» Kadınlara özel » Nedir? Nasıldır? Kimdir?
nedir

Done Saç Ekimi Estetik Merkezi bilimin teknolojinin sunduÄŸu en son yöntemleri uyguluyor…

Çoğunlukla erkeklerde görülen, aileden gelen genetik nedenlerle saç dökülmelerine şı, dünyada üç tür saç ekim tekniği uygulanıyor. Kadıköy Bahariye’deki Done Saç Ekimi Estetik Merkezi, deneyimli uzman kadrosu modern teknolojisi ile klasik, fue (ameliyatsız) biofıbre (suni) saç ekimi yöntemlerinin tümünü, ihtiyaç tercihe göre yla uygulayıp, kellikten rahatsız olanları ömür boyu garantili, sağlıklı saçlara kavuşturuyor.

Erkeklerde kadınlara göre çok daha yoğun biçimde görülen genetik saç dökülmeleri şısında, modern bilim teknolojinin sunduğu olanaklarla geliştirilen saç ekim teknikleri, sağlıklı lı çözümler ortaya koyuyor.


Muayene testlerle saç dökülmelerinin nedenini kolayca belirleyen Done Saç Ekimi Estetik Merkezi, gereken durumlarda, en son geliştirilen üç modern saç ekim tekniğini de, ihtiyaç isteğe bağlı olarak yla uyguluyor.


Saç dökülmesi şikayeti ile Kadıköy Bahariye’deki Done Saç Ekimi Estetik Merkezi’ne başvuranlar için, muayene bazı testler sonucunda, dökülmenin boyutu, yaşı nedeni belirlenerek, buna göre onları yeniden saçlarına kavuşturacak bilimsel çözüm alternatifleri sunuluyor. İlaç deri içine uygulanan ilaç (saç mezoterapisi) ile önlenemeyen saç dökülmeleri şısında, dünyada uygulanan en gelişmiş üç saç ekim tekniğinden en uygun olanı tercih ediliyor.


Done Saç Ekimi Estetik Merkezi’nin deneyimli uzman kadrosu tarafından uygulanan saç ekim teknikleri, ameliyathane ortamında lokal anestesi ile gerçekleştiriliyor. Kişinin uyanık olduğu hiçbir ağrı sızı hissetmediği operasyonlar 4 ila 6 saat sürüyor. Klasik saç ekiminde, ense bölgesinde bulunan dökülmemeye şifrelenmiş olan saçlar lokal anestezi ile uyuşturularak alınarak, bunlar tek köklü mikrogreftlere (kıl köklerine) ayrılıyor. Bu tekli veya ikili kıl kökleri alın veya tepe bölgesindeki açık alana tek tek ekiliyor. 3 hafta içinde ekilen bu saçlar dökülüyor 3 ay sonra yerini hiç dökülmeyecek olan orijinal saçlara bırakıyor.


Farklı ihtiyaçlara modern çözümler


Fue olarak mlanan ameliyatsız saç ekim tekniği de, dünyada son iki yıldır uygulanıyor. Done Saç Ekimi Estetik Merkezi’nde uygulanan bu konforlu modern teknik kapsamında, saçlar vucudun kıl içeren her hangi bir ünden lokal anestezi ile uyuşturularak tek tek alınıyor yine tek tek ihtiyaç duyulan bölgeye ekiliyor. Hiçbir şekilde alınan bölgede bir yara izi söz konusu olmazken, klasik saç ekimine göre daha süren bu teknik, özellikle verici alanda yeteri kadar saç teli bulunmayan çok kısa saç kullanmak isteyenler için tercih ediliyor. Her iki teknik kullanılarak saç ektirilenler, her türlü kuaför hizmetinden faydalana biliyor özel bir bakıma ihtiyaç duyulmuyor.
a
Biofibre uygulamalarında ise, Amerika”da üretilen deÄŸiÅŸik görünümlerdeki 17 cm uzunluÄŸunda suni saç telleri, alerji testinden sonra istenilen bölgeye lokal anestezi ile tek tek ekiliyor. Ekim iÅŸlemi bittiÄŸinde kiÅŸi yeni saçlarını tarayıp günlük aktivitelerine geri dönebiliyor. Bu saçların ömrü 5 ile 11 yıl arasında deÄŸiÅŸiyor. Biofibre”la ekilen saçlar, bir kere istenilen modelde kestiriliyor o ÅŸekilde kalıyor. Bu saçlar, uzamıyor hiçbir kuaför iÅŸlemi uygulanamıyor.

kaynak: bayanca.net

NiÅŸastalı ÅŸekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmanın mümkün olmadığını söyleyen uzmanlar, diÅŸ bakımının yeme düzenine göre yapılmasını öneriyor…

Çikolata, cips, bisküvi, gofret, mısır, simit, kek gibi atıştırmaya yönelik gıdaların çürük oluşumunu artırıyor. Bu nedenle bu tür gıdalar tüketildikten sonra ekstra ağız diş bakımı yapılması gerekiyor. Diş Dostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Diş Hekimi Oktay Dülger diş çürüğünün, doğru beslenme, doğru diş fırçalama düzenli diş hekimi kontrolüyle önlenebilen bir olduğunu söyledi.

Araştırmaların yalnızca günde üç defa diş fırçalamanın, diş çürüklerini önlemede yeterli olmadığını gösterdiğini ifade eden Oktay Dülger, sağlıklı dişler için ekstra bakım gerektiren durumlar bulunduğunu belirtti.


Öğünler arasında yenilen şekerli nişastalı gıdaların diş dişeti hastalıklarına yol açtığını söyleyen Dülger, “Çikolata, cips, bisküvi, gofret, mısır, simit, kek gibi atıştırmaya yönelik tüm gıdalar, çürük oluşumunu artırıyor. Bunları tükettikten sonra ekstra ağız diş bakımı yapılmalı” dedi. Dülger şöyle devam etti:
“Nişasta ağız içinde şeker haline gelir, şeker ise diş yüzeylerinde çürük yapan asite dönüşerek diş dokularını eritir. 15 dakikada gözle görülür şekilde çürük oluşabiliyor. Nişastalı, şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmak mümkün değil. Bu nedenle diş bakımını yeme düzenine göre yapmalıyız. İsviçre, çikolatanın en fazla tüketildiği ülkelerden biri olmasına rağmen, koruyucu diş hekimliğinde gelişmiş bir ülke olması nedeniyle diş çürüğü oranının da oldukça düşük olduğu bir ülkedir.”


