» 2008 » Ocak » Nedir? Nasıldır? Kimdir?
nedir

’an-ı Kerim’in Yazılması Mushaf Hâline Getirilmesi
’an âyetleri geldikçe Peygamberimiz (s.a.s.), vahiy kâtiplerini çağırır, âyetleri hangi surenin, neresine yazılacağını gösterirdi. Vahiy kâtipleri de gösterildiÄŸi gibi yazarlardı. Nâzil olan ayetleri Ashab-ı Kiram okur birçoÄŸu da ezberlerdi. Böylece ’an-ı Kerim, Peygamberimizden günümüze dek hem yazılarak, hem de ezberlenerek muhafaza edilmiÅŸtir.
Peygamberimizin saÄŸlığında âyetler inmeye devam ettiÄŸi için ’an’ın yazıldığı sahifeler mushaf hâline getirilememiÅŸti. ’an, vahyin sona ermesiyle tamam oldu.
Peygamberimiz (s.a.s.) in vefatından sonra Halife olan Hz. Ebu Bekir, ashabın ileri gelenlerinden bir komisyon kurdu. Bu komisyon, ayrı ayrı sahifelerde bulunan ’an sure ayetlerini bir araya topladı, hafızların ezberledikleri ’an ile şılaÅŸtırarak, yazıp Mushaf haline getirdi.
’an sahifelerinin bir araya toplanarak hâline getirilmiÅŸ ÅŸekline “Mushaf” denir.
Böylece ’an-ı Kerim, Allah’tan Peygamberimize vahyedildiÄŸi gibi muhafaza edimiÅŸ, hiç bir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramadan günümüze kadar gelmiÅŸtir. Kıyamete kadar da böyle devam edecektir.

’an-ı Kerim’in Nâzil OluÅŸu Vahiy GerçeÄŸi
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), kendisine peygamberlik görevi verilmeden önce bir süre Mekke yakınındaki Hira dağında bir maÄŸaraya çekilir, Allah’ın büyüklüğünü düşünmekle meÅŸgul olurdu.
610 yılının Ramazan ayında bir Pazartesi gecesi yine Hira’daki maÄŸaraya çekilmiÅŸ, gönlü bütün varlığı ile Allah’a yönelmiÅŸti. İşte bu sırada meleklerin en büyüğü olan Cebrâil (a.s.), Allah’ın emriyle peygamberimize gelerek “Oku!” dedi bu emri üç defa tekrarladı. Peygamberimiz, “Ne okuyayım?” deyince Cebrâil (a.s.), ’an-ı Kerim’den beÅŸ âyeti tebliÄŸ etti. Böylece ilk vahiy geldi ’an-ı Kerim nâzil olmaya baÅŸladı.
’an-ı Kerim, peygamberimize vahiy yoluyla gelmiÅŸtir. Vahiy: Allah tarafından doÄŸrudan doÄŸruya veya elçi vasıtasıyla Peygamberlere bildirilen kesinlik ifade eden bilgidir. Vahyin çeÅŸitleri vardır. Allah bu vahiy yollarından biri ile sözünü peygamberlerine duyurmuÅŸtur.
Bu yollardan biri de Yüce Allah’ın, sözünü bir melek aracılığı ile peygamberlerine duyurmasıdır.
Allah’ın sözünü peygambere bildiren melek; bazen kendi suretinde gelirdi. Bazen de bir insan ÅŸeklinde gelir, orada bulunanlar kendisini görür, sesini iÅŸitirlerdi. Bazı zamanlarda da melek vahyi peygambere bildirir, fakat kendisi görünmezdi.
’an-ı Kerim, Peygamber Efendimize Cebrail adlı melek aracılığı ile indirilmiÅŸtir.
İlk vahiy geldiği zaman Peygamberimiz (s.a.s.) kırk yaşında idi.
’an’ın inmeye baÅŸlamasıyla Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamberlik görevi baÅŸlamış oldu. ’an-ı Kerim, bazen ayet-ayet, bazen de sûreler hâlinde parça-parça inerek 23 senede tamamlandı.

’an-ı Kerim’in Özellikleri
En son en büyük peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’e Allah tarafından gönderilen ’an-ı Kerim müslümanlığın kutsal kitabıdır.
’an-ı Kerim’i diÄŸer ilâhi kitaplardan ayıran üstün kılan birçok özellikler vardır.
Bu özelliklerin başlıcaları şunlardır:
a) ’an-ı Kerim Peygamberimize indiÄŸi gibi hiç bir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramadan bize kadar gelmiÅŸtir. Kıyamete kadar da bozulmadan devam edecektir.
Öteki kutsal kitaplardan bazıları tamamen kaybolmuÅŸ, bazıları da birçok deÄŸiÅŸikliklere uÄŸrayarak bozulmuÅŸ hiçbiri Allah’tan gönderildiÄŸi gibi muhafaza edilememiÅŸtir.
’an-ı Kerim’i koruyacağını Yüce Allah, ÅŸu ayetle teminat altına almıştır:
’an-ı sana Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz”. (8)
Gerçekten de Allah, kutsal kitabımız ’an-ı Kerim’i günümüze kadar korudu, kıyamete kadar da koruyacaktır.
b) ’an-ı Kerim toplu olarak deÄŸil, zaman olaylara göre ayetler sûreler halinde parça parça inmiÅŸtir. Bu durum, onun kolayca ezberlenmesini anlaşılmasını saÄŸlamıştır.
c) ’an-ı Kerim son ilahî kitaptır. Ondan sonra baÅŸka gelmeyecektir. ’an’ın hükümleri kıyamete kadar geçerli olacak, deÄŸiÅŸmiyecektir. Önceki kitaplar ise belirli bir zaman için gönderilmiÅŸti.
d) ’an-ı Kerim, bütün insanlığa gönderilen bir kitaptır. Her asrın ihtiyaçlarını şılayacak hakikat hikmetlerle doludur.

Peygamberlere Gönderilen Dört Büyük :
1) Tevrat, Aleyhisselâm’a,
2) Zebur, Dâvut Aleyhisselâm’a,
3) İncil, İsâ Aleyhisselâm’a,
4) ’an-ı Kerim, bizim peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâm’a, gönderilmiÅŸtir.

Peygamberlere Gönderilen Sahifeler:
1) 10 sahife, Âdem Aleyhisselâm’a,
2) 50 sahife, Åžit Aleyhisselâm’a,
3) 30 sahife, İdris Aleyhisselâm’a,
4) 10 sahife, İbrahim Aleyhisselâm’a,
gönderilmiştir. Bunların toplamı 100 sahifedir.

KİTAPLARA İMAN

Allah Tarafından Gönderilen Kitaplar
İmanın altı ÅŸartından üçüncüsü, Allah’ın kitaplarına inanmaktır. Yüce Allah, kullarına peygamberleri aracılığıyla kitaplar göndermiÅŸtir. Bu kitaplarda, Allah’ın emirleri yasakları bildirilmiÅŸ, kulların yapması gereken görevler öğretilmiÅŸ, dünya ahirette mutlu olmanın yolları gösterilmiÅŸtir.
Biz müslümanlar, peygamberlere gönderilen kitapların hepsine inanıyoruz. Ancak, ’an-ı Kerim’den baÅŸka diÄŸer ilâhi kitapların sonradan bozulduÄŸunu deÄŸiÅŸtirildiÄŸini de biliyoruz. ’an-ı Kerim ise, Peygamberimize indirildiÄŸi gibi titizlikle korunmuÅŸ hiç bir deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramamıştır.
Allah tarafından peygamberlere gönderilen kitaplardan bazıları birkaç sayfadan meydana gelen küçük kitaplardır.

