nedir

Her yaşın kendine has kodu, anlayışı çekiciliği bulunuyor. kendine özgü parfümü… Hangi tarz kokuların yaşınıza uygun olduğunu öğrenmek için yazımıza bir göz atmanız yeterli.Her yaşın kendine has kodu, anlayışı çekiciliği bulunuyor. kendine özgü parfümü… Hangi tarz kokuların yaşınıza uygun olduğunu öğrenmek için yazımıza bir göz atmanız yeterli…

20″li yaşlar:
Her şey sizin için yeni. Bu yüzden daha deneysel olabilirsiniz. Bu yaşların “uçarı” ruhuna en uygun kokular keskin güçlü ifadelidir. Kendinizi ortaya koymak hissetmek için önemlidir. Meyveli egzotik içerikli nar kokusu aynı zamanda seksapeli ortaya çııyor. Beyaz yapraklı portakal çiçeği inci çiçeği dışında vanilya amber notalarıyla erotik sinyaller veriyor.

30″lu yaşlar: Konferanslar, iş toplantıları, mesleki sorumluluklar… 30″lar, genellikle işyerinde geçirilen uzun saatleri de içine alıyor.


Bu yüzden kullanılan kokular bu yaşlarda kendini fazla ön plana atmadan elde edilmiş hakimiyeti simgeler. Listenin başında genellikle yeşil baharat içerikli tasarım kokular yer alır. Güçlü turunçgil notaları da kendine güven cazibeyi ortaya koyan kokulara hayat verir.

40″lar: Bu yaşlardaki kadınlar artık parfümlerinden kokması dışında başka şeyler de bekler. Kullandığı koku onu görünmeyen bir koza gibi sarmalı kişisel bir imzasına dönüşmelidir. İdeal olanlar ise bir tutam buhur içeren rahatlatıcı kokulardır. Pudralı yumuşak dokunuşlar stresi azaltıcı özellikleriyle öne çı. Lavanta, biberiye zencefil gibi aromatik ışımların da rahatlatıcı etkileri bilinmektedir.

50″ler: Değerlerin en fazla öne çıktığı yaşlardır. Artık zamansız gerçek lüks duygusunun dönemidir. Klasik elegan parfümler 50″li yaşların vazgeçilmezidirler. Koku kompozisyonları, çiçeksi rafine notalarıyla belirlenir. Gül, yasemin, sandalağacı parfümün uzun vadede sıkıcı olmasını önleyen çiçeklerdir..

kaynak: bayanca.net

Cildinizin uzun süre parlak, canlı gergin kalmasını ister misiniz ?

Cildinizin parlak, canlı gergin kalmasını bunun için çok fazla zaman harcamanıza, market market dolaşmanıza gerek yok. Kolayca bulunan sebze meyveleri öğünlerinize eklemeniz yeterli…
• Spagetti sosuna havuç rendeleyin. Varlığını bile fark etmeyeceksiniz içerdiği karoten cildinizi besleyecek.
• Ispanağın taze yapraklarını salata için ayırın. Ispanak diğer marul, göbek gibi salata çeşitlerinden daha fazla karoten içerir.
• Yumuşak meyveleri, yoğurtla taze meyvelerle ıştırın. Kayısı, şeftali, mango, papaya gibi meyveler günlük beslenmenizdeki karoteni yükseltir.
• Garnitür için şarap bardağının içinde soğutulmuş ya da şampanya serpilmiş nane eklenmiş garnitür kavun gibi özel tatlılar cildiniz için yararlıdır.
• Akşam yemeği öncesi atıştırmak için dolapta hazır olarak brokoli bulundurun.


Herkesin seveceği şekilde hafifi yağlı olarak servis edin.
• Meyveleri her akşam yemeğinin parçası yapın. Gece için taze soğutulmuş meyveleri salata olarak önceden hazırlayın. Yeni lezzetler için mango, papaya gibi tropikal meyveleri seçin. Tropikale yönelin.
• Pastaya veya salatasına, brokoli taze ıspanak ekleyin. Bunlar hemen hemen her tarife uygundur. Sulu salatalarda yerine papaya da konulabilir. Sadece lezzet değil, bol miktarda karoten de almış olacaksınız. Aynı eski portakal suları ya da elma suları yerine, ufkunuzu genişletin karoteni yüksek meyve sularını tercih edin.

kaynak: bayanca.net

Gözlerinizi olduğundan daha göstermek istiyorsanız hilelerine başvurmak zorundasınız. İşte gözlere sahip olmanın sırları…

Farınızın rengini seçerken soğuk veya sıcak renklerden hangisinin sizin ten renginize uygun olduğuna dikkat edin. Soğuk renkler mavi bazlı renklerdir (pembe, mor…). Sıcak renkler sarı bazlı renklerdir (yeşil, turuncu…)


Far uygularken rengi keskin hatla bitirmeyin, sıfırlayana kadar yumuşak şekilde yayın. Görüntünüz kazanacaktır. Göz kalemini uyguladıktan sonra parmak uçlarınız ile yumuşak şekilde yayarak farınızla ıştırın.


Göz ınızın dış sınırında, kaş kenarı burun kenarı arasındaki sınırın içinde kalın. Göz altında mat görüntü gözlerinize kazandıracaktır. Bu nedenle bu bölgeye ışıltı koymayın.


Kaş ızın dış kenarına göz pınarınıza uygulayacağınız ışıltılı bakışlarınızdaki derinliği artıracaktır.



Maskaranızı uygularken öncelikle kirpiklerinizin üzerinden, sonra alttan zig zag hareketleriyle uygulayın. Kirpiklerinizin yelpaze gibi açıldığını göreceksiniz.


Adım adım göz ı


1. Örtücü ardından yapıda bir pudra ile göz ı aydınlatın matlaştırın.


2. Farınızı uygularken önce göz kapağınızın tamamında arzu ettiğiniz yoğunlukta rengi elde edin. Parmaklarınızla uyguladığınızda daha kolay olduğunu göreceksiniz. Daha sonra dışarıdan içeriye doğru kapağın iç çukurunda ile gölge oluşturun. Kaşlara kadar gelmeden rengi sıfırlayın. Keskin hatlardan kaçının. Daha iddialı görünüm istediğinizde uyguladığınız rengin bir ton koyusuyla gölgeyi yoğunlaştırabilirsiniz.


3. Kirpik diplerinizden, dışarıdan içeriye doğru göz kaleminizi uygulayın. Yumuşak bir görünüm derin bir ifade için parmak uçlarınız ile yayın.


