nedir

Saçlarınızı boyatırken boyanın içine oksijenli su katıldığını bu sayede saçlarınızın pul tabakasının aralandığını biliyor muydunuz? Yani saçlarınızın iç tabakasına ulaşması gereken boyalar bu tabaka açıldıktan sonra içeriye giriyor saçlarınıza vermiş oluyor. Tüm bu detaylı bilgileri size en basite indirgeyerek anlatmaya çalışacağım.

Peki sonra ne oluyor? Bu açılan pul tabakası bakımlarla kapatılıyor, yani saçlarınızı yıkadıktan sonra basit bir krem de kullansanız saç pulları örtülüp kayganlaşıyor dış etkenlere şı korunuyor. bu dış etkenler peki? arkadaşınızın elleri ya da yastık filan mı dersiniz? Hayır hiçbirisi! ‘Havadaki oksijen desem mesela ya da fön makinesindeki sıcak hava…Yanılış okumadınız havadaki oksijen ile saçlarınız boyarken boyanın içine katılan oksijenli su ile arasındaki tek fark ben…




Konuyu biraz daha basite indirgersek 28 derecelik bir sıcak yaz gününde yarım saat güneş altında kalan bir saç teli 45-48 dereceye kadar ısınıp genleşebilir saçın iç yapısı tamamen korumasız bir halde hava ile temas eder dolayısı ile oksijen sayesinde kurur. İşte bu noktada kırılmalar çatallaşmalar artarak bütün bir kış uzatmaya çalıştığınız saçlarınızı kestirmek zorunda kalırsınız. Ne yapmak gerek derseniz…

En basit çözüm saç tellerinizin hava almasını engellemelisiniz, yani denize veya havuza girerken kesinlikle bone takmalısınız. Havuzdaki klor kokusundan da hatırlanacağı gibi çamaşır suyuna benzer kimyasal bir maddedir saç tellerinin baş düşmanıdır. Saçı kupkuru yapar. Deniz suyu havuzdan daha az zararlı olmasına rağmen, saçta kalan tuz, sıcak güneş ışınlarına maruz kalınca kesinlikle saça zarar verir.

… kısa hamlelerle saçlarınızı koruyabilirsiniz?

Denizden önce saçınıza zeytinyağı ya da Johnson bebe yağı sürebilirsiniz ama yıkarken dikkat edin iyice arınsın. Bu yöntem çok basit ama bir o kadar da tehlikelidir çünkü eğer iyi durulayamazsanız saçlarınızın yağlı vıcık vıcık görünmesi işe yaramaz görüntüler verir. Eğer iyice saçtan arındırmak isterken ikiden fazla yıkarsanız da bu defa saçlarınızı korumak isterken çok yıkadığınız için yine kurumasına sebep olabilirsiniz.

En kesin çözüm denize, güneşe şı üretilen “yaz serisi” ürünler kullanmaktır. Bu ürünler tamamen profesyonel olduğu gibi ph değerleri ile harika sonuçlar verebilme yeteneğine sahip yeni nesil kozmetiklerdir… ettiğim markaların başında Eczacıbaşı Schwarzkopf gelmektedir.

Yaz boyunca saçlarınıza iyi bakın, bu yaz güneş gerçekten çok tehlikeli olacak gibi duruyor. Geçen gün yaşadığım öylesine inanılmaz bir tecrübe var ki sizinle paylaştığımda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Geçen Pazar günü balkonda unuttuğum gazetemin sayfaları öğleden sonra beyazdan koyu krem rengine dönmüştü. Cildimiz saçlarımız bu tehlike ile Temmuz Ağustos aylarında başa çıkacak bilemiyorum, benden söylemesi…

Bu arada salonumuzun üst katında verdiğimiz gelin başı ı hizmetini o kadar çok soran kullanıcımız var ki, fiyatımızı 450 YTL”de sabitledik, duyurulur.

Görüşmek dileğiyle…

İlker Yavrutürk
0216 385 62 34
Bağdat Cad. No:244

www.ilkeryavruturk.com

kaynak: bayanca.net

Her biri ülkemizin önde gelen manken ajanslarından seçilmiş 20 model Başak Gürsoy, Ali Şen birçok ünlü juri üyesinin olduğu bir yarışma ile 10 Haziran günü Clup Flipper”da yapıldı.

