nedir

1966 Bandırma doğumlu olan Elvan Konedralı, İstanbul Üniversitesi İşletme ü’nü bitirdikten sonra, yine aynı üniversitenin Uluslararası İlişkiler ünde yüksek lisans yaptı. Konedralı ayrıca, Kanada’da bulunan Fanshawe Üniversitesi’nde de İş Operasyonu Sistemleri Programcılığı aldı.

Çalışma na 1989 yılında Çukurova Holding bünyesinde başlayan Konedralı, Alpha Graphics’te Saha Operasyon Servisleri Müdürü olarak görev aldıktan sonra, 1991-1996 yılları arasında Comsat’ta Satış Pazarlama Müdürlüğü yaptı. IXIR Superonline’ın kurucularından biri olan Konedralı, Superonline’daki 3 yıllık E-İş İş Geliştirme Direktörlüğünün ardından, IXIR’de 2 yıl E-İş İş Geliştirme Başkan Vekilliğini üstlendi. 1996 yılında ’nin ilk e-ticaret sitesi olan Superonline Shopping’i kuran Elvan Konedralı, www.deppo.com’un da kurucusu oldu. Ayrıca 2001-2002 yıllarında World Card’ın lansmanında proje koordinatörlüğü görevini de üstlendi. Elvan Konedralı, 2003-2004 yılları arasında, ABD’de bulunan S.R. Clarke Consultancy şirketinde Pazar Araştırma Proje Danışmanı olarak görev aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Alparslan Türkeş 1917 Lefkoşe”de doğdu, 4 Nisan 1997″de Ankara”da vefat etti. asker siyaset adamı.

Ülkücülerin başbuğu olarak adlandırılan Türkeş, aynı dönem siyaset yaşamını etkileyen liderlerden biriydi. Türkeş Kuleli Askeri Lisesi Harp Okulu”nu bitirdikten sonra 1944″te yüzbaşı rütbesindeyken “Turancılık” davasından yargılandı. Dava sonunda aldığı ceza 1 yıldan az olduğu için orduya tekrar dönebildi. 1948″de Harp Akademisi”ni bitirdi. 1959″da albaylığa yükseldi. 27 Mayıs 1960 harekatının bildirisini radyodan okuduktan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. Bu dönemde Milli Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 14 üye ile birlikte emekliye ayrıldı. Bir süre sonra Hindistan”a büyükelçi müşaviri olarak gönderilen Türkeş, 1963″te yurda dönerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi”ne (CKMP) girdi.

1965″te bu partinin başkanı oldu aynı yıl milletvekili seçildi. CKMP ını ünlü kitabı 9 Işık”taki görüşler doğrultusunda değiştirdi 1969″da partinin adını Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yaptı. 1975″ten sonra koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunan Türkeş Eylül darbesi”nden sonra 4,5 yıl tutuklu kaldı. 1987″de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi”ne (MÇP) girdi aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 genel seçimlerinde RP ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş yeniden parlamentoya girdi. Ancak, daha sonra MHP adını alan partisi 1995 genel seçimlerinde barajını aşamadığı için Türkeş de parlamento dışında kaldı.

Alparslan Türkeş 4 Nisan 1997″de geçirdiği krizi sonucu Ankara”da vefat etti.

Eserleri
Milli Doktirin 9 Işık; Alparslan TürkeşKamer Yayınları; İstanbul , 1997;
Dokuz Işık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
9 Işık; Hamle Yayınevi; İstanbul;
Dokuz Işık ;Hamle Yayınevi; İstanbul;
Ülkücülük; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1995;
Eylül Adaleti (!) : Savunma; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1994;
1944 Milliyetçilik Olayı; Hamle Yayınevi;
Modern ; İstanbul,
Milliyetçilik Olayları; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs Gerçekler; Berikan Elektronik Basım Yayım;
27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs Gerçekler; İstanbul, 1996;
Ahlakçılık; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Etik (Ahlak Felsefesi), Etik.; Bunalımdan Çıkış Yolu; Kamer Yayınları;
ında Anılar, İncelemeler, Tenkidler, Anı-Günce-Mektup;
İstanbul, 1994;
Bunalımdan Çıkış Yolu; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Dış Meselemiz; Berikan Elektronik Basım Yayım;
İlimcilik; Berikan Elektronik Basım Yayım;
Kahramanlık Ruhu; İstanbul, 1996;
Görüşler; Kamer Yayınları;
Sistemler Öğretiler; İstanbul, 1994;
”nin Meseleleri; Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996;
Yeni Ufuklara Doğru; Kamer Yayınları;
Sistemler Öğretiler; İstanbul, 1995.


(Aşağıdaki bilgiler MHP resmi sitesinden alınmıştır.)

Milletimizin yetiştirdiği son Başbuğ’un hayat hikayesinin başlangıcında da göç var.

Yıl 1860 Orta Anadolu”da, Kayseri”nin, Pınarbaşı ilçesi”nin Yukarı Köşkerli Köyünde meskun Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya giriş Sultan Abdülaziz”in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.

Yıl 1917 Kasım’ın 25″i, öğle vakti.. yer, Lefkoşe. Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı mütevazi evde, Kıbrıs’a yerleşen Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey esi Fatma Zehra Hanimin Ali Arslan adini verdikleri oğulları dünyaya gelir.

Yıl 1921 4 yıl 4 ay 4 günlük Ali Arslan, annesi tarafından yıkanır, yeni elbiseler giydirilir devrin âdetince fesi mücevherler ile süslenerek Sarayönü ilkokul”una (Sıbyan Mektebi) gönderilir. Sarıklı mübarek bir Osmanlı Uleması olan Hoca Efendi”nin dizi dibine çöken Ali Arslan”ın ağzından çıkan ilk söz bir euzü besmeledir. Ey Rahman Rahim olan Allah’ım, annem beni yetiştirdi bu mektebe yolladı, okuyup yetişip, milletime hizmet etmek istiyorum dermişçesine bir besmeledir, Ali Arslan”ın ağzından dökülen..

Birbirinin ardısıra gelen ilkokul Rüştiye yılları her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey Faiz Kaymak gibi Türklük çülük şuuruyla bilenmiş birer hançer olan hocalarından feyz alır. Onlar Ona müfredatın yanısıra Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını Devlet-i âli Osman bakiyesi hür müstakil ”nin yanısıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında milyonlarca olduğunu da öğretirler. Dahası Osman Zeki Bey Ali Arslan”ın adini adeta senin adin “Alparslan olsun” Sultan Alpaslan”a denk bir yiğit ol, diyerek değiştirir.

Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale Pasa yadigârı Kıbrıs, Yeşilada”mızın tamamı İngiliz işgali altındadır ”ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından başlayarak siner. O her gece ”ye gidip asker olmayı gelip ata-baba ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.

Yıl 1933 Alparslan’ın artik işgal altında, esaret altında yasamaya dayanacak gücü kalmamıştır. Babası Ahmet Hamdi Bey”i Annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları Alparslan kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların, ”ün olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların, anavatanın, ”nin yoluna düşerler; Viyana vapuru .. ver elini İstanbul…

Ailesi İstanbul’a yerleş Alparslan’ın ilk isi Kuleli Askeri Lisesi”ne olmak olur. Artık O yüreğinin Onu çağırdığı yerde düşlerinin peşindedir. O düşlerini düşleyen başkaları da vardır İstanbul’da… Derlenip toparlanmışlar, Türklük, çülük ülküsünün O bir daha hiç inmeyecek olan bayrağını açmışlardır. O Yüce Dilek, O aziz Ülkü, O muhteşem düşler, özellikle, bir Ülkü devi olan Atsız Hoca’nın can evinde, ocağında pişer sohbetlerle, şiirlerle, dergilerle, romanlarla mektuplarla aydınlarının gönlüne cemre cemre düşmekte yayılmaktadır. Onlarla tanışır, buluşur, Alparslan Türkeş.

Yıl 1936 Kuleli Askeri Lisesi”ni pekiyi derece ile asteğmen olarak bitirince Ankara Harp Akademisi yılları baslar. 1938″de Harbiye”den mezun olur, artik O Ordusu”nun genç bir teğmenidir Milleti”nin emrindedir.

Yıl 1940 Isparta”da gönlünü Muzaffer Ana”ya kaptırır evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) Yıldırım Tuğrul adli çocuklarla çiçeklenir bu bozkurtların Muzaffer Ana’sının 1974 yılında elim kaybından sonra 1976 yılında, Sevâl Hanım’la yaptığı ikinci evliliğinde de Tanrı Onu Ayyüce Ahmet Kutalmış adli iki evlât daha vererek sevindirecektir.

Yıl 1944 3 Mayıs.. Ankara”da eski tabirle bir nümayiş yani gösteri veya yürüyüş vardır. ”ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini yükselen çülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem dosta hem düşmana… hem devlet hizmetindeki gafillere hem de yurda sızmaya çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü menfaatleri için göz yumdukları ıl yılanın farkında onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

Şâirin öz yurdunda garipsin, özyurdunda parya dediğ tutuklanır çüler… Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı çülük-Turancılık Davası baslar. çüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. ”de Milliyetçisi olmanın bedelidir bu… Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş’te bunlar arasındadır. 20 Ekim 1944″te kendisini “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulayan mesnetsiz Savcıya “Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi vatanimi severim.” diye haykırır. Ancak tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır bir yıldır hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen cezada daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur 2. numaralı mahkemede beraat eder. Bu onun Milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atilisidir son olmayacaktır. Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. O da Türklük Ülküsü için zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin yakınmaksızın, çekmiş çile çekmeyi şeref bilmiştir.

Yıl 1947 Alparslan Türkeş 15 diğer subayı, A.B.D. Kara Harp Akademisi Piyade Okulunda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada ülkemizden Kars Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler Birliği’nin Komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski değişmez “Moskofluğu” ayan beyan ortaya çı. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında Kurmaylık sınavını kazanır 1955 yılında Harp Akademisi”nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olur.

Yıl 1955 dış görev için açılan sınavı kazanarak A.B.D. Pentagon”da NATO Temsil Heyeti üyeliğine atanır. Bu arada … Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi görür. 1957 yılında ”ye döner.

1959 yılında Almanya”ya Atom Nükleer Okulu”na gönderilir bu okulu basarıyla bitirir. O artik bir Kurmay Albaydır.

Yıl 1960, 27 Mayıs öteden beri örgütlenen memlekette kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Komitesi”nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan kişi “ihtilâl”in kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum kuruluşları kurar.

Ancak Milli Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13Kasim 1960″ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite”nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edilirler zorla evlerinden alınıp yurtdışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da ”nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

1961-62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in ”ye dönmesine müsaade edilmez.

Yıl 1963 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner.

Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur Yükseliş Derneği” adli bir kurar.

Kısa bir süre sonra Talat Aydemir”in giriştiği darbe teşebbüsüne ıştığı iddiası ile tutuklanır Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar, yargılanır beraat eder.

31 Mart 1965 saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi”ne katılır.

1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçilir. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçilir.

Yıl 1969 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi”nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçilir.

İlki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ikincisi de 1 Ağustos - 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı Devlet Bakanlığı yapar.

Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği diğer mesleki örgütlenmeler baslar.

1968 Yılından itibaren Marksist bölücü gençlik hareketleri üniversitelerde yuvalanır üniversite özerkliğinden istifade ederek buraları silah, cephane deposu haline getirerek “Komünist Devrim” için üs haline koyarlar. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin”in Stalin”in Mao”nun resimleri komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri “şehir gerillası” mı “kır gerillası” mi tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi olanlardan başka hiç kimseye hayat hakkı mamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya alternatif olarak da Toplumculuğunu, Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeye başlarlar. Doktriner Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında toplanırlar.

Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük çülük düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde, kentte, dağda her yerde ama her yerde şı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket”e şı savaş ilan ederler Eylül 1980″e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit ederler. Devlet”in zaaf içinde olduğu düşünülen “zinde güçlerdi bir şeylerin yani ihtilâlin şartlarının “olgunlaşması” için daha fazla kanın akmasını beklemektedirler.

Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları bir çoğunu bizzat kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının Komünist çetelerce katledildiğini gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla bir iç savaşı önlediği ızdırap dolu yıllardır.

Eylül 1980 sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar. Başbuğ Alparslan Türkeş ”nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar C5″ler bu sürecin şekillendiği mekanlardır.

Başbuğ Eylül”den üç gün sonra teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay Uzunada”da daha sonrada Ankara Askeri Dil Okulu”nda hastalandığı dönemde de Mevki Hastahanesi’nde 4,5 yıl hapis yatar. O 218 Ülkücünün idamı istenir, 9 Nisan 1985″de tahliye olur beraat eder.

6 Eylül 1987.. Yapılan referandum neticesi diğer siyasilerle birlikte Başbuğ’a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar Başbuğ Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.

