Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Ocak, 2008

Nişastalı ve şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmanın mümkün olmadığını söyleyen uzmanlar, diş bakımının yeme düzenine göre yapılmasını öneriyor…

Çikolata, cips, bisküvi, gofret, mısır, simit, kek gibi atıştırmaya yönelik gıdaların çürük oluşumunu artırıyor. Bu nedenle bu tür gıdalar tüketildikten sonra ekstra ağız ve diş bakımı yapılması gerekiyor. Diş Dostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Diş Hekimi Oktay Dülger diş çürüğünün, doğru beslenme, doğru diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolüyle önlenebilen bir hastalık olduğunu söyledi.

Araştırmaların yalnızca günde üç defa diş fırçalamanın, diş çürüklerini önlemede yeterli olmadığını gösterdiğini ifade eden Oktay Dülger, sağlıklı dişler için ekstra bakım gerektiren durumlar bulunduğunu belirtti.


Öğünler arasında yenilen şekerli ve nişastalı gıdaların diş ve dişeti hastalıklarına yol açtığını söyleyen Dülger, “Çikolata, cips, bisküvi, gofret, mısır, simit, kek gibi atıştırmaya yönelik tüm gıdalar, çürük oluşumunu artırıyor. Bunları tükettikten sonra ekstra ağız ve diş bakımı yapılmalı” dedi. Dülger şöyle devam etti:
“Nişasta ağız içinde şeker haline gelir, şeker ise diş yüzeylerinde çürük yapan asite dönüşerek diş dokularını eritir. 15 dakikada gözle görülür şekilde çürük oluşabiliyor. Nişastalı, şekerli gıdalardan hayat boyu uzak durmak mümkün değil. Bu nedenle diş bakımını yeme düzenine göre yapmalıyız. İsviçre, çikolatanın en fazla tüketildiği ülkelerden biri olmasına rağmen, koruyucu diş hekimliğinde gelişmiş bir ülke olması nedeniyle diş çürüğü oranının da oldukça düşük olduğu bir ülkedir.”


Dülger, diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi, dil fırçası, ağız gargarası ve ağız duşunun da diş sağlığı için olmazsa olmazlar arasında yer aldığı vurguladı. Oktay Dülger, en az altı ayda bir diş hekimi kontrolünün şart olduğunu söyledi…

kaynak: bayanca.net

Diş bakımı (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Adaçayı toz haline getirilerek diş temizliğinde kullanılır. Dişleri sağlamlaştırır, bembeyaz yapar.


Ahududu çiçeğini kaynatarak yapılan ılık su banyosu, diş eti iltihaplarına iyi gelir.


Ayçiçek yağı içilmez ama gargara olarak kullanıldığında ağızdaki zararlı bakteri ve molekülleri yok eder. Vücudun zehirlerden temizlenmesine yardımcı olur.


Böğürtlen suda kaynatılıp bu su ile ağız çalkalanırsa ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. Böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.


Ceviz kökünden diş ağrısını önleyici bir sıvı elde edilir. Çayın içinde bulunan fluorür maddesi diş çürümelerini önler.


Frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.



Kara buğday son derece zengin besin değeri ile yüksek kalori sağlayıcı bir bitkisel üründür. İçinde dişlerin çürümesini önleyen florür vardır.


Kimyon tohumları ağızda çiğnendiğinde diş etlerini kuvvetlendirir.


Havuç dişetlerini kuvvetlendirir.


Karadut şurubunun lokal olarak uygulanması halinde düş ağrısına iyi gelmesidir.


Karanfil ağacından elde edilen yağın diş çürümelerini önleyici etkisi vardır.


Limon çiğnendiğinde diş etleri kanamasını önler.


Maydanoz diş ağrılarında etkili olur.


Mine çiçeği suyu ile gargara yapıldığında diş çürümelerini önler.


Turp dişetlerini kuvvetlendirir.


Yaban mersini diş iltihaplarına iyi gelir.

kaynak: bayanca.net

Yüz güldüren yöntemler (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor…

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.

Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır.


Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.


Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting”i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.


Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?


Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.


Midface-lifting: Klasik face lifting”de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.


Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.


Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.


Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.


Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.


Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.


Midi-lifting: Mini-lifting”e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting”e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

kaynak: bayanca.net

Asma yöntemi ile gençleşin! (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Cildi germe ve toparlama yöntemi olarak son 1-2 senede tüm dünyada aşırı ilgi ile karşılaşan Happy Lift uygulaması, estetik cerrahide devrimsel bir yöntem olarak gözüküyor…

Uygun ellerde yapıldığında son derece basit ve risksiz bir yönte olan Happy Lift”in temelinde cilt altına yerleştirilen iplerle o bölgeye lift yapmak, yani gerdirmek yatıyor. Yüz, boyun, göğüs ve kalçalar ise bu yöntemde en çok baş vurulan bölgeler. Yöntem ve detayları hakkında Öğretim görevlisi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı ile görüştük.
Happy Lift nasıl bir yötem?
Happy Lift veya diğer adıyla asma yöntemi, deride herhangi bir yara ve kabuk izi bırakmadan, hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirilen ve eskiden yapılan yüz gerdirme işlemlerinden bile estetik cerrahlar tarafından bile daha çok ilgi gören, devrim yaratan bir yöntem.
En çok hangi yaş grubuna ve nasıl uygulanıyor?
Dr.


Melisa Eczacıbaşı, sarkmaları toparlayabilen ve dolayısıyla yüzde genel bir gerginlik ve canlılık yaratan bu yöntemde insan dokusuna yabancı olmayan ve uzun bir süre dayanabilen polilatit ve kaprolaktondan yapılmış ipler kullanıldığını belirtiyor. İpler, lokal anestezi uygulandıktan sonra, çok ince bir iğne ile, steril şartlarda deri altı yağ dokusuna yerleştiriliyor, bu esnada ise hasta zaten uyanıktır. Yalnız lokal anesteziden ötürü hiçbir his duymuyor. İp iğnenin diğer tarafından çıkana kadar iğne içine yerleştiriliyor, daha sonra derinin altında kalacak şekilde iğne çekilerek çıkarılıyor. Dıştan kalan ipuçları ise kesilerek deri içine gömülüyor. Bu ipler doğal asitlerden oluştuğu için ortalama 8-12 ay içinde deri altında erimeye başlıyor ve aynı bölgede ipin yerinde bağ doku oluşmaya başlıyor, bağ doku yani sert doku gelişmesi ile birlikte deride toparlama ve sertleşme meydana geliyor. İplerin uygulandığı bölgede hafif derecelerde şişlikler ve morluklar gelişebiliyor. Bunlar da ortalama 3-5 günde geçiyor. Bu yöntem kadın ya da erkek herkeste uygulanabilen bir yöntemdir.
En çok hangi bölgelerde uygulanıyor?
En çok yüz ve boyun bölgesinde uygulanmakla birlikte göğüs ve kalça kaldırmak amacı ile uygulanabiliyor.
Uygulamaya karar vermeden önce en çok dikkat edilmesi gereken hususlar
Yüz şekli ve anatomisine dikkat etmek gerektiğini önemle vurgulayan Dr. Melisa Eczacıbaşı, özellikle bu konuda eğitimi ve tecrübesi olan uzman hekimler tarafından uygulanmalıdır diye belirtiyor. Tedaviden önce hastanın genel tetkikleri, kan şekeri ve doku ile ilgili herhangi bir hastalığı olup olmadığı araştırılıyor, çok ileri yaştaki kişilerde ise cilt tonusu tamamen kaybolduysa iyi sonuçlar vermeyebilir.

