nedir

Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir.
Boşalma birikme atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili bulber kasları kasılır büyük zevk veren orgazmdan sorumludur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Böylece bir ejakulasyonu engelleyebilir. Bilinçli bilinç altı düşünceler bu olayı etkiler. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü gözardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.
Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir bu durum tıbbi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir.

İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir:
» Suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir.
» Daha çok larda görülen kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı sertleşme için daha çok fiziksel lma gereken durumlar olabilir.

Geç Boşalmada Bilinmesi gereken fiziksel faktörler nelerdir?
 

Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir.
Boşalma birikme atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili bulber kasları kasılır büyük zevk veren orgazmdan sorumludur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Böylece bir ejakulasyonu engelleyebilir. Bilinçli bilinç altı düşünceler bu olayı etkiler. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü gözardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.
Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir bu durum tıbbi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir.

İlk İlişki Ağrılı mıdır?

Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu ağrının beynin üst

merkezlerinde bilinçli olarak lanması sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak

hatırlanma olasılığı düşüktür.

Kızlık zarı kadınların %90nından fazlasında nispeten esnek bir mukoza parçası yapısındadır.

ın kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli ıslaklık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması

zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, ya da az bir ağrı hisseder.

Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu ağrının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak lanması sonradan “hoş

olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

ERKEN BOŞALMA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

Erken boşalmanın olan : Boşalma küçük cinsel larla neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç hayal kırıklığı hissi erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40’ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir.

ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDİR?

     Erken boşalmanın olan : Boşalma küçük cinsel larla neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç hayal kırıklığı hissi erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40’ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir.

ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDİR?

Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazı durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir.

     Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazı durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir.

     Düzensiz cinsel ilişki, kişinin düzenli boşalamıyor olması burada önemli bir faktördür.Ayrıca ilişkiye verilen önem gerginlik yani performansın çok önemli olarak landığı durumlarda da ortaya çıktığı görülmektedir.

Kişinin ilişkiyi layış şekli önemlidir: İlk cinsel deneyimlerin sağlıklı olmayan ortamlarda yaşandığı durumlarda kişinin aşırı gergin bir performans gösterme gereği içerisinde ilişkiye yaklaştığı durumlarda erken boşlamanın sık görüldüğünü görmekteyiz.

Kişinin olaya verdiği değer, önemin fazla olması, yani performans anksiyetesinin yoğunluğu, düzensiz cinsel ilişki ya da nörojenik hassasiyetin varlığı erken boşalmayı yaratmada önemli faktörler olarak görülmektedir.

FİZİKSEL BİR İ DE OLABİLİR Mİ?

Genellikle altta yatan psikolojik olsa da nadiren fiziksel bir ( bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:

- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)
- hipertrofisi prostatitis
- Üretrit
- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)
- Bölgesel genito-üriner
- Bölgesel duyu hasarı
- Polisitemi
- Polinörit vb. gibi organik faktörler etkili olabilir.

ERKEN BOŞALMA DAHA SIK OLARAK HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?

Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde görülür. Erken boşalma erkeğin yaşından çok seksüel deneyiminin yeni olmasından (yeni bir partner , vb) kaynaklanmaktadır. Ancak yaş ilerledikçe ikincil ereksiyon için gereken sürenin uzaması, tam ereksiyona ulaşamamadan dolayı başvurular sıkça olmaktadır. Ereksiyon tam olamayınca erken boşalma kaçınılmaz olmaktadır. Çoğu zaman evliliklerde eşler bu sorunu kabullenmiş görünüyor, oysa dışı bir ilişkiye girildiğinde yeni partner için bu sorun büyük paniğe yol açabiliyor.

TEDAVİSİ NEDİR?

Öncelikle erkeğin psikolojik yapısını inceleyip psikosomatik bir durum var mı, yoksa yı arttıran özel bir sebep var mı, onu araştırıyoruz. Önemli olan bir uzmana başvurulması. Erken boşalma sorunu da olsa erkekler bir uzmana başvurarak bu konuyu anlatmaya çekiniyor.

Kişinin boşalmanın kontrolünü elde etmesi için bazı ev ödevleri verilir. Kişinin kendisinin eşiyle beraberken yapacağı birtakım çalışmalardan oluşur. Burada kişinin boşalmanın kontrolünü sağlaması için egzersizler oluşturmaktadır. İlaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bağımlı olmaksızın kendi başına kontrolü sağlaması amaçlanmaktadır.

Tedavide, kişinin olayı layış biçimi, partnerinin olup olmaması onunla beraber terapiye gelmesi çok önemlidir.

Cinsel tedaviler eğer kişinin başka bir kişilik veya ilişki problemi varsa uygun değildir. Öncelikle kişinin diğer problemlerinin ele alınması gerekir.Çünkü bu problemler cinsel tedavide engel oluştururlar.Örneğin: kişinin depresyonu ya da partner problemi , boşanma döneminde cinsel tedaviden önce depresyonunun ilişki problemlerinin düzenlenmesi gerekmektedir.

EGZERSİZLER

Tedavide egzersizler kişinin kendi başına yapacağı çalışmalar partneriyle yapacağı çalışmalar şeklinde düzenlenmektedir.

Erken boşalmada boşalma refleksif hale gelmeden kişinin bunu hissetmesi durdurması hedeflenir. Çok erken boşalan kişide, bu noktada herhangi bir (sıkma, germe, çift yönlü germe) uygun değildir.