4 Ekim 1987.. Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.

20 Ekim 1991.. Genel seçimlerde MÇP”nin RP IDP ile yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez T.B.M.M.dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre şı en etkili mücadeleyi O gerçekleştirir.

27 Aralık 1992.. Oniks Eylül”ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP”nin son kurultay delegeleri, MHP”nin isim amblemini MÇP”nin kullanabilmesine verirler.

24 Ocak 1992 MÇP”nin 4. Olağanüstü kurultayı toplanır partinin adini MHP amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.

Yıl 1997… 4 Nisan…

kaynak: kimkimdir.gen.tr

31 ekim 1828″de Newcastle yakınlarındaki Sunderlan”de doğdu, 27 mayıs 1914″te Londra”nın güneyindeki Warlnigham”da öldü. ailesinin mali durumu bozulunca 14 yaşında okuldan ayrılıp,birkaç yıl eczacı çıraklığı yapıktan sonra, Newcastle”de levhaları üreten bir firmada çalışmaya başladı.sonradan ortak olduğu bu firmada levhalarına ilişkin bir çok buluşun patentini aldı giderek lı bir iş adamı oldu.özellikle karbon filamanlı elektrik ampulünü geliştirmesiyle nan Swan, 1984″te Londra”daki Royal Society”nin üyeliğine seçilmiş. 1904″te kendisine sir unvanı verilmiştir.

Swan”ın çılık alanındaki en önemli buluşları ,1856″da levhalarına ışığa duyarlı maddeyi sıvamakta kullanılan nitroselülozun bir alkol_eter ışımındaki çözeltisi olan kolodyumun elde edilmesi yönteminin geliştirilmesi, 1872″de, o zamana değin kullanılan yaş levhası (ı) yerine,bugünkü filmine ulaşılmasında önemli bir adım olan kuru levhasını, 1871″de de gümüş bromürlü kağıdını bulmasıdır.

Asıl ününü karbon filamanlı elektrik ampulüne borçlu olan Swan, 1848″de, kömürleştirilmiş kağıttan yaptığı ilk filamanı, havası boşaltılmış tüp içine yerleştirerek deneylerine başladı. Ancak, yüksek vakum tekniğinin ampul içinde tam bir boşluk sağlayabilecek seviyede olmaması elektrik kaynağı olarak sadece pil tipindeki üreteçlerin bilinmesi nedeniyle, uzun süre ara çalışmalarına ara verdi. 1870″lerde vakum pompalarındaki gelişmeler elektrik üretici olarak dinamonun ortaya çıkması,Swan”ın tekrar çalışmalarına devam etmesini sağladı.geliştirdiği karbon filamanlı ampulü 18 aralık 1878″de Newcastle kimya derneğinde sergileyen Swan”dan sonra, deneylerini platin filaman kullanarak sürdüren Edison”da kısa sürede karbon filamana geçti elektrik elektrik direnci yüksek olduğu için daha kullanışlı olan bir ampul geliştirdi.Edison ile Swan arasında İngiltere mahkemelerinde patent kavgası sürerken, iki buluşçu anlaşarak 1883″te Edison-Swan limitet şirketini (ediswan)şirketini kurdular birlikte çalışmaya başladılar aynı yıl Swan, nitroselülozlu asetik asit içinde eritip deliklerden geçirdikten sonra kimyasal yollarla selüloza dönüştürerek filaman yapma yöntemini buldu. Bu yöntemde yapay elyafın özellikle viskozlu yapay ipeğin üretimi için başlangıç adımı oldu.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

26..1941 yılında Adana”da doğan sanatçı, aktör Ali Şen”in oğludur. Sanat na tiyatro oyunculuğuyla başlamış sinemaya kompozisyon rolleriyle geçmiştir. “Şalvar davası” adlı filmiyle de başrole çıktı. 1958″de Yeşil Sahne”de amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. 1964-1966 yılları arasında Doğu Anadolu”nun köylerinde ilkokul öğretmenliği yaptı. 1966″da İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’na girdi. 1980-1982 yılları arasında tiyatro çalışmalarını Almanya”da sürdürdü. Uzun yıllar Kemal Sunal’lı, İlyas Salman’lı filmlerin ikinci adamıydı. İlk başrolü, geç bir tarihte Şalvar Davası 1983 ile geldi. Çeşitli yayın organları tarafından sinemada yılın oyuncusu seçildi.

Filmler
prens devler ülkesinde 1971
Katerina 1972
mahkumu 1973
Bir demet menekşe 1973
Ayrı dünyalar 1974
Bak yeşil yeşil 1975
Bizim aile 1975
Hababam sınıfı sınıfta kaldı 1975 (ekrem)
Aptal şampiyon 1975
Hababam sınıfı uyanıyor 1976
Tosun paşa 1976
Süt kardeşler 1976
Hababam sınıfı tatilde 1977 (badi ekrem)
Şabanoğlu şaban 1977
Çöpçüler kralı 1977
Gülen gözler 1977
Kibar feyzo 1978 (ağa)
Sultan () 1978
Hababam sınıfı dokuz doğuruyor 1978
Neşeli günler 1978
güzeli sefil bilo 1979
N”olacak şimdi 1979 (şakir)
Banker bilo 1980 (banker yakup)
Gırgıriyede şenlik var 1981
Davaro 1981 (sülo)
Adile teyze 1982
Çiçek abbas 1982
Dolap beygiri 1982 (yakup)
Gırgıriyede cümbüş var 1983
Şekerpare 1983
Şalvar davası 1983
Gırgıriyede büyük seçim 1984
Namuslu 1985 (ali rıza)
Züğürt ağa 1985
Aşık oldum 1985
Çıplak vatandaş 1985 (ibrahim)
Milyarder 1986 (mesut)
Değirmen 1986
Muhsin bey 1987 (muhsin bey)
Selamsız bandosu 1987
Zengin mutfağı 1988 (lütfü usta)
Arabesk 1988 (şener)
filmlerinin unutulmaz yönetmeni 1990
Gölge oyunu 1992 (abidin)
Amerikalı 1993 (şerefli )
Eşkıya () 1996 (baran)

Ödülleri
15. Antalya Şenliği, 1978, Çöpçüler Kralı, En İyi Yardımcı Oyuncu
24. Antalya Şenliği, 1987, Muhsin Bey, En İyi Oyuncu
42. Antalya Şenliği, 2005, Gönül Yarası, En İyi Oyuncu

kaynak: kimkimdir.gen.tr

küçük İskender mahlasıyla nan Derman İskender Över, 28 Mayıs 1964 yılında İstanbul”da dünyaya geldi. Kabataş Lisesi”ni bitirdikten sonra İ.Ü. Fakültesi”ne girdi beş yıl eğitim gördü. Kendi arzusuyla bıraktığı eğitimini takiben İ.Ü. Fakültesi Sosyoloji ü”ne de üç yıl kadar devam etti. Ağır basan sanat hayatı onu akademik ortamdan kopartarak sinemaya sürükledi.