Bu yarışmada Eczacıbaşı ürünleri ile tüm kızların saçlarına yaz bakımları yapıldı. Deniz güneşin zararlı etkileri önlendiği gibi en hoş tasarımları da İlker Yavruturk 13 kişilik ekibi yaptı.

Makyajlar ise eğitimini kariyerini Kanada”da tamamlamış genç bir o kadar da cesaretli Ahsen Gülkaya tarafından yapıldı. malzemelerinde ise ülkemize yeni bir soluk olarak gelen Hollywood”un ünlü markaları Cinema Secret Bny Cosmetic markaları kullanıldı. Bu iki markanın distirübütörü olan Ahsen Gülkaya artık ına net çözümler sunabilen bir malzemesi kazandırmanın vaktinin geldiğini söyledi. Yarışmacılar kareografi çalışmalarının verdiği yorgunluğun kolayca gizlenebildiğine bizzat şahit oldu.

1.


80 boyundaki yarışmacılar özellikle saç bakımlarına verdikleri önemlerle ne kadar profesyonel olduklarını kanıtladılar. Hemen hemen uzun sağlıklı saçlara sahip olmanın verdiği güven ile sahnede daha rahat olduklarının farkındalar.

Dileğimiz ülkemize Tuğba Özay, Begüm Özbek vs. gibi birçok manken kazandıran Miss Model of yarışmasından daha nice top modellerin çıkmasından yana…

İlker Yavrutürk
0216 385 62 34
Bağdat Cad. No:244

www.ilkeryavruturk.com

kaynak: bayanca.net

Her yaz denizde havuzda saçlarınız cildiniz mat tüy tüy olmakta, peki bundan korunabilirsiniz?

a- Etrafınızda şemsiye ile dolaşan birisiyle
b- Kafanıza çöp poşeti geçirerek
c- Dua ederek
d- BC Bonacure ürünleri ile
e-

Saçlarınızı yaz sonu kestireceğinizi düşünerek boş vererek de bu sorunu çözmüş olursunuz!

Tam ayları derken sıcaktan bunalıp saçlarınız kısacık kestirmek istemiyorsanız bence havuz kalıntılarını saçınızdan vücudunuzdan atan BC Bonacure saç vücut şampuanının ardından güneş sonrası bakım kremini her sabah koruma spreyini saçlarınıza sıkmalısınız.

Akşamları havuz başında volumlü ıslak görünen canlı saçlarınız olsun isterseniz BC Bonacure Yaz Koruma Stil Verme Köpüğünü kullanabilirsiniz.

Eğer bulunduğunuz yerde bu ürünlere ulaşamıyorsanız beni arayabilirsiniz, adresinize UPS kargo ile kapıdan nakit ya da kredi kartı ödeme seçenekli ulaştırabilirim.

Keyifli tatiller,

İlker Yavrutürk
0216 385 62 34
Bağdat Cad. No:244

www.ilkeryavruturk.com

kaynak: bayanca.net

Yüzyıllardır saçı ayrılmaz bir bütün oluşturmuştur genel olarak kadınlar, saçlarından hep bir beklenti içerisine girmişlerdir. Peki bunun sebebi ? bu memnuniyetsizliğin sebebi?

Siyah saçlı olan kahverengi ister, sarı saçlı olan ıl… Saçı düz olan, “saçım kıvırcık olsa ne olurdu…” diye düşünürken, saçı kıvırcık olan da, “saçım dümdüz olsa ne kadar rahat ederdim…” der.

Tabii ki insanoğlu, gelişen bu kozmo-kimya döneminden önce, saçlarının ya dipten kopmasına olmuş, ya da tiftik tiftik durmasını izlemiş. Sonuç çoğu zaman hüsran olmuş. Şekil verelim bu şekil uzun süre bozulmasın derken de ozon tabakasını bile delmişiz…

Şimdilerde ise durum çok farklı. Artık saçlarda ani değişiklikler, ya da önemli kimyasal işlemler yapılırken saçların yıpranma olasılığı eskisinden çok çok az.

Doğru ürünleri bulmak kadar, onları uygulama becerisi de önemli.