Meleklere İnanmanın Fayda Tesirleri
Her zaman her yerde bizimle beraber olan, bizden hiç ayrılmayan melekler bulunduÄŸuna inanan bir müslüman, gizli  yerlerde “Beni kimse görmüyor, istediÄŸimi yaparım” diyemez, fenalık yapamaz. Çünkü nerede olursa olsun meleklerin kendisini gözetlediÄŸini, iyilik kötülüklerinin yazıldığını bilir. Böylece meleklere olan imanımız bizi kötülük yapmaktan alıkor.
Bunlardan başka bizi kötülüklerden koruyan, iyilik yapmaya yönlendiren melekler de vardır. Dünyada iyilik güzelliğin misali melek; fenalık çirkinliğin kötü örneği de şeytandır. Melek, insanı iyiliğe, şeytan da kötülüğe çağırır.
Meleklere inanmak, ahlâki davranışlarımızı olumlu olarak etkiler, kötülüklerden sakınmamızı ahlâkımızın güzelleşmesini sağlar.
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor:
“Hem ÅŸeytan, hem de melek, insanın kalbine bazı ÅŸeyler getirirler. Åžeytanın iÅŸi kötülüğe çağırmak, haktan uzaklaÅŸtırmaktır. MeleÄŸin iÅŸi hakka, iyiliÄŸe çağırmak kötülükten uzaklaÅŸtırmaktır.
içinde iyiliÄŸe çağıran bir duyarsa bilsin ki o, meleÄŸin sesidir. Hemen ona uysun Allah’a şükretsin.
de içinde kötülüğe çağıran bir duyarsa bilsin ki o, ÅŸeytanın sesidir. Ondan uzaklaÅŸsın Allah’a sığınsın.” (7)

Büyük Melekler Görevleri
1) Cebrâil: Meleklerin en büyüğüdür. Görevi: Allah ile peygamberler arasında elçilik yapmak, Allah’ın kitaplarını peygamberlere getirmektir. Kitabımız ’an-ı Kerim’i Allah’tan Peygamberimize getiren Cebrâil’dir.
2) Mikâil: Tabiat olaylarının idaresi ile görevlidir. (Yağmur yağması, rüzgâr esmesi, ekinlerin bitmesi v.s. gibi)
3) İsrâfil: Kıyametin kopması insanların öldükten sonra tekrar dirilmeleri ile görevlidir.
4) Azrâil: Ömrü sona eren insanların canlarını almakla görevlidir.
Bu dört büyük melekten başka, diğer meleklerden bazıları da şunlardır:
Kirâmen Kâtibin: Her insanın biri sağında, diÄŸeri solunda iki melek bulunur. Bunlara Kirâmen Katibin denir. Sağındaki melek, insanın yaptığı iyi iÅŸleri, solundaki ise kötü iÅŸleri yazar. Böylece her insana ait iyiliklerin kötülüklerin yazıldığı  “Amel defteri” meydana gelir.
Münker Nekir: Bunlar, öldükten sonra kabirde insanlara soru sormakla görevli meleklerdir.
Rıdvan: Cennetteki meleklerin başkanıdır.
Mâlik: Cehennemde görevli olan meleklerin başkanıdır.


MELEKLERE İMAN

Melekler Birer Varlıktır
İmanın şartlarından ikincisi meleklere inanmaktır. Melekler, nurdan yaratılmış varlıklardır. Onlar yemezler, içmezler, erkeklik dişilikleri yoktur.
Melekler, Allah’ın kullarıdır. Allah’ın emirlerini kusursuz yerine getirirler, hiç günah iÅŸlemezler.
Yüce Allah, varlıkları çeşitli şekillerde yaratmıştır. Bunlardan kimisi bizim görebileceğimiz, kimisi de göremiyeceğimiz şekildedir. İnsan, bazı varlıkları göremiyor. Çünkü, insanın gözü her şeyi görebilecek durumda yaratılmamıştır, görme yeteneği sınırlıdır.
Meselâ; çok küçük bir cismi göremediğimiz gibi; havayı, rüzgârı, rûhumuzu aklımızı da göremiyoruz. Telden geçen elektrik akımı da görülmüyor. Halbuki göremediğimiz bu şeylerin var olduğunu biliyoruz. İşte melekler de var olduğu halde görülmeyen varlıklardır.
Melekler nurdan yaratılmış lâtif varlıklar oldukları için biz onları göremiyoruz. Fakat meleklerin varlığına inanıyoruz, çünkü meleklerin varlığını Allah Teâla ’an-ı Kerim’de vermiÅŸ, Peygamber Efendimiz de melekleri hem görmüş, hem de bize bildirmiÅŸtir. Yüce Allah’ın Peygamberimizin bildirdiÄŸi her ÅŸey doÄŸrudur. Bu sebeple biz, meleklerin varlığına kesin olarak iman ediyoruz.
Melekler: yerde, göklerde, çevremizde her yerde bulunurlar. Sayılarını ancak Allah bilir. Her birine Allah’ın verdiÄŸi görevler vardır.
Bazıları devamlı olarak Allah’a ibadet eder. Bazıları da kâinatın tertip düzeni ile vazifelidirler. İnsanların gücünün eriÅŸemiyeceÄŸi büyük iÅŸler yaparlar. İnsanlara iyiliÄŸi telkin eden, kötülüklerden koruyan, sıkıntılı zamanlarda müminlerin ına gönderilen melekler de vardır. Yüce Allah, meleklerin varlığı ile sonsuz kudretini göstermiÅŸtir.

Tevhid İnancı
İslâmın temeli, tevhid inacıdır. Tevhid, Allah’ın birliÄŸi demektir.
’an-ı Kerim’de bu konu şöyle açıklanmıştır:
«Sizin Tanrınız, tek bir Tanrıdır. Ondan başka tanrı yoktur.» (3)
Evet Allah birdir, O’ndan baÅŸka tanrı yoktur. O, eÅŸi, benzeri ortağı olmayan tek varlıktır. DoÄŸmamış doÄŸurmamıştır.
Gördüğümüz göremediÄŸimiz bütün varlıkları yaratan, yoktan var eden Allah’tır. O, yaratıcı olarak da tek’dir. O’ndan baÅŸka yaratıcı yoktur. Allah, hiçbir kusur eksikliÄŸi bulunmayan, en üstün niteliklere sahip olan çok Yüce bir varlıktır. İbadet yalnız O’na . O’ndan baÅŸkasına ibadet edilmez. Tevhid (Allah’ın birliÄŸi) inancı ihlâs sûresinde şöyle açıklanmıştır:
«Deki o Allah birdir.
Allah Sameddir. (Kimseye muhtaç deÄŸildir, her ÅŸey O’na muhtaçtır.)
O, doğurmamış doğurulmamıştır.
Hiçbir ÅŸey O’na denk deÄŸildir.» (4)
Allah’ın birliÄŸi inancı, kalbleri aynı amaç etrafında birleÅŸtiren, müslümanlar arasında beraberliÄŸi saÄŸlayan önemli bir güçtür.