4. Maskara uygulayarak bakışlarınızdaki derinliği güçlendirin.


5. Kaşlarınızı kaş kalemi ile şekillendirerek göz ınızı tamamlayın.

kaynak: bayanca.net

Dita Teese”in öncülük ettiği tarzı New Burlesque ile daha çekici olmaya hazır mısınız? Prensipte bu makyajda denemeleri kesinlikle yok. Dudaklarda klasik kırmızı gözlerde siyahla önümüzdeki kış bu farklı tarzın yüzümüzde yarattığı seksi görüntünün tadını çıkaracağız…

Porselen cilt: Cilt tonu mutlaka açık renkte olmalı ama asla solgun ya da mat değil aksine duru ışıltılı. Ardından oyuna ruj göz kalemi dahil oluyor. Ciltte homojen bir görüntü elde etmek için fondöten şart. Profesyonel artistleri fondöteni daha çok fırçayla sürmeyi yeğliyorlar. Böylelikle cilt bazı hem her tarafta dengeleniyor hem de kalıcılığını koruyor. Ardından fondötenden iki ton açık bir kapatıcıyla göz altları kapatılıyor. Bu sırada göz içlerini de unutmayın. Porselen cildi efekti için mutlaka allık kullanmak gerekmiyor. Eğer yine de allıktan vazgeçmek istemiyorsanız krem formunda gül tonlarındaki bir allıkla yanaklarınızı renklendirebilirsiniz.

Seksi gözler: Vurgulayıcı gözlere sahip olmak için üst göz kapağının bitiminden kirpik diplerine kadar olan alanı kalın bir kalemle boyayın. Gözlerin üzerini de ten rengindeki bir farla renklendirin. Mükemmel bir göz ı için kirpiklerinizi en az üç kez arka arkaya siyah bir maskarayla belirginleştirin. Ama sadece üst ünü. Alt tarafı ise siyah bir göz kalemiyle vurgulamanız yeterli.
Çekici dudaklar: Dudaklarınıza kırmızı ruj sürmeden önce fondöten sürerek rengin daha kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz. Daha sonra rujunuzla aynı renkteki bir kalemle dudak kenarlarını kapatabilirsiniz. Rujunuzu mutlaka bir fırça ıyla sürmelisiniz. Işıltılı bir efekt için alt dudağınızın ortasına parmağınızla parlatıcı uygulayabilirsiniz.

kaynak: bayanca.net

bir ın sırrı, doğru fırçayı doğru amaç için kullanmaktır.

Bir çok farklı fırça olması aklınızı ıştırmasın, aslında hepsinin farklı görevleri var ama bunları öğrenmek hiç zor değil. Siz de fırçaları birbirinden ayırt edemiyorsanız hangisini ne yaparken kullanacağınızı hep ıştırıyorsanız, bu yazımıza bir göz atın derim. Fiziksel özellikleriyle işlevleriyle tüm fırçaları burda…
Far fırçası
Kısa yumuşak kıllardan oluşur. Kılları uca doğru yuvarlaklaşan türleri iyidir. Farı gözkapağına daha iyi yaymanı sağlar. Farklı iki kullanacaksan, bu renkleri daha iyi ıştırmana yardımcı olur.
Kapatıcı fırçası
Kılları kısa küt kesimlidir. Kapatıcının, izleri üzerine gözaltına daha iyi uygulanmasını sağlar. Fırça kapatıcıya batırıldıktan sonra yumuşak dokunuşlarla uygulama .
Pudra fırçası
Kılları uzun, sık yumuşaktır.


Yüze boyna pudranın en iyi şekilde yayılmasını sağlar. Sıkıştırılmış ya da toz pudra ile birlikte rahatça kullanılabilir.
Allık fırçası
Çoğu zaman pudra fırçası ile ıştırılır. Farkları, pudra fırçasının kılları yukarı doğru yayılır, allık fırçası ise daha düz durur. Kılları ne çok sert ne de çok yumuşaktır. Yanaklarda gözkapağında kullanılır.
Dudak fırçası
İnce sivriltilmiş bir yapısı vardır. Kılları çok yumuşaktır. Dudak hattı çizmek, fırça ile daha kolaydır. Rujun daha iyi yayılmasını sağlar

kaynak: bayanca.net

Gözleriniz ne kadar olursa olsun, eğer altları mosmor görünürse ya da şişerse, bu iyi görünmenizi engelleyecektir…

Gözlerinizin güzelliğinin bozulmaması her daim çekici görünmesi için sizin de üzerinize düşen bir kaç görev var. Zamanın etkileri her gün yaptığınız , elbette göz çevrenizin deforma olmasına bozulmasına yol açıyor. Ama dert etmeyin, buna şı koymak için sizin de silahlarınız var!


Kırışılıkları engellemek için
Bir çorba kaşığı badem yağı, bir çorba kaşığı soya yağı bir çorba kaşığı avokado yağını ıştırın. Her gece yatmadan önce göz çevrenize yumuşak hareketlerle masaj yaparak ışımdan sürün. Sabah kalktığınızda yüzünüzü yıkayıp yumuşak bir havlu ile kurulayın.


Torbaları yok etmek için
Bir patatesi halka şeklinde kesip gözlerinizin üzerine koyun 15-20 dakika gözlerinizi bu şekilde dinlendirin.


Hem göz altlarınızdaki torbaların giderilmesinde hem de gözlerinizdeki kızarıklıkların geçmesinde yardımcı olacaktır. Ayrıca gözlerinizdeki kızarıklıklar için bir parça pamuğu şekersiz çaya batırıp gözlerinize kompres yapabilirsiniz.


Şişlikler için
Bir parça buzu gözlerinizin altında sabit tutmadan yani gezdirerek 5 dakika kadar bekletin.


Morluklar için
Bir salatalığı rendeleyip buzlukta buz kalıplarının içinde dondurun. Daha sonra dondurulmuş bu salatalık küplerini gözlerinizin mor kısımlarında 5 dakika kadar gezdirin.


