nedir

Çinli üreticiler, 666 gün şarja gerek duymayan yaptı.
Cep telefonumun şarjı bitecek diye endişelenme devri artık bitiyor. Çin’de üretilen I Coloured Mobile ZJ268 tam 666 gün pil ömrü sayesinde şarj edilmeye gerek kalmıyor.

Dört hoparlörü bulunan cep telefonuyla , mp4 dinlemek izlemek de mümkün. GPRS WAP bağlantısı da bulunan cep telefonunun en önemli özelliği 32.800mAh süper pili. 3,0 inch büyüklüğüne sahip bu Çin’de 128 dolardan satışa sunuldu.

Amerikan Ulusal Nanoteknoloji İnisiyatifi’ni Değerlendirme Komitesi tarafından yayımlanan makalede, nanoteknoloji çalışmalarının henüz başlangıç aşamasında sayılabileceği ancak önümüzdeki yıllarda bu teknolojinin ekonomiye insan yaşamına damgasını daha fazla vuracağı belirtildi. Raporda yer verilen bir çalışmada, 2014 yılına kadar nanoteknoloji ürünlerinin küresel yıllık cirosunun 2,6 trilyon ı bulacağı öngörülüyor. Deloitte Global , Medya Telekomünikasyon İnovasyon Direktörü Edward K. Moran’ın da üyesi olduğu Amerikan Ulusal Nanoteknoloji İnisiyatifi’ni Değerlendirme Komitesi tarafından kaleme alınan, “Ölçek Meselesi: Ulusal Nanoteknoloji Girişimi 3 Yıllık Değerlendirmesi” başlıklı makalede, bu teknolojinin bugününe geleceğine yönelik değerlendirmeler yapıldı.

Raporda yer verilen bir çalışmada 2014 yılı itibarı ile günlük yaşamın bir çok alanına girmiş olacağı bu ürünlerin dünya çapında 2,6 trilyon dolarlık bir ciro yapacağı tahmin edildi.

Raporda nanoteknolojinin toplumsal etik sorumluluklar çerçevesinde geliştirilebilmesi için çevre, güvenlik üzerindeki etkilerinin daha geniş araştırılması gerektiği kaydedildi. Ancak bilim adamları, mühendisler, sosyal bilimciler, toksikolojistler, politikacılar sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımıyla nanoteknolojinin etik sosyal etkileri hakkında sonuçlara varılabileceği ifade edildi. Ayrıca bu yeni bilim dalının potansiyelinin tam olarak değerlendirilebilmesi açısından kamu özel sektör desteği ile gerçekçi yatırım getirisi beklentilerinin önemi vurgulandı.

Raporun hazırlanmasına katkıda bulunan Edward K. Moran, 23 Ekim 2007’de yapılacak “Deloitte Fast50 – 2007” Ödül Töreni’ne katılacak. Moran, ’nin en hızlı gelişen 50 şirketinin açıklanacağı gecede, “ Geleceğe Dair Trendler” başlıklı bir konuşma yapacak.

2014’te 2,6 trilyon ciro

Makalede, nanoteknolojinin ekonomi üzerindeki olası etkilerinin değerlendirildiği bölümde Lux Research kuruluşu tarafından bu konuda yapılan bir çalışmaya yer verildi. Buna göre 2004 yılında nanoteknolojinin varolan materyal iş süreçlerinde kullanılması sonucunda 158 milyar gelir elde edildi. Ancak bu gelirin sadece %’si hızla gelişen yenilikçi nanoteknoloji ürünlerinden sağlandı. Çalışmaya göre 2014 yılında nanoteknoloji bütün bilgisayarlarda, elektronik aygıtlarda, ilaçların %23’ünde, otomobillerin %21’inde nanoteknoloji kullanılacak. Bu ürünlerin toplam cirosu ise 2,6 trilyon ı bulacak.

Nanoteknoloji konusunda en çok patent alan ülke ABD

Amerikan Ulusal Nanoteknoloji İnisiyatifi Komitesi’nin hazırladığı rapora göre, ABD nanoteknoloji gelişiminde halen lider konumda, ancak giderek daha fazla uluslararası rekabetle şı şıya kalıyor. Japonya AB’nin nanoteknoloji bilim alanında yaptığı yıllık kamu harcamalarının yaklaşık miktarı, ABD’ninkine yakın olarak, 1 Milyar olarak tahmin ediliyor.

Ülkeler bazında yapılan şılaştırmalar alınan patentlerin dökümü, uluslararası platformda nanoteknolojide giderek artan miktarda entelektüel etkinliği ortaya koyuyor. 1976 - 2003 yılları arasında nanoteknoloji ile ilgili 5228 patentin %67’sinin Amerikan kurumları tarafından alınması, bu ülkenin önde olduğunu gösteriyor. ABD’nin bu dönemdeki 3500 civarındaki patentini, 926 patent ile Japonya, 684 patent ile Almanya, 244 patent ile Kanada 183 patent ile Almanya ediyor.

’de Nanoteknoloji

’de de yeni bilim dalı, Ulusal Merkezi TÜBİTAK önderliğinde araştırılıyor. Avrupa Birliği Yedinci Çerçeve ı kapsamında çalışmaları sürdürülen nanoteknoloji, özel sektörün de dikkatini çeken bir alan haline gelmeye başlıyor. Nanoteknolji Ar-Ge faaliyetlerinde giderek daha önemli bütçeler almaya şimdiden bazı ürünlerin kalitesini yükseltmede kullanılmaya başlandı

’de Nanoteknoloji

Yeni gelişmekte olan Nanoteknolojinin 2025 yılı itibariyle mızı büyük ölçüde etkileyeceği düşünülmektedir. de şimdiden nanoteknolojiyi üretir hale gelebilmek için uygun adımlar atmaya başlamıştır. En önemli gelişme Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nin (UNAM) kurulmasıdır. Bu merkezin amacını Prof. Dr. Salim Çıracı şöyle ifade etmektedir: ULUSAL NANOTEKNOLOJİ MERKEZİ

• Nanobilim nanoteknoloji gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkeler arasında teknolojik bir yarışa dönüşmüştür. • Nanobilim nanoteknoloji alanındaki seviyeleri, âdeta, ülkelerin gelişmişliklerini ölçen bir kriter olmuştur. • Araştırma laboratuarları (nanobilim nanoteknoloji araştırmalarına yönelik olarak) yeni bir örgütlenmeye gitmekte; üniversiteler (konu ile ilgili) yeni eğitim programları başlatılmaktadır. • Nanoteknoljiye sahip olmayan ülkeler (gelecekte) , biyoloji, savunma sanayi, iletişim bilişim alanında bu yeni teknolojinin ürünlerini çok zor pahalıya elde edebileceklerdir. • Nanoteknolojinin insan yaşamını buhar makinesinden veya bilgisayarlardan çok daha fazla etkileyeceği beklenmektedir (bir an için, 18. 19. yüzyıllarda buhar makinesinin, çağımızda ise, bilgisayarların insan yaşamında yarattığı değişimi anımsayalım).

