nedir

CİNSEL YAŞAMIN DÜŞMANLARI

Stres bir çok konuda olduğu gibi cinsel yaşamda da en büyük tehditlerden. Mutlu bir sağlıklı bir için dikkat edilmeis kaçınılması gerekenler…

İş stresi

İster büyük bir holding patronu olun, ister bir mağazada satış görevlisi olun, stres herkesi bir şekilde pençesi altına alıyor. Sabah erken kalkma zorunluluğu, zamanın önemli bir ünü yoğun trafikte harcama, bitmek bilmeyen iş randevuları rekabet ortamı yüzünden stresi iliklerimize kadar hissediyoruz. Koşuşturma akşam evde de devam ediyor. Stres yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik, orgazm güçlüğü veya ereksiyon güçlüğü gibi ciddi sorunlar olarak şımıza çıkıyor.

Ne yapmalı? İş yaşantınıza ayırdığınız süre ne kadar fazla olursa olsun, cinselliği göz ardı etmemeniz gerekiyor. Akşamları eve iş taşımamakla başlayabilirsiniz mesela.

İlaçlar

Özellikle mide, tansiyon, diyabet depresyon ilaçları santral sinir sistemine etki ederek ı sabote edebiliyor.

Ne yapmalı? İlaç kullanımı tedavinin önemli bir parça ama ın olumsuz etkilenmesini de görmezden gelmemek gerekiyor. Eğer ilaç tedavisinin ardından cinsel nızda sorunlar başladıysa, bunu doktorunuzla mutlaka paylaşın.

Fiziksel hastalıklar

Diyabet hipertansiyon gibi sağlığı bozan her türlü rahatsızlık dolaylı ya da doğrudan ı olumsuz yönde etkiliyor. Örneğin kandaki yağ kolestrol değerleri yükselince damar sertliği gelişebiliyor. Bu hastalığın etkisi altında kalan erkeklerde de sertleşme sorunu, yani ereksiyon bozukluğu ortaya çıkıyor. Ereksiyonun kadınlardaki şılığı dış genital bölgedeki salgı bezlerinin faaliyetiyle gelişen kayganlaşma. Kronik hastalıklar kadındaki bu mekanizmayı bozarak cinsel ilişkide sorun yaşamasına olabiliyor.

Ne yapmalı? Kronik bir hastalığınız varsa, daha kaliteli bir için nelere dikkat etmeniz gerektiği konusunda doktorunuzdan bilgi edinmelisiniz.

Aşırı

Uzmanlar, formunu korumayı başaran kişilerin vücutlarıyla barışık olduğunu, utangaçlıklarını veya korkularını bir kenara bırakarak cinsel yaşamda daha aktif bir rol üstlendiklerini belirtiyor. Vücudu forma kavuşturmanın yolu elbette düzenli yapmaktan geçiyor. Tabii egzersizi abartmadığınız bedeninize gereğinden fazla yüklenmediğiniz sürece! Çünkü, aşırı uygulanan kandaki hormon seviyelerini olumsuz yönde etkileyerek cinselliğe darbe indirebiliyor.

Ne yapmalı? Uzmanlar egzersizin mutlaka bir doktor kontrolünde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

tüketimi

Romantik bir gece geçirmek için fazla şeye gerek yok aslında. Mum ışığında bir , biraz fantezi yeterli. Her şeyde olduğu gibi ün de fazlası geri tepiyor! Yüksek dozlarda alındığında cinsel güdüleri azaltıyor erkeklerde ereksiyon sorununa oluyor.

Ne yapmalı? Uzmanlar, aşırı tüketilen ün cinsel organın sertleşmesini engellediğine kadınlarda düzensizliklerine yol açtığına dikkat çekiyorlar.

Bulaşan hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, klamidya veya AIDS… Bu hastalıkların edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sonucu var. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşme oral ilişkiyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların erken teşhis için düzenli kontrollerinizi ihmal etmemeniz gerekiyor.

Ne yapmalı? Bana bulaşmaz demeyin, cinsel ilişkiye girerken prezervatif kullanmayı mutlaka alışkanlık edinin. Unutmayın ki prezervatif genital herpes AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan tek doğum kontrol yöntemi. Ayrıca sık partner değiştirmekten kaçının madığınız kişilerle de ilişkiye girmeyin.

Çözümleri neler?

Günümüzde cinsel organlardaki estetik sorunlara cerrahi yöntemle çözüm bulunuyor.

Yeni geliştirilen ilaçlarda ı olumsuz yönde etkileyen yan etkilerin azaltılmasına özellikle çaba gösteriliyor.

Uzman denetiminde uygulanan egzersizler, bedeninize gereğinden fazla yüklenmenizi önleyerek cinselliğinizi sağlıklı bir şekilde yaşamanızı sağlıyor.

Gelişen medikal psikoterapi teknikleri sayesinde psikiyatrik hstalıklar günümüzde yla edilebiliyor.

Prezervatifler, cinsel ilişki sırasında geçebilecek hastalıklardan yüzde 99 gibi yüksek oranda koruyabiliyor. Üstelik günümüzde kadınlar için de prezervatif mevcut.

Meditasyon, yoga, refleksoloji, reiki, shiatsu gibi pek çok yöntem stresten arınmanıza yardımcı oluyor.

 

kaynak : hekimce

Dismenore ?
Kadınların yarısından fazlasında döneminde az ya da çok ağrı olur. Ancak yaklaşık %10 kadında dönemindeki sancı oldukça şiddetli olur ın 1-3 gün boyunca çoğu durumda kendini iş göremeyecek kadar kötü hissetmesine olur.

 
Hastalıkları Doğum kliniklerine yapılan acil başvurularının yaklaşık %10′u sı nedeniyle olmaktadır.
Dismenore, yani görme başvuru yapıldığı takdirde gerekli incelemeler sonrası etkili bir şekilde edilebilir.
görülür?
görme aslında normal görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus kasılmalarının tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasının atılarak yenilenmesi esnasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Bu kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yolaçan olayın bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadında prostaglandinlere ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması olduğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak görmeden kısa süre önce başlayan bittikten sonra tümüyle kaybolan sı yumurtlama olduğunun güvenilir belirtilerinden biridir.
görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahimağzı) girişinin kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması buna bağlı olarak kanının “zorlukla atılması” spiral kullanımı gibi nedenler yeralır.

Ne gibi belirtiler oluşur?
sı genellikle görmeden önceki ilk 24 saat içinde başlar, görmekle beraber şiddeti kısa süreli olarak artar döneminin bitmesine kadar giderek hafifler.
Bulantı-, halsizlik, ishal, kramplara ek olarak şiddetli belağrısı başağrısı yla beraber sık görülen diğer belirtilerdir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda bayılma bile ortaya çıkabilir.

Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?
ları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli degildir. Ancak ları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa /veya iş kaybına oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir uygulanmalıdır.
Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normaldışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus miyomları diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen sı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıır böyle durumlarda tamamen farklı olur.

edilir?
Eğer jinekolojik muayenede sını taklit edecek bir durum sözkonusuysa (endometriozis, yumurtalık kisti, miyom, spiral, enfeksiyon gibi) öncelikle saptanan edilmelidir. Yetersiz değerlendirme sonucu yapılan tedavinin lı olma şansı düşüktür.
Jinekolojik muayenede hiç bir jinekolojik patoloji saptanmadığında ilk basamak ağrı kesicilerdir. Kullanılacak ağrı kesiciler “nonsteroid anti inflamatuar analjezikler” adı altında gruplandırılan ağrı kesme dışında iltihap giderici özellikleri de buılunan ağrı kesiciler olmalıdır. Bu ilaçlar ağrıyı kesmeleri dışında prostaglandin üretimini de azaltarak çift yönlü yaparlar. başlamadan 24 saat öncesinde doktor önerisine göre değişen dozlarda tercihan naproksen sodyum içeren ilaçlar kullanılır sancı devam ettiği sürece ilaçlar alınmaya devam edilir.
ilaçlara yanıt alınamayan durumlarda ikinci basamak doğum kontrol haplarıdır. Dismenore ile yumurtlama arasında yakın bir ilişki sözkonusu olduğundan yumurtlamanın doğum kontrol haplarıyla ortadan kaldırılması ağrıları çoğu durumda etkili bir şekilde kontrol altına alır.
İkinci basamak tedaviden de fayda görmeyen kadınlarda ileri inceleme gerekir. Bu amaçla gerekli ön hazırlığı takiben laparoskopi adı verilen yöntemle ın boşluğu incelenir. Bu incelemede genellikle saptanan patoloji endometriozistir daha farklıdır.
Olayın psikolojik kompoonentinin varlığından şüphelenildiği durumlarda doktor önerisine göre psikiyatri konsultasyonu gerekebilir.
Yoga, transandantal meditasyon, biofeedback, gevşeme gezersizi gibi yöntemler de usulüne uygun olarak uygulandıklarında faydalı olabilir.

Gebelik oluştuktan yani sperm hücresi yumurtayı dölledikten sonra bu gebelik ürünü bhCG adı verilen bir hormon salgılamaya başlar. bhCG düzeyleri döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra kanda normalde olduğu seviyelerin üstüne çıkmaya başlar. Gebe olmayan bir kadında kandaki bhCG seviyesi 0-10 mIU/ml’dir. Seviyenin 10 dan yüksek olması gebelik lehinedir. Kan bhCG seviyesi belirli bir miktarın üstüne çıkınca idrarda da saptanabilir. İşte gebelik testlerinde aslında bu hormonun seviyeleri ölçülür. gebelik dışında bazı hormon salgılayan tümörler de bu hormonun kan seviyelerini yükseltebilir. Gebeliğin takibi esnasında bhCG artışları gebelik ürününün sağlığı hakkında bilgi verir. Yine ektopik gebeliğin sında son derece önemlidir. Mol gebeliklerde de gebelik sonlandırıldıktan sonra tam bir iyileşmenin elde edilip edilmediği seri halde yapılan bhCG ölçümleri ile sağlanır. Normal bir gebelikteki bhCG değişimleri tabloda gösterilmiştir.Burada iki ayrı otörün kabul ettiği normal değerler bir arada gösterilmiştir.

Son tarihinden itibaren geçen hafta sayısı HCG (mIU/ml)
(INCIID)
HCG in mIU/ml
(Quest)
3 hafta 5 - 50 9 - 130
4 hafta 3 - 426 75 - 2,600
5 hafta 19 - 7,340 850 - 20,800
6 hafta 1,080 - 56,500 4,000 - 100,200
7 - hafta 7,650 - 288,000 11,500 - 289,000
13 - 16 hafta 13,300 - 254,000 18,300 - 137,000
17 - 24 hafta 4,060 - 165,400 1,400 - 53,000
25 - 40 hafta 3,640 - 117,000 940 - 60,000

Piyasada satılan değişik markalardaki idrar testleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle kullandığınız testin kullanma talimatını mutlaka dikkatlice okuyunuz.

Genelde idrar testlerinde 3 tane pencere bulunur. Bunlardan birine idrar örneği damlatılırken yan yana bulunan iki pencereye bakılarak test yorumlanır. Bu pencerelerden birisi testin doğru şekilde yapılıp yapılmadığınız gösterir (kontrol penceresi). Diğer pencere ise pozitif ya da negatif sonucu verir. Pozitif sonuç varlığında bu penceresinde ya bir çizgi ya da artı işareti çı. Sonuç penceresindeki çizginin renginin açık ya da koyu olması anlamını değiştirmez. Bu her durumda pozitif sonuç demektir. Bazı testlerde ise sonuç penceresinde artı ya da eksi işareti belirir. Artı pozitif sonucu yani gebeliği, eksi ise gebelik olmadığını gösterir.

Gebelik testinin sonucu okunurken testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman süresince beklenmelidir. Bazı durumlarda test negatif olmasına rağmen bir süre daha beklendiğinde hafif bir çizgi ortaya çıkabilir. Bu şüpheli sonucu belirtir. Ya hamile olmanıza rağmen hCG değeri testin saptayabileceği düzeylere ulaşmamıştır ya da hamile değilsinizdir ancak test reaksiyon vermektedir. Her iki durumda da testin 1-2 gün sonra tekrar edilmesi ya da kanda gebelik testi yapılması uygundur. İdeal olan testin kullanma kılavuzunda belirtilen zaman sonrasında sonucu yorumlamaktır.

Test hatalı sonuç verir?

Testin hatalı negatif sonuç vermesinin nedeni duyarlılığının kandaki düşük düzeydeki hCG değerlerini saptamaya yetmemesidir. Testin erken yapılması bunda en önemli faktördür. Testin bozuk ya da son kullanım tarihinin geçmiş olması da bir diğer etkendir.

Hatalı pozitif sonuçlar ise daha nadir görülür. Bu gibi durumlarda bazen idrardaki başka bir hormona (örneğin LH) çapraz reaksiyon gelişebilir. Bir başka de kimyasal gebeliklerdir. Çok erken dönemde test pozitif çıkmasına rağmen daha sonra klinik olarak gebelik fark edilemeden embryo canlılığını yitirir kan hCG değerleri düşmeye başlar.

İnfertilite tedavilerinde çatlatmak amacıyla yapılan hCG enjeksiyonları sonrasında da hatalı pozitif sonuçlar görülebilir. Bu nedenle test son hCG enjeksiyonundan 10-14 gün sonra yapılmalıdır.

Testin hatalı pozitif sonuç vermesi oldukça nadirdir. Bu nedenle pozitif sonuç varlığında ek incelemeye gerek duyulmazken negatif olması mutlaka gebe olunmadığı anlamına gelmez

Hamile olduğundan şüphelenen gecikmesi yaşayan pek çok eczaneden kolayca temin ettiği gebelik testi ile hamile olup olmadığını öğrenmeye çalışır. Bu hem son derece ucuz, hem kolay hem de özel bir yöntemdir. Özeldir çünkü testi uygulayan kadından başka kimse sonucu bilemez. Pek çok için bu önemli bir özelliktir. hamile olup olmadığını herkesten önce öğrenmek bu özel anı doyasıya yaşamak ister. Tam tersi şekilde istenmeyen bir gebelikten korkan da hamile olup olmadığını başkalarının bilmesini istemeyebilir.

Her yıl tüm dünyada milyonlarca gebelik testi satılmaktadır. Evde yapılan gebelik testi anlamında “home pregnancy test” (HPT) olarak adlandırılan bu yararlı kitler her zaman doğru sonuç vermeyebilir. Hatalı pozitif ya da hatalı negatif sonuçlar kişide hem psikolojik hem de fiziksel travmaya olabilir. Bu nedenle gebelik testi kitlerini kullanırken çok dikkatli olmak gerekir.

Bir gebelik oluştuğunda herhangi bir testin bu gebeliği saptayabilmesi için hCG adı verilen hormonun varlığı şarttır. hCG yalnızca gebelikte salgılanan bir hormondur salgılanabilmesi için döllenmiş yumurtanın blastokist aşamasına ulaşıp rahim içine yerleşmesi gerekir. Bu genelde yumurtlamayı takiben 6-10 gün içinde meydana gelen bir olaydır. Teorik olarak hCG döllenmeyi eden 9. gün civarında salgılanmaya başlar. Hormonun kanda yeterli düzeye ulaşıp idrarla da atılması için ek zamana gerek vardır. Çok erken dönemlerde hormon kanda yükselmeye başlamasına rağmen idrarl atılması gecikebilir. Normalde gebe olmayan bir kadında kandaki hCG düzeyi mililitrede 10 milienternasyonel üniteden (mIU) daha düşüktür

  • Myomlar rahim içini döşeyen tabakanın gelişmesini engeller. Endometrial dokunun gelişememesi implantasyonu yani embryonun rahme tutunmasını zorlaştırarak gebeliği önler düşüklere olur.

  • Myom çok büyük boyutlara ulaştığında yumurtalık kanallarının içindeki hareketide zorlaştırarak dış gebeliğe olabilir.

  • Serviksin (rahim ağzının) pozisyonunu bozarak spermin ilerlemesini döllenmeyi engelleyerek gebeliği önler.

  • Rahimde şekil bozukluklarına yol açarak implantasyonu engeller.

  • Gebelik sırasında artan östrojen düzeyleri küçük myomların büyümesine yol açarak düşüklere erken doğuma yol açabilir.

Myomların üreme sağlığına zarar vermemeleri için erken teşhis tedavileri çok önemlidir. Myomların boyutuna göre şekli belirlenir. Son zamanlarda geliştirilen embolizasyon gibi yöntemleri oluşturabilecekleri nedbe dokusu yüzünden çocuğu olmayan kadınlara önerilmez.


Değişik nedenlerle jinekologa giden pek çok ın arkadaşlarına biraz da korkarak “bende ur varmış” dediğine birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Halk arasında ur olarak adlandırılan bu durum aslında myomdur. Fibroid ya da leiomyoma adı da verilen myomlar, düz kas bağ dokusu içeren iyi huylu ( olmayan) kitlelerdir. Uterusun (rahim) kalın duvarı 3 tabakadan oluşur. Bunlardan en içte olanı endometrium adını alır siklusu boyunca değişimler gösterir eğer gebelik olmaz ise dökülerek kanaması ile birlikte atılır.. Ortadaki kas tabakasına myometrium denir. Uterusun en kalın tabakasıdır istemsiz çalışan düz kaslardan oluşur.Bu kaslar kanaması esnasında rahim içinde biriken kanı, doğum esnasında ise plasentayı rahim dışına atmak için kasılır.. Uterusu dışarıdan çevreleyen zar tabakasına ise seroza ismi verilir. Bu tabaka rahimi diğer organlardan ayırır yerinde tutunabilmesi için destek bağları oluşturur. Gebe olmayan bir ın rahminin büyüklüğü kişinin yaşı geçirmiş olduğu gebelik sayısına göre değişkenlik gösterir. Ortalama ağırlığı 80 gram kadardır.

Myomlar işte bu myometrium tabakasını oluşturan düz kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir.Sadece kas hücresi içermezler. Aslında myom daha gerçekçi bir mla bağdokusu tarafından bir arada tutulan düz kas hücreleridir. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz büyüklüğüne kadar değişkenlik gösterir. pelvisinde en sık görülen tümördür. İyi tarafı hemen her zaman iyi huylu olması kansere dönme olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olmasıdır. Hastaların %75′i kendisinde myom olduğundan dahi habersizidir. Kötü tarafı ise her 4-5 kadından birinde ortaya çıkmasıdır. Büyüklüklerinin çok değişken olması nedeni ile bu oranın aslında gerçeği yansıtmadığı, dikkatli bir inceleme yapılacak olursa myom görülme sıklığının %80′den daha fazla bulunacağı ileri sürülmektedir.Tek bir tane olabileceği gibi sayılamayacak kadar çok da olabilir.Her bir myom kitlesine myom çekirdeği ya da myom nüvesi adı verilir.Genelde birden fazla sayıda olma eğilimindedir.Myomlar sıklıkla 30-40 yaşlar arasında ortaya çı replasman almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Ergenlik öncesi görülmesi son derece nadirdir.

Myomlar genelde birden fazla sayıda olma eğilimindedirler. Bazen tek bir myom nüvesi belirgin derecede büyüyebilir çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bu gibi hastalarda da büyük olasılıkla bir kaç milimetrelik bile olsa başka myom nüveleri de mevcuttur. Myomlar rahimde büyümeye olurlar. Myomlu bir rahimin büyüklüğü ifade edilirken gebelik cesameti mı kullanılır. Gebelik sırasında hangi haftada rahimin ne kadar büyüdüğü bilindiği için myomlu bir rahimin muayenesinde de bu bilgiden yararlanılır rahim büyüklüğü örneğin 10 haftalık ya da 14 haftalık gebelik cesametinde şeklinde mlanır.

Nedenleri

En sık görülen pelvik kitle olmasına rağmen hiç kimse myomların ortaya çıktığına açıklayamamıştır. Bazı kadınlarda hiç görülmez iken bazı kadınlarda sürekli yeni myomların çıkma nedeni de belirsizdir.

