nedir

BEBEK ARABALARI
Bebek arabalarının plastik oturakları vardır ve bebekleri bir yerden bir yere taşımakta çok kullanışlıdırlar. Bebek arabasının oturma yeri ayrıca bebeğiniz uyanıkken ya da kollarınızda taşımanız gereken bir şeyler varsa bebeğinizi koymak için çok uygun bir yerdir.Eğer bir bebek arabası kullanmaya karar verirseniz, bebeğiniz için uygun olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

Bazı anne babalar bebeklerini böyle bir iskemleye koyarak mutfağa yanlarına alırlar. Fakat böyle bir bebek arabası, bebeğin düşme tehlikesini ortadan kaldırmak için kesinlikle yüksek bir yere konmamalıdır.

Aksine, bebek arabasını döşemeye ya da alçak bir masa üzerine koymalısınız.

Aldığınız arabanın, bebeğinizin hareket etmesini engellemeyecek büyüklükte oturağı olmalıdır.

Bebeğinizi otomobilinizde taşırken otomobil güvenlik iskemlesi kullanmalısınız.

BEBEĞİNİZ VE BANYO
Bebeğinizin ilk banyosu belki de en zor olanıdır. Çoğu anne baba bu ilk banyodan çok korkarlar; çünkü bebek de bu ilk banyosunda anne babasına hiç de yardımcı olmayacaktır. Hüsrana uğramayın. Çoğu hastanelerde bebek bakımı için bilgiler verilmektedir. Eğer böyle bir yardım bulamazsanız, annenizin ya da başka bir arkadaşınızın ya da akrabanızın yardımını isteyebilirsiniz. Birkaç banyodan sonra, artık banyo yapmak sizin ve bebeğiniz için çok kolay olmaya başlayacaktır.İlk aylarda bebeği sabahları, özellikle beslenmeden önce yıkamak daha rahat olacaktır; çünkü, bebek bu esnada daha sakin olacaktır. Bazı anneler, akşamları bebeğin babası eve geldiğinde onun da yardımıyla yıkamayı tercih ederler.

Bebeği ne sıklıkta yıkayacağınız size bağlıdır. Bazı doktorlar her gün yıkamayı önerirken, bazıları özellikle bebeğin cildinin kurutulmasının zor olduğu kış aylarında, iki günde bir banyoyu uygun görmektedirler. Bebeğin bezi ve ağzı her gün iyice temizlendiği sürece, bebek günlerce banyo yapmadan durabilir.

Mutfak, bebeği yıkamak için en uygun yerdir. Çünkü çoğu evde, özellikle soğuk kış günlerinde, mutfak en uygun ısının bulunduğu yerdir.

Narin ve küçücük bir bebeği yetişkin insanların banyosunda yıkamak bazı anne ve babalar için zor ve rahatsızlık verici olabilir. Dolayısıyla, çoğu anne babalar banyolarına bir de bebek için kullanılabilen banyo küveti alırlar. Büyük kaplar ya da leğenler de bu iş için kullanılabilir. Küçük bir küvetle de rahat edemiyorsanız, bebeği süngerle silmek suretiyle banyo ettirebilirsiniz. Çoğu doktorlar, bebeğin göbeği iyileşene kadar, süngerle silmek suretiyle banyo yaptırmayı daha uygun görmektedir.

Banyo yaparken dikkat edilmesi gereken, her şeyi önceden hazırlamaktır. Bebeğinizi banyoda bir an bile yalnız başına bırakmayınız. Bebeğin banyo küveti, hele içinde su varsa, bebeğin yalnız bırakılması halinde ölümcül zararlar verebilecek bir yerdir. Anne ve babalar bebeklerini banyoda hiçbir zaman kendi haline bırakmamalıdır. Bırakın, telefon ya da kapının zili saatlerce çalsın. Bebeğinizden sizin dikkatinizi ayıracak hiçbir şeyle ilgilenmeyin. Bu yüzden, önceden planlama yapmak çok önemlidir. Gerekli olan şeyler şunlardır: Sabun, yıkama bezi, havlu, pamuk, losyon ya da pudra (bunlar gerekli değildir ama güzel kokmak için kullanılabilir), temiz bebek bezi, çamaşır, gecelik ya da uyku elbisesi.

Banyo küvetine su doldurduktan sonra (üç beş santimetreden daha yüksek su doldurmayın), suyun yeterince sıcak olup olmadığını anlamak için bileğiniz ya da dirseğinizle suyu kontrol edin. Su yeterince ılık olmalı, fazla soğuk olmamalıdır. Bazı anne babalar banyo için bir termometre kullanırlar. Eğer termometreniz varsa, suyun sıcaklığının 32.5 ile 37.5°C arasında olmasına dikkat ediniz.

Bebeği soyun. Başını bileğinizle destekleyin ve bu elinizin parmaklarıyla bebeği koltuk altlarından kavrayın; daha sonra banyoya sokun. Önce yüzünü yumuşak bir bezle yıkayın, sabun kullanmayın. Bebeğin gözlerini yıkamak için, temiz suya daldırılmış hidrofil pamuk kullanın. Bebeğin başını haftada bir ya da iki kez şampuanla yıkamak yeterlidir. Bebeğin başının saçlı kısmını yıkarken hafif bir sabun ya da şampuan kullanınız. Sabun ya da şampuan artıklarını kuru sünger vasıtasıyla temizleyin. Suyu, bebeğin yüzünden aşağı dökmemeye dikkat ediniz.

Bebeğin yüzü yıkandıktan sonra, vücudunun geri kalan kısmını sabunlayın. Çoğu anne-babalar, bir elleriyle bebeği kavramış durumda oldukları için bebeğin vücudunu, banyo bezi yerine diğer elleriyle sabunlamayı tercih etmektedirler. Bebeğin bezinin kapladığı alanı ilk önce yıkayınız.

Sabunlu alan, suyla durulandığında, bebeğinizi yumuşak banyo havlusuna almak için iki elinizle kavrayınız. Eğer bebeğin göbeği henüz iyileşmemişse, doktorunuz bu bölgeyi alkolle silmeyi önerebilir.

Bebek kurulandıktan sonra, losyon ya da pudra kullanmak isteyebilirsiniz. Bebeğin cildi kuru ise losyon, bebeğin cildi nemli ise pudra kullanılmalıdır. Çoğunlukla ikisi de gerekli değildir. Pudra kullanırsanız, kutuyu doğrudan üzerine püskürtmeyiniz, çünkü toz zerreciklerinin biraraya gelmesi bebeğin cildini rahatsız edebilir. Pudrayı önce bebekten uzakta elinize döküp, daha sonra bebeğin vücuduna yavaşça yayınız. Bebek yağı kullanmayınız. Bu, cilt problemlerine neden olabilir.

BEBEĞİNİZ İSTEKLERİNİ AĞLAYARAK ANLATIR
Araştırmalar, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını gösteriyorAraştırmalara göre, ağlamanın da bir dili bulunuyor. Bebekler ihtiyaçlarına veya sıkıntılarına göre ağlayarak annelerine mesaj veriyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Sağlık 2000″ adlı yayında, “Ağlamanın Dili” konulu bir incelemeye yer verildi. Yazıya göre, bebeklerde ağlama aşırı olmadığı sürece bebeğin özellikle akciğerleri için yararlı bulunuyor. Ancak ağlamanın aşırı olması halinde bebeğin kan basıncı artıyor ve kalp atışları hızlanıyor. Böylece bebeğin kanındaki oksijen azalıyor.

Araştırmalar bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor. Doğuştan sorunlu olan çocuklar daha fazla ağlıyor. Öte yandan eğer bebek oldukça sessiz bir yapıya sahipse bu durum onda bir rahatsızlığın olabileceğini gösteriyor. Ağlama şekillerinin belli gruplara ayrıldığına dikkat çeken uzmanlara göre bebekler acıktığında başka türlü, yorulduğunda başka türlü ağlıyor. Bebeklerin bu şifreli ağlama türlerinin bilinmesi anneliği de kolaylaştırıyor. Ağlama türleri şöyle sıralanıyor:

� Acı çektiğinde: Keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.

� Acıktığında: Düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez.

� Yorulduğunda: Uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.

� Sıkıldığında: Yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez.

� Rahatsız olduğunda: Huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir.