“Marjinal şair” olarak nmaya başlaması 1985 yılıdır. Günümüze değin bunca yıllık süreye onlarca şiir özgür metin, bir günlük, üç , iki özel derleme, bir inceleme, bir antoloji olmak üzere birçok sığdırdı. Kimi Avrupa ülkelerinde çıkan antolojilerde şiirleri basıldı. Kanada”da yayımlanan Descant adlı dergisinin özel sayısında, ABD”de ise Murat Nemet Nejat”ın “eda” kavramında yoğunlaştığı şairlerinden çeviri antolojisinde kendine yer buldu. 2000 yılında İtalya”da düzenlenen Avrupalı Genç Şairler Yarışması”nda (La Giovane Poesia D”europa Nel 1999) ilk ona girdi bu şairlerle birlikte kitaplaştırıldı. Yine aynı yıl içersinde uzun zamandır sinema dalındaki jürisinde de yer aldığı Orhon Murat Arıburnu Ödülleri”nde “Bir Çift Siyah Deri Eldiven” adlı şiir kitabıyla birincilik alarak ödüllendirildi. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ü master öğrencilerine “Postmodernizmin Görsel Malzemeye Etkisi” üzerine bir seminer verdi. 2001 yılında Almanya”da, 2002″de de Hollanda”nın çeşitli şehirlerindeki etkinliklerde konuşmacı olarak şiir performanslarıyla yeraldı. 2003 yılında Berlin”de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi”nde bu konudaki dekleresini okudu. 2004″te Newyork”ta Kuzey Carolania”da üniversitelerde konuşma yaptı tek kişilik okuma gecelerine konuk oldu. Ayrıca ”de farklı üniversitelerde liselerde panellere, workshop”lara katıldı. 2005 ODTÜ Bahar Şenliği”nde ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu için bir açıkhava söyleşisine konuk olarak katıldı. Bir dönem seslendirme, senaristlik, radyo programcılığı, şiir matineleri de yapan küçük İskender, içlerinde “Ağır “O Şimdi Asker”in de bulunduğu beş filmde de oyuncu olarak rol aldı. Halen Varık, Adam Sanat, Meyve, Kaçak Yayın adlı dergiler ağırlıklı olmak üzere yazmaya kitaplaşmış eserlerini yayımlamaya devam etmektedir.

listesi

Şiir
* Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988 / Adam Yayınları)
* Erotika (1991 / Adam Yayınları)
* Yirmi5April (1994 / YKY)
* Periler Ölürken Özür Diler (1994 / Gendaş)
* Suzidilara (1996 / Adam Yayınları)
* Annemin Hayal Gücü (Tek Baskılık ) (1996 / Hera Şiir Kitaplığı)
* Ciddiye Alındığım Kara Parçaları (1997 / YKY)
* Papağana Silah Çekme! (1998 / Om Yayınları)
* Alp Krizi (Tek Baskılık ) (1999 / Çalıntı Yayınları)
* Gözyaşlarım Nal Sesleri (1999 / Adam Yayınları)
* Bir Çift Siyah Deri Eldiven (2000 / Adam Yayınları)
* İpucu Bırakma Sanatı (2000 / Om Yayınları)
* Bahname (2000 / Om Yayınları)
* Klarnet (2001 / Om Yayınları)
* Kahramanlar Ölü Doğar (2001 / Om Yayınları)
* Çürük Et Deposu (2001 / Adam Yayınları)
* Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm (2002 / Om Yayınları)
* Eski Kral Deposu (2002 / Adam Yayınları)
* Siyah Beyaz Denizatları (Toplu Şiirler I) (2003 / Gendaş)
* Barudî (Kürtçe Çeviri) (2003 / Piya)
* Dicle ile Fırat (2004 / Gendaş)
* Bir Daha Bana Benzeme Angel! (2004 / Varlık)

Serbest Metinler
* Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri (1992 / Parantez)
* İkizler Burcu Hikâyeleri (1993 / Parantez)
* 666 (1994 / Gendaş)
* The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi (1996 / Parantez)
* Belden Aşağı Hikâyeleri (1996 / Parantez)
* Pop H”art (1997 / İnkılâp)
* Burcu Hikâyeleri (2000 / Parantez)
* Made In Hell (2001 / İnkılâp)
* Insectisid (2002 / Stüdyo İmge)
* Necronomicon / Ölüm Kitabı (2004 / Turuncu Medya)
* Burç Hikayeleri (2005 / Sel Yayıncılık)

Romanlar
* Flu”es (1998 / Parantez)
* Cehenneme Gitme Yöntemleri (1999 / Parantez)
* Zatülcenp (2000 / İnkılâp)

Özel Derlemeler
* Kanlı Lağım Fareleri”den küçük İskender”e (2001 / Stüdyo İmge)
* Şiirleri Kolonisi (2004 / Everest)

İnceleme / Eleştiri
* Şiirli Değnek (1995 / YKY)
* Eflatun Sufleler (2002 / Gendaş)
* Rimbaud”ya Akıl Notları (2004 / Alkım)

Günce
* Cangüncem (1996 / Gendaş)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu Başkanı”yken adından çok söz ettirmeye başlayan, genç ı”nın organizasyon camiasının ünlü isimlerinden Ozan Önen; 17 Şubat 1984″te Kırklareli”de doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını burada geçiren Önen, daha sonra sırasıyla , Aydın Ankara”da yaşadı. Susurlukspor”dan Beşiktaş”a kadar uzanan belden sakatlanmalı sekiz yıllık bir futbolculuk macerası, “yazar olacağım” tutkusuyla Aydın Fen Lisesi”nden ODTÜ Felsefe”ye kadar savrulup gelen bir okul hayatı, on sekiz yaşından beri yazmakta olduğu kaotik kurgulu buçuk bir ı, Rock”n”Roll Sevişmeler adlı bir porsiyon şiir dosyası, biri uzun metrajlı dört senaryo çalışması, çıkartmış olduğu dergi fanzinleri var.

