nedir

1- YAVRU KÖPEKLERİN EÐİTİLMESİ
0-6 ay arasında terbiye edilmelidir. 6 aydan sonra köpeğin kullanılacak amaca göre eğitilmesi gerekir. Yavru köpeklere sırasıyla şu aşamalarda eğitim yaptırılmalıdır.
a) Bu aşamada 0-6 aylık yavrulara terbiye eksersizler uygulanacaktır.
b) 6- aylık yavrulara uygulanacak bir eğitim yöntemi olup, bu dönemde birinci aşamadaki eksersizler tamamen pekiştirilir, ayrıca emir sözcükleri, fiziki güç artırma çalışmaları, ayrıca tasmalı sevk kayışlı uygulamalar .
c) -15 aylık köpeklere uygulanacak itaat ileri itaat eğitimlerindeki tüm programlar bu dönemde eksiksiz olarak tatbik edilmelidir.
d) Bu dönemler ise 15-18 aylık köpeklerin ileride alacakları özel eğilimler uygulanır. Bu uygulamada köpekler adeta hizmete şartlandırılır.Yavrularda uygulanan terbiye yöntemleri şunlardır.

1- Yavru ile dostluk kurmak.

Önce köpeğimize onun dostu olduğumuza inandırmalıyız. Köpeğimize bir kimlik kartı çıkartmalıyız. Dünyadaki canlılar arasında kadar tonundan sevgi, övgü, azarlama ifade eden , hareketler, hatta mimik jestlerden etkilenen başka bir canlı gösterilemez. Yumuşak tatlı bir , bir üç ayını dolduran bütün köpekler aşılanmalı her yıl aşı tekrarlanmalıdır.

2- Yavruya isim vermek.

Yavru ile gönül bağı kurulduktan sonra yapılacak ilk iş ona bir isim vermektir. Bu isim tek heceli cazip olmalıdır. Ona şı her an bu isim kullanılmalıdır. Köpekler her sözcüğün anlamını o anda yapılan hareketin amacını bir kaç tekrardan sonra mutlaka kavrarlar.

3- Yavrunun eve uyumunu sağlamak.

4- Yavrunun tabi ihtiyaçlarını disipline etmek:

Burada ın pisliğini istenen yere yapması terbiye edilmelidir.

5- Yavrunun ödüllendirilmesi:

Köpeğiniz istediğimiz bir hareketi yaptığında onu mutlaka ödüllendirmeliyiz. Bu ödüllendirme ı sevip okşama veya sevdiği bir yiyeceği veya oyuncağı vermek şeklinde olur.

6- Yavrunun cezalandırılması:

Cezalandırma ya tepki yada canını yakmakla uygulanır. Tepki genel olarak sert bir tonu, ciddi bir ifade hareketle onu uyarmaktır. Ceza en son başvurulacak bir yöntemdir. Yanlış ağır cezalar köpeğin eğitilmesini zorlaştırır hatta sahibine düşman eder.

7- Yavrunun duyu organlarını geliştirecek eksersizler:

Köpeklerdeki 4 duyu organını geliştirecek eksersizler şunlardır:
a) Koku alma duyusunun geliştirilmesi,
b) İşitme duyusunun geliştirilmesi,
c) Görme duyusunun geliştirilmesi,
d) Tat alma duyusunun geliştirilmesi.

8- Yavrunun tasma sevk kayışına alıştırılması:

Yavru 2 aylık olduktan sonra ayarlı deri tasmaya alıştırılabilir. Bir kaç gün içinde bu işe alışır. 3 ay içinde tasmaya sevk kayışı da bağlayarak yavruyu gezintiye çıkarmalıyız.

9- Yavrunun sosyal çevreye uyumu:

yavruları aynen çocuklara benzerler. İlk gördükleri canlı cansız her şeye şı merak duyarlar. Hatta mimik jestleriyle onun ne olduğunu öğrenmek istediklerini belirtmeye çalışırlar. ilk fırsatta o şeyi kesinlikle koklar kokusunu aldığı nesneyi hayat boyu unutmazlar. Bu merakları nedeniyle köpekleri 6 ay içinde sosyal çevreye alıştırmak gerekir.

10- Yavrunun kulübeye veya barınağa alıştırılması:

köpekleri özellikle hürriyetlerine çok düşkün bir hayvandır. Bu nedenle henüz 8 haftalıkken yavrular mutlaka kafes veya barınağa konulmalı alıştırılmalıdır.

11- Yavrunun başkası tarafından verilen yemeği reddetmesi:

yetiştiriciliğinde bu önemli bir konudur. küçükken kendi sahibinin elinden kendi kabından yemeğe alıştırılmalı dışardan verilen yemekleri kabul etmemelidir. Ayrıca beslenmesi ihmal edilmemelidir.

-Yavruların kötü huylarından vazgeçirilmesi:

Yavrunun kötü huyları şunlardır:
a) Çevredeki eşyaları hırpalayıp dağıtmak,
b) Kavgacı olması
c) Çekingen korkak olması
d) Şımarık sırnaşık olması
e) Çevredeki canlılara saldırması
f) Hiç havlamaması.
4 aya kadar yavrunun bu kötü huylan mutlaka önlenmeli, 4 6 ay arasında noksan veya olan konularda gerekli pekiştirmeler yapılmalıdır.

13- Yavrulara eğitim ile ilgili sözcüklerin Öğretilmesi:

Yavru köpeğe 3-4 aydan sonra gel, git,bak, hayır, kal, yat, ara, bul, getir, götür vb. sözcükler öğretilebilir.

14- Yavrulara bekçilikle ilgili egzersizler:

Bekçilik köpeğin yaradılışında mevcut içgüdüsel bir özelliğidir. Ayrıca köpeklerde büyük ölçüde bir kıskanma hissi de mevcuttur. Kendisine ait eşyayı, yemeğini, kaldığı evi, ev halkını özetle her şeyi büyük bir ciddiyetle cesurca korur. Bu nedenle onu daha da eğiterek canımızı malımızı teslim edebiliriz. köpeğinde bu şekilde gelişerek bağlı olduğu kişileri canı pahasına mutlaka korur. Bu huyunu ilerletme egzersizlerini de annesinden alır. Bekçilik yapacak bir 2 aylıktan itibaren bakıcısıyla tanıştırılmalı nöbet tutacağı yere yavaş yavaş alıştırılarak bağlanmalıdır. 6 ay olduktan sonra gündüzleri bağlanmalı, geceleri serbest bırakılmalıdır. Yemeği suyu bakıcısı tarafından verilmelidir Bekçi köpeklerine genellikle dur, hayır, tut gibi kelimeler mutlaka öğretilmelidir.

15- Yavrularda çoban köpeği ile ilgili egzersizler:

Çoban köpeği olacak yavrular 4 aylık olduktan sonra imkanlar elverdiğ anneleri ile birlikte sürüye götürülmelidir. Sürüye götürülecek köpeklerin çok cesaretli, çevik kuvvetli olması için iyi beslenmeleri gerekir. Sürüye gidecek yavru köpeklerin kesinlikle ezdirilmemesi gereklidir. Bilakis bu yavruların cesaretini artırması için işe yaramayan imha edilecek yavru üzerinde cesaretlerini arttıracak çeşitli egzersizlerle köpeklerin cesaretleri, kendine güveni artırılmalıdır. Böylece vahşi hayvanlara şı mücadele yeteneği kazandırılmalıdır.

2- ERİŞKİN KÖPEKLERİN EÐİTİMİ:

Erişkinlik çağı köpeklerinde aylıktan sonra başlar. Bu dönemde uygulanacak daha zor ağır olur. Bunun için yavru köpeklere uygulanan aksatılmadan, eksiksiz sabırlı bir şekilde yapılmalıdır ki, erişkin dönemdeki eğitim kolay iyi sonuçlar verir.Erişkin köpeklere uygulanacak eğitim iki aşamalı yapılmalıdır.
a) eğitimler,
b)Özet eğitimler
Bu eğitimleri sırasıyla ele alalım.
a) eğitimler:
eğitimde amaç genel olarak verilecekler emri köpeğin eksiksiz olarak yapması hedeflenir, Eğitim erken (6-7 ayında) başlarsa daha iyi olur. eğitim eğitiminin temelini teşkil eder.
Bu eğitim de aşamalı olarak uygulanır.
a) itaat :
itaat ı sıkmadan günde 2 saat süreyle uygulanması gereklidir. Bu eğitimde kontrol altına alınabilmesi için topuk, yat, kalk, otur, hayır, kal, sürün,yapma vb. gibi kelimeler öğretilir uygulamalı olarak yaptırılır.
b) İleri itaat
Bu eğitimin amacı itaat eğitimlerini uzaktan serbest egzersizlerle yaptırmak bunun sonucunda bakıcının üzerindeki etkisini artırmak köpeğin uzaktan kontrolünü yapmaktır.
c) Destek :
Destek eğitimleri adı altında köpeklerin fiziki güçlerinin geliştirilmesi genel bilgi eğitimlerinin yaptırılmasından oluşur.