Dülger, diÅŸ fırçalamanın yanı sıra diÅŸ ipi, dil fırçası, ağız gargarası ağız duÅŸunun da diÅŸ saÄŸlığı için olmazsa olmazlar arasında yer aldığı vurguladı. Oktay Dülger, en az altı ayda bir diÅŸ hekimi kontrolünün ÅŸart olduÄŸunu söyledi…

kaynak: bayanca.net

Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar.


Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.


Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.


Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.


Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler.


Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.



Kara buğday son derece zengin besin değeri ile yüksek kalori sağlayıcı bir bitkisel üründür. İçinde dişlerin çürümesini önleyen florür vardır.


Kimyon tohumları ağızda çiğnendiğinde diş etlerini kuvvetlendirir.


Havuç dişetlerini kuvvetlendirir.


Karadut şurubunun lokal olarak uygulanması halinde düş ağrısına iyi gelmesidir.


Karanfil ağacından elde edilen yağın diş çürümelerini önleyici etkisi vardır.


Limon çiğnendiğinde diş etleri kanamasını önler.


Maydanoz diş ağrılarında etkili olur.


Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında diş çürümelerini önler.


Turp diÅŸetlerini kuvvetlendirir.


mersini diş iltihaplarına iyi gelir.

kaynak: bayanca.net

Günümüzde yüze genç dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleÅŸtirildiÄŸinde daha kalıcı, az riskli az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor…

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca edilebilir.

Yüz germe ameliyatında olarak üç tabakada iÅŸlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara şı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır.


Bu tabakayla birlikte boyun alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını dinamizmini kazandırır.


Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting”i genellikle endoskopi tekniÄŸi ile . Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleÅŸtirmenin yanında yüzde aÅŸikar ifade deÄŸiÅŸikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuÅŸlardır. Bu deÄŸiÅŸiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuÅŸulmalıdır.


Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?


Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün deÄŸildir, dolayısıyla baÅŸka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yaÄŸ veya diÄŸer dolgu maddeleri ile doldurma iÅŸlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.


Midface-lifting: Klasik face lifting”de genellikle yüzün sarkmış olan orta ünü etkin bir ÅŸekilde germek mümkün deÄŸildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın göz bölgeleri için ayrı bir iÅŸlem yapmak gerekir.


Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıılarak alın gerilir.


Endoskopik alın germe kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek endoskopik kamera ıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.


Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.


Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.


Mini-lifting: 40 yaÅŸ civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiÄŸi bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli deÄŸildir.


Midi-lifting: Mini-lifting”e ilave olarak derin tabakaların da gerildiÄŸi bir metottur. İşkadınlarının erkeklerin çok raÄŸbet ettiÄŸi bir yöntem olmaya baÅŸlamıştır. İyileÅŸme sürecinin kısalığı kalıcılığının mini-lifting”e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediÄŸi durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

kaynak: bayanca.net

Cildi germe toparlama yöntemi olarak son 1-2 senede tüm dünyada aşırı ilgi ile şılaÅŸan Happy Lift uygulaması, estetik cerrahide devrimsel bir yöntem olarak gözüküyor…

Uygun ellerde yapıldığında son derece basit risksiz bir yönte olan Happy Lift”in temelinde cilt altına yerleÅŸtirilen iplerle o bölgeye lift yapmak, yani gerdirmek yatıyor. Yüz, boyun, göğüs kalçalar ise bu yöntemde en çok baÅŸ vurulan bölgeler. Yöntem detayları hakkında Öğretim görevlisi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı ile görüştük.
Happy Lift bir yötem?
Happy Lift veya diğer adıyla asma yöntemi, deride herhangi bir yara kabuk izi bırakmadan, hızlı pratik bir şekilde gerçekleştirilen eskiden yapılan yüz gerdirme işlemlerinden bile estetik cerrahlar tarafından bile daha çok ilgi gören, devrim yaratan bir yöntem.
En çok hangi yaş grubuna uygulanıyor?
Dr.


Melisa Eczacıbaşı, sarkmaları toparlayabilen dolayısıyla yüzde genel bir gerginlik canlılık yaratan bu yöntemde insan dokusuna yabancı olmayan uzun bir süre dayanabilen polilatit kaprolaktondan yapılmış ipler kullanıldığını belirtiyor. İpler, lokal anestezi uygulandıktan sonra, çok bir iğne ile, steril şartlarda deri altı yağ dokusuna yerleştiriliyor, bu esnada ise zaten uyanıktır. Yalnız lokal anesteziden ötürü hiçbir his duymuyor. İp iğnenin diğer tarafından çıkana kadar iğne içine yerleştiriliyor, daha sonra derinin altında kalacak şekilde iğne çekilerek çıılıyor. Dıştan kalan ipuçları ise kesilerek deri içine gömülüyor. Bu ipler doğal asitlerden oluştuğu için ortalama 8- ay içinde deri altında erimeye başlıyor aynı bölgede ipin yerinde bağ doku oluşmaya başlıyor, bağ doku yani sert doku gelişmesi ile birlikte deride toparlama sertleşme meydana geliyor. İplerin uygulandığı bölgede hafif derecelerde şişlikler morluklar gelişebiliyor. Bunlar da ortalama 3-5 günde geçiyor. Bu yöntem ya da herkeste uygulanabilen bir yöntemdir.
En çok hangi bölgelerde uygulanıyor?
En çok yüz boyun bölgesinde uygulanmakla birlikte göğüs kalça kaldırmak amacı ile uygulanabiliyor.
Uygulamaya vermeden önce en çok dikkat edilmesi gereken hususlar
Yüz şekli anatomisine dikkat etmek gerektiğini önemle vurgulayan Dr. Melisa Eczacıbaşı, özellikle bu konuda tecrübesi olan uzman hekimler tarafından uygulanmalıdır diye belirtiyor. Tedaviden önce hastanın genel tetkikleri, kan şekeri doku ile ilgili herhangi bir hastalığı olup olmadığı araştırılıyor, çok ileri yaştaki kişilerde ise cilt tonusu tamamen kaybolduysa iyi sonuçlar vermeyebilir.

