardeşi Sırrı Yırcalı“da DP”den 10. 11. Dönem Balıkesir Milletvekilliği yapmıştır. Sırrı Yırcalı”nın oğlu Rona Yırcalı Balıkesir Sanayi Odası Başkanlığı yapmaktadır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Rona Yırcalı 1944 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokula Balıkesir’de başlar, babasının milletvekili olması ile beşinci sınıfı Ankara’da bitirir. 1956’da lise eğitimine Robert Kolej’de devam eder. Sınıf arkadaşları Bankacı İbrahim Betil, banka sahibi Hüsnü Özyeğin, Emin Karamehmet, Osman Berkmen, Servet Hanlıoğlu, Tansu Çiller, Ahmet Leventoğlu“dur. Alt üst sınıflardan Burhan Karaçam, Özer Çiller, Engin Cezzar, Gülriz Sururi vardır.

Robert Kolej’in ardından Miami Üniversitesi İşletme ünü bitirdi.

1972’den itibaren tam mesai ile aile şirketlerinde çalışmaya başlar. Bir yıl sonra da Atalar Mağazası’nın sahibi Atabey Atabek’in ı Nur Hanım’la evlenir. 1975 doğumlu Sırrı 1981 doğumlu Sinan isimlerinde iki çocuğu vardır.

Üç kuşaktır Balıkesirli olan Yırcalı ailesi, Osmanlı’nın bir sancağı olan bugün Soma’ya bağlı Yırca köyünden Balıkesir’e yerleşir. Büyükbabası Şükrü, nâmı diğer Yırcalızade Şükrü Efendi, İttihatçılar arasında önemli görevler üstlenir. Sonra Balıkesir’de Kuvayı Milliye Hareketinin de öncüleri arasında yer alır.

Samsun’a yol alırken, o 40 arkadaşı, işadamı Aydın Bolak’ın babası Mehmet Vehbi’nin başkanlığında Balıkesir’de 40 Bayrak Adam diye anılan bir eylem grubu kurar. Yunan’a şı kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti en büyük toplantılarından birini yine Balıkesir’de bu kişilerin öncülüğünde yapar.

Anne tarafından dedesi Muharrem Hasbi Koray da (Balıkesir’in ilk un sanayicisi İsveç’in Buhler makinalarını ’ye ilk getiren kişi) daha sonra kurulacak Demokrat Parti’nin kurucularından birisi olacaktır. Ayrıca 1945’te DP’nin kuruluşunda amcası İbrahim Sıtkı Yırcalı da yer almıştır. Babası Sırrı Bey’in 1954 seçimlerinde yine DP’den Meclise girmiştir. Amcası İbrahim Sıtkı Yırcalı ile babası Sırrı Yırcalı 27 Mayıs 1960 İhtilali ile önce Yassıada’ya, oradan da Kayseri cezaevine gönderildi. 1960 İhtilali’nde de şirketleri yedd-i eminlerin teftişinden geçen, paralarına el konan annesi Müşerref Hanım’ın bu hesaplardan ayda ancak iki bin lira çekebilmesine izin verilmiştir.

İbrahim Sıtkı Yırcalı, Balıkesir’den Sorbon’a hukuk doktorası yapmak için giden ilk kişilerden birisidir. Dede Yırcalızade Şükrü, 1930’a kadar ticaretle uğraşır, ama 1929 krizinde işleri bozulur. Böyle olunca Sıtkı Melahat’tan sonra üçüncü çocuğu olan Rona’nın babası Sırrı Bey’i yurtdışına eğitime gönderemez, yurtiçinde okutur. O da okuldan sonra kayınpederi ile birlikte un işine devam eder. Ardından 1951’de madencilik işine girer. Bor, demir işi yaparlar. (1979’da Bülent Ecevit başbakan, Deniz Baykal enerji bakanı iken bu madenler devletleştirilince, Yırcalı ailesi bu alandaki faaliyetlerini azaltır.)

Sırrı Yırcalı, bor madenini bulan kişilerden birisidir. Bugün Mortaş adıyla bir şirket çatısının altında toplanan yem, gıda, tekstil son olarak da rüzgar enerjisi üretecek bir çok şirketi bulunan grubun temelleri işte o zaman atılır. Yırcalızadeler, Best Balıkesir Elektro Mekanik Sanayi, Balyem, Yersa Sentetik Dokuma, Yırcalı Un ile İstanbul’daki The Marmara Oteli’nin işletmecisi İstanbul Otelcilik’te de hissedardır.

Sırrı Müşerref (Koray)’ın iki çocuğundan büyüğü olan (diğeri 1950 doğumlu Demet Egeli) Rona Yırcalı daha küçüklüğünden başlayarak, aile şirketlerinde iş na atılır. Ankara’da, Genelkurmay Plan Prensipler Dairesi’nde askerliğini yaparken bile hafta sonları çalışma ndan uzak kalamayacaktır. Amcası İbrahim Sıtkı Yırcalı, 27 Mayıs davaları sonuçlanıp af ile serbest kaldıktan sonra bu sefer AP’den senatör olur. İbrahim Sıtkı Yırcalı”yı, Eylül İhtilali bu sefer de Meclis’te yakalar.