1- Fiziki gücü geliştirme eğitimleri:

-Yüksek atlama gücünü artıracak engel ,
-Uzun atlama gücünü artıracak engel ,
-Denge yeteneğini artıracak engel ,
-Tırmanma eğitimini artıracak engel ,
-Güven duygusunu artıracak engel .

2- Genel Bilgi :

Bu eğitimde de ın genel bilgisini artıracak egzersizler yaptırılır.
-Saldırganlık ,
-Yabancıların aranma
-Bina, banka, mağaza gibi yerlerde arama
-Kısa iz takibi ,
-Köpeklerin silah sesine alıştırılması .

B- Özel Eğitimler:

Bu eğilimler 15-18 aylık iken uygulanır.Bu bölümde köpeklere:
1- Bekçi köpeği ,
2- Devriye köpeği eğitim,
3- Av köpeği ,
4- Çoban köpeği ,
5- Narkotik madde arama eğitim,
6- Keşif köpeği gibi eğitimler yaptırılır.Bu eğitimlerden geçen köpekler bu işleri rahatlıkla yaparlar. köpeklerinin diğer köpeklere orada bu eğitimleri daha iyi uygulayan verilen görevi daha iyi yapan, aranan bir ırkı olduğu tespit edilmiştir.


kangalefsanesi.com

kaynak: hayvanlar.us


Köpeklerinin

Bu makalede oldukça fazla bakılmak istenen oldukça ilginç olan deniz atlarından bir akvaryumda bakılmalarından bahsedeceğiz.

Genel

Deniz atları, deniz iğneleri deniz ejderleri gibi Syngnathidae familyasındandırlar. Genelde tuzlu suda yaşarlar fakat acı suda yaşayan türleri de vardır. Dünyada 32 Türkiyeyi çevreleyen sularda 2 tür bulunur; Hippocampus hippocampus H. ramulosus. Bazı türler yalnızca 2cm iken bazıları 30cmden fazla olabilir.

Tür seçimi:

Akvaryumu kurmadan önce ne tür bir deniz atı bakacağınıza vermelisiniz. Ayrıca ne besin verebileceğiniz de oldukça önemlidir, farklı tür deniz atları farklı besinlerle beslenirler.
Akvaryum doğumlu deniz atları her zaman doğadan yakalanmışlara göre daha avantajlıdır. taşımazlar, donmuş yeme daha kolay alışırlar yada aldığınızda donmuş yem yiyor olurlar daha dayanıklı olurlar. Fakat, Türkiyede akvaryum doğumlu deniz atı bulmak pek mümkün değildir o yüzden genel olarak doğadan yakalanmış deniz atlarından bahsedeceğiz.
H. hippocampus H. ramulosus ülkemizin etrafında görülen tek deniz atı türleridir. 15cmye kadar büyüyebilir. Doğada amfipodlarla beslenirler fakat akvaryumda mysis karidesi de verilebilir. Farklı renklerde bulunabilirler.
H. kuda H. comes genellikle ülkemizde bulunan tropikal orta boyda atlardandır. H. erectus H. reidi Amerika Brazilyadan gelirler bu yüzden diğer iki türden daha az görülürler. Tüm bu türler 15-20cm arasındadırlar mysis, zenginleştirilmiş su piresi, amfipod gibi canlılarla beslenebilirler.
H. zosterae 5cm boyundadır Amerikadan Türkiyeye gelir fakat henüz Türkiyede hiç görmedim. Zenginleştirilmiş yumurtadan yeni çıkmış artemia ile beslenerek yaşamını sürdürebilen tek deniz atıdır.

Akvaryum kurulumu:

Hangi cins deniz atına bakacağınıza verdikten sonra akvaryum kurulumuna geçebilirsiniz. Yukarıda deniz atalarını kabaca 3e ayırdık;
- Tropikal olmayan orta boy atlar
- Tropikal orta boy atlar
- Cüce deniz atları

3 sistemin kurulumu tabiki farklı. Tropikal orta boy atlar için kurulan akvaryum tropikal olmayan yani yerli deniz atları için de aynıdır. Tek fark yerli deniz atları olan akvaryum kışın 20, yazın da 24 dereceden fazla olmamalıdır.
Tank şekli deniz atlarında önemlidir. Deniz atları eninden çok boyuna yüzerler bu yüzden boyu eninden daha fazla olan bir akvaryum atlar için iyi olacaktır. En az deniz atının kuyruğu tamamen açık halinin uzunluğunun 3 katı önerilir. Orta boy atların en az 15cm olduğunu var sayarsak bu atlar için en az 45cm yüksekliğinde bir akvaryum gerekir. Tank hacmi ise 2-3 taneiçin en az 120 lt önerilir. Akvaryumun ne büyük ne de küçük olması gerekir çünkü küçük akvaryum balıkları strese sokarken büyük akvaryumda da beslenme zor olur. Cüce deniz atları için ise 15lt bir akvaryum 5-6 tanesi için yeterli olacaktır.
Orta boy deniz atları içim kurulan akvaryumlarda canlı kaya kullanabilirsiniz. olarak çok bir kullanırsanız iyi olur fakat kullanmanız şart değildir, çıplak taban da gidebilirsiniz. Normal deniz akvaryumları gibi su yoğunluğunu 1,025-1,026ya getirip, canlı kayaları koyup döngünün oluşmasını beklemelisiniz. Döngüyü hızlandırmak için akvaryuma küçük bir parça donmuş karides atabilirsiniz. Canlı koymadan önce en az 3 hafta beklemeniz önerilir. 3 hafta sonunda sudaki nitrit amonyak okunamayacak kadar az ise canlıları koyabilirsiniz. Akvaryuma kaya dışında deniz atlarının tutunmaları için plastik bitkiler ya da ölü gorgonian iskeletleri kullanabilirsiniz.
Cüce deniz atları için kurulmuş akvaryumlarda ise canlı kaya kullanılmamalıdır çünkü canlı kayalar hidroit narin cüce deniz atları için zararlı canlılar içerir. İçinde bioball bulunan çok küçük bir şelale filtre kullanabilirsiniz aerobik bakteriler için. Yalnız filtrenin emiş borusunu iyice kapamalısınız filtrenin gücünü olabildiğ kısmalısınız, yoksa deniz atları emiş borusuna takılabilirler. olarak çok kullanabilir ya da çıplak taban gidebilirsiniz. Filtrede kullanacağınız biobalları oturmuş bir tanktan alırsanız daha iyi olur. Döngü tamamlandıktan sonra atları ekleyebilirsiniz. Atların tutunabilmesi için, yapay bitkiler ya da mercanlar kullanabilirsiniz. Plastik çok borular da bu iş için uygun olabilir.

Deniz atlarıyla konulabilecek diğer canlılar:

Deniz atları ile her canlıyı aynı akvaryuma koyamazsınız. İlk başta ata zarar vermemesi gerekir. Anemonlar, çoğu mercan türü, çoğu yengeç istakoz, melek, tang, palyaço balığı, papazbalığı benzer canlılar tamamen liste dışındadır. Ayrıca deniz atlarının besinlerine rakip olmamalıdırlar, yani balıkların yavaş beslenen canlılar olması gerekmektedir. Deniz atlarıyla bakılacak en iyi balıklar iğne balıkları, karides balıkları, Gobiosoma Gobiodon cinsleri dragonetler. Dragonetlerin (mandarin, scooter blenny…) bakımı küçük akvaryumlarda zordur bu yüzden ben pek önermem.
Bazı tür salyangozlar, küçük karidesler (boksör karidesi gibi agresif bölgeci karidesler hariç), küçük mantarlar zoanthidler dışındaki çoğu omurgasız deniz atları için zararlıdır.
Deniz atlarıyla kesinlikle ıştırılmaması gereken canlılar; anemonlar, büyük yüzücü balıklar (tang, melek, kelebek gibi), tüp anemonları, mantis karidesleri, uzun polipli sert mercanlar.
Cüce deniz atları çok narin olduğundan onların yalnızca sürüler halinde kendi başlarınca tutulmamaları önerilir.

Beslenme:

Alınan deniz atlarının çok büyük bir kısmı yememekten ölüyor bu yüzden beslenme kısmı çok önemlidir. İlk başta deniz atları akvaryumda kendiliğinden oluşan canlıları yiyerek yaşamlarını sürdüremezler. Kesinlikle onlara günlük yem sağlamalısınız. Bazı ülkelerde akvaryum doğumlu deniz atları satılır bunlar çoğu zaman donmuş yem yer fakat Türkiyede tank doğumlu at bulmak çok zordur, gelen at tank doğumlu olsa bile satın aldığınız yer büyük bir ihtimalle onun tank doğumlu mu olduğunu yoksa doğadan mı yakalandığını bilmez o yüzden deniz atı alırken en azından uzun bir süre canlı yem vereceğinizi unutmayın.