Uygulamadan sonra dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Uygulama ortalama 1 saat gibi bir sürede gerçekleşiyor. Doğru yapıldığında herhangi bir riski olmayan bu yöntemde uygulamadan sonraki birkaç gün bölgelerde gerginlik oluşturulmaması dikkat ediliyor. Uygulamadan sonraki birkaç güne kadar boyun yastığı, 2-3 yastıkla uyumak ve omuzları yüksekte tutulmak önemlidir, cilt temizliği ve makyaj temizleme ise çok nazik ve yumuşak hareketler şeklinde olmalı. Hasta ortalama 2 hafta içersinde normal genel hayat alışkanlıklarını dönebiliyor ve ortalama 1 ay sonra ciddi egzersizleri rahatlıkla yapabiliyor.
Etki ne kadar sürüyor?
Happy liftin kalıcılığı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 2-4 sene sürüyor, uygulamadan memnun kalınmadığı takdirde ipleri çıkartmak ve yeni bir uygulama yapmak mümkün. Happy liftin gerçek sonucu ise ancak 6 ay sonra yanı ipler eriyip bağ dokusu oluşmaya başladığında görülüyor, bununla birlikte destekleyici şartlar yanı uyku, beslenme ve stresten uzak durmayı dikkat edeceksiniz.
Kısa bilgiler
1.
Lokal anestezi ile gerçekleşiyor.
2. Kanama, iz, kabuklanma yok.
3. Ortalama bölge başına 1 saat sürüyor.
4. Etki ortalama 2-4 sene sürüyor.
5. Yapılan bölgelerde 1-1.5 cm lifting yapıyor.
6. Yüz daha genç ve fresh görülüyor.
7. Cilt tonusu yerinde olan kadın, erkek her yaş grubunda uygulanabiliyor.

kaynak: bayanca.net

“Koku, hayatın anlarını yeniden hayata geçirir” diyor ünlü modacı Karl Lagerfeld. Parfümler kadının görünmeyen ama baştan çıkaran en önemli aksesuarlarından…

Sadece tek bir notası bile erkekleri büyülemek için yeterli. İyi bir kokunun, onu kullanan kişinin karakterini yansıtması ise en belirgin özelliği. Bu yüzden bu kadar geniş bir koku yelpazesi içinde herkesin kendine uygun parfümü bulması, biraz zaman alan bir deneyim.

Altın parfüm kuralları


1-Doğru parfümü nasıl bulursunuz?
Bir parfüm satın almanın en doğru zamanı sabah saatleridir. O süreçte henüz koku alma duygusu uyanıktır ve gündelik kokular henüz havaya karışmamıştır. Ama yine de burnun çok kolay yorulduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki, sadece üç koklamanın ardından aradaki farkı ayırt etmekte zorlanmaya başlar.


Bu yüzden uzmanlar koku duyunuzu temizlemenin en iyi yolunun taze bir kahveyle mümkün olabileceğini belirtiyor. Kahve aroması diğer tüm kokuları nötralize ediyor ve sonraki seçimleriniz için size yeniden fırsat yaratıyor. Denediğiniz parfümü el bileğinizin içinde değil aynı zamanda yanınızda taşıyabileceğiniz deneme çubuklarından koklayın. Böylelikle aralarından seçim yapamadığınız farklı kokuları evde yeniden test etme imkanı bulabilirsiniz.


2- Parfüm ne zaman ve nasıl kullanılmalı?
Uzmanlara göre, parfümün en ideal sürülme zamanı duş sonrası. Hızlı kan dolaşımı dolayısıyla oluşan vücut ısısı, kokunun cilde daha kalıcı bir şekilde alınmasını sağlıyor ve aromasının değişmesini önlüyor. El bileğine sürülen parfüm ise ovuşturmanın etkisiyle molekülleri zarar gördüğü için koku kimliğini kaybediyor. Parfüm gurusu Estee Lauder”ın parfüm sürmeyle ilgili efsane bir yöntemi var; kokuyu önce havaya sıkın ve daha sonra oluşan koku bulutunun altında durun…

3- Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler
Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor. Kulak arkasına koku sürme alışkanlığını derhal değiştirin! Çünkü bu bölgede cilt daha fazla yağ üretiyor, o da kokuyla bir araya geldiğinde içeriğinin değişmesine yol açıyor.