Uygulamadan sonra dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Uygulama ortalama 1 saat gibi bir sürede gerçekleşiyor. Doğru yapıldığında herhangi bir riski olmayan bu yöntemde uygulamadan sonraki birkaç gün bölgelerde gerginlik oluşturulmaması dikkat ediliyor. Uygulamadan sonraki birkaç güne kadar boyun yastığı, 2-3 yastıkla uyumak omuzları yüksekte tutulmak önemlidir, cilt temizliği temizleme ise çok nazik yumuşak hareketler şeklinde olmalı. ortalama 2 hafta içersinde normal genel hayat alışkanlıklarını dönebiliyor ortalama 1 ay sonra ciddi egzersizleri rahatlıkla yapabiliyor.
Etki ne kadar sürüyor?
Happy liftin kalıcılığı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 2-4 sene sürüyor, uygulamadan memnun kalınmadığı takdirde ipleri çıkartmak yeni bir uygulama yapmak mümkün. Happy liftin gerçek sonucu ise ancak 6 ay sonra yanı ipler eriyip bağ dokusu oluşmaya başladığında görülüyor, bununla birlikte destekleyici şartlar yanı uyku, beslenme stresten uzak durmayı dikkat edeceksiniz.
Kısa bilgiler
1.
Lokal anestezi ile gerçekleşiyor.
2. Kanama, iz, kabuklanma yok.
3. Ortalama bölge başına 1 saat sürüyor.
4. Etki ortalama 2-4 sene sürüyor.
5. Yapılan bölgelerde 1-1.5 cm lifting yapıyor.
6. Yüz daha genç fresh görülüyor.
7. Cilt tonusu yerinde olan , her yaÅŸ grubunda uygulanabiliyor.

kaynak: bayanca.net

“Koku, n anlarını yeniden hayata geçirir” diyor ünlü modacı Karl Lagerfeld. Parfümler ın görünmeyen ama baÅŸtan çıkaran en önemli aksesuarlarından…

Sadece tek bir notası bile erkekleri büyülemek için yeterli. İyi bir kokunun, onu kullanan kişinin karakterini yansıtması ise en belirgin özelliği. Bu yüzden bu kadar geniş bir koku yelpazesi içinde herkesin kendine uygun parfümü bulması, biraz zaman alan bir deneyim.

parfüm kuralları


1-Doğru parfümü bulursunuz?
Bir parfüm satın almanın en doğru zamanı sabah saatleridir. O süreçte henüz koku alma duygusu uyanıktır gündelik kokular henüz havaya ışmamıştır. Ama yine de burnun çok kolay yorulduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki, sadece üç koklamanın ardından aradaki farkı ayırt etmekte zorlanmaya başlar.


Bu yüzden uzmanlar koku duyunuzu temizlemenin en iyi yolunun taze bir kahveyle mümkün olabileceğini belirtiyor. Kahve aroması diğer tüm kokuları nötralize ediyor sonraki seçimleriniz için size yeniden fırsat yaratıyor. Denediğiniz parfümü el bileğinizin içinde değil aynı zamanda yanınızda taşıyabileceğiniz deneme çubuklarından koklayın. Böylelikle aralarından seçim yapamadığınız farklı kokuları evde yeniden test imkanı bulabilirsiniz.


2- Parfüm ne zaman kullanılmalı?
Uzmanlara göre, parfümün en ideal sürülme zamanı duÅŸ sonrası. Hızlı kan dolaşımı dolayısıyla oluÅŸan vücut ısısı, kokunun cilde daha kalıcı bir ÅŸekilde alınmasını saÄŸlıyor aromasının deÄŸiÅŸmesini önlüyor. El bileÄŸine sürülen parfüm ise ovuÅŸturmanın etkisiyle molekülleri zarar gördüğü için koku kimliÄŸini kaybediyor. Parfüm gurusu Estee Lauder”ın parfüm sürmeyle ilgili efsane bir yöntemi var; kokuyu önce havaya sıkın daha sonra oluÅŸan koku bulutunun altında durun…

3- Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler
Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor. Kulak arkasına koku sürme alışkanlığını derhal değiştirin! Çünkü bu bölgede cilt daha fazla yağ üretiyor, o da kokuyla bir araya geldiğinde içeriğinin değişmesine yol açıyor.


4- Parfüm nerede saklanmalı?
Hepimizin parfümlerimizi sergilemeyi en sevdiÄŸimiz yerlerden biri banyolar. Ancak bu aydınlık, sıcak nemli ortam, parfümün ömrünü kısaltıyor. En iyisi kapağı kapalı olarak nemsiz, serin karanlık bir yerde, örneÄŸin dolapta ya da çekmecede saklamak… Hatta buzdolapları, parfümler için ideal yerler olarak ediliyor.


5- Kokuları ıştırabilir miyiz?
Aslında her kokunun kendi içinde bir uyumu söz konusu. Birkaç farklı kokunun aynı anda kullanılması, hafif bir uyumsuzluk yaratabilir. Dolayısıyla her parfümün kendi kişiliği zarar görür ortaya kötü kokular da çıkabilir. Parfümlerinizi ıştırarak kullanmak istiyorsanız, en azından aynı koku ailesinden olmalarına dikkat edin.


6- parfümler her tende farklı kokar?
Parfümler , bir dizi aromatik yağ sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına oluyor.

7- Gün içinde parfümü değiştirmek mümkün mü?
Bunun için önceden mutlaka duş alınmalı mı?
Duş almak parfüm değiştirmek için mutlaka yapılması gereken bir eylem değil. Kokular yaklaşık dört saat içinde notalarının büyük kısmını kaybettiklerinden, bu süreden itibaren başka koku kullanmanızda sakınca olmayacaktır.


8- Hangi koku ne zaman kullanılmalı?
Ağır, oryantal kokular özel gecelerde hoş durabilirken, bir iş yemeği için fazla kaçabilir. Dolayısıyla gün ne kadar erken başlarsa, parfüm de o kadar hafif olmalı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise daha ağır kokular kullanabilirsiniz.


9- Bir kokunun kalıcılığı ne kadardır?
Genel kural; bir parfümün içeriği ne kadar fazlaysa kalıcılığı da o kadar uzundur. Saf bir parfümün koku konsantrasyonu yüksektir, ancak düşük oranına sahip kokuların en geç altı ay içinde tüketilmesi gerekmektedir. Eau de parfum eau de toilette, oranı yoğun kokular olduğundan üç yıla kadar dayanabilir. Eğer parfümünüzün kokusu rengi değişmişse yapacağınız tek şey onu atmaktır.


