Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Ocak, 2008

Adet Sancıları (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Adet ağrılarının (dismenore), birincil (Primer) ve ikincil (sekonder) olmak üzere 2 nedeni vardır. Birincil sebepler; genellikle buluğ çağında ortaya çıkar. Ağrının sebebi, ovulasyonu (yumurtlamayı) takiben kanamaya hazır hale gelmiş rahmin iç tabakasının kasılarak dökülmesini sağlayan (adet kanaması) ve özellikle regl döneminde vücuttan salgılanan Prostoglandin f2 alfa denilen maddedir.


Tedavide de, bu aracı maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesiciler kullanılır. Adet sancısı ile yumurtlama arasında yakın ilişki vardır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması, adet sancısını da sorun olmaktan çıkarabilir. Ancak ağrılar çok şiddetliyse ve başka jinekolojik belirtiler de eşlik ediyorsa bir jinekolojik inceleme şarttır. Bu muayenenin amacı, adet sancısının, farklı bir nedenle ortaya çıkıp çıkmadığını saptamaktır.


Burada da genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen ikincil (sekonder dismenore) adet ağrısı dediğimiz sebepler ortaya çıkmaktadır.


Bu nedenler ise:
• Endometriozis (Rahmin en iç tabakasının rahmin dış tabalarında veya rahim dışı bir bölgede de bulunması)
• Rahim ağzında darlık
• Rahim tümörleri
• Rahmin farklı pozisyonlarda olması
• Rahim ve komşu organların iltihabi hastalıkları
• Psikolojik sebebler olarak sayılabilir.
Bazı kadınlar, bu periyodu rahat ve ağrısız bir şekilde atlatırken, bazıları acıdan kıvranır. Kişiden kişiye ağrının derecesi farklılık gösterir. Nedeni de önceden belirtmiş olduğumuz gibi ağrıyı (dismenore) oluşturan tüm sebeplerin bir arada olma sıklığıdır. Adet ağrısı, kramp tarzında, bele ve kasıklara, bazen bacaklara vurabilen şiddetli bir ağrıdır. Bir de bazı kadınlarda adet ağrısına bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, ishal, sık idrara çıkma gibi şikayetler de eklenebiliyor.


Birincil adet ağrısının önlenmesine yönelik kişisel olarak alınabilecek bazı önlemler vardır: Adet kanaması öncesinde veya esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması ve uzun süre ayakta durmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yapar. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir. Sancıyı, ilaçlara gerek kalmadan hafifletmenin yolları, fizik tedavi yöntemleri, spor, ılık su banyoları olabilir. Ama bunlar yöntemlerden birkaçıdır, herkeste etkili olmayabilir veya başka önereceğimiz tıbbi yöntemlerden daha etkin olabilir.


Bu dönemlerde gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak hayatımızı her zaman ki rutininde, problemsiz bir biçimde sürdürmek için bu dönemin problemlerini algılamak ve gereğini yapmayı düşünmek öncelikli davranış olmalıdır. Bu dönemi zoraki ızdırap ve mutlaka çekilmesi gereken bir eziyet dönemi olmadığını kabul etmek gerekir. Hayatın rutininde önemsiz gibi gözükür ama kadınlar işe, okula gidemez (yüzde 45’inde orta ve ciddi dismenore vardır) ve ciddi kayıpları olur. Kısacası kadın için zor bir dönemdir. Bu konu o kadar önemli hale gelmiştir ki, kliniğimizde “Adet Ağrıları Merkezi” kurarak olayı çok ciddi ve multidisipliner bir bakış açısı getirmemizi gerektirmiştir. Bu konuda kadının mutlaka doktoruna danışması, problemsiz bir hayat için gereklidir.


Adet dönemiyle ilgili hurafeler sonucunda ortaya çıkan uygulamalar var. Adet döneminde saç boyatmak hatta banyo yapmamak gibi… Bunların bir çoğunun doğru olmadığını biliyoruz ama sonuç olarak bu dönemlerde kadın vücudunda gerçekleşen kimyasal bir değişim söz konusu.


İlkel toplumlarda adet gören kadın kirli kabul edilip tecrit edilirmiş. Eğitim düzeyi arttıkça bu yanlış bilgiler de yok olmaktadır. Sonuçta bu dönemde özellikle hormonal değişimlerin çok olduğu ve bunun da özellikle psikolojiyi çok etkilediği bir gerçektir. Evet gerçekten yapılmaması gereken şey bu dönemi yaşayan kadınların, eşlerinin veya yakınlarının anlayışsızlığıdır. Lütfen biraz anlayış!..


