Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Ocak, 2008

Kısırlaştırma hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Dişi kedi ve köpeklerin genel anestezi altında genital organlarının yani uterus (rahim) ve ovariumlarının (yumurtalık) alınması yöntemiyle yapılan bir operasyondur. Bazı durumlarda tek ovarium alınarakta yarım kısırlaştırma yapılmaktadır. Bu operasyon asla tavsiye edilmez. Çünkü daha sonra vücutta bırakılan tek ovariumdan dolayı çeşitli operasyon sonrası komplikasyonlarla karşılaşılabilmektedir. Kısırlaştırmanın bazı avantaj ve dezavantajları vardır.


Kısırlaştırmanın Avantajları: Kısırlaştırılmayan dişi kedi ve köpekler bazı sağlık problemleri ile karşılaşırlar. Bu jinekolojik problemler, pyometra dediğimiz uterusun irinli yangısı, ovariumun kist ve tümörleri, prolapsus vagina ve uteri (vagina ve uterusun dışarı çıkması) gibi sorunlardır. Yine kısırlaştırılmamış kedi ve köpeklerde meme tümörleri riski daha fazladır. Bu riski en aza indirmek için, çiftleştirilmesi düşünülmeyen evcilin ilk kızgınlığından önce kısırlaştırılması gerekir.


Pyometranın nedeni enfeksiyon ve hormonal nedenlerdir. Özellikle sık yalancı gebelik geçiren köpeklerle, doğum kontrol ilaçlarını, kontrolsüz kullanan kedi ve köpeklerde rastlanır. Kızgınlığı önleyici amaçla kullanılan preparatların, evcilin çiftleşme isteği göstermediği dönemde verilmesi uygundur. Kızgınlık başladıktan sonra kullanılan ilaçlar pyometraya davetiye çıkarır. Genital sistemin anatomik yapısı nedeni ile Pyometrada sadece antibiotik kullanılması tedavide kesin çözüm değildir. Tekrarlar yaşanabilir. Ayrıca hayvan yaşlandıkça ve vücudundaki enfeksiyon hastalık nedeni ile anesteziye almak risk teşkil edecektir. Bu nedenle erken yaşta kısırlaştırmanın önemi büyüktür.


Kısırlaştırma sinirli ve saldırgan davranışların giderilmesi amacıyla da önerilmektedir. Ayrıca siklus kanamaları, işaretleme amacı ile sık idrar yapma erkek hayvanların aşırı ilgisi gibi rahatsız edici davranışlardan uzaklaşılır.

Kısırlaştırmanın Dezavantajları: Kilo alma problemi olabilir. Ancak kilo almanın asıl nedeni ilerleyen yaşa rağmen az hareket ve enerjisi yüksek gıda ile beslemektir. Diğer dezavantaj östrojen yetmezliğine bağlı tüy döküntüsü ve tüylerin yavaş uzamasıdır. Nadiren de olsa bazı evcillerde idrar tutamamaya rastlanır ve durum özellikle uyku halindeyken kendini gösterir.

Tüm bu avantaj ve dezavantajların dışında sokak kedi ve köpek populasyonunun kontrol altına alınmasında en etkili çözümdür.


Asım Sarıçiftçi

kaynak: hayvanlar.us

Uyuz hastalığı ve tedavisi hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kısırlaştırma

Uyuz hastalığı ve tedavisi

Uyuz bir deri hastalığıdır ve ülkemizde de çok yaygın olarak görülmektedir. Yaygın görülmesinin en büyük sebebi sokak köpekleri diye adlandırılan sahipsiz hayvanların ve pire-kene gibi dış parazitlerin sayısının oldukça fazla olmasıdır. Uyuz hastalığının birçok formu vardır ve oldukça inatçı bir hastalıktır.

En yaygın bulaşma şekli pire ve keneler, direk temas ve dokunma, ortak kullanılan tasma, mama kabı, yatak vb. eşyalar, ortak kullanılan alanlardır. Doğada oldukça yaygın ve kolay bulaşan bir hastalıktır.


Bazı türler sadece kulak kepçesi ve çevresinde, bazıları ise göz ve çevresinde lokal lezyonlar oluşturabilirler. Genelde derinin tüysüz bölgelerinde ve dirseklerden başlayan lezyonlar tedavisi yapılmazsa vücuda yayılırlar ve generalize olurlar.


Uyuz hastalığını yaratan etken derinin epidermis katında veya kıl foliküllerinde yerleşen ve tünel kazarak hareket eden mikroskobik boyuttaki uyuz böcekleridir. Lezyonlu deriden kazıntı yapılarak alınan materyalle hazırlanan preparatlar, mikroskop altında incelendiğinde uyuz etkenleri rahatlıkla görülebilmektedir.


Ülkemizde yaygın bulunan türleri:
- Demodex
- Sarcoptes
- Otodectes
- Notoedrestir.


Uyuz böcekleri; deri döküntüleri, doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler. Deride derin ve genelde kaşıntılı lezyonlara sebebiyet verirler. Sadece Demodex türü uyuzda kaşıntı azdır veya hiç olmamaktadır.


Semptomlar…
- Oldukça şiddetli kaşıntı(bazı türler hariç)
- Kızarıklık
- Deride veziküller
- Vücutta yaygın yaralar
- Tüy dökülmesi
- Deride kalınlaşma
- Tüylerin dökülmesi(lokal veya genel)
- Deride ağır bir koku
- Deride kepeklenme ve kabuklanma
- Derinin renginde koyulaşma ve pigmentasyon artışı



Korunma…
- Köpeklerin hijyenik ortamlarda bakımı
- Pire ve kenelere karşı önlemleri almak
- Tüy ve deri sağlığının düzenli kontrolü
- Düzenli fırçalamak
- Sık yıkamamak
- Başka köpeğe ait malzemelerin dezenfekte etmeden kullanmamak
- Beslenmesine dikkat etmek
- Yürüyüş ve gezinti alanlarına dikkat etmek
- Oyun arkadaşlarına dikkat etmek
- Hekiminizin önereceği aralıklarla dış parazitlere etkili banyo solusyonları ile yıkamak
- Düzenli Veteriner Hekim kontrolü


En önemlisi; Vücutta oluşacak bir deri lezyonunda vakit geçirmeden veteriner hekiminize danışmak ve ihmal etmemek gerekir. Çünkü tüm hastalıklar erken teşhisle çok daha kolay ve çabuk tedavi edilebilmektedir.