Nedenleri tam olarak binmese de pek çok hekim bu kitlelerin kadınlık hormonu olan östrojen etkisi ile geliştiğine inanırken azımsanamayacak sayıda başka bir grupta östrojen ile ilgili olmadığını düşünmektedir. Myom östrojen hakkında bilinen gerçekleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Ergenlik öncesinde vücut henüz östrojen salgılamazken görülmezler

  • Östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların etkisi ile büyürler

  • Vücudun fazla miktarda östrojen ürettiği gebelik esnasında hızlı büyüme gösterirler

  • Östrojenin azaldığı hatta tamamen yok olduğu menopoz sonrası dönemde küçülürler

  • Menopoz sonrası yeni myom çıkması son derece nadirdir.

  • Dışarıdan östrojen alan kadınlarda büyürler

Myomlar yüksek düzeyde östrojen bulunduran kadınlarda gelişse de laboratuar bulguları myomu olan kadınların birçoğunda östrojen düzeylerinin normal olduğunu göstermektedir. Bu nedenle myom gelişiminde büyük olasılıkla östrojen tek sorumlu değildir. Östrojen düzeylerinin çok yükseldiği gebelik esnasında bu kitlelerin büyümesini bazı yazarlar östrojene değil, gebelik esnasında rahime giden kan miktarının büyük oranda artması neticede myomların fazla miktardaki kana cevap olarak büyümelerine bağlamaktadırlar.

Bazı çalışmacılar da diğer bir kadınlık hormonu olan progesteron’un da myom gelişiminde rolü olduğunu ileri sürmektedirler. Yapılan bazı klinik deneylerden elde edilen sonuçlar progesteron ile edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha fazla sayıda hücre bulunduğunu bazı hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldığında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara rağmen myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.

Türleri

Myomlar lokalizasyonlarına bağlı olarak değişik türde şikayetler yaratırlar. Bu nedenle de rahimde yerleştikleri yerlere göre sınıflandırılırlar.

  • Submuköz Myom:

    Hemen uterusun içini döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu itilme düzensizliklerine olabilir.Bir süre sonra myom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar orijinal yerine bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye ya da sarkmaya devam eder ise rahimden dışarıya hatta vajinadan vücut dışına sarkabilir.Myom hareket ettikçe sapının etrafında dönebilir aralarında kanamaya olabilir. Bu tür myomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.

  • İntramural Myom:

    Uterusu oluşturan kas tabakasının (duvarın) içinde yer alan myomlardır. Myom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.

  • Subseröz Myom:

    Uterusun dış yüzünden köken alan dışarı doğru büyüyen myomlardır. Genelde kanama problemi yaratmaz.

  • Saplı Myom:

    Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büyümeye devam edip de rahim ile bağlantısı sadece bir bağ ile sağlanır ise bu durumda saplı myomdan söz edilir.Eğer myom kendi etrafında döner ise sapı yani dolayısı ile kan bağlantısı da bozulur myom nüvesinde dejenerasyon meydana gelir. Eğer myomun sapı geniş bir tabana oturmuş ise buna sessile tipte myom adı verilir

  • İnterligamentöz Myom:

    Uterusu yerinde tutan ligaman adı verilen bağların arasında gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkartılması son derece güçtür.

  • Paraziter Myom:

    Büyüyen myom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışırsa bir süre sonra rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir myom yeni bağlandığı dokudan beslenmeye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.

Gerçekçi olmak gerekirse myomların hemen aslında birden fazla anatomik lokalizasyonda bulunur. Örneğin myomun büyük bir kısmı şntramural olmasına rağmen submüköz veya subseröz komponenti de vardır. Bu durumun istisnası saplı subseröz myomlardır.

Tanı

Jinekolojik muayene esnasında en sık fark edilen tümörler myomlardır. başka bir nedenle ın boşluğunun açıldığı ameliyatlar sırasında da kolaylıkla fark edilebilirler.Ancak pek çok myom başka bir nedenden dolayı yapılan muayene esnasında şans eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekilde hiçbir zaman farkına varılmaz.

Son 20 yıldır yaygın şekilde kullanılan ultrasonografi myomlardaki en önemli tanı aracıdır. Yumurtalıklara yakın bulunan myom nüveleri over tümörleri ile ıştırılabilir.

Myomların ayırıcı sında normal gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, uterusa ait şekil bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya yol açan diğer durumlar gözönünde tutulmalıdır.

Belirtiler

Myomların çoğu belirti vermemesine rağmen %25 vakada bazı şikayetler yaratır. Bunlardan en sık görüleni aşırı anormal vajinal kanama, ağrı ın şişliğidir.

  • Fazla kanama:

    Myomlu kadınların yaklaşık %30′unda kanamaları normalden fazla olur. Fazla kanamaya yol açan submüköz tipte myomlardır.Kitle büyüdükçe endometrium dokusunu iter dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya müsait alan fazlalaştığı için kanamanın miktarı da artar. İlk başlangıçta kanamanın süresi değişmez iken sadece kaybedilen kanın miktarı fazlalaşır. Daha sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonra kansızlığa yani anemiye olur. Bazı myom türleri ise kanama fazlalığı ile birlikte ara kanamalara da yol açabilir. Myomlu hastaları doktora gitmeye mecbur eden en önemli bulgu bu kanama bozukluklarıdır. Myom ile birlikte kanamalar o kadar fazla olabilir ki kişi neredeyse saatte bir ped değiştirmek zorunda kalabilir. Bu tür kanamalar yaşayan bir normal günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, işe gitmekten kaçınabilir saoyal korkular gelişebilir. Yani myom ın sosyal nı da etkileyebilen bir hastalıktır.

    Myomda kanamanın muhtemel nedenleri:

    • Endometrium yüzeyinin büyümesi

    • Rahimdeki damarlanmanın artması

    • %50 oranında beraberinde görülen endometrial hiperplazi.

    • Uterus kasılmalarının etkisizliği nedeni ile küçük damar ağızlarının kapanamaması

    • Submüköz myomlarda etrafdki endometrium dokusunda ülser olması

  • Ağrı:

    Myomda ağrı nadir görülen bir belirtidir. Genelde kanaması sırasında kramp tarzında olur. Burada uzun yıllar boyunca kanamaları ağrısız olan kadında birden bire ağrıların olması teşhiste myomu akla getirmelidir. görenlerde ise ağrının şiddetinin artması ya da şeklinin değişmesi düşündürücüdür. deneysel çalışmalar myomlarla birlikte görülen ağrıların mekanizmasının doğum larına benzediğini düşündürmektedir. Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş gibi davranır rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak lar. İleri derecede büyümüş bir myom etrafındaki dokulara sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da etrafında dönerek kanlanması bozulan myom ani bıçak saplanır tarzda ağrıya yol açar. Zaman zaman ise kanamalarından bağımsız ağrılar olabilir ancak bu son derece nadirdir.

  • ın şişliği:

    Myom büyüdükçe diğer organları iter bu da her türlü rahatsızlığa olabilir.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, rektuma (barsağın en son kısmı) bası yaparsa kabızlığa yol açabilir. Nadiren çok fazla büyüyen myom idrar yollarında tıkanma idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir.Yine barsaklardaki basıya bağlı olarak gaz problemi görülebilir.

