nedir

İnsanların en çok merak ettiği konulardan biri cinsel ilişki sıklığının ne kadar olması gerektiğidir. Uzmanlar bu sıklığın çeşitli etkenlere bağlı olarak değiştiğini belirtiyorlar.


Her erkeğin cinselliğe ilgisinin, cinsel etkinlik gereksinin farklı olacağını belirten uzmanlar, aynı birey için de yaşamının farklı dönemlerinde, kişiye, ilişkiye ortama ilişkin birçok etkene göre değişiklikler olacağını kaydetti.


Cinselliğin birçok alanında olduğu gibi, istenen cinsel ilişki sıklığı için de standartlardan söz etmenin doğru olmayacağını vurgulayan uzmanlar, yapılan araştırmalarda, cinsel yaşamlarını sorunsuz kabul eden gönüllü çiftlerin ortalama olarak haftada iki kez cinsel ilişkide bulunmak istediklerinin görüldüğünü kaydetti.



Araştırmaların genellenmesi yanlış


Uzmanlar, bu konuda yapılan araştırmaların tam olarak gerçeği yansıtamayacağına dikkat çekerek, insan yaşamına ilişkin konularda, ortalama değerlerin toplumun “normal”i olarak değil, toplumdaki insanların çoğunluğunun taşıdığı özellikler olarak düşünülmesi gerektiğini, aynı toplumda değerlerin dışında kalan birçok kişinin olacağı ifade edildi.


ı kişiler belirler


Birçok kişinin, kendisinin de cinsel eşinin de cinsel isteğine yaşam koşullarına bakmaksızın, doğru ya da gerekli olduğuna inandığı bir sıklıkta cinsel ilişki kurmak gerektiğini düşündüğünü bu gerçekleşmediğinde ını doyumsuz bulduğunu vurgulayan uzmanlar, kişinin gerekli bulduğu cinsel ilişki sıklığının, günde bir kaç kere ya da yılda bir kere olabileceğini dile getiriyor.


Konuşarak kendinize göre belirleyin


İstenen cinsel ilişki sıklığında uyuşamamanın, çift için önemli bir cinsel sorun kaynağı olduğunu ifade eden uzmanlar, her zaman bu sorunun altında gerçek bir cinsel işlev bozukluğu bulunmadığını dile getirdi. Uzmanlar, cinsel olarak farklı düşünen çiftlerin konuşarak ortak bir noktada birleşebileceklerini vurguladı.

kaynak: bayanca.net

Kadınların üretkenlik konusunda erkeklerden daha şanssız olmasına yol açan biyolojik gelişiminde, yumurtalarının 3-5 milyonunu daha doğum anında kaybettiği bildirildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Fakültesi Hastanesi Tüp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Gülekli, İş Bankası tarafından yayınlanan “99 Sayfada Tüp ” isimli kitapta, bu konudaki bilinmeyenleri, halkın anlayacağı dilden okurlarıyla paylaştı.
Prof. Dr. Gülekli, kadınlara göre daha şanslı olduklarını belirttiği erkeklerde üretimin hiç durmadığını ifade etti. Prof. Dr. Gülekli, “Kadında durum böyle değil. Anne karnındaki bir bebekte yaklaşık 5 ila 7 milyon arasında var. Bu doğduğunda sayısı 2 milyona düşüyor. Yani yaklaşık 3 ila 5 milyonu, nereden bakansanız bakın, daha doğum anında ölüyor” dedi.
Prof. Dr.


Gülekli, bunun kadınlar için bir talihsizlik olduğunu kabul ederken, 13 yaşında ilk adetini gören bir genç ın, sadece 500 bin yumurtasının kaldığını bildirdi. Prof. Dr. Gülekli, şunları kaydetti:
“Diyelim, 13 yaşında ilk adetini gören bir , 50 yaşında menopoza girmiş olsun. Demek ki, hanımlar aradan geçen 37 yılda kalan 500 bin yumurtayı tüketiyor. İlk 13 yılda 1.5 milyon heba oluyor.
28 günde bir görmek, yılda 13 defa demektir. Bunu da 37 yılla çarparsak 500 kullanılmaktadır. O halde hanımlar, 500 bin yumurtanın 500 tanesini üremek için kullanırken, geriye kalan 499 bin 500″ünü, günümüzde tıbbın önüne geçemediği programlı hücre ölümüyle kaybediyorlar.”
Tüp tedavisinde bugün yapılanın, yola çıkan yumurtaların bir kısmını ölmekten kurtarmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gülekli, “Doğal bir şekilde kaybedilen yumurtaların ölmesini birileri önleyebilirse, Nobel Ödülü”nü kazanır. Keşke bunu ben bulsam” dedi.
Dünya verileri
İnfertilite (kısırlık) konusuna da değinen Prof. Dr. Gülekli, Dünya Örgütü”ne (WHO) göre, çiftlerin yüzde 8-10″unun kısırlık sorunu olduğunun hesaplandığını, bunun da dünya çapında 50-80 milyon insanın bu sorunla şı şıya bulunduğu anlamına geldiğini belirtti. Prof. Dr. Gülekli, tüp bebeğin, tıbbın ulaştığı en gelişmiş üreme teknolojisi olmasına şın yüzde yüzlük nın bulunmadığına işaret etti.
Maliyeti ortalama 2 ile 3 bin YTL arasında değişen tüp tedavisiyle başarı oranının yüzde 35-40 arasında bulunduğunu belirten Prof. Dr. Gülekli, “Doğanın bize sunduğu aylık gebe kalabilme oranı yüzde 27 civarında. Demek ki, bugün, programlandığımız şekilde insana verilen rakamların üzerine geçebilmiş” dedi.
Önce kariyer, sonra
Dünyada yeni bir yöntem olan vitrifikasyon ile artık yumurtayı dondurmanın mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Gülekli, bu konuda ”de bazı yasal sınırlamaların bulunduğunu, ancak tıbbi zorunluluk kişinin kendisinde kullanılması şartı ile izin verildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Gülekli, üniversitede okuyan bir genç ın yumurtalarının, ilaç kullanmaksızın olgunlaştırılıp dondurulmasıyla saklanabileceğini belirterek, “Bunu, bir bankaya yatırmak gibi düşünün. İleride ihtiyacı olduğunda kullanmak üzere saklatabilir. O zaman kariyerini sonuna kadar götürüp, ileride kendi yumurtalarıyla gebe kalabilir. 21-22 yaşında dondurduğu yumurtasıyla 38 yaşında hamile kalabilir” dedi.
Gelinen noktada bilim teknolojinin güvenli kullanımının çok önemli olduğunun ı çizen Prof. Dr. Gülekli, kötü niyetli insanların elinde bütün bu imkanların bir silaha dönüşmesinin an meselesi olduğunu da kaydetti.

kaynak: bayanca.net

CETAD, cinsel üreme sağlığı ile ilgili bir proje başlattı. Projenin ön araştırmasından çıkan sonuçlara göre kadınların yarısı cinsel bilgiyi eşlerinden ediniyor.
“Cinsel Üreme Sağlığı Alanında Ulusal Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk” adı verilen proje 1 yıllık sürece yayılacak. Proje kapsamında 20 ilde 16 yaş üstü 1537 kişiyle yapılan kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlara göre, her üç kişiden biri yani toplumun yüzde 32’si cinsel sorun yaşıyor.
Halkın yüzde 63’ü bekareti ın namus simgesi olarak görürken, yüzde 60’ı namus adına işlenen cinayetleri onaylamıyor. Yüzde 53’ü bu konuda bilgisiz olduğunu söyleyen halkın, cinsellikle ilgili en önemli bilgi kaynağı çevre arkadaşlar.
Nedenler: Bilgisizlik, psikolojik sıkıntı stres
CETAD Yönetim Kurulu Üyesi Pskiyatrist Doç. Dr.