Evet, doğru işlemler ile saçların renginin açılması veya kuzu kıvırcık saçların pırasa gibi dümdüz olması mümkün. Şimdi sizlere özetle bu mucize işlemleri anlatmaya çalışacağım. Siz de burada okuduklarınızı aynen kuaförünüze anlatın kaynakları da belirtin ki, bilmeyen kuaför salonları da araştırıp öğrensin çalıştıkları firmalardan bu ürünleri temin etsinler. Bu ı aldığıma gelince… Geçen gün bir kuaför salonumuzu aramış halka ilişkiler müdiremizle aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:

- Siz yıllık fön çekiyormuşsunuz, doğru mu?
- Salonumuzda 6-8 ay kalıcı saç düzleştirme (strait terapy) yapılıyor. Ondan mı bahsediyorsunuz?
- Ben anlamam kardeşim. Sizin yüzünüzden burada biz uğraşmak zorunda kalıyoruz. Kuaförler odasından eksper getirteceğim bu durumu düzelteceğim.

aniden telefonu kapamış…

Yani anlayacağınız, yazılarımızı okuyanlar bilirler biz Eczacıbaşı”nın çıkardığı Strait Therapy işlemini ülke genelinde en çok uygulayan salonuz. 200″den fazla kişiyi bu uygulama sayesinde dümdüz saçlara kavuşturduk. Bazı kişiler bir yıldan uzun zamandır düz saçlarıyla salına salına geziyor. Bunu duyan kuaförler, bu işlemden bir olduklarından, böyle bir şeyin olamayacağını bunun bir kandırmaca olduğunu müşterilerine söylüyorlar.

Durum budur, hanımlar. İnternetten Eczacıbaşı Schwarzkopf telefonlarına ulaşan tüm kuaförler, bu işlem hakkında özel bir eğitim alarak sonuca gidebilirler, ama bu iş onlara biraz tuzluya mal olabilir. Neyse araştırıp soruşturan herkes, detayları öğrenebilir. Yukarıda bahsettiğimiz düzleştirme işlemi de, kozmetik dünyasının son harikalarındandır kesinlikle saçı yıpratmadan dümdüz yapabilir. Web sayfamızda uygulamanın resimlerini bulabilirsiniz.

Bir başka harikası da boyalı saçların açıcı kullanmadan açılabilmesi işlemidir. Evet yanlış okumadınız: Diyelim ki saçlarınız, koyu kahveye boyalı siz daha açık bir ton üzerine balyaj istiyorsunuz.. O zaman “Color Remover” isimli Goldwell marka bir ürünle bu işlemi yaptırabilir oksidasyon olmadan saçlarınızın rengini yumuşak bir şekilde açtırabilir, hemen ardından da saçınıza parafinli açıcı ya da bildiğiniz açıcılarla istediğiniz gibi balyaj attırabilirsiniz.

Veeee… Geçici perma…

Saçlarım dümdüz, şöyle 8-9 hafta, yaz boyunca hafif dalgalı olsun derseniz, Goldwell geçici dalga ile saçlarınızı hareketlendirebilirsiniz saçlarınız eski perma işlemlerinde olduğu gibi yıpranmaz. Gerek hoş kokusu, gerekse saçlarınızdaki yumuşak dokusu sayesinde asla saçları yıpratmayan bu ürün, Almanya dünyada büyük sükse yapmayı başardı… Röfleli boyalı saçlara sahip müşterilerimde dahi çok iyi sonuçlar aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.

Kozmotolojide keratin kaynak kısa saçlıların derdine deva olmaya devam ediyor. Rapunzel marka keratin kaynaklar, Avrupa”dan ithal edilerek 6 ay garanti ile uzun saçlı olmanızı sağlıyor. Bu marka, bayilerine eğitim ürün vererek ülke çapında saç uzatma sorununu çözmeyi başardı. Salonumuzda diğer ürünler gibi saç uzatma sistemleri içinde en iyisi olan Greath Lenghts marka keratinler uygulanmaktadır. İşlem ücreti 400 ile 900 arasında fiyatlanabilmektedir. Saçlara zarar vermeyen bu ürünün kullanımı kolay ürün, çıkartılırken kolayca saçtan ayrılabilen bir malzeme ile yapılmış.