Deniz Atı






Hippocampus reidi / : www.WetWebMedia.com Bob Fenner









Hippocampus zosterae - Cüce denizatı / : www.WetWebMedia.com Bob Fenner

Mysis karidesi:

Mysis karides çoğu deniz atının doğada en çok yediği besinlerdendir. Akvaryumda da birçok deniz atı için uygundur çok besleyicidir. Türkiyede malesef canlı yada donmuş mysis karidesi satılmamaktadır. Fakat denizlerimizde vardır. Genelde büyük anemonların kolları arasında yada mağraların içinde sürüler halinde bulunurlar. Bunları üretmek çok zor değildir yalnız sabır zaman gerekir. Öncelikle iki akvaryuma ihtiyacınız lazım; birine yetişkinleri diğerine de yavruları koymalısınız yoksa yetişkinler yavruları yiyebilir. Yamyamlık aç kaldıklarında mysis karidesleri arasında mevcuttur. Mysis karidesleri her birkaç haftada bir yavru verirler doğanlar 15 gün sonra yavru verebilecek erişkinliğe gelirler. Yavruları yetişkinleri artemia ile besleyebilirsiniz (mysis karideslerine verilebilecek en kolay bulunan besin). Deniz canlıları için çözünmemiş yağ asitleri (HUFA - Highly Unsaturated Fatty Acid) çok önemlidir denizde bu fitoplankton tarafından üretilir. Fitoplankton besin zincirinin en altında olduğundan her deniz canlısı bunun direkt yada dolaylı yollardan kesinlikle alır. Doğada deniz atlarının yediği mysis karidesleri de yedikleri planktonlar nedeniyle çözünmemiş yağ asitlerini içerir sonuçta deniz atları da bunu mysis karidesinden alırlar. Fakat evde üreteceğiniz mysis karidesleri çözünmemiş yağ asiti içerimiyor olacaktır. Mysislere verdiğiniz artemia ise tuzlusuda yaşayan çözünmemiş yağ asidine gerek duymayan ender canlılardandır (çünkü tuzlusuda yaşamasına rağmen denizde yaşamaz) bu yüzden deniz canlıları için besleyici değildir. Artemiaları mysislere veya herhangi başka bir deniz canlısına vermeden önce zenginleştirmeniz gerekir. Bunu iki türlü yapabilirsiniz. Birincisi çözünmemiş yağ asitlerini içeren bir vitaminle artemiayı zenginleştirmek yada canlı fitoplankton ile beslemek. Birinci yöntem tabiki çok daha kolaydır fakat örneğin fitoplankton verebileceğiniz mercanlarınız da varsa başka bir akvaryumda fitoplankton üreterek iki iş için de kullanabilirsiniz. Mysis karideslerini günde en az iki kere zenginleştirilmiş artemia ile besledikten sonra 1-2 hafta sonra yavruları göreceksinizdir. Yavruları diğer akvaryuma koyup onları isterseniz direkt deniz atlarına yada yine artemia ile besleyerek daha sonra verebilirsiniz. Mysis kültürünüzü deniz atlarınızı günde en az 2 kere besleyecek şekilde önceden düşünerek hesaplamalısınız çünkü daha sonra atları aldığınızda atlarınız az mysis kültürü sonucu mysislerin üreme hızından daha hızlı mysisleri yiyebilirler.

-Tekeler:

Yavru tekeler büyük boy deniz atlarına verilebilirler fakat aynı zamanda atın büyük ağzı olması gerekir. Örneğin H. comes çok küçük olmamasına rağmen ağzı yavru tekeleri yiyemeyecek kadar küçüktür. Teke üretmek mysis karidesinden daha zordur çünkü teke yavruları mysis yavrularından çok daha küçüktür yavruluk dönemleri çok daha uzun sürer. İlk başta fitoplankton ile beslenmiş rotifer (zooplankton) vermeniz gerekir. Biraz büyüdüklerinde zenginleştirilmiş artemia ile besleyebilirsiniz.

-Su piresi:

Su piresi tatlısu canlısıdır bu yüzden KESİNLİKLE çözünmemiş yağ asidi eklenerek verilmelidir. Tatlısu canlısı olduğundan üretimi bulunması diğerlerine göre daha kolaydır. Üretim için birçok yöntem vardır. Benim denediğim ekmek mayası yöntemiydi. 50lt bir akvaryuma su pireleri koydum. Bir bardağın içinde su ekmek mayasını ıştırıp akvaryum suyunu beyaz yapacak kadar döktüm. Çok bembeyaz olmasın, çok olduğunda zarar verebilir. Birkaç gün içinde suyun rengi açıldığında tekrar ekmek mayası koymalısınız. Kısa zamanda akvaryumun camlarında yürüyen siyah yavruları görürsünüz. Pireleri bir vitaminle zenginleştirdikten sonra atlara verebilirsiniz fakat bu listedeki diğer yemler gibi bu yem de devamlı tek başına kullanılmamalıdır diğer yemler ile takviye edilmelidir.

-Canlı doğuran yavrusu:

Canlı doğuran yavruları da büyük deniz atları için zaman zaman verilebilir fakat düzenli olarak verilmemelidir. Eğer zenginleştirirseniz iyi bir yem olabilir.

- pireleri (Copepod Amfipodlar):

Bunlar deniz kenarında taşlar altından çıkarlar genelde. Copepodlar uzundur daha çok onlar bulunur. Ayrıca atların copepodları yemeleri daha kolaydır. Amfipodlar top böceğine benzerler aynı onlar gibi korktuklarında kapanabilirler. Atların yemesi biraz daha zordur. Bunları deniz kenarından aldıktan sonra başka bir akvaryumda üretebilirsiniz. Akvaryumda bir canlı kaya olması arada sırada küçük donmuş karides parçaları atmanız yeterli olacaktır fakat üreme hızları yavaş olabilir

-Yetişkin artemia:

Artemia büyüdükçe besin değerlerini kaybeder bu yüzden hem yavru hem de yetişkin artemianın çözünmemiş yağ oranın düşük olmasının dışında yetişkin artemianın bir de bu dezavantajı vardır bu da onu bir deniz canlısına verilebilecek en sağlıksız yemlerden biri yapar. Fakat hergün zenginleştirilmiş mysis ile beslenmek bile hergün zenginleştirilmiş su piresi, yetişkin artemia, canlı doğuran yavrusu ile beslemekten daha kötüdür bazen. Yani besin çeşitliliği de sağlıklı deniz atları elde etmek için en az verdiğiniz besin kadar önemlidir.

-Yumurtadan yeni çıkmış artemia:

Yumurtadan yeni çıkmış artemiayı genelde yalnızca cüce denizatları yavru denizatları yer. Zenginleştirildikleri sürece bu canlılara verilebilirler. Zenginleştirilmiş yumurtadan yeni çıkmış artemia cüce deniz atları için ideal yemlerdir.

-Vahşi deniz atlarını donmuş yeme alıştırma:

Doğadan yakalanmış deniz atlarını donmuş yeme alıştırmak oldukça zordur sabır gerekir. Bunun için farklı metodlar vardır, bazen en iyi yolu deneyip lı olamayabilirsiniz, bazen de akvaryumdaki başka bir canlıyı beslerken deniz atının verdiğiniz donmuş yeme saldırdığına şahit olabilirsiniz. En fazla sonuç alınan yol yavaş yavaş alıştırmadır. Bu yolda ilk başta canlı yem kullanırsınız. Canlı yemi devamlı akvaryumun bir köşesinden vermelisiniz. Bunu balıklar yemin oradan verildiğini anlayana kadar devam etmelisiniz. Artık yem zamanında atların direkt o bölüme geliyorlarda diğer aşamaya geçebilirsiniz. İkinci aşama ne yem verdiğinizle ilgili. Burada amaç normalde akvaryuma koyduğunuzda kaçan yemi daha yavaş hareket eden bir canlı haline getirmek. Örneğin eğer canlı teke yavrusu veriyorsanız yerine yaralı yavru teke vermelisiniz, eğer mysis karidesi veriyorsanız yerine yaralı yada baygın (bunu karidesi bir müddet suyun dışında tutarak yapabilirsiniz) mysis vermelisiniz… Eğer deniz atları bunu yemeyi reddederse önce canlı baygınları ıştırıp verebilirsiniz, canlıları yerken baygınları da alacaktırlar. Yine yemlemeyi aynı yerden yapınız. Atlar çok iyi bir şekilde bunu da aldıktan sonra bu sefer ölü vermeyi deneyin. Şekil olarak canlı olanlarla aynı olması gerekir yoksa atlar yemeyebilir. Eğer ölüleri yemezlerse bunu yine yararlılarla birlikte vermeyi deneyebilirsiniz, o zaman şansınız daha fazla olur. En son olarak uzun bir süre aynı yerden ölü yemi verdikten sonra donmuş yem deneyebilirsiniz fakat burda çok büyük bir dezavataj Türkiyede henüz donmuş mysis karidesinin bulunmaması. Bu yönteme mysisle başladığınızda son aşama olarak ancak donmuş artemia kullanabilirsiniz Türkiyede bulunabildiğinden fakat eğer donmuş mysis bulunsaydı oldukça iyi olacaktı. Donmuş yemlerden benim bildiğim kadarıyla krill artemia Türkiyede bulunan deniz atlarının yiyebileceği tek yemler bunlar da uzun dönemde pek faydalı değil. Fakat bunları zenginleştirip ayrıca yukarıda yazan yemler ile de bir kombinasyon yapıp vermeniz balıkları sağlıklı tutacaktır.