Bunu mutlaka deneyin!
Bir patatesi rendeleyip suyunu çıkartın. Bu suya batırdığınız bir parça pamukla göz çevrenize kompres yapın.

kaynak: bayanca.net

, sadece mutlu bir evliliğin değil n da koşullarından biri. Dile getirilmeyen sorunlar evliliği de sarsıyor…

Yatak odasında yaşanan çiftlerin birbirini incitmemek adına dile getirmediği sorunlar evliliği sarsacak kadar ciddi. Yaygın görülen sorunların çok kolay olmasına rağmen erkeklerin sadece yüzde 1″i çözüm arıyor


Cinsel öge
, sadece mutlu bir evliliğin değil n da koşullarından biri. Ancak ”de pek çok çift için bu alan sorunlu. İstanbul Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin”e göre, birçok kişi şı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmıyor.



Doğan, “Erken boşalma çok kolay, başarı oranı çok yüksek kısa sürede edilebilen bir sorun olmasına erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine şın, erkeklerin ancak yüzde 1″i, çoğunlukla da eşlerinin ısrarları sonucu tedaviye geliyor” diyerek soruna dikkat çekiyor.


Sizce evlilikte önemli olan ? İnsanlar evlenir?
İnsanlar esas olarak bir aile kurmak anne-babalarından gördükleri yaşam biçimini hayata geçirmek üzere evlenirler. ya da ilişkisi üç önemli ayak üzerine kuruludur:


• Sevgi, şefkat, bakılma


• Beğenilme, onaylanma, hayranlık


• Arzulanma.


Bu üç özellik birbiriyle etkileşim içindedir doyumlu evliliklerde uygun bir denge içerir. Bu üç unsurdan sadece biri ya da ikisi söz konusu ise çiftlerin bir arada olmalarını sağlayan bağ olabilir ama tam olarak doyum veren bir birliktelikten söz edemeyiz. İnsanlar yetişme dönemleri boyunca bir ilişkiyle ilgili iki hususta kanaat oluştururlar. Biri ilişkinin biçimi hakkında. Yani ilişkideki rol dağılımları, şı taraftan kendisine davranmasını istedikleri, ikincisi de yaşama tarzları hakkında.


Nerede oturacaklar, kimlerle arkadaşlık edecekler, bir sosyal konumları olacak gibi. Cinsel , bu konularla ilgili olmakla birlikte, kendi başına da çiftin ilişkisi mutluluğu üzerinde etkisi olan önemli bir öğedir.


Bunların yanında insanların son derece kişisel olan bir yanları da cinsel hayatlarıdır. Ne sıklıkta birlikte olmak isteyecekleri, sevişmek istedikleri, ne yapmak ya da yapmamak istedikleri kendilerine nelerin yapılıp yapılmamasını istedikleriyle ilgili olarak


”de evli çiftlerin cinselliği sizce?
Halkımızın cinsel açıkça yetersizdir. Erkekler cinsel bilgilerini daha çok akranlarından arkadaşlarından, kadınlar ise eşlerinden öğrenmektedir. Ailelerden çocuklukta aktarılan bilgiler cinselliğin günah ayıp olduğu yönündedir. Kadınlara aileleri tarafından aktarılan bilgiler, kızlık zarının kutsallığı korunmasının ehemmiyeti, cinsel ilişkinin acı verici olduğu evlenene kadar erkeklere dikkat edilmesi yönündedir. Cinsellikle ilgili bilgiler yetersiz yanlışlarla doludur.

Halk konusunda neye inanıyor peki?


• Cinsel ilişki birleşme demektir.


• başarı meselesidir.


• Erkekler her zaman cinsel ilişki isterler.


• Erkekler her an cinsel ilişki kurmaya hazırdır.


• Her her kadına zevk vereceğini bilmelidir.


• Cinsel ilişki sorumluluğunu üstlenmek yönetmek erkeğin görevidir.


• Sevişme doğal kendiliğinden olmalıdır. Sevişme hakkında konuşmak, düşünmek onu bozar.


• Bir çift için en önemli amaç aynı anda orgazm olmaktır.


• Çiftler şu düşüncelere de önemli ölçüde katılmaktadırlar:


• cinsel güce zarar verir.


• Erkekler yalnız cinsel birleşme orgazmla ilgilidir, duygusallık haz alma kadınlarda görülür.


• Cinsel birleşme için en doğal pozisyon erkeğin üstte olduğu pozisyondur.


Kadınlarda cinsel sorunlar fazla mı görülüyor?
Kadınların üçte birinde istek lma bozukluğu, en az üçte birinde orgazm olamama tahminen yüzde 10 kadarında bulunmaktadır. Erkeklerin ise en az üçte birinde erken boşalma, yaklaşık yüzde 3-10″unda sertleşme zorluğu vardır.


Cinsel sorunu olan çiftler tedaviye başvuruyor mu?
Sorunlar bu kadar yaygın olmasına şın arayışı son derece kısıtlı. Cinsel sorun nedeniyle başvuranların oranı yüzde 1-2 düzeyinde. İnsanların yetiştirilme koşulları deneyimsizlikleri nedeniyle çeşitli cinsel sorunları olabilir. Birbirlerini mutlu etmek için çaba sarf eden çiftler bu sorunlarını da çözmeye birbirlerini desteklemeye çalışırlar, gerekirse profesyonel bir almayı gurur meselesi yapmazlar.


kolay
Birçok kişi şı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmamaktadır. Sözgelimi erken boşalma, çok kolay, başarı oranı çok yüksek kısa sürede edilebilen bir sorun olmasına erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine şın, erken boşalması olan erkeklerin ancak yüzde 1″i, o da çoğunlukla eşlerinin ısrarları neticesinde tedaviye gelmektedir. Bazı erkekler ise eşlerine yıllarca doyumdan yoksun bırakan bu sorunları olmasına şın, ancak dışı bir ilişkileri olduğunda tedaviye başvurmaktadır.
Bir çok lmakta orgazm olmakta sorun yaşamalarına rağmen, eşlerini incitmemek için bunu söylememekte, mutsuz doyumsuz bir cinsel yaşama katlanmaya çalışmaktadır. Oysa cinsel , sadece evliliğin değil n da önemli keyif doyum kaynaklarından biridir. Bazen çiftlerin birbirlerine kızgınlıkları memnuniyetsizlikleri doğrudan cinsel yaşamlarındaki tatminsizliklerden hayal kırıklıklarından kaynaklanır..

kaynak: bayanca.net

Günümüz araştırmacıları “İnsanlar seks yapar” sorusunun peşine düştü 237 ayrı “”e ulaştı…

“İnsanlar seks yapar” sorusuna cevap arayan ABD”li psikologlar yaklaşık 2 bin kişiyle görüşüp, her biri diğerinden ilgi çekici 237 ayrı “”e ulaştı.


