nedir

Çocuklarının araç içindeki güvenliklerinin sağlanması çok önemlidir. Bu nedenle olası bir kazada tehlike riskini en aza indirgemek için çocuklar için üretilmiş özel oto koltukları kullanmanız gerekir.


* En önemlisi koltuğun çocuğunuzun boyuna, kilosuna, yaşına tabii arabanıza uygun olması. Çocuğunuz büyüdükçe de uygun olanı ile değiştirmeyi sakın aklınızdan çıkarmayın. Koltuk satın alırken eğer çocuğunuz yanınızda olursa deneyerek en uygun olanı bulabilirsiniz.


* Mutlaka Avrupa Güvenlik Standardına uygun olan onaylı koltukları satın alın kullanın.


* Koltukla ilgili ayarlamaları kullanım kılavuzundan öğrenerek en doğru şekilde yapmalısınız. Bu nedenle de kullanım kılavuzunu çok iyi okumalı gerektiğinde yeniden bakmak için saklamalısınız.


* Kısa ya da uzun olmasını önemsemeden her yolculuktan önce mutlaka koltuğun yerine çocuğunuzun da koltuğa iyice yerleşmiş olduğundan emin olmalısınız.


Bu arada kemer kayışların da sıkı olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Seçeceğiniz koltuğun omuz bel emniyet kemeri ile birlikte çocuğunuzu koruyup korumadığına mutlaka dikkat etmelisiniz.


* Kullanılmış, kaza geçirmiş ya da kemerleri aşınmış bir koltuğu kullanmayın. Bu yüzden de daha ucuz olur düşüncesiyle sakın 2. el koltuklarını tercih etmeyin çünkü koltukları belli bir zaman sonra dayanıklılıklarını kaybederler. Ya da herhangi bir kaza geçirmişse koltukta çıplak gözle görülmeyen çatlaklar ya da eksik parçalar olabilir. Bu da koltuğun gerektiği şekilde işe yaramasını engelleyebilir. Eğer siz bir kaza yaşadıysanız sonrasında mutlaka koltuğu değiştirin.


* Yüzde 100 pamuklu terletmeyen kumaşa sahip arabaları tercih edin. Bu arada kirlendiğinde de çııp yıkayabilmelisiniz.


* Koltuğu asla ön koltuğa airbag (hava yastığı) önüne yerleştirmeyin.


* Çocuğunuzla yalnız yolculuk yapıyorsanız yerini aynadan onu görebileceğiniz bir şekilde ayarlayın.


* En az 8.5-9 kg olana dik oturabilene dek bebekleri arkaya bakacak sekilde yerleştirin. 9 kg üzerindeki yüzleri öne bakacak şekilde yolculuk yapabilirler.


* için çocuğunuz uyuduğunda omuriliğine baskı olmaması için oto koltuğu mutlaka yatma pozisyon ayarlı olmalı. ( koltuğunun beşik hareketini yapması özellikle 2-3 yaşa kadar çok önemlidir.)


* Alacağınız koltuğunun iç hacminin geniş olması çocuğunuzun içinde rahat etmesi de gözönünde bulundurmanız gereken diğer önemli bir özellikler.

kaynak: bayanca.net

Bebeğe annesi tarafından yaptırılan banyonun, anne ile arasındaki sevgi bağlarını kuvvetlendirmesi açısından çok önemli bir faktör olduğu bildirildi.


Bebeklerin ciltlerinde yeterince koruyucu yağ tabakası oluşmadığı için kolay üşüdüklerini ısı değişikliklerine hemen uyum sağlayamadıklarını kaydeden uzmanlar, “Bebeklerin ciltlerindeki bariyer fonksiyonu gelişmediği için, ciltleri çabuk nem kaybediyor. Bu sebeple banyo suyunun sıcaklığının 36 derece, oda sıcaklığının ise 22-24 derece olması gerektiği unutulmamalıdır. cildi yetişkin cildine göre daha olduğu için çabuk üşür. Bu nedenle banyo süresinin ise 5-6 dakikadan fazla olmaması gerekiyor” diye konuştu.


İşte bebeği yıkamadan önce, yıkarken yıkadıktan sonra dikkat edilecek önemli hususlar:


Yıkanmadan önce


Bebeğinizi mutlaka karnı açken ya da beslenmeden en az 1.5 saat sonra .


Çünkü tok ınla yıkadığınızda midesine basınç yapıp kusmasına olabilirsiniz.


Soğuk suyu, sıcak su katarak ılıştırın. Suyun sıcaklığını dirseğinizle kontrol edin.


Suyun yaklaşık 10 santimetre derinlikte olmasını sağlayın.


Bebeğin cildine uygun, gözlerini yakmayan ürünlerini hazırlayın.


Küvetin içine mutlaka bir havlu ya da küvet filesi koyarak bebeğinizin sert zeminle temas etmesini engelleyin.


Yıkarken…


Yıkama işlemine vücudundan başlayın. Başını en son . Çünkü ısıyı en çabuk başlarından kaybederler.


Bebeğin ön kısmını yıkarken baş, omuz sırtını bir elinizle destekleyerek poposunu küvete oturtun.


Sırtını yıkarken bebeği çenesinin altından sıkmayacak şekilde parmaklarınızla kavrarken vücudunu aynı elinizin kol kısmıyla destekleyin yarı dik olacak şekilde tutun.


Başını yıkarken yüz üstü olmasına kulaklarına su kaçmamasına dikkat edin. Göbek kordonu düşene kadar bebeğinizi küvete yatırmadan, üzerine su dökerek, kordonu düştükten sonra ise küvete yatırarak yıkayabilirsiniz.


Mümkünse banyo sırasında yanınızda bir yardımcı bulundurun.


Yıkadıktan sonra


Kurulamak için mutlaka 2 havlu bulundurun. İlk havlu ile bebeğin vücudunu kuruladıktan sonra bebeğinizi giydirene kadar ikinci havlu ile sarılı tutun. Çünkü vücudundaki suyu emen ıslak havlu bebeğinizin üşümesine hızla ısı kaybetmesine oluyor.


üşüdüklerinde ısılarını tekrar kazanmak için enerji harcıyorlar bu da alımını yavaşlatıyor.


Giydirmeden önce bebeğinize yağı ı ile masaj yaparak hem bebeğinizin gelişimine yardımcı olun hem de aranızdaki bağı kuvvetlendirin.

kaynak: bayanca.net

Çocuklarda görülen; yineleyici, istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket çıkarmalar, tik olarak adlandırılır.


çıkarma şeklindeki tikler diğer vücut hareketleri ile ilgili tiklerle birlikte görülürse Tourette Sendromu adı verilen özel bir durumdan bahsedilir. çıkarma şeklindeki tikler; boğaz temizleme, çıkarmadan konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, açık saçık sözcükler kullanma, küfür kendi söylediklerini, duyduğu son sesi cümleyi yinelemesi şeklinde ortaya çı.


çocuklar?


Nedeni tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte tiklerin oluşmasında genetik çevresel etkenlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Beyin kimyasallarından (nörotransmitter) biri olan dopaminin anormal metabolizmasından kaynaklandığına dair dikkate değer kanıtlar bulunmuştur.