Rapunzel şimdilerde kendi markasını kendi üretmeye de başladı. 4 ay garantili ham saçtan kaynak sistemi, yarı yarıya daha ucuz uygulanabiliyor. Eğer merak ederseniz saçınızın ını istemiş olduğunuz uzunluğu bize yazın size tam fiyat verelim. Ayrıca Card Finans”a taksit imkanı ile işinizi kolaylaştıralım.

Neyse şimdilik bu kadar bilgi saç sorunlarınızın büyük ünü halledebilir. Siz de merak ettiklerinizi telefonla arayarak bizzat benden öğrenebilirsiniz.

İyi yazlar dilerim,

İlker Yavrutürk
Bağdat Cad. No:244 Göztepe-İstanbul
0216 302 04 37-0216 302 0779

www.ilkeryavruturk.com

kaynak: bayanca.net

Keratin ?

Keratin, insan bünyesinde de bulunan (, saç v.b) protein ağırlıklı bir maddedir. Aynı zamanda keratin içeren cilt bakım ürünleri de vardır.

Keratinli kaynak ?

Teknolojik olarak bir birleştirme yöntemidir. Saçları uzatmak yoğunlaştırmak için etkili bir çözümdür. Bununla birlikte kaynak yöntemiyle gölge, röfle, balyaj yapılabileceği gibi; farklı aksesuarlarla saçlara çok farklı modeller verilebilir.

Saçlarınız kıvırcıksa düz olmalarını istiyorsanız, ömrünüz kuaför salonlarında saçlarınıza fön çektirerek geçiyorsa, Strait Threapy tam da aradığınız şey. Üstelik etkisi 6 ila 8 ay boyunca sürüyor.

Kıvırcık saçlar dümdüz olabilir mi?

Evet hem de 6-8 ay boyunca dümdüz kalabilir. Üstelik de saçlarınızı hiç yıpratmaz. Hatta eskisinden daha parlak sağlıklı olurlar. Bu işlemin adı Strait Therapy”dir.




Eczacıbaşı Schwarzkopf tarafından özel eğitilmiş, sertifikalı ilk salon “İlker Yavrutürk Hair Creative” olarak saçlarınızın düzleştirme işlemi bizim tarafımızdan uygulanmaktadır.

Bu işlem ne kadar zaman alır?

Yaklaşık olarak 4 saat süren uzun, ama sonucuna değen, biraz zahmetli bir iştir.(en az 6-8 ay boyunca saçlarınıza fön çektirmeyi düşünmeyeceksiniz)

Her saça uygulanabilir mi?

Eğer saçlarınız aşırı derecede kimyasal işlem gördüyse, uygulanmaz. Ancak sadece boya varsa uygulanmasında bir sakınca yoktur.
Doğal saçlarda kesinlikle harika sonuçlar aldık!

Yıkadıktan sonra duracak?

Kesinlikle dümdüz kalacak.

Fiyatı ne kadar?

Saçın boyuna gürlüğüne göre değişen 13 aşamalı özel eğitimli ekip tarafından uygulanan tam mükemmellik gerektiren bu işlemin fiyatı 350 ile 800 YTL arasındadır.

Keratin kaynak saç düzleştirme işlemlerimizde 31.10.2006 tarihine kadar Card Finans”a peşin fiyatına 6 taksit imkanınından faydalanabilirsiniz. Saçlarını uzatmak isteyen düzleştirmek isteyenlere bu fırsatı kaçırmamalarını ederiz.

İlker Yavrutürk
Bağdat Cad. No:244 Göztepe-İstanbul
0216 302 04 37-0216 302 0779

www.ilkeryavruturk.com

kaynak: bayanca.net

» Saçlarınız yıpranmasın!
Gelişen sayesinde, öyle ürünler çıkıyor ki, saçlarınız en zor işlemlerden geçse bile, yıpranmıyor. Peki hangi işlemlerde hangi ürünler kullanılmalı ki saçlarınız yıpranmasın? devamı…

» Yazın da saçlarınız canlı kalsın!
Siz de güneşin, havuzun denizin etkisiyle matlaşan, kuruyan, parlaklığını yitiren saçlarınızdan herkes gibi şikayetçi misiniz? devamı…


» Miss Model of
Ülkemizde 18.si düzenlenen Miss Model of yarışmasının 20 mankenini saçlarını İlker Yavrutürk ekibi tasarladı. devamı…