Allah Sevgisi
Allah, bize görmek için gözler, işitmek için kulaklar, konuşan dil, çeşitli işler yapabilen eller yürüyen ayaklar vermiş; bizi akıl zekâ ile donatarak, varlıklar arasında çok üstün bir durumda yaratmıştır.
içinde yaşayabilmemiz için yeryüzünü çeşitli nimetlerle donatmış, teneffüs ettiğimiz havadan içtiğimiz suya kadar her türlü ihtiyacımız şılanmıştır.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Allah’ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz.” (5)
İnsan, kendisine iyilik edenleri sever. Öyle ise, en çok sevmemiz gereken varlık, Allah’tır. Çünkü O’nun bize olan iyilikleri sayılamayacak kadar çoktur. Biz de Allah’ımızı çok sevmeliyiz. Sevgi, sadece sözle olmaz. İnsan, sevdiÄŸine saygı gösterir, sevdiÄŸinin hoÅŸlanmayacağı bir ÅŸeyi yapmaz. Allah sevgisi, O’nun mübarek adını saygı ile anmak, bize emrettiÄŸi ibadet görevlerini seve-seve yapmak ettiÄŸi ÅŸeylerden sakınmakla olur.
Böyle yaparsak, Allah da bizi sever dünyadaki nimetlerden çok daha fazlasını bize ahirette verir.
Bir insan için en büyük , Allah’ın sevdiÄŸi kiÅŸilerden olmaktır.

Gerçek İman Sahibi Bir Genç…
Hazreti Ömer, halifeliÄŸi zamanında sütçülerin süte su katmasını yasaklamış bu emrini her tarafa duyurmuÅŸtu. Åžehrin asayiÅŸini kontrol etmek için bir gece Medine’de dolaşırken yoruldu biraz dinlenmek üzere bir evin duvarına yaslandı. Evin içinde anne ile ı arasında geçen ÅŸu konuÅŸmayı duydu:
Anne:
– Haydi ım: kalk da sütlere biraz su katıver.
:
– Halifenin sütlere su katılmasını yasakladığını bilmiyor musun?
Anne:
– Evet biliyorum.
:
– Öyle ise Halifenin yasakladığı işi yapabilirim?
Anne:
– Kalk da su koy şu sütlere, Ömer seni nereden görecek?
:
– Ömer görmez ama Rabbim görür. Vallahi ben O’nun göreceÄŸi yerde yapmadığım bir iÅŸi görmediÄŸi yerde de yapmam.
Hazreti Ömer, bu konuşmaları dinledikten sonra evine döndü. İyi bir terbiyesi görmüş bu yüksek ahlâklı fakir ı oğlu Âsım ile evlendirdi. (6)
İşte Allah inancının insanın davranışlarındaki olumlu etkisi…

Allah’a Şöyle İnanırız
Allah vardır birdir. Ondan başka tanrı yoktur.
Varlığının başlangıcı sonu yoktur. O, her zaman vardı, sonsuza kadar da var olacaktır.
Allah varlıklardan hiçbirine benzemez. O’nun eÅŸi benzeri yoktur. Varlığı kendindendir. Hiçbir ÅŸeye muhtaç deÄŸildir. Her ÅŸey O’na muhtaçtır.
Allah diridir, her şeyi bilir, her şeyi işitir her şeyi görür. Kalbimizden geçenleri de bilmektedir.
Allah irade sahibidir, diler dilediğini yapar. Onun kudreti sonsuzdur, her şeye gücü yeter.
Allah yaratıcıdır, dilediğini yoktan var eder, dilediğini de yok eder. Evrende ne varsa hepsini O yaratmıştır.
Allah harflere sese gerek olmadan söyler. Sözünü Peygamberlerine duyurmuÅŸ, emir yasaklarını bildirmiÅŸtir. Yüce Kitabımız ’an-ı Kerim Allah’ın sözüdür.
Allah, merhameti sonsuz, bağışlaması bol Yüce bir varlıktır. Bize hayat veren, sayılamıyacak kadar nimetler bahÅŸeden O’dur.
O, bizi yarattıktan sonra da yalnız bırakmamış, peygamberler göndererek dünyada ahirette mutlu olmanın nurlu yolunu göstermiştir.
Allah’a böyle doÄŸru olarak inanan ona gönülden baÄŸlanan insan, varlıklar arasındaki ÅŸerefli yerini almış, gerçek deÄŸerini kazanmış olur. Bu inanç, insanın kalbini her türlü kötü düşüncelerden temizler, iyi düşünce huylarla süsler.
İnsan, hiç kimsenin görmediÄŸi yerlerde bile ahlâka aykırı davranışlardan sakınır. Çünkü, Allah’ın her ÅŸeyi gördüğüne bildiÄŸine inanır. Allah’a iman, her türlü iyiliÄŸin kaynağıdır.

İMAN ESASLARI

İman’ın Esasları Nelerdir
Ayrıntılı olarak inanılması gereken iman esasları altıdır. Bunlara iman’ın ÅŸartları da denir.

İman’ın Åžartları
1– Allah’a,
2– Allah’ın Meleklerine,
3– Allah’ın Kitaplarına,
4– Allah’ın Peygamberlerine,
5– Ahiret Gününe,
6– Kadere; İster iyi, ister kötü olsun, evrendeki her ÅŸeyin her olayın Allah’ın bilmesi, dilemesi yaratmasıyla meydana geldiÄŸine,
İnanmaktır.

ALLAH’A İMAN
Allah’a Niçin İnanırız
İmanın altı ÅŸartından birincisi Allah’a inanmaktır. Akıl sahibi olan erginlik çağına gelen her insanın ilk en önemli görevi, Allah’ın varlığına birliÄŸine inanmaktır.
Çevremize baktığımız zaman, hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını görürüz. bir sanat eseri, bunu yapan bir sanatkârının bulunduğunu gösterir. Meselâ; kullandığımız saati yapan bir sanatkâr, oturduğumuz binayı yapan bir usta yok mudur? Şüphesiz ki vardır. Bunların kendiliğinden meydana geldiğini akıl kabul eder mi? Elbette etmez.
Öyle ise; çok bir plâna göre kurulan mükemmel bir düzen içinde iÅŸleyen uçsuz bucaksız kâinatı en sanat eseri olan insanı da bir yaratan vardır. İşte bu yaratıcı, sonsuz güç kudret sahibi olan “Allah”tır. Evren, Allah’ın varlığını; evrende görülen ahenk mükemmel düzen de Allah’ın birliÄŸini göstermektedir.
O halde, ilk görevimiz, bizi yaratan yaÅŸatan Allah’a inanmak, O’na gönülden baÄŸlanmaktır.

İman Ne Demektir
İman’ın sözlük anlamı, herhangi bir ÅŸeye inanmak demektir.
Dini terim olarak iman: «Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in Allah tarafından getirdiÄŸi ÅŸeylerin doÄŸru olduÄŸuna kalb ile inanmak bu inacı dil ile söylemektir.»
Allah’ın varlığına birliÄŸine, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Allah’ın peygamberi olduÄŸuna kalbi ile inanan bu inancını dili ile söyleyen kimseye «Mü’min» denir.

Kelime–i Tevhid

Arp01.jpg (10532 bytes)

OkunuÅŸu: “Lâ ilâhe İllellâh, Muhammedün Rasûlüllah.”
Anlamı: “Allah’tan baÅŸka tanrı yoktur. Hazreti Muhammed (s.a.s.) Allah’ın Peygamberidir.”