     En sık olarak sıkıştırma / sıkma de kullanılmaktadır. Cinsel ilişki sırasında veya öncesinde eğer erken boşalma olacağını hissederse cinsel ilişkiye ara verir kendisi veya eşi penisi baş işaret parmakları ile kavrayarak sı; penisin uç kısmının hemen gerisine yaklaşık 20 saniye süresince hafif bir basınç uygular, daha sonra cinsel ilişkiye baştan başlanır. Bu yöntem gerektiği kadar sıklıkla uygulanabilir. Basit bir eğitim şekli de ilişki halinde veya yaparken: penisinizi sizin yada partnerinizin uyarması fakat boşalmadan hemen önce bu yı durdurması, 30-60 sn. yı durdurduktan sonra tekrar uyarması boşalmadan az önce durdurması şeklinde bir siklusu 5-6 kere tekrarladıktan sonra ancak boşalmaya izin vermektir.

     Burada unutulmaması gereken husus, partnerinin verilen ödevleri layabilecek düzeyde olması öncelikle diğer tetkiklerinin tamamlanmış olarak bu terapilere başlanmasının önemidir.

TEDAVİDE DİĞER YÖNTEMLER:

Düzenli bir sürekli bir partner öneriyoruz. Ayrıca İlaç - dopamine antagonistleri - antidepresanlar - anksiyolitikler - Anestezik etkili losyon/kremler de davranış terapiye ek olarak önerebiliyoruz. Ayrıca yoga meditasyondan da fayda görüldüğünü belirten çalışmalar mevcuttur.
Davranış tedavisinin başarı oranı %60-90 arasındadır. Ancak, eşlerin birbiri ile uyumunun iyi olması gerekir edildikten sonra da erken boşalma tekrarlayabilir.

ERKEN BOŞALMANIN ETKİLERİ NELERDİR?

Bir çok zaman zaman erken boşalma problemi yaşamakta sonradan kendileri bu sorunu çözmektedirler. gerektiren durumlarda ise oldukça lı sonuçlar elde edilebilmektedir.

Kalıcı “erken boşalma” hem erkeğin hem partnerinin seksüel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır. Çoğu ilk ilişkilerinde erken boşalma eğilimindedir. Erkeğin cinsel deneyimlerinin sayısı arttıkça sevişmenin yapılabildiği uygun ortamlar doğdukça daha güvenli olur kendini tutmayı öğrenir. Çoğu bu problemin üstesinden gelir ama bazıları bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyar.

Boşalmanın (Ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına Erken Boşalma ( Premature Ejaculation) denir.

Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde 40 yaşın üzerindekilerin % 10 unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her nın bir ünde bu sorunla şılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler.

-penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa  ileri derecede erken boşalma
-penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta derece erken boşalma
-penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma  erken boşalma
olarak kabul edilir.

 

ERKEKLERİN BOŞALMASINI HIZLANDIRAN NEDENLER

-Genç olmak,
-Romantik, içgüdüleri mantığıyla hareket eden erkekler,
-Heyecanlanmak,
-Uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan cinsel ilişkiler,
-Partnerinin daha istekli olması,
-Yeni evlenmiş veya hiç cinsel ilişkide bulunmamış olmak,
-Cinsel ilişki yoğunluğunun azalması,
-Cinsel birleşme esnasındaki gidip gelmelerin hızlanması,
-Kaygılı sinirli ruh ,
-Aşırı istekli olmak veya aşırı cinsel isteğin verdiği gerginlik,
-Eve günün stresinden bunalmış, yorgun sıkıntılı bir halde gelmek,
-Performans anksiyetesi yani sızlık korkusu,
-Partner olarak seçilmiş ın cinsel isteksizliği,
-Cinsel zevke önem vermeyen kadınlarla, hayat kadınlarıyla veya yakalanma korkusu olan bir ortamda arkadaşlarla yaşanan erken cinsel deneyimler,
-Devamlı alışılmış partnerle değil de ek olarak başka bir partnerle ilişkiye girme,
-Sorunlu veya bozuk giden evlilikler,
-Sertleşme bozukluğu olacağı endişesi vb.

      Çoğu soluk soluğa bir telaşla cinsel zevkin peşinden koşarken boşalmanın kontrol edilmesi, durdurulması veya sabitlenmesini başaramaz. Bedenini partneriyle uyum içinde hareket ettiremeyen erkekte şimdiye yoğunlaşmak, o anı duyumsamak olanaksızlaşır cinsel birleşmenin ansızın son bulacağı kaygısı olur. Bu nedenle her cinsel sorun gibi erken boşalmada bu kaygıdan ya da bir rahatsızlıktan kaynaklanır. Ama asıl sorun erkeğin cinsel işlevlerinde değil, cinsel işlevlerini yerine getirmesi konusundaki düşüncelerindedir. Çünkü aklını düşüncelerden arındıramayan, özgür doğal bir şekilde cinselliği yaşayamayan tedirginlik duygusundan uzaklaşamaz boşalma konusunda sorun yaşar. Kısaca erken boşalmanın başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