10- Parfümün tendeki kalıcılığı sağlanır?
Parfümün kalıcılığı cildin tipiyle yakından alakalıdır. Kuru ciltler kokunun aromatik içeriklerini yaÄŸlı ciltler kadar iyi muhafaza edemez. Bu yüzden parfüm denerken, cildinizin küçük bir bölgesine hafif yaÄŸlı kokusuz vücut losyonu sürüp parfümü bunun üzerine sıkın…

kaynak: bayanca.net

Koku veren maddeler, sadece parfümde deÄŸil, temizlik ürünlerinde de, yiyecek içecekte de şımıza çıkıyor. Üstelik bu maddeler, boÄŸaz tahriÅŸinden depresyona kadar birçok hastalığı da, beraberinde getiriyor…

Ev temizlik ürünlerinden parfüme, plastikten ilaçlara, yiyecek içeceklere kadar pek çok üründe bulunan beş binin üzerindeki koku verici madde, göz, burun boğaz tahrişinden solunum merkezi sinir sistemi depresyonuna, kas kasılma bozukluklarından baş ağrısı, , depresyona kadar birçok hastalığa oluyor.


İstanbul Üniversitesi Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, kokuların kimyasal üllerinin ‘ticari sır’ kapsamına girdiği için çoğunlukla ürünlerin üzerinde yer almadığını söyleyerek, yor:


‘Kokular vücudumuza solunum, ağız veya deri yoluyla girerek başta akciğerlerimiz olmak üzere deri, burun, göz beynimizi etkiler.


Kokuların çoğu solunum sistemi için tahriş edici özelliği olan uçucu organik bileşiklerdir. Astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum nefes darlığına olur. Araştırmalar, kokuların , dolaşım beynin elektrik aktivitesi üzerine de etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Kokuların en çok etkilediği organ ise derimiz. Kaşıntı, kabartı, egzama bunların başlıcaları. Kokular gözlerde sulanma, kaşıntı kızarmalara yol açabilir.’


Kokular nerede bulunur ne yapar?


Aseton: Hafif , bulantı, koordinasyon bozukluğu gibi belirtilere yol açar.


Alpha-Pinene: Sıvı sabun, kolonya, parfüm, deodorant ağız yıkama sularında bulunur. Deri gözü tahriş eder.


Alpha-Terpineol: Parfüm, kolonya, ağartıcılar, vazelin losyonlar, saç spreyleri, sabun, tıraş losyonlarında bulunur. Baş ağrısı, solunum merkezi sinir sistemi depresyonu yapar.


Benzyl acetate: Parfüm, yumuşatıcı, oda spreyleri, diş yıkama ları, saç spreyinde bulunur. Deriyi gözleri solunum yollarını tahriş eder.


Benzyl Alcohol: Parfüm, kolonya, sabun, oje çııcı, oda spreyleri, deterjan deodorantlarda bulunur. Üst solunum yollarını tahriş eder.


Benzaldehyde: Ağartıcılar, deodorant, deterjanlar, tıraş sabunu gibi ürünlerde bulunur. Bulantı, ın ağrısı, depresyon temas dermatiti yapabilir.


Camphor: Parfüm, tıraş sabunu, cilaları, oda spreylerinde vardır. Buharının solunması , bulantı, kas seğirmesine yol açabilir.


Ethanol: Parfüm, saç spreyi, şampuan, diş yıkama ları, çamaşır deterjanları ojelerde bulunur. Yorgunluk üst solunum yolları tahrişine olabilir.


Ethyl Acetate: Tıraş losyonları, kolonya, parfüm, şampuan, boyaları, diş yıkama larında bulunur. Göz, damak solunum sistemi için tahriş edicidir. Uzun süre kullanıldığında deride kuruma çatlamalara yol açabilir.


G-Terpinene: Kolonya, parfüm, sabun, tıraş kremi, deodorant oda spreylerinde bulunur. Astıma olur.


Limonene: Parfüm, kolonya, dezenfektan spreyler, tıraş kremi, deodorant, boyası oje çııcılarda bulunur. Göz burun boğazda tahrişlere deride alerjiye yol açabilir.


Linalool: Parfüm, kolonya, sabun, şampuan, el losyonu, oje çııcı, saç spreyi, tıraş sabunu yumuşatıcılarda bulunur. Uyku, depresyon solunum problemlerine olur.

kaynak: bayanca.net

Parfüm alırken ilk kural teninize uygun olanı bulmaktır. İkincisi ise parfüm kullanmanın kurallarını bilmektir…

Hoş bakımlı bir olabilirsiniz fakat hoş kokmak başka birşeydir. Bazen hiç etkilemeyiceğinizi düşündüğünüz kişileri bile kokunuzla etkilemeniz mümkündür. Fakat parfüm kullanmanın da kendine özgü taktikleri vardır. İşte bunlardan bazıları;


* Terliyken parfüm kullanmayın ter kokusunu gidermek için parfüm sürme hatasına düşmeyin.


* Parfümü cildinize 20 cm uzaklıktan sıkın. Böylelikle parfümü daha geniş bir alana yaymış olursunuz.


* Kulak arkası bileklere sıkılan parfüm, daha etkilidir. Çünkü bu bölgeler daha çok ısındıkları için koku yayılımı daha çok olur.


* Gündüzleri hafif, çiçek, meyve kokularını; akşamları ise daha iddialı çarpıcı kokuları tercih edebilirsiniz.


* Parfümü doğrudan giysilerinize sıkmak doğru değildir.


Ufak da olsa leke problemi doğuracağı gibi, başka bir koku denemek istediğinizde giysiye sinmiş olan koku sorun yaratacaktır.


* yaparken parfüm kullanmaktan kaçının. Terleyip ağır bir kokuyla şı şıya kalabilirsiniz. Farklı kokuları bir arada kullanmayın.


* Parfümü banyodan sonra sürün. Böylece cildinize daha hızlı nüfuz eder

kaynak: bayanca.net

Latince uçucu anlamına gelen kelimeden türetilmiÅŸ olan parfüm, mızın en zevkli en vazgeçilmez konularından birini oluÅŸturur…

M.Ö 5000 senelerinden beri Mısır (Güneş tanrıları Ra için kokulu otlar yakarlar, ölülerini kokulu yağlar kullanarak mumyalarlardı), Yunan Roma uygarlıkları tarafından yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bugünkü özelliklerine yakın anlamda ilk parfüm 14. yüzyılda üretildi. 16. yüzyılda Fransa, en çok parfüm üretim tüketim ülkesi oldu. Parfüm o dönemlerde Fransızlar tarafından kötü kokuları örtmek için kullanılıyordu. İlerleyen yıllarda özellikle günümüzde işletmeciliğindeki gelişmeler ile parfümler mücevher görünüşleri kişiliğimizi yansıtan ülleri ile büyük bir sektör oluşturdular. İçeriklerinde , bitki yağ özleri, ayrıca reçine bulunur. Her şişelenmiş koku parfüm değildir. Aşağıda göreceğiniz gibi içlerindeki maddelerin bileşim oranlarına göre farklı adla anılırlar.