Kelime-i Åžehadet

Arp02.jpg (10507 bytes)

OkunuÅŸu: “EÅŸhedu en lâ ilâhe illellâh eÅŸhedü enne Muhammeden abdühü Rasûlüh.”
Anlamı: “Ben ÅŸahitlik ederim ki, Allah’tan baÅŸka Tanrı yoktur. Yine ÅŸahitlik ederim ki Hazreti Muhammed (s.a.s.)
Allah’ın kulu Peygamberidir.”
İman esasları, topluca özet olarak hem Kelime-i Tevhid, hem de Kelime-i Åžehadette ifade edilmiÅŸtir. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamber olduÄŸuna inanmak, O’nun Allah tarafından getirip verdiÄŸi her ÅŸeyin doÄŸru gerçek olduÄŸuna inanmayı gerektirir. Bu sebeple bir insan, Kelime-i Tevhid veya Kelime-i Åžehadetten birini dili ile söyler, kalbi ile de inanırsa İslâm Dini’ne girmiÅŸ olur.
Ancak, müslümanın bu kadarla yetinmeyip, İman esaslarını ayrıntıları ile öğrenmesi hepsine ayrı ayrı inanması gerekir.

İslâm Dini’nin Özellikleri
1) Hz. Muhammed tarafından tebliğ edilen İslâm, son dindir. Ondan başka gelmeyecek, hükümleri kıyamete kadar devam edecektir.
2) İslâm evrensel bir dindir. Önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinler, belirli milletlere geldiği halde İslâm dini, bütün dünya milletlerine gönderilmiştir.
3) İslâm dini’nin hükümleri insanların ihtiyaçlarını şılayacak ÅŸekilde mükemmeldir. Bu sebeple baÅŸka bir dine ihtiyaç kalmamıştır.
4) İslâm dini, kendinden önce Allah tarafından gönderilen peygamberleri ilâhi kitapları tasdik eder. Ancak o kitapların hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. Çünkü onlar, belirli milletlere sınırlı zamanlar için gönderilmiÅŸti. İslâm Dini ise bütün milletlere gönderilen kıyamete kadar deÄŸiÅŸmeden devam edecek olan ’dir.

İslâm Dini Diğer Dinler
İlk insan olan Hz. Adem (a.s.) aynı zamanda ilk peygamberdir. İnsanlığın ilk dini de Hak ’dir. Hz. Adem’den Peygamberimiz Hz. Muhammed’e kadar gelen bütün peygamberler insanlara Allah’ın birliÄŸi inancını tebliÄŸ etmiÅŸler Allah’a ibadet edileceÄŸini öğretmiÅŸlerdir.
Ancak son peygamber Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin tebliÄŸ ettiÄŸi iman esasları î hükümler zamanla bozulmuÅŸ insanlar karanlıklar içinde kalmıştı. İnsanlığı düştüğü bu durumdan aydınlığa çıkaracak bir kurtarıcıya ihtiyaç vardı.
Bunun üzerine Yüce Allah, son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) aracılığı ile bütün insanlara son en mükemmel olan İslâm’ı göndermiÅŸtir.
Bu gerçek Yüce Allah tarafından ’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmiÅŸtir:
“Allah katında , şüphesiz İslâmdır.” (1)
İslam’ın dışındaki dinler, Allah katında makbul deÄŸildir. Bunların insanlara bir yararı olmayacaktır. Bu konu ’an-ı Kerim’de şöyle açıklanmıştır:
İslâm’dan baÅŸka bir ararsa ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de zarara uÄŸrayanlardandır.” (2)
İslâm Dini, Allah tarafından gönderildiği gibi hiçbir değişikliğe uğramadan bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. Bundan sonra da bu özelliğini koruyacaktır. İslâm, Allah katında makbul olan tek dindir.
Bazı insanlar tarafından ortaya konulan dinler de vardır, ancak bu dinler, batıl geçersizdir. Çünkü bunlar, Allah tarafından gönderilmemiş, insanlar tarafından uydurulmuştur.

Neye Denir
: Allah’ın, insanlara Peygamberleri aracılığı ile gönderdiÄŸi bir sistemdir. Bu sistem, akıl sahiplerini kendi istekleri ile dünyada huzur saadete, âhirette sonsuz mutluluÄŸa ulaÅŸtırır.

Dinin Gayesi
, bize yaratılışımızın amacını, Allah’a şı yükümlü olduÄŸumuz görevleri öğretir. İyi ile kötüyü, doÄŸru ile yanlışı tır iyiye ulaÅŸmanın yollarını gösterir.
insanı ruhen yükseltir, ahlâken olgunlaştırır, fertlerin birbirlerinin haklarına saygılı olmalarını ister uyulması gereken hak görevleri belirler.
Kısaca; dinin gayesi, insanı hem dünya nda, hem de ahirette mutluluğa kavuşturmaktır. Bize düşen görev, dinin gösterdiği nurlu yolda yürüyerek bu mutluluğa ulaşmaktır.

Reflü ?

Halk arasında Mide sü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı mide içeriÄŸinin borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriÄŸinin borusuna gelmesi uzun süre temas etmesiyle borusunun asitten kendini koruma özelliÄŸinin yok olmasından kaynaklanır. EriÅŸkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir.

Mide içeriği midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akımı varsa mideden yukarı çıkan içerik hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi borusunun tahrişine olur. Reflü hastalığı, asitli /veya safralı mide içeriğinin borusuna gelmesi uzun süre temas etmesiyle borusunun kendini asitten /veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

Kelepçe Mekanizması

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

KELEPÇE MEKANİZMASI
Kelepçe mekanizması, mide içeriğinin borusuna çıkmasını kasların bir kelepçe gibi sıkılmasıyla engeller. Sağlıklı bir kelepçe mekanizması şu şekilde işler;

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

KAPAK MEKANİZMASI
Kapak mekanizması, mide içeriğinin borusuna çıkmasını kasların bir kapak gibi kapanmasıyla engeller. Sağlıklı bir kapak mekanizması şu şekilde işler;

Reflü Şikayetleri Nelerdir?

Hastalarımızın en sıklıkla başvurduğu şikayet mide yanmasıdır.
Bunun yanında göğüste yanma ekşime,
Ağıza gelen acı bir tat
,
Ağız kokusu,
Özellikle yemeklerden sonra tok karna yatıldığında geceleri rahatsız eden şişkinlik, geğirme boğulma hissi
Göğüste takılma sıkışma hissiyle birlikte kalbe baskı çarpıntı hissedilebiliyor.
Derin nefes almada güçlük çekilebiliyor.
İleri aşamalarda da;
kronik farenjit,
kronik sinüzit,
alerjik astım
diş çürüklerine gidilen bir süreç yaşanabiliyor.

REFLÜ ŞİKAYETLERİ BAŞKA HANGİ HASTALIKLARI CAĞRIŞTIRIR?
HAZIMSIZLIKLA İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Şişkinlik, geğirme, midede yanma hazımsızlık hissi
safra kesesi taşı olan insanlarda
Ülseri olan insanlarda
Gastriti olan insanlarda
görülebilir.
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Kronik farenjit
Kronik sinüzit
kısıklığı
Kronik tahriş öksürüğü
GÖGÜS HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Alerjik astım

Kronik öksürük
HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Çarpıntı
Kalpte sıkıntı hissi

Hangi leke çıılır?