İncesu, cinsellikle ilgili bilgi, tutum davranışların incelendiği kamuoyu araştırmasına göre, evli kadınların yüzde 53’ünün ilk cinsel bilgi kaynağı olarak eşlerini gösterdiğini söyledi.
İncesu, “ halkının en önemli sorunu eğitimsizlik bilgisizlik. İnsanlara cinsel sorunların en nedenlerini sorduğumuzda birinci sırada, eğitimsizlik bilgisizlik, ikinci sırada psikolojik nedenler, üçüncü sırada stres, dördüncü sırada ise toplumun cinselliğe yaklaşımı, yani gelenek görenekler olarak ifade ediyorlar, bunlar çok önemli mesajlar.”dedi.
isteniyor
İncesu, halkın büyük ünün okullarda istediğini belirterek, medyada çıkan ilişkilerine yönelik haberlere büyük ilgi duyulduğunu söyledi. İncesu, araştırmanın dikkat çeken diğer sonuçlarını ise şöyle açıkladı.
Doç. Dr. İncesu,”Cinsel sorunların en önemli nedeni, bilgisizlik.” “Yetişkinlerin yüzde 29’u, ergenlerin ise yüzde 14’ü kişisel deneyimleriyle bilgi ediniyor. ‘ın bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır’ diyenlerin oranı yüzde 65, tek eşlilikten yana olanların oranı ise yüzde 48. halkı bu konuda bilgilenme ihtiyacı duyuyor, en güvenilir bilgi kaynağı olarak doktorları görüyor.
Özellikle üniversite mezunu olanların doktorlara güvenme oranı yüzde 60’ın üzerinde. Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 66 gibi önemli bir ü, cinsel eğitimin okullarda çocuklara ayrı ayrı verilmesi gerektiğini düşünüyor.”
Sertleşme erken boşalma en önemli sorun
Projede yer alan Marmara Üniversitesi Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerinin en önemli sorunlarının sertleşme erken boşalma olduğunu söyledi. Şimşek, “Sertleşme özellikle gençlerde psikolojik nedenlere dayanıyor ancak orta yaşlarda organik faktörler de sertleşme kaybında önemli rol oynuyor” dedi.
Sigara sertleşmeyi direkt etkiliyor
Profesör Şimşek, sertleşme sorunun en önemli nedeni olarak da sigarayı gösterdi:
Prof. Dr. Ferruh Şimşek,” Cinsel sorunlar buzdağının görünen yüzü gibi.” “Sertleşme sorununa yüksek tansiyon, damar hastalıkları diyabet gibi sorunlar olabilir. Ancak buradaki en önemli etken sigara içiciliğidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerde yüzde 65 oranında hafif orta dereceli sertleşme kaybı görülüyor, bu konuda diğer ülkelerden birkaç puan daha önde bulunuyor.
Sigara içen erkekler, birinden vazgeçmeleri gerektiğini bilecekler. Yani ‘hiç bir problem olmadan ım etkin şekilde devam etsin hem de sigara keyfimi sürdüreyim’ dememeliler.”
Sorun gizleniyor, mutsuzluk artıyor
Şimşek, beraberliklerdeki sorunların önemli bir kısmının cinsel kaynaklı olduğunu ancak insanların bu konuda profesyonel almaktan kaçındığını ifade etti. Şimşek, “Cinsel sorunlar saklanıyor, bu da mutsuz insanların ailelerin artmasına oluyor. Biliyoruz ki çare bulmaya çalıştığımız oranı, gizli kalan grubunun çok küçük bir parçası.
Cinsel sorunlar, diğer organlarla ilgili ciddi bir durumdan da kaynaklanabilir. Bunun için cinsel sorunların gizlenmemesi lazım, bir insanın mide şikayeti bir sorunuysa bu da bir sorunudur, çünkü vücudun en önemli işlevlerinden biridir” dedi.

kaynak: bayanca.net

Cinsel isteksizlik bir cinsel işlev bozukluğudur uygun terapi yöntemleriyle genellikle kısa süreler içinde düzelebilen bir rahatsızlıktır.


Memorial Hastanesi”nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz kadınlarda cinsel isteksizlik ile ilgili şu bilgileri verdi:


Cinsel isteksizlik, yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen ın cinsel arzu duymaması durumudur. Cinsel isteksizlik bir cinsel işlev bozukluğudur uygun terapi yöntemleriyle genellikle kısa süreler içinde düzelebilen bir rahatsızlıktır. Terapi seçeneği olarak ilaç tedavileri değil de, bilişsel davranışçı tekniklerle yürütülen terapiler öncellikli olarak kullanılır.


Her ne kadar bazı teoriler bireylerin cinsel istek düzeylerinin fiziksel (genetik, biyolojik) olduğunu idda etseler de yapılan bazı araştırmalar sonucu; eğer yaşam olaylarıyla veya eğitimle kısıtlanmaz, kötülenmez ya da saptırılmaz ise cinsel dürtüler herkes tarafından yaşanır.



Bu doğrultuda konusunda yanlış ya da eksik eğitim, kronik fiziksel problemi, depresyon, anksiyete, olumsuz yaşam olayları (cinselliğe bağlı olan ya da olmayan), problemleri, madde bağımlılığı (eg. ), doğum kontrol haplarının kullanımı, hamilelik doğum sonrası, hamile kalma korkusu, fiziksel yorgunluk açıklanmayan şılanmayan cinsel arzular cinsel isteksizliğe sebep olabilir.


Cinsel isteksizliğin ortaya çıkmasında cinselliğin landığı da önemlidir. Eğer cinselliği sadece çocuk yapmak eşinin cinsel ihtiyaçlarını şılamak için yapılan bir aktivite olarak larsa (ki çoğu zaman şılaşılan durumdur) cinsel isteksizlik ortaya çıkabilir. Ayrıca eşler arasındaki duygusal bağ da önemlidir.


İnsanlar sergiledikleri davranışlar sonucunda ödül ( de bu ödül haz duymak ya da orgazm olmak olabilir) alırlarsa bu davranışı tekrarlamaya yatkındırlar aynı zamanda bunun tersi de olur; eğer davranışlarımızın sonucu bizi rahatsız ediyorsa bu davranışları sergilemekten kaçınırız. Yani insan cinsellikten ne kadar çok haz alırsa o kadar çok istekli olur.


Cinsel isteksizlik edilebilen bir rahatsızlıktır. Eşler bu durumlarda anlayışlı paylaşımcı olarak cinsel isteksizliğe sebep olan nedeni araştırıp çözümleyebilirler. Ancak bazı durumlarda bunu gerçekleştirmek için profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilirler.

kaynak: bayanca.net

Aşırı zorlama değişik pozisyon denemeleri sonucunda 40-60 yaş arası grubunda Peyroni hastalığı olarak ortaya çıkan penis eğriliği yapılan bir operasyon ile düzeltilebiliyor.


Penis eğriliklerinin aşağıya doğru, yukarı doğru ya da yanlara olmak üzere çeşitli tipleri olabilir. Doğuştan olan penil eğriliklerinde penisin iç dokularında kısmi doku yapışıklıkları nedeniyle yapışıklığın bulunduğu yöne doğru eğriliğiyle görülür. Özellikle ergenlik çağında penisin boyutlarının büyümesiyle ortaya çı. Eğriliğin derecesine göre penisin şekli cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir veya ilişkiye engel olabilir. Tanı, ereksiyon halindeki penis’in görülmesi ile rahatlıkla konur. Doğuştan olan penil eğriliklerin ilaçla mümkün değildir. Bu hastalarda cerrahi tedaviyle penis düzeltilebilir. Sonuç tam lıdır.