Selim Özadar

kaynak: hayvanlar.us



Karga, Kuzgun Mitoloji









Corvidae ailesine bağlı olan kargaların tüm ın en akıllıları olduklarına inanılır yüzyıllar boyunca bu kadar saygı gördükleri şaşılacak şeydir.







Bir karganın dişi mi mi olduğunu sadece dış görünüşüne bakarak söyleyemeyiz. Dna kan testi cinsiyeti belirler. Kargaların günlük yaşamlarıyla ilgili çalışmalar, özellikle yuvalama dönemi boyunca, cinsiyete dair bir ipucu verebilir ancak bu çoğu kişinin gözlemleyebileceği bir şey değildir. Kargaların siyah olmasının bir sebebi vardır. Bu onların türünün nması iç. Bir karga diğer bir kargayı,gün içinde, uzaktan rahatlıkla r çünkü siyah gün içerisinde oldukça rahat görünür. Doğada kargalar 10 yıl yaşarlar bu +/- 2 hatta 3 de olabilir (Dilling, 1988, Ontario Bird Banding Association Newsletter 22:2-3). Bilinen ikinci en yaşlı olan ise 14 yaşında 7 aylıktır (Clapp et. al., 1983, Journal of Field Ornithology, 54(2): 123-137). Kargalar neredeyse herşeyi yer. Kargaları bir fast food restoranının, park yerindeki çöplerden kendisine bir ziyafet çekerken bulabilirsiniz. Onlar böcek, kurt, fare, yumuşak meyve, mısır diğer lezzetli şeyleri yerler. Yetişkin bir karga her gün 11 ons gıdaya ihtiyaç duyar.Bir çok insan kargaların tarla mahsüllerine zarar verdiğine inanır. Bu her zaman doğru değildir. Kargalar sık sık zararlı böcekleri yer bu da çiftçilere fayda sağlar.


Kargalar doğada oldukça sosyallerdir. Kendi türleriyle etkileşim içinde olmak (ya da birbirlerini etkilemek) onlar için çok önemlidir. kargalar arzu ettikleri dişiye yaparlar. dişiyi elde etmek için tüylerini kabartır, kasıla kasıla yürür, dişinin yakınında uçar. Bir kez çiftleşti mi, bu ömür boyu devam eder. Kargalar yalnızca kendi ailelerini savunmak korumakla kalmaz, ayrıca diğer kargaların da yardıma ihtiyaç duymaları ya da tehlike içinde olmaları durumunda yardıma gelirler. Kargalar işçi hayvanlardır. Her iki ebeveyn karga da yumurtaların üzerine oturur. Ailenin her üyesi yavruların bakımında eder. Yuvalama dönemi gelince genç anne babalarına, yuvalama materyalleri bulmaya ederler. Anne karga yuvalama materyallerini rahat yumuşak bir yuvaya dönüştürür. Kuluçkadaki yumurtaların sayısı genellikle 4 ile 6’dır.


Baykuş şahinler kargaların iki düşmanıdır. Kargalar bir puhu ya da şahinin saldırması durumunda biraraya gelir ın etrafına üşüşerek rahatsız ederler.


Kargalar Yeni Zelanda, Antartika Güney Amerika haricinde tüm dünyada bulunurlar. Kargaların var oluşu insan gelişimi ile alışıla gelmiştir. Kargalar şu an insan atıklarının kümelendiği alanlarda bulunmakta gelişimleri sürdürmektedirler. Çoğunlukla sabahları çöp atıklarını boşaltmaya gelen konteynerların yanında gezerler. Kargalar dünyanın her ülkesinde şehirinde bulunmaktadır. Kargaların hızlı bir şekilde ürediğini biri soracak suçlayacak olsa, bu alt akademedeki insanların suçudur diyebiliriz. Öte yandan, Kuzgunlar bunun sonucu olarak hızla artan insan populasyonundan ayrı yerlere çekilmişlerdir.

Kargalar, özellikle Kuzgunlar ölümün yanında günahın da sembolü olmuşlarıdır. Tanrının planının bir kusuru varsa, o kusur bu olmalıdır denir. Shakespeare Macbethde der ki; Kuzgun sesiyle kötülüğün kapılarını açar Othelloda Kuzgun dolu evin üzerinde dolanır, ikisinde de kuzgun kötülüğün imzasını bağırır.. Heinrich, kuzgun günahkarla eş anlamlıdır der. İncildeki iddialara rağmen Heinriche göre kuraklık kargaşa zamanları boyunca kutsal keşişleri beslemişlerdir. Kral 17:6 da, Tanrının mesajı: Buradan ayrılın doğuya dönün. Cherit nehri boyunca saklanın. Orası Ürdünün doğusudur. Dereden su içebilirsiniz. Kuzgunlara sizi orada beslemeleri için emir verdim.

Bununla birlikte eski dünyanın karanlık egemen düşüncelerine şın Amerika kıtası yerlileri Kuzguna en azından saygıyla yaklaştılar. Karga Kuzgunlara dair birçok hikayeleri vardır. Özellikle Alaskada bir kuzgunu öldürmek en büyük tabudur ki o saldırgana hiçbirşey ama zarar getirir..

Kuran-ı Kerîmde, Allah kardeşinin ölüsünü gömeceğini ona göstermek üzere, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (Çünkü ilk defa bir ölüm oluyor Kâbil gömmeyi düşünemiyordu. Yapacağı işi bir kargadan öğrenince) “Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek konusunda, bu karga kadar olamadım dedi de ettiğine yananlardan oldu” (el-Mâide 5/27-31).
Hz. Peygamber karga eti yiyenin fâsık olduğunu (İbn Mâce, Sayd. 19), Fâsıkların cehennem ehli olduklarını (Ahmed b. Hanbel, III, 428, 444) bildirmiştir.

St.Lawrence Adasında arkeolojik kazıları sırasında 45 değişik kuşun kemikleri bulunmuştur. Ama özellikle Kuzgun kemikleri yoktur. Bu 1100 yıllık Eskimo uygarlığının Kuzgunlara gösterdiği saygıyı akla getirir. Kuzgun herzaman yumuşak huylu olmamasına rağmen bazı bölgelerde kuzgunlar evcil bile sayılırlar.

Kuzgunun, Dünyanın orjinal yaratılışında insan için daha az rahat yaşanır bir yere çevirdiğine inanılır. Böylelikle hayat o kadar da kolay olmayacaktır..

İnsanların karmaşa ile kavgasını seyretmek kuzgunlar için bir eğlence kaynağı olmuştur.. Bununla beraber kargaların kuzgunların bu oyunbazlık ünü onların espri anlayışları oyuncu olmalarından kaynaklanıyor olabilir. Hikayeler onların çalı çırpı yakalamaca oynayarak, buzlu kayalardan sırtüstü kayarak, kendilerinden daha büyük hayvanların kuyruklarını çekerek dalma yaparak kışkırtmak gibi maskaralıklar yaptıklarının sayısız örnekleriyle doludur. Ben birkaç kez bir çift karganın, insanların üzerine dalarak oyun taktiği yaptıklarını bizlerin bu çeşitli provakasyonlara olan tepkimizi ölçtüklerine şahit oldum.

Fakat benim oyunbazlık üzerine 2 favori hikayem var :

İlkinde, bir adam kuzgunlar üzerinde araştırma yapıyordu incelemeler için gerekli olan bir kuzgunun vurulması için üstleri tarafından görevlendirilmişti. Adam bir ı vurmaya yönelik şüpheleri olmasına rağmen emirleri uygulamak zorunda kaldı. Kuzgunu farketti, görüş alanında sabitledi ateş etti. Sadece kanadını sıyırabildi ancak kuzguna ciddi bir yara açamadı kuzgun tereddüt etmeden çevrede daireler çizmeye devam etti adamın üzerinde derin etki bırakacak hediyesini vermek için ilerledi. O yemeği düşünmediği sürece hiçbir zaman başka bir ı öldürmedi.