Regl döneminde cinsel hayatı nasıl düzenlemek gerektiği de merak edilen konulardan biri. Cinsel hayata ara vermek gerekmez, ama önce hijyen!.. Hayat sizin, onu iyi yönetin.


Toparlamak gerekirse, adet dönemi ve ağrılarını önemsemek gerekir. Ağrılı adet görme nedenleri araştırılmalıdır. Ağrılı adetin “birincil” ya da “ikincil” olup olmadığı belirlenmelidir. İkincil dismenore söz konusu ise altta yatan neden ortadan kaldırılmalıdır. Bu süreçte hekimlerin kontrolünde açığa kavuşturulması gereken bir süreçtir. Öncelikli olarak erkekler, lütfen biraz anlayış. Sonra kadınlar, lütfen kesinlikle hijyen.


Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle…


Dr. Osman Denizhan Özgün


Dr. Osman Denizhan Özgün



Maya Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi
Kaptanpaşa sokak, Numara: 17 Gaziosmanpaşa
Çankaya, Ankara
Tel: 0312 448 22 21 - 0312 437 28 28
Web: http://www.mayatip.com

kaynak: bayanca.net

Kadın için doğurgan olamamanın verdiği suçluluk duygusu, erkek için gebe bırakamamanın yarattığı utanç hissi bazı çiftlerde cinsel yaşamı olumsuz etkileyebiliyor.

Kısırlık cinsel yaşamı etkiliyor mu?


- Kısırlık cinsel fonksiyon eksikliği değildir. Çiftler bu sorunu cinsel hayatlarının bir sorunu olarak görmemeli. Aksine mutlu bir cinsel beraberlik kısırlık sorununa da çare olabilir.


Erkeğin menisinde sperm olmaması ya da az olması cinsel fonksiyonları etkiler mi?


- Hayır. Cinsel fonksiyon tamamen testosteron seviyesiyle ilişkilidir. Bu durum sperm sayısına bağlanmaz. Ayrıca sperm azlığına neden olan ağır bir kromozomsal bozukluk yoksa bu kişilerin dış cinsel organları da normal gelişmiştir.


Kısırlık cinsel kimliği zayıflatıyor mu?


- Öncelikle şu bilinmeli; kısırlık kadından da erkekten de kaynaklansa tedavi edilebilir. Bunun bilinmesi olumlu sonuçlar verecektir.


Kadının gebe kalamaması ya da erkeğin gebe bırakamaması dolaylı olarak çiftlerin toplum gözünde cinsel kimliğini zayıflatabiliyor. Eğer bu problem kişinin cinsel aktifliğinin bitmesi olarak algılanırsa evlilikler boşanmayla sonlanabiliyor. Herhangi bir bilimsel dayanağı olmayan bu önyargılar ancak toplumun bu konuda bilinçlendirilmesiyle ortadan kalkabilir. Kırsal kesimden gelen hastaların tedavide başarı kriteri, bazen sadece eşinin hamile kalabilmesidir.


Kısırlık teşhisi ve tedavisi cinsel isteği azaltıyor mu?


- Kısırlık probleminin nedenleri arasında cinsel fonksiyon bozukluklarının oranı sadece yüzde 5. Kısırlık cinsel yaşamı iki şekilde etkiliyor. Birincisi teşhis sonucu kişide oluşan psikolojik sorunlar. İkincisi ise kısırlığa neden olan etkenin organik olarak cinsel fonksiyon bozukluğu yapması. Bir çifte kısırlık teşhisi konulurken birçok test yapılır. Bu testlerden bazıları basit bir kan almaktan ibaret olurken fiziksel muayene, ultrasonografi, röntgen ışınları altında rahim filminin çekilmesi hatta endoskopik cerrahi gibi karmaşık testler olabiliyor. Bu testler sonucu kısırlık teşhisi konulmuş çiftte doğal olarak cinsel isteksizlik görülür. Bunların yanında erkekten tahlil amaçlı meni örneğinin alınması, eğer meni verme şartları da elverişsizse daha fazla probleme yol açar. Cinsel isteksizlik hem erkek hem de kadında kaynaklanabilir.