237 ayrı gerekçe
Antik zaman düşünürleri, seks pozisyonları üzerine kafa yormuştu. Günümüz araştırmacılarıysa “İnsanlar seks yapar” sorusunun peşine düştü. Yaklaşık 2 bin kişiyle konuşarak insanların seks motivasyonlarını sorgulayan Teksas Üniversitesi psikologları, 237 ayrı “”e ulaştı.


Yanıtlara göre insanları seks yapmaya motive eden nedenler arasında “sarhoş olmak” da var, “kendini Tanrı”ya yakın hissetme arzusu” da. Listenin 173. maddesi, baş ağrısının sekse “Hayır” demek için bir bahane değil, ondan kurtulmak isteyenleri partneriyle sekse yönlendiren bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.



“Kalori yakmamı sağlıyor”
“Uykuya dalmamı kolaylaştırıyor”, “Partnerimin güçlü hissetmesini sağlıyor”, “Kalori yaktırıyor”, “Bir iyiliğin şılığı”, “Sıcak tutuyor”, “Düşmanımın canını yakmak”, “Sohbet konusunu değiştirmek” yanıtlarının yanında “İyi bir ” en ı gibi görünüyor; ama bir de şu var: “Benimle boy ölçüşmeye kalktı!”


“Bir görev” gibi hissedenler
Önce 400 kişiden seks nedenlerini öğrenen uzmanlar, daha sonra 1500 kişiye bu nedenlerin önem derecesini sordu. 237 nedenden her birinin en azından birkaç insan için en önemli olduğu ortaya çıktı. Hem erkeklerin hem de kadınların en sık ifade ettiği ortak nedense, “O insandan etkilenmiştim”di.


Araştırmayı yürüten uzmanlar sonuçları “fiziksel”, “bir amaca yönelik”, “duygusal” “güvensizlik” şeklinde dört ana başlıkta topladı. Örneğin “ mavi gözleri vardı”, “Çekici bir vücudu vardı” gibi cevaplar fiziksel özellikleri motive edici bulanlara aitken, “Rakibimin ilişkisini sona erdirmek istedim”, “Beni aldatan partnerimle skoru eşitlemek istedim” gibi cevaplar amaca yönelik seks yapanlara, “Daha derin bir düzeyde iletişim kurmak istedim” tarzı açıklamalar duygusallara, “Bu bir görevmiş hissettim” “Kendime güvenimi artırmak istedim” gibi cevaplarsa güvensizlere ait.

kaynak: bayanca.net

Seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyor…

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca ını devam ettirebilir.


Fantezisiz kalmayın!
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişçesine tek düze rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.



Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, olan olmayan noktaları yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.


İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:


1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların şılıklı olarak dürüst saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri beyinsel konsantrasyon ile şılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.


2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğ özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak laması herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.


3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle şılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

kaynak: bayanca.net

Cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmeyen, aşırı titiz kokulardan kötü etkilenen kişiler için sevişmek tiksinti verici bir şey olabilir…

Cinsel tiksinti bozukluğu; cinselliği kötü, ayıp utanç verici olarak gören, cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmeyen, aşırı titiz kokulardan kötü etkilenen kişilerde daha sık görülür..


Yaş faktörü
Kaybetmeye başladıkları gençliklerini kendilerinden küçük bir kadınla yeniden kazanmak ikinci baharlarını yaşamak isteyen yaşlı erkekler; genç kadınları iyi hissettirmeyi mutlu etmeyi çok iyi bilir. Ancak her şeye rağmen yaş beden farkı genç kızlarda tiksinme yaratabilir. Bu da cinsellikte anlaşmazlıklar çıkmasına tarafların mutsuz olmasına olabilir.


Kötü utanç verici görürler
sevgi, tiksinme sınırının genişlemesidir.


Bir eş ile cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma bundan tümüyle kaçınma durumuna ise; “cinsel tiksinti bozukluğu” denir. Cinselliği kötü, ayıp utanç verici olarak gören, cinsel taciz, şiddet gibi olaylarla şı şıya kalmış, cinsel olmayan, cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edemeyen, aşırı titiz kokulardan olumsuz etkilenen kişilerde bu sorun sık görülür. Bu açıdan bakıldığında, sizin yaşadıklarınızı yaşlı partnerinizle baba özlemini tatmin edip etmediğinizi bir cinsel terapist nezaretinde yeniden gözden geçirmenizde fayda var.

kaynak: bayanca.net

Sağlıklı bir ancak şılıklı istek, güven, saygı ile mümkündür. İşte doğru bir için olmazsa olmazlar…

Anadolu Merkezi’nden Psikolog Aslıhan Kurt’un önerileri:


1. şılıklı istek:


Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli gönüllü olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması gerekiyor.


2. Eşitlik:


Kişisel güç sı anlamında, eşinizle eşit durumda olduğunuz gerçeğini kabul etmek önemli. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.


3. Saygı:


Kendinize eşinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.


4. şılıklı güven:


Oldukça hassas olan bu aktivitenin şılıklı güven oluşmadan yapılması, taraflar arasında hoş olmayan duygular yaratabilir.


5.


Korunma:


Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan bir ortamın yaratılmasıdır.

kaynak: bayanca.net

Bütün kadınlar düzgün bacaklara sahip olmak ister. Bunun için 20 dakika ayırmanız yeterli…

Doktorlar uzmanları, verdikleri ufak tiyolarla kadınların dertlerine derman olabliyorlar. Mesela bacaklara sahip olma isteği gibi. Sizin de televizyonlarda gazetelerde gördüğünüz kadınlar gibi düzgün bacaklara sahip olmak için yapmanız gerekenler aşağıda….


• Yürüyüş yaparken topuklarınıza basmak yerine parmak uçlarınıza basmayı deneyin, topuklarınızı yere değdirmemeye çalışın. Bu, gövdenizin biraz öne eğilmesine tüm bacağınızın, özellikle de uyluk kemiğinin ön kısmının çalışmasını sağlar. Bu şekilde 5 dakika koşun.


• Sağ ayağınızla ileri doğru büyük bir adım atın. Sağ dizinizin doğru bir açıyla bükülmesi gerekiyor. Daha sonra sol bacağınızla da büyük bir adım atın. Yine vücudunuz hamle eder pozisyonunda olsun.