İkincisi, tavşanlara tuzak kuramadığını düşünen fakat gerçekte bunu kargalar üzerinde deneyen bir adamla ilgili. Adam arkadaşları sık sık kargalara ateş ederler fakat çok az başarı elde ederlerdi ( Kargaların itinayla hazırlanmış takım koruma sistemleri vardır). Böylece, günün birinde adam onları korkutacak bir planla çıkageldi. Yere çok büyük aynalar yerleştirecekler böylece kargalar kendi yansımalarını aynada görecekler kendi görüntülerinden korkacaklardı. Aslında kargalar aynalar için oldukça meraklandılar. Fakat daha sonra alışılmadık bir biçimde ,teker teker, aynaların tüm yüzeyini kaplayacak şekilde dışkılarını bırakarak bir geçiş yaptılar. Tüneklerinin yanına doğru ilerlediler maskaralık yaparak deli gibi bağırdılar. Doğal olarak birisinin kargayı ya da kuzgunu kendine arkadaş olarak seçmekten kaçındığını anlayabiliyorum. Bu kadar zeki, marifetli, koruyucu, maceracı bir sürü ilgi çekici oyun özelliklerine rağmen, güven/ meselesi ilişkiyi alt üst edebiliyor. Fakat ben ı aile arkadaş ile uyumlu görmeyi tercih ediyorum. Ben onları esnek, uyumlu zekayı teşvik eden olarak görüyorum. Ben onların susuzluğu her zaman bir içgüdü olarak lamalarını her zaman çıkarlarına verimliliklerine uyan yeni şeyleri test etmelerini beğeniyorum. ben kuzgunu, Alaskalıların düşündükleri gibi, ihtiyaç duyulduğunda dilendiğinde iyi şans getiren sevecen bir kuş olarak görmeyi tercih ediyorum.

Michio Hoshino’nun kitabından : “ Bazen insanlar dilemek için kuzgunu çağırır. Avlanırken kuzguna söylediğimiz şeylerden biri de şudur ‘Tseekaal, sitsa nohaalteeogh,’ bunun anlamı ‘Büyükbaba bana bir bohça bırak’ tır. Yine kitaptan bir ın iddiası : “insanlar ormanın derinliklerinde özellikle yalnız olduklarında kuzgunu gördükleri zaman onunla konuşuyorlar. Aynı bizim tanrıya dua ettiğimiz gibi onunla konuşuyorlar.”

Kargaların Kuzgunların gizemli oldukları şüphe götürmezken, günümüzde onlar üzerindeki ilginin sürmesine rağmen bu yaratıklar üzerindeki bilimsel araştırmalar süpriz şekilde az.

Kuzgunların zor bir araştırma konusu olması anlaşılabilir. Onlar zeki, ketum, çok çeşitli tırmanmanın zor olduğu dağlık alanlardalar.

Fakat Onlar heryerdeler…
Ancak bariz önyargılara dayanarak çoğu insan onları karizmatik bir araştırma konusu olarak görmüyor. Fakat, bilimadamları kargaların deneysel potansiyelleri kadar gizemlerinide kabullenmeye başlıyorlar. Bu bilimsel topluluktan kargalar kuzgunlar ile ilgili daha birçok araştırmalar yazılar çıkıyor. Fakat, bu tür çalışmalar bu hayvanların özelliklerine yönelik bilgiler versede sık sık cevaplardan daha çok yeni sorular ortaya çıkıyor.

Henry Miller’ın sözlerini düşünün : “ Neyi bilmek istediğinizin ya da neye dokunduğunuzun hiç önemi yok, gizem denizinde kaybolacaksınız. Görüyorsunuz, burada başlangıç bitiş yok istediğiniz kadar geri ya da istediğiniz kadar ileri gidebilirsiniz. Fakat hiçbirşey elde edemeyeceksiniz”.


taklaciguvercin.com

kaynak: hayvanlar.us

Akvaryumunuzun davetsiz misafirleri ALG’ler

Akvaryumunuzda arzu etmediğiniz bitki yada canlılara rastlarsınız. Bunlar balıklarınıza yem olacakları gibi zararda verebilir. Akvaryumunuzun görüntüsünü bozabilir. Bu canlılar akvaryumunuza canlı yemler bitkiler aracılığı ile girerler. Akvaryumunuza bitki eklemeden önce dezenfekte etmelisiniz canlı yemlerinizi bildiğimiz yerlerden alarak sınamadan balıklarınıza vermemeniz gerekir.

Yeşil Algler

Algler

Çok değişik şekiller gösteren bitkiler istemediğiniz halde akvaryumunuza girer süratle çoğalarak akvaryumunuzun kirlenmesine olur. Çok yada tek hücreli iplikçikler şeklinde yada çok küçük mikroskobik yapılarda olabilirler. İplik gibi olmalarından dolayı su yosunları adına verilir. Akvaryumlarda kirlenmeye olmalarının yanı sıra bir çoğu bazı türlerinin veya yavruların vazgeçmeyecekleri besin olarak önem kazanırlar.

Algler bitkiler aleminin su yosunları türüne girer.

En çok bilinen alg türlerini şu şekilde sıralaya biliriz.

-Mavi Yeşil Algler (Cyanophyceae)

-Yeşil Algler (Chlorophyceae)

-Ateş Renkli Algler (Pyrrhopyceae)

-Sarı Algler (Xantophyceae)

-Kirişli Algler (Pyrrhophycene)

-Diatomeler (Diatomeae)

-ıl Algler (Rodophyceae)

-Esmer Algler (Phaeophyceae

- Algler (Chrysophyeae)

-Su Askıları (Characeae)

Güçlü Bitki Gelişimi Alg Oluşumunu Zorlaştırır

Bitkilerinin hızlı sağlıklı gelişim gösterdikleri akvaryumlarda alg oluşumlar çok azdır. Bitkilerinizin büyümelerinin durduğu veya azaldığı zamanlarda alg oluşumları başlamış demektir. Yani kurulmuş akvaryumlarda alg tehlikesi vardır. Alg oluşumunu engellemek için bitki bakımının zamanında yapılması gerekir.

Düzenli Su Değişimi

Su değişimlerinin yanlış veya seyrek yapılması halinde bitkilerin gelişimlerinde yavaşlamaların olacağı gibi alg sorunları ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak yüksek nitrat fosfat oranları ortaya çıkacaktır. Bunlar alg’lerin besinlerinidir alg gelişim nedenleridir. Düzenli olarak haftalık akvaryumdan % 20 su değişimi yapmalısınız.

Akvaryumunuza direk musluk suyu eklemeyin değişmen önce 2 gün kadar suyu dinlendirin. Musluk suyundaki maddeler balıklarınıza akvaryumunuzdaki diğer canlılara zararlı olabilir.

Mavi Yeşil Algler

Alg Oluşum Nedenleri

-Aşırı nitrat artışı

-Aşırı fosfat artışı

-Organik gıdaların suyu ışmış olma ihtimali

-Direk güneş ışığı

-Suda yaşayan bitkilerin yetersiz besin rekabeti

-Güçlü havalandırma

-Uygunsuz ışık

-Musluk suyundaki zararlı maddeler

-Yetersiz ışık

-Yetersiz veya yanlış su değişimleri

-Çürüyen bitkiler

Alınabilecek Önlemler

-Haftalık düzenli olarak % 20 lik su değişimi yapınız.

-Su değişimlerinde direk musluk suyu eklemeyiniz

-Çürüyen bitkileri çıkartınız

-Zaman zaman suyun değerini ölçünüz

-Dipte biriken pisliklerin çekilmesi

Saygılar…

Tayyar ÇELİK

kaynak: hayvanlar.us

Yavru üretiminde küçük akvaryum balıklarının beslenmesinde çok önemli bir canlıdır. Yumurtaları çok uzun bir süre saklanabilir . İstenildiği zaman bu yumurtalardan yavru çıkarabilme imkanımızda vardır.akvaryumculardan temin edebiliriz,bu yumurtalar kalite kalitedir bu yüzden üzerine almakta yarar var.




Artemiaları yumurtadan çıkarmak için deniz suyu veya içme suyuna 1 litreye 35-40 gr oranında kaya tuzu ilave edilerek gerekli ortam hazırlanır,ısı 26-27 derecede sabit tutulur güçlü bir şekilde devamlı olarak havalandırılır,alınan artemianın türüne göre 24-48 saat arasında larvalar çıkmış olacaktır. Artemiaların bir gün geçmeden balıklara verilmesi yararlıdır çünkü bu sırada doğduklarında var olan sarılarını tüketirler.