Philip Guedella “özyaşamöyküsü başka insanlarla ilgili gerçekleri anlatmak için eşsiz bir araç.” dese de, Ozan Önen hiçbir zaman “özgeçmiş” yazmıyor, o, yazılarıyla anlatıyor her şeyi. Başkaları onun için (öz)geçmiş yazsa da, yine de pek yeterli olmuyor. Birileri de yazmış bir şeyler, olmuş mudur; bilinmiyor… “Ozan Önen ?”sorusuna verilecek cevaplar, bir insanın ömrüne sığdıramayacağı cinsten olsa gerek ki birçok kişinin hayatları boyunca yaşayabileceği şeylerin toplamıyla dopdolu bir geçmişe sahip bir adam bu.

Ozan Önen, genel olarak “Yazar-organizatör” olarak mlanıyor, parantez içindeyse öğrenci.

1999 Ortaöğrenim Kurumları Seçme Yerleştirme Sınavı”nda ( yeni adıyla LGS ) 759.su olmayı başararak Aydın Fen Lisesi öğrencisi olması, onu sanatın n ritminden uzaklaştırmışa benzemiyor. Çünkü bu okul, İzmir Fen Lisesi”nin on altı yıldır elinde tuttuğu “ÖSS puan ortalaması birinciliği” ünvanına son vermesiyle ÖSS şampiyonları çıkartmasıyla nıyor. Önen”in, Aydın Fen Lisesi”ndeyken, Adnan Menderes Üniversitesi Toksiloji Başkanı Prof.Dr. Ferda Akar danışmanlığında Hülya Olgun”un rehberliğinde iki bilimsel projeye, şu an Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği ü öğrencisi olan “Mehmet Dönmez” Sabancı Üniversitesi Doğa Bilimleri Mühendislik Fakültesi ü öğrencisi olan “Asil Bütün” isimli arkadaşlarıyla birlikte imza attığı biliniyor.

ODTÜ”de “, psikoloji, sinema, felsefe, medya, uluslararası gençlik” niteleme sıfatlarıyla başlayan altı öğrenci topluluğunda tütün tüttürüp sakız çiğneyen Önen, yönetim kurulundaki han”fendilerin canı sıkıldıkça da ODTÜ Topluluğu”ndan atılıyor. Üstüne üstlük, ODTÜ Topluluğu”ndaki bu han”fendiler, Turgeniyev”in Babalar Oğullar”ını dahi hala bilmiyor. ( ! ) Ozan Önen, henüz siyasete atılmıyor. akademik danışmanlığını ODTÜ Felsefe ü başkanı Prof.Dr. Ahmet İnam”ın yaptığı ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu”nun başkanlık görevini yürütüyor; bu toplulukla beraber söyleşi, seminer, gezi, panel, yarışma, fuar, imza günleri, kampanya, atölye çalışması, dergi çalışması vb. birçok çok keyifli organizasyonlara imza atıyor. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu, Ozan Önen”in başkanlığı döneminde “2005 Yılı ”nin En Aktif Öğrenci Toplulukları Yarışması-Düşünce Genel Kültür Dalı Birincisi” olmasıyla da nıyor. Ozan Önen, ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu E-Dergisi “Potansiyel Kafası ışıklar İçin Ruh Serseriliği Performans Sahası http://www.gencyazarlar.org “un içeriğindeki “hoş geldiniz” imalı tüm yazıları yazıyor, okurlara e-derginin a”sını z”sini anlatmaya çalışıyor. Bu e-derginin, ilerleyen zamanlarda ”nin en büyük e-degilerinden birisi olması bekleniyor.

Ozan Önen, zaman zaman, Cumhuriyet Gazetesi”ne Cumhuriyet Gazetesi”nin çeşitli eklerine , öğrenci demeçleri, yazı vs. gönderiyor, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay”la vardığı anlaşma sonucu Cumhuriyet Gazetesi”yle ortaklaşa organizasyonlara imza atıyor on beşinden bu yana çeşitli dergilerde internette öykü, şiir, deneme, anlatı, sinema, müzik yazıları çiziktiriyor. Birçok dergi macerasından sonra, 2005 yılı itibariyle LeMan Dergi Grubu dergilerinden Yeni Harman”da yazmaya devam ediyor yazınsal-düşünsel geliştiricilik seminerleri kapsamında “Sıçrasana Be Adam!” başlıklı yazısıyla elemelerini kazandığı KaçakYayın dergisinde de yazmaya başlayacağı söyleniyor.

Birileriyle röportaj yapıyor, birileri de onunla röportaj yapıyor. On yedisinde “günebakan” adlı derginin editörlüğüyle başladığı dergicilik işine tutun(a)mayanlar adlı “sinema, , tiyatro diğer şeyler” dergisinin genel yayın yönetmenliği öykü editörlüğüyle devam ettiyse de “tutun(a)mayanlar, iflas ettiğinde lı olacaktır” diye bir laf ettiğinden olsa gerek, tutun(a)mayanlar”ın ilk sayısı hazır olsa da henüz baskıya girmeden iflas ettiği biliniyor. tutun(a)mayanlar için, “iflas ettiğinde lı olacak allem kullem şeyler dergisi” deniliyor büyük yazar “gönül” yayın yönetmeni Oğuz Atay bir kez daha özleniliyor. tutun(a)mayanlar”ın günün birinde internet üzerinden de olsa yayın na devam etmesi bekleniyor.

bkz.: http://www.tutunamayanlardergisi.net/

ODTÜ Psikoloji Topluluğu”nun iki yıl boyunca Yönetim Kurulu üyeliğini yapan Ozan Önen”in, “Psikoloji Denemeleri” “Otopsi” adlı iki psikoloji dergisinin editörlüğünü yürütmüş olduğu haberini, ODTÜ Psikoloji Topluluğu başkanı İnci Ayhan veriyor. Ozan Önen, rock gruplarıyla yaptığı röportaj hengamesini tutun(a)mayanlar”ın iflas bayrağını üzerinden attıktan bu yana, Ankara”nın ünlü rock barı Garage”ın müzik alternatif yaşam dergisi Garage Zone”un art direktörlüğünü yürütüyor. ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu”nun bünyesinde bulunan Model Birleşmiş Milletler Alt Birimi”yle de Birleşmiş Milletler organizasyonu altında bir “dünya gençlik dergisi” projesi yürüten Önen, dergicilik yayıncılık konusunda daha çok şey yapacağa benziyor. Önen, Cumhuriyet Gazetesi”yle varılan anlaşma sonucu bu gazetenin yanısıra ODTÜ Rektörlüğü ODTÜ Mezunları Derneği işbirliğiyle 2006 yılında ODTÜ”nün 50.yılı için çıılacak olan Cumhuriyet Gazetesi”yle birlikte tüm ”ye dağıtılacak olan “ODTÜ 50.yıl Özel Dergisi”nin de editörlüğünü yürütüyor bu derginin koordinasyonunu ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu üyeleriyle birlikte gerçekleştiriyor.