• Yine parmak uçlarınızla koşun; ama ileri doğru her adımınızda dizlerinizi mümkün olduğu kadar yukarı çekmeye çalışın. Topuklarınızı yere değdirmeyin. Böylece baldırlarınızı ciddi biçimde çalıştırmış olursunuz. 30 saniye çalışıp, 30 saniye dinlenerek beş kez bu hareketi tekrarlayın.


• Parmak uçlarınızda koşmaya devam edin, ancak bu sefer her adımınızda topuklarınızı kalçanıza değdirmeye çalışın. Baldırlarınızın arka kısmını çalıştıracak bu hareketi 30 saniye süreyle beş kez tekrarlayın…

kaynak: bayanca.net

Sağlıklı biçimde herkesin hayali! Hayalinizin gerçeğe dönmesi için neler yapmalısınız peki?

olmak bu uğurda çeşitli yolları denemek yaygın bir hal almışken, tek gerçek, kişisel ihtiyaçlara uygun, yeterli dengeli mönülerle hayat şekli haline getirmemiz gereken beslenme alışkanlıklarını unutmamak, vermek kadar kontrolünde de dikkatli olmaktır. Kişiler verebilir ancak önemli olan bunun sağlıklı geri dönüşü olmayan bir süreçte oluşmasıdır. Bunun için ına başlamadan önceki yanlış beslenme alışkanlıklarınızı bilmeli, bunları profesyonel alarak doğru alışkanlıklarla değiştirmelisiniz.
Porsiyon kontrolü
İyi planlanmış dengeli bir öğün yüzde 20-30 oranında yağ, yüzde 10-20 oranında protein, yüzde 50-60 oranında karbonhidrat içermeli. Bu hesaplamalar size zor gelebilir ancak diyetisyeniniz tarafından planlanmış mönüler bu kurallar uymaktadır.

Dengeli beslenmede amaç, vücudun besin gereksiniminin aynı kiloda kalmayı amaçlayan bir birey için, tüm besin gruplarını içermesidir. Bu arada mutlaka günde 2,5-3 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin.
kontrolünde en önemli desteklerden biri de porsiyon kontrolü kalori kısıtlaması yapmaktır. Örneğin yağda pişmiş iki yerine akıyla hazırlanmış, yağsız, teflonda pişmiş bir menemen tüketerek 150 kalori kadar kâra geçmiş olabilir. Tam yağlı süt yerine sıfır yağlı süt, şeker yerine tatlandırıcı kullanarak, kızarmış tavuk parçaları ile hazırlanmış salata yerine ızgara veya haşlanmış tavuklu salata tüketmek, meşrubat içmek yerine soda ile hafifletilmiş meyveli soda tüketmek faydalı olabilir.
Mutlaka yapın
Tartıdaki durağan dönem ani büyük çıkışların habercisi olabilir. programları akabinde danışanlarımızın bazıları koruma ı almadan serüvenini noktalayabilmekte, öğrendikleri yeni beslenme alışkanlıklarını kendilerince uyarlayarak kullanıp, bir süre sonra küçük yoldan çıkmalarla maalesef eski alışkanlıklara dönebilmektedir.
Bir süre tartıda yükseliş görmedikleri için “Nasılsa almıyorum artık” bilinciyle bu hatalara devam etmekte birkaç hafta sonra telaş içinde soluğu ofislerimizde alabilmektedir. Bunun için sürecini eden koruma programlarını da aynı disiplinde devam ettirin.
Kilonuzu korumak için günlük fiziksel aktivitenin artırılması elzem kurallardan biridir. Vücut sıkılığının kazandırılması, yağ kaybının devamı veya istenen yağ değerlerinin korunması adına mutlaka hayat boyu sürdürebileceğinize inandığınız sevdiğiniz bir dalı seçin.
Uzun süreli verme programlarından çıkan bireylerde belli bir süre sonra sıkılma diyeti bozma eğilimleri görülebilir. Bu istenmeyen durumları önlemek için haftanın belli günleri koruma ınızda masum kaçamaklar yapmalı ancak bunları telafi edici önlemler almalı, battı yan gider mantığını savunmamalısınız.
Doğal beslenmeyi tercih edin
Mümkün olduğunca evde yemeye gayret etmeli, dışarı çıktığınız günlerde ise düşük kalorili yemekleri tercih etmelisiniz.
En doğru beslenme en doğal beslenmedir. Yemekleri en sade işlenmemiş hallerinde tüketmeye gayret etmelisiniz. Örneğin salamura, tütsülenmiş, marine edilmiş, soya krema soslu, tereyağında kızartılmış, galete unlu, mayonezli, derin yağda kızartılmış yemeklerden kesinlikle uzak durmalısınız.
Şeker şekerli ürünler ınızda ya hiç yoktur ya da çok kısıtlı bulunmaktadır muhtemelen. ı akabinde bir anda saldırırcasına bu besinlere yönelmeniz, her geçen gün daha fazla şeker tatlı yeme isteği duymanıza olabilir. Bunun için sofra şekerinden uzak durun.
Baharatlar metabolizmanın daha iyi çalışmasına destek verebilir. koruma programlarınızda bitki çaylarını baharatları kullanmaya devam etmelisiniz. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye kişniş tohumunun toksin atıcı etkilerinden faydalanmalısınız. Her gün en az dört farklı bitki çayı içmeye gayret etmelisiniz.

kaynak: bayanca.net

Stres duygusal yeme birbiriyle yakından ilişkilidir. Duygusal yeme nedenlerinin ne olduğunu öğrendiğinizde, bu davranışı daha kolay önleyebilirsiniz…

Duygusal yemenin birçok nedeni vardır stres önemli bir yedirici olabilir. Kortizol hormonu etkisi, çocuklukta besinlerin ceza veya ödül olarak kullanılmış olması bazı boşluk duygularının ile doldurulması bu noktada önemlidir çözüme gitmekteki en önemli nokta ise farkındalıktır.


Aşağıdaki test ile kendinizi değerlendirip farkındalığınızı harekete geçirebilirsiniz.


1- için kendinizi çok mu meşgul buluyorsunuz?
Bazı insanlar stresliyken, yemeği unutabilir veya ara öğünlerini atlayabilirler. Bu durumda değişen kan şekeri kişide ruhsal dalgalanmalara sağlıksız kaybına sebep olur. Gün boyunca sağlıklı küçük öğünler tüketmek daha iyi bir seçimdir. Sonuç olarak kendinizi daha az stresli hissedebilirsiniz.