Sayın Çıracı, kurulmasını önerdiği Ulusal Nanoteknoloji Merkezi için, kısa dönemli hedefler olarak, şunları öngörüyordu: • Mini gaz sensörleri, biyolojik sensörler; • Mini foton kaynakları; • Hızlı -elektronik -sprintronik aygıtlar; hassas manyetik sensörler; • Yüksek çözünürlüğe sahip ölçü aletleri geliştirilmesi…

Diyelim ki, böyle bir merkez kuruldu; bu merkez bize ne yarar sağlar? Sayın Çıracı soruyu şöyle yanıtlıyordu: • Geliştirilecek teknolojilerle nanoteknolojinin ülkemizde kök salması ekonomiye katkı sağlar hale gelmesi için ilk atılacak, uzmanlar yetiştirilecek., • İthâl olanağı bulunmayan kritik ürünleri ülkemizde üretilecek. Yeni istihdam olanakları elde edilecek, ihracatımız artırılacak. • Beyin göçüne engel olunacak. • Çeşitli üniversitelerimizden araştırmacılar birlikte çalışma olanağını bulacak. Evrensel düzeyde bilim üretilecek. • Yabancı ülkelere göç etmiş bilim adamlarımızın kısa sürelerle ziyaret ettikleri transfer ettikleri bir merkez oluşturulacak.

ACİL ULUSAL

Çıracı konuşmasını, “TÜBİTAK, DPT gibi kuruluşların zaman kaybetmeden konuyu sahiplenmesini beklemekteyiz” sözleriyle noktaladı. Gerçekten de, eğer , yarının dünyasında söz sahibi olma iddiasındaki ülkeler arasında kendisi için bir yer arıyorsa, nanobilim nanoteknoloji alanında mutlaka belirli bir yetenek düzeyini yakalamak zorunda. Belki de, konuya en sağlıklı yaklaşım, ’nin de, Clinton döneminde ABD’nin yaptığı gibi, bu alanda ulusal bir ı âcilen yürürlüğe koymasıdır. Bu çerçevesinde, nanoteknoloji nanobilim alanında, üniversitelerinin yetenek envanteri de dikkate alınarak, söz konusu merkezin kurulması da dâhil olmak üzere, nelerin yapılması gerektiği ayrıntılı olarak belirlenip hemen harekete geçilebilir. Sayın Çıracı’nın, konunun açısından taşıdığı öneme ilişkin tespitlerini ortaya attığı öneriyi destekleyecek pek çok gerekçe, TÜBİTAK’ın eşgüdümünde yürütülen sonuçlanmak üzere olan Vizyon 2023 projesinde zaten var.
“Geçen yüzyılın son çeyreğinde bilişim iletişim teknolojilerinde başlayan hızlı gelişmeler nanoteknolojiye yönelişi tetiklemiştir. Dünya ülkeleri Nanoteknoloji araştırmalarına üniversite sanayi sektöründe büyük yatırımlar yaparken ülkemizde de nanobilim nanoteknoloji de bir mükemmeliyet merkezi oluşturmak fikri Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından benimsenmiş Bilkent Üniversitesinde Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezinin (UNAM) kurulmasına verilmiştir. Proje, , Kimya, Moleküler Biyoloji Genetik Bölümlerinden Elektronik Mühendisliği ünden çok değerli araştırmacılar tarafından yürütülmektedir. Bu araştırmacılarımızdan bazıları yıllardır nanobilimin gelişmesine katkılar yapmış Avrupada nanoteknoloji programlarının şekillenmesine yardımcı olmuştur. Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Laboratuvarı tamamlandıktan sonra ’deki bütün araştırmacılara bilim adamlarına açık olacaktır. Belli zamanlarda araştırma konuları ilan edilecek bu araştırmalara ilgi duyan araştırıcılar projeleri ile başvuracaklar; kabul edilecek projeleri çerçevesinde laboratuvar olanaklarını yeni nanoteknoloji ürünlerini geliştirmek üzere kullabileceklerdir. Bu araştırmalarda yurt dışında çalışan bilim adamlarımızın da aktif bir şekilde yer almasını bekliyoruz. Merkez, araştırma-geliştirme işlevleri yanında ülkemizde nanobilim nanoteknoloji konusunda uzman yetişmesinde aktif bir rol üstlenecektir. Projede en önemli araştırma-geliştirme çalışmaları nanotekstil, fiber, nanofotonik- nanoelektronik spintronik aygıtlar, fiber lazerler, spektroskopi, nanodetektörler ölçeklerde ölçüm aletlerinin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşacaktır. Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezinde yapılan yüksek lisans doktora tezlerinin kısa zamanda ürüne dönüşmesi öğrencilerimizin kendi işletmelerini kurarak uluslararası nanoteknoloji pazarına girmesi en büyük arzumuzdur. Bu şekilde çok değerli beyinlerimiz dışarıya ihraç edilmek yerine ülkemizin refahına katkıda bulunacaktır, ülkemiz modern teknolojide mesafe kaydedecektir.” UNAM binasının inşaatı bitmiştir çalışmalarına başlamıştır.

Nanoteknoloji Açısından Bilim Sanayi Politikamız 

Artık bilim politikamızda bir paradigma değişikliğine gitme zamanı gelmiştir. transferinden vazgeçip, ihtiyacımız olan teknolojiyi ortaya çıkaracak bilimi kendimiz, ülkemizde üretmek zorundayız. Baş döndürücü bir hızla ortaya çıkan gelişen yeni teknolojilere yaptığımız araştırmalarla katkı sağlamalıyız. Yakın, orta uzun vadede sonuçlar alabileceğimiz kritik alanlar belirlenmeli (bu alanların başında nanoteknoloji gelmektedir), kaynakların ayrılmasında bu alanlara öncelik verilerek, ihtiyacımız olan beyin gücü altyapı hazırlanmalıdır. Aksi takdirde, yüksek teknolojiye ödediğimiz miktar gittikçe artacak, ülkemizin kaynakları yetersiz hale gelerek gün geçtikçe daha fakir bir ülke haline geleceğiz. Üretim maliyeti 10 YTL’i geçmeyen damarlarına takılan bir stent için 10000 YTL ödeyen bir çiftçimiz, 7 ton kiraz ihraç ederek bu parayı denkleştirebilecektir. Devamlı kullanmak zorunda olduğumuz bir kutu ilacını almak için her seferinde 5 buzdolabı satmak zorunda kalacağız. Önümüzdeki yıllarda nanoteknolojiye yatırım yapan ülkeler ayakta kalacaklar milli birliklerini koruyabileceklerdir.

Nanoteknolojinin Kullanım alanları 

  • Endüstriyel Alandan
Mikrosensörlerin, mikromakinaların, optoelektronik elemanların imalatı uygun şekilde bir araya getirilmesi.
  • Medikal Alanda: Mikro cerrahide (göz, beyin vb.), Diagnostik kitlerde, Bilimsel Araştırmalarda, Yüzey karakteriasyonu modifikasyonu, →Mikroorganizmaların taşınması, İlaç salınım sistemleri, DNA modifikasyonu vb.
  • Hava Temizleme cihazları

KOBİ ?Genel

Bir ekonominin gerçek dinamosu diye sorulduğunda buna verilecek yanıt “KOBİ“ler olacaktır. Buna rağmen “KOBİ ?” diye sorulduğunda ise ortaya net bir yanıt çıkmamaktadır. “Küçük orta boy işletme” ana mı içinde, KOBİ´lere değişik ülkeler hatta aynı ülke içindeki farklı birimler farklı farklı özellikler yüklemektedirler. Bu nedenle çoğu zaman mlamada ışıklık yaşanmaktadır.