Tik genellikle gerginlik veren bir olay sonrasında artar. Aile çevre tarafından yapılan lar ile cezalandırmalar tiklerde artışa olabilir. Tiklerin genetik özelliği belirgin olup, yakın akrabalarında tikler olan çocuklarda daha sık rastlanır.


Bazıları kalıcı olabilir!


Tikler geçici ya da kalıcı olabilir. Geçici olarak niteleyebileceğimiz tikler, çeşitli beden bölgelerinde ortaya çı bir yıldan kısa bir sürede kaybolur. Bu bozukluk, çocuklar arasında oldukça yaygındır. Sağlıklı çocukların %-14″ünde, daha sık, 3-10 yaşları arasında görülür. Eğer bir çocukta bu davranışlar bir yıldan fazla sürerse buna uzun süren tik bozukluğu adı verilmektedir. Çocuklarda görülen tiklerin büyük bir kısmı erişkin yaşa gelmeden kaybolur, ancak bir kısmında erişkin dönemde de kalıcı olabilir.


Ebeveynler ne yapmalı?


Tiklerin yerleşmesinde anne, baba ya da öğretmen gibi, çocukların iletişimde olduğu kişilerin rolü önemlidir. Çünkü yetişkinler, çocukta ortaya çıkan tikler nedeniyle kaygılanmakta, çocuğun her davranışını kontrol etmeye çalışmaktadır. Yetişkinlerin, çocukları sürekli uyararak kendilerini kontrol etmelerini istemeleri, iki şekilde etkili olarak çocuklarda tiklerin yerleşmesine yol açmaktadır. Anne babanın kaygısı nedeniyle çocuk davranışlarını kontrol etmeye çalışır sonuçta da, yaşadığı gerginlik tiklerin daha çok ortaya çıkmasına olur. Bu nedenle tikleri söndürme yok etmede, aile öğretmen işbirliği önemlidir. Öğretmenin bilgilendirilmesiyle sınıfta çocuk için daha olumlu destekleyici bir çevre sağlanabilir. Öğretmen tarafından çocuğun tikleri nedeniyle sürekli azarlanması okuldan uzaklaşmasına olabilir. Öğretmenin bilgilendirilmesi de, tik davranışlarına olumlu yaklaşmasının sağlanması çok önemlidir.

kaynak: bayanca.net

Çocuk sahibi olmanız tatile çıkamayacağınız anlamına gelmez. Sadece anlık kararlar ile verilmiş haftasonu tatilleri artık size uzaktır.


Eğer uzun bir seyahate çıkacak iseniz son kontrolünden itibaren uzun bir süre geçmiş ise çocuğunuzun sağlığının iyi olduğundan emin olmalısınız. Son bir ay içinde muayene oldu ise sadece doktorunuz ile yapacağınız bir görüşmesi yeterli olabilir. Yola günün hangi saatinde çıkacağınız çocuğunuzun değişikliklere verdiği yanıt, seyahat şekliniz süresi ile yakın ilgilidir.Seyahatlerinizin yolcu sayısının az olduğu saatlerde olmasına dikkat edin. (Daha fazla koltuk boş olabilir, bebeğiniz daha geniş bir hareket alanı bulur daha az kişi rahatsız olur.)Eğer bebeğinizde arabada uyuma alışkanlığı varsa uzun bir seyahati düşünüyorsanız yol aldığınız saatlerin çoğunluğunu onun uyku saatlerine getirin, eğer larda uyuyamayacak kadar çok heyacanlı oluyor ise o zaman uykusunu uyutup sonra yola çıkmalısınız.


Özellikle uçak yolculuğunda çocuğunuza özgü menü şiparişini 24 saat önceden verebilirsiniz. Bununla birlikte yanınıza bir miktar kahvaltılık alın, bu uzun süren geçikmeli yolculuklarda size yardımcı olacaktır.


Planlarda değişiklik yapmayın


Seyahat sırasında gereksiz problemlerden kaçınmak istiyorsanız hemen öncesinde gereksiz değişiklikler yapmayın; örneğin seyahatın hemen öncesinde çocuğunuzu memeden kesmeye çalışmayın. Alışılmamış ortamlar günlük proğramdaki değişiklikler zaten yeterince stres oluşturur, bunları arttırmayın. Yola çıkış gününden önce tüm rezervasyonlarınızı kontrol edin.

kaynak: bayanca.net

Her anne babanın en büyük isteği çocuğunun normal sağlıklı büyümesidir. , yürümeye başladıktan sonra da önemli bir soru anne babaları sürekli düşündürür: Acaba çocuğumuz uzun boylu mu, yoksa kısa boylu mu olacak?

Çocuğun normal sağlıklı büyümesi bazı koşullara bağlı. Uzmanlar, çocuğun büyümesini etkileyen belli başlı beş sıralıyorlar:


Kalıtım


Çocuğun büyümesinde en büyük etken genetik geçmişidir. Genetik faktörler, çocuğun özellikle gelişmesinde çok önemli rol oynar. Çocuğun kısa boylu olmasından yakınmadan, ailenin genetik gerçekleri incelenmeli.


Beslenme


Çocuk doğru beslenmezse normal bir büyüme sürecine giremez. Bebeğin fazla şişman olmasını önlemek için yapılan uygulamalar da bazen ters tepki verir. doğru yeterli beslenmeli.



Çocuğun daha bebeklik döneminde vücut egzersizlerine alıştırılması gerekir.


Bebeğe kol bacak hareketleri yaptırmak, kaslarının güçlenip gelişmesini sağlar.


Uyku


Bebeklerin normal bir büyüme sürecine girebilmeleri onların yeterli uyku uyumalarına bağlıdır. Uyku sırasında büyüme hormonunun salgılanması yüzde 70-80 oranında artar. uyuyarak büyürler!


Duygusal huzur


, sevgi dolu, uyumlu bir aile ortamı içinde daha çabuk gelişirler. Büyüme sorunları yaşamazlar. Aşırı gerginlik sevgisizlik, çocuğun normal gelişmesine de engel olur.


Peki boyunu uzatabilir miyim?


Pekçok ebeveyn, çocuğunun kısa boylu olmasından endişe duyuyor. Çocuk uzun boylu olmazsa, birçok sorun yaşayacağı düşünülüyor. Oysa, normal bir büyüme sürecine giren çocuk kısa boylu da, uzun boylu da olabilir.


Sağlıklı bir çocuk için, boy önemli değildir. Ancak bazı durumlarda, çocuğun boyunun kısa kalmasından vücudunun yeterli miktarda büyüme hormonu salgılamaması sorumludur.


Bu nedenle, doktorlar bazen kısa boylu çocuklara büyüme hormonu salgılanmasını öneriyorlar. Ama büyüme hormonunun rastgele verilmesi sakıncalı! Hem her çocuğun boyu büyüme hormonuyla uzamaz.

kaynak: bayanca.net

Büyüklerin her hareketini taklit etmeye çalışan küçük çocuklar, odalarında yalnız bırakılmamalı… Aksi takdirde riskli durumlar söz konusu olabilir.
Aydın Rehberlik Araştırma Merkezi Psikolojik Danışmanı Eylem Küçük, çocukların çevredeki nesnelere şı aşırı ilgi duyarak, sürekli kurcalamak istediklerini bu nedenle ailelerin başta mutfak banyo olmak üzere evin her ünde, olası kazalara şı önlem alması gerektiğini söyledi.
Küçük, şunları söyledi: “Eğer çocuk yürüyorsa ev içindeki engeller kaldırılmalı. Yemekler, daima duvara yakın ocak gözlerinde pişirilmeli, tezgahın yanına, yakın yerlere kesinlikle sıcak kaplar konulmamalıdır. Kesici, delici aletler çocuğun ulaşamadığı yerlerde durmalı, sandalyesi ısıtıcıların yanından uzakta tutulmalıdır. Evdeki yanıcı aletler ortadan kaldırılmalı, çocukların ulaşamayacağı şekilde yerleştirilmelidir. Büyüklerin her hareketini taklit etmeye çalışan çocuklar, odalarında yalnız bırakılmamalıdır.



Çocukların, gördükleri her yı kolaylıkla içebileceğine dikkati çeken Küçük, ilaç, şampuan temizlik maddelerinin çocukların erişemeyeceği yerlere konulması, jilet veya keskin aletlerin kapalı yerde saklanması, prize takılı fiş bulunmamasının, olası kazaları ortadan kaldıracağını belirtti.
Eylem Küçük, “Büyükler, hareketleriyle örnek olmalıdır. Çocuklar büyüklerin hareketini izler onlar gibi davranmayı çabuk öğrenir. Çocuğa davranması gerektiği sık sık anlatılmalıdır” dedi.

kaynak: bayanca.net

Uzmanlar, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını belirterek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini “empoze kimlikler” yaratmamalarını istedi.
Uzmanlar, ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını belirterek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini “empoze kimlikler” yaratmamalarını istedi.
Ebeveynlerin, çocuklarıyla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerektiğini belirten uzmanlar, içten, anlamaya yönelik bir sohbet ortamı kurulmasını önerdi.
Hacettepe Üniversitesi Psikoloji ü öğretim üyesi, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı Danışmanı Prof. Dr. Rüveyde Bayraktar, çocuk eğitimindeki anahtarın, iyi bir model oluşturabilmek olduğunu söyledi.


Çıraklık Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile 9 gönüllü , Etimesgut Meslek Lisesi Konferans Salonu”nda “Aile Gençlik ” konulu panel düzenledi. Panelin açılışında, özellikle aile yapısında görülen hatalı davranış kalıpları ile aile içinde yaşanılan iletişimsizliğin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini işleyen kısa bir gösterildi. Daha sonra Prof. Dr. Bayraktar, ergenlik döneminde çocuklarda görülen değişimi, ebeveynlerin yaklaşımını çocuk, aile, okul üçgenindeki etkileşimi anlattı.
Ergenlik dönemi sorunları
Prof. Dr. Bayraktar, çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşaması olan ergenlik döneminde, en çok anne-baba beklentisi ile çocuğun istekleri arasındaki çatışmanın sorun yarattığını söyledi. Ailenin çocuğu, kendi bireyselliği içinde kabul etmesi ona sevginin yanında mutlaka saygı da beslemesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Bayraktar, zaten yoğun bir karmaşanın yaşandığı bu süreçte ailenin, dengesiz tavırlarla çocuğu yalnız bırakmaması gerektiğini kaydetti. “Bazen çocuk bazen de yetişkin muamelesi yapan aileler, ergenin içindeki çalkantıyı artırırlar” diyen Prof. Dr. Bayraktar, “bağlanma-bağımlılık” arasındaki nüansa da dikkati çekerek, ailelerden, çocuklarını seçim yapmaya yönlendirmelerini “empoze kimlikler” yaratmamalarını istedi. Anne babanın, çocuktan beklediği davranışların aksine bir profil çizmesinin de olumsuz etki yaratacağına işaret eden Prof. Dr. Bayraktar, “Buradaki anahtar, çocuğa iyi bir model oluşturabilmektir” dedi.
Kendisine çevresine güven
Psikiyatrist Doç. Dr. Ece Orhon da ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde 10″nunda depresyon görüldüğünü belirterek, bunun temelinde yatan iletişim bozukluklarına şı aileleri uyardı. Sıkça kullanılan sevgi sözcüklerinin beden temasının çocukta güven yaratacağına dikkati çeken Doç. Dr. Orhon, kendisine çevresine güvenen gençlerin, ancak sağlıklı aile yapısı içinde yetiştirilebileceğini kaydetti. Aile içinde, otoriter olmayan, çocuğun lehine işleyen kuralların da bulunması gerektiğini anlatan Doç. Dr. Orhon, “Çok otoriter olmak çocuğu yıldırır, pasifleştirir, kimliğini kazanmasına engel olur. Ebeveynler, çocuklarla iletişim kurabilmek için öfkelerini kontrol etmeyi öğrenmeli içten, anlamaya yönelik bir sohbet ortamı kurmalıdırlar.” diye konuştu.

kaynak: bayanca.net

İngiliz bilim adamlarının araştırmasına göre, çalışan annelerin çocukları, annesi evde olan çocuklar kadar aktif, duygusal açıdan da gayet sağlıklı.


Davranışları ruhsal sağlıkları açısından, çalışan annelerin çocuklarıyla ev kadınlarının çocukları arasında fark bulunmadığını savunan İngiliz bilim adamları, İngiltere”nin güneybatı kesiminde yaşayan 14 bin çocuk üzerinde bir araştırma yaptı.


Sorunları yok


10 yıl süren araştırma sırasında, annesi çalışan bu nedenle kreşe giden çocukların ruhsal değişkenlikler göstermediği, huysuzluk yapmadığı herhangi bir duygusal sorun sergilemediği belirlendi.


Araştırmanın sonucunu yorumlayan Bristol Üniversitesi bilim adamları, “Bu çocuklar, fiziksel açıdan da en az annesi evde olan çocuklar kadar aktif” dedi. Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Prof.


Dieter Wolke, elde edilen sonuçları şöyle anlattı:


Aileyi etkiliyorlar


“Araştırmada bir de sürpriz sonuca ulaştık. Eğer anne babaların son derece aktif bir bebekleri varsa, çocuk üç yaşına geldiğinde anne baba da çok daha aktif hale geliyor.”

kaynak: bayanca.net

Güneş özellikle anne adayları ile bebeklerinin sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak direkt güneş ışınlarına maruz kalmak tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Erciyes Üniversitesi Yüksekokulu Beslenmek Diyetetik ü”nde görevli Diyetisyen Dr. Nurten Budak, güneş ışınlarının özellikle anne adayları ile bebeklerinin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kemiklerin sağlıklı oluşması gelişmesi için D vitaminine ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Budak, D vitaminin en iyi kaynağının ise güneş ışınları olduğunu belirtti.
Hamilelik döneminde yeterince D vitamini alınamamasının anne adayında “Osteomalasia” hastalığına olduğunu, bebekte sağlıklı gelişimi tamamlayamama riskini gündeme getirdiğini anlatan Budak, şu bilgileri verdi:
“İnsan vücudundaki D vitamini düzeyinin 15 ng/ml olması gerekiyor. Oysa, bir araştırmada anne adaylarındaki oran 8.5 ng/ml olarak saptanmıştır.