-Gençlik çağlarında uygunsuz ortamlarda yapılan mastürbasyonlar,
-Cinsel mitler yani hurafeler,
-Cinsel ilişki konusunda tecrübesizlik,
-Yorgunluk, sıkkınlık, kızgınlık tedirginlik,
-Cinsellikle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler,
-Cinsel m eksikliği,
-Gerekli koşulların sağlanamaması,
-Sertleşmiş penise verilen orantısız önem,
-Cinsel açıdan baskı altında yetişme,
-Aşırı cinsel isteğin verdiği gerginlik,
-Günah işleme veya suçluluk duygusu,
- kapma korkusu,
-Partnerin anlaşılamayan korkusu veya reddetmesi,
-Gebe bırakma korkusu,
-Kastrasyon anksiyetesi,
-Partnerin hayal kırıklığı korkusu,
-Vajinanın aşılamama korkusu,
-Kadına şı isteksizlik,
-Partnerle çatışma,
-Başkaları tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu,
-Partnere aşırı ilgi, bağlılık sevgi,
- şılığı kurulan ilişkiler veya genelev alışkanlığı,
-Cinsel uyumsuzluk,
-Bilinçaltında yatan cinsel ilişki ile ilgili olumsuz düşünceler,
-Prostatit, üretrit vb. hastalıklar,
-Penil hipersensitivite,
-T12-L1 düzeyindeki nörolojik yaralanmalar,
-Narkotik veya antipsikotik tedavinin aniden kesilmesi vb.

  1. Vazomotor Belirtiler: Vazomotor belirtilerin en tipik örnegi ates basmasidir. Ates basmasinda bas, boyun gögüs bölgesinde ani kizariklik, vücut isisinda artis daha sonra asiri bir terleme ile karakterizedir. Bu degisiklikler genellikle birkaç saniye sürmekle beraber, bazen bir saatte kadar uzayabilir. Genellikle 1-2 yil sürmesine karsilik, kadinlarin % 25’inde 5 yildan daha uzun sürebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, en önemli faktörün östrojen hormonu seviyesindeki düsme oldugu düsünülmektedir.
  2. Atrofik Degisiklikler: Bu degisikliklere bagli olarak vajina idrar yollarini örten epitel tabakasinda incelme esneklik kaybi görülür. Ayrica vajinada kuruluk yine görülen belirtilerden birisidir.
  3. Psikofizyolojik Degisiklikler: Menopozda ruhsal problemlerin artigina dair genel bir kani olmasina karsin, yapilan çalismalar bunu desteklememektedir. Ayrica menopozda depresyonun daha sik görüldügü görüsüde artik kabul edilmemektedir. Ancak ates basmalarina bagli olarak hastanin uyku kalitesi dolayisi ile günlük yasam kalitesinde bir bozulma görülebilir. Hormon replasmani ile uykuya dalma zamani azalmakta, uykunun REM dönemi uzamakta sonuç olarak uyku kalitesi artmaktadir. Bu nedenle kadinlar kendisini daha iyi hissetmektedir. Ayrica depresyondaki menopozal hastalara depresyon ilaçlarina ek olarak hormon verildiginde daha iyi bir düzelme saglanmaktadir.
  4. -Damar hastalik riskinde artma
  5. Osteoporoz (kemik erimesi)

  6. Yöntemleri

Menopozda görülen belirti degisikliklere yönelik olarak ençok tercih edilen yöntemi hormon replasman tedavisidir. Genel olarak östrojen progesteron hormonlari birlikte verilmektedir. Progesteron verilmesinin ana amaci östrojene bagli olarak artan rahim kanseri riskinin önlenmesidir. Hormon birçok sekilde verilebilir. Bu yöntemlerin belli baslilari sunlardir:

  1. Östrojen progesteron içeren haplarin ardisik verilmesi
  2. Östrojen progesteron içeren haplarin hergün birlikte verilmesi
  3. Östrojenin patch seklinde cilde yapistirilmasi agizdan alinan progesteron ile kombine edilmesi
  4. Bunlarin disinda pellet seklinde ciltaltina uygulama, kas içine enjeksiyon vajinal uygulama gibi yöntemler nadiren kullanilmaktadir.

Bütün yöntemlerinde günde 500 mg kalsiyum verilmesi etkinligini artirmaktadir. Ayrica 70 yasin üzerindeki hastalarda günde 800 mg/gün günesin az oldugu yerlerde yasayanlarda kis aylarinda 400 mg/gün Vitamin D önerilmektedir.

Cinsel Organlarının Yapısı 

üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Organlarının Yapısı İşleyişi

Yandaki resimde genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

Kemik Çatı

doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak ın kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yandaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise ın kemik çatısı üstten önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının şeklinde, ın kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, ın leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, ın leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak mak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

ın kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu “doğum kanalından” çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Dış genital organların şıdan bakıldığında görüntüsü

dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, dış genital bölgelerine şıdan bakıldığında üstte “çatıyı” oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.
Pubis tepesi cilt altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında ın doğum yapmasında, idrar dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince de hymen (”himen” okunur) olarak adlandırılan bu yapı, olmasına şın nispeten esnektir ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına şın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır üstte yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur. Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır. Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı doğarken bu bölgenin yırtılmasını altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin (”bartolin” okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.
Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya buradan da uretra ağzına bulaşmasına bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına olabilir.

ınıza tuvalet verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

;;İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahim ağzıyla, bebeğin büyüyerek geliştiği gebe olunmayan dönemlerde kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina
Vajina, vajina girişiyle başlayan uç kısmında rahim ağzının yer aldığı boru şeklinde yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık genital sistemin vajina anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği “tahriş”, ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş doğumda için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller. Normal şartlarda sert bir koni biçiminde birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye “silinme” denir) yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.
Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır. Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır. Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıyla elele yürütür) doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır boyutları giderek ufalır.
Rahim boşluğu rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en “verimli” bulduğu bölgeye yerleşir çoğalmaya gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her döngüsünde yenilenir gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece kanaması adı verilir.