Tedavi…
Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide yıkama solusyonları, uyuza etkili enjeksiyonlar, spot on uygulamalar ve oral tedavi yapılabilmektedir. Hekiminiz uyuzun formuna göre tedaviyi seçecek ve uygulamaya başlayacaktır. Genelde iyileşme süreci 4 hafta ile 6 hafta arasıdır. Demodex türü uyuz etkeni foliküllere yerleştiği için tedavisi daha uzun ve zordur. Bu da tedavi sürecinin daha uzun olmasını sağlar. Bazen de uyuz hastalığı; diğer deri hastalıkları ile beraber seyredebilir. Bu durum daha komplike ve daha uzun süreli bir tedaviyi gerektirecektir.


UNUTMAYIN…
Uyuz asla öldürücü bir hastalık değildir ve tedavisi mümkündür.Fakat konunun üzerine eğilmezseniz ve tedavisi yapılmazsa bu hastalıkta bile ölümler olabilmekte ve üzücü durumlarla karşılaşılabilmektedir.


Canımızdan çok sevdiğimiz dostlarımızın sağlıklı ve mutlu olmaları için lütfen onları ihmal etmeyelim. Onların sağlığına ne kadar dikkat ederseniz,onlarla geçireceğiniz günler o kadar uzun ve güzel olur. Veteriner hekimlerimizin tavsiyelerini kulak arkası etmeyelim. Bizler; hem onların hem de sizlerin sağlığı için sürekli olarak yardımcı olmaya ve hizmet vermeye devam ediyoruz.


Asım Sarıçiftçi

kaynak: hayvanlar.us

Kuyruk Problemleri hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Uyuz hastalığı ve tedavisi

Bazen çok sevgi, sevilene zarar verebilir. O, benim “biricik troleybüsüm” idi. Nasıl “biricik troleybüsüm” olmasın ki. Benden önce mutfağa yönelir ve yürürken o muhteşem tüylü gri kuyruğunu troleybüslerin elektrik tellerine uzanan merdivenleri gibi kaldırırdı. Böyle anlarda canım kaynar ve “biricik troleybüsüm”ü kuyruğundan tutup arka ayakları üzerinde biraz havalandırırdım. Ama yaptığım şeyin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu evimize konuk gelen veteriner hekim dostumdan öğrenecektim.


Böylesi bir hareket sonucu “biricik troleybüsüm”ün kuyruğunda onarılması zor sağlık sorunlarına yol açabilirdim. Çok utandım ve “ya bir şey olsaydı” kaygıları ile bir süre kendime işkence ettim.


Öğrendiklerime gelince ;


Kedilerin kuyruk kesimi bedene hassas dokularla bağlıdır. Bu dokularda yani kuyruk sokumunda olası bir zedelenme halinde kuyruğun cansız kalması, felç olması ya da kuyruğun hareketsizleşmesi söz konusu olabilir.


Kuyruk kedilerde oldukça hassas bir organdır. Temel işlevi bedenin hareket dengesine yardımcı olmaktır. Gerçi, cinsinin özelliği olarak kuyruksuz olan ya da bir sebeple kuyruksuz kalan kedilerde “bu denge” sorunu aşılabilirse de, kuyruk bizim sevgili “troleybüslerimiz” için cambazın asası gibidir.


Kedilerin kuyruğunda zaman zaman enfeksiyonlar ya da yaralanmalar görülebilir. Bunun en temel sebebi, kuyruğun bir yere kısılması (kapı aralığına gibi) ya da kavgada oluşan yaralanmalardır. Kedileri kovalayan köpeklerin yakalamak için hamle ettikleri organ genellikle kuyruktur. Bu türden ani ve sert çekilmeler kuyruğun incinmesine neden olur.


Kedilerin kuyruğu kıkırdak doku ile kaplıdır. “Kuyruk kırılması” da rastlanan bir sorundur. Böylesi bir durumda, çözüm –yani kuyruğun onarımı- sadece Tanrı’ya bile kalabilir. Zira kırık kuyruğun onarılması oldukça zor ve pahalı bir yöntemdir. Ama genellikle kedilerin kuyruk yaraları ve kırıkları kendiliğinden iyileşir.


Kuyruk eğer enfeksiyon kapmış ise mutlaka veteriner hekimden destek almak gerekir. Aksi takdirde yayılan enfeksiyon kuyruğun kesilmesine bile neden olabilir. Bazı alerjik durumlarda da kuyruktaki tüyler ve deriler zarar görebilir.


Bazı kediler vardır, “kuyruk hastası” olarak bilinirler. Kuyruklarında aniden saldırırlar, kuyrukları ile oynayan kedilerden oldukça farklı olarak kuyruklarını ısırırlar ya da tırmalarlar. “Kuyruk takibi” denen bu sendromun iki temel sebebi olabileceği düşünülmektedir. Birincisi, kuyruk bölgesinde, enfeksiyon ya da bir yaranın sebep olduğu acı; ikincisi ise obsesif kompulsif bir davranış bozukluğu. Birinci nedene bağlı sorunun çözümü ilaçlar iken, ikinci nedene bağlı sorunun çözümü sevgi, ilgi ve belki de sakinleştirici ilaçlardır.


Kedilerinizi tararken özellikle kuyruk kesiminde daha özenli olmalısınız. Bu bölgenin taranırken zedelenmemesi gerekir. Kuyruk bölgesi yerle teması daha fazla olan bir bölge olup bu bölgede oluşan bir yara kolayca mikrop kapabilir.


Bütün bunları öğrendikten sonra, bizim “biricik troleybüsümüz”e baktım. Çayları tazelemek için mutfağa yöneldiğimi görünce hemen rink seferine koyuldu ve her zamanki sevgili gri kuyruğunu havaya dikti. Bu sefer bu muhteşem kuyruğu gözlerimle sevdim ve “biricik troleybüsüme” mutfak kapısında yol verdim.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us


Kuyruk Problemleri

Ne de olsa onu ben kısırlaştırmıştım. O da belki beni böyle cezalandırmak istemişti. Kısırlaştırmadan yaklaşık 3 yıl sonra büyük erkek kedimde başgösteren hormonal sorunun çözümünün ona erkeklik hormonu verilmesinde olduğu tespit edilince bendenize de düşen görev -özellikle bayan eczacıların acıma bakışları altında- eczanelerden gidip erkeklik hormonu ilacı istemek oldu. Bir keresinde erkek bir eczacı fiziksel kökenli cinsel sorunlarım olduğunu düşünerek benim istediğim ilacı vermek yerine ısrarla bana cinsel gücü artırıcı ilaçlar vermeyi önerdi. Ben her ne kadar ilacı kedim için istediğimi ve nedenini anlattıysam da o halimden utanıp bunları mazaret olarak söylediğimi düşündü ve sonunda istemeye istemeye bana aradığım ilacı verdi.


Simit’i kısırlaştırmayı aslında hiç istemedim. Ama sonunda ikna oldum. Bu ikimizin de yararına olacaktı diye düşünmüştüm. O kızgınlık dönemlerimde kitaplığımda tüm kitapları elinden geçirdikten sonra sıraya cdlerimi almıştı. Bunların hiçbir önemi yoktu ama kızgınlık dönemlerinde sokağa çıktığında aslında bakımsızlıktan dolayı bir süre sonra ne yazık ki ölecek olan bir çok yavru kedinin doğumuna da sebep olacaktı.


Kararımı doğal yaşamın gereklerinden ve duygusal sebeplerden ötürü doğru bulmasam da yanlış olduğunu da hala düşünmüyorum, sadece ikimizin yaşadığı koşullardan dolayı verilmesi gereken bir karardı. Simit gerçi kısırlaştırıldıktan sonra azgınlığından ve dikbaşlılığından hiçbir şey kaybetmedi. Hatta bana inat bu huylarını daha bir çoğalttı. Arasıra karşısına çıkan kız arkadaşlarına pul koleksiyonu gösterme uğraşlarına devam bile etti. Kısırlaştırma sonrasında genel sağlığında ciddi sorunlar da ortaya çıkmadı, ta ki tüyleri dökülmeye başlayana dek. Önceleri bunun kedilerle oynarken oluşan çiziklerden kaynaklandığını düşündüm. Ama dökülme yerleri geçmeyince bu kez alerji üzerinde durdum. Sonunda yapılan kan testinde ortaya çıktı ki, bedeni neredeyse “sıfır oranıda” testosterone üretiyordu.


Testosteron nedir? Memelilerde bulunan bir steroid hormonudur. Erkeklerde bulunduğu gibi dişilerde de bulunur. Ama erkeklerdeki oranı kadınlara göre 30 kat fazladır. Dişilik hormonu olarak bilinen ostrojen de dişiler de olduğu kadar erkeklerde de bulunur. Aynı şekilde ostrojen de dişiler de erkeklere göre daha fazla bir orandadır. Testosteron hormonunun bir erkeğin fiziksel-cinsel gelişiminde önemli etkisi vardır. Bu hormon testislerde üretilmektedir. Üremenin olabilmesi de testosteron hormonuna bağlıdır. Yeterince üretilmemesi ya da eksikliği durumunda kısırlıktan söz edilmektedir. Cinsel duyular üzerinde etken olan ve beyinde algılanan koku aromatizasyonunun da harekete geçebilmesi için testosteron hormonuna ihtiyaç vardır. Yaşın ilerlemesi ile memeli erkeklerde testosteron seviyesi azalır. Bu seviyenin azalması kemiklerin dayanıklılığında sorunlara yol açabilmektedir. Bu yüzden yapay olarak üretilmiş testosteron ile bu seviye dengelenmeye çalışılmaktadır.


Simitin sorunu da aynı şekildeydi. Vücudu ne yazık ki erkeklik hormonu üretmiyordu ve bunun eksikliğinden dolayı dengelenemeyen ostrojen hormonu tüylerinin dökülmesine neden oluyordu. Erkek kedinizde kısırlaştırma sonrasında benzeri belirtiler görüyorsanız öncelikle bir veteriner hekime danışmalı ve kan testi yaptırmalısınız. Kısırlaştırma sonrasında bu tür belirtiler gösteren erkek kedilerde bilinçsizce kullanılacak yapay testosteronun da ciddi yan etkileri olduğunu vurgulayalım.


Simit’in tüy dökülmesi ilaçları düzenli verildiği sürece duruyor ama ilaçlarda bir düzensizlik söz konusu olduğunda tüy dökülmesi hemen kendini tekrar ediyor. Tüy dökülmesinin bir yan sonucu da derinin açılması ve yaralanmalara karşı koruyucu zırhını kaybetmesi. Bu ise bir kedinin daha çabuk enfeksiyon kapmasına neden olabilecek tehlikeli bir duruma zemin hazırlamak anlamına geliyor.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us

Kedi ve Köpek Dostluğu hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kedilerde Kısırlaştırma ve Hormon Sorunu

Herkesin diline pelezenk ettiği deyimlerdendir “kedi köpek kavgası”. Pelezenk etmemek mümkün mü, kavgaya tutuşan bir kedi ile köpek arasına girmeye yürek dayanmaz ve bu kavga genelde kedilerden ziyade köpekler için ciddi yaralanmalarla sonuçlanabilir.


Kediler ve köpekler genel inanışın tersine genetik olarak birbirlerinden hoşlanmayan canlılar değillerdir. Aslında bir çok açıdan birbirlerine benzer gözükseler de ayrı familyalardan gelirler. Kediler, kendi türlerinden bile olsa diğer canlılara karşı çok temel bir savunma mekanizmasına sahiptirler. Güvenlik onlar için herşeydir. Bir canlı ile karşılaştıklarında öncelikle güvenliklerinin tehlikede olup olmadığından emin olmak isterler. Söz konusu canlı bir köpek ise bu durumda tehlike sinyalleri çoğalır. Çünkü hem kendisinden (genelde) irice hem de kendisi kadar hızlı hareket edebilen bir canlıdır köpek. Ayrıca köpeklerin kendilerine özgü kokuları kediler için ayrı bir tehlike sinyalidir. Zira geçmişinde bir kez bile olsun bir köpekle kavga yaşamış bir kedi bu kokuyu asla unutmaz ve işini asla şansa bırakmaz.