Sınırın altındaki bu değer, anne adayları ile bebeklerinin ne kadar büyük bir tehlike altında olduğunu açıkca gösteriyor. Toplum tarafından pek bilinmeyen ‘Osteomalasia” hastalığıriski artıyor. Bu durum anne adaylarının kemiklerinin yumuşamasına, kemiklerinin kolay kırılabilir hale gelmesine olduğu gibi, bebeğin de D vitamini yönünden eksik kalmasına ‘Raşitizm” hastalığına yakalanma riskinin artmasına zemin hazırlıyor. Bebeklerde kemik bozuklukları, vücudun normal gelişmemesi, enfeksiyon hastalıklarına sık yakalanma göğüs kemiğinde öne çıkma sorunları ortaya çıkıyor.”
Diyetisyen Dr. Budak, en doğal ilaç konumundaki güneş ışınlarından gerektiği gibi yararlanamamanın bedelinin toplum tarafından ağır ödendiğini, sorunlar ortaya çıkınca ilaç gibi yöntemlerle yolu arandığını, bunun hem ekonomik hem de işgücü kayıplarına olduğunu ifade etti.
D vitamini deposu
Anne adaylarının hem kendisi hem de doğacak bebeklerinin D vitamini gereksinmesini şılamak için günde yarım saat güneşli bir ortamda bulunması yürüyüş yapması gerektiğine işaret eden Budak, D vitaminin deride yeterince oluşması için baş, boyun, yüz ellerin kapatılmamasını, vücudun doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmasını gerektiğini dile getirdi.
Budak, “Güneş ışınlarından yeterince faydalanmak hem anne hem de bebeğini hastalıklardan korur” diye konuştu.

kaynak: bayanca.net

Dikkat Eksikliği Sendromu olan bir çocuk, dikkatini bir aktiviteden bir başkasına vermesi gerektiği zaman; kaybolmuşluk, endişe aşırı lma duyguları yaşar. Bu durumda da ebeveynlere çok iş düşüyor.


1. Çocuğunuza amacına yönelik seçenekler önerin.


Örnek: Ödevini bitirmesi gerekiyorsa, “Ödevini bitirmek için on dakika mı yoksa on beş dakika mı gerekli? ” ya da “Ödevini ne zaman bitirmek istiyorsun: okuldan gelince mi, yoksa yemekten sonra mı? Böylece arkadaşın oynamaya gelebilir.”
Bu tür sorular, seçeneği çocuğa bırakarak, yapacağı işler üzerinde bir miktar kontrol edinmesini sağlayacaktır.


2. Olumlu sonuçlar istiyorsanız olumlu yaklaşımlarda bulunun.


“Benimle bu tonda konuşma!” demeyin, ama onun yerine “Bu konuyu bana daha kibar davranacağın bir zamana erteleyelim.” demeyi deneyin.
“Benimle münakaşa edemezsin” demek yerine, “Bu konuyu kavgamız bittiği zaman tartışmayı tercih ederim.” deyin.



“Buraya bak!” yerine “Beni dinlediğine emin olduğun zaman tekrar başlayacağım” demelisiniz.
Konuştuğunuz dil olumlu olursa onun da tavrı olumlu olacaktır. Çocuğunuzun, sesinizin tonunu mimiklerinizi kolayca anladığını aklınızdan çıkarmamalısınız. Onunla cevap vermesini istediğiniz tonda konuşmalısınız, davranışlarındaki değişikliği hemen fark edeceksiniz.


3. Sorun yaşanan durumlarda “hatırlatıcı” ipuçları kullanın.


Örneğin; Başkalarına bağırıp, vurduğunda, “Kendini kontrol edebildiğini bana gösterdiğin zaman ne istediğini konuşabiliriz.”


4. Değişiklik yaşanacağı zaman, çocuğunuzu önceden n.


Dikkat Eksikliği Sendromu olan bir çocuk, dikkatini bir aktiviteden bir başkasına vermesi gerektiği zaman; kaybolmuşluk, endişe aşırı lma duyguları yaşar. Değişiklik yaşanan bu zamanlar dikkatle ele alınmalıdır.


Örneğin; Ertesi gün okul gideceği günlerin akşamında, 20:30″da yatakta olmasını istiyorsanız, 20:15″de “Sana okuyabilmem için, on beş dakika içinde dişini fırçalayıp yatağa girmelisin.”


Sabahları hazırlanıp, vaktinde kapıdan çıkabilmesi için ona bir tekerleme öğretebilirsiniz, örneğin; “İki, dört, altı, sekiz çanta, öğle yemeği, ödev bekle….” Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocukların çoğu müziğe çok yatkındır melodileri kolayca öğrenirler, ya da; Evde yapması gereken işler basamak basamak yazılarak bir yere asabilirsiniz.

5. Soğukkanlılığınızı kaybetmeyin.


Herkesin sabrının bir sınırı vardır, kendinize bir destek bulun.


Dikkat Eksikliği Sendromu olan çocukların en iyi dinledikleri konuşma tarzı “öylesine” yapılmış sohbetlerdir. Öfkenizi gösterdiğiniz anda aynı tarzda bir tepki görürsünüz bu da sevimsiz kavgalara yol açar. Çevrelerindeki lara çok açık olmaları, sizin ruh halinizi hemen “yakalamalarına” aynı şekilde size şılık vermelerine olacaktır.


Bütün bunlara ek olarak, aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli nokta; kendi kendinize iyi davranmazsanız, çocuğunuza da iyi davranamayacağınızdır. Kendinizi iyi bir ebeveyn olamadığınızı düşünerek asla suçlamayın. Yaptığınız işin, dünyadaki en zor stresli işlerden biri olduğunu unutmayın. Yetişkin hayatlarında lı olmuş pek çok insanın çocukluklarında Dikkat Eksikliği Sendromu olduğunu daima hatırınızda tutun sevginiz inancınızla, çocuğunuzun ilginç mutlu bir insan olabilmesi için tüm becerilerini kullanabilmesine yardımcı olmaya çalışın.

kaynak: bayanca.net

Çocuğunuzla aranızdaki iletişimin daha da iyi olmasını istiyorsanız ya da bazı konularda yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız işte size kurallar!


İyi bir iletişimin en iyi yolu ilk önce çocuklarınızla paylaşım alanlarınızı arttırmaktır. Bunun anlamı birlikte daha çok vakit geçirip konuşabilmelisiniz. Şüphesiz en iyi ortam da sofrasıdır; aynı sofrada yerken çocuklarınıza paylaşma, birliktelik bir yere ait olma duygularını aşılarsınız.Ayrıca böyle ortamlarda gün boyunca yaptıklarınızdan söz eder, çocuğunuzun sorunlarını dinler birlikte çözüm üretirsiniz. Çocuğunuzu gece yatağına bırakmanız yatakta onunla sohbet etmeniz de son derece yararlı olacaktır. Gece paylaşılan şeyler çok önemlidir, gece onunla ilgilenmeniz aranızdaki bağları kuvvetlendirecektir.


Bu sırada çocuğunuzun size başardığı şeylerden söz etmesi, korkularını, endişelerini paylaşması hem size yapmanız gerekenler hakkında ipucu verecek hem de çocuğunuzun kişilik gelişimine katkıda bulunacaktır. Tabi ki vaktiniz olduğunca çocuklarınızla paylaşım alanlarınızı arttırmalısınız; şimdiyse size biraz önce saydıklarımız dışında bazı kurallardan söz edeceğiz.


* Çocuklarınızla izleyin yararlı programların verdiği mesajlardan bahsedin.


* Şartlar neyi gerektirirse gerektirsin asla onların yanında yalan söylemeyin. Unutmayın ki her hareketinizle onlara örneksiniz. Kötü bir şey de yapsanız çocuklar bunu siz yaptınız diye iyi bir şey olarak layacaklardır.


* Çocuklarınızı arkadaşlarıyla birlikteyken gözlemleyin. davrandıklarına bakın, paylaşımcı yönlerinin gelişip gelişmediğine dikkat edin.


* Çocuğunuz sekiz yaş ya da üstündeyse birlikte alışverişe çıktığınızda ona da verip marketten bir şey aldırın. Ara sıra bu tip şeyler yapmanız onların sorumluluk duygusunu geliştirecektir.


* Çocuklarınızın empati (kendini başkasının yerine koyma) duygusunu geliştirin. Başkalarının acıları ya da mutluluklarından söz ederek bu kişilerin o an neler hissedebileceklerinden bahsedin. Bu şekilde çocuklarınızın duygusal yönünü geliştirirsiniz.

kaynak: bayanca.net

Yaz aylarında artan ishal vakalarına şın uzmanlar ebeveynleri yor: Temizliğe dikkat edin bol su içirin!


Bebeklerde ishal oluşumunu artıran etkenlerin başında ilk 6 ay anne sütüne gereken önemin verilmemesi, biberon emzik temizliğinin iyi yapılmaması, pişmiş yiyeceklerin oda ısısında uzun süre bekletilmesi, tuvaletten sonra ellerin iyi yıkanmaması evde kanalizasyon sisteminin olmaması gibi faktörler geliyor.


Bakterilere bağlı ishallerde, ishale ek olarak, ın ağrısı, , ateş, dalgınlık havale geçirme de gözlenebiliyor. Sıvı kaybına bağlı olarak gözlerde çökme, ağız dudaklarda kuruluk, küçük çocuklarda bıngıldakta çökme, göz yaşının azalması, idrar çıkarmada azalma gibi bulgular da gelişebiliyor.


Sulu besinler ishali arttırmaz


Uzmanlar, özellikle 1 yaşa kadar çocukların unlu nişastalı besinler almasının, beslenme bozukluğuna olarak bağırsaklarda sulu dışkılamayı artırdığına dikkat çekiyor.


İshalli çocuklara, (ishali artırır) endişesiyle su sulu besinlerin verilmemesi, doktorlar arasında poliklinik düzeyinde zaman yetersizliği nedeni ile ağızdan sıvı üzerinde durulmadan antibiyotik antidiyareyik içeren ilaçların yazılması, hastaneye yatırılan hastaların çoğuna damardan sıvı uygulanması, ishalin uzamasına, ağırlaşmasına buna bağlı başka hastalıkların ortaya çıkmasına oluyor.


İshalli çocuğa antibiyotik vermeyin


Uzmanlar, ishalli çocuğa gereksiz verilen antibiyotiklerin de iştahı azalttığını, bağırsak florasını bozarak ishal süresini uzatabileceğini belirtiyor. Katı gıdaları alabilen çocuklara verilecek pirinç suyunda bulunan amino asitler bağırsaklarda hasarın düzelmesini hızlandırmaktadır. Patates haşlanarak yedirildiğinde bileşimindeki nişastanın su tutucu özelliğinden dolayı ishalli hastalara faydalıdır. Yoğurt ile ıştırılması çok daha iyi sonuç vermektedir. Yoğurtta laktoz (şeker) miktarı fermantasyon ile yüzde 20 azalmaktadır. Özellikle ayran olarak içilmesi su gereksinimini de şılıyor.


Uzmanlar, ateşi çok yüksek, ın ağrısı krampları çok fazla, dışkısı kanlı olan, sıvı kaybı bulguları gözlenen 2 gün içinde düzelmeyen ishal durumlarında mutlaka doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

kaynak: bayanca.net

Bebeklik çocukluk döneminde demir eksikliğine bağlı kansızlık sorunu bazı hastalıkların habercisi olabiliyor. Bu nedenle ailelerin bebeklerde çocuklarda sık görülen kansızlığının belirtilerini iyi bilmesi zamanında uzmana başvurması gerekiyor.

Kansızlık her yaşta görülebilen bir sorun. Ancak özellikle bebeklik çocukluk çağında daha sık rastlanıyor. Bunun sebebi bebeğin anne sütü almaması demirden eksik gıdalarla beslenmesi. Demir eksikliğine bağlı kansızlık basit bir sorun değil. Sadece fiziksel rahatsızlıklara olmakla kalmayıp bebeklerde zeka düzeyini de etkiliyor. Anne babaların kansızlık konusunda dikkatli olması belirtilerini etkilerini iyi bilmesi gerekiyor. Acıbadem “Kriton Curi Parki Gönüllüleri” işbirliğiyle gerçekleştirilen “Çocuklarda Anemi” söyleşisinde konuşan Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.