Çoğu insana göre iki tür öpücük vardır, yanaktan dudak dudağa… Profesör Willam Cane’e göre ise öpüşmenin tam 25 çeşidi var.Öpüşme çeşitleri üzerine yıllar süren bir araştırma yapan araştırma sonuçlarını ”The Art of Kissing-Öpüşme Sanatı” isimli kitabında toplayan Prof. Cane’in öpüşme çeşitlerine ilgisi yeni yetme çağlarında başlamış. Kolejli sevgilisi, öpüşürken gözlerini açık tutmasından şikayet edince, Cane hemen kütüphanenin yolunu tutmuş öpüşmenin yapılması gerektiğini anlatan bir aramaya başlamış. Böyle bir bulamayınca da kafayı bu konuya takmış yıllar boyunca öpüşme hakkında her türlü bilgiyi toplayıp derlemeye başlamış. Bugün 44 yaşında halen bekar olan (öpüşme stilini eleştiren ilk ını asla af etmemiş) Prof. Cane, ulusal öpüşme uzmanı olarak o üniversite senin, bu üniversite benim dolaşıp duruyor bu üniversitelerde öpüşme konulu konferanslar veriyor. ”Öpüşme konusunda öğrendiğim ilk şey, insanların üçte ikisinin öpüşme sırasında gözlerin açık tutulmasını doğru bulmadıkları oldu”, diyor Cane, ”İlk ım çok da haksız değilmiş”… Cane’in araştırması cinsiyetler arasında da çeşitli farklılıklar olduğunu ortaya çıkartmış. Örneğin kadınlar, boyun kulaktan öpülmekten erkeklere göre on kat fazla haz alıyorlarmış. Erkeklerin en fazla hoşlandıkları öpüşme şekli ise ”Fransız usulü”ymüş. ”Erkekler daha ilk buluşmada bile dillerini kullanmaktan çekinmiyorlar”, diyor Cane, ”Kadınların yarısı ise bu tür öpüşmeyi itici buluyorlar”. Cane’e göre kadınlar, kocaları ya da sevgilileri tarafından daha uzun sürelerce öpülmekten hoşlanıyorlar. Profesör William Cane’in kitabında ayrıntılarıyla anlatılan 25 çeşit öpüşme stili arasında tatlı öpücük, kelebek öpüşü gibi ilginç isimler geçiyor. Cane’in favori öpüş stili ise bir öğrencisitarafından kendisine anlatılan ”lip-o-suction” metodu. Özellikle ABD’li gençler arasında moda olan bu stilde çiftlerden biri diğerinin alt dudağını emerken, diğeri onun üst dudağını emiyor.

Öpücüğünüzü seçin

Vakum öpüşmesi: Partnerin akciğerlerindeki ağzındaki havaya emmeye çalışarak gerçekleştiriliyor. Saçma bulduğunuzu söylüyorsanız, insanların yüzde ellisinin bu öpüş stilini en az bir kere denemiş olduğunu da bilin.

Elektrikli öpüşme: 1930 1940′lı yıllarda popüler olan bu öpüşme şeklinde, öpüşecek çift ayaklarını uzun süre halıya sürterek vücutlarına statik elektrik yüklüyorlar. Dudaklar birleşirken de vücutlardaki elektrik birbirlerine boşalıyor. Arkadaşlarınıza hava basmak için karanlıkta deneyin.

Baştan çıkartma öpücüğü: Hiçbir şey yapmadan oturan eşinizi üç dakika boyunca istediğiniz gibi öpüyorsunuz. Sonra sıra onda…

Tepetaklak öpüşme: yatıyor ya da oturuyor, ayakta duruyor. Öpmek için üzerine doğru eğildiğinde her zamankinden farklı görünüyor (belki de daha yakışıklı)… Prof. Cane’e göre farklı bir stilmiş.

Göz öpüşü: Tam softilere göre… Partnerinizin gözlerini hafif bir dokunuşla kapatın, dudaklarından başlayıp gözlerine doğru öpmeye başlayın.

Şeker öpücük: Ağzınızdaki şeker ya da çukulatayı sevgilinizin ağzına geçirin. Çeşitli içkiler de kullanabilirsiniz ama üstünüzü başınızı berbat etmemeye dikkat…

Şapırtılı öpüşme: En gürültülü öpüş şekli. Öpüşmenin ardından dudakların şapırdayarak ayrılması prensibine dayanıyor. Öpüşenler için tutkulu, seyirciler için iğrenç olabilir.

Kayan öpüş: Küçük öpücüklerle yüzünde vücudunda dolaşın. Gizli zevk noktalarının keşfi için ideal.

Sualtı öpüşmesi: Duşta, yüzme havuzunda veya denizde deneyin. Gözlerinizi kapatmayı unutmayın.

Konuşan öpücükler: Bir yandan konuşurken bir yandan öpüşün. En iyi sonuç tatlı fısıltılarla alınıyor.