Genç organizasyon şirketi “OrganizasyonAnkara” ile bir süre çalışan parti organizasyonlarında yer alan Ozan Önen, Garage Rock Bar”ın işletmecisi Mehmetcan Fal grafiker Sinan Kızar”la birlikte ortaklaşa kurdukları Machine Entertainment adlı prodüksiyon, organizasyon, menejerlik yayıncılık şirketinin çatısı altında, bir düzine festival parti organizasyonu projelendiriyorlar, Garage Rock Bar başta olmak üzere birçok yerde organizasyonlar düzenliyorlar, birçok müzik grubunun yazarın menejerliklerini yürütüyorlar, yeni isimler keşfediyorlar dergiler çıkartıyorlar. Beraberinde, Converse Unimayfest Rock Republic gibi birçok büyük organizasyonun Ankara satışını yürütüyorlar. “Your Joy, Our Job!” sloganıyla yola çıkan Machine Entertainment”ın ulusal uluslararası çok büyük projelere imza atacağı daha şimdiden söyleniyor, Machine Entertainment, bir “çılgın projeler şirketi” olarak da mlanıyor asıl çıkışı 2006 2007 yaz aylarında yapacağı söyleniyor ilk büyük projeleri ANKAROCK Müzik Festivali”yle müzik camiasına “merhaba” diyorlar. Görünüşe bakılırsa, Machine Entertainment markası Ozan Önen”in “Amatör ruh, profesyonel bakış açısı.” şeklinde sloganlaşmış cümlesinin anlam bütünlüğüne de cuk oturmuş. Önen, %35 hissesine sahip olduğu Machine Entertainment markasının dışında kendi şirketini markasını da yaratmaya çalışıyor.

”nin dolayısıyla Ankara”nın bugüne kadarki en büyük açıkhava müzik festivali olacağı tahmin edilen “ Gençlik Festivali GençFest”in organizatörlük kreatif direktörlük görevini yürüten Önen, ODTÜ Kültür Kongre Merkezi müdürü Elif Akın”ın basın halkla ilişkilerden sorumlu asistanlığını 2005 mart ayından beri yürütüyor, ODTÜ KKM bünyesindeki etkinliklerde organizasyon basın konusundaki deneyimini “nitelik nicelik” açısından da arttırıyor.

bkz. : http://www.ccc.metu.edu.tr/

Ozan Önen”in, Ankara”nın ilk fuarı olma özelliğini taşıyan 2005 yılı mart ayında yapılan ODTÜ Fuarı”nın on yedincisinin 11-14 mayıs 2005 tarihleri arasında yapılan ODTÜ 19.Uluslararası Bahar Şenliği”nin de organizatörleri arasında bulunduğunu şenliğin “basın halkla ilişkiler” işlerini yürüttüğünü ODTÜ Uluslararası Gençlik Topluluğu başkanı Özlem Öziçi söylüyor. Önen, profesyonel çı Dünya Turizm Yarışması Dünya 2.Güzeli Didem Kovancı”yla da birçok festivali projesi üzerinde çalışıyor.

Genç yazarın, “bateri çalmalı” “grup dağılmalı” bir müzikal geçmişinin olduğu, ortaokul arkadaşları tarafından da doğrulanıyor. Ziraat Bankası”nın açmış olduğu bir -afiş yarışmasında birincilik ödülü olduğunu bildiğimiz Önen, Barbarların Turnusolu adlı fanzini canı sıkıldıkça, “dudaklarını yuttukça” çıkartıyor her türlü yayınevi alt kültür çalışması üzerinde sek sek oynuyor. Cumhuriyet Gazetesi bünyesinde de ileriye dönük projeler üreten Önen, dostu Deniz Açık”la birlikte “Cümbüş” “Şerafettin” isimli ev yapımı şarap markalarını yaratma çabasında olmakla beraber çı dostu Fatih Eltimur”la birlikte Mardin, Marmaris, Bozcaada, Kapadokya, İzmir, İstanbul vs. köşe bucak dolaşası geliyor her dakika bir şeylere kafaları bozuldukça, uzak yerleri çadırlarıyla, uyku tulumlarıyla içsel yalnızlıklarıyla birlikte geziyorlar.

Önen”in, lise döneminde katıldığı üç yazınsal yarışmadan aldığı üç ödülden bu yana ilk defa, 2005 yılında bir yarışmaya daha katıldığı ODTÜ Öykü Tamamlama Yarışması”nın birincilik ödülünü on üç yaşında bir kazasında gözlerinin önünde yitirdiği can dostu Efe Can Engür”ün imzasıyla yazdığı bir novellayla kazandığı biliniyor. Novella, aynı zamanda Ozan Önen”e kazanmış olduğu ödülü veren çılar Derneği eski başkanı İmgeÖyküler Dergisi Genel Yayın Yönetmeni yazar Özcan Karabulut”un Rojda adlı öyküsünün devamı olma niteliğini taşıyor.

Ozan Önen, organizasyon işlerinden kazandığı/kazanacağı paranın tümünü sanat için sanata rağmen harcadığını/harcayacağını cümle aleme ilan ediyor. Önen, İran”a giderek İran- Günleri”ne katılmak yaklaşık iki yıldır tasarladığı İran Belgeseli projesini tutun(a)mayanlar”ın sinema editörlüğünü de yürütmüş olan ODTÜ Sinema Topluluğu Başkanı Esra Demirkıran”ın nev-i şahsına münasır katkılarıyla gerçekleştirmek istiyor.