Bununla birlikte kedi ve köpeğin bir arada barış içinde yaşadığı bir çok yuvanın da olduğu bir gerçek. Eskilerde çok olağandışı bulunan bu durum televizyon kanallarının ana haber bültenlerine çıkacak kadar sıradışı bir durum olarak görülüyordu. Bugün ise bu mucizeyi kolaylıkla başarmış kedi-köpek dostu evler hızla çoğalmakta.


Pekiyi işin sırrı nerede? İşin sırrı her iki canlının da birbirlerini tanımalarına yardımcı olmakta. İlk karşılaşma muhakkak ki hayal kırıklığı ile dolu olacaktır. Hırlamalar, mırlamalar. Bu sebeple ilk kez karşılaşma anında kedi ve köpek asla yalnız bırakılmamalıdır. Diğer taraftan her ikisinin de birbirlerine saldıramayacakları bir mesafede ve kontrol altında bulunmaları birbirlerini tanımaları için iyi birer fırsat olacaktır. Bir süre bu kontrollü karşılaşmalar sürdürülmeli ve artık birbirlerine zarar vermeyecek duruma gelinceye kadar da devam edilmelidir. Tabii ki bu arada sizin de sinirlerinize hakim olmanız ve sağlanmaya çalışan barış ortamını gergin davranışlarınızla bozmamanız önemlidir. Her ikisini aynı anda ya da birbirlerini görecek şekilde sevmeniz birbirlerine karşı daha iyi duygular beslemelerine yardımcı olacaktır.


Eğer her ikisinden biri yavru iken eve gelmişse barış ortamının tesis edilmesi için daha az çabaya gerek vardır. Ama yine de yavru köpekler ile yetişkin kedilerin diyalogunda kontrol elden bırakılmamalıdır. Yavru kediler içinde benzeri bir tehlike söz konusudur. özellikle Terrier cinsi köpekler yavru kedileri tavşan sanmakta ve hayatlarına kolaylıkla kastedebilmektedir.


Eğer evin ilk peti bir köpek ise gelen yavru ya da yetişkin kediyi kıskanması söz konusu olacaktır. Kıskançlık krizlerinin önüne geçilmesinde daha da fazla sevgi gösterilmesi iyi bir çözümdür.


Bir kedi ile köpeğin aynı çatı altında dostluğunun sağlanması halinde yaşanacak manzaraların tadına doyum olmaz. Kedi ve köpek dostluğu gizlerle ve sürprizlerle doludur. Birbirlerine annelik yaptıklarını görürseniz şaşırmayın.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us

Kediler ve Çiftleşme hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kedi ve Köpek Dostluğu

Aşk sınır tanımaz. Hele ki konu kediler ise. Çiftleşme zamanı gelen dişi kedilerin yüksek sesle miyavlamaları (yoksa haykırışları mı desek) meşhurdur. Evde dişi kedisi olan kedi dostları bu sesi çok iyi bilirler. İster kafanızı yastığa ister su dolu küvete sokun o size isteğini mutlaka sesi ile duyurur.

Dişi kediler bununla da yetinmez. Jane Fonda’nın Barberellası’nı ya da Müjde Ar’ın Ah Belinda’sını hatırlatır bir şekilde kendini yerden yere atar. Kadın olduğunu hatırlatan kıvrak hareketler sergiler. Poposunu yukarı kaldırabilir, gerinir, bazen oyun ile dolu saldırılara girişir. Dişi kediler genellikle 6 aylıkken erginleşirler. Ama Siyam kedileri ve Burmalar daha erken yani 3.5, 4 aylıkken erginliğe ulaşırlar.


Dişi kediler yılda yaklaşık on kere çiftleşme sürecine girerler ve her süreç yaklaşık 2 ila 3 hafta sürer. Ama bu süreçler genellikle yılın başında başlar ve sonbahar civarında azalır. Kış aylarından ziyade bahar ile çiftleşme isteği artar. Bir görüşe göre kedilerin gözlerine gelen güneş ışığının açısı bu çiftleşme sürecinin başlatıcısıdır. Dişi kediler de her bayan gibi seçicidirler. Öyle kolay kolay eş seçemezler. Adaylar her ne kadar peşinde koşsa da gönlünü çalmayı başarabilmeleri için epey bir çaba sarf etmeleri gerekir. Sınırı aşanlar dişi kedinin sivri tırnakları ile terbiye edilirler. Ama dişi kedi eşini beğendi ise kendisine yaklaşmasına izin verir. Aşk oyunları bir süre devam eder. Küçük kavgalar, ısırmalar, kovalamacalar bu aşk oyunlarında rastlanan sahnelerdir.

Dişi kedi çiftleşmeye karar verdiğinde erkek kedinin kendisini ensesinden dişi ile tutmasına izin verir. Çiftleşme kedilerde oldukça kısa sürer ve çiftleşmenin belirtisi dişi kedinin çıkardığı yüksek tonda bir sestir. Dişi kedi çiftleşene dek yumurtalarını serbest bırakmaz ve tam çiftleşme anında yumurtalarını serbest bırakır. Çiftleşme döneminde dişi kedi birden fazla sayıda erkek kedi ile çiftleşebilir. Çiftleşme sürecine giren dişi kedilerin ateşinde görece bir artış da görülebilir.

Eğer erkek kedinizi ya da dişi kedinizi ev ortamında konuk bir kedi ile çiftleştirecekseniz dikkat etmeniz gereken önemli hususlar olduğunu hemen belirtmeliyiz. Öncelikle sağlık durumundan emin olmalısınız. Hem kedinizin hem de konuk kedinin birbirlerine hastalık bulaştırmayacağını testlerle tespit ettirmelisiniz. Özellikle kedi AIDS’i bu tür çiftleşmelerle kediden kediye geçmektedir. Diğer taraftan kedileri bir araya getirdiğinizde iyi gözlem yapmalı ve yalnız bıraktığınız anlarda eğer birbirlerine yakınlık göstermiyorlarsa zorlamamalısınız. Bırakın doğa işini görsün. Eğer gelin ile damat adayları bu konuda isteksizler ise birbirlerinden pek haz etmemişler demektir. Doğal olarak başka bir aday bulmak yine size kalmaktadır.


Kısırlaştırılmamış dişi kedilerin çiftleşme dönemlerinde sokağa bırakılması halinde istenmeyen hamileliklerle karşılaşılması kaçınılmazdır. O sebeple eğer kısırlaştırma kararı aldıysanız gecikmemelisiniz. Eğer kısırlaştırmayacak ve hamile kalmasını da tercih etmiyorsanız yapacağınız tek şey yüksek volümlü bir walkman ile evde dolaşarak dişi kedinizin çığlıklarından kulaklarınızı korumanızdır. Ama bizce bu kediye kısırlaştırmadan daha da ağır bir yüktür.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us

Kediler neden yalanır? hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kediler ve Çiftleşme

Eskiler “Kedi yalanıyorsa yağmur yakındır” dese de kediler genel temizliklerini yapmak için düzenli olarak yalanırlar. Yalanma eylemi daha çok sabah kahvaltısından sonra başlar. Sabah yapılan temizlik genel temizliktir. Yani baştan tırnak ucuna kadar bir temizlik yapılır. Ama her yemek sonrasında ise özellikle yüz ve patiler yalanarak temizlenir.


Sokak gezilerinin sonucunda kirlenen kürk de yine yalanarak temizlenir. Kediler yalama işlemine dişlerini de katarlar ve kitreleşmiş tüy topakları tarak gibi kullanılan dişlerle yumuşatılıp sert bir fırçayı andıran dille açılarak düzeltilir.


Kedilerin tüy temizliklerini yapabilmeleri için öncelikle suya ihtiyaçları vardır. Zira temizliğin ana öğesi tükürüktür. Kedi tükürüğü kedi için antiseptik özellik taşır. Yaraların yalanması bir anlamda pansuman bir anlamda tedavidir. Ama operasyon yaralarının yalanması dikiş varsa sıkıntı yaratabilir. Bu sebeple Elizabeth yakası ile yalanacak bölgeye ulaşmasının engellenmesi doğru olacaktır. Düzenli su alabilen kediler tüy temizliklerini rahatlıkla yapabilir. Ama özellikle sokak kedileri yeterince su içemedikleri için tüy temizliklerini gerektiği gibi yapamazlar. Özellikle mantar gibi deri hastalıklarının başlamasında da bu geciken temizliğin belli bir payı vardır.


Kediler için yalanma doğal bir eylem olsa da aşırı yalanma durumu dikkatle gözlemlenmelidir. Zira aşırı yalanma kedinizin bir sağlık sorunu olduğuna işaret eder. Muhtemelen de hypertiroid problemi olabilir. 10 yaşına kadar kedilerin % 30unda hypertiroid vakası görülmektedir. Bu durumda en kısa zamanda kedinizi bir veteriner hekimin kontrolüne götürmenizde fayda vardır.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us

Kediler neden mırlar? hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kediler neden yalanır?

Dünyada bundan daha güzel bir ses var mıdır? Elinizi o güzelim tüylerin üzerinde gezdirirken gözlerini yumar ve kendisini güvenliğinize teslim ederek mırlamaya başlar. Adeta “ben de seni seviyorum” der.


Kediler neden mırlar? Aslında bu soruyu aylar önce bir okurumuz bize sormuştu ve biz de ona verdiği bu ev ödevi için teşekkür etmiş, dersimize çalışıp cevap vereceğimizi belirtmiştik. Ama araya bir çok şey girdi. Yanıtlamak bugüne kısmetmiş.

Kedilerin neden mırladığı bilim adamlarının da ilgi alanına girmiş ve bu konuda epeyce bir araştırma yapılmış. Görülmüş ki, tüm yavru kediler, mırlama yeteneğine sahip olarak doğuyorlar. Ayrıca tek mırlayan ev kedileri değil, tüm kedi türlerinin mırlama yeteneğine sahip oldukları anlaşılmış.


Kedilerin neden mırladıklarını açıklamadan önce nasıl mırladıklarını açıklayalım. Bu konuda bilim adamları arasında tam bir fikir birliği bulunmamakta. Bilim adamlarının kedilerin mırlama tekniği ile ilgili olarak tek mutabık oldukları husus, kedilerin bu sesi bir titreşim ile çıkardıkları. Bazı bilim adamları gırtlak ya da diyaframın titretilmesi ile bu sesin çıkarıldığını iddia ederken, bazı bilim adamları ise kedilerin göğüs bölgelerindeki kan damarlarını titreterek bu sesi çıkardıklarını düşünüyor. Öte yandan kedilerin yüz ve baş kemiklerini harekete geçirerek mırlama sesini çıkardığını düşünen bilim adamları da bulunmakta.


Renk ve biçimlerine göre kedilerin mırlamalarında farklılıklar olduğunu biliyor muydunuz? Kedilerin mırlama seslerini teybe kaydeden bilim adamları görmüşler ki, kedilerin çıkardığı ses aralığı birbirlerine yakın seyrediyor ve genellikle 20 ila 140 Hz arasında bir titreşim ortaya çıkıyor. Kimilerine göre bu titreşim bir dizel motorun titreşimine eşit, ama bu teyit edilmiş bir bilgi değil.


Kedilerin mırlarken beden hareketleri de incelenmiş ve bazı kedilerin hareketsiz kalırken bazı kedilerin yeri tırmalama eylemi ile aynı anda mırladıkları fark edilmiş.


Şimdi kedilerin neden mırladığına gelebiliriz. Kediler mırladığında genellikle mutlu oldukları düşünülür. Araştırmalar sonucunda anlaşılmış ki, bu yargı yanlış değil ama eksik.


Şimdi şaşırmaya hazır olun! Kediler sadece mutlu iken değil aynı zamanda mutsuzken ve acı çekerken de mırlamaktalar. Buna en güzel örnek doğum yapan dişi kedilerin doğum anındaki mırlamaları gösteriliyor. Zira anlaşılmış ki mırlama aslında bir mutluluk eylemi ama aynı zamanda bir rahatlama eylemi. Yani kedilerin -özellikle acı çekerken- mırlayarak aslında acılarını azaltmaya yönelik bir terapi yaptıkları anlaşılmış. Mırlama ile gerçekleşen titreşimin acıyı azalttığı ve kediyi hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatlattığı tespit edilmiş.


(Ne kadar konuya bilimsel bir kanıt olabilir bilemiyoruz ama veteriner hekime gitmekten son derece korkan bazı kedilerimizin klinikte son derece huzursuz olduklarını ama kucağımıza aldığımızda sürekli mırladıklarını fark etmiş idik. Belki de huzursuzluklarını kendilerince gideriyorlardı.)