Erkekleri peşinizden sürüklemenin 7 etkili yolu

Biz kadınlar güçlü, karizmatik ama aynı zamanda tüm isteklerimizi yerine getiren erkeklerle birlikte olmanın hayalini kurarız. Peki, bu bir ütopya mı? Elbette “Hayır”. Amerikalı ilişki koçu Gigi Tomasek’in önerdiği 7 strateji ile erkekleri peşinizden sürüklemeniz artık hiç de zor olmayacak!

 

 

FUNDA ÇATAR

Onu olduğu gibi kabul edin
“Erkekler Mars’dan, kadınlar Venüs’den.” Biz kadınlar bu gerçeği bilmemize rağmen eşimizin sınırlarını zorlamaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Tabii bu da işe yaramıyor. Dolayısıyla yapmamız gereken ilk şey, onun yönlerini kişisel özelliklerini eleştirmekten vazgeçmek olmalı. Örneğin, ın şısında yalnız kalmak veya tek başına bisiklet turuna çıkmak istediğinde buna şı gelmeyin. Eşiniz, onu olduğu gibi kabul ettiğinizi anladığında size daha da yakınlaşacak istediğiniz şeyleri yapmak için çaba sarf edecek.

Yaptığı şeylere değer verin
Eşiniz, “Bir pikap getirdim m’ diyor. Siz, “Artık modası geçmiş bir şeyi kullanır ki?” diyorsunuz. İşte bu yanıtın ardından eşinizin tüylerinin diken diken olacağından hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü erkekler reddedilmekten hiç hoşlanmazlar. Onlar daima takdir edilmeyi isterler. Bunun için de ellerinden geleni yaparlar. Siz de bu fırsatı iyi kullanın. “Harika, bunu hemen denemeliyiz.” şeklinde yanıt verebilirsiniz mesela. Aksi halde eşiniz, “Beni sürekli eleştiren biri için kendimi niye değiştireyim ki?” diyerek yoluna devam eder. Dolayısıyla sinir bozucu cümlelerden daima kaçınmalısınız. “ bu kadar geç geliyorsun?” demek yerine, “Hay aksi, ne kadar da çok çalıştın sevgilim. Ancak bir daha işin uzayacağında bana ver, olur mu?’ gibi olumlu bir cümle, eşiniz üzerinde çok daha etkili olacaktır.

Dedektifi oynayın
Bundan sonra odak noktanızı kendinize değil, eşinize doğru kaydırın. Onu dikkatli bir şekilde dinleyin vücut dilini gözlemleyin. Kendini iyi hissediyor mu? Eğer öyle değilse, ne zaman kendisini iyi hissettiğini bulmaya çalışın. Çünkü, iyi gözlemleyen, şısındaki kişide yeni güçlü yönler keşfeder ona ait özellikler hakkında önemli bilgiler edinir. Eşinizin ne zaman rahatlamış olduğunu bilirseniz, doğru zamanda doğru tavırlar sergileyebilirsiniz.

Meraklı davranın
Eşiniz yüzünde garip bir gülümsemeyle tek bir kelime bile etmeden koltukta mı oturuyor? Bu sorun şısında uygulayabileceğiniz harika bir teknik var; onu iğnelemek yerine, “ ilginç olan bana da anlatır mısın?” diyebilirsiniz pekala. Beden dilinden de bu sözlerinizin etkili olup olmadığını anlayabilirsiniz. Öyle konular vardır ki erkeğin gözlerini parlatır onu hemen harekete geçirir. Belki yön belirleme sistemiyle ilgili can sıkıcı bir konu dinlemek zorunda da kalabilirsiniz. Ama siz siz olun, eşinizin konuşmasını bölmeyin. O, varlığınızın tadını çıkarmaya başlayıp, kısa sürede size açılacaktır. Öyle ki sizinle inanamayacağınız kadar çok şey hakkında konuşabilir. O, sözlü fiili olarak size çok şey vermeye hazırdır artık. Hatta kendisini rahatsız eden sorunları bile dile getirebilir ya da sizin zevkle konuşabileceğiniz bir konuyu açabilir.

Haberin devamı 2007 Formsante Ekim sayısında …

TESTESTERONSUZ MUTSUZ

 

Erkeklik hormonu testosteron azaldığında erkekler üzgün, bezgin mızmız oluyorlar.

 

İngiliz New Scientist dergisinin son sayısında çıkan makaleye göre, bilim adamları mevsim değişikliklerinde hayvanların erkeklik hormonlarının düştüğünü, bunun da hayvanların huy değiştirmelerine yol açtığını belirlediler: Tarzan gibi şişine şişine avazı çıktığınca bağıran erkekler, hormon seviyesi aniden düştüğünde süt dökmüş kediye dönüyorlar, içlerine kapanıyorlar, sessizleşiyorlar.

Uzmanlar, aynı tespitin insan türünün erkeği için de geçerli olduğunu düşünüyorlar. Edinburgh’taki “Medical Research Council’s Human Reproductive Sciences Unit” uzmanı Gerald Lincoln, ani testosteron düşüşünün hayvanlarda yol açtığı bu “sendrom”un insanlarda da görüldüğünü düşündüren “bazı bulgular” olduğunu kaydetti. “Bulguların” henüz tatmin edici olmadığını kabul eden Lincoln, testosteronun insan davranışı üzerindeki etkisinin ise kesin olduğunu vurguladı. Stresin, testosteron seviyesini düşürdüğünü kaydeden uzman, bunun erkeklerin başına her yaşta gelebileceğine işaret etti.