Halen; Balıkesir Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı, Dünya Odaları Federasyonu Başkanlığı, Milletlerarası Ticaret OdasıYönetim Kurulu Üyeliği, Milletlerarası Ticaret Odası Milli Komite Başkanlığı, Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı TEV Mütevelli Heyeti Üyeliği, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu İcra Kurulu Başkanlığı (DEİK) Yönetim Kurulu Üyeliği, İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği, Erozyonla Mücadele Mütevelli Heyeti Üyeliği Ağaçlandırma Vakfı (TEMA) Denetçiliği, Sanayici İşadamları Derneği Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığı, Ege Sanayici İşadamları Derneği Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği, -Amerikan İş Konseyi Üyeliği, Odalar Birliği Sanayi Konseyi Üyeliği yapmaktadır. Geçmişte Odalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı, Milletlerarası Ticaret Odası Finans Komite Üyeliği ile Yapı Kredi Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Ahmet Sırrı Yırcalı 1919 yılında Balıkesir”de doğdu. İsmi ailesi Balıkesir ile özdeşleşmiştir. Babası Kurtuluş Savaşı yıllarında Balıkesir Alacamescit”te direniş meşalesini yakarak silahlı mücadele ı alan 41 Bayrak Adam olarak anılan Kuvayı Milliyecilerden Yırcalızade Şükrü Efendi“dir.

İlk orta öğrenimini Balıkesir”de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi“nden mezun olan Sırrı Yırcalı, 1954-1960 yılları arasında Demokrat Parti“den iki dönem (10 11. dönem) Balıkesir milletvekili seçildi. O dönemde bor madenciliği işine de girmiş, ancak oynadığı rol daha sonra tartışmalara olmuştur.

Balıkesir”de 55 yıldır gelir vergisi rekortmenliğini kimseye bırakmayan Yırcalı, BEST (Balıkesir Elektromekanik Sanayi Tesisleri A.Ş), Yersa Sentetik Sanayi, Balıkesir Yem Sanayii Mortaş Madencilik gibi şirketlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda şirketin yönetim kurulu başkanlığını yapıyordu. Balıkesir Sanayi Odası Başkanlığı da yapmış, eğitim kurumları da kurmuştur. 30 Mayıs 2005 tarihinde İstanbul”da gördüğü hastanede vefat etmiştir.

Yırcalı için ”nde düzenlenen cenaze törenine, ailesi yakınlarının yanı sıra TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Balıkesir Valisi Atıl Üzelgün, Belediye Başkanı Sabri Uğur, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Hacıoğlu, Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, AK Parti Balıkesir Milletvekili TBMM Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanı İsmail Özgün, sanayiciler, işadamları kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı. Sırrı Yırcalı”nın cenazesi, kılınan namazın ardından Başçeşme Mezarlığı”ndaki aile kabristanına defnedildi.

kardeşi İbrahim Sıtkı Yırcalı DP”den 9., 10. 11. Dönem Balıkesir Milletvekilliği ile Balıkesir Senatörlüğü yapmıştır.

Sırrı Yırcalı”nın oğlu Rona Yırcalı Balıkesir Sanayi Odası Başkanlığı yapmaktadır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Ahî Evren”in yla ilgili son yıllarda yapılan araştırmalar, onun kişiliği üzerindeki sis perdelerini dağıtmış hayatı hakkında daha geniş bilgilere ulaşılmasını sağlamıştır(1).

Ahî Evren”in tam adı Şeyh Nasreddin Mahmut el-Hoyî“dir. Hoyî nispetinden de anlaşılacağı gibi, Ahî Evren aslen Azerî Türklerinden olup, Azerbaycan”ın Hoy kasabasındandır. Ahî Evren”in tahminî olarak Hicri 567 (Miladi 1175)”de Hoy”da doğduğu 93 yıl yaşadığı, büyük bir ihtimalle Türkmenlerin devrin Selçuklu sultanına şı başlattıkları Kırşehir isyanında öldürüldüğü ifade edilmektedir(2).

Ahî Evren lakabı ile meşhur olan Şeyh Nasreddin Mahmut el Hoyî”nin çocukluğu ilk eğitim dönemi, memleketi olan Azerbaycan”da geçtikten sonra, Horasan”a giderek Fahrettin Razî“nin eğitim halkasına katılır ondan feyz alır. Fahrettin Razî”nin büyük kelâm âlimi olması, Şeyh Nasreddin Mahmud”un da eğitim halkasında Şer”i ilimleri öğrendiğini ortaya koymaktadır. İlk tasavvufî terbiyesini Horasan Maveraunnehir”de Yesevî dervişlerinden alır. Zaten adı geçen yerlerde Yesevî tarikatı yaygındır(3).

Horasan”daki tasavvufî düşünceden feyz alması onun Horasanlı oluşu, yetiştiği ortam dolayısıyla, düşüncesinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur(4). Daha sonra Hac seyahati için memleketinden ayrıldığı bu seyahat esnasında Şeyh Evhad”ud- Kirmanî ile tanıştığı ona murîd olduğu bilinmektedir.

Ahî Evren, şeyhi olan Evhad”ud- Kirmanî”nin ı Fatma ile evlenerek aynı zamanda damadı olmuştur. Ahî Evren kayınpederi şeyhi olan Kirmanî ile beraber Abbasî Halifesi Nasır Lidinillah tarafından Anadolu”ya gönderilmiştir(5).

Anadolu”ya gelen Ahî Evren ilk önce Kayseri”ye yerleşmiş burada bir debbağlık atölyesi kurmuş, Şeyhi ile beraber Anadolu”nun şehir, kasaba köylerini dolaşarak Ahîlik anlayışının yayılmasına teşkilatlanmasına öncülük etmiştir(6).

Ahî Evren devrin Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubat tarafından sevilmiş sultana yakın olmuştur. Bu devirde tarikat pirlerinin, siyasî faaliyetlere iştirak ettikleri, hatta bazen sultanların üzerlerindeki nüfûzlarının hissedildiği bilinen bir gerçektir(7).

Ahî Evren, Mürşidu”l-Kifaye Yezdân Şınaht isimli eserlerini Konya”da sultan Alaaddin Keykubad“a sunmuş onun isteği ile İbn Sîna“nın “Risale fi”n-Nefs”in Natıka” isimli eserini Farsça”ya çevirmiştir. Sultanın oğlu tarafından (II. Gıyaseddin) zehirlenerek öldürülmesinden sonra, Ahî Evren”in devrin sultanı ile münasebeti azalmıştır. Çünkü, devrin sultanı II. Gıyaseddin”e şı komplo hazırlamakta olan sadrazam Sadettin tarafından kurulan bir teşkilata etmekle suçlanan Ahî Evren birçok Ahî tutuklanarak, işkencelere maruz kalmışlardır. Aslında Ahîler II. Gıyaseddin”e şı oldukları gibi, Ahî dostu olan Kemalettin Kamyar”ı öldürten Sadettin ”e de şı idiler.

II. Gıyaseddin”in ölümü üzerine yerine geçen oğlu II. İzzeddin Keykavus, babası zamanında tutuklanan Ahî Türkmenleri serbest bırakmıştır. Beş sene tutuklu kalan Ahî Evren de serbest bırakılmış Denizli”ye gitmesine müsaade edilmiştir. Menakıb-nâmelere göre burada bahçıvanlık yapmış, Denizli”de belirli bir müddet kaldıktan sonra yerine talebesi müridi olan Ahî Sinan”ı halife bırakarak Konya”ya dönmüştür.

Ahî Evren”in Konya”ya dönüşü özellikle Mevlevîler tarafından hoş şılanmamış, Moğol yönetimini benimseyen Mevlevîlerle Ahîler arasında çekişmelerin yeniden şiddetlenmesine zemin oluşturmuştur. Mevlevîlerle Ahîlerin arasında cereyan eden çekişmenin bir diğer sebebi de; Türkmenlerin, devlet yönetiminde bulunan Fars unsuruna şı çıkmaları yönetimi ele geçirme arzusundan kaynaklandığı ifade edilmektedir(8).

Mevlevîlerin Moğol yanlısı bir tavır takınmaları Ahîlerle olan çekişme mücadeleleri Mevlânâ”nın şeyhi Şems-i Tebrizî”nin öldürülmesine kadar devam etmiş, Şems-i Tebrizi”nin öldürülmesi üzerine Ahî Evren Hz. Mevlânâ”nın oğlu Ala”ud- Çelebi ile beraber Kırşehir”e gidip oraya yerleşmiştir(9).

Bir kısım Ahî ileri gelenleri de Moğol baskısının ulaşamadığı uçlara gitmişlerdir ki, bunlar ileride Osmanlı Beyliğinin kuruluşunda önemli rol oynayacaklardır.

Başta Ahî Evren olmak üzere bütün Ahî müritleri diğer Türkmenlerle birlikte putperest Moğol istilasına Moğol yönetimini benimseyenlere şı direnmişlerdir. Özellikle Kayseri şehrinde olan Ahîler bu direnişlere öncülük etmişler, fakat ihanete uğramaları neticesinde kılıçtan geçirilmişlerdir. Ahî Evren”in o sırada tutuklu oluşu katliamdan kurtulmasını sağlamıştır(10).

II. İzzeddin Keykavus ile IV. Rukneddin Kılıçaslan arasında cereyan eden saltanat kavgası Moğolların Kılıçaslan”ı desteklemesi sonucu, Kılıçaslan tahta oturmuş, bunun üzerine II. İzzeddin Keykavus”u tutan Ahî Türkmen ileri gelenleri tekrar katliama tâbi tutulmuşlardır. Bu arada Kırşehir Emirliğine Nureddin Caca tayin edilmiştir.

Kırşehir”de ikâmet etmekte olan Ahî Evren diğer büyükler, bu tayine şı çıkarlar ayaklanırlar. Ankara, Aksaray, Çankırı, Uçlarda isyanlar başlar en büyük isyan direniş Kırşehir”de olur. Kırşehir üzerine asker sevk edilir isyan edenler kılıçtan geçirilir. Bu isyanda Ahî Evren Mevlâna”nın oğlu Alaaddin Çelebi de muhtemelen öldürülmüşlerdir. 1261 yılına rastlayan bu hadise ile Ahî Evren”in hayatı son bulmuş, fakat fikirleri uzun yıllar varlığını korumuştur. Ahîlik anlayışı Osmanlı”nın sosyal hayatı vasıtasıyla günümüze kadar ulaşmıştır.

DİPNOTLAR
1) Bayram, M., “Ahî Evren ?”, Kültürü Dergisi, Sayı. 191, Ankara, 1978, s. 18-20.
2) Bayram, M., “Ahî Evren”in Öldürülmesi Ölüm Tarihinin Tesbiti” İ.Ü. E.F. Enstitüsü Dergisi, Sayı , İstanbul, 1982, s. 534.
3) Ahmet-î Yesevî, “Divan-ı Hikmet”ten Seçmeler”, (Haz. K. Eraslan) Ankara, 1983, s. 27.
4) Şapolya, E.B., a.g.e., 1964, s. 27.
5) “ Ansiklopedisi”, a.g.e., Cilt II., s. 516.
6) Bayram, M., a.g.e., 1978, s. 24.
7) Köprülü, M.F., a.g.e., 1976, s. 195-198.
8) Bayram, M., a.g.e., 1978, s. 25.
9) A.g.e., s. 522.
10) Bayram, M., “Anadolu Selçukluları Devrinde, Anadolu Bacıları Örgütünün Kurucusu Fatma Bacı ?”, Belleten, Sayı 180, Ankara, 1981, s. 465.