Parfüm: %20 parfüm + %80
Eau de parfüm: % parfüm + %88 su
Eau de toilette: %9 parfüm + %91 su
Eau de cologne: %2 parfüm + az + çok su


Parfümler 4 ana koku grubuna ayrılır.


1-) Çiçek = çiçek meyve ışımlarıdır.


2-) Şipr = yağ reçine içeren alkolik olmayan çeşittir.


3-) Baharatlı = karanfilin unsurlarını taşırlar.


4-) Oryantal = vanilya, amber, misk kokularını içerir.


Genelde gece parfüm, gündüz ise eau de parfüm kullanılır. Kullandığınız parfüm markasının diÄŸer yan ürünlerini (losyon, deodorant, roll-on gibi…) de kullanarak koku katlaması kokunun kalıcılığı artırılmış olur. Parfüm herkesin vücut kimyasına göre farklı bir koku verir. Bu yüzden kiÅŸi kendi üzerinde test etmeden beÄŸendiÄŸi bir kokuyu almamalıdır. AlışveriÅŸ genelde sabah saatlerinde burnumuzun en hassas olduÄŸu saatlerde seçilmeli en çok 3 kokuya bakılmalıdır. Parfümü uzaktan püskürttükten sonra kuruması beklenmeli sonra koklanmalıdır. Kalıcı olup olmadığı ancak birkaç saat sonra anlaşılabilir. Kalıcı olması bakımından parfümü 1 kez yoÄŸun deÄŸil, gün içinde sık sık azar azar sıkılmalıyız. Sadece vücudumuza deÄŸil, elbiselerimize sıkarak da kokunun ömrünü uzatabiliriz.Temiz cilt üzerine uygulanan parfüm de kalıcılığını daha çok korur. Unutmamamız gereken tek ÅŸey yazın güneÅŸte kullanmamamızın gerektiÄŸidir. İyi koÅŸullarda parfüm 6 ay ya da 1 sene kadar saklanabilir. Özellikle spreyli parfümleri tercih etmek gerekir çünkü böylece hava almaz oksidasyona uÄŸramaz. GüneÅŸ ışığından da korumalıyız. Parfümüm buzdolabında saklanması zamanla kokunun deÄŸiÅŸimine sebep olur.


Esmerler baharatlı,


Sarışınlar hafif serin,


ıllar ise buruk kokuları tercih etmelidirler

kaynak: bayanca.net


Teninize hangi kokunun gideceğini mevsime göre hangi kokuyu kullanacağınızı biliyor musunuz ?


Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze neşeli aromalara sahiptirler. içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.


Meyve: Taze hafif kokulardır. notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek şipre notaları eşlik eder.


Şipre: Kuvvetli esansların ışımından oluşurlar, kalıcı zengin içeriklidirler. notaları ağaç, meşe yosunu, misk patçulidir. Bunlara genellikle çiçek meyve notaları eşlik eder.


Oryantal: Sıcak şehvet uyandırıcı esansların ışımıdır. notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır.


Bunlara genellikle egzotik çiçek baharat notaları eşlik eder.



Aromatik: Dinamik hafif kokulardır. notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz çiçek notaları ile zenginleştirilir.


Meyve: Taze hafiftirler. notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç baharat notalarıyla zenginleştirilir.


Ağaç: Sıcak keskin kokulardır. notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı vetiverdir. Baharat, deniz aromatik notalarla zenginleştirilir.


Oryantal: Ağır egzotiktir. notaları baharatlar, ağaç vanilyadır.

kaynak: bayanca.net

İyon zenginliğiyle düzleştirdiğiniz saçlarınızın doğal parlaklığını Braun Satinliner ion-shine ile ortaya çıkarabilirsiniz.

Yaz boyunca herkesin gözleri saçlarınızda olacak. Sudan, güneşten diğer dış etkilerden yıpranan saçınıza şekil vermek için kuaföre gitmenize, saçınızı daha fazla yıpratmaya katlanmanıza gerek kalmadı. Braun Satinliner ion-shine, saçınızı düzleştirirken korur, benzersiz iyon zenginliği ile saçlarınızın doğal parlaklığını ortaya çıır. Üstelik, düzleştirmenin yanında uzun dalgalardan kısa buklelere kadar değişik şekiller yaratma imkanı sunan Braun Satinliner ion-shine ile kuaföre gitmeden en yeni saç modellerini kendiniz uygulayacaksınız.
EÅŸsiz iyon teknolojisi ile saçınızın stresini alın, doÄŸal parlaklığını ortaya çıın…



Braun Satinliner ion-shine, saçlarınız için bir ilki sunuyor: Saçınızın elektriklenmesine sebep olan pozitif yükünü elektriğini, zengin iyon püskürtme tabancaları sayesinde alıyor. Her bir saç telini saran iyonlar, saçları sakinleştiriyor, saçınızın doğal sağlığını parlak görünümünü ortaya çıkartıyor.
Seramik plakalar ile saçlarınızı yıpratmadan düzleÅŸtirin, uzun süren yumuÅŸaklığını yaÅŸayın…
Braun Satinliner ion-shine, yeni NanoGlide seramik uçları sayesinde tek hamlede profesyonel düzleştirme performansı sunuyor. Tamamen pürüzsüz yüzeye sahip NanoGlide seramik plakalar sayesinde sürtünmenin olumsuz etkisi minimuma indiriliyor. Saçta rahat bir şekilde kayan seramik plakalar, etkin ısı dağılımı ile saçların yıpranmadan düzleşmesini sağlıyor.
Konvansiyonel seramik uçlardan 3 kat daha pürüzsüz olan NanoGlide seramik uçları sayesinde saçlarınız daha uzun süre yumuşak kalıyor.
Saç tipinize uygun özel ayarlar ile kısa zamanda saçınıza istediğiniz şekli verin
Braun Satinliner ion-shine, farklı saç tiplerine özel ısı ayarlaması yaparak saçınızı düzleştirirken aynı zamanda koruyor. Isı fonksiyonu kuaför salonlarında kullanılan profesyonel ürünlerle aynı olan Satinliner ion-shine, 30 saniyede minimum şekil verme ısısı olan 130 dereceye, 1 dakikada ise 200 derece ısıya ulaşıyor.
Düzleştirmenin yanısıra uzun dalgalardan kısa buklelere kadar değişik şekillendirmeler yapabileceğiniz ideal ısıyı NanoGlide seramik uçlarla eşit olarak dağıtan Braun Satinliner ion-shine’ın edilen satış fiyatları modellerine göre 99 YTL ile 149 YTL arasında değişiyor.

kaynak: bayanca.net

Elidor”un sarışın, kumral ıllara özel canlandırıcı serisi ile saçlarınız göz kamaÅŸtıracak!