» Yazın saçlar kuruyor?
yazları saçlarımızın uçları kırılır hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm, biraz da kafayı sıyırdım ama sonunda buldum. devamı…



» Yanan, kazaya uğrayan saçlar
Tüm Mahmure kullanıcıları içinde her hafta birkaç kişinin saçlarının işlemler sonunda yandığını ya da yıprandığını öğreniyorum. Artık ben de bu durumdan rahatsız olmaya başladım.

kaynak: bayanca.net

Seksi bilinçli yapmak, bir sanattır. İdeal sekste kadına da erkeğe de eşit oranda sorumluluk düşer. Zevk alma “iyi seks”in son noktasıdır. “Süper seks” diyebileceğimiz bu devrede zamansızlık duygusu yaşanır. Saatler bir dakika gibi geçer ya da iki saniye sonsuzluğu ifade eder.

Süper seks deneyimleri olan kadınlar, seks sırasında kendilerine “İyi görünüyor muyum?”, “Beni beğeniyor mu?” gibi bilinçsizce sorular sormazlar. O anın tadını çıkarmaya beyinlerini başka şeylerle meşgul etmeye bakarlar.


İşte Gerçekler
Boşlukta kaybolma duygusu: İyi doyumsuz sekste , o derece zevk alır ki, çevresini, nerede olduğunu, hatta neredeyse eşini bile unutur. İlginç olan, kendilerini kaybeden bu kadınlar, tahminlerinden çok daha güçlü duygular yaşadıklarını itiraf ederler.




Tek kişi olma duygusu: Süper seks sırasında, hiç değilse seksin bir ünde, kendisiyle, dünyayla eşiyle bütünleştiği duygusuna kapılır. Konsantrasyon güçlüğü çekmez. Beynini rahat şekilde yaşadığı ana verebilir. Bu da vücudunun sekse tepki vermesini kolaylaştırır.

Mükemmellik duygusu: Yatakta en iyi anları sorulduğunda , cevap vermekte zorlanır. Bu da seksüel anları zevkleri birbirinden ayırmakta çektiği zorluktandır. Sevişmenin her ü her sevişme özeldir. Çünkü her şey öylesine mükemmeldir ki…

Güvenlik hissi: Bir çok , süper seksi barış güven dolu anlar olarak niteler. Zaten bir , sadece güvende olduğunu hissettiğinde bu kadar rahat bir sevişme yaşayabilir.

Belirginlik: Süper seks sırasında şınızdakine açık olmamak imkansızdır. Bir çift, birbiriyle ne kadar çok duygularını kişisel arzularını paylaşırsa, ilişki o kadar parlak doyurucu olur.


Erkeğe göre Süper Seks
Bir , cinsel ilişkiye girdiği ın kendisini önemsediğini arzuladığını hissettirmesini süper seks diye mlıyor.

Yine her türlü istek beklentilerini ın da paylaşmasını süper seks olarak görüyor.

* Ön sevişme sırasında birbirlerini şılıklı uyarmayı bekliyor.
Genelde erkekler, sevişmeden önce kadınların almalarını sigara içmelerini istemiyorlar.

İlişkinin bitiminde hemen sırtını dönüp uyumasını sevmiyor seksi sadece cinsel birleşme olarak görmüyorlar. Ayrıca kadınların böyle düşündüklerini iddia ediyorlar.

, kendisinin kadına dokunup öptüğü gibi, ın da aynı şekilde davranmasını istiyorlar.


Erkekleri neler tahrik eder?
* Arzulandığını hissettiren bakışlar…
* Yumuşak ipeksi bir ten…
* Kalın, dolgun hafif nemli dudaklar…
* Dolgun göğüsler…
* Saçını yukarıdan toplamış, enseli kadınlar…
* Ayak bileklerinin inceliği…
* Bir ın eğilip bükülürken, örneğin ederken yaptığı vücut çizgileri…

kaynak: bayanca.net

Psikodinamik Görüş:
Freud rüyaların, bilinçaltımızdaki düşünce, his isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir pencere olduklarını düşünüyor. Çocukluğumuza kadar uzanan bilinçaltımıza ittiğimiz, bastırdığımız kökeninde cinsel arzularla öfke barındıran bu his isteklerle rüyalarımız yoluyla yüzleşebiliyoruz. Freud rüyaları ikiye ayırıyor:
1.) Gizil anlamlı rüyalar: Bu rüyalar sembolik anlamlar taşıyor ki Freud”a göre psikolojik yorumların bu rüyalar üzerinden yapılması gerekiyor.
2.) Görünür içerikli rüyalar: Bu rüyalarsa günlük mızda duyduğumuz, yaşadığımız olaylarla bağlantılı olarak gördüğümüz rüyaları oluşturuyor.