AHİ EVREN”İN FİKİRLERİ

Ahî Evren olarak meşhur olan Şeyh Nasireddin Mahmut el-Hoyî, ilk eğitimini Yesevî tarikatının yaygın bir şekilde bulunduğu Azerbaycan”da almış daha sonra ünlü İslâm âlimi Fahrettin Razi”nin eğitim halkasına katılarak ondan ders almıştır. Kayınpederi ile birlikte fütüvvet anlayışını Anadolu”da yaymak için Abbasi Halifesi Nasır”ın elçiliğini de yapmıştır. Buradan hareketle Ahî Evren”in fikirlerinin oluşmasında etkin rol oynayan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

- Yesevî Tarikatı
- Fahrettin Razi”nin tedris halkası
- Kayınpederi Evhad”ud- Kirmani
- Fütüvvet Anlayışı.

Ahî Evren”in yaşam biçimini etkileyen faktörler bu etkiyle oluşan, kendisini pir kabul edenleri derinden etki altına alan fikirleri fikirlerinin pratiğe dönüşümleri Ahîliğin anlaşılmasında önemli yer tutar. Bu fikirler iki kısımda incelenebilir:

1. Sanatkârlık
2. Cihat

Ahî Evren”e göre Ahîliğe girenlerin bir sanata sahip olmaları gerekir. Çünkü Ahî helal kazanmakla görevlidir. Helal kazanmanın yolu kişinin kendi emeği ile geçinebileceği bir mesleğe sahip olmasından geçer. Ayrıca, zengin olan başkasına daha çok hizmet edebilir. Ahî Evren”e göre Ahî olan aynı zamanda cihat idealine de sahip olmalıdır. Çünkü, cihat ”an”da farz kılınmıştır.

Ahî Evren iki ana başlık altında toplanabilen fikirlerini, Ahmet Yesevî gibi, halkın anlayacağı bir dille anlatmış yaymıştır. Esasında o eser yazacak kadar âlimdir. Ancak, Ahî Evren pratik hayata ağırlık vermiştir. Onun bu yaklaşımı, fikirlerinin Anadolu”da çabuk yayılmasına sebep olmuştur. Ahî Evren Sünni, Şafiî Ehl-i Sünnet çerçevesinde olan tarikat anlayışına sahip oluşu kesinlik kazanmış bulunmaktadır(1). Fıkıhta Şafiî mezhebine mensup olan Ahi Evren, müridlerine ”an Sünnet doğrultusunda fikirler telkin etmiştir.

Ahîlerin hayatları yaşayışları incelendiğinde bu fikirlerin varlığı her zaman görülür. Ahîler, pirlerinin telkin ettiği ”an Sünnet hükümleri gereğ yaşamışlar çevrelerindeki kişilerle bu fikirler doğrultusunda ilişkide bulunmuşlardır.

DİPNOT
1) Bayram, M., “Baba İshak Harekatının Gerçek Sebebi Ahî Evren ile İlgisi”, Diyanet Dergisi, Cilt 18, Ankara, 1979, s. 78.

AHİ EVREN”İN ESERLERİ

Ahî Evren”e ait olduğu belirlenen eserler incelendiğinde, onun î ilimlere vakıf olduğu ortaya çı. Ahî Evren”in eserleri şunlardır(1).

1. Metâliu”l-İman
2. Menahic-i Seyfî
3. Tabsiratu”l-Mübtedi Tezkiretü”l-Müntehi
4. Yezdân-Şinaht
5. Murşidu”l-Kifaye
6. Ağaz u Encam
7. Medh-i fakr u Zemm-i Dünya
8. Risale-i Arş
9. Mukâtebat Beyne Sadruddin Konevî
10. Cihat-Nâme
Bu eserlerden “Menahic-i Seyfî”, bir ilmihal kitabıdır(2).

DİPNOTLAR
1) Bayram, M., a.g.e., 1978, s. 21.
2) Bayram, M., a.g.e., 1979, s. 78.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Vural Savaş, 1 Ağustos 1938″de Antalya”da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi”nden 1969 yılında mezun olduktan sonra, Ankara Hakim Adayı olarak mesleğe başlayan Savaş, sırasıyla Aralık Gülnar Hakimliği ile Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulundu.

7 Kasım 1987 tarihinde Yargıtay Üyeliğine seçilen Vural Savaş, Birinci Ceza Dairesi Üyesi iken, Yargıtay Büyük Genel Kurulu”nca 24 Aralık 1996″da yapılan seçimlerde en çok ikinci oyu alarak (93) Mater Kaban”ın (101 oy) ardından beş aday arasına girdi. Savaş, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından 17 Ocak 1997″de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı“na seçildi.

Savaş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevi süresince “laiklikten ödün vermez tutumu” ile ndı. Vural Savaş, 21 Mayıs 1997 tarihinde Refah Partisi”nin (RP) temelli kapatılması için Anayasa Mahkemesi”ne başvurdu. Prof. Dr. Necmettin Erbakan“ın genel başkanı olduğu RP, 16 Ocak 1998 tarihinde kapatıldı. Savaş, 7 Mayıs 1999 tarihinde de Fazilet Partisi (FP) hakkında kapatma davası açtı parti kapatıldı.

Vural Savaş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı”ndaki 4 yıllık görev süresini 21 Ocak 2001 tarihinde tamamladı.

Savaş, Yargıtay Genel Kurulu”nun 18 Aralık 2000 tarihindeki aday belirleme seçiminde 153 oy aldı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, aynı gün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı”na, Yargıtay”daki seçimde 104 oy alarak ikinci aday olan 11. Ceza Dairesi Başkanı Sabih Kanadoğlu“nu seçti.