Uydu sahibi ülke hükümetlerine, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ndeki birçok maddeyi ihlal ettikleri gerekçesiyle, George Orwell”in 1984 adlı ındaki “big brother” kavramıyla ilintili olarak, “AİHM” nezdinde felsefi hukuki boyutu köşeli bir dava açmaya hazırlanan Ozan Önen”e, bu davaya bakacak cesarette yetkinlikte ne bir hakim ne de bir olduğunu Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu bile söylüyor.

bkz. : Çankaya Belediyesi Cumhuriyet Söyleşileri

Son olarak, “Düşe-Yazma” “Bilinçaltından Notlar”ın da dahil olacağı bir kardeş dergiler projesi ”de ilk kez yapılacak olan dergi dergicilik fuarı için Düşe-Yazma dergisi genel yayın yönetmeni tutun(a)mayanlar”ın sanat yönetmeni Burak Esen elde mevcut tutun(a)mayanlar tiyatro editörü Onur Görünmez, şiir editörü Eren Ağın (Eren Barış), sinema editörü Esra Demirkıran, tiyatro editörü Barış Şıri editörü Didem Kovancı”yla kafa patlattığı fakat tutun(a)mayanlar”ın iflasından sonra bu projelerin suya düştüğü Ankara Konur Sokak”ta kulaktan kulağa dolaşıyor. Ozan önen, başta TRT olmak üzere birçok radyo ına konuk olarak katılıyor; ileriye dönük olarak da radyo tv prodüksiyonları projelendiriyor.

Ozan Önen, başkanlığını Milli Güvenlik Kurulu eski paşalarından emekli Tuğgeneral Enver Var”ın yaptığı Balıkesirliler Derneği“nin gençlik kolları”nı 2005 yılı nisanından bu yana kurmaya çalışıyor. Ozan Önen, ayrıca, Çankaya Belediye Başkanı Prof.Dr.Muzaffer Eryılmaz”ın gençlik danışmanlığını yapacağı günü heyecanla bekliyor. 2000 yılı mayıs ayında, Samsun Valiliği”nin Karadeniz Leo Dernekleri”nin organize ettiği “”ün Samsun”a Çıkışının 81.Yılında 81 İlden 81 Genç” adlı etkinliklere Aydın il birincisi olarak katılan bu etkinlikte Ege Bölgesi temsilcisi olarak bir panele konuşmacı olarak katılan Ozan Önen”in, Mustafa Kemal ”ün manevi ı Ülkü Adatepe”nin elinden aldığı bir ödülü çü Düşünce Derneği Aydın Şubesi”nden kazanmış olduğu bir ödülü olmasına rağmen, çü görünüp de ismini sömürenlere şı bir savaş içinde olduğu bu bağlamda ODTÜ çü Düşünce Topluluğu Başkanı Çağdaş Ekinci”nin kendisine yazılı ortamda sataşması sonucu Ekinci”ye yazmış olduğu ODTÜ öğrenci toplulukları elektronik ileti gruplarında dolaşan cevap niteliğindeki on dokuz sayfalık efsanevi tekzip metniyle de ODTÜ”de oldukça getirdiği çok konuşulduğu biliniyor. Bu tekzip metninin bir yerinde şöyle diyor Önen: “İster Mustafacılık desinler, ister Kemalizm desinler, isterlerse de çülük desinler; bizler, Ata”mızı seviyoruz zaten. Kör göze parmak misali değil. Bu iş, sen-ben meselesi kadar da senli benli değil…” Bu anlamda, Önen”in sağının solunun belli olmayacağı her nerede olursa olsun “cesaret edilemeyen şeylere cesaret edebildiği” görülüyor. Buna rağmen, insanlar Ozan Önen”le uğraşmaya devam ediyor ama o hiç yılmıyor. Çünkü, zıtlıkların çatışmasına kaosa inanıyor Önen. Bunu da bir başka metninde intihar çerçevesinde şu şekilde açıklıyor: “Ey adam! İntihardan her söz açışımızda bize kör gözlerle bakıp, umutsuz de korkak demezler mi? Bizse onların bize acımasına acıyan içlerimizle kocaman kocaman açılan gözlerimizle; onların na, onların dünyasına, onlardan daha tutkulu coşkulu bir o kadar da hüzünlü sarılmaz mıyız? Söylesene adam… n güzelliğinden her söz açışımızda, bize kör gözlerle bakıp, içi geçmiş intiharlardan söz açmazlar mı?” Yazılarında varoluşsal boşluğa sıklıkla dikkat çeken Ozan Önen, “Çözülmesi gereken tek felsefi sorun vardır; intihar.” diyen ünlü filozof Camus”ye de nazire yapıyor: “Çözülmesi gereken asıl sorun intihar değil; intihar edememektir.”

Önen”in sportif geçmişine baktığımızda; alanında dört tane il şampiyonluğu, Yıldızlar Şampiyonası 1998 Beşinciliği, 1999 Okullar Arası Şampiyonası Marmara Bölgesi krallığı gibi ilginç enstantenelerle de şılaşabiliyoruz. Hakkındaki bir başka yazılı belge diyor ki: “Ozan Önen, Aydın İl Atletizm Şampiyonası”nda, Aydın Fen lisesi ikinci sınıf öğrencisiyken katıldığı 100 metre yarışlarında, 100 metreyi 11.27″de koşarak il üçüncüsü oldu.” sanıyoruz ki Ozan Önen, atletizme devam etseymiş olimpiyatlarda derece yapacak kıvama gelirmiş. Sakaryaspor kafilesinin geçirdiği kazasında nı kaybeden, Fenerbahçe”nin efsanevi futbolcusu, Birinci Ligi krallarından “Büyük Aykut”un, Ozan Önen”i Sakaryaspor”a transfer etmek istediğini, o dönemde on beş yaşında olmasına rağmen Önen için “geleceğin ı” tabirini kullandığını bilsek de; Ozan Önen”in Beşiktaş (BJK) altyapısıyla antrenmanlara çıktığı dönemde başlayan kronik bel rahatsızlığı sebebiyle kısa bir süre için Aydınspor”da takım kaptanlığını yürüttüğü Aydın Fen Lisesi takımında oynamaya devam etse de oynamayı bıraktığını hepimiz biliyoruz “İyi ki de futbolu bırakmış.”, diyoruz. Bu tür uzun cümleleri pek sevmesek de, Ozan Önen”in “hakkında uzun cümleler kurulan bir adam” olduğunu da biliyoruz.