Kısırlığı inkár etmek hangi sonuçları doğurur?


- Kısırlık teşhisi sonrası yaşanan inkár, isyan ve korku gibi duygular daha sonra kaygılanma ve anksiyeteye dönüşebilir. Bunlarda cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açar. Bu durum tamamıyla psikolojik olduğu için eşler arasında anlayış önem kazanır. Ayrıca burada hekimlere önemli bir görev düşüyor. Hekim, çiftlere kısırlığın cinsel yaşamı olumsuz etkilemeyeceğini anlatmalı.


Kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçlar cinsel fonksiyonları etkiler mi?


- Tedavi süresince iki önemli ilaç grubu kullanılıyor. Beynin yumurtalıklar üzerindeki kontrolünü yok eden ilaçlar. Diğerleri de yumurtaları büyüten ilaçlardır. İlk grup, bir-iki hafta kadının kendini menopozda gibi hissetmesine neden olabilir. Buna bağlı olarak vajinada kuruluk, isteksizlik gibi nedenlerle kadınlarda cinsel ilişki isteği azalabilir. Daha sonra kullanılan yumurta büyüten ilaçlar ise şişkinlik, kasık ağrısı ve vajinal akıntı gibi nedenlerle kadınların cinsel fonksiyonlarını etkileyebilir. Ancak bunlar çok kısa süre etkili ilaçlardır. Tedavinin bitmesiyle her şey normale döner.


Kısırlık tedavisi sırasında cinsel perhiz uygulanıyor mu?


- Bazı hastalarımızda sadece yumurta oluşturma ve yumurta geliştirici tedavi uyguluyoruz. Bu tedavide hastalarda ültrason ile yumurta takibi yapıyoruz. Yumurtanın geliştiği ve çatlamasına yakın olduğu dönemde, gün aşırı ilişki öneriyoruz. Bu, gebelik elde etmek açısından önemli bir yöntem olsa da bazı çiftler için psikolojik olarak konsantrasyon sorunu yaratabiliyor. Çünkü cinselliği zevk değil, görev olarak yaşıyorlar.

kaynak: bayanca.net

Memorial Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Abdullah Özkardeş, cinsel ilişki sırasında yaşanan baş ağrılarının beyin kanamasına neden olabildiğini söyledi.

Her insan yaşadığı baş ağrıları öksürük, egzersiz ve cinsel ilişkiyle tetiklenip başlayabiliyor.


Cinsel ilişki sırasındaki ağrıları birçok kişinin bilmediğini belirten Dr. Abdullah Özkardeş, “Bu ağrılar cinsel efora bağlı olarak oluşuyor. İlişkideki heyecan arttıkça da şiddetleniyor. Erkeklerde daha fazla görülüyor” dedi.


Cinsel ilişkiye bağlı baş ağrılarının iki ana tipi var. İyi huylu ve kötü huylu baş ağrıları. İyi huylu baş ağrılarında kişide kalıcı bir hastalık oluşmuyor. Ayrıca altta yatan bir beyin hastalığı da bulunmuyor. Kötü huylu ağrılar ise doğuştan gelen anormal damar yapıları ve damarda balonlaşmayla ortaya çıkıyor. Ölüme neden olabiliyor. Doktorlar bu tür ağrıların sıklığını belirlemekte ve tanı koymakta zorluk çekiyor.



Orgazmda artıyor!


Ağrılar daha çok 20-60 yaş arasında görülüyor. Cinsel ilişkiyle ilgili baş ağrıları, orgazm öncesinde veya sırasında baş ve ensede, her iki tarafta birden ortaya çıkıyor. Mastürbasyon yapmakla da ağrı görülüyor. Ağrı saatlerce sürebiliyor. Bazı hastalarda bu ağrılar çok rahatsız edici olduğundan, cinsel ilişki devam edemiyor. Ağrıyı yaşayanlar, yine olacak korkusuyla cinsel ilişkiden kaçıyor. Ağrı başlayınca orgazmdan önce ilişkinin sonlandırılması ile ağrı kesilebiliyor. Dr. Özkardeş, bu ağrıları çeken hastalara şu önerilerde bulunuyor:


“Ağrınız varsa birkaç hafta cinsel ilişkiye girilmemeli. İlişki öncesinde beta blokerler, kalsiyum kanal blokerleri ve antienflamatuar ilaçlar kullanılabilir. Sildenafil (Viagra), bu ağrıların yüzde 10’una iyi gelmektedir. Bazı hastalarda kilo verme, egzersiz yapma ve cinsel ilişkide daha pasif bir rol üstlenme ağrıyı kesebilir.”

kaynak: bayanca.net

Sekste sayı mı kalite mi? (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Kaliteli, güvenli ve düzenli seks yapanların daha sağlıklı ve uzun bir yaşamları var.