Penisin edinsel eğrilikleri genellikle 2 nedenle oluşabilir:


- Ereksiyon halindeki penisin cinsel ilişki sırasında değişik pozisyonlarda veya aşırı zorlamalarıyla maruz kaldığı travmalar sonucu kavernöz dokularda yırtılmalar oluşması. Bu hastalarda hemen cerrahi ile dokuların tamiri yapılmazsa genellikle peniste eğriliğe olabilir. Bu tip eğrilikler daha sonra gene bazı özel cerrahi teknikler kullanılarak ameliyatla düzeltilebilir.


- Peyroni hastalığı özellikle 40-60 yaş grubunda oluşur. Bu hastalığın oluşum mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. Nedenleri arasında: Cinsel ilişki sırasında oluşabilecek mikrovasküler travmalar, E vitamini yetersizliği vücuttaki büyüme faktörlerinden oluşacak patolojiler vardır. Hastalığın yaklaşık ayı bulan akut döneminde peniste ereksiyonla oluşan şiddetli ağrılar eğrilik olabilir.Hastaların az bir kısmında semptomlar kendiliğinden düzelebilir. (ilk ayda). Ancak bu dönemin sonrasında önemli bir grubunda belirtiler ilerler ağrılar kaybolsa da peniste eğirlik giderek artabilir. Bazen de her iki yanda oluşabilecek lezyona bağlı olarak saati gibi boğumlu bir penis görünümüne olabilir. Peyroni hastalığının ilk döneminde (1 yıl) ağızdan alınabilecek bazı ilaçlar % 30-40 civarında düzelme sağlayabilir. Lezyonun içine yapılan bazı enjeksiyonlar ile de kısmi düzelmeler görülmüştür. Eğriliği düzeltmeye yönelik asıl cerrahidir. Bu amaçla çeşitli cerrahi teknikler kullanılabilir. Bu belirtilen ameliyatlar hastalarda ereksiyonun normal olduğu durumlarda uygulanır. Ancak eğer ereksiyon sorunu mevcut ise penis eğriliği penil protez ameliyatı ile edilir.

kaynak: bayanca.net

İstenmeyen gebeliklere cinsel yolla bulaşan hastalıklara, kendinize en yakın koruma yöntemini seçerek “dur” deyin.


Doğum kontrolü sadece Anadolu”da yaşayan eğitimsiz bireylerin değil, metropol nın yoğunluğuna kapılmış şehir insanın da sorunu haline gelmiş durumda. Op.Dr. Altuğ Semiz, kullanılan tüm doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verdi.


Prezervatif


Klasik doğum kontrol yöntemleri arasında prezervatif doğum kontrolü yanı sıra cinsel yolla bulaşan hastalıklara şı da koruyucu olması avantajından dolayı özellikle çok partnerli kişilerce tercih edilmeli.


Spiral


Rahim içi lar (spiral), kadınlara uzman doktorlar tarafından uygulanan, belli aralıklarla kontrolü zorunlu olan doğum kontrol larıdır.



Uzun süre kullanım ilişki öncesi uygulama ihtiyacının ortadan kalkması gibi avantajları yanında jinekolojik iltihabi hastalıklara eğilimi arttırması, uzman olmayan kişilerce uygulanması gibi riskler mevcuttur.


Yeni üretilen progesteronlu spirallerle iltihabi hastalıklar dış gebeliğin görülme olasılığı düşürülmüştür. Bu yeni kuşak spirallerden kadınların düzensizliklerini düzeltmek konusunda da faydalanılmaktadır.


prezervatifleri


Doğum kontrol yöntemleri arasında prezervatifleri (femidom), özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma görevini kendi üzerine almak isteyen bayanların tercihi.


doğum uzmanınızın vereceği kısa bir eğitim ile kolaylıkla uygulayabileceğiniz bu yöntem ilişkiden saatler önce uygulanarak ilişki sırasında yaşanacak stresleri ortadan kaldırıyor.


Doğum kontrol hapı


Doğum kontrol yöntemleri arasında özellikle doğum kontrol hapları, modern çağın kadınlarında en tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinden biri.


Özellikle gençlerde yoğun stres altında çalışan işkadınlarında görülebilen düzensizliklerinde tercih edilerek, hem düzensizlikleri çözümleniyor, hem de aktif yaşayan kadınların doğum kontrolünde ideal olan korunma sağlanıyor.


Doğum kontrol hapları kullanımı içerdikleri hormon miktarları yüzünden düzenli kontrollerle yapılmalı. İlaç kullanımı öncesi, rahim ağzı, yumurtalıklar, kontrolden geçirilmeli kullanım sırasında düzenli olarak bu kontroller tekrar edilmeli.


Ertesi gün hapları


Ertesi gün hapları olarak bilinen, acil doğum kontrol yöntemleri, güvenilirliği diğer yöntemlere göre daha olan, ancak önceden doğum kontrolü sağlanmamış, gebelik riski oluşmuş durumlarda tercih edilen yöntemler.


Ayrıca korunmasız ilişki sonrası gebeliği engellemek için bu haplar dışında başka yöntemler de mevcut. Cinsel yönden aktif bireylerin bu yöntemler hakkında bilgi edinmek için bu konuda eğitim verebilecek merkezlere danışması en doğru yaklaşım olur.

kaynak: bayanca.net

Yapılan araştırmalara göre kadınlar cinsel bilgilerinin yarısını eşlerinden öğreniyor. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların yüzde 32’si ise cinsel sorun yaşıyor.


“Cinsel Üreme Sağlığı Alanında Ulusal Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk” adı verilen proje 1 yıllık sürece yayılacak. Proje kapsamında 20 ilde 16 yaş üstü 1537 kişiyle yapılan kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlara göre, her üç kişiden biri yani toplumun yüzde 32’si cinsel sorun yaşıyor. Halkın yüzde 63’ü bekareti ın namus simgesi olarak görürken, yüzde 60’ı namus adına işlenen cinayetleri onaylamıyor. Yüzde 53’ü bu konuda bilgisiz olduğunu söyleyen halkın, cinsellikle ilgili en önemli bilgi kaynağı çevre arkadaşlar.


Bilgisizlik, problem stres


CETAD Yönetim Kurulu Üyesi Pskiyatrist Doç. Dr.


İncesu, cinsellikle ilgili bilgi, tutum davranışların incelendiği kamuoyu araştırmasına göre, evli kadınların yüzde 53’ünün ilk cinsel bilgi kaynağı olarak eşlerini gösterdiğini söyledi. İncesu, “ halkının en önemli sorunu eğitimsizlik bilgisizlik. İnsanlara cinsel sorunların en nedenlerini sorduğumuzda birinci sırada, eğitimsizlik bilgisizlik, ikinci sırada psikolojik nedenler, üçüncü sırada stres, dördüncü sırada ise toplumun cinselliğe yaklaşımı, yani gelenek görenekler olarak ifade ediyorlar, bunlar çok önemli mesajlar.”dedi.


isteniyor


İncesu, halkın büyük ünün okullarda istediğini belirterek, medyada çıkan ilişkilerine yönelik haberlere büyük ilgi duyulduğunu söyledi. İncesu, araştırmanın dikkat çeken diğer sonuçlarını ise şöyle açıkladı. “Yetişkinlerin yüzde 29’u, ergenlerin ise yüzde 14’ü kişisel deneyimleriyle bilgi ediniyor. ‘ın bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır’ diyenlerin oranı yüzde 65, tek eşlilikten yana olanların oranı ise yüzde 48.


halkı bu konuda bilgilenme ihtiyacı duyuyor, en güvenilir bilgi kaynağı olarak doktorları görüyor. Özellikle üniversite mezunu olanların doktorlara güvenme oranı yüzde 60’ın üzerinde. Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 66 gibi önemli bir ü, cinsel eğitimin okullarda çocuklara ayrı ayrı verilmesi gerektiğini düşünüyor.”