Cengiz Canpolat anemiyi şöyle tarif ediyor:
“Anemi hemoglobin konsantrasyonunun veya kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarların) sayısının beraber veya ayrı olarak o yaşa uygun normal değerlerin altına düşmesi sonucu oluşan bir klinik tablodur. Bu azalma sonucu kanın oksijen taşıma kapasitesi dokulara giden oksijen miktarı azalır. Kansızlık çocuklarda kendini çok değişik biçimde gösterir. Bu klinik tablo hiçbir bulgu olmamasından çok, bir çocuğa kadar geniş bir yelpaze içerir.”
Çocuklarda aneminin nedenleri
Prof. Dr. Canpolat çocuklarda aneminin oluşmasında diyetin çok büyük bir önemi olduğuna dikkati çekerek şöyle diyor: “Diyetin en önemli olduğu yaş grupları 6 ay ile 2 yaş arası, bir de adolesan dönemdir. Büyümenin çok hızlı olduğu bu iki dönemde demirden fakir yiyeceklerle beslenilmesi sonucunda demir eksikliği anemisi meydana gelebilir. Adolesan, kızlarda kanamalarının düzensiz fazla olması da demir eksikliğine katkıda bulunan bir faktördür. Kan yapımında önemli rol oynayan diğer iki besinsel faktör B12 vitamini folik asittir. Ancak bu iki besinin eksikliğine bağlı anemiler çocuklarda demir eksikliğine bağlı anemi kadar sık görülmezler.” Sadece değil bazı ilaçların kullanımı da çocuklarda anemiye oluyor. İlaçlar ya alyuvarların yıkımına katkıda bulunarak veya kemik iliğine doğrudan toksik etki göstererek alyuvar yapımını baskılamak suretiyle anemi meydana getiriyor.
Çocuklarda kronik hastalıkların sık geçirilen enfeksiyonların anemiye olduğu bilinen bir gerçek Prof. Dr. Canpolat sebebini şöyle açıklıyor: “Kronik hastalıklarda alyuvarların yaşam süresi kısalmıştır kemik iliği ise yetersiz çalışmaktadır. Ayrıca demir kullanılmasındaki bozukluk böbrek hastalıklarında kanda toksik maddelerin de alyuvar yapımını baskılayan faktörlerdir.”
Kansızlık anlaşılır?
Süt çocuklarında huzursuzluk, davranış değişiklikleri, iştahsızlık, uykusuzluk veya normalin üzerinde uyuma gibi belirtiler görülürken daha büyük çocuklarda adolesanlarda yorgunluk, halsizlik, , baş ağrısı, çabuk yorulma nefes darlığı gibi yakınmalar ile ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Canpolat bu noktada bir da bulunarak şunları söylüyor: “Anemiyle birlikte lenf bezelerinin karaciğer dalağın da büyük olması durumunda çocuk hemolitik anemiler lösemi açısından mutlaka değerlendirilmelidir.”
Demir eksikliği anemisine dikkat!
Çocuklarda en sık görülen anemi, demir eksikliği anemisi. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ilk 6 ay demir eksikliği görülmüyor. Anne sütündeki demir çok kolay emilebildiği için büyüyen süt çocuğuna miktar olarak yeterli geliyor. Ancak altı aydan sonra ek gıdalar ile yetersiz demir alan demir eksikliği tehlikesi ile şı şıya kalıyor. Demir en çok kırmızı ette, sarısında, yeşil sebzelerde hububatta bulunuyor. Demir eksikliğinin gelişmemesi için etten sebzelerden gelen demirin dengeli alınması gerekiyor. Demir eksikliği anemisinin engellenmesi için diyete önem verilmeli, demirden zengin ek gıdaların zamanında uygun şekilde başlanmalı. Prof. Dr. Canpolat, “Prematüre bebeklere erken koruyucu demir preparatları başlanması gerektiğini hatırlatarak şöyle devam ediyor:
“Anneden bebeğe demir transferi hamileliğin sonlarında yoğunluk kazandığı için bu demir depoları tam dolmadan doğarlar çoğu zaman yoğun bakımda kaldıklarından tetkikler için bebeklerden fazla kan alınmak zorunda kalınır.”
Tanı tetkikler
Demir eksikliği gelişen huzursuz, iştahsız oluyor uyku bozuklukları yaşıyor. Büyümesi gelişmesi duraklama gösteriyor. Hemoglobini çok düşerse cilt rengi de soluyor. Bunu anlamak zor değil. Bu solukluk en çok göz kapaklarının içine, ağız mukozasına, avuç içlerine yataklarına bakıldığında anlaşılıyor. Demir eksikliğine erken tanı konup edilmesi durumunda bu bozuklukların büyük bir kısmı düzelme şansına sahip. Prof. Dr. Canpolat tanı tetkikler konusunda şunları söylüyor:
“Demir eksikliği anemisi saptanan çocukta dışkı idrar ile kan kaybı olup olmadığı araştırılmalıdır. Dışkı ile kan kaybı meydana getiren en önemli durumlar arasında peptik ülserler inek sütü alerjisi sayılabilir. Ayrıca bağırsakta bulunan polipler anüste mukoza çatlakları da kan kaybına olabilirler. Gaitada gizli kan testi birkaç kez tekrarlanmalıdır, zira kanama aralıklı olarak meydana geliyor olabilir.”

ise çoğunlukla ağızdan verilen demir preparatları ile yapılıyor 3 ay kadar sürüyor. Tedavide ilk 2 ay hemoglobinin yükseltilmesi, 3 ay ise demir depolarının doldurulması amaçlanıyor.

kaynak: bayanca.net

Birçok insan disiplin konusunda anne babasından öğrendiği dili kullanmak zorunda kalır. Bu kimi zaman etkili bir iletişim kimi zaman ise dayak olabilir.

Çocuklar doğuştan yapısı itibarıyla donanım olarak bizlere uyum sağlamak bizleri örnek alarak hayata hazırlanmak üzere programlanmışlardır.Bizden gördüklerini taklit eder öğrenirler. Hiç düşündük mü acaba mızın birçok noktasında olabileceği gibi disiplin konusunda anne babamıza benzediğimizi?


İnsanların bir olay ya da durum şısında takındıkları şısındakileri baskı altına almaya yönelik disiplin davranışlarına disiplin dili deniliyor. Disiplinin de bir dili olduğunu bilirseniz doğru dilleri konuşmayı da öğrenebilirsiniz.


Çevrede gözlenen yanlışları siz yapmayın
Çevremize şöyle bir baktığımızda çocukların hatalı bir davranışta bulunduklarında anne babaların çocuklarına davrandıklarını gözlemlersiniz.


Genel olarak onu döven anne veya bir baba canlanır kafamızda. Kerim Bey Sibel Hanım ikisi biri de olmak üzere üç çocuk sahibi bir çifttir. 18 yaşında olan küçük oğlu birçok davranış bozukluğu içinde anne bundan çok rahatsız olduğu için bu durumu benimle paylaştılar. Geriye dönüp baktığımızda Sibel Hanım”ın disiplin dilinin “fiziksel şiddet” olduğu anlaşılıyordu. Kerim Bey”in dili ise “yok sayma” idi. Bütün çocuklarını döverek terbiye eden ikinci çocuk hariç diğerlerinde lı (!) olduğunu söyleyen Sibel Hanım olanlara anlam veremiyordu. Oğlu Burak böyle olmuştu da diğerleri değil? Evet oğlu Burak”ın böyle olduğunu değil de diğer çocukların oldu da ruhsal sağlıklarını koruduklarını sormak gerekiyordu aslında. Diğer çocuklar da dayak yiyerek büyümüşlerdi; ama yalnızca biri isyan ediyordu. Diğerleri isyan etmediği için sanki problem yokmuş gibi lanıyordu anne tarafından. Diğer iki çocuğa baktığımızda çekingen, kendine güvenmeyen toplum içinde kendini rahat ifade edemeyen iki çocuk duruyordu şımızda. Biri baş kaldırmış, ikisi sindirilmişti. Zaten genele bakıldığında “fiziksel şiddet”i kullanan ailelerin çocukları ya sindirilirler, çok pasif olurlar ya da baş kaldırıp isyan ederler. Anne baba ile yapılan görüşmeler sonucu ailenin bu konularda biraz bilinçlendiği daha olgun davranışlar ile çocukları ile daha ilişkiler geliştirebildikleri gözlendi.


şiddete başvuruluyor?
Fiziksel şiddet genellikle orta alt gelir grubu ailelerde daha fazla kullanılan bir disiplin yöntemi. Tabii çevremizde maddi durumu çok iyi olup da çocuklarına fiziksel şiddet uygulayan aileler de yok değil. Ailenin fiziksel şiddete başvurmasının sebeplerini şu başlıklar altında toplayabiliriz.