Savaş, 19 Aralık 2000 tarihinde, görev süresinin sona ermesinden sonra emekli oldu.

Evli üç çocuk babasıdır.

Kitapları
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Yorumu (1995)
Refah Partisi İddianamesi (1997)
Ceza Kanunu Yorumu (1999)
Militan Demokrasi (2000)
Militan çülük (2001)
Satılmışların Ekonomisi (2002)
Güldeste Etkilendiğim Şiirler (2003)
”ün Kemiklerini Sızlatan Parti: CHP (2003)
Cumhuriyeti Çökerken (2004)
Emperyalizmin Uşakları (2005)
Dip Dalgası (2006)
Vatanın Bağrına Düşman Dayamış Hançerini (2007)
CHP”nin Gerçek Yüzü (2007)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1978 yılında İstanbul”da doğdu. Meyra”nın müziğe olan yeteneğini 9 yaşındayken ünlü bestekar Avni Anıl keşfetti. Bunun üzerine, Meyra 10 yaşında İTÜ Müziği Devlet Konservatuarı“nda 8 sene sürecek olan akademik müzik eğitimine başladı. Lise yıllarında bazı sanatçılara vokal yaparak kariyerinde ki ilk adımlarını atan Meyra, 18 yaşında yaptığı “Nurtopu” albümü ile müzik sektörüne lı bir giriş yaptı büyük kitlelere ulaşmayı başardı.

Meyra, ilk albümünden sonra Amerika“da yaşadığı 5 yıl süresince müzik kariyerine New World School of The Arts“ta akademik opera eğitimiyle devam etti. Lirik soprano sesini profesyonel bir arya yorumcusu olarak geliştirmeyi başaran Meyra, aldığı müzik ile yetinmeyerek burada ki stüdyolarda Amerikalı müzisyenlerle çalışarak çok İngilizce şarkılar ortaya çıkardı. Özellikle, “Only when I Breath” isimli şarkısı gösterdiği performans ile Arif Mardin“in de dikkatini çekmeyi başardı.

Meyra

2003 yılında ”ye dönüş yapan Meyra, Müzik Direktörlüğünü Ozan Çolakoğlu“nun üstlendiği, Sezen Aksu, Aysel Gürel, Ümit Sayın, Zeynep Talu gibi müzik dünyasının lı isimlerinin imzasının yer aldığı; Özgür Buldum, Volga Tamöz, Aytuğ Yargıç Alper Erinç”in de muhteşem aranjeleri ile fark yarattığı Başka Bir isimli yeni albümü ile yeniden müzikseverlere merhaba demenin heyecanını yaşıyor.

Uzun yıllar Amerika”da yaşamanın avantajlarını müziğine yansıttığına inanan Meyra, güçlü yorumculuğunun yanı sıra bu kez söz yazarı besteci olarak kendi şarkılarını görücüye çııyor. Albümde sözü müziği Meyra”ya ait tam 4 şarkı yer alıyor. Meyra; Albinoni”nin 1600″lü yıllarda yarattığı “Adagio” adlı klasik eserini de opera -şan tekniğiyle çe İtalyanca olarak yorumluyor.

Meyra

Ajda Pekkan“ın Sana ne Kime ne adlı klasik parçası da yeni düzenlemesi Meyra”nın özgün yorumuyla albümde dikkat çeken cover şarkılar arasında yer alıyor.

Meyra

Meyra

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1967 Yılında Edremit-Balıkesir’de doğdu.

1987 Trakya Üniversitesi Çanakkale Meslek Yüksek Okulu Seramik ü, Çanakkale 1991 Anadolu Üniversitesi Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu Seramik ü, 1993 Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Master ı, 2003 Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doktora ını tamamladı.

Sanatçı halen Anadolu Üniversitesi Sanatlar Fakültesi ünde Ögretim Görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

ÖDÜLLERİ:

1991 2. Testi Seramik Yarışması, ikincilik Ödülü İzmir
1991 2. Testi Seramik Yarışması Mansiyon,İzmir
2004 65.Devlet Seramik Yarışması Başarı Ödülü, Ankara

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1976 yılında İstanbul’ da doğdu.

1998 yılında Anadolu Üniversitesi Sanatlar Fakültesi Seramik ü”nden mezun oldu. 2003 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Seramik Yüksek Lisans ını tamamladı.

Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sanatta Yeterlilik ına devam eden Semih Kaplan halen Anadolu Üniversitesi Sanatlar Fakültesi Grafik ü’nde Öğretim Görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

ÖDÜLLERİ:

1997 Çanakkale Seramik Tasarım yarışması, Birincilik Ödülü
1998 59. Devlet Heykel Sergisi Seramik Yarışması, Başarı Ödülü
1998 İzmir Rotary 5. Testi Seramik Yarışması.Mansiyon
2003 Muammer Çakı Seramik Yarışması Çini Dalı Başarı Ödülü
2003 Talens Yarışması Suluboya Kategorisi,Üçüncülük Ödülü
2004 65. Devlet Heykel Sergisi Özgünbaskı Yarışması,Başarı Ödülü

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Prof. Dr. Tankut Öktem, 1940 yılında Konya“da doğdu. 1965 yılında bitirdiği İstanbul Devlet Tatbiki Sanatlar Yüksek Okulu (İDTGSYO) Seramik ü“ne 1966 yılında asistan seçilen Prof. Öktem, 1970 yılında aynı okulun öğretim üyeliğine geçti.