BEBEĞİNİZ İÇİN GÜVENLİ BİR EV ORTAMI HAZIRLAYIN

Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü�nden yapılan açıklamada, küçük çocuk yaralanma ve ölümlerinin önemli bölümünün önlenebilen kazalara bağlı olduğu belirtildi. 112 Acil Sağlık Hizmetleri�ne, bebek ve çocuklar için yapılan acil çağrıların yüzde 79�unun ev kazaları ve yaz döneminde yaşanan boğulmalara bağlı olduğu ifade edilen açıklamada, �Yaralanma ve ölümle sonuçlanan ev kazalarına yönelik alacağınız önlemlerle bebek ve çocuklarınızın güvenliğini büyük ölçüde sağlayabilirsiniz. Ev ortamı, bebek ve çocukların sağlıklarını ve yaşamlarını tehdit eden birçok riski de barındırmaktadır. Bu nedenle ailelerin ev içinde mümkün olan bütün önlemleri almaları gerekiyor� denildi.Çocuk acil servislerine yapılan başvuruların başta gelen nedeninin, yüzde 36 oranı ile bebek ve çocukların düşmeleri sonucu oluşan travma ve boğulmalar olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

�Merdivenler, pencere ve mobilyalar, bebek ve çocuklar için risk faktörlerinin başında geliyor. Sandalye ve diğer tüm mobilyaların pencerelerden uzakta olması, yüksek binalarda pencerelere takılacak parmaklıklar, emekleyen ve yeni yürümeye başlayan bebeklerin merdivenlerden uzak tutulması, bebeğin uyuduğu veya bulunduğu yatağın kenarlarının mutlaka korumalı olması, düşmelere yönelik alınacak önlemlerden bazılarıdır.�

TOPLU İĞNE, DÜĞME, BONCUK

3 yaş altı çocukların solunum yollarının çok dar olduğu, bebek ve çocukların çoğu zaman cisimleri ağızlarına aldıkları belirtilen açıklamada, bu nedenle de boğulma risklerinin yüksek olduğu kaydedildi. Kuruyemişler, mısır, şeker ve sosis gibi küçük ve yuvarlak hatlı tüm besinlerin, bebek ve küçük çocuklar için boğulma riski taşıdığı ifade edilen açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu:

�Toplu iğne, mücevher, düğme, boncuk, tespih ve diğer tüm küçük cisimleri, bebek ve küçük çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurun. Bebek veya çocuğunuzun oynadığı oyuncakların yaşına uygun olmasına dikkat edin ve oyuncaklarını düzenli olarak kontrol edin. Bebeklerin birkaç santimetre derinliğindeki suda bile boğulabileceğini unutmayın. Bu nedenle içi su dolu küvet, leğen veya kovalar bile, bebekler için çok büyük tehlikeler içerebilir. Bu yüzden kova, küvet ve leğenleri boş tutun. Bebek veya küçük çocuklar yıkanırken, kapı veya telefona yanıt vermek için onu yalnız bırakmayın. Çocuğunuz tuvaletteyken mutlaka yanında olun.�

Çocukların çok çabuk boğulabileceği, su altında 2 dakika kalan çocuğun bilincini yitirebileceği ve kalıcı beyin hasarlarına maruz kalabileceği vurgulanan açıklamada, �Özellikle yaz aylarında deniz ve havuz kenarında oynayan bebek ve çocuklara nezaret edin. Onları deniz kenarında yalnız bırakmayın. Su kenarlarında kayalık ve taşlık zeminler kayganlaşarak bebek ve çocukların kayarak suya düşmesine yol açar. Bu nedenle yeni yürümeye başlayan bebeklerinizi ve oyun oynamak isteyen çocuklarınızı korumasız su kenarlarından uzak tutun� denildi.

ZEHİRLENME, YANIK VE YANGINLAR

Bebek ve çocukların maruz kaldığı ev kazalarının yüzde 34�ünün zehirlenme, yanık ve yangınlar sonucu oluştuğu ifade edilen açıklamada, tüm ilaç, kimyasal ve temizlik maddelerinin, bebek ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde ve orijinal kaplarında saklanması önerildi. Açıklamada, �Su, süt, kola ve yoğurt kaplarını, bu maddelerin saklanması amacıyla kullanmayın. Unutmayın yaptığınız bu kap değişikliği, bebek veya çocuğunuz tarafından bilinmemekte ve onlar için çok büyük riskleri de beraberinde getirmektedir� denildi.

Gaz ve soba zehirlenmelerine karşı önlem alınması istenen açıklamada, kibrit, çakmak ve ocakların da çok büyük kaza ve yangınlara yol açabildiği vurgulandı.

Genellikle dikkate alınmayan bir tehlike kaynağının da elektrik olduğu belirtilen açıklamada, 112 Acil Sağlık Hizmetleri�ne bu konuda yapılan acil çağrıların yüzde 6�sı elektrik çarpmalarına bağlı olduğu kaydedildi. Açıklamada, evde açık elektrik kabloları bırakılmaması, tesisatın düzenli gözden geçirilmesi, elektrik prizlerinin kapatılması, elektrikli ev aletlerine karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi.

Ateşli silahların, bebek ve çocuklara yönelik önemli riskleri beraberinde getirdiğine dikkat çekilen açıklamada, �Evinizde ateşli silah varsa silahı boş saklayın. Silahın emniyetini sürekli kapalı tutun. Silahları bebek ve çocukların ulaşamayacağı kilitli bir yerde tutun. Ateşli silahınızı bebek veya çocuğunuzun yanında kesinlikle çıkarmayın ve temizlemeyin� uyarılarında bulunuldu.

ANNE BABANIN DEPRESYONU ÇOCUĞA GEÇİYOR
Anne ve babanın yaratacağı huzurlu ortam çocuğun gelişmesinde beslenme kadar önemli…Amerikalı bilim adamları, depresyonun, anne ve babadan çocuklara geçebildiğini belirlediler.

Massachusetts hastanesinde yapılan araştırmada, 380 çocuk denek olarak ele alındı. Araştırmada, anne veya babası depresyon içinde olan çocuklarda aynı sorun, diğer çocuklara göre dokuz kez daha fazla bulundu.

Sonuçları American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmanın, hastalıkla ilgili klinik tedavisi konusunda doktorlara yeni ipuçları verdiği belirtildi.

Otopsi yalnız organların alınması demek değildir, üstelik organlar alınmamakta, çıkarılıp incelenen organlardan gerekli parçalar alınıp organlar yerine konulmaktadır.
Otopsi olay yerinde başlayan ve tüm laboratuar inceleme sonuçları adli tıp uzmanının eline ulaşıp teşhis konulana kadar geçen tüm aşamaları kapsayan bir işlemdir.
Ölenin olay yerinde bulunuş şekli,
Üzerindeki elbiselerin özellikleri ve hem olay yerinden hem de ölenden toplanacak deliller,
Ölenin dış muayenesi,
Baş, göğüs ve karın boşlukları açıldıktan sonra organların ve boşlukların durumu,
Organ ağırlıkları, renkleri, kıvamları gibi çıplak gözle görülen özellikleri,
Gerekli yerlerden ve olayın özelliğine göre alınan örneklerin mikroskop ile ve diğer laboratuar yöntemleri ile incelenmesi ve tüm bu incelemeler sonucunda elde edilen verilerin yorumlanarak teşhisin konması bir bütün olarak otopsi işleminin aşamalarını oluşturmaktadır.
Adli tıp uzmanı uygun yerden uygun koşullarda örnek almamış ise ve ne aranması gerektiğini belirtmezse, laboratuarda arananlar eksik kalır, laboratuar sonucu gelmeden de adli tıp uzmanı kesin teşhisini koymakta zorlanır.
Otopsi son derece organik bir işlemdir ve ekibin her elemanının uyum içinde çalışmasını gerektirir. Bir insan bedenindeki organlar gibi…

Минилук

Минилук

Минилук

Минилук

Минилук

ADSL ( Asimetrik Sayısal Abone Hattı ) Asymmetric Digital Subscriber Line sözcüklerinin baş harflerinden oluşan ADSL, mevcut telefonlar için kullanılan bakır teller üzerinden yüksek hızlı veri, ses ve görüntü iletişimini aynı anda sağlayabilen bir modem teknolojisidir.

Geniş bant erişimi sağladığından dünyada internet kullanıcıları tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.

ADSL’de telefon hattı üzerinde kapasiteyi daha verimli kullanmak amacıyla sayısal kodlama teknikleri kullanılır.

Asimetrik yapısı nedeniyle internet ya da benzer veri kaynaklarına ulaşıp tek yönde veri aktarımı yapmak isteyen müşteriler için en elverişli uygulamadır.

ADSL Hızlı Başvuru Formu için Tıklayınız..

ADSL NEDİR?

ADSL ( Asimetrik Sayısal Abone Hatty ) Asymmetric Digital Subscriber Line sözcüklerinin baş harflerinden oluşan ADSL, mevcut telefonlar için kullanılan bakır teller üzerinden yüksek hızlı veri, ses ve görüntü iletişimini aynı anda sağlayabilen bir modem teknolojisidir.

ADSL, hat uzunluğu, hatta kullanılan bakır kablonun çapı ve kullanılan modemin tipine bağlı olarak  minumum 128/32 Kbps ile maksimum 2048/512 Kbps hız imkanı sağlar.

KAN GRUBU - KİŞİLİK İLİŞKİSİ

Kan gruplarının insan kişiliği ile yakından ilgisi olduğu anlaşıldı. Japon uzmanlar farklı kan gruplarının erkekler ve kadınlar üzerindeki etkilerini konu alan bi araştırmasının sonuçlarını açıklarken, “İnsan vücudunun kimyası ile kişilik arasında önemli bağlar var. Kan grupları bunlardan biri.” dediA Grubu Kadını

Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Çocukları çok sever ve çocuk sahibi oldukdan sonra eşini ihmal eder. Değişikliği seven biridir.