2- Sürekli kendinizi stresli mi hissediyorsunuz strese şı koruyucu teknikleri bilmiyor musunuz?
Eğer sürekli kendinizi stres altında hissediyorsanız, stresin sağlıksız bir tipi olan yüksek kortizol düzeyiyle birçok problemi yaratan kronik stres riski altında olabilirsiniz. Stresi hızlıca uzaklaştırmak için profesyonel destek alabilirsiniz. Bu şekilde vücut stresini azaltabilir, problemlere şı daha sakin yaklaşabilirsiniz. Ayrıca strese bağlı olan alımlarını durdurabilir stresin olduğu diğer problemlerini kolaylıkla azaltabilirsiniz.


3- yapmak için kendinizi gün sonunda çok meşgul veya çok yorgun mu hissediyorsunuz?
Hepimiz yapmamız gerektiğinin farkındayız fakat birçok stresli meşgul insan için ayıracak enerji zamanı olmadığını belirtir. Tam tersinde ise stresli insanlar egzersizden en üst düzeyde yarar sağlar, sadece bununla kalmayıp kişiler strese bağlı alımlarıyla da başa çıkabilirler. için çok yorgun olduğunuzu düşünüyorsanız bu konuda kendinize telkinlerde bulunun egzersizin size sağlayacağı daha fazla enerji şısında şaşırın.


4- Her gece yedi saatten daha az mı uyuyorsunuz?
Her gün aynı saatlerde yatmak yine aynı saatlerde kalkmak stresle başa çıkmada büyük katkı sağlayacaktır. Geç yattığınız zamanlarda kesinlikle geç uyanma alışkanlığı geliştirmemelisiniz. Çünkü bu durumda bir sonraki gün geç uyumanıza olarak uyku düzeninizi bozar. Günde yedi saat uyumanın en iyi yeterli dinlenme süresini sağladığı bir ok çalışma ile vurgulanmıştır.


5- Bel çevrenizde gerektiğinden daha fazla mı kütle var?
Stresli insanların kortisol seviyesindeki artışa bağlı olarak bel çevresinde daha fazla yağlanma görülmektedir. Bel çevresindeki yağlanmanın fazla olması birçok problemini beraberinde getirir. Bu durumda önemli olan nokta egzersizi günlük ımıza yerleştirmemiz olacaktır.


6- Yorgun olduğunuzda fazla miktarda kafein tüketmek fazla enerji sağlamak için bir yol mudur?
Stres altında meşgul olan insanlar genellikle kafeini ekstra enerji almak için kullanırlar. Fakat bu vücudunuzdaki kortizol seviyesinin ( alımının nedenlerinden biri)çok fazla artmasına sebep olur uyku kalitesindeki düşüklük yine kortizol artışı alımını tetiklemektedir.


7- Stres nedeniyle aç olmadığınızda dahi yer misiniz?
Stres altındaki birçok insan kendini daha fazla yerken bulabilir. Bu, kişiyi kısa süreli mutlu edebilir. Eğer küçüklüğünüzden beri tatlı yiyerek stresinizi bastırılıyorsanız, sinirlilik halinde sürekli ağzınızda bir şeyler olmasını istiyorsanız veya kortizol düzeyiniz sizi atıştırmaya yönlendiriyorsa bu duygusal yeme durumunuzu su içerek, çiÇ sebze atıştırarak veya daha sağlıklı yiyeceklere yönelerek stresli durumunuzu azaltabilirsiniz.


8- Stresli olduğunuzda kendinizi tuzlu veya tatlı bir şey yerken buluyor musunuz?
Stresteki artış vücudumuzdaki kortizol seviyesini artırır. Bu da sizi tatlı veya tuzlu yiyeceklere yönlendirir. Bu tüketimler ise sizde artışına bağlı durumunuzda olumsuzluklara yol açabilir.


9- Yeme alışkanlıklarınızın değişmeyip stres düzeyiniz kilonuzun değiştiğini hissediyor musunuz?
Stres birçok şekilde artışına olabilir. Kortizol seviyesindeki artış metabolizma hızınızı yavaşlatmaktadır. Bu da aynı miktarda besin almanıza rağmen bu besinleri daha yavaş yakmanız anlamına gelir. Bu nedenle kortizol seviyesini hızlıca normal hale çevirmek için rahatlama teknikleri öğrenmeliyiz.


10- Sırf, evde sağlıklı öğünler için fazla meşgul olduğunuzdan dolayı aşırı fast food yeme eğiliminiz var mı?
Dışarıda fast food tarzı beslenme alışkanlıkları olan biriyseniz yalnız değilsiniz. Birçok stresli meşgul insan kendisini dışarıda fast food tercihleri yaparken bulur. Bunun nedeni daha kolay ulaşılabilir olmasıdır. Ancak evde pişirme alışkanlığı kazanan kişiler, vücutlarını şekillendirmenin yanı sıra bunun daha sağlıklı kolay olduğunu görmüştür.

kaynak: bayanca.net

Çikolata… yapmak isteyip de yapamayanların tek özrü… Sizin de çikolataya zaafınız var mı?

Çikolataya şı olan bu zayıflığınız sizi bir çikolatakolik yapıyor mu? Aslında çikolatanın bağımlılık yaptığına dair bazı bilimsel bulgular yok değil. Beynin kimyası üzerine yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, insanlar besinlere bağımlı hale gelebiliyorlar ama bu konuda sağlam veri henüz yok. Zevk veren herhangi bir deneyim, o tarz beyin kimyaları yaratabiliyor.


Bağımlılığı yenmede en önemli şeyse, kendi kendinize bağımlı olduğunuzu söyleyebilmek; çünkü ancak bu şekilde probleminizin üstesinden gelebilirsiniz.


Canımızın bir şeyler çekmesinin sebebi ?


Bağımlılıktan bahsettik ama insanın canının, özellikle de kadınların, çikolata çekmesi hayali bir durum değil. Öte yandan bunun nedeni henüz tam olarak bilinemiyor.


Ancak bu konuda birkaç teori var:


Mahrumiyet: Eğer çikolatanın tadını seviyor ama onu yemeyi kendinize yasaklıyorsanız, canınız daha fazla çikolata çekebilir.


Stresi azaltması: Stres belirdiğinde, vücut buna adrenalin üreterek cevap verir. Karbonhidratlar anında belli dozda enerji üretirler pek çoğumuzun karbonhidrat tercihi de çikolata olur.