Seksin sağlık ve yaşlanmayla ilişkisi modern tıbbın en az ilgi duyduğu alanlardan biriydi. Biriydi diyorum, çünkü son yıllarda bu konuyu araştıran yüzlerce çalışma yapıldı. Araştırmalar düzenli seksin yararlı olduğunu gösteriyor.


Seksin sağlık ve yaşlanma ile ilişkisini etkileyen üç önemli yanı var: Seks düzenli, kaliteli ve güvenli olduğu zaman sağlığa iyi geliyor, yaşam süresini uzatıyor. Kaliteli, güvenli ve düzenli seks yapanların daha sağlıklı ve uzun bir yaşamları var. Düzenli ve güvenli seks gençleştiriyor, güçlendiriyor. Fizyolojik yenilenme süreçlerini harekete geçiriyor. Siz bu bilgileri seksin yaşamı uzattığı şeklinde de değerlendirebilirsiniz.


Daha sık seks faydalı


Yanıtlanması zor sorulardan biri daha sık tekrarlanan seksin sağlık için iyi bir şey olup olmadığıdır.


Seks sıklığındaki artışın ileri yaşlarda da cinsel açıdan aktif kalmayı sağladığı, fizyolojik yenilenme süreçlerini hızlandırdığı, iyilik hissi sağladığı, gevşettiği, rahatlattığı ve cinsler arası yakınlığı artırdığı kuşkusuzdur. Ama seksin sağladığı doyumu belirleyen temel etken, sıklığından çok düzenli ve kaliteli oluşudur. Her iki cinste de yeterli ruhsal doyumu sağlayan, duygusal temelleri olan bir ilişkinin sağlık yararı daha fazladır.


Başka insanların ne sıklıkta seks yaptıkları herkes için merak konusudur. Bu merak, bazen fıkralara konu olacak düzeyde abartılır. Seks sıklığı üzerine geliştirilen öyküler avcı fıkralarından fazladır. Daha sık seks yapmanın tavsiye edilir bir şey olduğu doğrudur. Seks sıklığı sağlıklı ve güçlü olmakla yakından ilgilidir. Sıklıkta etkili başka faktörler de var: Evli olup olmama (evli insanlar bekárlara göre daha sık seks yaparlar), rahat bir sosyal çevre içinde bulunup bulunmama, eğitim düzeyi, yapılan işin tipi ve yoğunluğu, mevcut sağlık sorunları, yaş gibi faktörler de etkilidir.


Araştırmalar, kaliteli ve güvenli seksin de en az sıklık kadar önemli olduğunu gösteriyor. Eğer güvenli, kaliteli ve sık seks yapan biriyseniz işiniz kolay, veriminiz yüksektir. Cinsel tatminleri düşük olanların damarları erkenden yaşlanıyor. Bağışıklık sistemleri daha zayıf. Psikosomatik hastalıklar ve diğer ruhsal kökenli sağlık sorunları çoğalıyor.


Erkekler sayıya kadınlar kaliteye


Cinsel mutluluğun algılanmasında erkekler ve kadınlar arasında önemli farklar var. Cinsel mutluluğu erkekler ilişki sıklığında, kadınlar seks kalitesinde arıyorlar.


Erkekler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı son derece kayıtsız. Seks güvenliğine önem vermiyorlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklara kadınlara oranla sık yakalanıyorlar. Erkeklerin yaşam sürelerinin daha kısa olmasında cinsel yolla bulaşan hastalıkların önemli bir rolü var.


Düzenli seks yapmak kalbi koruyor


Düzenli seks yapmak kalp-damar sistemine olumlu etki yapıyor. Eğer ciddi bir kalp probleminiz yoksa seks kalbi koruyor. Seks, kalple ilişkili sorunların iyileşmesini bile kolaylaştırıyor. Hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı sorunu olanların tedavi altında oldukları sürece seks yapmalarına engel yok. Bu hastaların sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan ilaçlara başlamadan önce doktorları ile konuşmaları gerekiyor.