A Grubu Erkeği

Düzenli yaşamayı sever. İyi bir dost ve konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken çok titiz davranır.

B Grubu Kadını

İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Para konusunda eli ya çok açıktır ya da çimridir

B Grubu Erkeği

Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir aileye sahip olmak ister. Yemek konusunda son derece titizdir.

AB Grubu Kadını

Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Para konusunda tutumludur. Yemek pişirmekte, mükellef bir sofra hazırlamakta üzerine yoktur.

AB Grubu Erkeği

Aile içinde mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister. Hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu grupdan çıkar. Eşine ev işlerinde yardım etmekten çekinmez.

0 Grubu Kadını

Mutfan masraflarından kısarak kendine hoş elbiseler alır. Çocukları biraz ele avuca geldiğinde hemen çalışma hayatına dönmek, toplumdaki yerini almak ister. Yemek yapmakla fazla uğraşmak istemez. Pratik yemekleri tercih eder.

0 Grubu Erkeği

Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Kalabalığı sevmez. Son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık hediye almayı sever.

MUTLULUĞUN SIRRI: ANLADIN SEN ONU!
 
Yazan: Gülse Birsel
 
Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!

Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ’daha zenginlerin’, ’daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ’üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ’mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor. Peki kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor.

Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil! Para? Hiç alakası yok! Eğitim? Hiç etkisi yok! Zekâ? Aynı şekilde! Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış! Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekârlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir! Güneşli havalar? Hayır! Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış!

ARKADAŞLAR EN İYİ İLAÇ
O zaman insanları mutlu eden ne? Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış. Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar. Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı ’gün inşa etme’ metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 Teksaslı kadında uygulanıyor. Sonuçlar ilginç… Bu hanımlar için en çok mutluluk veren ilk beş aktivite, seks, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme! Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor!

Tuhaf ama ’çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz, hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin. Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: “Sonların gücü”! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz! Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu.

Bir grup hastaya standard kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar! Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996’da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye meyili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın bir noktaya dönebiliyor!

ÇALIŞ, ŞÜKRET SENİN DE OLSUN
Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var: Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak! Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor. Kalifornia Üniversitesi’nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor! İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor! Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler… Psikologlar yine bize ana okulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar: Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!

MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN İÇİN TAM 50 TAKTİK!
 
Yazan: Ergün GÜLER
 
Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.

1. HİKAYENİZİ YAZIN

Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.

4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN

Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

5. KENDİNİZİ EĞİTİN

Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.

6. DÜZENLİ OLUN

Temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis ve hayat, motive edilmiş akıl için olmazsa olmaz niteliği taşımaktadır. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Düzenli bir hayatınız olsun, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz. Örneğin, gece yatma, sabah kalkma saatiniz düzenli olsun. Mutlaka kahvaltı edin ve sabah en az yarım saat yürüyüş yapın.

7. EVİNİZDE VE OFİSİNİZDE MOTİVATÖRLERE YER VERİN

Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda size hedef ve hayallerinizi hatırlatacak sembollere, işaretlere, notlara ya da objelere yer verin. Bu hatırlatıcılar, sizin motivasyonunuzun devamının garantisi olacaklar. Son model bir araba sahibi olmayı mı istiyorsunuz? O halde hayalinizdeki arabanın resimlerini odanızın duvarına asın, cüzdanınızda saklayın ve ihtiyaç duyduğunuz an bakıp, hedefinizi hatırlayın.

8. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARA KATILIN

Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Haftasonları, eşinizle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu�na gitmek iyi bir fikir olabilir.

9. KENDİ MOTİVASYONUNUZ İLE BAŞKALARINI MOTİVE EDİN

En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına, arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında kendinize de yardım ediyor olacaksınız.

10. ÇOCUKLAR İLE ZAMAN GEÇİRİN
Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır.

11. BADİLİK SİSTEMİ KURUN

Eşinizin kendi gelişimine yönelik hedefleri yada bir şeyleri başarmak isteyen yakın bir arkadaşınız var mı? Eğer varsa, onlar ile �badilik sistemi� kurun. Birbirinizi motive edin, uyarın, cesaretlendirin ve hedeflerinizde yardımcı olun.

12. KENDİNİZE BİR MODEL BULUN

Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir.

Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

13. YÜRÜYÜŞ YAPIN VE ARABA KULLANIN

Şöyle bir etrafı gezin yada bulunduğunuz semtte arabanızla dolaşarak, rahatlayın, serbest zaman geçirin. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var ve aslında hızlı yürüyüşler yapmak, araba kullanmak, gerçekten iyi birer çözüm. Bu şekilde yaptığınız mekan değişikliği, üzerinizdeki olumsuz havayı dağıtacaktır.

14. BAŞARI HİKAYELERİNİ OKUYUN
Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.

15. MÜZİK DİNLEYİN

Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir. Koşu yaparken Rocky�nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız olduğu durumlarda onlardan yararlanın.

Mesela, sabahları ofisime yada eğitim vereceğim şirkete giderken, �türkü� dinlemekten çok zevk alıyorum ve bu beni motive ediyor.

16. MOTİVE EDİCİ FİLMLER İZLEYİN

Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ�su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.

17. MOTİVE EDİCİ ALINTILARI OKUYUN

Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın.

Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi görecektir.

Bu konuda http://www.motivasyoncu.com adresinden de yararlanabilirsiniz.

18. SAĞLIKLI BESLENİN
Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, “sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur”. Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun.

19. YETERİNCE UYUYUN

Bazı insanlara 6 saat uyku yeterken, bazıları için 8 saat gerekli olabilir. Yeterince uyuduğunuza emin oluncaya kadar uyuyun. Ancak, 8 saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz göreceksiniz.

20. SÜREKLİ ÖĞRENİN

En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya “bilmiyorum” demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır.

- - -

Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.

21. HEDEFLERLE ÇALIŞIN

Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış..!

Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız.

İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir.

Earl Wilson�un güzel bir sözü var. Diyor ki : �Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun..!�

Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.

22. BEYİN FIRTINASI YAPIN

Temiz bir kağıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak.

Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın.

Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.

23. HEDEFİNİZİ KAĞIDA YAZIN

Üzerinde çalışacağınız hedefi seçmeden önce, onu bir kağıda yazın, hedefinizin somutlaşmasını sağlayın. Böylece, sizin için gerekli olup olmadığına daha kolay karar verebilirsiniz.

24. HEDEFİ SEÇME NEDENLERİNİZİ YAZIN

Neden bu hedefi seçtiniz? Hedeflerinizin her biri için, �Bunun bana ne yararı var� sorusunu sorun. Hedefi seçme nedenlerinizi kolaylıkla açıklayabiliyor olmalısınız. Eğer açıklayamıyorsanız, bu hedefi listeden silin ve diğerine geçin.

25. HEDEFİNİZİN SPESİFİK OLMASINI SAĞLAYIN

Hedefinizin etkili olabilmesi için, onu spesifik olarak ele alın.

�Çocuklarınız ile ilişkilerinizi geliştirmek� çok önemli ve yapmaya değer olabilir, ancak hedefiniz adına çok geniş bir tanımlama olacaktır. Bunun yerine, daha spesifik bir hedef belirleyin. Mesela, Pazar günleri beraber pikniğe çıkmak, akşam yemeklerinizi saat 19:00-20:00 arasında birlikte yemek, yada gece yatmadan önce onlarla 1 saat sohbet ederek bilgi ve deneyimlerinizi aktarmak gibi.

Bu sizi hedefinize daha kolay ulaştırabilir.

26. TERMİNLER KULLANIN

Hedeflerinizin gerçekleşmesini engelleyecek en ölümcül şey, ertelemektir. Bu problemin üstesinden gelmenin en iyi yolu termin kullanmaktır.

Hedeflerinizde yaptığınız gibi, terminlerinizi de spesifikleştirin. Elimdeki projeyi 5 Ocak 2004�e kadar bitireceğim gibi…

27. BAŞLAMA TARİHİ KULLANIN

Termin önemli, ancak onun kadar önemli olan başka bir konu daha var ki, bu da başlama zamanının net olmasıdır. Hedefiniz için yola çıkarken, başlama tarihini ertelemeye yönelik pek çok nedeniniz olacaktır.

Bunun üstesinden gelmek için, başlama tarihi belirleyin ve o tarihe sadık kalın.

28. BÜYÜK HEDEFLER SEÇİN

Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer.

Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.

29. ULAŞILABİLİR HEDEFLER BELİRLEYİN

Ulaşamayacağınız hedefler belirlemek, sununda, sizde hayal kırıklığı, kızgınlık ve özgüven sarsılması yaratır. Hedefleriniz ulaşılabilir-zor ve mantıklı olmalıdır.

30. DETAYLI AKSİYON PLANI HAZIRLAYIN

Hedeflerinizin her bölümü için, adım adım detaylı aksiyon planı hazırlayın. Pek çok hedef, ne zaman ne yapılacağı planlanmadığı için başarısızlığa uğrar. Yapacağınızı planlayın ve planladığınızı yapın.