Hormonal değişiklikler: Hormonlarda dönemlerine göre dalgalanmalar yaşanır. Östrojen yükseldiğinde, progesteron serotonin düşer. Bu durumda da kadınlar depresyon asabiyet hissedebilirler ki, bu da karbonhidrat yeme arzusu uyandırır.


Beyin kimyasalları: Nöropeptit (NPY), sabahları yaparken karbonhidrat arzusunu arttıran bir beyin kimyasalıdır. Bunun gibi bir başka kimyasal da galanindir. O da geceleri en üst seviyesine çı yağ alma arzusu uyandırır.


Çikolatanın içeriği: Çikolatada fenletylamin yağ bulunur. Bunların her ikisi de vücudun, kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan endorfin üretimini arttırır. Çikolatada aynı zamanda cı maddeler teobromin kafein de bulunur. Ayrıca çikolatada bulunan şeker, kişide gevşeme hissi uyandıran beyin kimyasalı serotonin salgılanmasını da sağlar.


İçinizi yiyen ne?


Günümüzde modern tedavilerinde, öncelikle hastaların belli besinlere duydukları arzuların nedenleri anlaşılmaya çalışıyor. Buna da hastanın yiyeceklere dair en eski anılarıyla başlanıyor. Örneğin bir limonlu şekerleri çok seviyor. Çocukken, zor bir annesi ama sevgi dolu bir babası olmuş. Babası işten geldiğinde, elini paltosunun cebine sokup bir paket limonlu şeker bulmasını sağlarmış. Bu nedenle ne zaman aynı güven verici duyguyu yaşamak istese, limonlu şeker yiyor. Yani yiyecek aslında bir araç oluyor. Peki bu duyguya bir şeyler yemeden ulaşabilir? O kişiye dair anılar düşünülerek olabilir, ama bu arada kendini eğitmek çikolatadan (ya da ın durumunda limonlu şekerden) uzak durmak gerekiyor. nızı düzene koymanız bu anlamda önemli.


Yeme arzunuzu terbiye edin


Sürekli bir şeyler yemenizin sorumlusunun kendiniz olduğunu kabul ediyorsunuz, yani problemin farkındasınız. Ayrıca istediğiniz şeyin çikolata olduğundan da eminsiniz. Peki bununla başa çıkacaksınız?

“Çikolata kamburundan kurtulmanın en iyi yolu ?” sorusunun cevabını uzmanlar da veremiyor. Size en uygun stratejinin ne olduğunu gene kendinizin belirlemesi gerekiyor. İşte başka kişilerde işe yarayan bazı yöntemler…


Kurtçuk hayal edin. Çikolataya teslim olacağınızı hissettiğiniz anda, gözünüzün önüne bir parça çikolata getirip, içinden kurtçuklar çıktığını gözünüzde canlandırın.


Çikolatayı tamamen kesin. En azından canınızın bir şeyler çekmesi durumunu kontrol altına alıncaya değin. Örneğin bir süre hiçbir şekilde çikolatayı ağzınıza koymayıp, zaman içinde ölçülü yemeyi öğrenebilirsiniz. Öte yandan çikolata ile olan ilişkiniz sağlıklı değilse, o zaman bu ilişkiyi tamamen kesmelisiniz.


Yavaş yavaş kesin. Beslenme şeklinizi bir anda değiştirmek sizi zorlayabilir. Vücutlarımız ani kesin değişiklikler yapmaya hazırlıklı değildir. Bu nedenle çikolatayı bir anda kesmek yerine yavaş yavaş kesmeniz işe yarayabilir. Örneğin normalde büyük bir paket çikolata yiyorsanız, bu kez bir küçüğünü satın alın daha sonra daha da küçüğünü. Sonunda bir draje yeterli gelebilir. Çikolatayı bir anda tamamen kesmenin şöyle bir riski olabilir: Buna takıp, normalde yiyeceğinizden çok daha fazlasını yiyene kadar rahatlamayabilirsiniz. Oysa yavaş yavaş azaltarak daha iyi bir sonuç elde edebilirsiniz.


Öğünlerinizi önceden planlayın bunları yazın. Bu planlama işine bir kez alıştınız mı, sonrasını düşünmek hale gelecektir. Bir yere giderken asla “Acaba yiyecek olacak mı?” diye düşünmeyin, mutlaka önceden hazırlıklı olun.


Kendinizi aşırı acıkacak kadar uzun süre aç bırakmayın. 3 ana öğün 2 ila 3 ara öğün yiyin. Ayrıca bir öğün fazla kalori bir şeyler yerseniz, sonraki öğünlerde , ya da ertesi gün bunu dengeleyecek şekilde yemeye gayret edin.


Besleyici lif açısından zengin besinler seçin. Bunlar tahıllar, meyvalar, sebzeler, baklagillerdir. Ayrıca küçük porsiyonlarda yiyeceğiniz fıstık ezmesi yemişlerle (fındık, ceviz gibi) yağsız sade yoğurt da iyi atıştırma seçenekleridir.


Tatlıyı azaltın. Çikolata diğerlerinden bahsediyorum. Tatlı , daha fazla tatlı yeme arzusu uyandırır. Eğer tatlıyı azaltabilirseniz, yeme arzunuzu da azaltabilirsiniz.


anlarınızı öğrenin. Tüm organlarımızın kendilerine özel bir saatleri vardır. Örneğin her gün yaklaşık aynı saatlerde çikolata yiyorsanız, vücudunuz o saatte çikolataya ihtiyacınız olduğunu düşünebilir çikolata arzusu ortaya çıkabilir. Bu saatleri öğrenin bu alışkanlıkları değiştirin. Bu başlarda sizi zorlasa da bir iki hafta içinde değişebildiğini göreceksiniz.


Su için. Vücudunuz yı besinle ıştırabilir. Kalorisiz içeceklerdense su için ki, vücudunuz nem kazansın.


Uykunuzu alın. Suda olduğu gibi vücut uyku ihtiyacını besin ihtiyacıyla ıştırabilir. Gece atıştırmalarının sebebi budur.


yapın. Fiziksel aktivite canınızın bir şeyler çekmesini engellemeye yardımcı olur. Canınız ne zaman çikolata çekse, 20-30 dakikalık yapmaya çalışın…

kaynak: bayanca.net

yapmaya başladığınızda sürekli açlık mı hissediyorsunuz? O zaman bu yazı tam size göre…

Özelikle diyete başladığınız zaman, tatlı gıdalara şı duyulan özlemi bilirsiniz, insanda olağanüstü bir istek uyandırır. Normalde istemediğiniz şeyleri bile canınız çeker çoğu kez bu yüzden sız girişimlerinde bulunursunuz. Artık diyetlerinizin zor geçmemesi sızlığa uğramamanız için size verebileceğimiz bazı önerilerimiz var.


• Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır.


• Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.


• Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.


İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır.


• Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz.


• Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir uzun vadede lı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda yapmak hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.

kaynak: bayanca.net

Fazla kilolardan kurtulmak veya sağlıklı kiloda kalmak bazen kolay kolay lamaz…

Fazlalıklarınızdan kurtulmak için nıza yeni bir yön vermeniz köklü bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapmanız gerekir. Bunun için yanlışlarınızı yüreklice ortaya koymanız, doğru kalıcı çözümler bulmanız şarttır. Öncelikle şunu kabul etmelisiniz: “Fazla kiloluluk veya şişmanlık bir sağlıksızlık durumudur”. Fazla kilolu olmanın arkasında çoğu kez fazla kalori tüketiminin yattığı doğrudur. Fazla büyük porsiyonlar halinde , mideyi abur-cubur yiyecek içeceklerle bir çöp kutusuna çevirmek, zamansız beslenmek önemli bir sorundur ama emin olun ki suçlu her zaman yeme-içme yanlışlarınız olmayabiliyor. Yani sorun her zaman midenizden kaynaklanmıyor. Eğer vermeyi ya da mücadelesini başarmayı istiyorsanız ilaçlar, pasif , mucize iğneler, haplar şuruplarla zayıflamayı unutun bugünkü sayfamızın tümünü dikkatle okuyun.


Okuduktan sonra saklamayı, fırsat buldukça yeniden okumayı da ihmal etmeyin.


Suçlu o kadar çok ki
Suçlu her zaman siz olmayabilirsiniz, sorun yapınız veya genetik kurgunuz da olabilir. Kısacası sorun bazen de bedeninizden kaynaklanır. Durum böyle olduğunda ihtiyacınız kadar, hatta daha az kalori tüketmenize rağmen kolayca alabilirsiniz. Çünkü metabolizmanız yavaştır. Fazladan aldığınız 50-100 kaloriyi bile yakamaz. Metabolizma yavaşlığının sebebi bazen genetik kurgunuz bazen de tiroit bezinizin hastalığı veya bağırsak floranızın dengesizliğidir. Yeni bazı araştırmalar virüs enfeksiyonlarının bile yağ hücrelerinin metabolizmasını bozduğunu gösteriyor. Sorun bazen de aşırı insülin üretiminiz, yüksek dozda kortizol yapımınızdır. Hipofiz bezi hastalıklarının, şeker hastalığının daha pek çok hormonal-metabolik problemin (menopoz, andropoz…) sizi zorla, fazla kilolu biri yapabileceğini de hatırlatalım. Bu durumda ihtiyacınız olan şey “daha az ” değildir. Altta yatan tıbbi-metabolik problemi çözmek ya da -aktivite dengesini yeniden düzenlemektir. Bu durumda diyetisyenler de, uzmanları da, psikologlar da size yardımcı olamazlar. Size sadece doktorunuz yardımcı olabilir.


Tembelseniz işiniz zor
Sorun bazen de aşırı tembelliğiniz, hareketsizliğinizden kaynaklanır. Herhangi bir nedenle bir eklem sorunu yaşadığınızda, ayağınız burkulduğu veya tendonlarınız zorlandığında bir süre için hareketinizi azaltmak zorunda kalmış olmalısınız. Bu dönemlerde birkaç haftada 3-5 aldığınızı hatırlıyor musunuz? Farkına varmadan tembelleşmeye başladıysanız, örneğin artık eskisine oranla günde 1000 adım daha az attığınızda bile alabilirsiniz. Bu gibi durumlarda her gün 70-80 kalori daha az yakarsınız. Bu günlük 70-80 kalorilik birikimler ayda 3000-3500, yılda 30-40 bin kalori demektir. Bu da her yıl ortalama 5 almak anlamına gelir (7000-7500″lik bir kalori birikimi size bir aldıracaktır). Sağlıklı bir yönetimi için aktivitenin neyi ifade ettiğini bu örnek size yeterince anlatacaktır. Bu durumda olanların kilosunu yönetmekte uzmanları, uzmanlarından daha etkili rol arkadaşlarıdır.


Suçlu ruhsal sorunlar olabilir
Bazı hastaların sorunu ise yeme davranışındaki problemlerde yatmaktadır. Bunlar kahvaltıyı atlayan, öğle yemeklerini geçiştiren ancak akşam eve dönünce buzdolabının kapağından ellerini çekemeyen, çoğu kez hızlı, çiğnemeden, neredeyse yutarcasına beslenen, fazla kilolu ya da şişmanlardır. Onlar gün boyu unuttukları buzdolaplarına gece boyunca neredeyse yapışık kalırlar. Bazıları neredeyse mutfakta yaşarlar. Bunların içinde gece yarısı tatlı uykularından uyanıp buzdolabına tekrarlayan ziyaretler yapanlar bile var. Böyle bir sorununuz varsa size uzmanı, danışmanı ya da doktor değil, deneyimli bir psikolog daha çok yardımcı olacaktır.

kaynak: bayanca.net

Tükettiğiniz besinlerin neye iyi geldiğini hangi grubuna dahil olduğunu biliyor musunuz ?

Amerikalı doktor David Heber’e göre, besinler 7 grubuna ayrılıyor her birinin ayrı işlevi var. Bu gruplarına göre yiyerek kanserden bile mümkün. Örneğin lahana kalbe, kansere, havuç da gözlere iyi geliyor. Diğerleri için liste aşağıda, listeyi gözden geçirin, nıza yeni bir yön verin.

• Mor: Bu besinler çok güçlü antioksidan, yani sağlıklı dokuları hücreleri koruyucu maddeler içeriyor. hastalıklarına yakalanma kriz riskini azaltıyor. Patlıcan, böğürtlen, üzüm, şarap, kırmızı lahana, mürdüm eriği.


• Kırmızı: Kansere şı güçlü bir kalkan olan kanserine şı koruduğu ispatlanan likopen maddesi içeriyor. , karpuz, kan portakalı.



• Turuncu: Sağlıklı gözler sağlıklı bir cilt için gerekli olan betakaroten maddesi bulunuyor. Hücreleri zararlı maddelerden koruyor. Kayısı, kavun, havuç, mango, balkabağı.