Bir ın güzelliğini tamamlayan, kendini doğal yollarla ifade etmesini sağlayan en önemli ayrıntı, pırıl pırıl parlayan, sağlıklı saçlardır şüphesiz.
Güneş, çevre kirliliği, fön boya gibi kimyasal işlemler neticesinde matlaşan, parlaklığını kaybederek donuk sağlıksız görünüm alan saçlar, ne kadar bakımlı görünseniz de, bu güzelliğe gölge düşürür.

Genç, neşeli, pozitif, sıcak modern ın değişmez tutkusu olan Elidor, bir kez daha kadınların bakımlı, sağlıklı pırıl pırıl parlayan saçlara en kısa zamanda kavuşmalarını sağlayacak yepyeni bir ürün serisi ile şınızda…
Elidor’dan her saç rengi için, canlandırıcı şampuan bakım serisi: Işıltılı sarı, yoğun kahverengi, tutkulu ıl
Elidor, saç saÄŸlığına, bakımına görünümüne özen gösteren modern kadınlar için yarattığı “ Canlandırıcı Bakım Serisi” ile ışıltıyı, parlaklığı, iddiayı, farklılığı, modayı lüksü bir arada sunuyor.
saç renkleri göz önünde tutularak yaratılan “Elidor Canlandırıcı Seri”, her renge özel bir üle sahip. DoÄŸal, gölgeli veya boyalı saçların parlaklığını ışıltısını arttıran Elidor Canlandırıcı Seri sayesinde saç renginizi deÄŸiÅŸtirmeden, saçınızın kaybettiÄŸi ışıltı parlaklığa kavuÅŸacaksınız. “Elidor Canlandırıcı Seri”, sarışınlar için nemlendirici bal özleri içeren “Işıltılı Sarı”, kumrallar için zengin meyve özlerine sahip “YoÄŸun Kahverengi” ıllar için yabani kiraz özleri içeren “Tutkulu ıl” serisinden oluÅŸuyor.
Åžampuan, saç bakım kremi canlandırıcı kremden oluÅŸan “Elidor Canlandırıcı Seri”, benzersiz ülü içerdiÄŸi doÄŸal özler sayesinde saçlarınızı hem besliyor nemlendiriyor hem de ihtiyacı olan günlük bakımı yapıyor.
Mükemmel sonucu almanız için serinin 3 ürünü birarada düzenli kullanmanız öneriliyor.

kaynak: bayanca.net

Sağlıklı saçlara sahip olmayı herkes ister. Peki ama parlak saçlara sahip olunur?

Uzmanlar saÄŸlıklı saçlara sahip olmak için, saÄŸlıklı, dengeli doÄŸru beslenmek gerektiÄŸi görüşünde birleÅŸiyorlar…


İşte sağlıklı saçlara sahip olmak için gerekli olan kurallar:


Kural 1: Saç sadece kökünden beslenir. Bu kural hiç unutulmamalıdır. Dışarıdan lokal olarak uygulanan preparatlar, saçlarımıza getirmez. Bu tür uygulamalar, saçların yıpranmış görüntüsüne, kısa süreli değişmeler dışında yarar sağlamaz. Saçlarımız için gerekli olan besin maddeleri, saçlarımıza, sadece kan yoluyla ulaşabilir. Yeterli protein, demir, çinko, biotin folik asit içeren beslenme şekli, saçlarımız için çok önemlidir.


Kural 2: Saç boyası, açıcılar, jöle köpük gibi kimyasal maddelerin günümüzde çok sık kullanılıyor. Bu maddeler doğru kullanıldığında, nadiren saçlara zarar verir.


Çok sık uzun süreli uygulamalar, saçların zaman içinde zayıflamasına kırılmalara sebep olur. Sık şampuanlama saçların yıpranmasına sebep olur. Gün aşırı yıkama, saç sağlığı açısından uygun gözükmektedir.


Kural 3: Saçlar ıslak iken daha kırılgandır. Islak saçlar yumuşak havlularla düşük ayarlı kurutma makineleriyle kurutulmalıdır.


Kural 4: Aynı şekilde kaba sert fırçalama, saçların çabuk yıpranmasına mat görünmelerine olmaktadır.


Kural 5: Kimyasal içeriği az olan bakım ürünleri kullanmalıyız. Örneğin ammoniyum lauryl sülfat ya da silikon içeren ürünler, saçlarımızı aşırı kurutarak daha kolay kırılmalarına yol açmaktadır.


Kural 6: Sıkı toplanmış saçlar, atkuyrukları, topuzlar örgüler saçların köklerini zayıflatır. Özellikle alnın yan kısmındaki saç dökülmelerinin sebebi saçların sıkı gergin toplanmasıdır.


Kural 7: Saç sağlığı için en önemli olan diyetin içeriğidir. Protein açısından yetersiz diyetler, saç köklerini dinlenme dönemine sokarak, proteinden tasarruf yoluna gider. Bu ağır diyetleri takiben 2–3 ay içinde yaygın saç dökülmesi görülebilir.

kaynak: bayanca.net

Belki sokaklar soğuk olabilir ama birbirinden canlı ruj farlarla yüzünüz sımsıcak olacak!

Önümüzdeki sezonda pembeler, maviler parlak griler modasına hükmeden renkler olacak. Tırnaklar dudaklar cıvıl cıvıl parlarken, gözler de birbirinden renkler sayesinde capcanlı bakacak.