Sertleşme erken boşalma


Projede yer alan Marmara Üniversitesi Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerinin en önemli sorunlarının sertleşme erken boşalma olduğunu söyledi. Şimşek, “Sertleşme özellikle gençlerde psikolojik nedenlere dayanıyor ancak orta yaşlarda organik faktörler de sertleşme kaybında önemli rol oynuyor” dedi.


Sigara sertleşmeyi etkiliyor


Profesör Şimşek, sertleşme sorunun en önemli nedeni olarak da sigarayı gösterdi:
“Sertleşme sorununa yüksek tansiyon, damar hastalıkları diyabet gibi sorunlar olabilir. Ancak buradaki en önemli etken sigara içiciliğidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerde yüzde 65 oranında hafif orta dereceli sertleşme kaybı görülüyor, bu konuda diğer ülkelerden birkaç puan daha önde bulunuyor. Sigara içen erkekler, birinden vazgeçmeleri gerektiğini bilecekler. Yani ‘hiç bir problem olmadan ım etkin şekilde devam etsin hem de sigara keyfimi sürdüreyim’ dememeliler.”


Sorun gizleniyor, mutsuzluk artıyor


Şimşek, beraberliklerdeki sorunların önemli bir kısmının cinsel kaynaklı olduğunu ancak insanların bu konuda profesyonel almaktan kaçındığını ifade etti. Şimşek, “Cinsel sorunlar saklanıyor, bu da mutsuz insanların ailelerin artmasına oluyor. Biliyoruz ki çare bulmaya çalıştığımız oranı, gizli kalan grubunun çok küçük bir parçası. Cinsel sorunlar, diğer organlarla ilgili ciddi bir durumdan da kaynaklanabilir. Bunun için cinsel sorunların gizlenmemesi lazım, bir insanın mide şikayeti bir sorunuysa bu da bir sorunudur, çünkü vücudun en önemli işlevlerinden biridir” dedi.

kaynak: bayanca.net

Siz de Hepatit C riski taşıyor olabilirsiniz. Geç olmadan doktora danışın. Hem kendiniz hem sevdikleriniz için bu riski almayın, mutlaka test yaptırın!


Çoğunlukla bilmeden içimizde taşıdığımız bir düşman. 10 yıllarca bekleyebiliyor. pek dikkat çekmiyor. Kronikleştiğinde ise ki kronikleşme oranı yüzde 85, çok geç olabiliyor. Üstelik sayılar öyle istisna bir olmadığını söylüyor. Küresel bir , zira bulaşıcı. Dünyada yaklaşık 170 milyon insan bu sinsi virüsü taşıyor.


1989 yılına kadar ‘A B olmayan Hepatit’ olarak adlandırılıyordu. Daha sonra ‘Hepatit C’ olarak adlandırıldı. Bugüne dek dünyada 2 milyar insan Hepatit B virüsüyle enfekte oldu. Mevcut Hepatit C hastasıysa 170 milyon.


Dünya Örgütü’nün verilerine göre Hepatit C hastalarının yaklaşık 32 milyonu Güneydoğu Asya ülkelerinde yaşıyor.


Batı Pasifik ülkelerinde 63 milyon, Afrika’da 31 milyon, Doğu Akdeniz ülkelerinde 21 milyon, Amerika’da 13 milyon Hepatit C hastası var. Avrupa’daysa bu sayı 9 milyona yaklaşıyor.


Romanya, Mısır, Moğolistan Bolivya en çok dikkat çekilen ülkeler. de hastalığın en fazla görüldüğü bölgelerden birinde Doğu Akdeniz’de yaklaşık 22 milyon kişi enfekte. ’de bilinen sayısı 600 bin. Bu rakamlara her yıl 4 milyon kişi ekleniyor. Hepatit B aşıyla önlenebiliyor. Ancak Hepatit C için geliştirilmiş bir aşı yok. Ancak edilebiliyor. Bulaşma yollarına gelince:


• İlk sırada kan nakli geliyor. Kan nakli öncesi Hepatit C taraması yapılmaması riski artırıyor.


• Tıraş bıçağı, manikür-pedikür aletleri, makası gibi yaralanmaya yol açan aletlerin ortak kullanımı veya steril olmayan aletler aracılığıyla da Hepatit C bulaşabiliyor.


• Hepatit C’li kanla kirlenmiş iğnenin batmasıyla yüzde 4 oranında hastalığın bulaşma riski var. Yine damar yoluyla uyuşturucu kullanan bağımlılarda da bu risk artıyor.


• Hepatit C hamile anneden bebeğe de geçebiliyor ama oran çok düşük. Cinsel yolla bulaşma oranı da çok yüksek değil.


• Aile içi bulaşma oranıysa yüzde 4 buçuk civarında tespit edilmiş.


Hepatit C edilebilir


Hepatit C, gizli bir olmasına rağmen basit bir kan testi ile kolayca teşhis edilebilir.
Kronik Hepatit C edilemez ise siroz, karaciğer kanseri ölüme olur.


yoluyla kronikleşme azaltılabiliyor ama akut vakaların yüzde 25’inde sarılığa dönüşebiliyor. Kronik enfeksiyonun geliştiği hastaların yüzde 20’sinde 10 ila 30 yıl arasında siroz gelişebiliyor. Yüzde 3’ünde de karaciğer kanseri görülebiliyor.


Hepatit C ile şılaşan hastaların yaklaşık yüzde 15’i tamamen kendiliğinden iyileşiyor. Yüzde 60’ındaysa kronikleşme meydana geliyor. Siz de geç olmadan doktora danışın. Hem kendiniz hem sevdikleriniz için bu riski almayın, mutlaka test yaptırın!


Hepatit C önlenebilir?


• Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak.


• Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak.


• Gerektikçe el yıkamak.


• Traş bıçağı, diş fırçası, makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak.


• Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak.


• Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek.


• Kesik, yanık diğer açık yaraları bandaj ile kapamak.


• Dövme, piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı steril şartlarda yaptırmak.

• HCV enfeksiyonundan için aşı mevcut değildir.

kaynak: bayanca.net

Eski çağlarda çiçeği olarak ün salan karanfil afrodizyakların en etkililerinden biridir.
Romalılarda baştanrı Jüpiter’in çiçeği olarak kabul ediliyor, aşıklara özel yapılan törenlerde kullanılıyor, Ortaçağ’da nişanlılığı simgeliyordu.
Eski Yunanlılar karanfili “Gök Baba”ya adamış ona çiçeklerin çiçeği adını vermişlerdi. Endonezya’da yetişen baharat çeşidi, Mersin bitkisiyle akrabadır kışları yapraklarını dökmeyen bir ağacın tomurcuklarıdır. Karanfil yemeklere tat koku vermek amacıyla uzun yıllardır kullanılmaktadır. Çiçekleri şekerlemelerde, taç yaprakları çorba, sos, şurup, likör şaraplara eklenir.
erkeklerde cinsel arzuyu arttıran karanfil, ayrıca kadınların hamile kalmasını kolaylaştırır doğuma eder. Güçlü bir mikrop kırıcıdır. Mide bağırsakta gaz oluşumunu engeller. Mideyi çalıştırıp, iştah açar, sindirime faydası vardır. Bunların yanında hafızayı güçlendirir sinirsel baş ağrılarını giderir.