Çamaşır suyuna dayanıklı kumaşlarda, çimen lekesini nemlendirdikten sonra üzerine deterjan dökerek ovalayın, çamaşır suyu eklenmiş sıcak su ile . İnatçı çimen lekelerini ise alkolle sildikten sonra lekeli bölgeyi iyice durulayın.

19 Kasım — Çimenden kahveye, rujdan ş leke sorununa çözüm getirecek, etkili öneriler.

ALTIN TEMİZLİĞİ
Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi 100 gr. amonyak ilave edin. Temizlemek istediğiniz eşyalarınızı bu ışımın içinde yarım saat kadar bırakın. Sonra, soğuk suyla durulayın bir deri parçasıyla temizleyin.

AMPULLERİN TEMİZLİĞİ
en iyi temizleyicidir. Ancak ampulün yüzeyi pütürlüyse kesilmiş bir soğan parçasıyla silip nemli bir bezle temizleyin. Ampulün temizliği bittikten sonra ışığı yakmadan, üzerine bir iki damla parfüm sıkın. Odanız cok kokacaktır.

AYAKKABIDAKİ
* Su lekesi - Boyamadan önce vazelin sürün.
* Küf lekesi - Gliserin sürülmüş bir bezle temizleyin.
* ayakkabıların temizliği - Ayakkabıyı, benzine batırılmış eski bir diş fırçasıyla ovalayın.
* Açık ayakkabılardaki - Benzine batırılmış bir bezle silin.
* Koyu ayakkabılardaki - Alkole batırılmış bir bezle temizleyin.
* Vernikli ayakkabılar - Süt limon suyu döktüğünüz bir bezle temizleyin.
* Süet ayakkabılarınızın tüylerini kabartmak - Ayakkabıyı su buharına tutun, ayakkabı iyice kuruyunca tel fırçayla fırçalayın.
* Rugan ayakkabılardaki çatlamaları önlemek - Zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık rugan ayakkabıların çatlamalarına sebep olduğu için serin yerde saklanmaları gerekir.

Kahverengi ayakkabıları siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle ovalayın sonra siyah cila sürün.

AYNA TEMİZLİĞİ
* Gazete kağıdını top haline getirerek, 2 ölçü su 1.5 ölçü sirke ışımına batırıp aynanızı bununla silin, arkasından kuru bir bezle kurulayın.
* Yarıya bölünmüş çiğ patatesle aynanızı silin, sonra içine az miktarda katılmış suyla durulayın.
Ayrıca aynanızı temizlediğiniz son suya katarsanız sineklerin konmasını engellersiniz.

BLUCİNLERİN RENGİ
Renginin açılmasını istemiyorsanız, yeniyken içine bol miktarda tuz atılmış soğuk suda saat kadar bırakın. Sabit bir kazandığını göreceksiniz.

BOYA LEKESİ
Kumaş üzerindeki boya lekeleri için: Leke tazeyse, en etkili temizleyici madde terebentindir. Leke kurumuşsa, sabunlu suyla birkaç saat bu suda bırakın. Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin.

ÇAMUR LEKESİ
Leke olan elbiseyi hemen fırçalamayın. Çamur lekesi kuruyunca hafif bir fırçalamayla çı. Eğer inatçı bir lekeyse, eşit miktardaki su sirke ışımıyla silebilirsiniz.

ÇAY LEKESİ
* Beyaz kumaştaki lekeyi limon suyuyla silin soğuk suyla durulayın.
* Renkli kumaştaki taze lekeyi sarısını suyla ıştırarak ovalayın. Eski bir leke ise gliserinli suyla silmek iyi olacaktır.
* Halı üzerindeki çay lekesini, eşit ölçekteki sirke ışımı ile silin.

ÇİKLET YAPIŞIRSA
Çikletin yapıştığı yerin iç tarafına naylona sarılmış bir miktar buz koyun. Buzun etkisiyle çiklet donduktan sonra bir fırçayla donan çikleti fırçalarsanız yapıştığı yerden çıkacaktır.

ÇİKOLATA LEKESİ
* Kumaştaki çikolata lekesi için; en iyi yol gliserinle ovup yağ emici iki kağıt arasında bir süre bırakarak yağının iyice emilmesini sağlamaktır. Eğer bu işlem yeterli olmazsa lekeli kumaş rengi atmayan bir tür kumaş ise lekeli kısmı suyla ıştırdığınız 90 derecelik alkolle silin.
* Halıdaki çikolata lekesini; sabunlu suyla lekenin dış kısmından başlayarak içe doğru silin. Üzerine talk pudrası döküp bir süre bekleyin. Halıyı silkeledikten sonra eşit miktarda su ışımıyla tekrar silin.

ÇİMEN LEKESİ
Çamaşır suyuna dayanıklı kumaşlarda, lekeyi nemlendirdikten sonra üzerine deterjan dökerek ovalayın, çamaşır suyu eklenmiş sıcak su ile . İnatçı lekeleri alkolle sildikten sonra lekeli bölgeyi iyice durulayın. Çamaşır suyu kullanımına uygun olmayan kumaşlarda, aynı işlemleri çamaşır suyu kullanmadan yapın. (Kumaşın asetat içermesi halinde, bir birim alkole iki birim su ekleyin.)

FONDÖTEN LEKESİ
Elbisenizdeki fondöten lekesini, etere batırılmış bir bezle sildikten sonra sabunlu suyla ; leke yok olacaktır.

KAN LEKESİ
Sıcak su kullanmayın; çünkü sıcak su, lekenin daha fazla işlemesine olur.
* Beyaz kumaşta: Lekeyi oksijenli suyla ıslatın. Sonra sabunlu ılık suda .
* Renkli kumaşta: Nişastayı suyla ıştırarak bir hamur yapın. Bunu lekeli yere sürerek kurumasını bekleyin. Sonra fırçalayarak temizleyin. Bir başka yöntem de aspirin tabletini azıcık suyla eritip lekeli yeri bununla örtmektir, iyice kuruyunca fırçalayarak temizlenir.
* Halıda: Lekeli yeri beyaz sirkeyle ovun.

KAHVE LEKESİ
* Leke tazeyse üzerine biraz tuz dökün.
* Beyaz pamuklu kumaştaki lekeyi oksijenli su ile silin, yeterli olmazsa çamaşır suyu kullanmanız gerekir.
* Renkli kumaştaki lekeli kısma biraz gliserin sürün ılık suyla durulayın.
* Halıdaki lekeli yeri, eşit miktarlardaki beyaz sirke ışımıyla silin.

MEYVE İ
* Beyaz kumaşta: Lekeyi amonyaklı suyla . Çıkmazsa, çamaşır suyu ilave ettiğiniz sabunlu suya batırıp lekeli kısmı ovun.
* Renkli kumaşta: Lekeyi 90 derecelik ya da amonyak ilave edilmiş oksijenli su ile ya da ekşimiş sütü lekenin üzerinde 2-3 saat bırakın.
* Sentetik kumaşta: Lekeyi limon suyu, beyaz sirke, hafif amonyaklı su ışımı ile çıkarabilirsiniz.
* Yünlü ipekli kumaşta: Lekeli kısmın altına su emen bir kumaş parçası yerleştirin lekeyi beyaz sirkeyle silin.