31. ABARTMAYIN ( GEREĞİNDEN FAZLA HEDEF İLE ÇALIŞMAYIN)

Aynı anda çok fazla hedef üzerinde çalışmayın. Başlamak için bir ila üç arası hedef uygun olacaktır.

32. İLERLEMENİZİ ÖLÇÜN

Çalışmalarınızdaki ilerlemenizi ölçün. 300 sayfalık bir roman yazmak istiyor olabilirsiniz. 300 sayfayı birden hedeflemeyin. 25 ila 50 sayfalık artışlar şeklinde düşünün ve tamamladığınız sayfaların günlük çetelesini tutun. İlerlemenizi ölçmek, hedefiniz gerçekleşinceye kadar motivasyonunuz en üst seviyede tutacaktır.

33. İSTEK LİSTESİ HAZIRLAYIN

Kendinizi yapmak zorunda hissettiğiniz yada yapmayı gönülden istediğiniz 10 şeyin listesini yapın. Bir iş kurmak, maratonda koşmak, Avrupa�yı ziyaret etmek, Japonca öğrenmek vs.

Bu listeyi ofisinizde ve/veya evinizdeki panoya yapıştın.

34. HATIRLATICILAR KULLANIN

Post-it�ler günlük görevlerinizi ve hedeflerini hatırlamanız için mükemmel araçlardır. Tabii, abartmamak kaydıyla.

Birbiri üstüne geçmiş, ne olduğu okunmayan onlarca not, size hiçbir yarar sağlamayacaktır.

35. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN

Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda yada küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın yada sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
- - -

Davranış her şeydir. Aşağıdaki ipuçları, kazanan davranışlara sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

36. DOĞRU KELİMELERİ KULLANIN

Günlük konuşmalarınızda, �Bunu başarabilirim� yada �Bir çözüm buluruz� gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin.

Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.

37. İYİMSER OLMAK İÇİN ÇABA HARCAYIN

İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığınız değil, ne olabileceğinizdir.

38. ARKADAŞLARINIZI SEÇİN

Arkadaşlarınızın negatif davranışları mı var? Bu sizi etkiliyor mu?

Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlar, çoğu zaman bizim tutumumuzu etkileyebilir. Eğer ofisinizdeki yada evinizdeki bireyler sizi negatif yönde etkiliyorsa, bu durumu değiştirecek gerekli adımları atın.

39. DEĞİŞİME İHTİYACINIZ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?

Mutsuz olduğunuzu anladığınızda, bunu kendinize itiraf edin ve kendinizi korumaya alın. Bu yapılması çok zor olan bir şey, özellikle bir şeyleri kendinize itiraf edecek durumda değilseniz. Yapılması zor, ancak değerli. Karamsarlığa düşmeye başladığınızda, farkına varın ve bu durumu değiştirin.

40. DİĞERLERİNİN NE DEDİĞİNİ DİNLEYİN

Kendimize pozitif bir insan olduğumuzu söylemekten hoşlanıyor olabiliriz, fakat bu her zaman doğru değildir. Arkadaşlarınızın ve ailenizin sizin davranışlarınız ile ilgili söylediklerine kulak verin, duymak istemeyeceğiniz şeyler söyleyebilirler. Fakat, unutmamak gerekir ki; hayattaki en iyi değişimler, yapıcı eleştirilerden gelir.

41. SİZİ NELERİN HUZURSUZ ETTİĞİNİ ÖĞRENİN

Sizi nelerin huzursuz ettiğini bildiğinizde, içinde bulunduğunuz olumsuz durumdan uzaklaşabilir ve bunun sonucu ortaya çıkan gerilim ve hayal kırıklıklarından korunabilirsiniz.

Eğer kaçamayacağınız bir durum söz konusu ise, onu daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğinizi düşünün.

42. SİZİ NELER MUTLU EDER?
Bu sizin psikolojiniz ve tutumunuz için hayati önem taşır. Sizin �mutluluk� tuşunuz tutum ve davranışlarınızı tekrar ve tekrar geliştirmek için gereklidir. Mesela ben, kötü bir ruh hali içerisindeysem, sabah kahvaltı yapıp yapmadığımı kontrol ederim. Eğer yemediysem, sistemime besin aldıktan sonra 180 derecelik bir dönüş yaşarım. Ruh halim düzeliverir.

43. ARA VERMESİNİ BİLİN

Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın.

Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız yada amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.

Bununla birlikte, sürekli çalışmayın, ara vermesini bilin. Baltanızı bilemeden yeni odunlar kesmeye kalkmayın. Aşağıdaki *hikaye size yardımcı olacaktır.

*BALTAYI BİLEMEK

“Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak.”

Abraham LINCOLN

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş :

· “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?” İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş :

· “Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.”

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp,yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.

Delfi�deki ünlü tapınakta Sokrates�in şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında açı olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız…

44. HAREKETE GEÇMEDEN ÖNCE İKİ KERE DÜŞÜNÜN

Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.

İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.

45. TEPKİ&YANIT (REACT VS. RESPOND)

Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır.

Hayatınızda sizi direk yada dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın.

Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez.

Tepki değil, yanıt verin.

46. SAHİP OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN DEĞERİNİ BİLİN

Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.

Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın.

47. HER ZAMAN MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ

Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz.

Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.

48. MANTIĞINIZLA HAREKET EDİN

Sorunlara mantığınızla yaklaşın. Duygularınızla hareket ederseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

49. DEDİKODUCULARDAN UZAK DURUN

Etrafınızdaki negatif konuşmalara katılmayın. Eğer, konuşmanın bu yönde ilerlediğini görürseniz, özür dileyerek kibarca oradan uzaklaşın.

50. GÜNE İYİ BAŞLAYIN

Güne gülümseyerek başlayın. Bugün, başarılacak ve hoşlanılacak pek çok şeye sahip olacaksınız. Hayat kısa..! Ancak, bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü. Bunu asla unutmayın.

==================================================

MOTİVASYON MASALLARI

Pekçok insanın kafasında bir hedef vardır, fakat ona ulaşmak için adım bile atmazlar. Neden? Zihinlerindeki yanlış inançlar, masallar yüzünden. Aşağıdaki bölümde, başlıca yanlış inançlar ve neden onlardan sakınmanız gerektiğini bulacaksınız.

Beceremem, onu yapamam
Evet, yapabilirsin! Diğerleri ne yapabiliyorsa, sen de yapabilirsin. Aynı büyüklükte beyin, aynı iki kol ve bacak, her gün aynı zaman diliminde yaşayan kadın yada erkek tarafından yapılmış olan tüm olağanüstü şeyleri, sen de yapabilirsin.

Yarın başlarım
Belki, yapamazsın. Bugün yapabileceğin şeyleri asla erteleme. Yarın garanti değil ve geleceğin ne getireceğini kimse bilmiyor. Yalnızca şu andan eminsin. Buradasın ve hedeflerine ulaşabilirisin.

Bu benim için doğru olmayabilir
Uğraştığınız şeyin sizin için en iyisi olduğundan hiçbir zaman %100 emin olamazsınız. Çünkü sürekli yenilenir ve değişir. Hedefe yürürken pek çok kere yol değiştirirsiniz. Mükemmel fırsatlar kapınızı çalana kadar beklemeyin. Harekete geçin.

Çeviri ve adaptasyon Ergün GÜLER tarafından yapılmıştır.

Kaynak : Büyük oranda http://www.motivation123.com/free-kit.html adresinden yararlanılmıştır.

İŞTE EN ÇOK KAZANDIRACAK VE GELECEĞİ OLAN MESLEKLER…
 
 
Kaynak: Sabah Gazetesi

Milyonlarca gencin kaderini belirleyecek üniversite sınavı için geri sayım başladı. Gençler, Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, İstanbul, Ankara gibi üniversitelerin mühendislik, işletme, hukuk ve tıp gibi bölümleri için ”hayatlarının sınavını” verecek. Binlerce genç arasından sıyrılmayı başaranların yanı sıra aynı bölümler için bekleyip gelecek yıllarda denemeye devam edenler de olacak. Amaç ise hayallerinin mesleğine kavuşmak!

İşte bu “hayallerinin mesleği” denen kavram çok kritik. Bazı mesleklerin neye göre cazip olduğu çok belirsiz. Gençlerin ne kadarı, bu seçimi yaparken dünyada ve ülkemizde gelişecek sektörleri göz önünde bulunduruyor ve bugün hiç tanınmayan ama yakın gelecekte büyük potansiyele sahip alanlara yöneliyor?

Savunma ve güvenlik

Oysa küreselleşme ve teknolojik gelişmelerde yaşanan hızlı değişime paralel olarak ekonomi, iş dünyası ve sektörler de gelişiyor ve yeni iş sahaları ve uzmanlık alanları ortaya çıkıyor. Değişim süreci ile her dönemde yeni pozisyonlara ve değişimi yakalayabilen uzman insan gücüne ihtiyaç da giderek artıyor.