Düzenli ve kaliteli seks, stres ve gerginliği azaltıyor. Düzenli seks yapanlarda ruhsal sorunlar az görülüyor. Seksin uyku düzeni ve kalitesine de olumlu etkileri var. Seks sonrası uykunun dinlendirici ve yenileyici dönemleri daha sık ve daha uzundur.


Orta yaşlarda cinsel doyum artıyor


Oslo ve Bergen üniversiteleri (Norveç) ile Harvard Tıp Okulu”nun (Amerika) ortak yaptığı bir çalışmanın sonuçlarına göre kadında da, erkekte de orta yaşlarda seks kalitesi artıyor. Ellili yaşlarda erkeklerin otuz ve kırklı yaşlara göre daha tatmin edici bir seks yaşamları var. Buna karşılık erkekler yaşlandıkça daha fazla seksüel sorunla karşılaşıyor.


Cinsel güç azalması, orta yaş sonrasında erkeklerin en önemli korkusu haline geliyor. Bu korku o kadar belirgin ki, kadınların kolayca kabul ettiği hipertansiyon ve kolesterol ilaçlarını erkekler bu nedenle düzenli kullanmıyor.


Erkekler, zayıflama diyetlerinin bile cinsel güçlerini azaltacağı korkusu içindeler, kilo verme diyetlerine de pek yanaşmıyorlar. Orta yaş ve sonrası kadınlarda cinsel güç kaybı korkusu pek görülmüyor. Kadınlar, doğal biyolojik gerilemeyi olağan görüyor ve sükunetle karşılıyor.


Cinsellik, sağlıklı yaşam ve yaşlanmanın, kaliteli bir hayat oluşturmanın köşe taşlarından biridir.
Cinsellik-sağlık-yaşlanma ilişkisi hakkında daha çok araştırmaya ve öğrenmeye ihtiyacımız var.

kaynak: bayanca.net

Şimdi zevk zamanı (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Cinsel zevki artıran ve azaltan, dönem ve durumlar var… Bunları bilirseniz, uygun olmayan günlerde partnerinizi boş yere zorlamaz ve ilişkinizi sorgulamazsınız…


Kadınların seksten daha fazla zevk alması, dengeli beslenmesine, kendine iyi bakmasına ve de adet dönemlerine bağlıdır. Dilerseniz, bu zevk artırıcı faktörleri hep birlikte gözden geçirelim…


Yumurtlama dönemi


İki adetin ortasındaki günlerde, yumurtlama gerçekleşir, bu dönemde testosteron hormonu zirve yapar. Bu hormonun yüksekliği, kadınların daha çok seks arzulamalarına neden olur. Bu dönem, kadınların kendi kendilerini de en çok tatmin ettikleri dönemdir. Kadınlar bu dönemlerinde daha kolay orgazma ulaşırlar. Yumurtlamanın arkasından artan östrojen ve oksitosin hormonları da yüksek arzulamanın 3-4 gün kadar daha devam etmesini sağlar.



Dengeli beslenme


Düşük yağ içerikli bir diyetle beslenen kişiler, düşük vücut ağırlıkları cinsellikte daha yüksek zevk alma imkanı verir. Yağlı beslenen kişilerde meydana gelecek damar kireçlenmesi nedeni ile kan akımları bozulacağından erektil dokularda tam bir şişme olmayacak ve cinsellikten maksimum haz duyulamayacaktır.


Kegel egzersizleri


Kegel egzersizleri karın alt duvarını oluşturan kasların egzersizleridir. Özellikle gebelikte kolay doğum amacı ile ve gebelik sonrası idrar kaçırma sorununa karşı uygulanır. Bu egzersizler sayesinde karın alt duvarı kaslarına daha çok kan akımı sağlanacaktır. Vajina daha duyarlı hale gelir.