MUM İ
Cilalı ahşapta: Bir karton parçasıyla kazıyarak mümkün olduğu kadarını çıın. Sonra sıcak suyla ovun. Eşit oranlardaki terebentin ketenyağı ışımına batırdığınız bezle lekeyi ıslatın. Kuruduktan sonra parlatın.
* Vernikli mobilyada: Kartonla kazıdıktan sonra petrole batırdığınız bir bezle silin.
* Örtüde: Mumun koparabildiğiniz kısmını aldıktan sonra örtüyü . Kuruduktan sonra ütülerken mum lekesinin bulunduğu yeri iki kurutma kağıdı arasına koyun.

MÜREKKEP LEKESİ
Deri eÅŸyada:
Biraz limon suyuyla lekeyi fırçalayın.
Kumaş üzerindeki
* Dayanıklı kumaşta: Biraz limon suyu ılık sütle silin. Durulanınca leke yok olacaktır.
* Nazik kumaşta: Leke kuruyunca, üzerine talk pudrası dökün. Leke kaybolana kadar fırçalayın.
* Beyaz çamaşırda: lekenin üzerine sulandırılmış hardal dökün. Yarım saat kadar bekleyip, süngerle lekeli yeri .
Mobilya üzerindeki :
* Eğer leke tazeyse; sıcak suya çiğ süt (kaynatılmamış süt) veya limon suyu ilave ederek, lekeyi bu ışım ile silin.
* Leke eskiyse; lekeyi zımpara kağıdı ile kazıyın, daireler çizerek mantar tıpayla parlatın.
* Cilt üzerinde: Parmaklarınızdaki mürekkep lekelerini suyuyla ovarak çıkarabilirsiniz.

Kırmızı mürekkep lekesinin üzerine hardal sürüp birkaç saat öylece bırakın.

PAS LEKESİ
* Sentetik olmayan kumaşlarda : Lekeyi tuzlu limon suyuyla ovduktan sonra içerisine biraz amonyak katılmış suyla silin durulayın.
* Sentetik kumaşlarda : Lekeli kısmı biraz limonla ovun.

RUJ LEKESİ
KumaÅŸtaki ruj lekesini:
* Etere batırılmış bir pamukla silin bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Ancak bu işlemi yaparken ateşten uzakta durmaya dikkat edin çünkü eter çok yanıcı bir maddedir.
* Lekenin üzerine sabun sürün, bir saat öyle beklettikten sonra .
* Üzerine pamukla oksijenli su damlatıp suyla durulayın.

SALÇA KETÇAP LEKESİ
Sıcak su ile gliserini eşit miktarlarda ıştırın. Kumaşı bir saat boyunca bu ışımda beklettikten sonra her zaman kullandığınız deterjan ile .

ŞARAP LEKESİ
Beyaz kumaÅŸta:
* Kumaşı bir süre kaynamakta olan süte batırın sonra .
* Örtünün üzerine şarap dökülür dökülmez tuz serpin. İlk yıkamada çıkacaktır. Eğer çıkmazsa, yıkama suyuna biraz çamaşır suyu katın.
Renkli kumaÅŸta:
Lekeli kısmı amonyaklı soğuk suya batırın.
Beyaz pamuklu örtüde:
Şarap dökülür dökülmez lekeli kısmı beyaz şarapla ıslatın.

TERLEME LEKESİ
* Beyaz kumaşta : Asitoksalitle silin, durulayın, sonra oksijenli su ile silin.
* Nazik kumaşta: Hafif amonyaklı veya limonlu su ile silin.
* Yünlü kumaşta: Kumaşı birkaç saat sirkeli soğuk suda beklettikten sonra lekeyi temizleyebilirsiniz.

YAĞ LEKESİ
Sıçrayan yağlar için en etkili temizleyici ispirtodur.
Zeytinyağı lekesini kumaştan çıkartmak için bir parça ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin.

LEKESİ
* lekelerini çıkartmak için soğuk su kullanmalısınız.
* Genellikle sabunlu su yeterli olsa da beyaz kumaşlarınız için biraz çamaşır suyu ilave edebilirsiniz.
* Kesik limonla lekeli yerleri ovun.
* Suda haşlayarak ezdiğiniz bir parça patatesle ovun.
* İçinde çakıl bulunmayan nemli toprakla silin.

Bir çok sahibi evcil hayvanlara çikolata verilmemesi gerektiÄŸini bilir. Çikolatanın hayvanlarımız tarafından yendiÄŸinde kendilerine zarar vereceÄŸini bildiÄŸimizden çikolatalarımızı onların eriÅŸemeyeceÄŸi yerlerde saklarız… Bir gün açıkta unuttuÄŸunuz bir çikolatanın boÅŸ ambalajı ile şılaÅŸtığınızı düşünün. Ya da siz piÅŸirirken yere düşmüş bir çikolata parçasını yediÄŸini hayal edin. Böyle bir durumla şılaÅŸtığınızda ne yapardınız ? Çikolatanın zararlı olduÄŸunu biliyoruz, fakat bu noktada bilmemiz gereken konu ne kadarlık bir çikolatanın köpeÄŸimiz tarafından yendiÄŸi çikolata ile köpeÄŸimiz şılaÅŸtığında ne yapmamız gerektiÄŸidir.

Çikolatayı meydana getiren kimyasal bileşen evcil hayvanlar için zehirlidir (kedi, , hatta atlar). Kakao ağacında bulunan teobromin, kafein ile aynı aileden gelen bir bileşimdir. Evcil hayvanlar bu kimyasal bileşeni yavaşça sindirir bu onların kalbine, merkezi sinir sistemine böbreklerine etki eder. Zehirli reaksiyonun oluşması için köpeğinizin her kilosu için 100-150 miligram teobrominin kana ışmış olması gerekmektedir. Bazı çikolataların yüksek kakao içermesi nedeniyle teobromi seviyesi çikolata tiplerine göre değişkenlik gösterir. Sütlü çikolata tahmini olarak 28 gramda 44 miligram teobromin içerirken yarı şekerli bir çikoatada bu oran 28 gramda 150 miligramdır. Yemeklik çikolatadaki miktar ise 28 gramda 390 miligramdır. Zehirli sayılabilecek bir miktar hesabı şu şekilde yapılabilir: Sütlü çikolatada köpeğin her bir kilosu için 60 gram çikolata, yarı tatlı çikolatada köpeğin her bir kilosu için 20 gram yemeklik çikolatada köpeğin her bir kilosu için 7 gram çikolata.

Teobromin zehirlenmesinin erken , ishal, yorgunluk artan idrardır. Eğer köpeğiniz bu gösteriyorsa hemen veteriniz ile temasa geçin. Eğer müdahale edilmezse teobromin artan atışı, kas titremesi, nöbet, koma ahtta ölüme olabilir. Eğer köpeğinizin tehlike yaratacak miktarda çikolata aldığını düşünüyorsanız belirtiler ortaya çıkmadan veterinerinize başvurmanız atılacak en iyi adım olacaktır. Bu tür kötü durumlar ile şılaşmamak için mutlaka köpeğinizden çikolataları uzak tutunuz.