Artemiaları toplarken öncelikle suyun durulması için havalandırma kapatılmalı iki dakika kadar beklenmelidir, tuzlu su ile birlikte balıklara vermek doğru olmaz balıkların solungaç mukozalarını olumsuz etkileyebilir,bir bayan çorabı veya tülbentle süzdükten sonra gönül rahatlığı ile ufaklıklara verebiliriz .


akvaryum.mavituna.com

kaynak: hayvanlar.us


Artemia Salina Naupli - Artemias Salinas

Süt üretimi, bir dişinin yaşamındaki beslenmenin en önemli olduğu evredir. Üreme, gelişme ya da tüm yaşam evreleri için hazırlanmış tam dengeli bir dişinin bu dönemlerdeki besin ihtiyacını sağlayabilecektir. Emzirilen yavruların süt emme isteği, 20-30 güne kadar ya da 4 haftalık oluncaya dek artmaya devam edecektir. Dolayısıyla, annenin de gıda su ihtiyacı bu zaman zarfı boyunca artacaktır. Laktasyonun (emzirme) zirvesinde annenin mama alımı, onun normal olarak aldığı beslenmeden veya erişkin dönemindeki beslenmesinden 2-4 kat daha fazla olabilir. Çok titiz dişiler yavrularını veya su içmek için nadiren bırakırlar bunun için teşvik edilmeye ihtiyaçları olabilir. Gebelik süresince uygulanan beslenme ının aynısı laktasyon dönemi içinde kullanılabilir. İyi vücut kondisyonunun korunması yavrular için fazla miktarda süt sağlamak amacıyla emziren dişilere istedikleri her türlü mamanın verilmesi önerilmektedir.

Laktasyon süresince kuru mamayı su ile ıslatmak mama alımını arttırmaya yardımcı olacaktır. Islatılmış kuru mama önermenin diğer bir önemli nedeni de, yavruların 3-4 haftalık olduklarında azar azar katı mama alımına başlayacak olmalarıdır. Yavruları erken dönemde iyi kalitede bir hazır mamaya alıştırmak, obur olmalarını engellemeye yardımcı olacaktır. Bu nedenle evde hazırlanan mamalardan uzak durulmalıdır. Yavrular daha fazla katı mama yemeye başladıkça, dişinin süt üretimi eğilimi azalacaktır. Normal olarak yavrular, 6-8 haftalık olduklarında sütten kesilirler sütten kesilme döneminde annenin besin tüketimi normal beslenmesinden %50 daha az olmalıdır.

Sütten kesme döneminde, süt akışını azaltmaya yardımcı olmak memeden süt salınması problemlerini önleyebilmek için aşağıdaki prosedür önerilmektedir;

- Yavruların sütten kesildiği gün, anne herhangi bir mama almamalı ancak içmek için fazla miktarda taze suyu olmalıdır.

- Yavrular, anneden ayrılmalı yiyecek su verilmelidir. - Ilık su ile ıslatılmış kuru mama yavruların gıda alımının lmasına yardımcı olabilir.

- Sütten kesme işleminden 1 gün sonra, anne daha önceden beslendiği toplam öğünün ¼ ‘ünü almalıdır.

-Anne yavrular sütten kesilmeden sonraki gün, sütü azalmakta olan annelerini emmeleri amacıyla birkaç saatliğine bir araya getirilebilir.

- 3. günde, dişi önceden beslendiği gıdasının ½’ sini 4. günde ¾’ ünü almalıdır. 5. günde, dişiye normalde aldığı gıda miktarı verilebilir.

Eğer bir defada doğan yavruların sayısı fazla ise, dişi, emzirme döneminde biraz yorgun düşebilir. Bu durumda, sütten kesilmeden 5 gün sonra normal beslenme periyoduna geçmek yerine, vücut kondisyonu normale dönene dek ekstra gıda takviyesi yapılmalıdır.

Kaynak : Bu makale PURINA PetCare Centerdaki PURINA Labratuvarlarında yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanmıştır.

kaynak: hayvanlar.us


Laktasyon (emzirme) döneminde besleme

Tüm canlılarda olduğu gibi köpeklerde de hamilelik dönemi özel bakım gerektiren istisna bir devredir. Bu dönemde hamile köpeğin besinlerdeki normal yaşam payı ihtiyacı daha yüksektir.


Hamilelikte görülebilecek değişimler


Vücuttaki yağ miktarında artış
Aktivitelerde azalma
Vücut ağırlığında artış

Gebeliğin ilk haftalarında normal oranda verilen yiyecek miktarını, gebeliğin ileri dönemlerinde miktar olarak artırmak gerekir. Yavruların gelişimine paralel olarak artış gösteren besin ihtiyacı, annenin yemeğini kademeli artırarak şılanmalıdır. Ayrıca içerdiği protein oranının daha yüksek olmasına dikkat edilmelidir.

Hamile bir köpeğin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken konuları şöyle sıralayabiliriz..

Öncelikle düzenli dengeli bir beslenme hamile köpekler içinde çok önemlidir.
Yemeğinin miktarını mümkünse öğün sayısını artırarak vermek
Protein oranı yüksek, yağ oranı dengeli gıdaları tercih etmek
Temiz yeterli suyu sürekli bulundurmak
Gerekli mineral vitaminlerin takviyesi yapmak (hekimin önerisi ile)

Hamile köpekler almaya meyillidir. Ancak annenin aşırı artışı güç doğum olasılığı dikkate alınarak önlenmelidir. Bu amaçla besinlerde ki dengeyi korumalı aşırı olmayan düzenli yürüyüşler yaptırmaya özen gösterilmelidir.

Hamilelik ilerledikçe artan yavru hacmi nedeniyle midenin alanı küçüldüğünden tek seferde fazla vermek rahatsızlanmasına olabilir. Sık sık daha az miktarlarda yedirmek daha doğru olacaktır.

Kalsiyum oranında değişim nedeniyle deformasyonlar olabileceğinden gıdasında yeterli dengeli bir kalsiyum oranı sağlanmalıdır. Kalsiyum fötusun gelişiminde olduğu kadar laktasyon (süt emzirme) döneminde de önem taşıyan bir mineraldir.

Enerji kaynağı olarak kullanılan karbonhidratların gıdasında yeterli düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Mısır, buğday, pirinç bu amaçla verilebilecek gıdalar arasındadır.

Gebelik döneminde gerekli olan günlük enerji (kalori) ihtiyacı belirlenirken annenin vücut ağırlığı, ırkı, aktivitesi, çevre ısısı biliniyorsa yavru sayısı gözetilmelidir. Bu durum süt verme döneminde de dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu dönemde de annenin enerji besin ihtiyacı süt salgılanmasına bağlı olarak artış gösterir. Vitaminler normal vücut metabolizması için gerekli olduğu kadar hamile bir köpeğin besinlerinde de yeterli oranda bulunmalıdır.

Doğumdan önceki son günlerde tüketiminde azalma olur, bazende son 24 saatte tamamen durabilir. Bu durum normal sayılabilir. Doğumdan sonraki ilk gün de yiyecek tüketimi az olabilir ancak bol su vermeye dikkat etmek gerekir.

Ev yemeklerinde gerekli oran dengeleri sağlamak oldukça güçtür. Bu nedenle köpeğinizin ırkı günlük ihtiyaçları gözetilerek, protein miktarı artırılmış, yağ oranı ayarlanmış, gerekli vitamin mineral dengesi sağlanmış yavru maması olarak adlandırılan puppy mamalar performans mamalar köpeğiniz için ideal gıda olacaktır.

Yavru maması olarak adlandırılan puppy mamaların gebelik döneminde de anneye verilmesi yavrunun, fötus evresinden başlayarak aynı protein karbonhidratı alması oranlarının yüksek olması açısından yararlıdır.

kaynak: hayvanlar.us


Hamile Köpeklerde Beslenme

1) Protein
Yeni hücrelerin oluşmasında, yıpranan dokuların yenilenmesinde, köpeğin enerji güç kazanmasında gereklidir. Gelişmekte olan genç köpekler, yaşlı köpekler; bekçi, av, çoban köpeği dışarıda bulunan sürekli enerji harcayan köpekler evde bulunan fazla hareket etmeyen köpeklere oranla daha fazla proteine ihtiyaç duyar.

Yavru emziren anne köpeklere de her zamankinden daha fazla proteinli besinler verilmelidir.

Protein, doğada hayvansal bitkisel olarak bulunur. Köpekler için daha uygun olan hayvansal olanıdır. Et her türlü proteini içerir, bununla birlikte protein değeri yüksek düşük olan etler vardır. Mesela aynı ın sık sert kaslı etleri, gevşek kaslara oranla daha yüksek protein değerlidir.

Sözgelimi yürek, böbrek, bacak, kol bölgesinin etleri daha yükse değerde protein taşır. Ayrıca fazla yağlı olmayan dana, sığır, koyun etleri de tavuk etine göre daha yüksek proteinlidir. Bir miktar yağ için gerekli olmakla birlikte, ne türde olursa olsun fazla yağlı etler köpeğe verilmemelidir.

Etlerin veriliş biçimi de ayrıca önemlidir. Pişirilen etlerin içindeki besin değerlerinin bir kısmı kaybolur, bu yüzden bunları çiğ ya da yarı çiğ halde vermek daha doğrudur.

Kıyılmış et köpeklerin sindirim sistemleri için uygun değildir. Etlerin parçalar halinde verilmesi gerekir. Böylece köpeğinizin organizması bundan daha yüksek oranda yararlanabilir. gibi kılçıklı, tavuk gibi kemikli etlerinin verilmesi halinde bunların iyice ayıklanması zorunludur. Tavuk kemikleri parçalanırken, sivri kıymıklar haline dönüştüğünden en az kılçıkları kadar zararlı olur.