Avrupa ve ABD”de gençlerin yaptığı meslek tercihlerinin, şirketlerin piyasa değerleri ve yeni teknolojilerle orantılı olduğu görülüyor. Yavaş yavaş bu eğilim ülkemiz gençlerinde de gözlenmeye başlandı. Gençler artık teknolojinin ve küreselleşmenin kendilerine sunduğu fırsatlardan yararlanmak istiyor ve gelecekte para kazanacakları meslek seçimini de bu yönde yapıyor.

Yeni ekonominin fırsatları

Türkiye”nin önde gelen beyin avcısı firmalarından Data Expert İnsan Kaynakları ve Yönetim Danışmanlığı, hazırladığı geniş kapsamlı bir raporla geleceğin mesleklerini sıraladı. Şirket sadece gelecekte favori olacak meslekleri tanımlamakla kaldı, en çok hangi meslek dallarının para kazandıracağı konusunda da gençler için önemli bir rehber hazırladı.

Data Expert”in genel müdürü Hasan Altunkaya, “Bu raporun içeriği, ODTÜ, İTÜ, Galatasaray Üniversitesi, Harvard ve Yale Üniversitesi”nden ve yedi sanayileşmiş ülkenin planlama teşkilatlarından alınan bilgiler ışığında oluşturuldu. Dolayısıyla sadece yakın gelecekte değil uzun vadede yükselecek sektörler hangileri ve bu sektörlerin yaratacağı iş kolları neler, bu araştırmada somut bir şekilde ortaya çıkıyor” diyor.

Gelecek 20 yılda öne çıkacak olan mesleklerin hangileri olduğuna gelince… Bu mesleklerin ne olacağını daha çok yıldızı parlayacak sektörler belirliyor. Data Expert”in raporuna göre gelecekte başta enerji olmak üzere savunma teknolojileri ve güvenlik öne çıkacak. Telekomünikasyon, bilişim sistemleri ve teknoloji, eğitim, perakendecilik, uluslararası taşımacılık ve lojistik, danışmanlık, sağlık hizmetleri, çevre ve bireysel yatırım alanında finans olmak üzere sıralanan bu sektörler sadece ülkemizde değil dünyada da yükselişe geçen alanlar olacak.

Sektörel eğilimler

Önümüzdeki yıllarda, gıda sektöründe mühendislere olan ihtiyaç hızla artacak. Tüketicinin teknolojik gelişmelere yönelik talepleri bu sektörleri de etkileyecek. Geçmişte, gıda sektörü çok fazla teknoloji gerektiren bir sektör değildi. Ancak bugün tüketiciler, hijyen standartları yüksek ortamlarda üretilmiş sağlıklı ürünlerini talep ediyor.

Bu gelişmeler, ileriki yıllarda kolay yemek tüketimini artıracak ve üçüncü nesil tarım ürünlerinin artışını beraberinde getirecek. Gelecekte, finans ve sigorta sektörünün hayat ve sağlık sigortası boyutunda, Avrupa Birliği sürecinde önem kazanacağı diğer beklentiler arasında…

Bilgi teknolojileri ise önümüzdeki yıllarda, Türkiye, AB ülkeleri ve ABD”de yeni eleman istihdamına ihtiyaç duyulan sektörler arasında olmaya devam edecek. Tüm dünya ülkeleri, gelişen yeni teknolojik çalışmalar ve özellikle uzay biliminde alınan yeni yollarla birlikte, uzaya yolculuğu ilgi alanı olarak benimsenecek. Değişim gösteren ve tüketici talepleri doğrultusunda şekillenen bir diğer sektör de perakendecilik. Bu alanda hizmetin kalitesi ön plana çıkarken; firmaların başarısında hız ve müşteri memnuniyeti de giderek artan bir şekilde sektörde belirleyici rol oynayacak.

Araştırma sonuçlarına göre sağlık alanında yıldızı parlayacak sektörler arasında; estetik cerrahi, psikiyatri, diyetisyenlik, koruyucu aile hekimliği de popüler olacak. Teknoloji sahasında ise evlerde bilgiye erişme ürünleri ön plana çıkarken (ses, görüntü ve veri ); bilgiyi kullanma ürünleri (bilgisayar, TV, telefon) yükselen alanlar arasında yer alacak. İletişim dünyası multimedya, bilgisayar ve telekomünikasyonun ürünlerinin birleşiminden oluşacak.

Gelecek yüzyılda, teknoloji değil, onu kullanan ön plana çıkacağı için teknolojik gelişim bu yönde bir yapılanma gerçekleştirecek. Digital yayın devrimi ile digital yayınların avantajlarının sergilenebileceği ürünler öne çıkacak. Televizyon sadece tek yönlü bir cihaz olmaktan çıkarak insanların bilgiye ve yeni ürünlere ulaşmalarını sağlayan bir aygıt durumuna gelecek.

En Çok Tercih Edilecek Meslekler

Koruyucu hekimlik, sağlık yönetimi Savunma kaynakları yönetimi Ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri mühendisliği Danışmanlık, insan geliştirme ve psikoloji Enformatik Bioteknoloji Perakende sektöründe yöneticilik Finans (bireysel) Gezegen bilimleri ve yer bilimleri Elektronik güvenlik yöneticiliği Bilgi yönetimi yöneticiliği Gıda beslenme ve diyetisyenlik Çevre siyaseti bilimleri

Geleceğın Sektörleri

Enerji Savunma teknolojileri ve güvenlik Telekomünikasyon Bilişim sistemleri ve teknoloji Eğitim Perakendecilik Uluslararası taşımacılık lojistik Danışmanlık Sağlık ve hizmetleri Çevre Finans (bireysel, bireysel yatırım)

En Çok Kazandıracak Meslekler

Elektronik ve haberleşme mühendisliği Bilgisayar bilimleri mühendisliği Endüstriyel tasarım Teknoloji geliştirme, ürün geliştirme, Ar-Ge) Genetik bilimleri mühendisliği Vergi mühendisliği Malzeme mühendisliği İşletme Uluslararası hukuk Uluslararası ilişkiler Gayrimenkul hizmetleri ve yönetimi

 
GELECEĞİNİZİ YARATMANIN SIRRI!
 
Yazan: Jamie Smart
 
Bu gece bir mucize gerçekleşseydi ve uyandığınızda yaşamınızdaki her şey mükemmele dönüşseydi, bir mucizenin gerçekleştiğini nasıl anlardınız? Mucizenin farkına varmak için ne görür, duyar, hisseder ve düşünürdünüz?

İşlerini bir sonraki basamağa nasıl taşıyacaklarını öğrenmek isteyen başarılı bir hizmet şirketinin yönetim kuruluyla bir gün geçirdim. Komik olan ise bu müşteriyle daha önce çalışmış olmamdı. Dört buçuk yıl önce aynı amaçla onlarla yine bir gün geçirmiştim. O toplantı (ve herkesin gösterdiği kayda değer çaba) sonucunda işlerini büyütebilmişler ve cirolarını dörde katlamışlar, karlarını çok iyi oranlarda arttırmışlardı. Şimdi de aynı süreci tekrarlamak üzere beni davet etmişlerdi. İşlerindeki bu büyük sıçramanın sırrı neydi? Büyük bir adım gibi görünen bir şey başarıldığında fark yaratmış olan şeyin aynısı: vizyon.
Vizyon hayatın her alanında güçlü bir anahtardır. Bunlar arasında;

� Sağlık
� Ekonomi
� İlişkiler
� Mesleki yaşam
� İş
� Öğrenme ve Geliştirme
� Boş zaman, eğlence ve macera vb.
vardır.

Hakkında düşündüğümüz şeye dönüşürüz � Neye odaklanırsanız, o yükselişe geçer
Deneyimlerimizde de görebileceğimiz üzere dikkatimizi neye odaklarsak yükselişe geçme eğilimi gösterecektir. Hayatında neyin ön plana çıktığına bakarak bir insanın dikkatini neye yönlendirdiğini söyleyebilirsiniz.
1) Hayatında mutluluk duymadığı bir şeyi olan birini düşünün (Örneğin borç, kilo, sigara kullanımı, çok çalışma). Konu ne olursa olsun odaklandıkları şey budur.
� Fazla kilosu olan kişi yemeğe, kiloya ya da egzersiz yapmamaya odaklanmıştır.
� Borçlu olan kişi yokluğa odaklanmıştır.
� Sigara kullanan biri de sigara içmeye odaklanmıştır.

Odaklanma ile neyi kastediyorum? Dikkat ve duyguların kombinasyonu. Yukarıdaki olumsuz örneklerle ilgili olarak söz konusu duygular tipik olarak endişe, kaygı ya da bir çeşit korkudur.
Bu iyi ya da kötü meselesi değildir; sadece zihnin ve vücudun nasıl çalıştığı ile ilgilidir.
Elde ettiğiniz sonuçları değiştirmek istiyorsanız odaklandığınız şeyleri değiştirin. Bunu yapmanın en güçlü ve zorlayıcı yollarından biri de vizyon yaratmaktır. (işiniz için bir vizyon, sağlığınız için bir vizyon ya da tüm yaşamınız için bir vizyon)
� Wright kardeşler ilk uçağı icat etmeyi nasıl başardılar?
� Bill Gates Microsoft�u yaratmayı nasıl başardı?
� Abraham Lincoln Amerika�da köleliği yasaklamayı nasıl başardı?