4- Parfüm nerede saklanmalı?
Hepimizin parfümlerimizi sergilemeyi en sevdiğimiz yerlerden biri banyolar. Ancak bu aydınlık, sıcak ve nemli ortam, parfümün ömrünü kısaltıyor. En iyisi kapağı kapalı olarak nemsiz, serin ve karanlık bir yerde, örneğin dolapta ya da çekmecede saklamak… Hatta buzdolapları, parfümler için ideal yerler olarak tavsiye ediliyor.


5- Kokuları karıştırabilir miyiz?
Aslında her kokunun kendi içinde bir uyumu söz konusu. Birkaç farklı kokunun aynı anda kullanılması, hafif bir uyumsuzluk yaratabilir. Dolayısıyla her parfümün kendi kişiliği zarar görür ve ortaya kötü kokular da çıkabilir. Parfümlerinizi karıştırarak kullanmak istiyorsanız, en azından aynı koku ailesinden olmalarına dikkat edin.


6- Neden parfümler her tende farklı kokar?
Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.

7- Gün içinde parfümü değiştirmek mümkün mü?
Bunun için önceden mutlaka duş alınmalı mı?
Duş almak parfüm değiştirmek için mutlaka yapılması gereken bir eylem değil. Kokular yaklaşık dört saat içinde notalarının büyük kısmını kaybettiklerinden, bu süreden itibaren başka koku kullanmanızda sakınca olmayacaktır.


8- Hangi koku ne zaman kullanılmalı?
Ağır, oryantal kokular özel gecelerde hoş durabilirken, bir iş yemeği için fazla kaçabilir. Dolayısıyla gün ne kadar erken başlarsa, parfüm de o kadar hafif olmalı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise daha ağır kokular kullanabilirsiniz.


9- Bir kokunun kalıcılığı ne kadardır?
Genel kural; bir parfümün alkol içeriği ne kadar fazlaysa kalıcılığı da o kadar uzundur. Saf bir parfümün koku konsantrasyonu yüksektir, ancak düşük alkol oranına sahip kokuların en geç altı ay içinde tüketilmesi gerekmektedir. Eau de parfum ve eau de toilette, alkol oranı yoğun kokular olduğundan üç yıla kadar dayanabilir. Eğer parfümünüzün kokusu ve rengi değişmişse yapacağınız tek şey onu atmaktır.


10- Parfümün tendeki kalıcılığı nasıl sağlanır?
Parfümün kalıcılığı cildin tipiyle yakından alakalıdır. Kuru ciltler kokunun aromatik içeriklerini yağlı ciltler kadar iyi muhafaza edemez. Bu yüzden parfüm denerken, cildinizin küçük bir bölgesine hafif yağlı ve kokusuz vücut losyonu sürüp parfümü bunun üzerine sıkın…

kaynak: bayanca.net

Kokular hasta ediyor (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Koku veren maddeler, sadece parfümde değil, temizlik ürünlerinde de, yiyecek içecekte de karşımıza çıkıyor. Üstelik bu maddeler, boğaz tahrişinden depresyona kadar birçok hastalığı da, beraberinde getiriyor…

Ev temizlik ürünlerinden parfüme, plastikten ilaçlara, yiyecek ve içeceklere kadar pek çok üründe bulunan beş binin üzerindeki koku verici madde, göz, burun ve boğaz tahrişinden solunum ve merkezi sinir sistemi depresyonuna, kas kasılma bozukluklarından baş ağrısı, kusma, baş dönmesi ve depresyona kadar birçok hastalığa neden oluyor.


İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rasim Küçükusta, kokuların kimyasal formüllerinin ‘ticari sır’ kapsamına girdiği için çoğunlukla ürünlerin üzerinde yer almadığını söyleyerek, uyarıyor:


‘Kokular vücudumuza solunum, ağız veya deri yoluyla girerek başta akciğerlerimiz olmak üzere deri, burun, göz ve beynimizi etkiler.