  • Kısırlık:

    Myomlar ın gebe kalmasını ya da gebe kaldıktan sonra rahimin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler. Tubaları iterek spermin yumurtanın geçişini güçleştirebilir ya da endometrium düzenini bozarak döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyebilir.Myom büyümeye devam ettikçe üzerindeki endometrium tabakası gerilir kanlanması bozulur. Bu durumda gebelik ürününün rahimde yerleşse bile yeterli derecede kanlanması mümkün olmaz düşükle sonuçlanabilir. Bütün bu engelleri aşıp büyümeye başlayan bir gebelik ürünnü bekleyen diğer bir dezavantaj da myom nedeni ile bebeğe yeteri kadar büyüyecek yer kalmamasıdır.Bu durumda ise gebeliği bekleyen en muhtamel son düşük ya da erken doğumdur.

Myom ile gebeliğin bir arada bulunduğu durumlarda bir diğer sorun da myom nedeni ile doğum esnasında rahimin yeteri kadar kasılamamasıdır. doğum kanalına uygun şekilde giremez bu tür hastalarda büyük olasılıkla sezaryen gerekir. Doğum kanalını tıkayan myom varlığında ise sezaryen tek doğum şeklidir. Doğumdan sonra ise rahim kasılmalarının etkisiz olması nedeni ile fazla miktarda kanama görülebilir.

Myomlar genelde hem gebe kalmak hem de gebeliğin idamesi doğum için sorun oluşturmazlar. Ancak eğer bir sorun meydana gelir ise bu ciddi bir sorun olacaktır. Myomun kısırlığa yol açtığından söz edebilmek için kısırlığı açıklayacak başka hiçbir sebep olmaması gerekir. Yani infertilite araştırmasında yapılan bütün tetkikler myomlu infertil hastalarda da yapılmalıdır.

Komplikasyonlar

Çoğu myom belirti vermemesine rağmen bazı komplikasyonların varlığında özellikle ağrı kanama bulguları artar. Myomların komplikasyonları şunlardır:

  • Torisyon:

    Myomun sapı etrafında dönmesi sapının sıkışarak kanlanmasının bozulmasıdır. Bu durumda önce myomdan dışarıya sıvı kaçışı olur bu ağrıya olur. Eğer olay uzarsa myom sapından koparak batın boşluğuna düşebilir burada kendisine beslenecek uygun bir ortam bularak büyümeye devam edebilir (parazitik myom).

  • Enfeksiyon:

    Myomun ülsere olması daha sonrasında enfekte olmasıdır. Ağrı kanama yapar.

  • Kansere dönüşüm:

    Myomlu kadınlarda kafalarını kurcalayan en önemli soru hastalığın kansere dönüp dönmeyeceğidir. Myomlu kadınların %0.5′inde ileri dönemlerde leiomyosarkom denilen türü görülür. Ancak pek çok araştırmacı bunun var olan myomlardan köken almadığını, kendi başına diğerlerinden bağımsız olarak geliştiğini ileri sürmektedirler. Eğer varlığı bilinen myom hızlı büyümeye başlarsa, ağrı ateş görülüyorsa detaylı incelenmesi gerekir.

  • Dejenerasyon:

    Myomun normal hücre yapısının değişikliğe uğramasıdır. Örneğin menopozdan sonra myom küçülür atrofik dejenerasyon olur. Gebelikte rahimin hızlı büyümesine bağlı olarak myomun kanlanması hafif derecede bozulur hafif nekroz olur. Hastada ağrı, ateş, bulantı kusmalar olabilir. Myom içine hafif kanamalar olabilir. Gebelikte görülen bu değişime kırmızı dejenerasyon adı verilir. Myomlarda en sık görülen dejenerasyon ise hyalen dejenerasyondur. Mikroskopik bir değişimdir. Myom çekirdeği içerisinde kalsiyumun biriktiği kalsifik dejenerasyon da oldukça sık rastlanılan bir durumdur.

  • Asit:

    Saplı subseröz myomların ın zarını irrite etmesi ile ın boşluğunda sıvı birikimi olur.

  • ın içi kanama:

    Myomun üzerindeki damarlardan birinin yırtılması sonucu kanama olabilir. Son derece nadirdir.

  • İnversiyon: Saplı bir submüköz myomun çekmesine bağlı olarak rahim eldiven parmağı gibi tersyüz olabilir. Tehlikeli ancak nadir görülen bir durumdur.



Myomu olan birçok kadında eğer belirgin bir şikayet yaratmıyorsa gerekmez. Sadece yeterli olur. Bu gibi durumlarda her 6 ayda bir muayene ultrason ile hastanın takibi değişiklik saptanır ise gereklidir. tıbbi ya da cerrahi olabilir.

Myomlarda gerektiren durumlar şunlardır:

  • Kanama:

    , özellikle de cerrahi için en önemli sebep anormal kanamalardır. Eğer adetler çok fazla pıhtılı oluyor ise bu durum anemiye yol açacağından mutlaka edilmesi gerekir.

  • Ani büyüme:

    Kontrol altındaki myomun aniden büyümeye başlaması özel ilgi gerektiren bir durumdur. Eğer bu büyüme menopozdan sonra olmuş ise mutlaka araştırılması gerekir. Bu durumda hekim altta yatan kötü huylu bir olmadığını teyid etmelidir. Bu amaçla küretaj yapılabilir. Myomlardaki ani büyüme sadece kansere bağlı olarak gelişmez. Gebelik myom içine kanama gibi durumlar da büyümeden sorumlu olabilirler.

  • Ağrı bası bulguları:

    Eğer bu belirtiler dayanılamaz düzeylere ulaşır ise gerekli hale gelmiş demektir.

  • Myomun yeri:

    Bazen myom nüvesi ya da nüvelerinin lokalizasyonu cerrahi olarak çıkartılmalarını gerektirir. Özellikle 40 yaşından büyük kadınlarda overlere yakın yerleşimli myomlar over tümörleri ile ışabileceğinden alınmalıdır.

Myom tedavisinde en sık tercih edilen yaklaşımı cerrahidir.Seçilecek cerrahi yöntem hastanın yaşı, sosyal durumu, çocuk isteği, şikayetlerin tipi şiddeti gibi faktörlere bağlıdır. Bu faktörlere göre rahimin tamamen alınması (histerektomi) ya da sadece myomların çıkartılması (myomektomi) alternatiflerinden bir tercih edilir.