Psikodinamik görüşe göre, uyandığımız zaman rüyalarımızı unutuyor olmamızın nedeni bu rüyaların bizde kaygı uyandıran niteliklere sahip olması, haliyle uyanıkken onları bastırma eğiliminde oluyoruz.




Bilişsel Görüş:
Bilişsel görüş, rüyaların uyanıkken aklımızı kurcalayan kaygı düşünceleri içeren zihinsel işleyişlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor.Diğer bir deyişle, rüyaların yalnızca bir düşünce biçimi olduğunu savunuyor. Öyle ki, rüyaların bazen gün içinde çözümünü bulamadığımız kimi soru sorunlara çözümler üretebileceğimiz dönemler olduğunu öne sürüyor.


Bilişsel görüşe göre rüyalar zihinsel gelişimle ilişki içerisinde.Yetişkinlerin rüyaları, çocuklarınkilere oranla daha karmaşık oluyor.

Biyolojik Görüş:
Biyolojik görüşe göre uyku, belleğin güçlendirilmesinde çok önemli. Öğrenilen yeni bilgiler uyku sırasında yeniden işlenip yorumlanıyor. Bu görüşe göre, REM dışı uyku sırasında bu yeni bilgiler yeniden gözden geçirilirken, REM sırasında da eski bellek silinerek yeniden yapılandırılıyor.


Rüyalarımız bilim kurgu tadında oluyor?
Çoğumuz rüyalarımızda garip yaratıklar, günlük hayatta rastlamayacağımız türden ilginç hikayeler görürüz. Bunun nedeni, beynimizin mantıksal işleyiş kavramadan sorumlu tutulan frontal bölgesinin rüya görüyor olduğumuz sırada aktif olmaması. Rüyalarımızda yine oldukça duygusal hissetmemizin nedeni ise aktivite düzeyi oldukça yüksek olarak saptanan amigdala bölgesiyle bağdaştırılıyor.

kaynak: bayanca.net

Uykuya niçin ihtiyaç duyuyoruz, uyku düzensizlikleri hangi hastalıklara işaret, uykunun dönemleri nelerdir, psikologlar rüyalar hakkında ne söylüyor, meditasyonda ne olup bitiyor???

. Uyku ilk olarak, günümüzden yaklaşık 3 milyon yıl önce bazı organizmalarda görülmeye başlanmış. İnsan türündeki biyolojik saatleri düzenleyen mekanizmaların geçmişiyse 500 milyon yıl öncesine dayanıyor.
. Her ne kadar bireylerin uykuya duydukları ihtiyaç çeşitlilik gösteriyor olsa da normal bir insanın uykuda geçirdiği süre 6.5 saat ile 8.5 saat arasında bir değer oluyor.


Ancak;
. Çocuklar günün 2/3″ünü (16 saat) uykuda geçiriyorken yaşlandıkça bu süre günün 1/4″üne (6 saat) kadar düşebiliyor.
. Nedeni henüz anlaşılamamış olsa da insanların uyuma süreleri ile ölüm yaşları arasında bir ilişki bulunuyor.


Araştırmalar, uykuları anormal seviyelerde uzun ya da kısa olan kişilerin normal olanlara göre erken ölmeye daha yatkın olduklarını gösteriyor.


Döngüsel Ritimler
. Gün ışığı karanlığın günlük devrimi çerçevesinde evrimleşen döngüsel biyolojik işleyişlere döngüsel ritim deniliyor.


yani???
. Sözünü ettiğimiz bu döngüsel ritimler dikkat lmışlık seviyelerimizle ilişkili. Örneğin, kimimiz dikkatini gece daha iyi toplayabiliyorken kimimiz gün ışığında daha etkili çalışabiliyor. dersiniz? Yanıt sizi çok da şaşırtmayacak. Uzmanların yaptığı araştırmalarda, içsel saatlerimizi kontrol eden bir takım sorumlu genler bulunmuş.