Kokuların çoğu solunum sistemi için tahriş edici özelliği olan uçucu organik bileşiklerdir. Astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olur. Araştırmalar, kokuların kalp, dolaşım ve beynin elektrik aktivitesi üzerine de etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Kokuların en çok etkilediği organ ise derimiz. Kaşıntı, kabartı, egzama bunların başlıcaları. Kokular gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarmalara yol açabilir.’


Kokular nerede bulunur ne yapar?


Aseton: Hafif baş dönmesi, bulantı, koordinasyon bozukluğu gibi belirtilere yol açar.


Alpha-Pinene: Sıvı sabun, kolonya, parfüm, deodorant ve ağız yıkama sularında bulunur. Deri ve gözü tahriş eder.


Alpha-Terpineol: Parfüm, kolonya, ağartıcılar, vazelin losyonlar, saç spreyleri, sabun, tıraş losyonlarında bulunur. Baş ağrısı, solunum ve merkezi sinir sistemi depresyonu yapar.


Benzyl acetate: Parfüm, yumuşatıcı, oda spreyleri, diş yıkama sıvıları, saç spreyinde bulunur. Deriyi gözleri ve solunum yollarını tahriş eder.


Benzyl Alcohol: Parfüm, kolonya, sabun, oje çıkarıcı, oda spreyleri, deterjan ve deodorantlarda bulunur. Üst solunum yollarını tahriş eder.


Benzaldehyde: Ağartıcılar, deodorant, deterjanlar, tıraş sabunu gibi ürünlerde bulunur. Bulantı, karın ağrısı, depresyon ve temas dermatiti yapabilir.


Camphor: Parfüm, tıraş sabunu, tırnak cilaları, oda spreylerinde vardır. Buharının solunması baş dönmesi, bulantı, kas seğirmesine yol açabilir.


Ethanol: Parfüm, saç spreyi, şampuan, diş yıkama sıvıları, çamaşır deterjanları ve ojelerde bulunur. Yorgunluk ve üst solunum yolları tahrişine neden olabilir.


Ethyl Acetate: Tıraş losyonları, kolonya, parfüm, şampuan, tırnak boyaları, diş yıkama sıvılarında bulunur. Göz, damak ve solunum sistemi için tahriş edicidir. Uzun süre kullanıldığında deride kuruma ve çatlamalara yol açabilir.


G-Terpinene: Kolonya, parfüm, sabun, tıraş kremi, deodorant ve oda spreylerinde bulunur. Astıma neden olur.


Limonene: Parfüm, kolonya, dezenfektan spreyler, tıraş kremi, deodorant, tırnak boyası ve oje çıkarıcılarda bulunur. Göz ve burun boğazda tahrişlere ve deride alerjiye yol açabilir.


Linalool: Parfüm, kolonya, sabun, şampuan, el losyonu, oje çıkarıcı, saç spreyi, tıraş sabunu ve yumuşatıcılarda bulunur. Uyku, depresyon ve solunum problemlerine neden olur.

kaynak: bayanca.net

Parfümün gizli dünyası (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Parfüm alırken ilk kural teninize uygun olanı bulmaktır. İkincisi ise parfüm kullanmanın kurallarını bilmektir…

Hoş ve bakımlı bir kadın olabilirsiniz fakat hoş kokmak başka birşeydir. Bazen hiç etkilemeyiceğinizi düşündüğünüz kişileri bile kokunuzla etkilemeniz mümkündür. Fakat parfüm kullanmanın da kendine özgü taktikleri vardır. İşte bunlardan bazıları;


* Terliyken parfüm kullanmayın ve ter kokusunu gidermek için parfüm sürme hatasına düşmeyin.


* Parfümü cildinize 20 cm uzaklıktan sıkın. Böylelikle parfümü daha geniş bir alana yaymış olursunuz.


* Kulak arkası ve bileklere sıkılan parfüm, daha etkilidir. Çünkü bu bölgeler daha çok ısındıkları için koku yayılımı daha çok olur.


* Gündüzleri hafif, çiçek, meyve kokularını; akşamları ise daha iddialı ve çarpıcı kokuları tercih edebilirsiniz.