Bunda etken, mlamada kullanılan ölçütlerin değişik olmasında yatmakta elbette. mlamada genel olarak 3 ölçüt öne çıkmaktadır: Söz konusu firmanın çalıştırdığı personel ya da işçi sayısı, bilanço değerleri bağımsızlık ölçütleridir. Bağımsızlık ölçütünden kasıt, bir firmanın sermayesi hissesinin %25 ten fazlasının bir büyük sermaye grubuna ait olmamasıdır, yani hisse payı içinde büyük sermayenin payı %25´ten az olan bütün firmalar KOBİ kategorisine girmiş sayılmaktadır. Ölçütlerdeki farklılık, değişik sektörlerde faaliyet alanlarında bile görülmektedir. Örneğin bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin KOBİ olması için 50 ya da daha az sahibi olması gibi bir eğilim söz konusudur. Burada görüldüğü gibi ölçüt, üretim aracının yani sayısının mda kullanılmış olması. Yine aynı şekilde, imalat sanayinde ise çalışan sayısı devreye girmekte fakat ölçütler aynı olmasına rağmen sonuç değişmektedir. Dış Ticaret Müsteşarlığı imalat sektöründe KOBİ olabilmenin üst sınırını 200 işçi olarak verirken, Hazine Müsteşarlığı ise bu sınırı 250´ye çıkarmaktadır! Bu durum bir çok uzman ekonomi yazarı tarafından ortak KOBİ mı yaratmada büyük bir sorun olarak kabul edilmekte, hatta istihdamda üst sınırın 250 çalışan olmasını bile büyük bir yanlışlık olarak ifade etmekteler.

Ayrıca KOBİ denildiğinde tek parça bir bütün olarak ifade edilen bir üretim biriminin olmaması da mı daha da zorlaştırmaktadır. Çünkü KOBİ kapsamı içine 3 farklı birim girmektedir. Bunlar; Mikro ölçekli işletmeler, küçük ölçekli işletmeler, orta ölçekli işletmeler olarak sınıflandırılmakta. Kendiliğinden bölünen canlı hücreler gibi, KOBİ bünyesi içinde oluşan bu sınıflamalar, mlama yapmayı daha da zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte  yapılan ayrımlar arasındaki sınırların ne olduğu (Örneğin mikro işletme ile küçük işletme arasındaki istihdam, ciro, hisse payı vs ölçütleriyle oluşan sınırın ne olacağı gibi) konusunda oluşan ayrılık ihtilaflar daha da çeşitlenmektedir.

Örneğin bu durum AB- çerçevesinden bakıldığında daha net anlaşılabilir. Avrupa Birliği mikro işletmeler için yıllık ciro sınırını 2 milyon olarak kabul ederken, ´de Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarıyla bu sınır 1 milyon olarak belirtmekte. Benzer şekilde Avrupa Birliği, orta ölçekli işletme olma ölçütünü, yıllık cirosu 40 milyon ´nun altında kalan işletmeler olarak belirlerken, ´de DİE ölçütlerine göre bu rakam 25 milyon olarak gösterilmektedir. (Küçük işletmeler için de aynı durum mevcuttur, AB 10 milyon ´nun, ise 5 milyon ´nun altında yıllık ciro yapanları küçük işletme olarak kabul etmektedirler.)

Görüldüğü gibi net bir KOBİ mı yapmak oldukça güç karmaşık. Birbiriyle kimi yerde uyuşan kimi yerde çelişen rakamlar, değişik kuruluşların, odaların kullandıkları ölçütlerin farklılığı, mlamayı yapan kuruluşların benzer kurumlar olmasına rağmen bambaşka sonuçlara ulaşmasına mlamada bir standarda ya da net yanıta ulaşmalarına engel olmaktadır.

Durumu rakamlardan bağımsız düşünerek, hatta rakamları yadsıyarak, biraz sübjektif olarak, yani düşünsel bir iç bakışıyla değerlendirirsek çok daha net bir KOBİ mına kavuşabiliriz. Bizce şöyle ki;

  • Kısıtlı sermaye pazarlama olanaklarına rağmen, kendi çabasıyla ayakta duran, bu çabayla gerek kendi ülkesinin gerekse diğer ülkelerin piyasalarına mal hizmet üretip sunan,
  • O ülkede oluşabilecek herhangi bir ekonomik buhranda, ülkenin geniş kesimleri, yani işçi, memur, çalışanlarla birlikte yoğun olarak olumsuz etkilenen,
  • Büyük işletme firmalar, ekonomik sistemde oluşan bunalımlar sonucu yatırımlarını rahatlıkla transfer edip, siyasi sorunu ekonomik problemi olmayan ülkelere pazarlara kaydırabilirken, ekonomik olumsuzluğu finans darlığı, sermaye azlığı, kısıtlı kapasite pazar daralması nedeniyle olanca şiddetiyle hisseden,
  • Bunun sonucu ağır yaralar alabilen, iflas kelimesiyle yaşayan ama buna rağmen yine de üreten,
  • Ekonomik gelişme büyüme dönemlerinde ise sınırsız başarı hikayeleri yaratan,
  • Toplam oransal olarak o ülke için büyük işletmelerden çok daha fazla katma değer yaratabilen

tüm ticari, sınai hizmet işletmeleri birer KOBİ´dir diyebiliriz.

metre, metrenin milyarda biridir. Gözle görülemeyecek kadar küçük olan nanonun, yaşama yansıması, işlevleri gözden kaçmayacak kadar büyüktür.

Teknolojisi ile gerçekleştirilen üretimlerde, maddelerin molekülleri çok büyük enerji yaratmaktadır. Bu sayede, çok özel işlevi olan mucize ürünler elde edilmektedir.

Teknolojisi, tekstil, boya, kimya, taş, su arıtma, elektronik, , otomotiv, teknolojisi sanayiinin tüm kollarında devrim yaratacak niteliktedir. NanoLight Ray ’ye şimdilik tekstil, boya (yüksek ısıya dayanıklı sanayi boyaları, doğal taş-mermer boyaları antibakteriyel özellikli boyalar), otomotiv medikal sektörlerine hammadde temini, endüstriyel çözümler bitmiş ürünler bazında girmiştir.

teknolojisi ile üretilen ürünler global rekabette her geçen gün kendinden daha çok söz ettirmekte, üstün özellikleriyle pazardan aldıkları pay oranını sürekli olarak artırmaktadır.

Teknolojinin Yararları Nelerdir?

tasarruf demektir.

* Daha az maliyetle, daha çok üretim sağlarsınız.
* Enerji kaynaklarından elde edeceğiniz tasarruf ile enerji maliyetlerini düşürürsünüz.
* Üretim süreçlerini kısaltarak zaman maliyat kaybını önler, rekabet gücünüzü artırırsınız.
* Teknolojik yarışta geri kalmaz, öne geçersiniz.

yaşam kalitenizin yükselmesini sağlar.