Dudaklarda yine kırmızı pembenin hakimiyeti sürüyor. Geçtiğimiz sezonlarda kadınların bolca kullandığı parlak, ıslak hissi veren rujlar, kış sezonunda da sürekli şımıza çıkacağa benziyor. Modası hiç geçmeyen saten rujlar ise, rahatlığı kolay bulaşmadığı için yine kadınların gözdesi. Kahverengi açık pembe önümüzdeki sezon hatıralarımız arasına gömülürken, bordo, koyu pembe, kan kırmızısı koyu kırmızı yine dudaklarda olacak.


Gözlerde ise çok renklilik söz konusu. Göz kapaklarımız gökküşağı gibi parlayacak. Koyu sarı, mavi, yeşil, pembe, mor haki yeşili bu sezon defilelerde oldukça kullanılan renkler.


Özellikle mavi haki yeşiili oldukça öne çıkıyor. Pastel soğuk renkler daha çok kullanılma başlanıyor. Yaz sona erdiği sıcak havalar artık bizi terkettiği için; dore, turuncu, açık mavi bronz tonlar sadece yazın çekilen fotoğraflarınıza kalsa iyi olur.


Yanaklarda yazın getirdiği bronzluk sona eriyor. Daha çok soğuktan üşümüş kızarmış hissi veren kırmızı pembe allıkları kullanabilirsiniz. Ya da kırmızı bir rujla dudaklarınızı renklendirebilirsiniz.


Tırnaklarda yine pembenin hakimiyetini görüyoruz. Cıvıl cıvıl sıcacık pembeler heryanınızı saracak. Fransız tipi manikür çok kibar şık, dolayısı ile oldukça revaçta…

kaynak: bayanca.net

Dünyanın her köşesinden kadınların kullandığı doÄŸal sırları…

Her güzeldir her ın kendine özgü bir cildi vardır. Bu güzelliği korumanın yöntemleri dünyanın her yerinde aynı değildir. İşte dünyanın farklı yerlerindeki farklı üller.

İtalya
Ninelerinin annelerinin eskiden sıkça uyguladığı kullandığı hintyağı cilt bakımı, ÅŸu aralarda İtalya”da yine popüler. Hintyağı özellikle saçları güçlendirmede cildi beslemede çok etkilidir.


Çin
Bir-çay kaşığı biberiye yağı, bir fincan yeşil çayla ıştırılır. Bir süre beklenir en son saçlar durulanır. Saçlara doğal bir parlaklık verir. kremlerinin bazılarının bileşiminde de bulunan ile yıkanan saçlar gürleşip güzelleşir. Ayrıca şampuanla yıkanmaktan yıpranan saçları canlandırır.


Bir bez torbaya konulan biberiye yaprak taze sürgünleri banyo musluğunun altına asılarak üzerine sıcak su akıtılıp böylece doldurulan küvette banyo yapıldığında cildi derinden temizler, teni kayganlaştırır güzelleştirir.


Çin beyaz çayı ise gençleştirici gizemi taşır! Gıda, kozmetikte yeni yeni popüler olmaya başlamıştır. Yaşlanma, kırışıklık sarkmalara şı kullanılmaktadır. Cildi kuvvetlendirici, yeni cilt hücre yetişmeyi destekleyicidir. Çevre günlük cilt yıpranmalara şı cildi koruyucudur. Pürüzsüz yumuşak bir deri oluşumunda etkin rol oynar.


Yunanistan
Yunan gençleri, vücutlarını bebe yağı ile ovarak ölü deriyi kumsala bırakırlar. denizde durulanırlar.


Polonya
Balı, bir ürünü olarak cildi yumuşatmak parlatmak için kullanırlar. Bal cildin yorgun yıpranmış görüntüsünü alır geriye ışıl ışıl bir cilt bırakır.


Brezilya
Brezilyalı kadınların sırlarıysa Brezilya”nın mükemmel plajlarında saklıdır. Çünkü dünyada en kadınların güneÅŸlendiÄŸi yer olarak nam salmış bu plajlarda, kadınlar avuç dolu kumlarla vücutlarını ovarlar bol bol güneÅŸlenirler. Kumlar, selüliti gidermekte ya da sülülite şı cilteki kan dolaÅŸmını hızlandırmakta. Pürüzsüz bir cilte sahip olmak açısından faydası olan bu “kumla ovma”dan esinlenmiÅŸ olmalı ki, son zamanlarda, İngiltere”de bazı ticari firmalar tarafından kumların bu özelliÄŸinden faydalanılarak kozmetik ürünleri piyasaya sürülmüş.


Hindistan
Hindistan”da, her gece yoÄŸurt bademden yapılan maskın yapılması zorunludur. On badem ezilir sonra yoÄŸurtla ıştırılarak cilde sürülür. 25 dakika bekledikten sonra cilt temizlenir.


Avustralya
Avustralya kızları, yalınayak yürümek ayak parmağını açan sandallet giymeyi severler. Ayaklarının pürüzsüz olması için avakado ile ovarlar. Avakodo kuru ciltlere yumuşaklık kazandırır.


İspanya
İspanya”da gençler zaman zaman göz kapaklarını dinlendirmek için patatesten yararlanırlar. Çok dilimler halinde kestikleri patatesi, 10 dakika boyunca gözlerde tutarlar.


Jamaika
Karayip Adalarında, soyulmuş muz kabuklarını cilt bakımlarına uygularlar. Güneş yanıklarına şıda iyi gelen muz kabuklarında, bazı proteinler sayesinde cilde yumuşaklık dirilik kazandırmaktadır.


Rusya
SoÄŸuk bir iklime sahip Rusya”da, gençler ciltlerini soÄŸuktan korumak için kaliteli paltolar kotlar giymekteler. özelikle sarımsak yağıyla ciltlerini sıklıkla ovarlar. Sarımsak antibiyotik, antiseptik özellikleri ile akneye şı savaşırken antioksidan özelliÄŸi ile de cildi korur onarır. Ayrıca sarımsak suyu uçuÄŸa iyi gelmektedir.


Japonya
Japonya”da cilt bakımında kamelya yağı sıklıkla kullanılır. Beyaz kamelya fındık yağı cildi nemlendirmek, bes¬lemek, yumuÅŸaklık vermek için kullanırlar. DoÄŸum sonrası oluÅŸan cilt kırışıklıklarını gidermekte saçları gürleÅŸtirmekte kullanırlar.



”de, yeni yeni popüler olan kefir artık doÄŸal güzellikte de kullanılmakta. Bir bakteri kültürü olan kefir, özelikle içerdiÄŸi etkin maddeleriyle cilde de faydalı olmaktadır.