Araştırmacılar, evcil yaban koyunlar, geyikler, ren geyikleri Hindistan filleri üzerinde gözlem yaparak testosteronu azalan erkeklerin mızmızlaştığını saptadılar. Gazete, kendilerini bitkin, mızmız alıngan hisseden, olur olmaz şeylere ağlayan erkeklere testosteronlarını ölçtürmelerini tavsiye etti.

ORGAZM OLAMAMA (KADINLARDA)

Anorgazmi (kadınlarda orgazm olamama), orgazma ulaşmayı hiç öğrenmemiş olma (preorgazmı veya primer anorgazmi) veya orgazm olabilme yeteneğini kaybetme (sekonder anorgazmi) şeklinde görülebilir. 25 yaşını bitirmiş kadınların % 10 unun orgazma ulaşmayı hiç öğrenmedikleri öne sürülmektedir.
Primer Anorgazmi (Preorgazmi)

Orgazm olmayı “öğrenme”, batı dünyasında yaygın olan cinsel yasaklayıcı kültürlerin bir komplikasyonu sayılabilir. Kadınların çoğu, orgazm olabilmeyi güvenilir bir eşle, toplumca onaylanan güvenilir, emniyetli özel bir çevrede öğrenebilirler.

Bazı kadınlar, ilk cinsel deneyimlerinde orgazm olabildikleri hal-de bazıları da bunu hiçbir zaman gerçekleştiremezler. Kendi kendine veya arkadaşlarından görerek masturbasyon yapan okul öncesi çocukları da, preorgazmi terapi gruplarına katılan 70-80 yaşındaki kadınlar da, orgazm olmayı öğrenebilirler. Seks terapistleri, fizyolojik olarak orgazm olabilme yeteneği bulunmayan kadınların olduğuna inanmamaktadırlar. İlk kez orgazm olmayı öğrenmek, her istediğinde orgazm olabilmeyi öğrenebilmekten daha kolaydır.

Primer anorgazmisi olan kadınların bir kısmının, cinsel coşku düzeyleri pek yüksek değildir cinsel ilişkinin sadece “hoş” olduğunu düşünürler. Dokunulmak, öpülmek, okşanmak, ilgi çek-mek beğenilmek onlar için çoğu kez yeterlidir. Diğer taraftan, yüksek düzeyde cinsel tepki gösteren fakat orgazm olamayan kadınlarda bu durum büyük gerginlik yaratır. Emosyonel irritabilite, huzursuzluk vasküler genişlemeye bağlı pelvik ağrılar ortaya çıkabilir.

Orgazm varlığına veya yokluğuna ilişkin öykü alırken, önemli olan, ın yüksek düzeyde cinsel gerginlik coşkudan sonra rahatlama gevşeme hissi duyup duymadığının sorulmasıdır. Orgazm mı bireylere göre çok değişkendir, bazı kadınlar bu de-neyimi mlayacak sözcük bulamazlar. Karakteristik olarak, yük-sek gerginliği izleyen rahatlama gevşeme orgazmın evrensel bir göstergesidir.

Orgazma ulaşamayan kadınlarda, aşağıdaki sorunlardan bir -ya birkaçı mevcuttur:

l-Sosyo kültürel yasaklamalar, “Sen yapmamalısın… Bu yasak-lamaların en azından bir ü, yoğunluğu farklı da olsa, evrenseldir. Bu sosyo kültürel yasaklamalar, öğretici olabilecek masturbasyon veya diğer şekil cinsel deneyimleri de engeller.

2-Bilgisizlik. Seks cinselliğe ilişkin bilgi eksikliği, normal cin-sel gelişmeyi önemli ölçüde engeller. Yaşamın hemen hemen tüm diğer konularında çocuklarımıza, bunları kullanabilecek duruma gelmeden çok önce, önemli ölçüde bilgi sağlarız. Buna şılık geleneksel kültürel yapımızda, cinsel bilgisizlik, özellikle kadınlar için bir erdemdir. Neyse ki bu yapının yavaş da olsa değişmekte olduğunu görüyoruz.

3-Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir ın, olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı. Çoğu zaman böyle bir rol modeli olarak anne, teyze, abla seçilirse de bazı kızlar başka kadınları da alabilirler. Eğer uygun bir rol modeli yoksa, adolesan çağındaki kızların gelişimi önemli ölçü-de engellenir.

4-Aşırı dinsel inançlar. adamlarının önerilerinin ötesinde dinsel inançlar taşıyan veya erkekler, cinsel açıdan da-ha az aktif olabilirler. Ancak, l00.000 üzerinde yapılan Redbook araştırmasına göre, dini inançlarına daha bağlı olduklarını söyleyen kadınların, kendilerini Allah a inanmayan veya dinsiz olarak niteleyenlere göre cinsel açıdan daha aktif oldukları saptanmıştır. Bu nedenle cinsel fonksiyonları, dine bağlılığın değil, aşırı veya nörotik dinsel inançların olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.

5-Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir özel bir atmosferde, ödüllendirici destekleyici koşullarda deneyime girişme olanağını bulamama.

6-Eşin erken ejakülasyon sorunu olması (5. faktörle ilgili)

7-Eşin ereksiyon sorununun olması (5. faktörle ilgili)

Bu yedi faktör içinde en önemli olanlar ilk ikisidir.