Nelere faydası var?
• Cinsel gücü arttırır cinsel isteksizliği azaltır
• Kadınların hamile kalmasını kolaylaştırır doğuma yardımcı olur
• Çok kuvvetli bir mikrop kırıcıdır
• Mide bağırsakta gaz oluşumunu engeller
• Mideyi çalıştırır iştah açar
• Sindirimi kolaylaştırır
• Sinirleri kuvvetlendirir
• Zihni rahatlatır unutkanlığı engeller
• İshale iyi gelir
• Sinirsel baş ağrısına iyi gelir
• İdrar söktürür
• Özellikle bakan insanların mikroplardan korunmasını sağlar.
kullanılır?
Sofrada
Çiçeğinin taç yaprakları salata, çörek sandviçlerde kullanılır. Şeker, reçel, sirke ş tat vermesi için eklenir.
Karanfil Şurubu
25 ml. Kaynar su taze taç yapraklarının üzerine dökülür saat bekletilir. Süzgeçten geçirilip 225 gram şeker eklenir ıştırılır. Hazır olduğunda bir şişede saklanabilir.
için
Çay gibi demlenen taç yapraklarının suyu, ş katılıp içilir. Karanfil baharatı ise dövülüp toz olarak içeceklere katılabilir. Ya da diş ağrısında ağrıyan dişin üzerine konulabilir.

kaynak: bayanca.net

ABD”de dişi fareler üzerinde yapılan bir araştırma, kafeinin cinsel gücü artırdığını ortaya koydu.


ABD´nin Southwestern Üniversitesi”nde görevli iki araştırmacının, kafeinin dişi fareler üzerindeki etkilerini araştırdıkları bir çalışmada, kafeinin enerji verici özelliğinin yanı sıra cinsel gücü artırıcı bir etkisinin de bulunduğunu belirledikleri kaydedildi.


Dişi farelerde işe yaradı


Araştırma kapsamında 108 dişi fareye önce bir doz kafein veren araştırmacılar, daha sonra dişi farelerin farelerle yalnız kalacakları bir ortam yarattılar dişi farelerin, çiftleşmenin hemen ardından yeniden farelerin yanına gittiklerini gözlemlediler.


Kafeinin insanlar üzerinde de cinsel gücü artırıcı bir etkisi olabileceği ifade edilen araştırmada, bu konuda kesin bir tespit için araştırmaların kafein bağımlısı olmayan kadınlarla yapılması gerektiği belirtildi.


kaynak: bayanca.net

İlişkinin uzun yıllar sürebilmesi için öncelikle sağlam bir temele dayanması belli başlı adımların atılması gerekiyor.
uyumlu bir birliktelik yaşamak günümüzde hemen hemen herkesin temenni ettiği bir olay. İşte mutlu bir beraberlik için gereken yedi şart:
• Kendinizi sevin. Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Sağlıklı bir ilişki için kendine güvenmek çok önemli. Bu yüzden öncelikle tüm zayıflıklarınıza rağmen kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz gerek.
• Eşinizi sevin. Sağlıklı ilişkiler birbirini seven kişiler arasında yaşanabilir. Birbirinizden gerçekten hoşlanır, birlikte zaman geçirmekten keyif alır, birbirinizin davranışlarını fikirlerini paylaşır, benzer beklentilere sahip olursanız ilişkinizin uzun ömürlü olması kaçınılmaz.
• Birbirinize zaman ayırın. Bir şeye verdiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ölçülür.


Yeni tanıştıklarında önceliği ilişkilerine veren çiftler, zaman içinde iş, çocuklar günlük sorunlara odaklanarak birlikte daha az vakit geçirmeye başlar. Oysa birbirinize ayıracağınız zaman, ilişkinin ilk günkü gibi canlı kalmasını sağlar.
• İletişim kurun. İyi bir iletişim sağlıklı ilişkinin şartlarından biridir. olduğunuzu, ne istediğinizi, şınızdakinden ne beklediğinizi ancak konuşarak anlatabilirsiniz. İç dünyanızı şınızdakine açmanın tek yolu iletişim.
• Tartışmaktan çekinmeyin. Tartışmaların ilişkinin doğal bir parçası olduğunu unutmayın. Çiftler arasında farklılık olması kaçınılmazdır. Sağlıklı bir şekilde tartışabilen çiftler, her zaman aynı fikirde olmasalar bile duygularını paylaşabildikleri için aralarındaki bağı güçlendirir.
• Sık sık dokunun. Dokunmak insanoğlu için bir ihtiyaçtır. şınızdakine güven, destek, koruma, şefkat tabii ki heyecan verir. Fiziksel ilgiye olan ihtiyaç, ın aktif olmadığı dönemlerde bile bitmez.
• Değişimi kabul edin. İnsanlar değişebilir. İlişkileri bu değişimler ayakta tutar. Değişim, gelişmeye yol açabileceği gibi lı da olabilir. Ancak partnerinin geçirdiği değişime uyum sağlayan ya da birlikte değişebilen çiftler, lı bir ilişki sürdürebilir. Zıt kutuplar artık çekmiyor İkili ilişkilerde zıt kutupların birbirini çektiği tezi, tarihe ışıyor. ABD deki Iowa Üniversitesi’nin Sosyal Psikoloji Birimi’nin yaptığı bir araştırmaya göre zıt kutuplar ilk etapta birbirini çekiyor ancak bu ilişkiler ciddi boyutlara ulaşamadan sona eriyor. Aynı hayat görüşüne sahip olanların ilişkileri ise daha uzun sürüyor. Üstelik bu beraberlikler evlilikle sonuçlanıyor. Evli çiftler üzerinde araştırma yapan sosyologlar, kişilik benzerlikleri sayesinde eşlerin günlük sorunlarla daha kolay başa çıkabildiğini mutlu olabildiğini savunuyor.

kaynak: bayanca.net

Doç. Dr. İncesu, toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu ama kadınların bunu önemsemediğini vurguladı.


Bilinci Medya” konulu toplantıda “Cinsel Üreme Sağlığı Bilinci” ele alındı. Toplantıda konuşan Doç. Dr. İncesu, cinselliğindeki sorunları ele alarak, kadınların cinsel yaşamlarında gelenekler, bekaret namus kavramı, şiddet, cinsiyet rolleri, dini ahlaki tutumlardan kaynaklanan sosyo-kültürel, eğitimsizlik toplumsal yaşama ilişkin sorunlarının var olduğuna dikkati çekti.


Doç. Dr. İncesu, bu sorunların yanı sıra ergenlik, dönemi, gebelik, emzirme dönemi menopozdan kaynaklanan dönemsel isteksizlik, lma orgazm bozuklukları, ağrılı cinsel birleşmenin olduğu cinsel işlev bozuklukları psikolojik sorunların da kadınların cinsel yaşamlarını etkilediğini anlattı.


Doç. Dr.


İncesu, kadınlarda yüzde 27-33 oranında istek azlığı, yüzde 10-18 oranında lma bozukluğu, yüzde 5-25 oranında orgazm bozukluğu yüzde 3-11 oranında da vajinismusun da aralarında bulunduğu cinsel ağrı şeklinde görülen işlev bozuklukları olduğunu söyledi.


“Cinsel isteksizlik, toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorunudur” diyen Doç. Dr. İncesu, ancak bu konuda hekime başvuru oranının ise çok düşük olduğunu kaydetti.


Doç. Dr. İncesu, yapılan tüm çalışmaların, herhangi bir cinsel sorun yaşayan kadınların yaklaşık olarak yarısında, ek olarak depresyon ya da psikolojik sorun bulunduğunu da gösterdiğini dile getirdi.


’de her 3 kadından 1’nin, en az 1 cinsel işlev bozukluğu yaşadığının da düşünüldüğünü anlatan Doç. Dr. İncesu, bir çok ın birden fazla cinsel sorun yaşayabildiğini söyledi.



Doç. Dr. İncesu, yalnızca cinsel birleşme kurulamamasından çok öte bir kavram olan vajinismusun ise birleşmeye engel olan ya da olmayan kas kasılmaları olduğunu, bazı vakalarda tüm vücudun kilitlendiğinin görüldüğünü anlattı.