Myom tedavisinde diğer yaklaşımları arasında myom çekirdeklerini çıkarmadan, laser ile yakmak, sıvı nitrojen ile dondurmak, hormon baskılayıcı ilaç kullanarak küçülmelerini sağlamak sayılabilir. Bu baskılayıcı ilaçlar kadında suni menopoz yaratarak myomları küçültmeyi amaçlamaktadır.Deneysel yöntemlerinden birisi de laparoskopi eşliğinde myom çekirdeğine elektrik akımı vererek myolizis yapmaktır. Bu tür yaklaşımları kısa süreli rahatlamalar getirebilir ama özellikle hormon sonrasında, esnasında küçülen myomlar ilaç kesildikten sonra hızla büyüyebilir eski durumundan daha kötü hale gelebilir. Bazı ekoller cerrahi öncesinde 3-6 ay kadar hormon vererek myomları küçültmeyi bu sayede cerrahi esnasında işlemi kolaylaştırmayı kanama miktarını azaltmayı önermektedirler.

Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen servisit en sık şılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. kadınların yarısından fazlası nın bir döneminde bu hastalığa yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her servisit için uygun bir adaydır. Kasık ağrısı vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına mutlaka servisit bulunur. diğer pek çok hastalığa benzediği spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. Çok büyük bir olasılıkla bir enfeksiyona bağlıdır ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir.

Servisitin ilk belirtisi kanamasının bitişini eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır. Diğer belirtiler arasında anormal vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, idrar yaparken yanma bel ağrısı bulunur. Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu iltihabi bir akıntı ortaya çı.

Uzamış edilmemiş bir servisit mukus yapımını bozarak spermlerin servikal kanala girişini bozabilir kısırlığa yol açabilir. Servisiti olan gebe bir kadında da düşük erken doğum riski bulunur. Bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası be göz enfeksiyonları normalden daha fazla görülür.

Tanı

Servisit, yani serviksin iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucudur. Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır şişer. Bu durum muayenede yara şeklinde görülebilir. Servisit sı genelde jinekolojik muayene ile konsa da dan emin olmak ayrıcı tanı yapabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Bunlar

  • Biopsi: Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında serviks biopsisi alınabilir. İşlem esnasında şüpheli alanlardan örnek alınır. Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 hizalarından biopsi alınır patolojik incelemeye gönderilir.

  • Kolposkopi: Rahim ağzının ışık altında büyütece benzer bir optik alet ı ile incelenmesidir. ?üpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biyopsi alınacak yer tespit edilir. Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.

  • Smear: Servikal enfeksiyonu erken dönem serviks kanserinin taramasında kullanılır. Smear her ın yılda 1 defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir.

Nedenleri

Servisitin lı şekilde edilebilmesi altta yatan nedeninin mlanması ile ilgilidir. Eğer buna basit bir irritan madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir. Eğer altta yatan sebep bir enfeksiyon ise bu enfeksiyonun uygun şekilde , servisit problemini de çözecektir. Servisite olan en önemli 3 mikroorganizma klamidya, gonore trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

Eğer servisit durumu uzamış ise altta yatan etkenin tedavisine rağmen servisit tablosunda gerileme yoksa serviskteki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir. Bunlardan en sık kullanılan koterizasyon krioterapidir. Koterizasyon ısı ı ile tahrip etmektir. Halk arasında bu işleme yara yakma adı verilir. Krioterapi ise sıvı karbondioksit veya azot ı ile anormal dokuların dondurulmasıdır. Buna da halk arasında yara dondurma ismi verilir. Son olarak da Lazer ile hücrelerin tahribi uygulanabilir.

  • Koter: Kronik servisitteki en eski en klasik yöntemdir. Kalem şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir. 3 yöntem arasında en son tercih edilmesi gereken tedavidir. İşlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. İşlem sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

  • Kriyoterapi: Kotere göre bazı avantajları vardır.Daha az ağrıya olur, daha kontrollü bir doku tahribine olanak r. Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar.Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan . Son derece basit yaklaşık 10 dakika süren bir işlemdir.

  • Lazer: Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur.

şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren bol sulu bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir bu nedenle işlemlerden sonra 2 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme 6-8 hafta kadar alabilir.

Önlemler
Servisitten ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

  • Çok emin olmadığınız kişiler ile ilişkiye girmeyin.

  • Partnerinizde gonore varsa hemen doktorunuzla görüşün

  • Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin

  • Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda 1 kez jinekolojik muayeneden geçin

  • Kokulu tampon, deodorant gibi irritan maddeleri kullanmayın

Halk arasında rahimin ters olması olarak bilinen durum dilinde retrovert uterus olarak mlanır. Bir doğduğunda uterusu (rahim) belirli bir pozisyondadır normalde bu pozisyon ölene dek değişmez. Rahim öne doğru (antevert) ya da arkaya doğru (retrovert) olabilir. Antevert uteruslara daha sık rastlanmaktadır. Kadınların %70-85′inde rahim öne doğru dururken geri kalanlarda arkaya doğrudur. Uterusun öne ya da arkaya doğru olması patolojik bir bulgu değil normal anatominin bir varyasyonudur. Tıpkı sağ eli ya da sol eli kullanmak gibi veya saç, göz rengindeki farklılıklar gibi bu anatomik duruş da normaldir.

NEDENLERİ

Rahimin retrovert olması normal bir anatomik durum olmakla birlikte bazı durumlarda öne doğru duran uterus arkaya dönebilir . Örneğin yapılan doğumlara bağlı olarak uterusu yerinde tutan bağlarda gevşeme olabilir uterus arkaya doğru dönebilir.Yine menopoz sonrası aynı nedenle benzer bir durum ortaya çıkabilir.

Bunlardan daha önemlisi pelvis içindeki anatomiyi bozan bazı hastalıklar rahimi geriye doğru çekebilir. Bu hastalıklardan en önemlisi endometriozistir. Tüplerin enfeksiyonları, pelvik iltihabi nedeni ile ya da ameliyatlar sonrası oluşan yapışıklıklar da rahimin ters dönmesine olabilir. Çok nadiren pelvis içinde yer kaplayan kitleler de rahimi arkaya doğru itebilir.

BELİRTİLERİ

Tek başına olan retrovert uterus durumu olguların çoğunda herhangi bir belirti vermez. Nadiren kişide cinsel ilişki sırasında ağrı ya da rahatsızlık hissi olabilir. Bazı hastalarda ise larının altında yatan retrovert uterus olabilir. Altta yatan endometriozis gibi bir patoloji varsa buna bağlı yakınma bulgular görülebilir.

TANI

Retrovert uterusun sı herhangi bir nedenle yapılan jinekolojik muayenede tesadüfen konur

TEDAVİ

Retrovert uterus varlığında herhangi bir gerekmez. Bazı hekimler kronik kasık ağrısı nedeni ile vajinal pesser uygulamayı tercih etseler de bu kalıcı bir çözüm sağlamaz. Ters duran rahim muayenede herhangi bir şekilde öne doğru döndürülemez. Bu amaçla yapılabilecek ameliyatlar olmakla birlikte modern jinekolojide hiçbir kullanım alanı yoktur hastaya zarar veren girişimlerdir. Ameliyat sonrası oluşacak yapışıklıklar hem kısırlığa olabilir hem de kasık ağrısının artmasına yol açabilir.