* Ürün kalitenizi yükseltirsiniz.
* Üretiminizle, insanların yaşam standartlarını kalitesini yükseltir, daha sağlıklı daha güvenli bir yaşam sunarsınız.
* Ulusal gelir düzeyinin yükselmesinde önemli bir rol üstlenirsiniz.
* 4. Sanayi Devrimi’ni ülkemizde ilk uygulayan kuruluşlardan biri olarak, yenilikçi, devrimci atılımcı üretime dair örnek oluşturursunuz.

Üretim, Kalite

” Yunancadan Latinceden alınmış bir sözcüktür anlamı cüce demektir. Ayrıca kısaltma olarak milyarda bir olarak da kullanılır. Buna göre metrik sistemin içinde bir metrenin milyarda biri veya bir milimetrenin milyonda biridir.

Maddelere, milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki yapılara inerek yeni sentez özellikleri kazandıran nanoteknoloji, yakın gelecekte tüm dünyanın sanayi kollarına insan nın her yönüne yön verecek. , Atom molekül ölçeğinde özel yöntem tekniklerle yapıların, materyallerin ların inşa edilmesini; bu ölçekte ölçme, tahmin , izleme yapım faaliyetlerinde bulunmayı bu ölçeğin bazı özelliklerinden yararlanma kabiliyetini ifade eder.

Bilgi teknolojileri internet geleneksel-kurulu piyasalarda mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler materyalleri değiştirecek yeni ürünler, piyasalar yaşam tarzını gündeme getirecektir. , yalnızca minyatürize olmuş ürün üretim yapıları ortaya çıkarmayacaktır; bunun yanı sıra üretim sürecinde kullanılan materyaller atom moleküler düzeyde ele alınıp işleneceğinden atom (kuantum) fiziği devreye girecektir. Bu anlamda çeşitli alanlarda yeni , piyasa ürünlerin ortaya çıkmasına olanak maktadır.

Almanya bu konular üzerinde öncülük yapmaktadır 1 Milyar Dolardan fazla -araştırmasına yatırım yapmaktadır. IBM, Fujitsu Intel´de teknik dâhilinde mikroskobik küçüklükte Çipler üretmek için çalışmaktadırlar.

Amerika”da özel sektör hariç sadece devletin teknolojiye ayırdığı kaynak 2003 yılı için 600 milyon . Japonya”da ekonominin dinamikleri elektronik sektörüne dayandığı için bu ülke çalışmalarına 500 milyon kaynak ayırıyor. Başta Çin olmak üzere Rusya, Almanya İngiltere de konunun önemini kavradı bu yöndeki çalışmalara kamu bütçesinde yer veriyor. Son zamanlarda önemli gelişmeler kaydedilen teknolojiyle metrenin milyarda biri oranında suni parçalar üretmek mümkün. Bu ıyla uzun süre solmayan boyalar, etkisini hızlı gösteren daha etkili ilaçlar veya daha uzağa gidebilen topları üretilebiliyor. Bu alanda, hükümetin de desteğiyle önemli gelişmeler kaydeden Tayvan, 2012´ye kadar 32 milyon dolarlık ürün üretecek. Böylece 350 milyar dolarlık Tayvan ekonomisinin yüzde 10´unu kaplayacak.

Bugün hayal gibi görünse de, kullandıklarımızdan binlerce kat hızlı bilgisayarlar, damarların içinde ilerleyerek hastalıkları edecek aygıtlar, organların içinde ameliyat yapabilecek robotlar, betondan daha dayanıklı plastik binalar, hareketleri şarj edilmiş elektrik ile sağlanan yapay kaslar, çok daha hafif gelişmiş silah sistemleri gelecekte şımıza çıkacak. Enerji konusundaki sıkıntı olan enerji sarfiyatı sıfıra inebilecek zararlı her tür atıktan kurtulmak mümkün olacaktır.

İnsanoğlu hayal ettiklerini gerçekleştirir. Nanoteknoloji insan nda gelişime sebep olur bir düşünelim fikir yürütelim. Mesela, paranın hiç kullanılmadığı bir sistem düşünelim, bu sistemde kredi kartı yerine sayesinde geliştirilmiş içinde hemen her bilgi bulunduğu bir kart düşünelim, çalışanın maaşı birikimleri bu kartta hatta biraz daha ileri gidelim kimlik, ehliyet, pasaport, okul kimlikleri gibi birçok belge bu sayesinde tek kartta toplansın. Bu kartta kişinin bilgileri doktor kontrolleri, geçirdiği ameliyatlar gibi gerekli bilgiler olsun. Hayal gücümüzü biraz daha zorlayalım aile bireylerinin anne babanın geçirmiş oldukları rahatsızlıklar da bu kartta olsun. İnsan na getireceği kolaylıkları düşünmemizde sadece bir kapıdır bu yazdıklarım. Bunlar size sadece bir hayal gibi gelebilir ama yakında hem de çok yakında n merkezine oturacak gibi görünüyor.

alanında da hızla kullanılır hale gelmiştir. Uzmanlar bilimde bir devrim olarak ifade edilen teknolojinin bu sorun şısında işe yarayıp yaramayacağını sınamak üzere, önce kobay olarak belirlenen hamsterlerin görüşü sağlayan optik sinirlerini kesti. Böylece kemirgenler kör oldu. Bunun ardından kopuk olan noktaya tanecikler yani mikroskobik büyüklükte tanecikler içeren bir sıvı enjekte edildi. nın ıyla sinirler kendilerini onardı görüş imkânı geri kazanıldı.

kullanılarak gerçekleştirilen bir uygulamayı patent ile koruyan ülkeler; yirmi yıl boyunca o teknolojiyi kullanacak diğer ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.

Bilgi teknolojileri internet geleneksel-kurulu piyasalarda mevcut teknolojik altyapı içerisinde yaşamımızı değiştiren uygulamalara sahne olmuştur. kullandığımız aletler, bilgisayarlar, yapılar, elbiseler materyalleri değiştirecek yeni ürünler, piyasalar yaşam tarzını gündeme getirecektir. Devlet ya da devlet büyüklüğündeki işletmeler artık teknolojiyi bir adım ileriye götürecek atılımlar içinde olmak zorundadırlar. Ya bir adım ileri ya da bir yüzlerce adım geriye düşeceklerinin farkına bir an önce varmalılar. teknolojiye sahip çıkan mutlaka kazanacaktır.

Sözün özü muhatabını arıyor!

FEVZİ KOSTAK

ETİKA DANIŞMANLIK EĞİTİM LTD. ŞTİ.

Anna Kournikova
Anna Kournikova


Anna Kournikova Wallpaper

Anna Kournikova

En sporcu kızlar

Onlar dünyanın en iddialı kadınları, hem uzmanlaştıkları dallarında hem de güzellikte ilk sıralar onlara ait.