Çikolatadan zehirlenmiş bir köpeğe verilebilecek hiçbir panzehir yoktur. En iyi köpeğinizi kusturmaktır. Köpeğinizi kusturmak için %3lük hidrojen peroksiti - başlayana kadar- 2 ya da 3 çay kaşığı ile 15 dakikada bir köpeğinize vermelisiniz. En iyi köpeğiniz çikolatayı yedikten sonraki 3 saat içerisinde yapılanıdır. Alınan miktara bağlı olarak çikolatanın etkisi saat sürebilir.

Köpeğinizin tıbbi bir müdahaleye ihtiyacı olup olmadığını bilmek için köpeğinizin yemiş olduğu çikolatanın cinsi miktarını bilmeniz çok önemlidir. Az miktar çikolata köpeğiniz için zararlı olmayabilir ama yapılacak en iyi iş çikolatayı köpeğinizden uzak tutmaktır.

Kaynak: Davit Beart, http://www.buzzle.com/chapters/animals-and-pets_dogs-and-dog-care.asp, 4 AÄŸustos

Biyotop akvaryumları bir bölgenin doğal yaşam alanının olabildiğ taklit edildiği akvaryumlardır. Bu akvaryumlarda seçilen bölgenin balıkları, bitkileri, su değerleri, dekorları, su hareketleri nitelik nicelik olarak bölgeye olabildiğ benzetilmeye çalışılır. Bu benzetmeyi yaparken 2 husus çok iyi göz önünde bulundurulmalıdır. 1.si akvaryum gibi küçük bir hacime sahip olduğumuz, 2.si ise aradağımız her şeyi bulamayacağımızdır. Aynı bölgede bulunan av avcıyı yan yana koymak biyotop kurallarına uysa da doğa kurallarına uymayacak, avın; aklını, becerisini şansını kullanıp kaçma şansı kalmayacaktır. Bir diğer durum da istediklerimize sahip olamamamızdır. İstediğimiz bir bölgedeki istediğimiz bitki, taş, kütük parçalarına ulaşmak özellikle de ülkemiz şartlarında zordur. Bu yüzden olabildiğ yerlerine benzer özellikte şeyler koymalıyız. Bu konuyu en iyi örnekleyerek görebiliriz.

1-Tanganyika Biyotopu:

Su değerleri; pH: 7.8-9.0, -20 dH, 24-28 C olmalıdır.

Dekor seçimi bölgelere göre ayrılır. Tanganyikada farklı bölgeler vardır. Bütün, düz yapıda kayalardan oluÅŸan bölge, yarıklı kayalardan oluÅŸan bölge, dem oval kyalarda oluÅŸan bölge, yarı kaya yarı kumluk, tam kumluk bölge boÅŸ salyangoz yatakları gibi… Akvaryumun büyüklüğüne göre bu bölgelerden bir ya da birkaçı bulundurulabilir.

Dekor olarak seçilen bölgeye uygun tipte kaya, irili ufaklı boş kabuklar gereklidir.

Akıntı az miktarda su oldukça temiz, renksiz berrak olmalıdır.

Tanganyika bitki bakımından zengin değildir. Bu bölgenin bitkisi olarak vallisnerialar (sazlar) kullanılabilir. Eğer biyotop kurallarını biraz çiğnemek istersek bu şartlara uyumlu moss fern gibi bitkilere de bakabiliriz.

olarak klasik tanganyika cichlidleri dışında Synodontis türleri (Synodontis petricola, Synodontis multipunctatus), Lamprichthys tanganicanus, Tetraodon mbu bölge omurgasızları gibi canlılara bakabiliriz. Tanganyika çöpçüleri yavaş yavaş popülerleşse de diğer türlerin ülkemize gelmesi belki de uzun süreler alacaktır.


Tropheus tankında olması gereken büyük oval iri kayaların üzerinden geçen Tropheus sürüsü. Yüzeye yakın bu yerlerde Tropheuslar sürü halinde gün boyu bu taşların üzerinden yosun kazırlar.


Yüzbinlerce salyangoz kabuğunun bulunduğu ölü salyangoz yatakları. Brevis, ocellatus gibi türlere ev sahipliği yapmaktadır.


Kimi zaman 50cm akvaryum derinliğinde bile su bulanıklığını farkediyoruz. Oysa ki Tanganyika gölünde temiz berrak su nedeniyle görüş mesafesi çok fazladır.


İşte muhteşem bir tanganyika biyotopu.

Kuma krater açmış muhteşem bir furcifer.

2-Malawi Biyotopu:

Su deÄŸerleri: pH 7.8-8.6, 6-10 dH, 23-28 C

Malawi gölü Tanganyikaya göre daha fazla cichlid türü barındırsa da daha fakir bir biyotopa sahiptir. Bu yüzden de balıklarının çoğu birbirine büyük benzerlik gösterir. Türlerin büyük çoğunlunu oluşturan Mbunalardır. Mbuna kaya balığı demektir. Bu balıklar gün boyu kayaların üzerindeki etrafındaki yosun, yosun içindeki küçük canlılar kubuklularla beslenirler. Tüm malawi cichlidleri geniş yüzme alanı isterler. Akvaryumları iri kayalardan oluşmalıdır.

Bunun yanında bir diğer bölge ise kumluk bölgedir, bu bölge de sazlık sadece kumluk olarak ikiye ayrılır. Yaprak cichlid gibi türler genellikle avlarını yakalamak için bu sazlarınarasında saklanırlar. Yunus Cichlidler, Elektralar Venüstüs gibi balıklar ise açık su balıklarıdır açıklarda tamamen dibi kumluk alanlarda bulunurlar. Ahli, lithobates gibi balıklar ise kayalık ile kumluk arası geçiş bölgelerinde bulunurlar. -bölge seçimleri uyumlu olmalı, tabanda taneli kullanılmalıdır. Örneğin yunus cichlidi bol kayalık, üstelik de iri taneli kuma sahip bir ortama koymak yanlıştır.

Örnek Biyotop Akvaryumu Malawiden Görüntüler

3-Güneydoğu Asya Biyotopu:

Su değerleri; pH 5.5-6.5, 0-4 dH, 27-29 C. En görkemli biyotoplardan biridir. Bol bitkili balıklı, çok az kaya olan veya kaya bulunmayan, yumuşak, asidik, kahverengi yüzey akıntısı olan suya sahip bir biyotoptur. suyun akvaryumdan peatden (turba, torf) geçirilmesi iyi olur. Bu bölgede yaşayan canlılar; betalar, guramiler, rasboralar, loachlar, kedibalıkları, halfbeakler, karidesler, yengeçler vb.dir. Bölgenin dağlık orman kesimlerinde ise su berraklaşır pHı 8e kadar çı. Bu alanda da mevcut türlerin pek çoğuna ek olarak daniolar vantuzlu loachlar da yaşar. Buradaki canlılar 4-8 arası değişen pHı tolere edebildikleri için beslenmesi de kolay canlılardır.

Cryptocoryne, Nymphaea, Eleocharis türleri de bu sularda yaşadığı için kullanmak için elimizde eşsiz bir bitki yelpazesi bulunur. Tabanda veya tercihen kil kullanılmalıdır. Bu habitatlarda kütükler de yer almaktadır.


Sığ Kesimler


Örnek bir kurulum.