Vizyon. Hepsinin bir vizyonu vardı.

Tabi ki bunlar ilgili insanlar için önemli olan dikkate değer başarılardır. Her birimiz için önemli olan şeyler kendi kişisel vizyonumuzla ilgilidir.
� Sağlığınızın nasıl olmasını istersiniz?
� Hayatınızda ne tür ilişkiler olmasını istersiniz?
� Mali durumunuzun nasıl olmasını istersiniz?
� Zamanınızı nasıl harcamak istersiniz?

2) Hayatınızda önemli olan bir alan düşünün. (örneğin sağlık, para, kişisel gelişim, iş, boş zaman, ilişkiler vb) kendinize �Yaşamımın bu parçasının nasıl olmasını isterdim?� diye sorun. Bilmiyorsanız tahmin edin. Cevaplarınızı olumlu cümleler olarak verdiğinizden emin olun (örneğin �Fakir olmak istemiyorum� yerine �Zengin olmak istiyorum� deyin)
Mucize soru, bu soruya cevap almak için harika bir yoldur � kendinize şunu sorun:
“Bu gece bir mucize olsaydı ve ertesi gün uyandığınızda [yaşamınızın / işinizin/ çalışmanızın / işinizin o alanındaki] her şey olmasını istediğiniz şekilde olsaydı bir mucizenin gerçekleştiğini nasıl anlardınız? Olduğunu anlamanız için ne görür, duyar, hisseder ve düşünürdünüz?�
İşte bu mucize soru ve birisi ne istediğini bilmediğinde ya da problemin çözülebileceğini hayal edemediğinde gerçekten çok güçlü bir etkisi var. Mucize fikri kişinin daha önce kısıtlamalar içinde tuttuğu zihnini özgürleştirir.
3) Bu sorulara verdiğiniz cevapları yazın ve bu cevapları mümkün olduğunca sık düşünün.
Odaklandığınız şeyler artışa geçer; bu yüzden hedeflerinizi ve elde etmek istediklerinizi düzenli olarak düşünürseniz istekleriniz bilinçaltınızı etkiler. Bazı şeylerin nasıl olmasını istediğinizi düşündüğünüzde mutluluk, minnet ve huzur gibi hoşunuza giden duyguları da hatırınıza getirin.
Hedeflediklerinizi düzenli olarak düşündüğünüzde ve bununla ilgili olarak eyleme geçtiğinizde ne kadar ilerleme kaydettiğinize siz de şaşıracaksınız.

NASIL SOSYETİK OLURUM..?

Lokantaya nasıl girilir?

“Üst sınıfa ait insanlarla, en çok burun buruna geleceğiniz mekânlar, lüks restoranlardır. Giyinin, süslenin ve sizin gibi olan arkadaşlarınızla beraber girin en lüks ve pahalı restorandan içeri. Acele etmeyin, garsonun yer göstermesini bekleyin. Lüks yerlerde böyle garip âdetler vardır. Paltonuzu elinizden alırlar. Yok ‘Orada sigara içemezsiniz’, ‘O masa rezerve’, yok ‘Öyle oturursanız servisi engellersiniz’ derler, her türlü gıcıklığı yaparlar.”

Sipariş nasıl verilir?

“Bu tür yerlerdeki mönüler, üç aşağı beş yukarı hep aynıdır. Nisuas Salatası, Cesar Salatası, Spagetti Bolonez, Fesleğen Soslu Tortolini, Pizza Margarita, Pepper Steak, Cafe de Paris filan. Kimse seçtiği yemeğin nasıl telaffuz edileceğini bilmediğinden, mönü üzerinde işaret parmağı gezdirilerek, ‘bundan’, ‘şundan’, ‘ondan’ şeklinde siparişler verilir. Uzun bir bekleyişten sonra garson elinde tabaklarla gelir ve kimsenin beklemediği bir soru sorar; ‘Fesleğenli Tortolini kimin?’ Mönüden ‘bundan’, ‘şundan’ diye sipariş edildiği için garson, yemeğin adını söylediğinde kimse ağzını açıp da ‘O benim’ diyemez. Herkes başka tarafa bakarak vakit kazanır. Bu tür durumlara alışık garson, elindeki tabakları kafasına göre masadakilerin önüne koyar.”

Sosyetik bir ‘ipucu’

“Bir de yemeklerin üzerine konan, ‘parmesan peyniri” vardır. Bu tür yerlere sık giden bir insan izlenimi yaratmak istiyorsanız, ne yerseniz yiyin ama mutlaka üzerine bu peynirden koydurun. Hele bir de ‘Biraz daha parmesan alabilir miyim?’ derseniz, sosyeteye adınızı altın harflerle kazıtırsınız. Bir de ‘Balzemik sirke istiyorum’ demeye kalkmayın, sosyete bu kadar hızlı bir çıkışı kaldıramaz.”

Hesap ödememe yolları

“Önünüze gelecek hesabı ödememek için yapılması gereken kurnazlıklar var. Örneğin masaya oturur oturmaz, ‘Ben zaten hafif bir şeyler yiyeceğim’ diyebilirsiniz. Vejetaryen olduğunuzu bile söyleyebilirsiniz. Veyetaryenler, genellikle salata yedikleri için, gece sonunda gelen hesaba katılmazlar.”

‘Sosyetik’ şarap içer

“Üst sınıfta sizi ele verecek en önemli şey, yediklerinizden çok içtiklerinizdir. Sosyetede, sizin aslanlar gibi içtiğiniz rakıya karşı geliştirilmiş ve içmek için bir servet ödemek zorunda kalacağınız şarap adında bir içki vardır. Şarap konusunda başınıza gelebilecek en zor durum, garsonun ‘Ne içersiniz?’ diye sormasıdır. Bu durumda masadakilere dönüp ‘Son yıllarda Türkiye’de de iyi şaraplar üretiliyor değil mi?’ deyin. Bu size, yerlinin yanı sıra, yabancı şarapları da çok iyi bildiğiniz havası verir.”

‘Yüklü bahşiş’ her kapıyı açar

“Sosyetede parayla itibar satın almanın en hızlı yoluna bahşiş vermek denir. Bahşişle ilgili efsanevi söz Vehbi Koç’a aittir. Bir gün bir garson, ‘Efendim, Rahmi Bey, sizden daha fazla bahşiş veriyor’ demiş. Vehbi Koç da, ‘Onun babası Vehbi Koç ama benim babam Koçzade Mustafa Efendi’ demiş. Bırakacağınız bahşişin miktarı, bir sonraki gelişinizde daha iyi servis ya da ‘görmezden gelinme’ olarak geri dönecektir.”

Çapkınlar için şart

“Üç beş kuruşluk bir bahşiş, size yüz binlerce dolar harcayarak yapamayacağınız kadar havalı bir hayat yaşatabilir. Sakıp Sabancı’dan daha zengin olamazsınız ama ondan daha çok bahşiş verebilirsiniz. Garsonlar aynı zamanda sır ortağıdır. Metresinizle gittiğiniz bir restorana yanlışlıkla eşinizle de giderseniz, durumu kurtarmak için o verdiğiniz bahşişler çok işe yarayacaktır.”

‘Valeleri’ ihya et ‘kral’ gibi yaşa…

“Bir de gittiğiniz mekânlarda arabanızı alan valelere ödenen bahşişler vardır. Bu tip yerlere çok sık giden biriyseniz, bir yılda verdiğiniz vale ücretleriyle birkaç arazi aracı alabilirsiniz. Ama hiçbir arazi aracı, kendinizi büyük insan gibi hissetmenizi sağlamaz. Ama valeler bunu yapar! Kapınızı açar. Yerlere kadar eğilir. Sizi bambaşka bir sınıfa sokar. Onlara vereceğiniz her kuruş, şan, şöhret, itibar olarak geri dönecektir. Gerekirse diyet yapın, salata yiyin ama bahşiş vermeyen biri olmayın. Paranız yoksa, gidip kredi kullanın ve bahşiş verip geri dönün.”

‘Laila’ya taksiyle gidin ve…’

“Laila’ya girmek, İngiltere’ye girmek kadar zordur. Bu tür yerlere taksiyle gidin. Taksi, ‘eşitlik’ demektir. Taksiden inin ve içeriye cep telefonunuzla konuşarak girin. Bu, oraya daha önce defalarca geldiğiniz izlenimi verir. Tereddüt ederseniz, kapıdan dönersiniz.”

Kokteyle sakın ‘aç’ gitmeyin

‘Üst sınıftan insanlarla en fazla karşılaşacağınız durumlardan biri de; kokteyllerdir. Büyük ve uzun bir masanın üzerinde, yüzlerce çeşit yemeğin bulunduğu ama kimsenin onları yiyemediği ortamlara kokteyl denir. Bu tür ortamlarda, üzerine oturup da yemeğinizi adam gibi yiyeceğiniz masa ya da sandalye olmadığından genellikle aç kalırsınız. Siz siz olun, bu tür yerlere sakın aç gitmeyin.”