Anna Kournikova
Alisson Stokke
Anna Rawson

1. Anna Kournikova

1981 doğumlu Rus tenisçi model. Güzelliği beline kadar inen sarı saçları ile erkeklerin bir numarası olan tenisçi, çok nmasına rağmen nda hiç turnuva şampiyonluğu elde edememiştir.

2. Bia Branca

Rıo de Jenerio’da yaşayan bu Brezilyalı ikizler, senkronize yüzme dalında dünyanın önde gelen sporcularından.

3. Alisson Stokke

5 ulusal rekoru 1 eyalet şampiyonluğu bulunan, California Üniversitesi’nde bursuyla okuyan Stokke, tekniklerini anlattığı videoyu ’a gönderince hayatı değişti. Videosu 160 bin kez izlenen dergilerden yeni çektirmesi için teklifler alan Stokke, amacının seks objesi olarak kullanılmak olmadığını belirterek, bütün bu olanların kendisini küçük düşürdüğünü belirtmiştir.

4. Haley Cope

Olimpiyatlar öncesi soyunup dergilerine cesur pozlar veren ABD’nin en yüzücülerinden biri olarak gösterilen Haley Cope, sporseverlerin erken kaybettiği bayan sporculardandır. Kendi ifadesi ile günde sekiz saat antranman yapmaktan bıkan Cope, madalyaları elinin tersiyle itip evlenip çoluk çocuğa ışmıştır.

5. Maria Sharapova

1.83′lük boyuyla dikkat çeken Rus raket, 2004 Wimbledon 2006 U.S Open olmak üzere iki Grand slim şampiyonluğu sahibi.

6. Amy Taylor

1979 doğumlu Taylor, Avusturalyada milli futbolcu tabii ki model.

7. Jenny Adams

Amerikalı milli atlet utangaç güzellerden; “Pistte çok kısa şort giymeme rağmen bir türlü bu sıkıntıyı üstümden atamıyorum. Çünkü bacaklarıma çok bakıyorlar” diyor. Jenny hedefinin Pekin Olimpiyatları’nda madalya kazanmak olduğunu söylüyor.

8. Maria Kirilenko

Maria Yuryevna Kirilenko Rusya’nın tenise kazandırdığı güzelliğiyle de dikkat çeken yeni yeteneklerden biri. Rus raket WTA’da ilk zaferine 2005 yılında Çin Açık’ta Anna-Lena Groenefeld’i 6-3 6-4′lük setlerle yenerek ulaştı.

9. Amanda Beard

200m: 2.11.70′lik derecesiyle Amerikalı milli yüzücün Beard, 1996 yılında henüz 14 yaşındayken ilk olimpiyatına katıldı. Beard milli sporculuğun yanısıra ünlü bir marka için mayo modelliği yapıyor.

10- Anna Rawson

Avusturalyalı gofçü, modellik kariyerine golfle birlikte başlamış ancak kısa bir önce sadece profosyonel dalında çalışmak için modelliği bırakmıştır.

İş görüşmesinde yapmamanız gereken şeyler

Bir iş görüşmesini daha en başından sızlığa mahkum etmek istiyorsanız, görüşmeye geç gidin.

İş bulmak giderek zorlaşırken, lı bir iş görüşmesi yapmak da adeta bir sanat haline geldi. İş eleman bulma konusunda faaliyet gösteren insan kaynakları şirketleri, iş görüşmelerinde adayların asıl hareket etmeleri gerektiği konusunda pek çok şey yazdılar, söylediler. Bir de öteki taraftan konuya bakalım iş görüşmesinde kaçınmanız gereken bazı noktaları belirtelim.

Bir iş görüşmesini daha en başından sızlığa mahkum etmek istiyorsanız, görüşmeye geç gidin. Görüşme yapmak üzere sizi bekleyen insan kaynakları yetililerini daha fazla kızdıracak bir şey yoktur.

İşe görüşmelerinde hayalkırıklığı yaratmanın en kestirme yoluysa, sahip olduğunuz beceri yetenekleri abartmaktır. Böyle bir durumda sizin yalancı çıkma ihtimaliniz bir yana, görüşme yaptığınız yetkililer kendi zekalarına hakaret edildiği duygusuna kapılabilirler.

ŞAKA GİBİ AMA GERÇEK İŞ GÖRÜŞMELERİ

Perakende sektöründe pazarama faaliyetlerinde bulunan bir firmanın pazarlama yöneticisi Mark Rhodes satış görevlisi pozisyonu için yapılan bir iş görüşmesinde şılaştığı adayın ilk hatasının ‘beyaz bir takımla’ görüşmeye gelmek olduğunu söyledikten sonra şöyle anlatıyor:

“İş konusundaki deneyiminin giyim zevkinden daha iyi olup olmadığını anlamak için adayın kendi CV’siyle ilgili bazı sorular sorduk. Aday lafı gevelemeye başladı bu sorulara cevap veremeyeceğini belirtti. Nedenini sorduğumuzda ise o CV’yi kendi adına arkadaşının yazdığını söyledi. Adamı rahatlatmak için şirketin genel satış politikalarından konuşmaya genel sorular sormaya başladık. Ama adam hala düzgün konuşamıyordu. Bunun üzerine “Hayrola, bir rahatsızlığınız mı var?” diye sormak zorunda kaldık. Yataktan yeni kalktığını kahvaltı etmeye fırsat bulamadığını söyledi bize. Görüşmeyi devam ettirmenin anlamı kalmamıştı.”

Alınacak ders:

İlk izlenim önemlidir, düzgün giyinin. Başvurduğunuz işe ilgi duyduğunuzu göstermek adına yalnızca şirket hakkında bilgi toplamakla kalmayın, kendi CV’nizi de okuyun.

Klasik tavsiyeyi bilirsiniz: Göz kontağı kurun, görüşme sırasında siz de not alın görüşmeciyle iletişiminizi canlı tutun.

Bilgi işlem şirketi RM’nin insan kaynakları yöneticisi Katherine Burrage yaptığı bir görüşmenin sonunda adaya “Sizin bir sorunuz var mı?” diye sormuş, cevap olarak “İşten çıkınca sizinle bir içki içebilir miyiz?” tarzında bir teklifle şılaşmıştı. Bu aday işe alınmadı (söyllemeye gerek yok) içki teklifi de kabul edilmedi.

Alınacak ders:

Görüşmedeki iletişimi Bunu sakın abartmayın!

Özel bir : Görüşmenin sonunda size “Soracağınız bir soru var mı?” denilirse asla asla alınacak ücret veya yapılacak izinler gibi konularla ilgili soru sormayın. Kariyer koçu Jenny Ungless bu tarz bir yaklaşımın kötü ‘paragöz’ bir imaj verdiğini söylüyor.

Ücret, izinler diğer sosyal haklar hakkında merak ettiklerinizi iş size önerildiğinde sormanız daha yerinde olacaktır.

Görüşmeye gittiğiniz işyerinin hangi sektörde çalıştığını mutlaka biliyor olmalısınız. Firmanın sadece adına bakarak tahminlerde bulunmayın, en azından ’da bir ön araştırma yapın.

Şu hikaye insan kaynakları yetkilileri arasında anlatılır: Genç yetenekli bir yazılımcı IBM ile iş görüşmesine gider. Görüşmenin bir aşamasında ona IBM’in neyin kısaltması olduğu sorulur. Aday doğru cevabı bilmediği için işi alamaz.