Ozan Önen”in özel ilgi alanları arasında; seri katil psikolojisi, komplo teorileri ütopyalar, intihar delilik kavramları, felsefede uygulanabilir akıl yürütme yöntemi felsefe-yapay zeka ilişkisi, fizikte kaos kuramı kelebek etkisi, osmanlı işkenceleri, karnaval, festival ritüeller, bilinçaltı karakalem çizimler, varoluşsal boşluk kavramı, dergicilik, fanzin kültürü arşivcilik sayılabiliyor. Yine de, hiç madığı insanlarla her türlüsünden geyik yapmayı, ev arkadaşı Metehan Dönmez”le birlikte başında saatlerce “warms” adlı oyununu oynamayı sıcak çikolatayı tüm bu ıvır zıvırlardan daha çok seviyor, çünkü, “Benim işim, insanları mak bazı insanlardan özenle kaçmak.” diyor Ozan Önen.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1977 İstanbul doğumlu olan Engin Yılmaz ilk, orta lise eğitimini İzmit’te tamamladı. 1999 yılında Trakya Üniversitesi Programcılığından mezun oldu. Naryaz Yazılım şirketinde Sistem Destek Uzmanı olarak çalışma na başladı. Bilgitaş Teknik Servis A.Ş.’ de 3 yıl Yazılım Destek Departman Sorumlusu olarak çalıştıktan sonra 2005 yılı başında Panda Software ofisinde Satış Sorumlusu olarak göreve başladı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

”nın asıl adı Muhammed Celaleddin”dir. Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir. Efendimiz manasına gelen ismi, ona, daha pek genç iken Konya”da ders okutmaya basladığı tarihlerde verilir. Bu isim sems-i Tebrizi Sultan Veled”den itibaren ”yı sevenlerce kullanılmış; Adeta adı yerine sembol olmuştur.
Rumi, Anadolu demektir.

”nın, Rumi diye nması, geçmiş yüzyillarda Diyari Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya”da uzun müddet oturması, ömrünün büyük bir kismının orada geçmesi nihayet türbesinin orada olmasındandır.
”nın doğum yeri, bugünkü Afganistan”da bulunan, eski büyük kültür beldesi Belh”tir.

”nın Doğum tarihi ise (6 Rebiu”l Evvel, 604) 30 Eylül 1207″dır. Bazı araştırmacıların tespitine göre, O”nun doğum tarihi 1182″dir.
Asil bir aileye mensup olan ”nın annesi, Belh Emiri Rükneddin”in ı Mümine Hatun; babaannesi, Harezmsahlar (1157 Dogu Hakanlığı) hanedanından prensesi, Melike-i Cihan Emetullah Sultan”dır.
Babası, Sultanü”l-Ulema (Alimlerin Sultani) ünvanı ile nmış, Muhammed Bahaeddin Veled; büyükbabasi, Ahmet Hatibi oglu Hüseyin Hatibi”dir. Sultânü”I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh”den ayrılmak zorunda kalmış Sultânü”I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri yakın dostları ile birlikte Belh”den ayrılmıştır.

Sultânü”I-Ulemâ”nın ilk durağı Nişâbur olmuş burada nmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de şılaşmışlardır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar”ın ilgisini çekmiş takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü”I Ulemâ Nişabur”dan Bağdat”a daha sonra Kûfe yolu ile Kâ”be”ye hareket etmiştir. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam”a uğradı. Şam”dan sonra Malatya, Erzincan, , Kayseri, Niğde yolu ile Lârende”ye (Karaman) gelip Karaman”da Subaşı Emir Mûsâ”nın yaptırdıkları medreseye yerleşmişlerdir.

1222 yılında Karaman”a gelen Sultânü”/-Ulemâ ailesi burada 7 yıl kalmışlardır. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala”nın ı Gevher Hatun ile Karaman”da evlenmiş bu evlilikten Mevlâna”nın Sultan Veled Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu olmuştur. Yıllar sonra Gevher Hatun”u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yapmıştır. Mevlâna”nın bu evlilikten de Muzaffereddin Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir ı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti”nin egemenliği altında idi. Konya”da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü”I-Ulemâ Bahaeddin Veled”i Karaman”dan Konya”ya davet edip Konya”ya yerleşmesini istemiştir.

Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti Konya”ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle şıladı Altunapa (İplikçi) Medresesi”ni ikametlerine tahsis ettiler.

Sultânü”l-Ulemâ Ocak 1231 yılında Konya”da vefat etmiştir. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçilmiştir. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı”ndaki bugünkü yerine defnolunmuştur.

Sultânü”I-Ulemâ ölünce, talebeleri müridleri bu defa Mevlâna”nın çevresinde toplanmış Mevlâna”yı babasının tek varisi olarak görmüşlerdir. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim bilgini olmuş, İplikçi Medresesi”nde vaazlar vermeye başlamıştır.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile şılaşmıştır. Mevlâna Şems”de “mutlak kemâlin varlığını” cemalinde de “Tanrı nurlarını” görmüştür. Ancak beraberlikleri uzun sürmemiş Şems aniden ölmüştür.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü vefat etmiştir.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah”ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

MEVLÂNA”NIN ESERLERİ

MESNEVİ
Mesnevî, klâsik doğu ında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla “İkişer, ikişerlik” demektir. Edebiyatta aynı vezinde her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî”de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.

Mesnevî her ne kadar klâsik doğu”şiirinin bir şiir tarzı ise de “Mesnevî” denildiği zaman akla “Mevlâna”nın Mesnevî”si”gelir. Mevlâna Mesnevî”yi Çelebi Hüsameddin”in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi”nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram”da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevî”nin dili Farsça”dır. Halen Mevlâna Müzesi”nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Mesnevî”nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün”dür

Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî”sinde, tasavvufî fikir düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

-I KEBİR
Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr “Büyük Defter” veya “Büyük Dîvân” manasına gelir. Mevlâna”nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr”in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, çe Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı”nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr”in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr”deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

MEKTUBAT
Mevlâna”nın başta Selçuklu Hükümdarlarına devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan halli istenilen diıü ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında “kulunuz, bendeniz” gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle o vasıflârla hitap etmiştir.

Fİ Hİ MA Fİ H
Fîhi Mâ Fih “Onun içindeki içindedir” manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna”nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane”ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet cehennem, dünya âhiret, mürşit mürîd, semâ gibi konular işlenmiştir.

MECÂLİS-İ SEB”A
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb”a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna”nın yedi meclisi”nin, yedi vaazı”nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna”nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna”nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis”lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç”daki kudret.
4. edip doğru yolu bulanlar Allah”ın kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.

Bu yedi meclis”de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme “Hamd ü sena” “Münacaat” ile başlamakta, açıklanacak konuları tasavvufî görüşlerini hikaye şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî”nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Attila İlhan 15 Haziran 1925’te Menemen’de doğdu. İlk orta eğitiminin büyük bir ünü İzmir babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı kentlerde tamamladı. İzmir Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklandı