Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Ocak, 2008

Göz altı morluklarının sebebi

Yazan: admin Tarih: Ocak - 6 - 2008

Kan dolaşımı..
Yavaş kan dolaşımı göz altı morluklarına neden olabilir. Bu sorun Latin Amerikalılarda ve karasal, denize kıyısı olmayan yerde yaşayanlarda gözlenir. Yavaş kan dolaşımı, ciltte fazla Hemosiderin (demir oksiti içeren bir pigment) birikmesine neden olur. Bu tür morluklardan kurtulmak zor olsa da, bazı araştırmalarda retinol ve K vitamini kombinasyonunun morlukların giderilmesine yardımcı olduğu gözleniyor. K vitaminli birçok ürün bulunsa da morluklar için işe yarayıp yaramadığı henüz tam bilinmiyor.

Morluğun diğer sebebi melanin..
Melanin de göz altı morluklarına neden olur. Güneş melanini açığa çıkardığında, melanin cildi koyulaştırır ve ağırlıklı olarak göz altlarında toplanır.

Uyku durumunuz nasıl?
Uykusuzluk, düzenli kan akışını sınırladığı için göz altı halkalarının diğer bir oluşma sebebidir. Bu nedenle iyi uyuyup uyumadığınıza da özen gösterin.

Göz altı morlukları için ne yapabilirsiniz?
Her gün mutlaka güneş koruyucu sürmeli ve güneş gözlüğü takmalısınız. Güneş koruyucu özellikli göz altı kremleri mevcut ama diğer yüzle ilgili güneş koruyucuların göz altını koruduğuna ilişkin kesin veriler yok. Gözlerinize batmayan titanyum dioksitli güneş koruyucuları da deneyebilirsiniz. Sağlıkla ilgili sorunların yansıması olarak morluklar oluşmuş olabilir. Bunun için de şikayetlerinizi gözden geçirerek bir iç hastalıkları uzmanına başvurmalısınız. Tüm bunlara göre tavsiyemiz güneş koruyucular dışında göz halkalarını giderdiğini belirten ürünlere boşuna para harcamayın ve pahalı lazer tedavileri, peelinglerden uzak durun. Bunlar işe yaramaz ve paranız boşa gider. Göz altı halkaları için bunların ötesinde yapılabilecek çok bir şey henüz maalesef yok.

Prostat kanserin belirlemede en sık kullanılan yöntem rektum incelemesi yoludur. Prostatı inceleme için hekim rektal tuşe ile normal büyümesi ile kanseri kolayca ayırdedebilir.

Dijital rektal muayene ile birlikte sıklıkla kullanılan başka bir işlem bir PSA testidir. (prostata özgü antijen PSA testi). Bu test vücutta prostat özgü antijen düzeylerini ölçer. Prostat hastalığının en erken evrelerinde bile, hastanın PSA düzeyi artmaya başlar ve bu test ile belirlenebilir. Bu da hekimin, hastada fizik muayene ile belirlenemeyecek değişiklikleri ortaya çıkarmasını sağlamaktadır. Ancak PSA düzeyinin yüksekliği , hastanın muhakkak kanser olduğu anlamına gelmez. Bazı kanser dışındaki durumlar da PSA miktarını arttırabilir: Örneğin BPH (prostatın kanser olamyan büyümesi) yüksek PSA düzeyine neden olabilen en sık görülen durumdur. Prostat dokusu büyüdükçe , bu dokudaki hücreler normalden daha fazla PSA üretir. Diğer bir sebep Prostatit olabilir. Prostatın iltihap veya enfeksiyonuna bağlı irritasyonu bezdeki hücrelerin artmış miktarda PSA salgılamasına neden olabilir. Yine prostat bezindeki enfeksiyon gibi üriner sistem enfeksiyonu da PSA düzeyini arttırabilir.

Kanser olmayan durumlarda da PSA seviyeleri yükselebildiği için genellikle transrektal ultrasonografi (TRUS ) yapılması gerekmektedir. Bu işlem sırasında hekim, prostat görüntüsünü yansıtan acısız ses dalgaları üreten bir aleti rektuma yerleştirmektedir. Yansıyan ses dalgaları, daha sonra hekimin görebileceği bir televizyon ekranında bir görüntü haline dönüştürülür. Bu işlem lokal anestezi altında yapılabileceği gibi, hastanın daha stresli olduğu durumlarda genel anestezi ve 3 boyutlu Sonografi ile de gerçekleştirilebilir. Prostat kanserinden şüpheleniyorsa hekim, iğne biyopsisi yoluyla ufak bir prostat dokusu örneği alabilir. Daha sonra doku örneği, kanser hücresi içerip içermediği belirlenmek üzere mikroskop altında incelenir. Bu, prostat kanserini kesin olarak teşhis etmenin tek yoludur.

Kanser varlığı biyopsi ile doğrulandıktan sonra yapılması gereken ilk şey kanser evrelemesi olarak ta adlandırılan, kanserin hızlı ya da yavaş gelişen bir kanser olarak nitelendirilmesi olmalıdır. Doktorunuz kanser evresini tespit ettikten sonra en uygun tedaviyi önerecektir.

Prostat kanseri özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Ancak erkeklerde en çok görülen kanser olan prostat kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Gelişmekte olan teknoloji küçük müdahaleler ve minimum yan etkilerle iyileşme sağlayabilmektedir.

Prostat kanseri de diğer kanser türleri gibi vücuttaki normal hücre büyümesinin bozularak sonuç olarak tümör adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Tam olarak sebebi bilinmese de, yaş, ırk ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. Prostat kanseri erken safhasında teşhis edilirse, doğru ve yerinde bir tedavi ile iyileşme şansı yüksek bir hastalıktır. Henüz kapsül dışına yayılmamış ise kanserin yok edilmesi mümkündür. Bu nedenle, 45 yaşını aşan erkeklerin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok büyük önem taşır.

hhattat@hattathospital.com

Tarkan 2008 (metamorfoz - vay anam vay haberler)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Tarkan ‘Metamorfoz’la geliyor

Tarkan, dört yıllık aradan sonra yeni albümü için gün sayıyor. 27 Aralık’ta müzikmarketlerde olacak albüm, DMC-D&R etiketiyle satışa sunulacak. Tarkan yeni albümüne değişim anlamına gelen ‘Metamorfoz’ adını verdi. Ünlü popçu imajını da yeniledi. ‘Metamorfoz’ albümünde sözlerinin tamamı Tarkan’a ait 10 yeni şarkı var. Bu şarkılardan yedisinin bestesi Tarkan’a ait. Tarkan, albümün prodüktörlüğünü de Ozan Çolakoğlu ile beraber üstlenirken, albüm DMC etiketi ile çıkacak. Albümün çıkış şarkısı ise ‘Vay Anam Vay’ adlı bir Tarkan bestesi. Tarkan, ilk klibini de Kıvanç Barıönü yönetmenliğinde bu şarkıya çekti.metamorfoz albümünden kesitler dinlemek için: http://www.tarkan.com

Kadınlara özel

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

kadınlar, bayanlar, cinsellik, sağlık, güzellik, hastalık, tedav, tüp bebek, menopoz, sex, diyet, makyaj, giysi, giyinmek, trend, estetik, burçlar, meme, alışveriş, erkekler, sağlık, kanser, ne demek?, nasıl?, nerede?, kim, ne zaman, ne için?, neden?

: )) kategorimiz açılmıştır. konulara bu kategoriden ulaşabilirsiniz.

Cilt bakım sözlügü-2 (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Hidroksi asitler : Alfa hidroksi asit ve beta hidroksi asit gibi soyma işlemine katkılarıyla bilinen asitlerin oluşturduğu grup.

Hormonal yaşlanma : Dahili yaşlanmanın bir kısmını oluşturur.Özellikle hormon seviyelerindeki doğal değişimle ilgilidir.Menopoz öncesi ve menepoz sırasında oluşan problemleri de kapsar.

Hyaluronic asit : Cildin nemini korumasını sağlayan bir asittir.Kendi ağırlığının bin katı kadar suyu tutabilir.

K vitamin : Kızarıklıkların giderilmesinde kullanılır.

Kafein : Ödemin giderilmesinde yüzeysel olarak kullanılır.

Kapsamlı sağlık : Kendinize duygusal,sosyal ve ruhsal olarak iyi bakmanız.

Keratoz pilaris : Tüy köklerinin tıkanmasıyla meydana gelen kızarık çıkıntılar.Genelde yanaklar ve üst kollarda meydana gelir.




Kıl dönmesi : Bir tüy kökünün içerde hapsolması ile meydana gelen ağrılı ve şişkin kist.

Kırmızı çay : Aspalathus Linearis ekstresi olarakda bilinir.Bilinen en güçlü antioksidandır.Kılcal damar duvarlarını güçlendirir.

Kist : Cildin altında ele gelen küçük,sarımsı renkte,lastik kıvamında yuvarlaklar.Kistler yavaş büyür ve enfekte olduklarında apseye dönüşürler.

Kolajen : Cildin yapısal desteğini oluşturan elastik lifler.

Kuru cilt : Yağdan mahrum kalmış cilt.

Laktik asit : Soyma işlemine katkılarından ötürü kullanılan alfa hidroksi asit.

Lavanta yağı : Anti-enflamatuar,antibakteriyel,antiseptik etkileri,yumuşatma ve şifa verme özellikleri sebebiyle kullanılan bir bitkisel yağ.

Lecithin : B vitaminin kimyasal kuzeni olarak bilinen Lecithin ; hücreleri çevreleyen lipid katmanının öenmli bir yapıtaşıdır ve hücre zarının oluşumuna katkıda bulunur.Lecithin hücre zarının bütünlüğü için o kadar önemlidir ki vucüt kendi kaynagını erütme konusunda donanımlıdır.

Lezyon : ciltteki herhangi bir leke,belirti ya da anormallik.

Linoleic asit : K vitamin olarak da bilinir.Bitkisel yağ asididir.Kızarıklıkların azaltılmasında kullanılır.

kaynak: bayanca.net

Deriye özgün bakış… (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi”nde Nil Bentürk ve ünlü tasarımcı Sema Özyurt ortaklığında açılan Yomnia, birbirinden farklı ve özgün deri tasarımlarıyla şık ve stil sahibi giyinmeyi sevenlerin en iddialı adreslerinden biri olmaya hazır…

Öz Türkçe’de “şans ve bereket getiren” anlamına gelen “Yom” kelimesinden yola çıkarak isimlendirilen Yomnia deri koleksiyonu, “Şansa tutkuyla bağlanın” sloganıyla deriyi hayatımıza sokuyor. Özgün olmayı seven, bir mekana girdiğinde tarzıyla fark edilmekten hoşlanan, şık kadının adresi Yomnia’nın, deri formlarında yaptığı yenilikler oldukça dikkat çekiyor. Hassas, detaycı, yenilikçi ve konformist bir anlayışın filizlerini Yomnia’nın her tasarımında bulmak mümkün. Yomnia’nın geniş ürün yelpazesinde, ister kadınsı, ister çocuksu, ister spor, ister klasik her tarz kadının gece ve gündüz rahatlıkla kullanabileceği birbirinden farklı deri tasarımlar bulunuyor.



Yomnia koleksiyonunda deri ceketler, blazerlar, trençkotlar ve gömlekler ön plana çıkıyor. Ayrıca şık deri mini elbiseler, aksesuarlarla süslenmiş bluzlar ve sezonun en moda parçalarından biri olan yelekler de deri ayrıcalığıyla karşımıza çıkıyor. Koleksiyonun en önemli özelliği tasarımda detaylara verilen önem ve kişiye özel hissi veren stil yaklaşımı. Ayrıca natürel bir işleme tekniği olan vejetal tabaklama sayesinde derilerde elde edilen yumuşaklık da oldukça dikkat çekiyor. Modellerin tümü kadına ince ve zarif bir silüet kazandıran kesimlere sahip. Giyimde sadece bir deri ceketle de şık olunabileceğini kanıtlayan Yomnia, deriyi tekstil gibi işlenmiş bir halde, son derece farklı tasarımlarda sunuyor. Deride olmayacağı düşünülen form ve detayların mevcut olduğu Yomnia tasarımları, insan ufkunun sınırsızlığını yansıtıyor.


Yomnia koleksiyonunda Uzakdoğu tarzından esinlenen modeller, büyük, yüksek ve farklı kesim yakalar, büzgü ve plise detaylar, nervürler, origamik formlar, Çin düğmeleri, metal aksesuarlar, deri-süet ve kürk kombinleri, delikli görünümlü lazerli deri kullanımları göze çarpıyor. Her biri bir sanat eseri gibi tasarlanmış modelleri de açık ve koyu kahverengi, bej, bordo, siyah, yeşil ve lacivert olmak üzere 7 farklı renkte sipariş etmek mümkün. Yomnia tasarımlarında, alan kişiye şans getirmesi için astarlara Yomnia’nın da sembolü olan “Yusufçuk” işlenmiş…

kaynak: bayanca.net

Kış tüm serinliğiyle yaklaşırken, erkeklerin ve bayanların içini ısıtacak, tarzına tarz katacak trençkot seçenekleri, LC Waikiki’nin Sonbahar/Kış 07-08 koleksiyonunda…

Serin ve yağmurlu günlerinin değişmez giysisi olan ve günlük koşuşturma içindeki kent insanının hayatına renk katan trençkotlar, farklı kumaş alternatifleri ve özel kesimleri ile LC Waikiki mağazalarında sizi bekliyor.

Sonbahar kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alan, naturel renklerin ağırlıkta olduğu, trençkotları şık bir kıyafetle ya da jeanle kullanmak mümkün. Serin havalarda şıklığından ödün vermeden sıcacık kalmak isteyenler mutlaka LC Waikiki’ye uğramak…


kaynak: bayanca.net

Foliküler Ünite Ekstraksiyonu.
Saç köklerinin hiçbir şekilde kesi izi olmadan, dikiş kullanmadan özel micro cerrahi aletlerle, uzman ekip tarafından, tek tek saçlı deriden alınması işlemidir. Saç üniteleri (greftler) kafa derisinin arka ve yan bölümlerinden çıkarılarak, saçlanması istenen bölgeye yerleştirilir. Verici ve alıcı alana lokal anestezi yapılır.


Bu teknik göğüs, sırt, karın kılları transplantasyonuna da izin vermektedir. Alınan bu kıllar zaman içinde transplante edildiği bölgeye ait kıl özelliklerine uyum sağlayıp, aynı yapıya (görüntüye) sahip olarak yaşamını sürdürür. FUE tekniğinde bir seansta yaklaşık 800 - 1500 greft yani 1800 - 3500 arası saç teli nakledebilmektedir daha yoğun ekim gerektiğinde seanslar uzamakta, kişi için bu işlem 2-3 gün vakit almaktadır.


FÜE Tekniği Vücut Kılı Nakline Olanak Verir


Bu yöntem ile vücudun birçok bölgesinden göğüs, karın, sırt vb.


gibi bölgelerden verici olarak foliküler ünite elde edilebilir. Vücudun diğer bölgelerinden kılların kullanılması var olan verici saçların toplam miktarına da gözardı edilemeyecek katkıda bulunur. Araştırmalar sonucu göğüsten alınıp kafa derisine ekilen kılların göğüste olduğundan daha hızlı uzadığı bulunmuştur.


FÜ Transplantasyonu mu FÜ Ekstraksiyonu mu ve Bu İki Yöntem Birleştirilebilir mi?
Bu yöntemlerin her ikisi de saçsız deriye ekilecek kök sayısının en az zararla en iyi kozmetik netice olacak şekilde kullanılabilir.Buradaki hassas nokta hangi hastaya hangi yöntemin uygun olacağına karar vermektir.Deneyimli doktorlar ve ekipleri tarafından uygulandıkları takdirde her iki teknikte faydalıdır.


Foliküler Ünite Ekstraksiyonun Seçilmesi Gereken Durumlar:


Oluşabilecek minik yara izlerinin önemi olmadığını düşünen hastalara.
Saçı sıfır numara traş ile kullanmak isteyenlerde.


Eski yara izlerinin düzeltilmesi gerekince bu tamir işlemi yeni yara oluşturulmadan yaptırmak isteyenlerde.


Çok genç ve cilt elastikiyeti çok yüksek geniş skar geliştirme eğilimi olan hastalarda.


Birkaç kez şerit yöntemi ile opere edilerek yeterli verici kaynağı kalmamış hastalarda.


FÜE yönteminin seçilmesi hastanın isteğine uygun olumlu sonuçlar almasın sağlar.



FUE Tekniğinin Avantajları:


Bistürü kullanılmadan gerçekleştirilen mikrocerrahi bir teknik olduğu için dikiş gerektirmez.
İsteğe göre yada gereken seanslar birer gün arayla beklemeden arka arkaya uygulanabilir.


Saç folikül grupları birer birer ayrı ayrı kafa derisine nakledilir.


Yara izi bırakmaz.


Kadın ve erkekler farketmeksizin isteyen her kişi de uygulanabilir.


İyileşme süresi oldukça kısadır. Bu yüzden operasyon gerçekleştirildikten hemen sonra normal hayata devam edilebilir.


Kaş ve sakalların yeniden oluşturulabilme olanağı vardır.


Verici bölge kısıtlaması olmadığından saç ekimi istenilen alıcı alana istenilen yoğunlukta saç ekimi yapılabilir.



FÜE Tekniğinin Dezavantajları:


Ekilen saç teline göre klasik yöntemden daha pahalı bir tekniktir.
Saç ekimi süresi daha fazla sürer.


Vücut kıllarının saçlı deriye adapte olmaları ve uzamaları daha fazla süre(6-8 ay) gerektirmektedir.

kaynak: bayanca.net

Saç ekimi nedir ? (okuyun, bayanlar için)

Yazan: admin Tarih: Ocak - 5 - 2008

Saç Ekimi Nedir?

Diğer adıyla saç nakli sağlıklı ve güçlü saç köklerinin verici bölgeden genellikle başın arkasından alınarak incelmiş ya da tamamen açılmış bölgeye taşınması işlemidir. Çağdaş cerrahi teknolojileri sayesinde saç ekimi ile son derece doğal görünümler elde edilebilmektedir. Bu sayede saç kaybına bağlı kişide oluşabilecek psikolojik travmalar ve sosyal yaşamdan uzaklaşma saç nakli ile düzeltilerek bireyin kendini daha güçlü hissetmesi sağlanabilmektedir.


Kimler Saç Ektirebilir?


Saç ekimi cerrahisine uygun adaylar, başının yan ve arka bölgelerinde yeterli miktarda saç olan kişilerdir. Bu kişilerde FUT ve FUE yontemlerinin her ikiside kullanılabilir. Saç ekimi operasyonun uygun bir diğer aday grubu ise göğüs, bacak vb. bölgelerde yeterli miktarta sağlıklı kıl olanlardır. Bu kişilerde kullanılan saç ekimi yöntemi FUE dir.


Modern tekniklerin saç ekimi cerrahisinin geliştirmesi ile birçok erkek geçmişte saç nakli cerrahisine uygun aday değilken bugün uygun aday haline gelmiştir. Büyük graftların kullanımı ile oluşturulan doğal olmayan görüntüler yerlerini, küçük boyuttaki graftların kullanımı ile doğal görünümlere bırakmış ve gelişen yeni aletler ile birlikte her kişiye uygun doğal saç görünümünü gerçekleştirme olanağını sağlanmıştır.
Donor dominant (baskın verici) olarak adlandırılan başın yan ve arka bölgelerindeki ( vertex ) saçlar hayat boyu uzamaya devam eder ve dökülmezler. Bu saçların saçsız bölgeye nakledilmesi uzama veya dökülmeme yeteneklerini değiştirmez. Diğer bir tanımlama ile saç köklerinin dökülmesi veya dökülmemesi bulunduğu yerin özelliğine bağlı değil tamamen kendi genetik özelliğine bağlıdır. Donor dominansı veya baskın vericilik, saç naklindeki başarıyı sağlayan bilimsel temeldir.


Kimler Saç Ektiremez?


Saç nakli her yasta uygulanabilir. Bununla birlikte ameliyat yoluyla uygulanan saç nakli, şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, diyaliz gerektiren böbrek rahatsızlığı, karaciger ya da agır kalp hastalığı olan kişilere uygulanamaz.
Saç Ekimi Operasyonu ağrı hissi verir mi?
Operasyon esnasında lokal anestezi yapıldığı için ağrı duyulmaz. Lokal anastezinin etkisi bir gun sonra geçtiğinde ağrı kesici kullanmaya gerek yoktur…

kaynak: bayanca.net

Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi bilimin ve teknolojinin sunduğu en son yöntemleri uyguluyor…

Çoğunlukla erkeklerde görülen, aileden gelen genetik nedenlerle saç dökülmelerine karşı, dünyada üç tür saç ekim tekniği uygulanıyor. Kadıköy Bahariye’deki Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi, deneyimli uzman kadrosu ve modern teknolojisi ile klasik, fue (ameliyatsız) ve biofıbre (suni) saç ekimi yöntemlerinin tümünü, ihtiyaç ve tercihe göre başarıyla uygulayıp, kellikten rahatsız olanları ömür boyu garantili, sağlıklı saçlara kavuşturuyor.

Erkeklerde kadınlara göre çok daha yoğun biçimde görülen genetik saç dökülmeleri karşısında, modern bilim ve teknolojinin sunduğu olanaklarla geliştirilen saç ekim teknikleri, sağlıklı ve başarılı çözümler ortaya koyuyor.


Muayene ve testlerle saç dökülmelerinin nedenini kolayca belirleyen Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi, gereken durumlarda, en son geliştirilen üç modern saç ekim tekniğini de, ihtiyaç ve isteğe bağlı olarak başarıyla uyguluyor.


Saç dökülmesi şikayeti ile Kadıköy Bahariye’deki Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi’ne başvuranlar için, fizik muayene ve bazı testler sonucunda, dökülmenin boyutu, yaşı ve nedeni belirlenerek, buna göre onları yeniden saçlarına kavuşturacak bilimsel çözüm alternatifleri sunuluyor. İlaç tedavisi ve deri içine uygulanan ilaç tedavisi (saç mezoterapisi) ile önlenemeyen saç dökülmeleri karşısında, dünyada uygulanan en gelişmiş üç saç ekim tekniğinden en uygun olanı tercih ediliyor.


Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi’nin deneyimli ve uzman kadrosu tarafından uygulanan saç ekim teknikleri, ameliyathane ortamında lokal anestesi ile gerçekleştiriliyor. Kişinin uyanık olduğu ve hiçbir ağrı sızı hissetmediği operasyonlar 4 ila 6 saat sürüyor. Klasik saç ekiminde, ense bölgesinde bulunan ve dökülmemeye şifrelenmiş olan saçlar lokal anestezi ile uyuşturularak alınarak, bunlar tek köklü mikrogreftlere (kıl köklerine) ayrılıyor. Bu tekli veya ikili kıl kökleri alın veya tepe bölgesindeki açık alana tek tek ekiliyor. 3 hafta içinde ekilen bu saçlar dökülüyor ve 3 ay sonra yerini hiç dökülmeyecek olan orijinal saçlara bırakıyor.


Farklı ihtiyaçlara modern çözümler


Fue olarak tanımlanan ameliyatsız saç ekim tekniği de, dünyada son iki yıldır uygulanıyor. Done Saç Ekimi ve Estetik Merkezi’nde uygulanan bu konforlu ve modern teknik kapsamında, saçlar vucudun kıl içeren her hangi bir bölümünden lokal anestezi ile uyuşturularak tek tek alınıyor ve yine tek tek ihtiyaç duyulan bölgeye ekiliyor. Hiçbir şekilde alınan bölgede bir yara izi söz konusu olmazken, klasik saç ekimine göre daha süren bu teknik, özellikle verici alanda yeteri kadar saç teli bulunmayan ve çok kısa saç kullanmak isteyenler için tercih ediliyor. Her iki teknik kullanılarak saç ektirilenler, her türlü kuaför hizmetinden faydalana biliyor ve özel bir bakıma ihtiyaç duyulmuyor.
a
Biofibre uygulamalarında ise, Amerika”da üretilen değişik renk ve görünümlerdeki 17 cm uzunluğunda suni saç telleri, alerji testinden sonra istenilen bölgeye lokal anestezi ile tek tek ekiliyor. Ekim işlemi bittiğinde kişi yeni saçlarını tarayıp günlük aktivitelerine geri dönebiliyor. Bu saçların ömrü 5 ile 11 yıl arasında değişiyor. Biofibre”la ekilen saçlar, bir kere istenilen modelde kestiriliyor ve o şekilde kalıyor. Bu saçlar, uzamıyor ve hiçbir kuaför işlemi uygulanamıyor.

kaynak: bayanca.net