İskandinavya
İskandinav kadınları, ciltlerini korumak için saf memba sularından isitifade ederler. Her gün en azından 1.5 litre buz gibi memba madensuyuyla, yüzlerine 15-20 kere yıkarlar. Bu ciltlerine canlılık verir. Pahalı losyonlara ihtiyaç duymadan, buz gibi bu memba sularıyla da ciltlerini diri tutabilmekteler.

kaynak: bayanca.net

Fondöten, cildin kusursuz saÄŸlıklı görünmesini saÄŸlar. Kusurları lekeleri örter. Ton farklılıklarını yok eder… Peki hangi fondöten sizin cildinize uygun ?

Stick fondöden:
Bunlarda krem fondötenle kapatıcı bir aradadır. Normal kuru ciltler için idealdir. Cildini daha fazla kapamak isteyenler de tercih edebilir. Kusurları örtmek veya kırmızı birden fazla tona sahip ciltler için ideal.


Sıvı fondöten: Kullanımı en kolay tip. Hemen hemen her cilde uyar. Şişe veya tüp içinde satılır. Yüzünüze sürdüğünüzde hafif renkli remlendiriciden daha fazla, krem fondötenden daha az örter.


Krem fondöten: Kuru normal ciltler için ideal. Koyu kalın kıvamına rağmen, nemli sünger kullanılarak kolaylıkla daha şeffat bir tabaka olarak sürülebilir. Kapatıcı olarak da kullanılabilir. Pul pul cildiniz varsa uzak durun. Kötü durabilir.



Köpük fondöten: Aslında köpük kıvamında bir tür krem fondöten. Sıkıştırılmış olarak değil, kavanozda satılır. Sıkıştırılmış olandan daha hafif daha şeffaf. Kalın bir tabaka oluşturmadan cildi pürüzleştirir. Olgun ciltler için öneriliyor, çünkü kalın krem fondötenler gibi çizgileri göstermiyor.


Hafif renkli nemlendirici: Fondötenler içinde en şeffafı yaz için uygun olanı. Aslında çok hafif bir renge sahip nemlendiricidir.


Krem-toz fondöten: Kullanımı kolay. Sürüldükten sonra kuruyarak pudraya dönüşen kremsi bir dokusu var. Bu nedenle ayrıca pudra sürmeniz gerekmez. Yağlı ciltler için uygun. İçeriğindeki pudra, aşırı parlamayı gidermeye yardımcı olur.


Sıkıştırılmış pudra: Cildi hızlı kolay bir biçimde kapatan çift kullanımlı toz fondötendir. Islak veya kuru olarak kullanılabilir. Kuru kullanılırsa pudra özelliğini korur. Genç kızlar için uygun. Yağ içeriği düşük. Gözenekleri tıkamaz, riskini düşürür. Hızlı rötüşlar için de ideal. Fırçayla uygulandığında şeffaf, süngerle uygulandığında daha kalın bir tabaka oluşturur. Nemli süngerle uygulanırsa sıvı krem fondötenler gibi daha fazla kapatır.


Pigmentli nimeralli pudra: Cilde yapışır. Cilde bakım yapan vitamin mineraller içerir. Sıkıştırılmış pudrayla hemen hemen aynı işlevi görür. Kolay uygulanır.

kaynak: bayanca.net

Makyajda amaç, yüzün kusurlarını gizlemek, bölümlerini ise ortaya çıkarmaktır. Bu da ancak ışık, gölge rengin doÄŸru olarak kullanılmasıyla gerçekleÅŸir…

Makyajda da sanatta olduÄŸu gibi “chiaroscuro” olarak adlandırılan ışık gölge tekniÄŸinin iki basit kuralını bilmek gerekir: Açık renkler ışık verir hacim kazandırır, koyu renkler gölge yapar hacmi küçültür.


“Chiaroscuro” ışık gölge tekniÄŸini makyaja uyguladığımızda, açık renkler, yüzümüzdeki dar alanları geniÅŸ göstermek, çökük koyu bölümlerini yumuÅŸatmak için; koyu renkler ise, çok geniÅŸ bölümleri daraltmak, uzun bölümleri kısa göstermek için kullanılır.


İki ayrı yan yana geldiğinde çarpıcı bir zıtlık ortaya çı. Buna kontrast denir. Makyajdaki prensip, bu kontrastlardan yararlanarak yüzdeki kusurları düzeltmektir.


Örneğin, burnunuza uyguladığınız rengin daha koyusunu burun ucuna burun kanatlarına uyguladığınızda burnunuz normalden daha kısa görünecektir. Aynı yoğunlukta ama aynı olmayan iki rengi yan yana koyarsak, parlak olan her zaman daha açık görünür. Aynı koyuluktaki mavi ile sarıyı yan yana koyduğumuzda mavinin daha koyu görünmesi gibi.


Siyah beyaz, ışık tonun en güçlü kontrastını yaratan iki renktir. Siyah, koyu tonludur. Saf duru bir rengin yanında daha parlak görünür. Diğer yandan beyaz, şeffaf durudur. Tüm renkler beyazın yanında koyu görünür. Siyah, ıştırıldığı rengi kasvetli yapar parlaklığını azaltır; beyaz ise canlandırır.


Kontrast sadece açık koyu veya sıcak soğuk renklerin bir araya gelmesiyle oluşmaz. Tamamlayıcı kontrastlar da vardır. Bunlar bir araya gelince birbirlerini takviye eden renklerdir. Birbirleriyle ışınca ise, yok olup gri-kahve bir alırlar. Tamamlayıcı kontrastlar, özellikle göz ında gölgeyi nötralize etmek göz rengini ortaya çıkarmak için sıkça kullanılır. Kahve-turuncu, mor-pembe göz farı uygulamaları gibi.


Hızlı yaparken


Ten
Cildiniz donuksa kayısı bej tonlarında bir altı sürün.


Göz altlarınızda morluklar, yüzünüzde kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı (concealer) kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı. Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin.


Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin.


Büyük bir fırça ile pudranızı allığınızı sürün.


Göz
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürün. Gözleriniz koyu ise ideal far renkleriniz bej sedef tonlarıdır. Açık gözlerde her rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah kahverengi derin bir bakış; mavi yeşil tonları ise daha genç bir görünüm verir.


Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekin. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağı gölgelendirin.


Kirpiklerinizi tarayın iki kat rimel sürün.


Dudak
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyin.


Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyin.

kaynak: bayanca.net