Süt, özellikle genç köpeklerin beslenmesinde gelişmesinde yararlanılan bir protein kaynağıdır. Bununla birlikte zaman zaman yetişkin köpeklere de süt verilebilir. Yalnız burada bir noktayı daima göz önünde bulundurmak gerekir. sütü, inek koyun sütünden çok değişik bir değere sahiptir. sütünde protein ortalama %11ken, inek sütünde ortalama %4 ür. Buna şın yağ karbonhidrat oranı inek sütünde daha yüksektir.

sütünün bu özelliği yavru beslenmesinde büyük önem kazanır. İnek sütünün anne köpeğin sütüne eş değer olmadığı bilinmeli, yavru köpeğin annesinden erken ayrılmasına izin verilmemelidir. Aksi halde yavru sağlıksız olabilir. Yapılabiliyorsa, yetişkin köpeklere verilecek sütün az yağlı olması tercih edilmelidir.

Peynir diğer protein kaynaklarıdır. Bunlar sık olarak verilmemelidir. , fazla kalori harcayan av yarış köpeklerine pek sık olmamak koşuluyla takviye olarak verilebilir. Peynir yumurtayla sık beslenme köpeğin karaciğerini yorar üzücü karaciğer problemlerine yol açar.

2) Karbonhidrat
Köpeklerin ana besin kaynakları arasında yer alan karbonhidratlı yiyecekler, tahıllar patateslerde bolca bulunur. Bununla beraber, bunlar köpekler tarafından pek sevilmez, onalr için çekici bir hale getirilmedikçe istekle yenmez. Halbuki, bunlar organizmanın yaşamını sürdürmesi için zorunlu olan enerjinin sağlanmasında gereklidir.

Köpeklere veriilmesi tercih edilecek karbonhidratlı yiyeceklerin başında ekmek (tercihen kepekli veya esmer), şekersiz bisküvi, pirinç, bulgur, yulaf, mısır lapası sayılabilir. Bu yiyeceklerin kemik veya et suyuyla yapılması, daha istekle sevilerek yenmesini sağlayacağından yararlıdır. Bu lapaların bulamaç halinde olmaması iyice pişmekle beraber pilav gibi susuz olması zorunludur. Aksi halde köpekte ekşime yapar tüm yenilenlerin dışarı atılmasına olur.

3) Yağ
Çoğunlukla köpeğe verilen çeşitli besinler arasında yeterli ölçüde bulunur. Günlük besininin %10unun hayvansal veya bitkisel yağlardan oluşması yeterlidir. Yağ, köpeğe verilen vitamin minerallerin değerlendirilmesinde olduğu kadar, köpeğe enerji vermeye de yarar.

4) Vitamin Mineraller
Köpeklerin birçok vitamin minerale ihtiyacı vardır. Alınan yiyeceklerin organizmaya yararlı hale dönüşmesi, organizmanın gelişmesi, hücrelerin kendini yenilemesi direnç kazanması için bunların alınması zorunludur. Özellik A, D vitaminlerinin, B Kompleksin, kalsiyum fosforun önemi büyüktür. Bunlardan başka bakır, demir, çinko, postayum, klor, sodyum köpeğin gereksindiği mineraller arasında sayılabilir.

Vitamin mineraller sebze, meyvelerde büyük oranda olmasına şın köpekler bu yiyeceklere iltifat etmez. Köpeğinize bunları yedirmenin yolu elma, havuç, marul, lahana gibi meyve yiyecekleri severek yediği yiyeceklerin arasına rendelenmiş olarak ıştırıp vermektir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir şey daha vardır. Köpeklerin sindirim sistemi selülözü sindirecek bir yapıya sahip olmadığından lifli kart sebzelerin verilmesine gerek yoktur.

Dilenirse tablet veya toz halinde bulunan vitamin minerallerden köpeğinizin beslenmesini takviye edebilirsiniz. Tabi bu durumda veterinerinize danışmalısınız. Yine A, D vitaminleri için yağına başvurabilirsiniz. Köpeğinizin kalsiyum gereksinimini ise doğal yollardan şılaması daha iyidir. Bunun için en iyi kaynak sığır veya dana kemiğidir. Bu iri kemikler köpeğinize uygun büyüklüklerde kırılarak ilik yerleri açılarak verildiğinde köpeğiniz kalsiyum gereksinimini sağlamasının yanında psikolojik bir doygunluk da sağlar.

Köpeğiniz muhtemelen bu kemikle uğraşırken büyük keyif alacak saatlerce oyalanacaktır.

kaynak: hayvanlar.us


Köpeğin Besin Gerensinimleri Fonksiyonları

Dişi köpeklerde çeşitli nedenlere bağlı olarak hamile kalamama yavru alamama haline kısırlık denir. Dişi üreme sistemi veya doğuma kadar olan normal evrelerin herhangi bir aşamasında meydana gelebilecek her türlü bozukluk kısırlığa olabileceği gibi doğmasal veya edinsel olarak gelişen pek çok yapısal bozukluk da aynı şekilde kısırlık sebebi olabilir.

Dişi köpeklerdeki kısırlık geçici veya kalıcı olabilir. Bazen hamile kalmış doğum yapmış bir dişide edinsel nedenlere bağlı olarak daha sonra oluşan kısırlık görülebileceği gibi doğmasal anomaliler nedeniyle de kısırlık görülebilir.

Sonradan oluşan kısırlıkların ile giderilme olasılığına şın doğmasal olan kısırlıkların giderilmesi pek mümkün değildir.

Dişi köpeğe bağlı kısırlık nedenleri çok çeşitlidir. Çiftleşmeye engel olan her türlü kısırlık sebebi olabilir. Bu nedenle kısırlık sebeplerini aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz;
Dişi genital organlarında yapısal bozukluklar
Dişi genital organlarında işlevsel bozukluklar
Hastalıklar
Beslenme çevresel faktörler

Dişi genital organlarında yapısal bozukluklar;
Doğmasal veya edinsel olarak şekillenebilir. Bu bozukluklar anatomik olarak dişi genital organlarında gelişmiş arazlardır genital organlarda normal yapının bozulmasına bağlı olarak fonksiyonel bozukluklar da gelişmiştir.

Dişi köpeklerde infertiliteye olabilen ancak nadir görülen kalıcı hymen tek kornu olması gibi doğmasal anomalilerde de yavru almak çok ender görülebilir.

Ancak vulvanın stenozu veya perivulvar dermatitis gibi edinsel bir ise uygun bir ile giderilebilir yavru alınabilir.

Dişi köpeklerde nadir olarak görülen hermaphroidismus (intersex = çift cinsiyet) yalancı intersex veya gerçek intersex şeklinde görülebilir. Gerçek intersex vakalarında hem testisler hemde ovaryumlar gelişmiştir. Yalancı intersex olgularında ise yavru iken dişi görüntüsü olan köpeğin erişkinliğe geçtiği dönemde clitorisin büyüyerek gelişmesi özelliklerinin görülmesi söz konusudur. Operatif olarak hormonal ile tek cinsiyetli hale getirilebilir ancak yavru almak pek mümkün değildir.

Vulva, vestibulum vajinadaki daralmalar yapışmalar, tümörler, uterus ile ovaryum arasında geçişi sağlayan ovidukt?da uterusta tıkanmalar, vajina tabanında hiperplaziler, uterusun prolapsusu, vajina prolapsusu gibi nedenlerle de infertilite şekillenebilir. Uterus tümörleri genellikle kötü huylu değildir yaşlı köpeklerde görülme olasılığı daha yüksektir. Çoğunlukla genital kanalda kanamaya pyometraya olabilirler.

Veneral tümör olarak mlanan vajina tümörleri çiftleşme ile kolay bulaşabildiğinden sık görülür hızlı bir gelişim ile büyüyerek vajinajı tamamen kaplayabileceği gibi vulvadan dışarı da taşabilir.
Kemoterapi operatif tedavilerle olumlu sonuçlar alınabilir.
Ovariumdaki gelişim bozuklukları nedeniyle ovaryumların birinin veya her ikisinin olmaması yada ovaryumların gelişmemesi gibi anomalilerde kısırlığa olabilir. Ancak ovarium kistleri dişi köpeklerde kısırlığın en sık görülen nedenleri arasında sayılabilir.

Ovariumda seksüel siklus esnasında normal olarak gelişen corpus luteumun hormonal nedenlere bağlı olarak kalıcı hale geçmesi kistik bir yapı kazanması sık görülen kısırlık nedenlerinden biridir.

Dişi genital organlarında işlevsel bozukluklar;
Çoğunlukla kalıcı olmayan uygun tedavilerle yavru alma olasılığı yüksek olan fonksiyonel bozukluklardır. Ancak ovariumla ilgili anomalilere bağlı olarak geliştiklerinde kalıcı bir infertiliteye de olabilirler. Örneğin ovariumların olmamasına bağlı olarak üretiminin yokluğu kalıcı bir infertilite nedenidir.