Muayenede retrovert uterus saptanması durumunda altta yatan bir patoloji saptandığında bunun tedavisine yönelik girişimlerde bulunulması gerekir.

RAHMİN TERS OLMASI KISIRLI? OLUR MU?

Tüm dünyada pek çok retrovert uterusun çocuk sahibi olmada güçlüğe olacağını düşünür. Bu yanlış inancın kaynağının ne olduğu meçhuldür. Altta yatan endometriozis gibi başka bir durum varsa buna bağlı olarak kısırlık söz konusu olabilir. Ancak tek başına rahmin ters durması gebeliğe engel bir durum değildir.

Çeşitli nedenlerle tüp tedavisine giren 807 ın incelendiği bir araştırmada rahimin ters olmasının gebelik sonuçları üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir.

HAMİLELİKTE DURUM?

Retrovert uterusa sahip olan kadınlar hamile kaldıklarında gebeliğin ilerlemesi rahimin büyümesi ile birlikte uterus hamilelikteki normal pozisyonunu alır vajinal doğum ya da sezaryen ile sorunsuz doğurtulur. Gebelik öncesi rahmin ters olması normal doğuma engel değildir. Doğumdan sonra ise rahim küçülür loğusalık döneminin sonunda yine eski halini alır retrovert olarak kalır.

Çok nadiren binde 3-14 olguda rahim büyürken öne doğru dönüp normal pozisyonunu alamaz pelvis boşluğu içinde sıkışır. Uterus inkarserasyonu olarak adlandırılan bu durum anne nı tehdit edebilir.

İnkarsere uterus varlığında şart olmamakla birlikte gebeliğin -20. haftaları arasında şu belirtiler ortaya çıkabilir:

*

Sık idrara çıkma
*

Mesanenin tam boşalmadığı hissi
*

İdrar yaptıktan sonra mesanede idrar kalması
*

Şiddetli kabızlık
*

Alt ın ağrısı
*

Vajinal kanama

Çok nadiren ise herhangi bir bulgu olmaz termde doğum başlayana kadar herhangi bir yakınma ortaya çıkmaz.

edilmeyen olgularda fetal kayıp oranı %33′e kadar çıkabilmektedir. değişik yöntemler ile uterusun normal pozisyone gelmesini sağlamaktır.

 Kadınların yarısından fazlasında döneminde az ya da çok ağrı olur. Ancak yaklaşık %10 kadında dönemindeki sancı oldukça şiddetli olur ın 1-3 gün boyunca çoğu durumda kendini iş göremeyecek kadar kötü hissetmesine olur. Hastalıkları Doğum kliniklerine yapılan acil başvurularının yaklaşık %10′u sı nedeniyle olmaktadır. Dismenore, yani görme başvuru yapıldığı takdirde gerekli incelemeler sonrası etkili bir şekilde edilebilir.

görülür?

görme aslında normal görme mekanizmasının önemli bir parçası olan uterus kasılmalarının tarafından ağrı şeklinde hissedilmesidir. Bu uterus kasılmalarının amacı uterus iç tabakasının atılarak yenilenmesi esnasında oluşan kanama miktarını en az seviyede tutmaktır. Bu kasılmalar esnasında uterusta bölgesel olarak prostaglandin adı verilen bazı maddeler salgılanır. Ağrıya yol açan olayın bu prostaglandinlerin ya aşırı miktarda salgılanması ya da kadında prostaglandinlere ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması olduğu kabul edilmektedir. Prostaglandin salgısı yumurtlama sonrasında oluşan bir olay olduğundan tipik olarak görmeden kısa süre önce başlayan bittikten sonra tümüyle kaybolan sı yumurtlama olduğunun güvenilir belirtilerinden biridir.

görmenin nadir görülen nedenleri arasında serviks (rahim ağzı) girişinin kürtaj, enfeksiyon gibi nedenlere bağlı olarak daralmış olması buna bağlı olarak kanının “zorlukla atılması” spiral kullanımı gibi nedenler yer alır.

Ne gibi belirtiler oluşur?

sı genellikle görmeden önceki ilk 24 saat içinde başlar, görmekle beraber şiddeti kısa süreli olarak artar döneminin bitmesine kadar giderek hafifler.

Bulantı-, halsizlik, ishal, kramplara ek olarak şiddetli bel ağrısı baş ağrısı yla beraber sık görülen diğer belirtilerdir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda bayılma bile ortaya çıkabilir.

Ne zaman jinekolojik değerlendirme gerekir?

ları ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayene gerekli değildir. Ancak ları çok şiddetli olup genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa /veya iş kaybına oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılmalı etkili bir uygulanmalıdır.

Jinekolojik değerlendirmenin çok önemli bir amacı vardır. Endometriozis (rahim iç tabakasının normal dışı bölgelerde bulunması), kronik enfeksiyon, yapışıklıklar, yumurtalık kistleri, uterus myomları diğer bazı jinekolojik hastalıklar kendilerine özgü belirtiler dışında aynen sı gibi belirtiler de verebilirler. Yapılan jinekolojik muayene bu durumların varlığını ortaya çıır böyle durumlarda tamamen farklı olur.

edilir?

Eğer jinekolojik muayenede sını taklit edecek bir durum söz konusuysa (endometriozis, yumurtalık kisti, myom, spiral, enfeksiyon gibi) öncelikle saptanan edilmelidir. Yetersiz değerlendirme sonucu yapılan tedavinin lı olma şansı düşüktür.

Jinekolojik muayenede hiç bir jinekolojik patoloji saptanmadığında ilk basamak ağrı kesicilerdir. Kullanılacak ağrı kesiciler “nonsteroid anti inflamatuar analjezikler” adı altında gruplandırılan ağrı kesme dışında iltihap giderici özellikleri de bulunan ağrı kesiciler olmalıdır. Bu ilaçlar ağrıyı kesmeleri dışında prostaglandin üretimini de azaltarak çift yönlü yaparlar. başlamadan 24 saat öncesinde doktor önerisine göre değişen dozlarda tercihen naproksen sodyum içeren ilaçlar kullanılır sancı devam ettiği sürece ilaçlar alınmaya devam edilir.

ilaçlara yanıt alınamayan durumlarda ikinci basamak doğum kontrol haplarıdır. Dismenore ile yumurtlama arasında yakın bir ilişki söz konusu olduğundan yumurtlamanın doğum kontrol haplarıyla ortadan kaldırılması ağrıları çoğu durumda etkili bir şekilde kontrol altına alır.

İkinci basamak tedaviden de fayda görmeyen kadınlarda ileri inceleme gerekir. Bu amaçla gerekli ön hazırlığı takiben laparoskopi adı verilen yöntemle ın boşluğu incelenir. Bu incelemede genellikle saptanan patoloji endometriozistir daha farklıdır.

Olayın psikolojik kompoonentinin varlığından şüphelenildiği durumlarda doktor önerisine göre psikiyatri konsultasyonu gerekebilir.