Orgazm olmayı öğrenmek tek başına, bir eş ile birlikte, terapi grubunun bir üyesi olarak veya danışmanlık hizmetleri sonucunda, gerçekleştirilebilir. Eşin varlığı olmaksızın, kendi kendine stimülasyon, öğrenme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır. Kendi kendine stimülasyonu kabul etmeyenler ise, basınçlı bir su kaynağı veya vibrator kullanarak orgazm olmayı öğrenebilirler.

Sekonder Anorgazmi

Geçmişte orgazmik fonksiyonlar var iken, daha sonra bu yeteneğin kaybedilmesine sekonder anorgazmi denir. Orgazm olabilme yeteneğini yitiren kadınların çoğunda bir nedensel olay vardır. Bu olay alkolizm, depresyon, üzüntü, ilaçlar, , veya menopoza ilişkin östrojen azlığı olabilir. , ın cinsel değerler sistemini zedeleyen herhangi bir olay da olabilir.

Dikkatle soruşturulduğunda hemen her , kendisinden, eşinden, ilişkilerinden cinsel etkileşimlerinden neler beklediğinin bilincindedir. Bunlar kabaca, biyofiziksel psikososyal gereksinimler olarak sınıflandırılabilir. Bu gereksinimler doyurulmadığı sürece cinsel açıdan tepkisiz kalacaktır. şılanmamış bir gereksinimin farkına varılıp düzeltildiğinde sorun genellikle çözülür. Bu cinsel değerler sıcak, rahat özel bir yer gereksinimi kadar basit olabileceği gibi, güven, , saygı içtenlik gereksinimi gibi, çok daha karmaşık olabilir.

Koşula Bağlı Anorgazmi

Bazı kadınlar, bazı özel durumlarda, orgazm oldukları halde, koşullar değiştiğinde orgazma ulaşamazlar. Çok sayıda kendi kendine stimülasyon, eşinin elle veya oral stimulasyonu veya vibratör kullanarak orgazm olabildikleri halde, sadece penis-vajen ilişkisiyle orgazma ulaşamazlar (veya , sadece belli bir eş ile orgazm olabilir). Bu gibi durumlar olarak ele alınmamalı, normal cinsel davranış sınırları içinde kalan bir varyasyon olarak kabul edilmelidir. Ancak , bu cinsel davranışının değişmesini istiyorsa yardım önerilmelidir.

Bu tür yakınmaları olan kadınlar, tek başlarına veya eşleri ile birlikte, orgazm olmasını önleyen faktörlerin neler olduğunu belirlemeye çalışmalıdırlar. Bu faktörler yorgunluk, başka duygusal bozukluklar, cinsel ilişkide bulunmak istemediği halde zorlanma veya eğinin cinsel fonksiyon bozukluğu olabilir. Kadına, gereksinimlerini eğine daha iyi anlatması, sorunu nedeniyle endişelenmemesi, başarmaktan çok, duygularına önem vermesi istemli kas kasılmaalrını artırması öğütlenebilir.

Bu gibi insanlarda, “ üstte” olduğu pozisyonlar önerilebilir. Bu pozisyon klitorisin penis tarafından daha çok lmasına ın hareketlerini daha iyi kontrol edebilmesine olanak sağlar. Ayrıca, “köprüleme”de yararlı bir teknik olabilir.

“Köprüleme”, lı olan cinsel uyarı tekniğinin, istenen teknikle birlikte kullanılarak vücuda, istenen teknikle orgazm gerçekleştirmenin öğretilmesidir. Örneğin, el stimulasyonu ile orgazm olduğu halde penis-vajen ilişkisinde bunu başaramayan kadınlara, düzenli olarak, bu iki tekniğin birlikte uygulanması önerilir. Bu eğitim süreci, çoğu kez bir yıldan uzun süre alır.

Raslantısal Anorgazmi

Bazı kadınlar, orgazm olabildikleri halde, orgazm sıklığını kendileri için yeterli düzeyde bulamayabilirler. Daha sık orgazm olabilmeyi isteyen bu kadınlar, genellikle gergin dikkatleri kolayca dağılabilen bir yapıya sahiptirler veya tepkilerini artıracak kas kasılmalarını kullanmazlar. Bu tip kadınlar, kontrollerini kaybetmekten, içgüdüleri ile hareket etmekten hoşlanmazlar. Yaşamlarının diğer alanlarında da kontrollü hareket isteği ön plandadır, çoğunlukla konularında uzman, saygın, çeşitli mesleki sosyal kurumlarda sorumluluk alabilen kadınlardır. Ev hanımı olarak titizdirler. Diğer taraftan, seksten çok fazla hoşlanmazlar. Terapi, cinsel duyguları her zaman kontrol gereksiniminden vazgeçmeye yönelmelidir.

KADINLARDA SEKS HORMONLARI
Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, ın genç kalmasını sağlıyor.20 Lİ YAŞLAR

Ergenlik çağındaki bir genç ın östrojen artışıyla, göğüsleri büyür, kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. gördükten sonra her ay yumurtalıklar hücresi üretir. Yirmili yaşlara gelindiğinde östrojen progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay gününden iki hafta önce yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan saldırgan olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir yumurtalıktan bir hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar.

ÖSTROJEN SALDIRGAN YAPIYOR

Östrojen hormonu, vajinanın nemli kaygan olmasını sağlayarak ı cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormon. Dahası, ilişki sırasında ın vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak , ın lmasını, ilişkiden zevk almasını sağlıyor. Kadınların cinsel isteğini artıranlar, testesteron hormonu her ay yumurtalıklar böbreküstü bezleri tarafından salgılanan testesteron (erkeklik) hormonu. Testesteron seviyeleri yumurtalama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde kadınların cinsel isteğinin arttığını gösteriyor. Psikologlar insanın cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini söylüyorlar. Duyguların yoğunluğu, maddi sorunlar , eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması da cinsel arzuyu belirliyen etkenlerden.