Östrusun olmaması, düzensizliği, kısa sürmesi gibi seksüel siklus ile alakalı bozukluklar infertilite nedenleri arasında önemli bir yer tutar. Dişi köpeğin erginliğe geç erişmesi buna bağlı olarak östrusun görülmemesi nedeniyle geçici infertilite yaşanabileceği gibi hipotriodizm, çift cinsiyet, hormon uygulamaları, ovaryumun gelişmemiş olması kalıtım gibi nedenlerle östrus hiç görülemeyebilir kalıcı infertilite şekillenebilir. Dişi köpeğin beslenmesi de östrus siklusunda etkindir. Örneğin obez veya kaşektik köpeklerde siklusun düzensiz görülmesi mümkündür.

Köpeklerde normal östrus görülmesine şın bu siklusta ovulasyonun şekillenmeme durumuda söz konusudur. Bu durumda köpekle çiftleşme isteği olabilir ancak yavru alınamaz. Ayrıca “sakin kızgınlık” olarak adlandırılan durumda dişi köpekte ovulasyon normal bir oestrus siklusu olmasına şın kanama görülmeyebilir. Bu durum çiftleşme için uygun günün tespit edilmesinde güçlük yaratabilir. Bu vakalarda dişi bir arada uzun süreli tutularak çiftleştirme yapılabilir yavru alınabilir.

Ovaryumdaki yapısal bozukluklar, özelliklede kistik ovaryum nedeniyle ovulasyonun olmaması bu nedenle infertilite köpeklerde sık görülür. Dış genital organlarda normal östrus görülebilir.Yani vulva vaginada kızarıklık, ödem akıntı vardır. Dişide çiftleşme isteği görülür ancak çiftleşme gerçekleşse bile yavru alınamaz. Operatif olarak kistlerin uzaklaştırılması olasıdır ancak en radikal şekli ovaryumların tamamen alınmasıdır.

Vulva, vagina uterustaki her türlü yapısal değişiklik çiftleşmeye engel olacağından direkt olarak kısırlık nedenleri olarak sayılabilir. Uygun bir ile giderilebilirler yavru almak mümkün olabilir.

Genital Hastalıklar;
Genital hastalıklar genital kanalı etkileyerek infertiliteye olabilirler. Ancak genellikle medikal tedavilere cevap verirler uzun süreli uygun tedaviler sonrasında yavru almak mümkün olabilir.

Enfeksiyöz karakterli vulvitis, vajinitis, metritis gibi hastalıklar infertiliteye olabileceği gibi uterusun kistik hyperplazisi, herpes virus enfeksiyonları brucella canis enfeksiyonları nedeniyle de kısırlık oluşabilir. Brucella herpes virus enfeksiyonlarında fötal ölüm abortuslar nedeniyle kısırlık söz konusudur. Normal bir çiftleşme sonrasında hamilelik gelişmesine rağmen uterusta yavrunun ölümü nedeniyle düşük şekillenir.

Yine uterus mukozasında enfeksiyonlara bağlı olarak meydana gelen hasarlar nedeniyle yavrunun implante olamaması düşük gerçekleşmesi de kısırlığa olan faktörlerden biridir.

Beslenme çevresel faktörler;
Dişilerin fertilite yeteneğini etkileyen nedenlerden biridir. Yeterli düzeyde protein alamayan dişilerde çifleşme isteği zayıftır.

Aşırı beslenme fazla kilolarda dişilerde fertiliteyi olumsuz etkileyebilir.Aşırı kilolu dişilerde ovulasyon yeteneği düşük olabilir. Buna şın östrus görülmeye başlanıldığında enerji düzeyinin artırılması ovulasyon yeteneğinin yani sayısının artmasına olacağından faydalıdır.

Aşırı kilonun olduğu kadar ileri derecede zayıflığında kısırlığa olduğu bir gerçektir. Yeterli yumurtlamanın olmaması , iskelet kas sisteminde zayıflık gibi nedenlerle çiftleşme olamayacağı gibi yavru almakta oldukça güçtür.

Bazı dişiler görünürde hiç bir olmadığı halde köpeği kabul etmeyebilir. Bu durum sadece o ile ilgili olabileceğinden başka bir seçmek durumun çözümü için faydalıdır.

Ayrıca dişiler kendi ortamlarında daha rahat olacağından mekan değişikliği gibi bir nedenle çitleşmeyebilirler.

Aşırı soğuk ışığın yetersiz olduğu bir ortamda barınan dişilerde ovaryumun yetersiz m alması nedeniyle ovulasyon yeteneği zayıflar düzensiz östruslar şekillenebilir. Ortam düzeltilerek şartlar uygun hale getirildiğinde sorun ortadan kalkabilir.

Tüm bu nedenler yanında unutulmamalıdır ki metabolizmanın yaşlanma ile beraber yavaşlaması söz konusudur tüm bedensel fonksiyonlarda olduğu gibi seksüel siklusta da azalma olacağından ileri yaşlarda yavru alma olasılığı daha düşük olacaktır.

kaynak: hayvanlar.us


Dişi Köpeklerde Üreme Problemleri (Kısırlık)

Köpeğinizi Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz

Evinize evcil almaya vermeden önce, eve gelecek yeni bir canlının getireceği sorumluluklara hazır olup olmadığınızı iyice düşünmeniz gerekir. Evinize gelen canlı sizinle beraber yaşayacağı için sorumluluklarını iyi bilmeniz ona ayırabilecek vaktinizin olması gerekir. Örneğin köpekler sabah akşamları ihtiyaçları için dışarı çıılmalı, uzun tüyleri fırçalanmalı, 20 günde bir banyo yaptırılmalıdır, kedilerin ise tuvaletleri yeterince temiz olmalıdır.

Ailenizdeki herkes eve alınması konusunda hemfikir mi? Sorumlulukları sizinle paylaşacaklar mı? Çünkü evcil hayvanlar kendilerine yöneltilen duyguları bizlerden çok daha fazla güçlü lamaktadırlar.

Yavru köpekler ilk 4 - 6 haftalık gelişim süreci sonunda annesinden ayrı yaşayabilecek duruma gelir. Yeni arkadaşınızla tanışmanız genellikle bu dönem sonunda olur. Bu tanışma barınaklarda, sokaklarda, pet-shoplarda, yetiştirme çiftliklerinde ya da annenin yanında gerçekleşir. Bu yeni arkadaşlığın uzun sürecek mutlu eğlenceli bir dostluğa dönüşmesinin ilk şartı, hayat şeklinize en iyi uyum sağlayacak yavruyu seçmek olacaktır.

Küçük, orta veya dev? Uzun tüylü yada kısa? Tembel ya da oyuncu? Bunlar seçeneklerinizin sadece küçük bir kısmı. Bu yüzden seçimi aklınızı ıştırabilir. Ama biraz dikkat araştırmayla size en uygun köpeğe sahip olabilirsiniz.

Bu noktada cevaplandırmanız gereken en önemli soru “Nerede yaşıyorsunuz köpeğiniz için sağlayabileceğiniz olanaklar nelerdir?” olacaktır.

Büyük bahçeli bir evde kalıyorsanız aktif koruyucu bir ırk sizin için daha uygun olacaktır.

Küçük bir apartman dairesinde yaşıyorsanız gerekli egzersizleri yapması için ona ayıracak yeterli zamana sahip değilseniz, büyük ırk bir sizin için doğru bir seçim olmayacaktır. O da bu yaşama uyum sağlayamayacaktır. Bu noktada en iyi seçenek ufak mekanlarda yaşayabilen fazla egzersize ihtiyaç duymayan küçük bir ırk olacaktır. Unutmayın ki büyük ırklar, küçük ırklara göre daha fazla egzersize ihtiyaç duyarlar. Ayrıca apartman dairesinde yaşıyorsanız, havlama gürültü çıkarma olasılıklarını da değerlendirmeniz gerekecektir. Apartman dairesinde oturanlar, diğer apartman sakinlerine evlerinde evcil beslemek istediklerini bildirmek zorundadırlar.

Alacağınız köpeğin bölgeniz iklim koşullarına uygun olup olmadığını araştırın.

Ufak bir çocuğunuz varsa, onunla iyi iletişim kurabilecek bir ırkı tercih etmelisiniz.

Bazı ırklar ev nı daha çok severler. Ancak siz gezmeyi seven özgür ruhlu biriyseniz, seçiminizi böyle bir ırktan yana kullanmanız yanlış olacaktır.

Uzun tüylü bir ırkın taranması için daha fazla zamana gereksiniminiz olacaktır. Uzun tüylü ırkların kısa tüylü ırklara göre daha fazla tüy dökeceği unutulmamalıdır.

Doğru özenli bir bakım de eğitimle bir sokak köpeğinden de çok iyi sonuçlar alabilirsiniz.

alma ını ailenin tüm bireyleri ile ortak


Köpeğinizi Seçerken Dikkat Edilecekler