Bedensel egzersiz


Düzenli yapılan egzersiz, vücut hormon seviyelerini etkiler. Özellikle testosteron hormonu seviyesi yükselir. Cinsellikteki zevki yöneten bu hormonun yükselmesi, daha fazla zevk alınmasını sağlar. Egzersiz yapmakla dokulara daha çok kan götürecek damarsal yapıların gelişmesi de sağlanır. Vajinal dokuların his özellikleri artar. Kalp ve damar sağlığı için yapılan spor da çok yarar sağlar. Haftada 2-3 gün , 20-30 dakika süre ile kalp atım hızını 120″nin üzerinde tutacak aerobik egzersizler, burada söz konusunudur. Yürüyüş, hafif koşu, egzersiz makineleri, yüzme örnek olarak verilebilir.

kaynak: bayanca.net

Seks katilleri… (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

insel hayatınızda sorunlar yaşamanızın en önemli nedeni kötü alışkanlıklar…


Sigara


Kötü kokusu bir yana, sigara dumanındaki birçok kimyasal madde damarlarda kasılmaya ve kan akımının azalmasına neden oluyor. Kan akımı bozulan cinsel organlar daha az duyarlı hale geliyor. Sigara içen erkeklerin sperm kalitelerinin bozulduğu ve seks isteklerinin azaldığı da araştırmalarla kanıtlandı.


Alkol


Alkol normal miktarda alındığında cinsel bakımdan uyarıcı, çok miktarda alındığında ise, cinsel isteği azaltıcı rol oynuyor. Seksten önce gevşettiği, rahatlattığı, cesaret verdiği için içilen içki, dozu kaçırıldığında cinsel isteği azaltıyor, bedensel tepkileri geriletiyor.


Shakespeare, Macbeth oyununda şöyle der: “İçki arzuyu kamçılar, fakat beceriyi götürür.” Aşırı alkol tüketimi, ereksiyon sağlama ve sürdürme yetisini azaltıyor, erken boşalmaya sebep oluyor.



Stres


İşte cinsel mutluluğu en fazla etkileyen unsurlardan biri. Stres durumunda, kandaki DHEA ve testosteron hormonlarının seviyesi düşüyor. Bu sebeple, stresli bir günün sonunda cinsel istek azalıyor. Vücuttaki stres hormonlarının artması, kan damarlarının daralmasına ve kan akımının azalmasına da neden oluyor. Kısacası stres ve gerginlik durumunda, cinsel istek ve cinsellikten zevk alma oranı azalıyor.

kaynak: bayanca.net

Buram buram seks kokuyorsun (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

İnsanların cinsel çekiciliği kokusundan algılayabildiklerinin kanıtı bulundu. Bilim adamları bu algıyı sağlayan genin insanlarda bulunduğunu açıkladı.


ABD”li ekibin araştırması, üzerinde deneyler yapılan farelerin, potansiyel bir eş tarafından yayılan seks hormonları olan feromonları algılayabildiğini ortaya koydu.


Bu hormonun algılanmasını sağlayan gen insanlarda da bulunuyor. Araştırmacılar, olası bir buluşmada insanların da aynı kokulardan etkilenebileceğini söylüyor.


Bin algılayıcılıyız


“Nature” dergisinde yayımlanan araştırmada, diğer memeliler gibi farelerin de, burunlarındaki özel hücrelere iliştirilmiş algılayıcılar sayesinde farklı kokuları ayırt edebildikleri tespit edildi.


Bir koku burundaki algılayıcılara geldiğinde, beyindeki işlemci merkeze bir sinyal gönderiliyor ve merkez bu sinyali özel bir koku olarak idrak ediyor.


Memelilerde yaklaşık bin kadar farklı koku algılayıcısı bulunuyor.


Bu sayede memeliler, kokuları keşfedebiliyor ve geniş bir skaladaki kokuları ayırt edebiliyor.


İşin sırrı TAAR”larda


Şimdi ise farelerin burun bölgesinde yer alan yeni bir algılayıcı grubu keşfedildi. Bu algılayıcılar, amonyak türevi ve doğal kimyasallardan olan aminlerden olan uçuculara cevap veriyor.


Amin bileşikli iz algılayıcıları (trace amine-associated receptors, TAAR), farelerin idrarındaki, aralarında stres ve potansiyel eş sinyali olarak düşünülen bir diğerinin de olduğu bazı kimyasalları buluyor.


Algılayıcılara gelen bilgileri kodlayan gen, sadece farelerde değil, feromonlardan etkilenen muhtelif hayvan gruplarında, balıklarda ve insanlarda da bulunuyor.


Nobelli araştırmacı


Algılayıcılar, Washington”daki Fred Hutchinson Kanser Araştırmaları Merkezi”nden Dr. Linda Buck ve Dr. Stephen Liberles”ın araştırmaları sırasında bulundu.