DÖNEMİ TUZU, KAFEİNİ KESİN

Kadınların hemen hemen % 90 ı öncesi dönemde göğüslerde gerginlik, vücutta şişkinlik, aşırı yeme, başağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla şı şıya kalıyorlar. Kadınların % 20 lik bir kısmı ise dönemini ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar öncesi dönemdeki semptomların , ın sex hormonları üzerinde rol oynamasına şın, bu etkilerin hamilelik menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını gösteriyor. Bazı uzmanlar sex hormonlarının, dönemi öncesi rahatsızlıklarından çok, depresyon tiroid bozukluklarına bağlı olarak etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay öncesi rahatsızlıklarınız fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri kafeinli içecekleri kesin. Alkolden kaçının, daha sık azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca bugünlerdeki stresinizi azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı olacaktır.

SPERMLER 3 GÜN YAŞAYABİLİYOR

Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90 ı herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan her ay salınan hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden sonraki 10- saat içerisinde kolayca döllebilir. Sperm hücrelerinin vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar, bu aynı zamanda, ilişkiden sonraki 2 gün içinde ,ın hamile kalma şansının devam ettiğini gösterir. Eğer düzenli bir sex nız yoksa, de döneminizin tam ortasındaki yumurtalama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon belirtici araçlardan kullanabilirsiniz. Vücut ısısının günlere göre değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan yumurtalama günlerinizi takip edebilirsiniz.

30 LU YAŞLAR

n en yoğun tempolu yaşandığı 30 lu yaşlarda , vücut daha fazla yorulmaya başlar buna bağlı olarak sex hormonları da düzensiz salgılanmaya başlar. Örneğin öncesi dönem bazı kadınlar için, 20 li yaşlarda ağrısız geçerken, 30 lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye yapmaya ihtiyacınız vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testesteron hormonunun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında ın en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir sex hayatları vardır. İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, - damar dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da ,baş ağrılarının giderilmesine kadar pek çok faydası bulunuyor.

30 lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, dönemi öncesi sıkıntıları artar. Başağrıları, sinirlilik , huzursuzluk tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar. Migreni bulunan kadınların % 60 ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar.

Başağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat etmelisiniz. Bazı kadınlarda, dönemi baş ağrılarını önlemede, östrojen doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor.

40 LI YAŞLAR

35 yaşından 40 lı yılların başlarına kadar kadınlar sex hayatlarının doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren , menopoz öncesi dönemine girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. zamanları düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan salınmaz sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan projestoren östrojen üretilmemeye başlar.

Östrojen hormonunun azalması kadınların sex arzusunun tamamen kaybolmasına olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, sex arzusunun en büyük kamçılayıcısı olan testesteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar kadınların menopoz öncesi dönemde , sexe olan arzularının, eşleriyle bir problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, ın vajinal duvarları kurulaşır, elastikiyetini kaybeder ki bu da, sexi için zor acılı bir hale getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor gibi görünsede, doktorlar her ın vajinal emme kapasitesi farklı olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda hemfikir olamıyorlar.

Hormon Takviyesi

Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir, artık ın tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal bezleridir. Fazla kilolu olmak genel için zararlı olmasına rağmen , bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu elastikiyetini kaybetmenin yanısıra, idrar yollarının enfeksiyona yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması hastalıkları riskini arttırır kemik erimesini hızlandırır. Pek çok doktor günümüzde, kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp dünyasında östrojen progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil. Örneğin progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim kanserini önler mi, veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs kanseri riskini arttırır mı, ya da östrojen takviyesi hastalıklarını önler mi, gibi sorular halen gündemde.

Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da kadınların menopozdan sonra 20-30 yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle iken , sex hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek.

HORMONLARINIZ YOLDAN ÇIKARSA

Yetişkin bir ın sex hormonları, her ay sistemli bir şekilde salgılanır. Ancak fizyolojik psikolojik nedenlerden dolayı hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor gelin görelim ;

� Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz görme hamile kalamama durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir.

� Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim zarının iltihaplanmasına olabilir.

� Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar yaşından önce görmeye başlayan, menopoza 50 lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor.

� Depresyon, hızlı verdiren rejimler, tiroid bozuklukları hormon dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz görmeye başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen, yumurtalık kistleri oluşur.

KADINDA AMELİYATLA KISIRLAŞTIRMA (TÜPLERİN BAĞLANMASI)
Ameliyatla kadinin kisirlaştirilmasi en etkili dogum kontrol yöntemidir.Kadinda yumurtaliklarda üretilen tüplere geçer tüp içinde iken sperm ile şilaşir döllenir.

Eger bu tüpler baglanirsa artik üretilen tüplerden rahime gidemeyecek sperm ile şilaşamayacagi için döllenme olmayacaktir.

Basit bir ameliyattir ameliyat sonrasi cinsel ilişkide tatminde herhangi bir degişiklik oluşmaz.

Ilerde çocuk sahibi olmak isteyenler için uygun degildir. Çünkü dönüşü olmayan bir yöntemdir.