Şimdi söyleyeceklerimiz daha da şaşırtıcı gelebilir. Gerçi bu konuda bilimsel bir kanıt yok ama iddialar var. Kedilerin mırlayarak gerçekleştirdikleri bu rahatlatma eyleminin sadece kedilerde değil insanlar üzerinde de faydası olduğunu düşünenler var. Son yıllarda moda olan “healing yöntemleri”yle kıyaslandığında kedilerin çıkardığı titreşimli sesin insanlar üzerinde alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceği yine aynı çevrelerin iddialarından. Dediğimiz gibi bu şimdilik bir iddia.


Kedi dünyası her zaman sürprizlerle doludur. Kediler zaten başlı başına bir sürpriz değil mi? Sadece mutlu oldukları anda değil mutsuz ya da acılı anlarında bile mırlayarak kendilerini tedaviye yönelen bu harika canlılara imrenmemek mümkün mü? Bir düşünsenize, acılarından ya da üzüntülerinden kurtulmak için biz insanlar ağrı kesicilere, anti-depresanlara koşarken kediler bunu doğal yollardan yapıyorlar. Kısacası kediler doğuştan Prozac.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us

Kedi ve Oyun hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kediler neden mırlar?

Sizinle oyun oyun oynamak, kediler için en az yiyecekler kadar önemlidir. Onun küçük tüylü yüzünü sabahın erken saatinde yüzünüze sürmesiyle, birlikte oyunlar oynayamadığınız zamanlarda bir bebeğinkini andıran çığlıklarıyla oyuncu kedinizi tanırsınız. Elbette ki kedinizle oynamak sizin için de eğlendirici vakit geçirmek demek. Ama her zaman bu vakti yaratmak da mümkün değil.


Oysa kedilerin yaratıcı olabilmeleri için insanlarla birebir yakın ilişkiye girmesi gerekir. Bunu bilen sahipleri kendilerini suçlayıp, küçük kedilerine oyuncak arayışına giriyorlar.
Daha fazla para verilen oyuncağın daha iyi olduğu düşünülerek, son zamanlarda moda olan otomatik oyuncaklara yönelenler de oluyor. Sanki oyuncağa ne kadar çok para verilirse, suçluluk duyguları o kadar çok azalıyor gibi hissediyorlar.
Oysa tamamen yanlış bir yoldalar. Kediler tırmanacakları, bol hareket edicekleri, durup durup tekrar başlayacakları oyunları tercih ederler her zaman. Otomatik oyuncaklar onlar için fazlasıyla pratik ve kolay.


Yüzyüze konuşun: Böylelikle birbirinizi çok daha iyi anlamaya başlacaksınız.
Her gün çok az da olsa bir süreyi göz göze sohbete ayırın. Kedinin göz hizasına gelebilecek şekilde bir konum alın.
Konuşurken “Kedi Sesi” ni kullanın. Yani yumuşak ve normalden daha yüksek. Kendinizi aptal gibi hissetmeyin. Sık aralıklarla kedinin adını telaffuz edin. Ams sakın bağıran bir ses tonu kullanmayın. Kedinin gözlerini takip edin. Eğer yumuşak ve yavaş bir şekilde gözlerini kırparsa , anlamı “Kendimi rahatlamış ve memnun hissediyorum” demektir. Ona “Ben de” demeyi unutmayın.


Yerde Gazete Okuyun: “Ne zaman okumak için yere gazete sersem, kedim birden bire ortaya çıkıyor. Hemen gazatenin en üst köşesinde yatmak için bir yer buluyor.” diyorsunuz. Bu bir hakimiyet duygusu olsa gerek. Gazete kağıtlarıyla oyunu, kağıdın altından parmaklarınızı hareket ettirerek başlatabilirsiniz. Hiç vakit kaybetmeyecek ve kağıdın üzerine saldırıya geçecektir. Bu oyun ona da size de eğlenceli vakit geçirir. Ancak bir daha rahat rahat yere gazete sererek okuyabileceğiniz garantisini veremeyiz.


Boş Kutu Bırakın: Tıpkı kendi kağıtlarınızı attığınız size ait bir çöp sepeti bulunuyorsa, kediniz için de bir kutu edinin. Kediler kutuların içine atlamayı çok sever. Sokak kedilerini hatırlayın. Ama hiçi kimse bunu neden yaptıklarını bilmez. Kendini orada daha güvenli hissediyor olmalı. Bir de kutunun içi doluysa, fiziksel olarak içeri yaptığı baskı onu rahatlatıyor olmalı. Zaten fazla merak etmeya gerek yok, ne derler bilirsiniz “Hayvanların neyi, niye yaptıklarını bilmeye imkan yoktur”.


Burun Öpücüğü: Birçok kedi dudaklarından öpülmez. Ama bu arkadaşça dokunuşları sevmedikleri anlamına gelmez.
Özellikle burnuna dokunacak küçük bir öpücük onu dünyanın en şanslı kedilerinden biri gibi hissettirecektir. İlk seferde kaçmıyorsa, yavaşça koklayın onu. Eğer kaçarsa geri dönüşte aynı hareketi tekrarlamaktan kaçınmayın. Yumuşak bir öpücük, yavaş bir koklayış. Fakat aklınızda olsun, her kedi öpücükten hoşlanmaz.


Oyuncakları Saklayın: Kediler sıkılgan yaratıklardır. Yüzlerce oyuncakları bile olsa, tüm oyuncakları önüne serdiğimizde bir süre oynar, sonra hepsini elinin bir tersiyle bir kenara iter. Böyle olumsuz durumlar yaşamamak için oyuncakları önüne peyderpey çıkarmakta yarar var. Bir oyuncakla oynadıktan sonra onu alıp saklamak, bir süre sonra yenidenortaya çıkarmak işe yarayacaktır.
Böylece her seferinde ilgisini yeniden üzerine çeker aynı oyuncak. Eğer bir oyuncaktan gerçekten hoşlandığını keşfettiyseniz, o oyuncağın farklı boyutta olanını, farklı renkte olanını almalısınız. Yeni arayışlara girmenize gerek yok.


Alışveriş Torbaları: Ne zaman alış-verişten gelseniz, size değil önce torbaların içine burunlarını sokar kediler. Nedeni çok basit. Dışarının havasını kklarlar, o torbaların içinde. Yoksa o an yiyecekle falan ilgilenmez. Biraz koklamak kedilerde “Ben oradaydım” etkisi yaratır. Kendi topraklarına dahil ederler dışaryı da. Dışarının dünyasını okurlar o torbanın içinde. Bırakın yapsınlar.


Odadan Odaya Koşun: Kediler gerçekten kovalamaca çok severler. Sadece kovalamak değil, kovalanmak da onları çok mutlu eder. Bu vahşi kediler için değil, ev kedileri ve küçük yavrular içinde geçerli bir kuraldır. Onunla bu oyunu sık sık oynayın. Hangi odalarda sürecek bu kovalamaca, ne kadar sürecek hiçbirini bilemezsiniz. Çünkü kuralları kediniz koyacak. Göreceksiniz, farkında olmadan onun koyduğu kurallara uyacaksınız.


Hansel ile Gratel: Biraz uzanıp, televizyon izlemek istiyorsunuz. Ama kediniz sizi rahat bırakmıyor. Oyunlar arasında en çok bu öneriyi seveceğinize eminiz. Çünkü size televizyon izlemek için boş vakit bırakıyor. Hem de küçük kedinizin canıda sıkılmıyor. Kedinin sevdiği yiyeceklerden, elbette kuru olanlardan, parça parça koridora bırakın. Emin olabilirsiniz ki bu takipçilik onun çok hoşuna gidecek. Hem de herbir parçayı yiyecek. Belki yemek saatinide böyle geçirmeyi düşünebilirsiniz bazen.
Eğer daha uzun bir süre yalnız kalmak istiyorsanız, o zaman yalnızca koridoru değil, odaları da işin içine katın.


Sandalyedeki Paltolar: Eşiniz ya da annenizin hiç hoşlanmadığı bir görüntü. Ama bu Kedilerin adrenalini yükselten hoş bir oyun sahası. O ceketin üzerine atılmak, sandalyenin üzerine çıkmak ve geri inmek, vazgeçilmez bir antremandır. Tüm bunlar yetmez, paltonun cebini merak ederler. Anlaşıldığı üzere arada bir evdekilere aldırmayıp, paltoyu sandalyeye asmakta yarar var.

kaynak: hayvanlar.us

Van Kedileri hayvan, bilgi, hayvanlar

Yazan: admin Tarih: Ocak - 9 - 2008

Kedi ve Oyun

Mumyalı Kediden Van Kedisine

Kediler insanlar için sadık evcil hayvanlar arasında sayılıyor. İlk başta Mısırda evcilleştirilen kedilerin yetenekleri ve faydaları sürekli değerlendirildi. Van kedisi de onlarca özelliği ile insanların kalbinde taht kurmaya devam ediyor.


Evcil hayvanların herbirisinin ayrı bir özelliği vardır. Çağlar boyunca, insanların dikkatini üzerine toplamış kedilerden bugün, ipeksi beyaz kürkü, değişik gözleri, mükemmel avcılığı ve suda oynamayı sevmesiyle en fazla ilgi görenlerden biride van kedisi’dir.


Bugünkü modern evcil kedilerin, ilkel formlarının fosillerini 12 milyon yıl önce görebilmekteyiz. Kediler evcilleştirme işlemini ise M.Ö. 3000 yılların da Mısırlılar tarafından yapılmış olabileceği belirtilmektedir. Evcilleştirilen kediler Mısırlılar tarafından kutsal sayılmış ve kediye bir tanrıça gibi tapınılmıştır. Evcilleştirme işleminin çeşitli zaman ve yerlerde olabileceğine ait tartışmalar varsa da kesin olarak bilinen, Asya halkının da evcilleştirme işlemine el atmış olmasıdır. Öte yandan bazı kaynaklar kedilerin M.Ö. 1900 yıllarında yarı evcilleştiğini ileri sürmektedir.


Kedi etcil bir hayvandır. Genelleştirme yapılırsa hayvansal proteinlerle beslenir. Keskin duyu organlarının varlığı, karanlıkta bile çok iyi görülebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürümesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz ve burun etrafında hassas kılların bulunuşu da avcı özelliğini kuvvetlendirmektedir.


Kürk kılları ilkbahar ve sonbaharda dökülen kedilerin, yüz kasları herhangi bir olay karşısında hayvanın yüz ifadesini belirtecek bir şekil alır. Kas ve iskelet sistemini mükemmel bir şekilde koordineli kontrol edebileceklerinden, hangi pozisyonda yukardan aşağıya bırakılsın daima ayakları üzerine yere düşer.


Büyük beyin (Cerebrum)in alanının genişliği, kedilerin zekasının bir göstergesidir. Ayrıca beyinciğin (Cerebellum) gelişmiş olması da kedilerin aktivitesindeki koordinasyon mükemmelliğini sağlar.


Evcil kediler asırlardan beri ya kutsal bir hayvan olarak ya da fare, sıçan ve böcek gibi inasna zarar veren canlılara karşı evlerde beslendiler. Fakat son asırlarda insanlar kedileri yakın bir dost gibi görerek onlarla yaşamaya başladılar.


Son yıllarda gerek dünya da gerekse Türkiye de büyük ilgi gören evcil kedilerden biri de Van kedisidir. Ancak sevimli, cana yakın olan Van kedisine bugüne kadar yeterli ilgi gösterilmediğinden nesli tükenmekle karşı karşıyadır. Eskiden Van yöresinde sıkça rastlanan ve hemen her evde bulunan Van kedisinin sayısı giderek azalmakta ve hızla melezleşmektedir.


Van yöresinde, Van halkı tarafından kediye “Pişik” denir. Van kedisi, yöre halkı tarafından yalnız bir süs kedisi veya fare ve böcekleri avlaması yanında, bir dost ve ailenin bir bireyi olarak kabul edilir.


Van kedisinin eskiden yaz aylarını dağlarda, kış aylarını ise evde geçirdikleri söylenir. Bugün ise yaz aylarını Erek Dağı’nın sırtlarında avcılıkla geçiren ve kış aylarında evine dönen Van kedisine çok az rastlanır.