Vajinismusun; eğitim, aile, meslek, entelektüel düzey bölgeden bağımsız bir durum olduğunu ifade eden Doç. Dr. İncesu, bu hastalığın mutlaka edilmesi gerektiğini, kendisinin ettiği doğum uzmanı ya da psikolog olan hastalarının bile bulunduğunu söyledi. Doç. Dr. İncesu, “, en sık rastlanan cinsel sorun olmamasına rağmen, ’deki kadınların en sık cinsel tedaviye başvurma nedenidir” dedi.


’de yüzbinlerce çiftin bu sorunu yaşamalarına rağmen evliliklerini yıllarca sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. İncesu, vajinismusun 1-4 ay içinde edilebildiğini kaydetti.


Doç. Dr. İncesu, bu alanda kızlık zarının alınması, ameliyat ortamında ya da doktor veya hemşire önünde cinsel birleşme sağlanması gibi yanlış tedavilerin uygulanabildiğini ifade ederek, son dönemde bu konuda gündemde olan botoks uygulamasının da doğru bir olmadığını söyledi.


Cinsel şiddet


Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel de cinsel şiddetin çeşitleri arasında çocukluk çağı cinsel istismarları, tecavüz, evlilikte tecavüz, iş yerinde cinsel istismar, doktor cinsel istismarının da bulunduğuna işaret ederek, bunlara maruz kalan kişilerin bir ruhsal hastalığının olabileceğini, özellikle partner ilişkilerinde sorunlar yaşayabileceğini ya da intihar edebileceğini anlattı.


Cinsel istismara uğrayan kişilerin bir cinsel travma yaşadığına dikkati çeken Prof. Dr. Yüksel, “Tecavüz, bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasından sonra en ağır suçtur. En düşük oranda bildirilen suç da tecavüzdür” dedi.


Evlilikte ya da sevgilinin tecavüzünün de söz konusu olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Yüksel, yakın eş tecavüzünün klasik tecavüzlerdeki gibi tekil olaylar olmadığını, çoğul çok yönlü olduğunu söyledi.


cinselliğindeki sorunlar


Marmara Üniversitesi Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde sertleşme kaybının tüm toplumunun yüzde 10’unda bulunduğunu, 45 yaşını geçen erkeklerin ise çoğunda bu sorunun görülebileceğini ifade ederek, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında sertleşme kaybı bulunduğunu söyledi.


Prof. Dr. Şimşek, sertleşme kaybının önemli bir sorunu olduğunu vurgulayarak, “Sertleşme kaybının ’de dünya geneline göre daha fazla görülmesinin nedeni, ağır sigara içicisi bir toplum olmamızdır” dedi. Sertleşme kaybının damar problemleri, otonom sinir sistemi hasarı hormonal anormallikler gibi hastalıkların habercisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Şimşek, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, büyümesi, depresyon, , sigara tütün içiciliğinin de sertleşme kaybında önemli bir etken olduğunu dile getirdi.

kaynak: bayanca.net

Cinsel isteksizlik önemsenmiyor
Doç. Dr. İncesu, toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu ama kadınların bunu önemsemediğini vurgu…

İlişkinizde mutluluğu yakalayın!
İlişkinin uzun yıllar sürebilmesi için öncelikle sağlam bir temele dayanması belli başlı adıml…

Kafein cinsel gücü artırıyor
ABD”de dişi fareler üzerinde yapılan bir araştırma, kafeinin cinsel gücü artırdığını ortaya koydu…


Cinsel gücünüzü artırın!
Eski çağlarda çiçeği olarak ün salan karanfil afrodizyakların en etkililerinden biridir….

Sinsi tehlike Hepatit C
Siz de Hepatit C riski taşıyor olabilirsiniz. Geç olmadan doktora danışın. Hem kendiniz hem sevdikleriniz için bu riski almayın, mutlaka test yaptırın!…




hala tabu mu?
Yapılan araştırmalara göre kadınlar cinsel bilgilerinin yarısını eşlerinden öğreniyor. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların yüzde 32’si ise cinsel sorun yaşıyor….

Yatakta kalkanınız hangisi?
İstenmeyen gebeliklere cinsel yolla bulaşan hastalıklara, kendinize en yakın koruma yöntemini seçerek “dur” deyin….

Yataktaki kabusa son
Aşırı zorlama değişik pozisyon denemeleri sonucunda 40-60 yaş arası grubunda Peyroni hastalığı olarak ortaya çıkan penis eğriliği yapılan bir operasyon ile düzeltilebiliyor….

Kadınlarda cinsel isteksizlik
Cinsel isteksizlik bir cinsel işlev bozukluğudur uygun terapi yöntemleriyle genellikle kısa süreler içinde düzelebilen bir rahatsızlıktır….

Cinsel sorunlar!
CETAD, cinsel üreme sağlığı ile ilgili bir proje başlattı. Projenin ön araştırmasından çıkan sonuçlara göre kadınların yarısı cinsel bilgiyi eşlerinden ediniyor….

Yatakta erkekler daha şanslı!
Kadınların üretkenlik konusunda erkeklerden daha şanssız olmasına yol açan biyolojik gelişiminde, yumurtalarının 3-5 milyonunu daha doğum anında kaybettiği bildirildi….

Cinsel ilişki sıklığı
İnsanların en çok merak ettiği konulardan biri cinsel ilişki sıklığının ne kadar olması gerektiğidir. Uzmanlar bu sıklığın çeşitli etkenlere bağlı olarak değiştiğini belirtiyorlar….

Cinsel isteği ne kamçılar?
Meyve sebzelerin yararları gün geçtikçe daha çok ortaya çıkıyor. İlaç görevi gören sebzelerden biri de kereviz… İşte kerevizin mucizevi faydaları:…

kaynak: bayanca.net



kaynak: bayanca.net

Yatak odası mahremiyetin yaşandığı bir mekan. Burada arzularınıza asla gem vurmayın. Sevişmeyi uzatmak mı istiyorsunuz, eşinizin anlık sabırsız sevişmelerinden şikayetçi misiniz? Bütün bunları özel sohbetlerinizde mutlaka konuşun. Unutmayın, seks yaşamın önemli bir parçası bunu çiftler ancak birlikte anlamlı hale getirebilirler.
Gittikçe cinselliğin daha az yaşandığı bir hayata doğru gidiyoruz. İş yaşamı, ekonomik sorunlar, stresler, hayat kaygıları cinselliği daha alt sıralara itiyor.. Yatakta, “tak fişi bitir işi” yöntemiyle kısa anlara sığdırılıyor sevişmeler. , orgazmını yaşıyor. ise orgazm taklidi yapıp çekiliyor kenara. Oysa , insan yaşamında çok önemli bir yere sahip. Beraberliklerde çiftler, birbirlerine ait olma duygularını cinsellikle birlikte pekiştiriyorlar. Sadece bu da değil, doyumlu bir seks hayatı, insanı her alanda motive ediyor, pozitif etkiler yaratıyor.