(IBM’e iş başvurusunda bulunacak arkadaşlara hatırlatalım: IBM, International Business Machines’in kısaltılmış halidir.)

“Görüşme sırasında kendinizden emin görünün” şeklinde klasik bir daha vardır. Ama bunu da abartmamak gerek. Katherine Burrage yaptığı bir görüşmede, adayın çantasından küçük bir vantilatör çııp görüşme boyunca kendini serinletmesini hatırlıyor. “Odanın sıcak olduğunu kabul ediyorum ama bu hareket son derece dikkat dağıtıcıydı o ufacık vantilatör aslında herşeyi özetlemişti: O aday işe uygun biri bile olsa, sanki oranın patronu kendisiymiş gibi davranıyordu bu kabul edilebilir bir tutum değil.”

Alınacak ders:

Başvurduğunuz pozisyon için bilgi deneyiminiz ne kadar yüksek olursa olsun asla başınabuyruk bir görüntü vermeyin.

50 kadınla yatmak mı lazım?

Doğru kişiyi bulmuşsanız iki tane bile çok fazla, bulamamışsanız 100 tane bile az.

Bugünkü kadınlar kendi annelerinin veya ninelerinin razı olduğu düşük standartlara razı olmuyorlar.

Mark Barrowcliffe’in yazdığı ‘Mr Wrong: My Life as a Fool for Love’ (Bay Yanlış: ı Arayan Bir Aptal Olarak m) adlı İngiltere’de piyasaya çıkınca, ezelden beri süregelen “Doğru kişiyi bulmalı?” sorusu tekrar ortaya atılmış oldu.

Konu - ilişkileri olunca herkes bambaşka tellerden çalıyor. Mark Borrowcliffe’in bize söyleyeceği yeni bir şey var mı? Yazarın The Times gazetesi için kaleme aldığı yazının bir özetini aşağıda dikkatinize sunuyoruz.

Liberal Demokrat lider Nick Clegg şimdiki ısıyla evlenene dek 30 kadınla yatmış olduğunu açıklayınca sanki övünerek skor ilan ediyormuş gibi landı. Oysa günümüz dünyasında ‘gerçekten doğru ı bulmak isteyen’ erkekler için bile 30, 50 hatta 70 kadınla yatmış olmak aşırı bir skor sayılmaz. Hele de bağlanmak doğru ı bulmak gibi bir derdiniz yoksa bu sayı yüzleri bile bulabilir.

Aslında pek çok yüzlerce, hatta onlarca kadınla yatmak gibi bir hedef seçmez. Pek çoğumuz genç yaşlarımızdan itibaren mızın ıyla şılaşmak isteriz. Tabii ki ilk çıktığımız kızla evlenip yuva kurmak istediğimiz anlamına gelmez bu. Ama bir süre sonra biz erkekler şılaştığımız kadında ‘oynaşmaktan yatmaktan’ daha fazlasını ararız.

SAYI MESELESİ Mİ, ZAMAN MESELESİ Mİ?

Eğer benim gibi ilk arkadaşınızı 15 yaşında bulmuş 40 yaşında evlenmişseniz, 50 kadınla yatmış olmak pek de büyük bir sayı değildir: yılda iki eder. 30 kadar ilişkinizin kısa süreli olduğunu yalnızca üç tanesinin bir yıldan fazla sürdüğünü hesaplarsak gene de kendinize ayıracağınız çok vaktiniz olmuş demektir.

mın 25 yılını evlenmek istediğim ı aramakla geçirdim, bu sürede 50 kadar kadınla birlikte oldum. Ama bu 25 yıllık sürenin yarısından fazlasında tamamen yalnızdım. Hatta bu sürenin çoğunu bir arkadaş edinmeyi hayal ederek geçirdim. arkadaşım olduğundaysa onları elimde tutacak olgunluğu gösteremedim veya kısa sürede bana göre olmadıklarını anladım. O yüzden 25 yılda mdan geçen 50 ı bir başarı skoru olarak değil yaptığım hataların toplamı olarak görüyorum.

Tabii ki pek çok bunu kabul etmez. Kuş misali daldan dala konduğunuzu övünerek söylersiniz çünkü ilişkileri yürütmede sız olduğunuzu kabul etmek işinize gelmeyecektir.

“Niçin artık evlenip durulmuyorsun?” diye sorardı annem. Ona gerçeği söyleyemezdim. Benim bir ‘bağlılık’ sorunum vardı: kadınlar bana bağlanmıyordu. Bense anneme “Birine bağlanmaya henüz hazır değilim” derdim.

ZAMAN DEĞİŞTİ, KADINLARIN BEKLENTİLERİ ARTTI

Erkeklerin bir partnerden diğerine takılmalarının sebebi sıklıkla şu oluyor: Bugünkü kadınlar kendi annelerinin veya ninelerinin razı olduğu düşük standartlara razı olmuyorlar.

Doğum kontrol hapı kadınları bekaret derdinden kurtardı, feminizm ise kadınların zihninde var olan yatak arasındaki zihinsel bağı kopardı. Herhangi bir kadına bağlanma arzusundaki bir erkeğin şılaştığı herhangi bir ‘bu erkekten daha iyi bir ’ bulabileceği düşüncesiyle hareket ediyor.

Elbette kadınlar da farkında ki çok beklerlerse 40 yaşına gelivermişler hala doğru erkeği beklemekle gençlikleri geçmiş gitmiş. Hele de çocuk sahibi olmak istiyorlarsa çok sarsıcı bir durum bu. Gene de kadınlar çocuklarının babasını seçme konusunda çok seçici davranıyorlar bu büyük maceraya bir ‘aptalla’ birlikte atılmak istemiyorlar. evet, kadınların çoğu arkadaşlarının bir aptal olduğunu düşünüyor.

HERKES SEÇİCİ OLUNCA MODERN İLİŞKİLER ÇIKMAZA GİRİYOR

Erkekler de seçici oldu. Modern ilişkilerse, her iki tarafın da yüksek beklentileri arasında sıkışıp kaldı. Bu yüzden ilişkiler uzun ömürlü olamıyor. Her şeyin mükemmel olmasını istiyoruz filmlerdeki gibi bir romantizm yaşamak uğruna habire şansımızı denemekteyiz.

Birisinden hoşlanmak, onu çekici bulmak bir sürü ortak noktaya sahip olmak hiç zor değil ama er geç farkediyoruz ki aradığımız bu kişi değilmiş. yolumuza devam ediyoruz. Bir ilişkiyi bitirip yeni biriyle şansınız denemek sizi şıpsevdi yapmaz ki… nın geri kalan kısmını yanlış kişiyle geçirmektense bu süreyi doğru kişiyi arayarak geçirmek istiyoruz hepimiz.

Şanslıysanız tam istediğiniz, üstelik sizi de uzun süredir aramakta olan birini bulursunuz. Şanslı değilseniz aramaya devam edersiniz: Internet sitelerinde veya sosyal kulüplerde ideal eşini arayıp duran milyonlarca insan gibi.