Başka yöntem bilmeme


İnsanların büyük çoğunluğu evlenip de çocuk sahibi olmadan önce çocuk hakkında doğru dürüst hiçbir bilgiye sahip değildirler. Ne zaman çocuk olur da problemler ortaya çıkmaya başlar hemen kendi anne babalarının uyguladıkları yöntemlere sığınırlar. Kendileri yaşadıklarından çok şikayetçi olsalar da o yaşadıklarını unutmuşçasına aynı davranışları birer ebeveyn olarak çocuklarına şı sergilemeye devam ederler.


Kızgınlık en kolay yol


Aileler nedense fiziksel şiddet uygulamayı kestirme bir yol olarak tercih ederler. Fiziksel şiddetin çocuğun psikolojik gelişimindeki yaptığı tahribatı bir tarafa bıraksak bile yine de kolay etkili bir çözüm değildir. Çünkü fiziksel şiddet ile çocuğu bir an için baskı altına alır istediğinizi yaptırabilirsiniz; ancak bu yöntemle uzun vadeli bir çözüm elde edemezsiniz. Uzun vadede o çocuk başınızı daha çok ağrıtacaktır. Yani fiziksel şiddet kullanarak olayı yalnızca ötelemiş olursunuz.


Öfkenizi kontrol edin.


Çocuklarımızı eğitirken şılaştığımız sorunlar şısında öfkelenmemizin belli sebepleri vardır. Bunların çoğu sanılanın aksine çocuktan değil biz ebeveynlerden kaynaklanır. Çocuklar bizi sinirlendirmiyor, biz kendi kendimize sinirleniyoruzdur. Düşünce biçimlerimiz bunun en sebebidir. 2 yaşlarındaki bir çocuk daha önce misafir odasına girmemesi söylenmesine rağmen oraya girmiş sehpanın üstündeki güzelim vazoyu yere düşürüp kırılmasına sebep olmuştur. ‘Bu durumda da mı anne öfkelenmemeli?” diye sorabilirsiniz. Hemen olayın öncesine dönelim. Bütün gelişim uzmanları ‘Çocuğun yürümeye başlaması ile birlikte araştırma keşfetme duygusu zirveye çı.” diyorlar. anne tam da çocuğunuz böyle bir dönemi yaşarken kalkıp yasaklı bölgeler ilan edip çocuğun merakını bir kat daha artırıyor. Çocuğun vazoyu kırması için bütün şartları farkında olmasa da hazırlayan (merak duygusunu tahrik ederek) ondan sonra da kırmamasını bekleyen annenin bu beklentisi ne kadar doğrudur acaba? Sinirlenmeye gerek kalmayacak önlemler baştan alınırsa ev içinde daha sağlıklı ilişkiler geliştirilebilir. En azından çocuk eve değil de biraz da ev çocuğa uydurulursa öfkelenme sebeplerimiz azalmış olur.


Göz teması kurun


Göz teması ile anlatabiliyorken, çocuğa bağırmak onun disiplin konusundaki anlama eşiğini yükseltir belli bir zaman sonra daha azından anlamamaya başlar. Onu da yeterli görmeyip çocuğa fiziksel şiddet uyguladığımızda artık dayaktan aşağısını anlamaz hale gelir. sürekli dövüldüğünde ise Anadolu tabiri ile “dayak delisi” olur artık bu çocuk hiçbir şeyden anlamaz duruma gelir. Önemli olan çocuğun disiplin anlamındaki anlama eşiğini olabildiğ aşağıda tutabilmektir. Bunu da halihazırda uyguladığımız yöntemin bir alt basamağına sonra bir altına çocuğu hazırlayarak başarabiliriz. Bağırmaktan aşağısını anlamayan çocuğa önce tonumuzu düşürür zamanla beden dilimizi gözle temastan anlayacak hale getirebiliriz.

kaynak: bayanca.net

Konuşmayı öğrendiğini saptamak için bir 3 yıl boyunca sürekli izlenecek.


ABD”de bir bilim adamı, bebeklerin anadillerini öğrendiklerini tespit edebilmek için bir bebeği 3 yıl boyunca, uyanık olduğu her an kameralarla izleyecek. “Human Speechome Project” adı verilen proje kapsamında, bebeğin dil öğrenmeyle ilgili gelişimi hakkında 400 bin saatlik malzeme toplanması planlanıyor.


Massachusetts Enstitüsünden Prof. Deb Roy”un oğlunun izlenmesi için evine kameralar mikrofonlar yerleştirildi. Bebeklerin ana dillerini öğrendiğine ilişkin tartışmalar sürüyor. Ebeveynin çocuğuyla ilgilenirken sarf ettiği sözleri dinlemenin dil öğreniminde önemli yer tutuğuna inanılsa da, bu durum, çoğu çocukta görülen hızlı gelişimi tek başına açıklamakta yetersiz kalıyor.


Lisan öğrenmeyle ilgili genlerin çevre faktörlerinin de, çocukların konuşmayı öğrenmesinde diğer etkenler olduğu düşünülüyor.


Ancak bilim adamları bir bebeği evde çok uzun zaman gözlemleyemedikleri için, çevre faktörlerinin konuşmanın öğrenilmesi üzerindeki etkisi şimdiye kadar test edilemedi.


Yeni projeyle, elde edilen kayıtların incelenmesi suretiyle çevrenin ana dil öğrenimi üzerindeki etkisinin ölçülmesi bekleniyor. Örneğin, Prof. Roy”un oğlunun ilk kelimeleri öğrendiğini saptamak için, kayıtlarda bu kelimeleri kimlerin kullandığı, nerede kullandığı bu esnada çocuğun ne yapıyor olduğuna bakılacak.


Sürekli
Bundan 9 ay önce, Prof. Roy”un oğlu dünyaya geldiğinde başlatılan proje kapsamında, 14 mikrofon her yönü izleyen 11 kamera kullanılıyor. İzleme sistemi sabah saat 08.00″de çalıştırılıyor akşam 10.00″da kapatılıyor. dili karmaşık bir şekilde öğrendiği artık ev dışında daha fazla vakit geçirmeye başladığı zamana kadar, 3 yıl boyunca izlenecek. Kayıtlar geçici olarak evde tutulduktan sonra üniversitenin, bir milyon cigabayt kapasiteli devasa disk depolama sistemine gönderiliyor. Kayıtlar burada gerek uzmanlar, gerekse bilgisayarlar tarafından ayrıştırılacak.


Üniversitenin medya laboratuvarı müdürü Frank Moss, bunu insanın gen haritasının çııldığı “Human Genome” projesiyle şılaştırdı. Moss, “Human Genome projesi ki doğuştan gelen genetik kodumuza ışık tutuyorsa, Speechome projesi de çevrenin insanın gelişimi öğrenmesini biçimlendirdiğinin haritasının çıılmasında önemlibir ilk adım” dedi.

kaynak: bayanca.net

Kendi halinde bırakılan çok fazla uyarı almayan çocuklarda, geç konuşma iletişim sorunları olabilir.


Konuşma dil gelişimi, iletişim ile sosyal n en önemli öğesi. Kişi, iletişim larıyla kendini ifade eder nı devam ettirir. Konuşma iletişimin eksik kaldığı bir hayatta birçok sıkıntının gelişmesi açısından zemin hazırlanmış olur.