‘Popüler’ olana hemen saldırın!

“Bu tip yerlerde insanlar bir şey yiyip içmedikleri ya da yemeden içtikleri için, kafayı bulup kendilerini konuşmaya verirler. Sizin de bu yerlerde konuşacak bir şeylerinizin olması gerekir. Eliniz boş gitmeyin. ‘Onlardan biriymiş’ gibi görünmek için yapılacak şey çok basittir; mevcut popüler kültüre saldırmak! Yani, o gün ne bir numaraysa saldıracaksınız. Üst sınıfa girmek için, en çok da en sevdiğiniz şeylere saldırmanız gerekir. ‘Hangi kanalı seyrediyorsunuz?” diye soran olursa, verilecek tek bir cevap vardır: Discovery Channel. Sakın, ‘Ben seyretmiyorum ki!’ demeyin, zaten kimse seyretmiyor. Oralarda, yaptıklarınızla söylediklerinizin tutması gerekmez.”

Türk kahvesi içmeyin!

‘Bir de sıcak içecekler var tabii. Çay tiryakisiyseniz, işiniz zor. Köşedeki kahvede üç kuruşa ince belli bardakta içeceğiniz mis gibi çayın çok daha açık ve kötüsünü, büyük cam bardaklarda içip kahvedekinin on katını ödemeye sosyetik olmak denir. Kahve, en az şarap kadar eğitim gerektirir. Garson gelip, ‘Kahve alır mısınız?’ diye sorunca, sakın ‘Alırım’ demeyin. Çünkü hemen akabinde ‘Ne kahvesi alırsınız?’ diye daha kazık bir soru gelir. Yani Espresso mu, Cappuccino mu, Machiato mu, Frappaccino mu? Siz en iyisi bir tanesini ezberleyin ve her yerde onu söyleyin. Sakın Türk kahvesi istemeye kalkmayın, Türkiye’de birçok yerde Türk kahvesi servisi yapılmıyor.”

İki anahtar kelime

“Ezberleyeceğiniz iki anahtar kelimeyle bırakın sosyetik olmayı, direkt uzman bile olabilirsiniz. Kırmızı şarap için Merlot, beyaz şarap için Chardoney (şardone) deyin. Bunlar şarap markası değil, şarap için yetiştirilen üzümlerin isimleridir. Siz o kadar kişinin içinde kalkıp da, ‘Garson Bey ne marka Merlot vereceksiniz?’ diye sorarsanız, var ya, sosyeteye adınızı altın harflerle yazdırmış olursunuz.”

‘Sushi’nin sırrı

“Aç kalacağınız diğer yerler de Çin ve Japon restoranlarıdır. Açlık nedeni çok basittir, bu restoranlarda ekmek bulunmaz. O çubuklarla, o ‘Suşi’ denilen şeyi yiyebilen bir millet, otomobil de yapar, uzaya da gider. Sosyete, arasına yeni katılanların işini daha da zorlaştırmak ve biraz da onlardan kaçmak için, Japon restoranlarını ‘in’ mekânlar olarak gösterir. Sıkıysa oraya gelin der!”

marlboro kutusundan nasıl uçak yapılır? sigara kutusu ile neler yapılabilir?

EN ETKİLİ SİGARA AZALTMA YÖNTEMİ

İşyerinde sigara içme yasağının, sigaranın azaltılması veya bırakılmasında zamdan daha etkili olduğu bildirildi.British Medical Journalda yayınlanan araştırma, işyerinde sigara içme yasağının tiryakiler üzerindeki etkisinin zam yapılarak sağlanabilmesi için, sigaraya konan vergilerin yüzde 73 oranında artırılması gerektiğini ortaya koydu. California Üniversitesinden profesör Stanton Glantz, sigara içilmeyen işyerlerinde, tütün tüketiminin yüzde 4 oranında azaldığını söyledi. Glantz ve çalışma arkadaşı Caroline Fichtenberg, bu tür 26 işyerinde yaptıkları araştırma sonunda, bu yasağın yayılması halinde, ABDde tütün endüstrisinin her yıl 1.7 milyar dolar zarar edeceğini bildirdiler. Araştırma, söz konusu mekanların, gençler arasında sigara kullanımını azalttığını, buralarda çalışan gençlerin sigara içme riskinin, içilen yerlerde çalışanlardan yüzde 68 daha az olduğunu gösterdi. Dünyada 1.2 milyar kişinin, sigara ve tütün ürünleri içtiği sanılıyor.

AĞIZ KOKUSUNU GİDEREN BESİNLER
(Bu Hafta 68 Defa Okundu)

İsrail de yayımlanan Yediot Aharonot gazetesinin haberine göre, C vitamini bakımından zengin meyve veya yoğurt yemek ağız kokusunu ortadan kaldırıyor. Elma, çilek, limon ve portakal gibi meyveler ile kereviz, havuç gibi sebzelerin ve yoğurdun içinde bulunan bir tür aktif bakterinin, ağızda kötü koku yaratan sülfürü azalttığı bildirildi. Araştırmacılar, özellikle yoğurdun sülfür seviyesini yüzde 80 azalttığını saptadı.

 

KARTLI GEÇİŞ SİSTEMİ (KGS)

 

Kartlı Geçiş Sistemi Otoyol ve Boğaz köprülerinde bütün ücret toplama istasyonlarında otoyol kullanıcılarına hizmet vermektedir.

Otoyola girişine müsaade edilen her türlü araç sınıfı (Motosiklet, Kamyon, Tır dahil) bu sisteme abone olabilmektedir. KGS Sistemine abone olunurken, OGS de ihtiyaç duyulan elektronik etiket bedeli adı altında bir ücret bu sistemde abonelerden alınmamaktadır. Sadece kart bedeli adı altında aşağıda belirtilen bankalardan bazıları 1 YTL ile 3 YTL arasındaki kart ücretini bir defaya mahsus abonelerden talep edebilmektedir.( Bazı bankalar promosyon yaparak kart bedelini de almamaktadır)

Bu sistemde geçiş ücreti tahsilatında Halkbank, İş Bankası, Vakıfbank ve Ziraat Bankasının görevlendirdiği şubelerden veya diğer yerlerden temin edilecek KGS Kartları kullanılmaktadır. Sisteme abone olmak isteyen otoyol kullanıcıları bu bankaların şubelerine başvurmaları gerekmektedir.

Gişe Sahalarında Kartlı geçişler için ayrılmış şeritler saçakta KGS logosunu (Üst resimde görülen) gösteren levha ile işaretlenmiştir.

Kartlı Geçiş için kullanılacak şeritlerin çoğu yalnız KGS amaçlı kullanıma tahsis edilmekte olup, az sayıdaki bazı gişe sahasında hem paralı hem de kartlı ödeme aynı şeritte olabilmektedir. 3 Nisan 2006’dan itibaren Boğaziçi köprüsünde sadece OGS ve KGS sistemleri ile ücret tahsilatı yapılacaktır.

Sistemde kullanılan kartlar temassız kart özelliğinde olup şeritte bulunan okuyucu/yazıcı üniteye 10 cm kadar yaklaştırılarak işlemin gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. KGS kullanıcıları hem girişte hem de çıkışta KGS Kartlarını İstasyonlardaki Kart okuyucuya okutmaları gerekmektedir. Giriş istasyonunda okutulmayan kartlara çıkış istasyonunda en uzak mesafe ücreti indirimsiz olarak tahsil edilir.

KGS kartlarının dağıtımı banka şubelerince araç sınıflarına göre yapılacak olup sistemde iki ayrı tür kart kullanılacaktır. Bunlar; Nakit-KGS(NKGS) kartı ve Kredili- KGS (KKGS) kartıdır.

Nakit-KGS kartı üzerine para yüklenilebilir türden kart olup, kullanıcı bu karta istediği kadar parayı yükletebilmekte ve gerektiğinde tekrar yükleme yaptırabilecektir. Kredili-KGS kartında ise para yükleme işlemi olmayacaktır. Bu kartın uygulamasında kullanıcının, Kredili-KGS kartı ile yapacağı geçişlerinin kendisine ait bir kredi kartından tahsil edilmesine dair taahhüdü bankaya vermesi gerekmektedir.

Kullanıcının Bankadan Nakit-KGS Kartını alması sırasında herhangi bir prosödürel işlem olmayacaktır, ayrıca Nakit-KGS Kartı aynı sınıftan olmak üzere başka araçlarda da kullanılabilecektir.

KGS abonesi olan bütün araç sınıfları geçişlerini %20 indirimli yapmaktadır. Motosiklet kullanıcılarına, KGS geçiş ücreti indirimi, 17/04/2006 tarihinden itibaren %30 olarak uygulanacaktır. KGS’de % 30 indirimden yararlanmak isteyen motosiklet kullanıcıları yukarıda adı geçen bankalara başvurarak 6. sınıf motosiklet KGS Kartını almaları gerekmektedir.