Bakın, bir bu duygularını anlatıyor:
“Mükemmel bir seks m var. Eşim son derece anlayışlı. Kesinlikle sınırlarımız yok. Canımız istiyorsa öyle sevişiyoruz mümkün olduğunca kalıplardan kurtulmaya çalışıyoruz. “Yatak odası” diye bir takıntımız yok. Evin her yerini köşesi haline getirebiliyoruz istersek. Bu konuda kendi bildiklerimizle kalmıyor kitaplar okuyoruz. Yaklaşık üç yıldır da, “yumuşak sevişme” olarak biline Taocu seksle ilgileniyoruz. Eşim saatlerce boşalmıyor. Ben de alabildiğ doyuma ulaşıyorum. Bu doyum, benim iş mda da çok olumlu izler bırakıyor. Eşim için de öyle. O da işyerinde lı bir yönetici. Bizim yaşam biçimimiz bu.”
İşte cinsel doyum yaşayan bir ın yaşama pozitif bakışı. Bu, gerçekten çok önemli. Sorunlu çiftler, bunun önemini kavrarlarsa eğer, onların da başarmaması mümkün değil. Aslında, önemli olan istek. İstersek nelerin üstesinden gelmeyiz ki! Daha da önemlisi, sekse yaşamda dığımız yer. O, yaşamda en alt sıralarda değil, hak ettiği yerde olmalı. Ne var ki, birçok bu konuda tutuk. Cinsel yaşamlarında “konsantre” sağlayamadıklarından her zaman sekse hazır olamadıklarından yakınan çok var.
Peki, ne zaman sekse hazır oluruz? Eşimiz hazır değilse ne yapmalıyız? Yatakta “görev gibi” yaşanılan bir ilişkiden hoşlanmıyorsak eşimizi değiştirebiliriz?
Seks ritüelleri
Gerçekten de cinselliğe hazır değilsek boş. Eğer biz istiyorsak eşimizde ya da sevgilimizde de bu isteği yaratabiliyorsak yaşanan beraberlik anlamlı olur. partnerler genellikle sekse her zaman hazırdır! Ama kadınlar niye böyle değil?
İsterseniz bir ın, mimar C.”nin ağzından bunları dinleyelim. Genç sorunlarını şu cümlelerle aktarıyor:
“4 yıllık evliyim. benim için önemli ancak bunun için çok özel ortamlara ihtiyaç duyuyorum. Mutlaka mumlar yakılmalı yatak odamda.. Etrafta tahrik edici kokular olmalı. romantik bir müzik çalınmalı o anda. Bu ortamı zaten sekse hazır olduğumda yaratıyorum. Fakat kocam için bu ritüeller pek önem taşımıyor. O istekli olunca derhal beni soymaya başlıyor. Ben de onunla o an, zevk alıyorum fakat genellikle orgazma ulaşamıyorum. Eşim sevişme sonrası bunun için özür diliyor. Yeniden başlıyoruz fakat, artık benim konsantrem sona ermiş oluyor.”
İşte çarpıcı bir örnek: C. gibi birçok sevişme ortamının mutlaka özel ambiyanslarla donatılmasını istiyor. Zaten dizimizin başında da söz etmiştik, - farklılıklarından.
Kadınlar seksi bütün benlikleriyle yaşıyor. Ruhuyla, bedeniyle… ise o an, “fiziksel” olarak hazırsa startı verebiliyor. Orgazmını sorunsuz olarak yaşıyor. hazırlıksız yakalanmışsa, ilişki sonunda o “yarım bırakılmışlık” duygusuyla baş başa kalıyor. Dolayısıyla, doyumlu bir birliktelik için önce konsantre şart.
Tabii ki erkeklerin de suçu yok. Çünkü onlara böyle öğretilmiş. Bunu anlatmak, ne yazık ki kadınlara düşüyor. İnanın, şınızdaki çağdaş biriyse, bu tür bir iletişimden rahatsız olmuyor, kendini sorgulayabiliyor, yenileyebiliyor. Sizin isteklerinizi, göz önünde bulundurabiliyor.
İsteklerin dili
İsterseniz bir gece hayal edin… Seks istiyorsunuz. Bunu sıradan değil, hoş bir tören gibi yaşamayı arzuluyorsunuz. Tabii ki, sizin arzulamanızın yanı sıra eşinize de bunu hissettirmeniz önemli. Kesinlikle zorlamamak gerekiyor. Erkeğiniz eğer yorgun değilse, bu isteğe kolayca yanıt verecektir. Bunu için “sessiz” sinyaller vardır.
Eşinizin çevresinde dolaşıp seks için hazır olduğunuzu belirten bu sinyallerini göndermeniz yeterli. Bu, ancak partnerlerin anlayacağı özel bir dildir. mesaj yerine derhal ulaşır.
İlk etapta dokunmakla başlayın, bu çok anlamlıdır. Bunun için masajla işe başlayabilirsiniz. Eşinize yavaş yavaş yapacağınız masaj hem onun çok hoşuna gidecektir, hem de sekse kendini hazırlayacaktır. Masajın ardından onu banyoya gönderebilirsiniz bu arada yatak odanızı ya da evdeki dilediğiniz bir köşeyi hazırlayabilirsiniz.
Mumlarla birlikte loş bir hava verdiğiniz odaya egzotik kokular sıkabilirsiniz. Bu “tören” gerisini getirecek, sizi istediğiniz zevkli anlara ulaştıracaktır. Bu arada, yatakta konuşmak istediğiniz anlarda da sakın kendinizi kısıtlamayın. Ne istiyorsanız, biçimde bir ilişki talep ediyorsanız bunu ona belirtin. Çiftlerin isteklerini dillendirmemesi o kadar yanlış anlamalara yol açıyor ki… Ne yazık ki, yetiştirilme tarzından dolayı seks konusunda binlerce konuşmaktan çekiniyor. Oysa beden sizin bedeniniz. Onu dilinden en iyi siz anlarsınız. Bunu söyleyecek olan, partnerinizi yönlendirecek olan da sizsiniz.
Yatakta pasif misiniz?
Peki, erkeğiniz sizin bu tutumunuzu eleştirirse? Ya da siz bütün bunları yapmayı çok istiyorsunuz ama onun sizi yanlış değerlendirmesi konusunda bir kaygı duyuyorsanız ne olacak? Öncelikle bu kaygıyı yok etmeniz gerekir. Bunun için de seksle ilgili sohbetlerinizi yatak odası dışında da mutlaka gerçekleştirmelisiniz.
Yani, neler istiyorsunuz? Seks sizin için bir öneme sahip? Bunları konuşmaktan sakın kaçınmayın. Ki, bir çok kadınların yatakta “pasif” davranmasından şikayetçi.
Bir eşinden bu anlamda şöyle yakınıyor;
“Eşimle flört ederek evlendik. O utangaç yapıdaydı. Fakat zaman içinde bu utangaçlığını benimle birlikte yendi. İlk zamanlar seks mız çok iyiydi. Fakat eşim son zamanlarda daha pasif davranmaya başladı. Ben onunla farklı biçimlerde sevişmek istediğim anlarda tutuk davranıyor o ilk zamanlardaki utangaçlığını sergiliyor. Misyoner pozisyonunu genellikle tercih ediyor. Bense, yatak odamızda daha renkli anlar yaşamak ona da yaşatmak istiyorum. Fakat onun bu pasif beni de olumsuz etkiyor. Artık kısacık sevişmeler yaşıyoruz.”
Burada tabii ki haklı. Ama da suçlu değil. Çünkü geleneksel anlamda kadınlara seks hep yasaklanmış. Hep o genç kızlık dönemlerimizdeki tutukluğu içimizde taşıyoruz. Bize bu öğretilmiş. Oysa hem ruh, hem de vücut birliği. Seks bu birlikteliğin bir motoru. iki kişi arasında yaşanan en özel an bu özel anlarda mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Yatak odanız zaten bütün bunların kırıldığı bir yer. Burada özgürce, dilediğiniz gibi davranabilmelisiniz.
Ön sevişme bütün kadınların derdi
Ön sevişmeden söz açıldı mı, bütün kadınların dert yanacağını biliyoruz. Hepimizin ortak sorunu. Birçok ön sevişmeyi alabildiğ kısa tutmak istiyor. (Elbette istisnaları var) Oysa bunu da önce siz talep etmelisiniz. Doğaldır, yatakta baskın olmak ister. Bu içgüdüsel bir istek. Bu şekilde, iktidarı elinde tutar. Ama ipleri siz elinize alabilirsiniz. Ön sevişmeyi alabildiğ uzatıp, onu geciktirebilirsiniz.
bir çok de bundan hoşlanıyor aslında. Önyargıları bir kenara bırakın. Onun, oyunlarınız şısında kuzu kesilip, sizin isteklerinize değer vereceğinizden hiç kuşkunuz olmasın. Yataktaki bu oyunlar erkeği kısa sürede tahrik eder. Ama siz de ön sevişmeyi uzatmak istiyorsanız, bu oyunları dozunda bırakın. Heyecansız yavaş sakin olun.
Şu var ki, birçok da, “Bunu nereden öğrenmiş?” sorusuna muhatap kalmamak için oyunlarında çekinik davranıyorlar. Atın, bu düşünceleri. Hangi çağda yaşadığımızın farkında olun. Artık televizyonlarda, gazetelerde, dergilerde bütün bunlar çarşaf çarşaf yazılıp, ortaya dökülüyor, tartışılıyor.
Giysilerin rolü
lardan söz etmiştik.. Bunların içinde, öpüşme dokunma mükemmel uyarı sağlayabiliyor. Bu eylemler, ilişkide duyumu artırır. Uzmanlara göre öpüşme şefkatin duygusal cinselliğin de göstergesi. Partnere duyulan güvenin en önemli işareti. Ağız yoluyla iletişim kurmak, kişileri birbirlerine daha çok motive eden bir unsur. Öte yandan, yatak öncesi giysilerinizin tarzı da, ayrı bir tahrik edici unsur.
Ama bu konuda da kalıplar var. Herkesin giysi konusundaki görüşü çok farklı. Bazı erkekler, daha örtülü bir giysiden tahrik olabiliyor. Yapılan bir araştırmada partnerlerin başlangıçta hafifçe giyinik olmalarının, daha fazla arzu hissi yarattığı vurgulanmış. Burada da kişisel özellikler dikkate alınmalı. Bir kişiye seksi gelen bir giysi tarzı, bir diğerine tuhaf gelebilir. Bu anlamda, eşinizin nelerden hoşlandığını bir şekilde öğrenebilirsiniz.
Seksi, sürprizler de renklendirir. Sevişmeye giyinik başlayıp, üzerinizdekilerini kat kat çıkarmanın keyfi de bir başkadır. Bazısı da yatağa çıplak girmekten hoşlanabilir. Sevişirken ne kadar yaratıcı olursak o kadar mükemmel ilişki yaşarız. Rutin alışılmış olan elbette ki heyecanlandırıcı değildir. Bu, her gün aynı çorbayı içmek gibidir. Dolayısıyla, yeni mekanları, yeni pozisyonları denemekten kesinlikle korkmamak, utanmamak gerekir. Örneğin, evde hazırlarken bile aklınıza sevişmek gelebilir o an bu duyguyu ertelememek gerekir.