Doğru ı bulmadan önce 30 kadınla yatmış olmak çok mu?

Doğru kişiyi bulmuşsanız iki tane bile çok fazla, bulamamışsanız 100 tane bile az.

Orgazm iğnesi kadınları uçuruyor

Yeni geliştirilen g-noktası aşısı sayesinde, kadındaki zevk derdine son! Aşı, orgazm süresini isteği en üst seviyeye çııyor.

ABD’li Jinekolog Dr. David Louis Matlock, orgazm aşısı icat etti. Aşı, ABD’de şimdiden çok tutuldu. İngiltere’nin başkenti Londra’daki bir klinik de aşının tüm ülkeye yayılmasını sağladı. Kadınların erojen noktası olarak bilinen g-noktası bölgesine vurulan aşının içeriğinde kolajen bulunuyor. Hassas bölgenin büyümesini sağlayan icat, kadınların 4 ay boyunca orgazm süresi cinsel isteklilik süresi artıyor. Bir seansı ise 1600 (2 bin 100 YTL) tutuyor.

G-NOKTASI OLMAYANA AŞI YAPILMIYOR

Lazerle Vajina Gençleştirme Merkezi’nden Profesör Phanuel Dartey, elde ettikleri yı anlattı:

Bu aşıyı yaptıran kadınların yüzde 87’si sonucu ‘inanılmaz’ diye nitelendirdi. Önce müşterimizde g-noktası bulunup bulunmadığını test ediyoruz. Çünkü kadınların yüzde 15’nin g-noktası bulunmuyor. Bu noktayı bulduktan sonra özel bir spekulum cihazı ışık kullanarak bölgeye ulaşıyoruz. Ama bu prosedür esnasında müşterimizin rahat hareket etmesi çok önemli. Aşının herhangi bir yan etkisi bulunmuyor. Ama kadınların bunun bir libido artırma süreci olduğunu seks

 

Başbakan Erdoğan’ın ındaki dosyaları görmek ister misiniz?

’nin kapatılması istemiyle dava açılması eden süreç mizah konusu oldu. İşte internette dolaşan “Erdoğan’ın dosyaları” videosu:

“Allah’a Peygamber’e hakaret yok?”
Bu da Memur-Sen’in 301. maddeye itirazı…

Memur-Sen Genel Başkanı Dr.Ahmet Aksu, Ceza Yasası’nın 301′inci maddesinde hakaret halinde ceza konusu olacak ulusal değerlerini sınırı yeniden çizilirken Allah Peygamber gibi kutsal kavramların bu kapsama alınmadığını sordu.

Ahmet Aksu yazılı açıklamasında, 301 305. maddelerdeki “ milletine - Cumhuriyeti Devletine - TBMM’ne hakaret edilemez” şeklindeki değişiklikler üzerinde tartışmalar sürerken, siyasi partilere “Her şey tamam da, korumak istenen değerleri bizlere veren Allah Peygamber niye bu maddelerde yok?” sorusunu iletti. Aksu, düşünce özgürlüğüne asla şı olmadıklarını vurgulayarak, hakaret ile düşüncenin net bir şekilde ayrıştırılmasının mutlak olmasına işaret etti. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu, 301 305. maddelerde yapılmak istenilen değişiklikleri desteklediklerine belirterek, maddelerin korunma içeriğine Allah’a diğer kutsal değerlere hakaretin önlenmesi ilkesinin eklenmesini önerirken şöyle dedi:

“Yasalar, toplumun değerlerini korumaya yönelik yapılmalıdır. T.C.K.nın 301 305 maddelerinin değişikliği ülke TBMM’ nin gündeminde bulunmaktadır. Hakaret düşünce özgürlüğü birbirinden ayrılmalı birbirine ıştırılmamalıdır. Bu ülkenin yüzde 99 u Müslüman olarak tarif edilir ansiklopedik veriler yayımlanırken; Allah’a Peygamber’e dini manevi değerlere hakaret edilmesine yönelik cezalandırma niçin gündeme gelmemektedir.

Bu itibarla T.C.K. nın 301 305 nci maddelerindeki değişiklikler yapılırken bunlarda maddeye eklenmelidir. Bu eklemeler yapılırken hukuk normları olan başta ifade, inanç hür yaşama özgürlüğü olmak üzere halkın en özgürlüklerine şı müdahaleler olmamalıdır, zaten bu müdahaleler, hukuki olamaz hukuka uygunmuş gibi gösterilemez. Aksini iddia etmek hukuka haksızlıktır.”

ANKA

4 tuşa bas telefonda yüzde 50 ucuza konuş
Evden, işten telefonla düşük fiyata konuşmanın sihirli numaraları. Metin Can’ın haberi

 

HABERTURK.COM EKONOMİ MUHABİRİ METİN CAN’IN İ

Ev iş telefonundan yapılan aramalarda, çevrilen numaranın önüne dört  haneden oluşan operatör kodu girildiğinde şehirlerarası, uluslararası cep telefonları ile yapılan görüşmeler yüzde 30 ile 50 arasında ucuzluyor. Sihirli numaralar ise şimdilik A Tipi Lisans sahibi olan şirketlerin elinde. Bu şirketler numaraları ise şöye: Millenicom’un 1045, Koçnet’in 1056, Netone Telekom’un 1095 Superonline’nın 1099…


YÜZDE 50’LERE VARAN İNDİRİM VAR

Sistem Dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılan ‘Arama Bazında Operatör Seçimi’ (Call by Call) hizmeti olarak biliniyor. ’de Uzak mesafe hizmeti veren Telekom alternatifi şirketler tarafından başlatılan bu hizmet sayesinde sabit telefonla daha ucuza konuşulabiliyor. Sistemin en büyük avantajı ise kullanım kolaylığı. Sözleşme ya da resmi başvuru yapmaya gerek olmadığı gibi, yapılması gereken sadece çevrilen numaranın önüne 4 haneli operatör kodunu girmek. Şehir içi fiyatına şehirlerarası görüşme fırsatı sağlayan yeni hizmet sayesinde aboneler, Amerika, Rusya bütün Avrupa Birliği ülkelerindeki ev iş telefonlarını arayabiliyor. Bu ülkeleri aramanın dakikası sadece 7 kuruş. Ev iş telefonlarından cep telefonlarını aramak da çok avantajlı, dakikası sadece 27 kuruş. ’den çok aranan ülkelerin bazılarında indirim oranları yüzde 50′lere kadar varabiliyor.

EKSTRA MALİYETİ YOK

Sistemin aylık sabit ücret, bağlantı ücreti ya da herhangi bir gizli maliyeti bulunmuyor. Müşteri ne kadar konuşursa onu ödüyor. Ay boyunca alternatif operatör kullanılarak yapılan görüşmelerin tutarı, eden ay Telekom tarafından faturalandırılıyor. Ödemeler ise mevcut Telekom faturalarının ödendiği şekilde yapılıyor.