Dr. Linda Buck, 2004 yılında ABD”li meslekdaşı Richard Axel ile birlikte, koku alma duyusuna ilişkin çalışmaları ile Nobel Tıp Ödülü”ne layık görülmüştü.

kaynak: bayanca.net

Erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik değil, çözümü olan bir sorundur.
Erken boşalma cinsel problem veya yetersizlik gibi görülse de aslında bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur. Oysa sağlıklı bir cinsel ilişkide unutulmaması gereken en önemli şey uyum. Bu yüzden de gerçek anlamda ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.
O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur ve çözümü de basittir. Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma ulaşabilir, diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce boşalabilirsiniz. Yapılan çalışmalar ve istatistikler ortalama alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul edilebilinir.

Buna göre:
- Penis vajinaya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken boşalma
- Penis vajinada iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta derece erken boşalma
- Penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma olarak kabul ediliyor.
- Doktorlar, normal ilişki süresini penis vajinada iken 5 dakika ve üstü olarak kabul ediyor.
Erken boşalmanın nedenleri
Yapılan çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu, gençlik çağlarında yapılan masturbasyonlar olarak öne çıkıyor. Büyüklerine yakalanma korkusu ve aşırı heyecan ile yapılan bu masturbasyonlar da en önemli şey, bir an önce boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktır. Gençlik yıllarında, sık sık, birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmez ve amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.
Partnere aşırı ilgi, bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir. Uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken boşalma görülebilir. Oysa errken boşalma, cinsel sıkıntılar içinde doktor yardımıyla en kolay çözüme ulaştırılan sorun olarak gösteriliyor.
Nasıl kontrol edilir?
Boşalma bir ateşleme mekanizması olup, başladığı zaman hiç kimse hiçbir yolla onu bastıramaz, geciktiremez, denetim altında tutamaz. Yapmamız gereken şey, ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak, durdurmak veya kontrol altına almaktır. Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Genelde kişiler önce bunları kendileri denetlemekte başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta, panik olmaktadırlar. Bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları giderek bir sertleşme sorunu halini de almaktadır.
Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.
Bu konuda profesyonel destek almak, bir seks terapi merkezine baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmek de mümkün.

kaynak: bayanca.net

Cinsellik kapalı kutu gibi (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Cinsellik pek çok kişi tarafından adeta kapalı bir kutu gibidir.


Genelde insanlar kimliklerinin önemli bir bölümünü oluşturan cinsellik konusunda bilgi vermekten, bilgi almaktan kaçınırlar ve ifade etmekte zorlanırlar.


Hemen her toplumda bu etkileşimin yoksunluğundan dolayı insanların cinsellikle ilgili yaptıkları yanlışlar, hayal kırıklıkları ve olumsuz yaşantılar yaygındır.


Cinsellik doğal bir güdü ve yaşamın bir parçası olduğu halde, insanların cinsellikle ilgili konuları neden yasak ve gizli birşey gibi düşündükleri, konuşmaktan çekindikleri sorusuna cevap vermek güçtür.


Öte yandan, genel anlamda cinsellik doğal bir süreç olmasına rağmen kişiler arası yaşantıların mahremiyeti ile karıştırılmaması gerekir.


Cinsellik, duygusal ve bedensel katılım ile gerçekleşen, cinsel etkinliğe katılan bireylerin birbirlerine duydukları ilginin sonucunda paylaştıkları bir yaşantıdır.


Cinselliğin amacı, doyuma ulaşmak, çocuk sahibi olmak ya da birbirlerini seven iki insanın duygularını ve sevgilerini iletmeleridir. Ancak cinsel etkinliklerin ne zaman yaşanması konusunda dikkat edilmesi gereken konular vardır. Özellikle ilk cinsel etkinliğin ne zaman yaşanmasının uygun olacağı bu konulardan birisidir. Bunun kararı kişinin yaşadığı aile, çevre, kültür, inançlar ve algılara göre değişebilir. Ancak en önemli olan, böyle bir deneyim için sorumluluk alınabilecek ve sağlıklı kararlar verilebilecek yaşa kadar beklenilmesidir. Bunun anlamı; ergenin, kendini ve başkalarını değerlendirebilmesi, doğru kararlar alabilmesi, yaşanılan problemlere ilişkin beceri geliştirebilmesi ve doğru seçimler yapabilmesi için kendini yeterli hissetmesidir. Çünkü kişinin yaşamındaki bu gelişmeler, cinsel gelişimi ile paraleldir ve cinselliğe bakış açısını destekleyecektir. Cinsellik, fiziksel ve duygusal gelişmeye ve olgunlaşmaya bağlı olarak yaşanılacak bir deneyimdir. Düşünülmeden, sağlıksız ve ani verilen kararlarla yaşanan cinsel deneyimlerin olumsuz etkileri, yaşam boyunca sürebilir ve bir çok da risk taşır. Unutulmaması gereken en önemli konulardan biri de kişilerin kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olma ve istemediği şekilde kendilerine yaklaşanlara “hayır” deme hakkı olduğudur.