Çocuğun zamanında konuşması, psikososyal gelişimin aşamalarının düzenli olması, çocuğun sosyal ilişkilerinin gelişiminin normal olması, zeka öğrenme kapasitesinin normal seviyeye gelmesi için gereklidir. Eğer çocukta anatomik psikiyatrik bir sorun yoksa, genelde ilk 6 ayında yavaş yavaş heceler çıkmaya başlar. . aydan itibaren kelimeler çıkaran çocuk, 18. aydan itibaren de cümle kurmaya başlar.



Bazı çocuklar ise hiçbir problemi olmadığı halde geç konuşmaya başlar bu durumda kalan anne babalar, belli bir dönem beklendikten sonra hala konuşmayan çocukları için gerekli incelemeleri yaptırmalıdırlar.


Yaşına uygun oyunlar oynayın
Kendi halinde olan, çok fazla uyarı almayan çocuklarda, bedensel bir sorun olmamasına rağmen geç konuşma iletişim sorunları olabilir. Çocuğun doğduğu andan itibaren insanlar arasında olması, onunla konuşulması, sevilmesi, oyun oynanması, onun gerekli çevresel ları alarak konuşmasını hızlandıracaktır. Diğer yandan etrafında fazla insan bulamayan, kendi halinde kalan çocuklarda bu gelişim geri olabilmektedir.


bedensel bir sorunu olmadığı halde işitme sorunu yaşayan çocuğun konuşma iletişim yönünde gelişimini hızlandırmak için ailelere büyük görevler de düşüyor.


Çocuğa sevgi huzur dolu bir aile ortamı hazırlamalısınız yaşı ne olursa olsun onunla sık sık konuşmalısınız. Çocuğunuzla birlikte vakit geçirin yaşına uygun oyunlar oynayın. Onun kendi haline kalmasına izin vermeyerek, mümkün olduğunca yaşıtlarıyla birlikte oyun oynamasını, sosyal ortamlarda bulunmasını sağlayın.


Çok izlemesin
Özellikle 0-3 yaş grubundaki çocukların televizyonda saatlerce müzik reklam izlemesi de belli sakıncaları beraberinde getiriyor. Bu yaşlarda çok fazla izleyen çocuklarda dış dünyadan kopma, kendi halinde olma eğilimi, insanlardan insanlar arası ilişkilerden uzaklaşma, nesneler ile daha fazla ilgilenme, duygusal alışverişten vazgeçme, konuşmama, yaşıtları ile ilgilenmeme, seslenince bakmama gibi durumların olduğu psikiyatrik bir tablo gelişebilir. Buna bağlı olarak çocukların konuşması gelişmez veya geliştikten sonra gerileyebilir.


Bu durum geç fark edildiği zaman konuşma sorununun yanı sıra bir çok sorunun eşlik ettiği lisan sosyal gelişiminde bozulmaların olduğu psikiyatrik bir durum gelişebilir.


kaynak: bayanca.net


Çocuğunuzla aranızdaki iletişimin daha da iyi olmasını istiyorsanız ya da bazı konularda yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız işte size kurallar!


İyi bir iletişimin en iyi yolu ilk önce çocuklarınızla paylaşım alanlarınızı arttırmaktır. Bunun anlamı birlikte daha çok vakit geçirip konuşabilmelisiniz. Şüphesiz en iyi ortam da sofrasıdır; aynı sofrada yerken çocuklarınıza paylaşma, birliktelik bir yere ait olma duygularını aşılarsınız.Ayrıca böyle ortamlarda gün boyunca yaptıklarınızdan söz eder, çocuğunuzun sorunlarını dinler birlikte çözüm üretirsiniz. Çocuğunuzu gece yatağına bırakmanız yatakta onunla sohbet etmeniz de son derece yararlı olacaktır. Gece paylaşılan şeyler çok önemlidir, gece onunla ilgilenmeniz aranızdaki bağları kuvvetlendirecektir.


Bu sırada çocuğunuzun size başardığı şeylerden söz etmesi, korkularını, endişelerini paylaşması hem size yapmanız gerekenler hakkında ipucu verecek hem de çocuğunuzun kişilik gelişimine katkıda bulunacaktır. Tabi ki vaktiniz olduğunca çocuklarınızla paylaşım alanlarınızı arttırmalısınız; şimdiyse size biraz önce saydıklarımız dışında bazı kurallardan söz edeceğiz.


* Çocuklarınızla izleyin yararlı programların verdiği mesajlardan bahsedin.


* Şartlar neyi gerektirirse gerektirsin asla onların yanında yalan söylemeyin. Unutmayın ki her hareketinizle onlara örneksiniz. Kötü bir şey de yapsanız çocuklar bunu siz yaptınız diye iyi bir şey olarak layacaklardır.


* Çocuklarınızı arkadaşlarıyla birlikteyken gözlemleyin. davrandıklarına bakın, paylaşımcı yönlerinin gelişip gelişmediğine dikkat edin.


* Çocuğunuz sekiz yaş ya da üstündeyse birlikte alışverişe çıktığınızda ona da verip marketten bir şey aldırın. Ara sıra bu tip şeyler yapmanız onların sorumluluk duygusunu geliştirecektir.


* Çocuklarınızın empati (kendini başkasının yerine koyma) duygusunu geliştirin. Başkalarının acıları ya da mutluluklarından söz ederek bu kişilerin o an neler hissedebileceklerinden bahsedin. Bu şekilde çocuklarınızın duygusal yönünü geliştirirsiniz.

kaynak: bayanca.net

Duygularıyla yaşayan için de duygusallığın başka bir boyutudur. İçgüdüleri sezgileri oldukça ön planda olduğu için, kendi cazibesini çok iyi bilir kendisini kimin isteyebileceğini, ya da tarafından reddedilebileceğini çok iyi tahmin eder. Aslında elde etmek istediği derin bir duygusal paylaşımdır. Cinselliği bedensel cazibesini bunu elde etmek için kullanmaya eğilimlidir. Gizemli görünüşüyle şı cinsin her zaman ilgi odağı haline gelmekte tam bir ustadır.
Kaos karmaşa gezegeni Neptün tarafından yönetilen insanı, bazen hangi duygular içinde olduğunun ayrımına varamaz. Salt cinsel dürtüyle hareket etse bile, bunun derin bir duygusallık olduğu konusunda ısrar edebilir. Kendini anlamaya, maya başladığı zaman ise, cinselliğini daha rahat kabul edip, yaşayabilecektir.
Zengin hayal dünyası, estetik duyarlılığı gelişkin duyuları ”ı bir fantezi üretme makinası haline getirebilir.


Özellikle duygusal paylaşımda bulunduğu bir partneri varsa, bu fantezilerin başrolünü o üstlenir.
”ın empati mekanizması insanlara şı duyarlılığı çok gelişmiştir. Dolayısıyla kendi istekli olmadığı zamanlarda bile, partnerine hayır demeyi bilmez. Kendi istek arzularını bir kenara bırakmayı, meziyet kabul ettiği için, tek tarafın hegamonyasında olan bir faaliyet halini alabilir. Ayak fetişizmi en sık burcu insanlarında rastlanır.