1974-1975 yılları arasında Seramik Başkanlığı, 1980-1982 yılları arasında İDTGSYO Müdürlüğü yapan Prof. Öktem, 1983-1985 yılları arasında Tatbiki Sanatlar”ın Marmara Üniversitesi oluşundan sonra Heykel ü“nü kurdu ilk başkanı oldu.

1986″dan bu yana profesör olarak öğretim üyeliğini sürdüren Tankut Öktem, 1993-1996 yılları arasında Marmara Üniversitesi Seramik- ü Başkanlığını, 1999″a kadar Fakülte Senatörlüğünü YÖK Sanat Milli Komitesi Marmara Üniversitesi Temsilciliğini yaptı. Çok sayıda eseri ödülü bulunan Prof. Öktem, 1999 yılında “Devlet Sanatçısı” seçildi.

1973 yılına kadar modern heykeller yapan, 1970″li yıllarda figüratif
çalışmalara başlayan ünlü heykeltıraş Öktem, daha sonra çok figürlü
anıtlar
yapmaya yöneldi.

Üsküdar”da 06 Aralık 2007 günü meydana gelen kazasında ünlü heykeltıraş Prof Dr. Tankut Öktem öldü, ı eşi yaralandı.

D-100 karayolu Harem yol ayrımında meydana gelen kazaya bir kamyon oldu. Haydarpaşa sapağını kaçıran kamyon, otoyolda durarak geri geri gitmeye kalkışınca, Prof Dr. Tankut Öktem’i taşıyan otomobil, kamyona arkadan çarptı. Kazada, otomobilde bulunan Prof. Dr. Öktem ile aynı taki eşi Semra Öktem ı Pınar Doğan ta sıkıştı. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerince sıkıştığı yerden çıkartılan Prof. Dr. Öktem’in nı kaybettiği anlaşıldı.

Yaralanan ı Doğan ile eşi Semra Öktem ise kaldırıldığı Haydarpaşa Numune Eğitim Araştırma Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Kozyatağı’ndaki Özel Acıbadem Hastanesine sevk edildi. Yaralılardan Semra Öktem’in yoğun bakımda olduğu, ı Pınar Doğan’ın ise genel durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Marmara Üniversitesi Sanatlar Fakültesi”nden yapılan yazılı açıklamada, 07 Aralık Cuma günü Tankut Öktem”in görev yaptığı Marmara Üniversitesi Sanatlar Fakültesi”nde tören düzenleneceği, 08 Aralık 2007 Cumartesi günü ise Öktem”in cenazesinin Bursa”nın Gemlik ilçesi Küçükkumla Mezarlığı”nda toprağa verileceği belirtildi.

Prof. Dr. Tankut Öktem”in bazı esereriyle yurt dışında ödüller kazandığının belirtildiği açıklamada, Bunlardan Bazıları;

  • 3. Uluslararası 1990 Böblingen Belediye Meydanı Heykel Yarışması Birincilik Ödülü,

  • 1988 Seul Kültür Merkezi Sevgi Anıtı Güney Kore başarı ödülü,

  • 1983 Erdek Anıtı ile İkincilik Ödülü,

  • 1974 Gazi Magosa Özgürlük Anıtı ile Birincilik ödülü,

  • 1973 Kırkpınar Anıtı Edirne ile Birincilik Ödülleri” denildi

Anıtlarında Cumhuriyeti”nin kuruluşu Milli Mücadele yıllarını konu edinen Prof. Öktem”in eserleri arasında;

  • Dünyanın en yüksek üçüncü anıtı olan Kuvayi Milliye Anıtı,

  • Harbiyeli Anıtı,

  • Çanakkale Şehitliği”nde yer alan Yaralı Asker Anıtı,

  • Tamimi Anıtı,

  • Zonguldak Maden İşçileri Anıtı,

  • Ankara - Maden İşçileri Anıtı,

  • Kadınları Anıtı,

  • Balkan Savaşı Anıtı,

  • Magosa Büyük Özgürlük Anıtı,

  • -İnönü-Fevzi Çakmak Anıtı,

  • Nazım Hikmet Heykeli,

  • Uşak- Kara Harp Okulu Anıtı,

  • Uğur Mumcu Anıtı,

  • Deniz ı Heykeli,

  • Piyade Anıtı

  • Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti - Cumhuriyet Anıtı

  • Seul”de bulunan Sevgi Anıtı
    da bulunuyor.

OTOBÜS BOZULDU, HEYKELTRAŞ OLDU
’nin ilk veterineri olan annesinin desteğiyle küçük yaşlarda heykeller yapmaya başlayan Tankut Öktem, Mimarlık Fakültesi’ne yazılmaya giderken otobüsün Sanatlar Fakültesi önünde bozulması sonucu heykeltraş olmaya vermiş.

Prof. Dr. Tankut Öktem, verdiği bir röportajda heykeltıraşlığı tercih ettiğini şöyle anlatmıştı: “Babam benim sanatçı olarak aç kalacağımı düşünerek her zaman bir meslek sahibi olmam konusunda uyardı. Ama hayat beni yine de sanatlara itti. Mimarlık Fakültesi’ne yazılmaya giderken otobüs bozuldu, şu andaki Marmara Üniversitesi Sanatlar Fakültesi önünde. O zamanlar, 2 yıllık eğitim veren Devlet Tatbiki Sanatlar Okulu idi. Okulun kapısında gençleri gördüm oranın sanat veren bir kurum olduğunu öğrenince, içimden gelen bir hisle gidip oranın sınavlarına girdim kazandım. O dönemde okullar kendi sınavını kendisi yapıyordu. Seramikçi olarak eğitim aldım. Ancak çocukluktan itibaren bende var olan annem tarafından teşvik edilen heykele olan yeteneğimi, hocam Hakkı Karayiğitoğlu’nun sayesinde geliştirdim. 3. sınıfta dünya genç heykeltıraşlar yarışmasında birincilik aldım.”