KGS Şeritlerini yeterli krediye sahip olmayan araçların kullanması durumunda cezalı geçiş ücreti tahakkuk edilmektedir.

OTOMATİK GEÇİŞ SİSTEMİ (OGS) İLE İLGİLİ BİLGİLER

Otomatik Geçiş Sistemi ile ilgili bilgiler soru-cevap tarzında aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

OTOMATİK GEÇİŞ SİSTEMİ NEDİR?

Otomatik Geçiş Sistemi, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunda işletilmekte olan Boğaz Köprüleri ile otoyollarda yeni bir geçiş ücreti ödeme yöntemidir.

Bir otoyolda OG (Otomatik Geçiş) Şeridini kullanarak giriş yaptığınız taktirde; aracınıza takılı durumdaki Elektronik Etikete (Araç İçi Birim), geçiş esnasında hangi otoyola nereden, ne zaman girdiğiniz otomatik olarak kaydedilir. Aynı otoyolda bir OG Şeridinden çıkış yaparken Elektronik Etiket üzerindeki giriş bilgileri yine otomatik olarak okunur ve gişe bilgisayarları tarafından ücret tahakkuk ettirilerek, banka hesabınızdan tahsil edilir.

OGS’NE ABONE OLMANIN AVANTAJLARI NELERDİR?

OGS aboneleri,

1-) Cezalı geçiş kategorisinde olmayan her geçişlerini % 20 (yüzde yirmi) indirimli  yapacaklardır.

2-) Durmaksızın geçiş yapacaklardır.

3-) Gişe sahasında oluşabilecek trafik yoğunluğundan Elektronik Etiketsiz araçlara göre   daha az etkileneceklerdir.

HER ARAÇ SAHİBİ OGS’NE ABONE OLABİLİR Mİ?

 

OGS bu aşamada yalnız otobüsler, jeep, minibüs, otomobiller ve diğer küçük araçlar (motosiklet hariç) için işletmeye açılmıştır. Ayrıca bu aşamada ilave aks çeken (römork, karavan) otomobillerin Boğaz Köprüleri OG Şeritlerini kullanmamaları gerekmektedir. Kamyon ve tır gibi araçlara OGS aboneliği verilmemektedir.

OTOMATİK GEÇİŞ ŞERİTLERİ HANGİ GİŞE ALANLARINDA BULUNMAKTADIR?

 Şuan;Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü, Mahmutbey, Avcılar, Hadımköy, Çatalca Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri, Kınalı, Çerkezköy, Çorlu, Saray, Lüleburgaz,Babaeski, Havsa, Edirne, Çamlıca, Samandıra Kurtköy ,Şekerpınarı ,Gebze, Diliskelesi, Körfez, Batı İzmit, Kandıra ,Doğu İzmit, Sapanca, Adapazarı, Akyazı, Hendek, Düzce, Kaynaşlı,Bolu Batı,Çaydurt,Yeni Çağa, Gerede, Akıncılar, Abant,  Şehitlik ,  Seferihisar, Urla,Karaburun, Zeytinlik ,Alaçatı, Çeşme ,Işıkkent Tahtalıçay ,Torbalı, Belevi Germencik, Aydın Batı,Mersin Alın,Tarsus,Çamtepe,Adana Batı,Tekir,Pozantı,Adana Doğu,İskenderun,Yumurtalık Serbest Bölge,Osmaniye,Narlı,Nurdağı,Gaziantep Batı,Gaziantep Kuzey,Gaziantep Doğu,Nizip  istasyonun larında hizmet vermektedir.

 

İSTASYON KOD NUMARALARI HANGİ GİŞELERE AİTTİR?

99 NOLU İSTANBUL-FSM KÖPRÜSÜ                                                                  

·         1 NOLU FSM KÖPRÜSÜ

·         2 NOLU BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ

3 NOLU MAHMUTBEY-EDİRNE OTOYOLU

·         1 NOLU MAHMUTBEY

·         2 NOLU AVCILAR

·         3 NOLU HADIMKÖY

·         4 NOLU ÇATALCA

·         5 NOLU KUMBURGAZ

·         6 NOLU SELİMPAŞA

·         7 NOLU SİLİVRİ

·         8 NOLU KINALI

·         9 NOLU ÇERKEZKÖY

·         10 NOLU ÇORLU

·         11 NOLU SARAY

·         12NOLU LÜLEBURGAZ

·         13 NOLU BABESKİ

·         14 NOLU HAVSA

·         15 NOLU EDİRNE

 

4 NOLU İSTANBUL-ANKARA OTOYOLU

·         9 NOLU ÇAMLICA

·         10 NOLU SAMANDIRA

·         11 NOLU KURTKÖY

·         12 NOLU ŞEKERPINARI

·         13 NOLU GEBZE

·         14 NOLU DİLİSKELESİ

·         17 NOLU KÖRFEZ

·         18 NOLU BATI İZMİT

·         19 NOLU KANDIRA

·         20 NOLU DOĞU İZMİT

·         21 NOLU SAPANCA

·         22 NOLU ADAPAZARI

·         23 NOLU AKYAZI

·         24 NOLU HENDEK

·         25 NOLU DÜZCE

·         26 NOLU KAYNAŞLI

·         27 NOLU BOLU BATI

·         28 NOLU ÇAYDURT

·         29 NOLU YENİ ÇAĞA

·         30 NOLU GEREDE

·         34 NOLU AKINCILAR(MÜRTED)

·         35 NOLU ABANT

 

 

32 NOLU İZMİR-AYDIN OTOYOLU 

·         1 NOLU ŞEHİTLİK

·         2 NOLU SEFERİHİSAR

·         3 NOLU URLA

·         4 NOLU KARABURUN

·         5 NOLU ZEYTİNLİK

·         6 NOLU ALAÇATI

·         7 NOLU ÇEŞME

·         11 NOLU IŞIKKENT

·         12 NOLU TAHTALIÇAY

·         13 NOLU TORBALI

·         14 NOLU BELEVİ

·         15 NOLU GERMENCİK

·         16 NOLU AYDIN BATI

51 NOLU MERSİN OTOYOLU

·         1 NOLU POZANTI

·      2  NOLU TEKİR

·         4 NOLU ADANA BATI ALIN

·         25 NOLU TARSUS

·         26 NOLU MERSİN ALIN

·         30 NOLU ÇAMTEPE

 

5 NOLU ADANA OTOYOLU

·      7 NOLU ADANA DOĞU

·         10 NOLU OSMANİYE

·         13 NOLU NURDAĞI

·         14 NOLU NARLI

·      15  NOLU GAZİANTEP BATI

·         16 NOLU GAZİANTEP KUZEY

·         17 NOLU GAZİANTEP DOĞU

·         18 NOLU YUMURTALIK SERBEST BÖLGE

·         22 NOLU İSKENDERUN

·         31 NOLU NİZİP

 

OTOMATİK GEÇİŞ SİSTEMİNE NASIL ABONE OLUNUR?

Otomatik Geçiş Sistemini kullanabilmeniz için sistemin bankacılık hizmetlerini vermekte olan T.C. Ziraat Bankasının ilgili şubelerine başvurarak Otomatik Geçiş Sistemi Kullanıcı Sözleşmesini imzalamanız, Elektronik Etiket satın alarak beyan ettiğiniz aracınıza takmanız ve ilgili hesaba OG Şeritlerinden geçişlerinizde adınıza tahakkuk edecek geçiş ücretinin tahsilatında kullanılmak üzere para yatırmanız gerekmektedir. Otomatik Çıkış Şeritlerinden her geçişinizde daha önce Bankaya yatırdığınız paradan geçiş ücreti düşülecektir. Abonenin isteği halinde Bankanın/diğer bankaların kredi kartı hesabı ile OGS hesabı ilişkilendirilebilmekte ve geçiş ücretleri geçiş yapıldıkça kredi kartı hesaplarından düşülmektedir.OGS abonelik başvurusu yapılabilecek Banka Şubeleri hangileridir?

www.ziraatbank.com.tr http://www.ziraatbank.com.tr adresinden şubeler hakkında detaylı bilgileri öğrenebilirsiniz.

OGS ELEKTRONİK ETİKET(ARAÇ İÇİ BİRİM) NEDİR?

Kendi üzerindeki pil ile çalışan Elektronik etiket  şeritten geçerken Anten ile iletişime geçerek veri alışverişinde bulunur.Giriş gişesinden geçiyorsa giriş bilgisini hafızasına yazar,Çıkış gişesinden geçiyorsa hesap bilgilerini ve Giriş bilgilerini Gişeye aktarır.

Anten ile Elektronik Etiket arasındaki haberleşme güvenliği iki yönlü onay  yöntemi  ile  sağlanır.

 Elektronik Etiketler okuma ve yazma yeteneğine sahiptir. Etiketlerde ayrıca bir sesli uyarıcı da bulunur. Genellikle, bir bip sesi başarılı bir geçişi ifade ederken, ço