Amazon Biyotopu

Amazon nehri biyotopu yapılması en zor biyotoptur. Kollar boyunca berrak sudan, kahve rengini almış suya kadar pek çok nehir bulunur. Ayrıca bu değişimi mevsimden mevsime de değişiklik gösterir.
Kimi bölgeleri akıntılı, kimi kısımlar ise durgundur. Işık genellikle su rengi /veya su üzwerindeki ağaçlarca kesilir. Kesilmediği bölgelerde aşırı derecede bitki olur. pH 4.5 ile 7 arasında değişirken su minarel bakımından (yumuşak) hümik asitler bakımından oldukça zengindir. Sıcaklık 26-30 C derece arası değişiklik gösterir. Discus, melek balıkları, çöpçüler, cüce cichlidler, vatozlar tetralar gibi çoğu ünlü balığa bu sular ev sahipliği yapar. Aynı zamanda Echinodorus türleri, vallisnerialar, Cabomba, Myriophyllum gibi bitkiler de bu sularda yetişir.

Bu biyotopu kurmadaki zorluktan birisi gerekli malzeme canlıların temin edilmesinin güçlüğü, bir diğeri ise mevsimsel değişimlerin taklit edilmesinin zorluğudur. Mevsimlerin taklit edilmesi ilgili makale bu linkte mevcuttur.


Amazondan bir görüntü.

Hazırlayan: Refet Ali Yalçın
Kaynak: mongabay.com

Lemming,İskandinav dağlarında yaşar tarla faresine çok benzer.Küçük bir kemirici hayvandır.Yer yer siyah kesimler kapsayan kahverengi tüyleri vardır.Lemmingler dağların 700 metreden yüksek kesimlerinde yaşar başta liken olmak üzere bitkiler ile beslenir.Kışin sayesinde soğuktan korunur.Kış uykusuna yatmaz.Hatta yuvalarında üremeya devam ederler.Dişisi yılda 6 ya da 7 kez doğurur.Her defasında 6-9 yavru doğurur.Kimi iklim koşulları bu ın anormal üremesine yol açabilir:bu durumda lemmingler,açlıktan kurtulmak için ovalara inerler:bu göçler sırasında,fiyordları ırmakları geçmek zorunda kalarak toplu intahar sayılabilecek biçimde yok olurlar.4 gerçek 5 gerdanlı 2 bataklık 1 orman olmak üzere toplam lemming türü bilinmektedir.Bu türlerin kuzey ülkelerinde yaşar.

Bilimsel adı: Lemmus lemmus olup Cırlaksıçangiller familyasındandır.

Lemminglerin Isı Dengeleri

Hava sıcaklığı donma derecesinin altına düştüğünde yaşamlarını sürdürebilmeleri için bütün memelilerin kendi vücut ısılarını yükseltmeleri gerekir. Memeliler içinde bir istisna olarak Lemmingler sıcaklık - 0Cye ulaşana kadar bu işleme başlamazlar. Çünkü Lemminglerin kış mevsiminde ortaya çıkan uzun kürkleri ısı kaybını azaltacak şekilde yaratılmıştır. Tüm alemlerin Rabbi olan Allah Lemmingleri yaşadıkları ortamın koşullarına uygun özelliklerle birlikte yaratmıştır. Örneğin Lemmingler ın altında tüneller kazarak yuva yaparlar. Bu yuvalar seviyesinin 60 cm. kadar altındadır. Lemminglerin yuvaları üstlerini kaplayan sayesinde çok sıcak olur. Öyle ki, yuvaların bulunduğu yerde dışarıdaki sıcaklık donma derecesinin altında olsa bile yuvadaki sıcaklık 10 0Cye ulaşabilir. Bundan başka ortalama üç ya da dört yılda bir Lemming nüfusu çok yüksek bir yoğunluğa ulaştığı için, binlerce yeni yerleşim bölgelerine göç eder.

Lemming Norveççe bir sözcüktür.Hatta Lemming(Kuzey Faresi) adında bir sinama filmi bile vardır :)

kaynak: hayvanlar.us

Akvaryum balıkları için üretilen yemler pek çok vitamin barındırsa da, omurga deformasyonu, bir takım etkenlerden dolayı yumurtlamanın gerçekleşmemesi, düşük dayanıklılık düzeyi vitamin eksikliğinden kaynaklanan diğer durumlardan ötürü pek çok akvaryum balığı yetişkin olamadan ölmektedir.

Önceden dondurulmak suretiyle kurutulmuş yemlerle beslenen akvaryum balıkları daha fazla tehdit altındadırlar. Prof. Dr. Rudolf Geisler’in ‘Akvaryum balıkları için beslenme vitamin’ adlı makalesinde belirttiği gibi eğer dondurulma işlemi sırasında tüm şartlar uygulanmamış ya da saklama sırasında –18 derecede tutulmadıysa bu yemler risk taşır hale gelir. Tabii ki üzerinde vitamin etiketi taşıyan her ürünün istenen beklenen etkiyi yaratması beklenemez.

Vitaminler her derde deva olamazlar ancak onlarsız varolmak da mümkün değildir. Son zamanlarda dikkat çekici terim ‘hücre koruma’ adı altında bazı vitaminler öne çıktılar. Bu neyle ilgili? Bilimsel olarak dayanakları nelerdir? Vitamin içeren bileşikler ürünlerle vitamin sağlamanın gelecek için ne sonuçları olur?

Genel olarak vitaminlerin organizmaya katkıları işlevleri iyi bilinir. Son yirmi yıldır yapılan araştırmalar vitaminlerin bilinenin ötesinde bir takım pozitif etkileri olduğunu gösterdi.

Araştırmalar gösterdi ki Beta karoten, C E vitaminleri, hücreleri özgür radikallerden koruyor. Bu yüzden bunlara antioksidan deniyor. Özgür radikaller gibi bir takım hastalıkların oluşmasında yaşlanmada önemli rol oynuyor. Gerekli düzeyde beta karoten, C E vitaminleri alımı özgür radikallerin zarar verici bir rol oynadıkları bu hastalıkları durumları engellemede, ilerlemelerini önlemede katkıda bulunabilir.

Özgür radikaller derken politik bir gruplaşma ya da askeri fanatiklerden bahsetmiyoruz. Bu terimden kastımız kimyasal bir bağ içinde olmayan yüksek düzeyde reaksiyona girebilen maddecikler. Kabuklarında bağları olmayan elektronları barındırıyorlar. Böylelikle diğerleriyle bağ kurmaya elverişli hale geliyorlar. Dengelerini sabit kılmak için elektron paylaşıyorlar, diğerlerinin electronlarını alıyorlar.

Bu reaksiyonlar tekrar yeni radikal oluşturacağı devamlılığı sağlayacağı için zincirleme bir reaksiyonun başlangıcı oluyor; taa ki bir beta karoten ya da C veya E vitaminine rastlayana kadar. Rastladıklarında ise reaksiyon yavaşlıyor sonunda duruyor.

Üç antioksidan bileştiklerinde etkileri çok daha yoğun olur. C vitamini E vitamininin çoğalmasını sağlar. E vitamini beta karoten birbirini tamamlar. Tüm antioksidanlar organizmanın karmaşık savunma mekanizmasının birer parçasıdır. Bu savunma mekanizması bütün birimler yeterli ölçüde mevcut ise koruma görevini yerine getirebilir.

Beta karoten- ekstra etkili koruma

Karoten türevleri doğada heryerde bulunabilir. Bunlardan en önemlilerinden biri beta karotendir. Biolojik etkisi üç kategoriye ayrılır:

  1. Yumurtlamayı tetiklemek