CUMHURİYETİN ÖYKÜLERİNİ AKTARMAK İSTEDİM
“Çevreme şı sevgi doluyum. En ufak şeylerden bile mutlu olmasını bilirim. Popüler olma peşinde olsaydım, çalışmalarımı burada değil İstanbul’da sürdürürdüm” diyen Öktem, şöyle konuşmuştu: “1973’ten sonra kendime yeni hedefler seçtim. Hiçbir yerde çalışılmamış eserler yapmak çok büyük zorluklar, kahramanlıklar sonucunda kurulan Cumhuriyetin öykülerini gelecek nesillere aktarmak istedim. Bu görevi bana kimse vermedi, kendi kendime böyle bir görev üstlendim. Yaptığım her heykeli, bir tanrı buyruğu gibi yapmaya başlarım. Heykeldeki kahramanımı yaparken adeta onu yaşarım. Onların duygularını yaşamaya çalışırım. İfadeye çok önem veren bir sanatçıyım, ama çağdaşım. Modern heykeller yapma mecburiyetinde de hissediyorum kendimi, ama halkımın heykeli daha iyi anlayabilmesi amacıyla hem çağdaş yorumlar ortaya koyuyorum hem de ifadeye güç katarak, kuvvetlendirerek, Cumhuriyet anıtlarını yapıyorum.”

BENİM İÇİN BİRİNCİ PLANDA OLMADI
Dünyada belki de en fazla eser yapan sanatçılardan biri olduğunu ifade eden Öktem, şunları kaydetmişti: “Cumhuriyet tarihinde doğmuş, yaşamış, ölmüş, yaşayan ne kadar heykeltıraş varsa tek başıma onların yaptıkları eserlerin iki mislini yaptığım söyleniyor. Bu kadar eser yapmış bir sanatçı olarak çok zengin biri olmam gerekir, öyle değil. Çünkü benim için asla birinci planda olmadı. Askerden, okuldan, hastanelerden almayan bir adamım. Sadece masraflarını, malzemelerini alırım, ama almam. Binlerce eserimin büyük çoğunluğunu tek kuruş almadan yapmışımdır. Tabii ki alarak yaptıklarım da var, ama benim için her zaman ikinci plandadır.”

TÜRBETEPE’YE ANIT YAPMAK İSTİYORDU
Atlasjet uçağının 30 Kasım 2007 günü Isparta’nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe’de düşmesinin ardından (57 ölü), kaza yerine anıt mezar yapılmasına verilmişti. Prof. Dr. Tankut Öktem, “Ben olsam Türbetepe’ye çok uzaktan görülecek bir uçak kanadı diker, ucuna ışık koyar, üzerine de kazada nı kaybedenlerin yüzlerini resmederim” demişti.

Öktem, uçağının Isparta’da düştüğü yer olan Türbetepe’ye, kazada ölen 57 kişinin anısı için anıt mezar yapmak istediğini açıklamıştı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hüsamettin Cindoruk 1933 yılında İzmir”de doğdu. Ankara”da Çankaya İlkokulu”nu, Lisesi”ni bitirdi. Babası Vasfi Bey, annesi Ganimet Hanım”dır. 1954″de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi“nden mezun oldu. 1955 yılından itibaren avukatlık yaptı.

Yassıada duruşmalarında Adnan Menderes Demokrat Parti yöneticilerinin üç avukatından biri en genci oldu. Demokrat Parti parti üyeliği ile başladığı siyasi nı Adalet Partisi, Demokratik Parti, Büyük Partisi Doğru Yol Partisi“nde il başkanlığı , kuruculuk, Genel İdare Kurulu üyeliği görevleri ile sürdürdü.

14 Mayıs 1985 tarihinde Büyük Kongre”de Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı“na seçildi. Genel Başkanlığı siyasi yasağı biten Süleyman Demirel”e bıraktıktan sonra 16 Kasım 1991 - 1 Ekim 1995 tarihleri arasında TBMM Başkanı seçildi.

17 Nisan 1993 günü Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal”ın vefatı üzerine 17 Nisan 1993 - 16 Mayıs 1993 tarihleri arasında vekaleten T.C. Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince boşalan DYP genel başkanlığı için aday oldu, seçilemedi, bir grup arkadaşıyla DYP”den ayrılıp Demokrat Partisi“ni kurdu.

DTP 28 Şubat sürecinde kurulan Mesut Yılmaz başbakanlığındaki koalisyona katıldı ama kendisi görev almadı. 18 Nisan 1999 tarihinde yapılın genel seçimde meclis dışında kaldı DTP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti.

DYP Genel başkanı Mehmet Ağar 03 Aralık 2007 tarihinde yaptığı basın açıklamasında
“partimizin eski genel başkanlarından eski TBMM Başkanımız Sayın Cindoruk ile yaptığım görüşmede bu sürecin parti içinde yeni ayrılıklara sebebiyet vermeksizin devamı konusunda Genel Başkanlık adaylığını bu görevi kabul edebileceğini ifade etti bu konu ile ilgili olarak çeşitli zemin yoklamalarında bulundum. Genelde büyük bir olumlu hava içerisinde şılandığını gördüm bu noktada elbette ki, 6 Ocak itibarı ile veya 5 Ocak’ta ikisinden birinde alacağımız kongre ında elbette ki kongrede adaylık herkese açıktır.” diyerek Hüsamettin Cindoruk”un DYP genel başkanı olabileceği mesajını vermiştir.