Bugünün yaşantısında insanlara verilebilecek mesaj; cinsel etkinliğe bilimsel ve insancıl olarak yaklaşmaları, bireysel haz duygusuyla beraber sorumluluklarla dengeli olarak hareket etmeleri ve cinsel etkinliğin doğal birşey olduğunu, “özel bir ilişki” olmakla birlikte utanılacak bir tarafının da bulunmadığını kabul etmeleridir.

kaynak: bayanca.net

Zamanla kaybolan heyecanlarınızı yeniden kazanarak hayatınızı renklendirebilirsiniz.
Eğer nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız aşağıdaki önerilere kulak verin.
Evlilik uzmanları, uzun süredir aynı evde yaşayan çiftlerin en fazla cinsel hayatlarındaki monotonluktan şikayetçi olduğunda birleşiyor. Uzun süre aynı yatağı, aynı bütçeyi, aynı aile çevresini paylaşan eşler, bir süre sonra birbirlerini sadece “hayat arkadaşı” olarak görüyorlar.
Bu durumda başlangıçta yaşanan ateşli aşk geceleri, tutkulu öpüşler geride kalıyor. Oysa bazı ipuçları sayesinde cicim aylarını yeniden yaşamanız mümkün. Sadece kendinize, eşinize ve cinselliğe daha fazla zaman ayırıp özen göstermeniz gerekiyor.
Fantazileri paylaşın
Öncelikle fantazilerinizi utanmadan eşinizle paylaşın. Hem erkekler, hem de kadınlar eşlerini rahatsız edeceklerinden korktukları için isteklerini açıklamaktan kaçınıyorlar.


Çekiniyorsanız ilk olarak eşinizin fantazilerini dinlemekle işe başlayın. Ondan cesaret alarak kendinizinkileri de daha kolay anlatırsınız. O zamana kadar çiğnemekten çekindiğiniz kuralları yeniden gözden geçirin. Bunları çiğnemek heyecanınızı artırabilir. Örneğin ışık açıkken sevişmek, birlikte banyo yapmak gibi. Ya da aşk yaptığınız mekanı değiştirmek.
Cinsel oyunlar
Kendinize baştan çıkarıcı iç çamaşırları, parfümler alın. Cinsellikte kokunun ve görsel unsurun önemli olduğunu göz ardı edemezsiniz.
Daha sonra ikinci aşamaya geçin, yani eşinizin önünde striptiz yapmak gibi cinsel oyunlar deneyin. Bu hem sizi, hem de eşinizi heyecanlandıracaktır.
Eşiniz ve kendiniz arasında geçen erotik bir aşk hikayesi yazın. Daha sonra bunu onun okuyabileceği bir yere bırakın. Eşiniz hikayede geçenleri gerçekleştirmek isteyebilir.
Romantik bir ortam
Yalnız kaldığınızda heyecanlanmanızı sağlayacak mum ışığında yemek yemek, romantik müzikler dinlemek, erotik film seyretmek gibi yöntemleri deneyin. Baş başa kalma fırsatı yakaladıysanız bu süreyi okul aile birliğinin faaliyetlerini konuşmak yerine birbirinize iltifat ederek geçirin.
Farklı bir mekan
Kenara biraz para ayırarak bir otel odası kiralayın. Cinsellikte mekan değişimi de oldukça önemlidir. Değişik bir gece geçirmeniz, farklı bir yatak ikinizi de heyecanlandırabilir. Eğer bunu yapamıyorsanız yatak odanızdaki eşyaların yerini değiştirin.

kaynak: bayanca.net