Yöre halkı tarafından yere sürünecek kadar uzun-beyaz ipeksi kürklü uzun vücut yapılı kaplan yürüyüşlü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruklu, değişik göz renkli (Diskromatopsi), zeki, çevik bir kedi olarak tarif edilen Van kedisinin temizliği, cana yakınlığı, oyunu çok sevmesi sahibine bağlı oluşu, onu nadide hale getiren başlıca özellikleridir. Ancak 1950’li yıllardan sonra Avrupalılar tarafından dünyaya tanıtılmaya çalışılmış ve bu eşsiz güzellikteki özellikleri tam olarak tanıtılmamıştır.


Van kedisini çekici kılan özelliklerden biride, onun gözlerinin rengidir. Göz renklerine göre Van kedileri üç gruba ayrılabilir.


a-Her iki gözü mavi,


b-Her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları)


c-Tek-göz (Diskromatopsi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır.


Van kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki renk tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonları, kehribar, açık kehribar, sarı ve çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kedilerde, mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.


Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta vardır. İki siyah nokta taşıyan yavruların çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır. Ancak baştaki bu siyah noktalar doğumdan sonra bir iki ay içinde kaybolur. Ve bazen sayıları 8-30 arasında değişen miktarda siyah kıllar olarak kalır.


Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.


Van kedilerinin erkeklerinin vücut ağılığı yaklaşık 3600 gram dişilerinin ise 2900 gram kadardır.


Van kedisi her yıl Şubat-Mart-Haziran aylarından birinde kızgınlık (Östrus) periyoduna girer. Bu periyod 10 gün kadar sürer. Kızgınlık döneminde gebe kalırsa genellikle o yıl içinde bir daha kızgınlık göstermez. Gebelik süresi 62 gün kadardır. Gebeliğin birinci ayından sonra karnı şişmeye başlar ve bu dönemden itibaren karnını kimseye dokundurtmaz. Van kediside diğer kedilerde olduğu gibi gözlerden uzakta doğurmayı sevdiğinden, birinci ayın sonundan itibaren ıssız ve karanlık yerler aramaya başlar. Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır. Anne kedi, yavrularını 50-60 gün süreyle emzirir. Fakat bu süre kısalabileceği gibi uzayabilirde.


Van kedisi bir batında dört adet yavru doğurur. Yavruların gözleri doğumdan sonra 10.günde açılır. Anne kedi yeni doğan yavrularını yalayarak temizler ve hemen emzirmeye başlar. Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli ber yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne yavrularını çok az yalnız bırakır ve sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yavrularından uzaklaşır.


Henüz gözleri açılmayan yavrular annelerinin kokusundan başka bir kokuya tepki göstererek korunmaya çalışırlar.


Yavrularının hareketlerini, başlangıçta yürümekle sürünmek arasında bir durum gösterir.


Yavru kardeşler arasında çoğu kez süt kavgası olur. Kardeşler arasında oyun oynama yaygındır. Oyun, yavruların gelişiminde önemli bir etkendir. Oyun anne tarafından kontrol altında tutulur ve anne, yavrularına yaşamaları için nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister.


Kediler yerleşme alanlarına kuvvetli bir hakim olma duygusuna sahiptir. Yabancı bir kedinin kendi yaşadığı alana gelmesini istemezler. Yaşadıkları ev ve buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. Van kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde adapte olabilirler. Bu süre içinde çevreyi incelemekle beraber sahiplerine karşı ilgisizdirler.


Kediler temizlik duygusuna diğer hayvanlara göre daha fazla sahiptirler. Gerek yaşama alanlarını temiz tutmada gerekse kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Tuvaletten sonra, tuvalet artıklarını gömme içgüdüsüne sahiptirler. Tuvalet ve yemekten sonra ellerinin yardımıyla ağız ve yüzlerini temizlerler.


Van kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Ev içinde ve dışında fare, kertenkele, kuş, sinek ve küçük böcekleri avlayıp yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına saldırmazlar.


Van kedisi insanlarla birlikte aile ortamı içinde yaşamayı sever. Eğer insanlarla ilişkisi yok ise ya da çok az ise vahşileşmeye başlar.


Van kedisi sevilmekten çok hoşlanır ve kendisine gösterilen sevgiye bağlılık ve sevgiyle karşılık verir. Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır. Sahiplerine çok yakın davranır ve severler. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe ısırır sonra yalıyarak sevgi gösterisinde bulunur ve mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi ve küçük çocukları sevmesini kıskanır.


Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varise de tekgöz (Diskromatopsi) ve mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.


Van kedisi kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türü olarak bilinmektedir.


Van kedisi, yemeğin, sütün sıcak olup olmadığını ön ayağı ile kontrol eder ve yemek uygun sıcaklıkta ise yemeğini yer. Van kedisinin, kavun, karpuz ve bazı meyveleri de yediği gözlemlenmiştir.


Van kedisinin kürkü kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir ve titrer.


Van kedileri kendi aralarında ve insanlarla haberleşmek için bir takım sesler çıkarırlar. Çıkarılan bu sesler onların hissi durumları ile ilgilidir. Kedilerin miyavlamaları isteklerine göre çeşitlilik gösterir. Bu miyavlamanın bir kısmı insanlarla olan ilişkileri, bir kısmı yavrularıyla veya erişkinlerde seksüyel aktivite ilgili haberleşme şeklidir. İhtiyaçlarına göre çıkardıkları seslerin yüksekliği ve frekansları değişir. Van kedisi sabahleyin sahibiyle karşılaşmasında yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar.


Yiyeceği verildiğinde yemeden önce sahibine sürünerek minnetini belirtir. Tuvalet ihtiyacını duyduğunda da, kapının önüne giderek miyavlayarak sahibinden kapısını açmasını ister, eğer kapının açılması gerekiyorsa kapı koluna uzanıp çekerek kapıyı açtığı da görülmüştür.


Yapılan incelemeler sırasında Van kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlendi. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Tuvalet ihtiyacı için bir yere konulan toprağın yerini hemen kavrayıp bunun dışında başka bir yeri kullanmadıkları tesbit edilmiştir.


Van kedisi yavruları 2-3 aylık iken isimlerini öğrenmektedir. Fakat bu öğrenmenin ismi öğrenmeden çok tanıdığı bir ses tonuna bağlı algılama olduğu düşünülmektedir.


Sevimli, cana yakın, zeki, çevik, sadık, güzel ve ilgi çekici görünümlü Van kedisinin neslinin azalmaması ve melezleşmesinin önlenmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerekmektedir.

kaynak: hayvanlar.us


Van Kedileri