kaynak: bayanca.net

Eşinizle birbirinize aşık oldunuz. Flört döneminden sonra evlendiniz. Tam mutluluğu yakaladım derken, yatak odasında sorunlar yaşanmaya başladı. Eş Aile Terapisti Lale Akat, yatak odası sorunlarını çözümlerini sizin için yazdı.
Çıldıracağım, niye ben böyleyim? Aslında hayal kurabiliyorum, canım istiyor, keşke olsa diyorum, ama yatağa kaskatı kesiliyorum. Açıklayamadığım bir yabancılaşma oluyor kendimle! Bunu anlatamıyorum eşime, bana ıyor, hatta sevmiyor beni onunla sevişmediğim için. Tam benim ondan bu konuda sevgi anlayış beklediğim bir zamanda kendimi bu garip korkutucu burukluk içinde yapayalnız bırakılmış hissediyorum. Ben de ıyorum o zaman ona, beni anlamadığı için, bencil davrandığı için. O zaman eşim de “İşte sen zaten beni adam yerine koymuyorsun… Boş ver!” diyor hadi bakalım, gergin bir 3 hafta daha… Hep aynı şey, böyle geçip gidiyor.


Bu muydu ? bu? Ne oluyor?
Sorunların çoğu psikolojik
Hiçbir ciddi organik rahatsızlığınız (şeker, yüksek tansiyon tiroid gibi) olmadığını farz ederek yazıyorum. Kadınların - bilhassa ”de - çok sık yaşadığı ciddi boyutlarla büyük huzursuzluk, geçimsizlik, stres yaratan hatta depresyonlara sebep olan bir durum bu. Keyif alarak, güçlü bir şekilde arzu duyarak, hatta erkeklerin en büyük haz duyduğu, insiyatifi de ele alarak doya doya sevişebilmek birçok için sadece bir hayal.
Birçok kereler iyi niyetle başlatılıp sonunda yine bir şekilde lamamış sevişme çabaları eşlerin her ikisini de umutsuzluğa düşürüyor tekrar deneme isteklerini azaltıyor. Sonunda eşler mecburen bu konu yokmuş gibi davranıyor. Ama konu, yani o birbirini tatmin edememe, tam anlamı ile cinselliği yaşayamamanın verdiği eksiklik sürekli yaşanıyor. Bunun devamında beliren “Acaba başka birine gider mi?” korkuları şüpheleri de buna eklenince evlilikte huzur gitgide zorlaşıyor yok oluyor.
Peki ne yapmalı?
Eşinizle diğer bilimum konularda ne kadar uyum doyum var bunlara bakmak gerekir. Bunlarda çözümlenmemiş kırgınlık veya öfke varsa, cinselliği yaşamak zorlaşır.
Aileden öğrenilmiş yasaklar, değer yargıları, suçluluk, gibi konular cinselliği en çok etkileyen faktörlerdir. Mutlaka birlikte bakılması gerekir.
Kişinin geçmişteki ı, deneyimleri, cinsel konularda bilgisi inançları evlilikteki ını direkt etkileyecektir. Yine bu duruma birlikte bakılması gerekir.
Kendi anne babamızın cinsel hayatlarını düşünün. Bize ne verdiler bu konuda? Bütün bir çocukluk genç kızlık süresinde duyduğumuz tek cümle, “Sakın erkeklere kanmayın, onlar hep tek bir şey isterler, namusunu koru” değil miydi? Beynimize yerleşen bu ı evlenir evlenmez kocamızla yatağa yok etmek inanın çok zor. Hatta imkansız! Kocam da bütün erkekler gibi değil mi?
Geçmişte herhangi bir kötü deneyim var mı? Maalesef cinsel istismar, ailelerde en yakınlar tarafından yaşanıyor. Tabu, yani olarak bakıldığı için bu konu hiç konuşulmuyor istismara uğrayan kızlar bu krizi aşabilmek için alamıyor. Bu şartlar altında o kişinin eşi ile normal bir yaşaması çok zor.
Kendi vücudumuzla aramız ? yor muyuz onu, seviyor muyuz her tarafını? Kendi kendimize zevk verebiliyor muyuz? Şayet utanç, veya tiksinme duyuluyorsa, bilin ki çocuklukta size yanlış bilgiler verilmiş. Bir şekilde etkilenmişsiniz. Bunları değiştirmek gerekir.
Tabii ki her şey sizin yüzünüzden olamaz. Bu işin içinde eşiniz de var. O ne kadar bilgili, rahat, kendinle güvencede? Unutmayın ki erkekler de çelişkide. Ahlaki bir değerlendirme söz konusu ”de. Sizin bir yandan seksi olmanızı istiyorlar, ama bir yandan da seksi olursanız “kötü ”lıkla da onları şüpheye düşürebilirsiniz. Çünkü onlar böyle öğreniyor. “