Sayın Cindoruk İngilizce biliyor, evli üç çocuk babası.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1969 İstanbul doğumlu olan Uslu, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu aynı üniversitede SBE tım Halkla İlişkiler ü’nde yüksek lisans doktorasını tamamladı.

1991-94 yıllarında İ.Ü. İletişim Fakültesi’nde, 1994-2002 yıllarında İ.Ü. Fakültesi Sosyoloji ünde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

3 Kasım 2002 seçimlerinde İstanbul 2. bölge milletvekili seçilerek 22. Dönem Parlamentosunda “en genç üye” olarak görev yaptı.

Parlamentoda “Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi(AAPA) grubu Başkanlığı”, “Çevre Komisyonu Sözcülüğü”, “Pakistan Dostluk Grubu Başkan Vekilliği”, “Avrupa Parlamentolar Arası Nüfus Kalkınma Forumu Üyeliği” -İtalya Parlamentolar arası İşbirliği Protokolü Eş Başkanlığı” görevlerini üstlendi.

Uslu halen mensubu olduğu AK Parti’de Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı olarak siyasi na devam etmekte “İstanbul Aydın Üniversitesi Araştırmaları Merkezi Başkanı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

İngilizce bilen, sosyoloji, iletişim, siyasal iletişim konularında uzmanlaşan Dr. Uslu’nun (2000), İstanbul Rehberi (1996), Kırk Yıllık (1992) isimli kitapları çalışma konuları üzerine çeşitli akademik yayın, dergi gazetelerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Ulusal uluslararası ölçekte çeşitli ödüller alan Dr. Uslu International Comminication Association (ICA), Standing Committee -Mediterranian Partnership of The Local and Reginol Authoroties(COPPEM) Hakları Komisyonu Sözcüsü, Turing Otomobil Kurumu(TURİNG), The Nonviolent Radical Party, Accademia Italiana Della Cucina gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşuna çeşitli kademlerde görev yaparak katkı sağlamaktadır.

Uslu evli bir çocuk annesidir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

26 Ağustos 1982 yılında İstanbul”da doğdu.

Maltepe Anadolu Lisesi Bilgi Üniversitesi”nde eğitimini tamamladıktan sonra, 1999″da Elite Model Look 4. sü, 2000″de Kanal D 2. güzeli seçilmiş ama bir hayır defilesi dışında podyuma çıkmamış, oyunculuğa ağırlık vermiştir.

Popstar isimli yarışma ında sunuculuk yapmış tüm ”nin beğenisini kazanmıştır.

2005 yılı içinde kamerası ile gizlice çekilen görüntüleri nedeniyle yıl içinde ”de en çok aranan isim olmuştur. Bu görüntülerin tecavüz olduğu adli tarafından kanıtlanmış zanlı Gökhan Demirkol 10 yıl hapis istemiyle yargılanmıştır.

Bu zor günlerinde en çok işine sığınmış “Seni Seviyorum” isimli tiyatro oyununda oynamıştır.

Ardından “Arka Sokaklar” isimli polisiye dizide oynamış dizi büyük beğeni kazanmıştır. Gamze Özçelik verdiği hukuk mücadelesinin peşini bırakmamış tecavüzcü eski sevgilisini 8 yıllık cezaya mahkum ettirmiştir.

Herzaman adaletine güvendiğini belirterek veridiği mücadelede haklı olduğunu kanıtlayarak tekrar insanların sevdiği oyuncu olarak ekranlarda larını imzalamaktadır.

Buzda , Popstar, Türkstar gibi lı yarışma programlarının sunuculuğunu üstlenmiş birçok özel gecenin sunumunu yapmıştır.

Filmleri

Hırsız Var! 2004

Dizileri

Eyvah ım Büyüdü 1998
Cinler Periler 2001
Tatlı Hayat 2001
Serseri 2003
Savcının ısı 2005
Arka Sokaklar 2006

Tiyatro Oyunları

Seni Seviyorum 2006

kaynak: kimkimdir.gen.tr

11 Mayıs 1978″de Samsun”da doğdu.

Babası subay olduğu için Ağrı, Ankara, Kıbrıs gibi çeşitli yerlerde yaşadı. Beşiktaş Lisesi”ni bitirdi.

Sunuculuk kariyerine yaşında, Kıbrıs”ta Bayrak Radyo Televizyonunda başladı. Sonra sırasıyla; Ankara”da Radyo Vizyon”da Radyo Genç”te çalıştı.

Ardından İstanbul”a geldi Kral TV”de işe başladı. Kral TV”den sonra ise, Metropol FM, Alem FM, Show Radyo son olarak Radyo Viva”da çalıştı.

Televizyonculuk kariyerine ilk Star Tv”de başladı. Daha sonra, Kanal 6, Number One TV, Genç TV”de çalıştı. 4 yıl Show TV”de yaptı. Şu anda Kanal 1″de sunuculuk yapmaktadır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

10 Eylül 1974 yılında Heilbronn, Almanya”da doğdu.

Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olan sanatçı, bazı özel tiyatrolarda görev yaptı. 1997 yılında sinemaya başlayan Cündübeyoğlu, Deliyürek dizisindeki “Avukat Ayşegül” rolü ile geniş seyirci kitlesine ulaştı.

TRT özel kanallarında dizi filmlerde sinemada rol alan sanatçı, evli bir çocuk annesidir.


Filmografi

Kuzey Rüzgarı - 2007
Şöhret Okulu - 2007
Kuzey Rüzgarı - 2007
Gizli Patron - 2006
Omuz Omuza (dizi) - 2004
Çınaraltı - 2003
Koçum Benim - 2002
Deli Yürek - 1999
Gülüm - 1997

kaynak: kimkimdir.gen.tr