* Parfümü doğrudan giysilerinize sıkmak doğru değildir.


Ufak da olsa leke problemi doğuracağı gibi, başka bir koku denemek istediğinizde giysiye sinmiş olan koku sorun yaratacaktır.


* Spor yaparken parfüm kullanmaktan kaçının. Terleyip ağır bir kokuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Farklı kokuları bir arada kullanmayın.


* Parfümü banyodan sonra sürün. Böylece cildinize daha hızlı nüfuz eder

kaynak: bayanca.net

Parfüm Hakkında Bilgi (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Latince uçucu anlamına gelen kelimeden türetilmiş olan parfüm, hayatımızın en zevkli ve en vazgeçilmez konularından birini oluşturur…

M.Ö 5000 senelerinden beri Mısır (Güneş tanrıları Ra için kokulu otlar yakarlar, ölülerini kokulu yağlar kullanarak mumyalarlardı), Yunan ve Roma uygarlıkları tarafından yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bugünkü özelliklerine yakın anlamda ilk parfüm 14. yüzyılda üretildi. 16. yüzyılda Fransa, en çok parfüm üretim ve tüketim ülkesi oldu. Parfüm o dönemlerde Fransızlar tarafından kötü kokuları örtmek için kullanılıyordu. İlerleyen yıllarda ve özellikle günümüzde cam işletmeciliğindeki gelişmeler ile parfümler mücevher görünüşleri ve kişiliğimizi yansıtan formülleri ile büyük bir sektör oluşturdular. İçeriklerinde alkol, bitki ve yağ özleri, ayrıca reçine bulunur. Her şişelenmiş koku parfüm değildir. Aşağıda göreceğiniz gibi içlerindeki maddelerin bileşim oranlarına göre farklı adla anılırlar.



Parfüm: %20 parfüm + %80 alkol
Eau de parfüm: %12 parfüm + %88 su ve alkol
Eau de toilette: %9 parfüm + %91 su ve alkol
Eau de cologne: %2 parfüm + az alkol + çok su


Parfümler 4 ana koku grubuna ayrılır.


1-) Çiçek = çiçek ve meyve karışımlarıdır.


2-) Şipr = yağ ve reçine içeren alkolik olmayan çeşittir.


3-) Baharatlı = karanfilin temel unsurlarını taşırlar.


4-) Oryantal = vanilya, amber, misk kokularını içerir.


Genelde gece parfüm, gündüz ise eau de parfüm kullanılır. Kullandığınız parfüm markasının diğer yan ürünlerini (losyon, deodorant, roll-on gibi…) de kullanarak koku katlaması yapılır ve kokunun kalıcılığı artırılmış olur. Parfüm herkesin vücut kimyasına göre farklı bir koku verir. Bu yüzden kişi kendi üzerinde test etmeden beğendiği bir kokuyu almamalıdır. Alışveriş genelde sabah saatlerinde burnumuzun en hassas olduğu saatlerde seçilmeli ve en çok 3 kokuya bakılmalıdır. Parfümü uzaktan püskürttükten sonra kuruması beklenmeli ve sonra koklanmalıdır. Kalıcı olup olmadığı ancak birkaç saat sonra anlaşılabilir. Kalıcı olması bakımından parfümü 1 kez yoğun değil, gün içinde sık sık azar azar sıkılmalıyız. Sadece vücudumuza değil, elbiselerimize sıkarak da kokunun ömrünü uzatabiliriz.Temiz cilt üzerine uygulanan parfüm de kalıcılığını daha çok korur. Unutmamamız gereken tek şey yazın güneşte kullanmamamızın gerektiğidir. İyi koşullarda parfüm 6 ay ya da 1 sene kadar saklanabilir. Özellikle spreyli parfümleri tercih etmek gerekir çünkü böylece hava almaz ve oksidasyona uğramaz. Güneş ışığından da korumalıyız. Parfümüm buzdolabında saklanması zamanla kokunun değişimine sebep olur.


Esmerler baharatlı,


Sarışınlar hafif ve serin,


Kızıllar ise buruk kokuları tercih etmelidirler

kaynak: bayanca.net

Hangi parfüm neyi anlatıyor? (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008


Teninize hangi kokunun gideceğini ve mevsime göre hangi kokuyu kullanacağınızı biliyor musunuz ?

Kadın

Çiçek: En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.


Meyve: Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.


Şipre: Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.


Oryantal: Sıcak ve şehvet uyandırıcı esansların karışımıdır. Temel notaları misk, vanilya, amber, değerli ağaçlardır.


Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notaları eşlik eder.


Erkek


Aromatik: Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir.


Meyve: Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir.


Ağaç: Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir ağacı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginleştirilir.


Oryantal: Ağır ve egzotiktir. Temel notaları baharatlar, ağaç ve vanilyadır.

kaynak: bayanca.net

Saçlarınız herkesi büyülesin! saç bakımı

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

İyon zenginliğiyle düzleştirdiğiniz saçlarınızın doğal parlaklığını Braun Satinliner ion-shine ile ortaya çıkarabilirsiniz.

Yaz boyunca herkesin gözleri saçlarınızda olacak. Sudan, güneşten ve diğer dış etkilerden yıpranan saçınıza şekil vermek için kuaföre gitmenize, saçınızı daha fazla yıpratmaya katlanmanıza gerek kalmadı. Braun Satinliner ion-shine, saçınızı düzleştirirken korur, benzersiz iyon zenginliği ile saçlarınızın doğal parlaklığını ortaya çıkarır. Üstelik, düzleştirmenin yanında uzun dalgalardan kısa buklelere kadar değişik şekiller yaratma imkanı sunan Braun Satinliner ion-shine ile kuaföre gitmeden en yeni saç modellerini kendiniz uygulayacaksınız.
Eşsiz iyon teknolojisi ile saçınızın stresini alın, doğal parlaklığını ortaya çıkarın…



Braun Satinliner ion-shine, saçlarınız için bir ilki sunuyor: Saçınızın elektriklenmesine sebep olan pozitif yükünü ve elektriğini, zengin iyon püskürtme tabancaları sayesinde alıyor. Her bir saç telini saran iyonlar, saçları sakinleştiriyor, saçınızın doğal sağlığını ve parlak görünümünü ortaya çıkartıyor.
Seramik plakalar ile saçlarınızı yıpratmadan düzleştirin, uzun süren yumuşaklığını yaşayın…
Braun Satinliner ion-shine, yeni NanoGlide seramik uçları sayesinde tek hamlede profesyonel düzleştirme performansı sunuyor. Tamamen pürüzsüz yüzeye sahip NanoGlide seramik plakalar sayesinde sürtünmenin olumsuz etkisi minimuma indiriliyor. Saçta rahat bir şekilde kayan seramik plakalar, etkin ısı dağılımı ile saçların yıpranmadan düzleşmesini sağlıyor.
Konvansiyonel seramik uçlardan 3 kat daha pürüzsüz olan NanoGlide seramik uçları sayesinde saçlarınız daha uzun süre yumuşak kalıyor.
Saç tipinize uygun özel ayarlar ile kısa zamanda saçınıza istediğiniz şekli verin
Braun Satinliner ion-shine, farklı saç tiplerine özel ısı ayarlaması yaparak saçınızı düzleştirirken aynı zamanda koruyor. Isı fonksiyonu kuaför salonlarında kullanılan profesyonel ürünlerle aynı olan Satinliner ion-shine, 30 saniyede minimum şekil verme ısısı olan 130 dereceye, 1 dakikada ise 200 derece ısıya ulaşıyor.
Düzleştirmenin yanısıra uzun dalgalardan kısa buklelere kadar değişik şekillendirmeler yapabileceğiniz ideal ısıyı NanoGlide seramik uçlarla eşit olarak dağıtan Braun Satinliner ion-shine’ın tavsiye edilen satış fiyatları modellerine göre 99 YTL ile 149 YTL arasında değişiyor.

kaynak: bayanca.net