Yoga, transandantal meditasyon, biofeedback, gevşeme gezersizi gibi yöntemler de usulüne uygun olarak uygulandıklarında faydalı olabilir.

düzensizlikleri anormal kanamalar hastalıkları doğum hekimine başvuranlar arasında en ön sıralarda yer alan bir sorundur. düzensizlikleri yapan sebepler yaş gruplarına göre değişiklik gösterebilir. Sik rastlanan sebepleri aşağıya çıkartılmıştır.

YENİ DOĞAN DÖNEMİ

Anneden geçen hormonların, doğum sonrası bebeğin kanında hızla seviye kaybetmesi neticesi, bebeklerde bazen vajinal kanama olabilir.

OYUN ÇOCUĞU DÖNEMİ

Bu dönemde sıklıkla kanama yapabilen sebepler arasında oyun sırasında vajene yabancı cisim yerleştirilmesi, anneye ait doğum kontrol hapı gibi hormon ilaçlarının içilmesi sayılabilir.

GEÇ ÇOCUKLUK DÖNEMİ

Bazen erken puberte (ergenleşme) dediğimiz durum olur ki; sebepleri arasında vücudun bazı bölgelerinde tümör oluşumu, hormon bozuklukları rol oynayabilir. Bu dönemde de yine yabancı cisim hormon ilaçlarının içilmesi rol oynayabilir. .

ADÖLESAN DÖNEMİ

Jüvenil kanama (disfonksiyonel kanama) hormonal aksin uygunsuz çalışmasına bağlı kanamalardır. Genellikle yumurtalıklardan oluşumu buna bağlı olarak da hormon üretiminde yetersizliklerle (progesteron hormonu) karakterizedir. bazen yoğun kanmalar bir kaç hafta sürebilir. Tedavide eksikliği olan hormonun yerine konması seklinde . Bu dönemde hormon preperatlarını kullanırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü henüz büyüme çağında bulunan çocuklarda yoğun hormon kullanımı büyümeyi durdurabilir.

ÜRETKEN DÖNEM

Bu dönemde en önce akla gelmesi gereken dışı kanama sebebi, gebeliklerdir. Gebelikte normalde kanama olmaz. Ancak bazı gebeliklerde düşük tehlikesi, çok erken düşüklerin olması, dış gebelikler erken gebelikte kanama sebebi olarak karsımıza çıkabilir.

Gebeliğin daha ileri dönemlerinde çocuğun esinin doğum kanalının alt kısımlarına yerleşik olması, esin erken ayrılması kanama sebebi olabilir.

Yumurtlamanın düzgün olmamasına bağlı kanama bozuklukları da yine bu dönemde görülebilir.

Rahimin en iç tabakası olan endometriumun aşırı kalınlaşıp sonra yoğun kanamalarla döküldüğü hiperplaziler yine yumurtlama bozukluklarına bağlı olarak gerçekleşebilir. Rahim içinde yerleşik kanserler de kendini kanama ile gösterebilir.

Dışardan kullanılan bazı ilaçlar kanama düzensizliği yapabilir. Özellikle düşük hormon miktarları içeren bazı doğum kontrol hapları böyle kanamaya yol açabilir. Aylık veya üç aylık korunma iğneleri de ayni şekilde kanama bozukluğu yapabilir.

Süt hormonu bozuklukları da seyrek olma, sik olma, az olma gibi düzensizliklere yol açabilir.

RAHİMİN KENDİ HASTALIKLARI

Vajende bulunabilen bazı hastalıklar, vajinal çok seyrek görülür, dışı kanamalar yapabilir. Rahim ağzında kolay kanayabilen yaraların varlığı , yine seyrek olarak rahim ağzı kanserleri sebep olabilir. Rahim içinde yerleşik polip veya myom dediğimiz urlaşmalar da kanamsında uzama veya dışı kanamalar yapabilirler. Rahimin adale tabakası içinde bulunan myomlar, rahim kasılmasını bozarak daha uzun sürelerine sebep olabilirler.

ÜRETKEN ÇAĞ SONLARI

Disfonksiyonel kanamalar (yumurtlamanın bozulması yumurtalıktan uygun hormon üretiminin olmaması durumlarında ortaya çıkabilir).

Rahim iç tabasında hiperplazi dediğimiz tabakalaşmalar bu dönemde karsımıza çıkabilir. Hiperplazi sonrası kanserleşme riski açısından bu hastaların çok iyi incelenmesi, biyopsi yapılması (parça aldırmak) gereklidir.

MENOPOZ SONRASI

Menopoz sonrası kanama olması kesinlikle açısından incelenmeyi gerektirir.

Vücudun hormonsuz kalması da bazen kanama sebebi olabilir (atrofik kanama).

düzeninin sağlanmasında beyinin de önemli rolü vardır. Stresler, psikolojik sıkıntılar, iklimsel etkiler bazen düzenini değiştirebilir. Ancak üretken dönemde öncelikle gebelikle ilgili sorunun ortadan kaldırılması gereklidir.

dışı kanamaların her türlüsünde mutlaka muayene olunmalıdır. Hekim muayene sonrasında gerekliyse smear (sürüntü) , ultrason endometrial biyopsi alır, gerekli olgularda hormon incelemelerini ister.

Normalden sapma olan her kanama mutlaka doktor muayenesi gerektiren bir durumdur. Doktor incelemesinde yapılacak olan işlemler komple jinekolojik muayene, ultrason, papsmear doğurganlık çağında olanlarda gebelik testi şeklinde olacaktır. Bu incelemeler normaldışı kanamaların yaklaşık %80′inin aydınlatılması için yeterli olur. Ek olarak bazı özel durumlarda hormonal tetkikler (özellikle sürekli gecikmesi olanlar, gecikmesi 6 aydan daha uzun sürenler, beraberinde tüylenme, şişmanlama, gebe kalamama şikayeti olanlar gibi), biyopsi işlemleri (ara kanaması olmakla birlikte ya da öncesi lezyon şüphesi olanlar, 35 yaşın üstündeki tüm normaldışı kanamalar, menopozda kanama) de düzensizliği olan kadınlarda uygulanan ileri tetkiklerdir.

edilir?

Tanı koyma esnasında yapılan incelemeler şu sorulara cevap ararlar: gebelik var mıdır?; edilmesi gereken hormonal dengesizlik var mıdır? Cerrahi yolla uzaklaştırılması gereken öncüsü lezyon ya da var mıdır? Bu üç durum da saptanmamışsa bu durumda en muhtemel enfeksiyondur antibiyotik verilir. Tedaviye rağmen devam eden kanamalarda incelemelerin tekrar edilmesi gerekebilir.

Jinekolojik muayene ultrasonda saptanan bulgulara ek olarak idrar veya kanda yapılan gebelik testleriyle gebelik sı kesinleştirilir. Gebelik olduğunda da sıklıkla düşük tehdidi, düşük ya da dış gebelik söz konusudur bu durumlar usulüne uygun olarak