SUPERONLİNE 10 GÜNDE 50 BİN MÜŞTERİ KAZANDI

10 gün önce 1099 numarası ile hizmet vermeye başlayan Superonline kısa sürede 50 bin kişi tarafından kullanılır hale geldi. HABERTURK.COM’a konuşan Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal, ’de ucuza konuşma devrinin şimdi start aldığını söyledi. Kısa sürede büyük bir başarı yakalamalarının sebebini, sistemin kolay kullanımına bağlayan Savaş, “Şuan şehir içi görüşmelerde yokuz. Ancak ileride bu da mümkün olacak.” dedi.

 

  SUPERONLINE 1099 İÇİN FİYAT TARİFESİ

1099 FİYATI (YKr/dk) DİĞER OPERATÖR(YKr/dk) KAZANÇ ORANI
A.B.D. 0,0680 0,1065 36%
A.B.D. - Mobil 0,0680 0,1065 36%
Avrupa 0,0680 0,1065 36%
Çin 0,0680 0,1065 36%
Turkcell 0,2700 0,3371 20%
Avea 0,2700 0,3371 20%
0,2700 0,3371 20%
Şehirler Arası  (Alan dışı) 0,0680 0,0807 16%
 Şehirler Arası (Alan içi) 0,0680 0,0807 16%

MILLENİCOM 1045 İÇİN FİYAT TARİFESİ

1045 FiyatıX(YKr/dk) TT StandartHATT Fiyatı (YKr/dk) KAZANÇ ORANI
Şehirlerarası 0,0700 0,0807 13%
Mobil Turkcell 0,2700 0,3371 20%
Mobil Avea 0,2700 0,3371 20%
Mobil 0,2700 0,3371 20%
Rusya Mobil 0,2700 0,5360 50%

 

NETONE TELEKOM 1095 İÇİN FİYAT TARİFESİ

1095 Fiyatı(YKr/dk) DİĞER OPERATÖR(YKr/dk) KAZANÇ ORANI
ABD, Kanada, Almanya, İngiltere, Rusya, Avustralya, Çin 6,9 10,6 %35
Şehirlerarası, Kuzey Kıbrıs 6,9 8,1 %14
Turkcell, , Avea, Kuzey Kıbrıs Turkcell, Kuzey Kıbrıs 27 33,7 %20

 

LPG yerine yarı yarıya ucuz CNG
Bu yeni yakıt LPG’nin tahtını sallayacak İstasyona gitmeye gerek kalmayacak. Metin Can’ın Haberi

HABERTURK.COM - EKONOMİ  MUHABİRİ METİN CAN’IN ÖZEL İ

1994 yılından itibaren otomobillerin LPG’ye dönüşümünde yaşanan yoğun ilginin bir benzeri bugünlerde sıkıştırılmış doğalgaz olarak bilinen CNG’de (Compressed Naturel Gas) yaşanıyor. LPG’den yarı yarıya ucuz olan CNG’yi 2010′dan sonra evden doldurmak bile mümkün hale gelecek. CNG, 1600 cc bir otomobilin kilometredeki yakıt maliyetini 70 kuruş düşürüyor. Şu anda İstanbul’da CNG kullanan 20 bine yakın araç olduğu tahmin ediliyor.


ARAÇLARIN DÖNÜŞÜM MALİYET 1000-1.500 YTL

CNG kullanımı için aracınızı bu dönüşümü yapan işyerlerinden birine götürmeniz gerekiyor. Bu işyerlerinde tıpkı LPG tankı taktırır gibi CNG tankı takılıyor. Bunun maliyeti ise 1000-1.500 YTL arasında değişiyor. Özellikle son yıllarda lara CNG tesisi kuran işletme sayısında da yaşanıyor. İstanbul’da bu dönüşümleri sağlayan 30′a yakın nokta bulunurken, genelinde bu rakam 100′ün üzerinde.

KAZA ANINDA EN GÜVENLİ YAKIT OLARAK BİLİNİYOR

CNG yıllardır ABD, İtalya, Arjantin Yeni Zelanda’ da kullanılıp, benzine göre daha güvenli yakıt olarak kabul ediliyor. Bunun başında LPG’deki yangın tehlikesinin minimum düzeyde olması geliyor. Doğalgaz havadan daha hafif olduğu için bir kaza ya da sızıntı halinde diğer yakıtların (LPG, Benzin vs.) tersine hemen havaya ışıyor diğer yakıtlar gibi zeminde birikerek patlayıcı yanıcı bir ortam oluşturmuyor.

İSTASYONA GİTMEDEN EVDEKİ DOĞALGAZ KULLANILABİLECEK

CNG alanında geçen yıl hizmet vermeye başlayan Areks Dönüşüm Sistemleri Genel Müdürü Niyazi Aktaş, sistemi HABERTURK.COM’A anlattı. Aktaş’a göre sistem önümüzdeki yıllarda LPG’nin tahtına oturacak. İstanbul’da LPG dönüşümü yapan istasyonların artık bu alana kaydığını anlatan Aktaş, kendilerinin de günde en az 30 aracın dönüşümünü yaptıklarını söylüyor. Aktaş, “İleride bu sistemi kullananların istasyonlara gitmeden evlerindeki doğalgaz sistemine entegre edilecek aparatlar ile aracının deposunu doldurması mümkün olacak” dedi.

2.1 MİLYON TON LPG TÜKETİLİYOR

Bu arada, ’de 1994′ten sonra bir milyondan fazla araç LPG’ye geçti. Bugün ‘otogaz’ olarak da anılan LPG kullanan ların yıllık tüketimi 2.1 milyon tona ulaşmış durumda. Ancak ilerleyen yıllarda LPG’ye konulan vergiler zamlar sonucunda bu yakıt cazibesini yitirmeye başladı.

İLK KEZ FUARI DA DÜZENLENECEK
Öte yandan ’de ilk kez LPG&CNG sektörlerini kapsayan bir fuar da 03 - 06 Nisan tarihleri arasında CNR Fuar Merkezinde gerçekleşecek.  Senexpo Uluslararası Fuarcılık tarafından gerçekleştirilecek olan LPG & CNG Fuarında bu konuyla ilgili hertürlü bilgiye ulaşmak mümkün
TERCİH EDİLMEYE BAŞLANDI

*CNG, benzinle çalışan lara göre yüzde 70-80, LPG ile çalışan lara göre ise yüzde 40-50 daha tasarruflu. Motora hiç bir zararı olmayan CNG kullanımında ortalama 35-40 bin km. de bir yağ değişimi yapılıyor. Motor ömrü  uzuyor.
* Doğal gaz temiz yanan bir yakıt olduğundan araç bakımlarını azaltıyor.
* Doğal gaz diğer sıvı yakıtlara benzemediği için dışarı çekilerek çalınma
riski bulunmuyor. Bu durum, özellikle büyük filolarda görülen yakıt çalma
işini engelliyor.
* Doğalgaz boru hatları ile taşındığından, karayolu ile taşınan akaryakıt
LPG göre otoyollarda tehlike unsuru, ekstra masraf kirlilik oluşturmuyor..
*Motorin, LPG benzin kullanıldığında soğuk havalarda ortaya çıkan motor çalıştırma problemi CNG’de yaşanmıyor.
FİYATLAR

BENZİN : 3,22
MOTORİN : 2,78
LPG: 1.82
CNG: 1.13

NOT: Ortalama fiyatlardır