“Melatonin”in rolü ne?
. Döngüsel ritimlerin beynimizdeki sorumlu merkezi hipotalamus. Görüntünün gözümüze düştüğü bölge olan retinadan beynimize ulaşan yalnızca gün ışığı gibi kuvvetli ışıklara yanıt veren özel bir sinir yolu bulunuyor. Karanlıkta ise, beynimizin ortasında bulunan pineal bezi adına melatonin denilen bir hormon salgılıyor. Bu hormon hem uykuyu hem de cinsel lmışlık seviyesini etkiliyor.
. Gece nöbeti gerektiren işler, döngüsel ritimlerde aksaklığa olduğundan kişide problemlerini tetikleyebiliyor. Her ne kadar kimileri bu aksaklıktan diğerleri kadar etkilenmiyor olsalar da huzursuzluk ya da çalışma veriminde düşüş gösteren kişilerde melatonin tedavisine gidilebiliyor.

Uykuya niçin ihtiyaç duyuyoruz?
. Bu sorunun yanıtına dair tartışmalar hala sürüyor. Ancak uykunun öne sürülen işlevlerini şöyle listeleyebiliriz:
1.) Vücudumuzdaki biyolojik işleyişleri yavaşlatarak enerji korumak.
2.) Beden zihnimizi yenilemek, büyümek.
3.) Gün içinde öğrenilenlerle belleği güçlendirmek.
4.) Bilinçaltımızdaki bastırılmış güdülerle yüzleşmek (Freudyen yaklaşım).
. Yalnızca bir gece uykusuz kalmış olmak bile ertesi gece uykuya hemencecik dalmamıza olabiliyor. Bunun nedeninin, uyanık geçen her saat beynimizin thalamus serebrum bölgelerinde sayısı artan adenozin isimli nörotransmitter olduğu düşünülüyor. Bu kimyasal beyinde lmışlık yaratan sistemleri bastırıyor uzun süre uyanık kalan bedenin uykuya dalmasını tetikliyor.

Uykunun evreleri

EEG makinesi
. Uyku birbirini eden bir takım evrelerden oluşuyor. Bu evreler sırasında kişinin yaydığı beyin dalgaları EEG adı verilen makineler sayesinde ölçülebiliyor. Kişi uykuya daldığı andan itibaren uykusu giderek ağırlaştıkça, beyin dalgaları da yavaşlayıp daha ritmik bir durum almaya başlıyor.
. Uyanıkken beynimiz alfa dalgaları yayıyor.
. Uykunun Erken Evreleri:
Evre 1: Bu evre yalnızca birkaç dakika sürüyor bu süre içerisinde teta dalgaları gözlemleniyor. Göz hareketleri yavaşlıyor, kaslar gevşiyor, kan basıncı düşüyor kişi uykuya dalıveriyor.
Evre 2: Bu evrede tetaya göre daha yavaş geniş dalgalar olan K kompleksleri gözlemleniyor. Alfa aktivitesi sona eriyor.
Evre 3: Yavaş, geniş ritmik delta dalgaları gözlemleniyor. Delta dalgaları kaydedilen beyin aktivitesinin yarısını geçtiğinde kişi Evre 4″e giriyor. Kaslar gevşiyor, solunum yavaşlıyor, vücut ısısı düşüyor.


REM Dönemi: Hızlı göz hareketleriyle mlanan bu dönemde kişinin gözleri göz kapağının altından sürekli titriyor. REM dönemi başlı başına farklı bir dönem olduğundan ilk 4 evre REM dışı evreler olarak da anılıyor.


. REM döneminde ne olup bitiyor?
Otonom sistem faaliyetleri artıyor: Nabız kan basıncı yükseliyor, soluk alıp verme hızlanıyor, hem hem erkeklerde birkaç dakika boyunca cinsel lmışlık durumu gözlemleniyor.
Beyin dalgaları uyanıkken yaydığımız dalgalarla benzerlik gösteriyor: Bu da vücudumuz uykuda olsa bile beynimizin oldukça aktif olduğunu gösteriyor.
Rüya görüyoruz: Gördüğümüz rüyaların birçoğu REM dönemi rüyaları.

kaynak: bayanca.net

Erkeğin uğruna “saçını süpürge eden”, çocukları büyütüp ailenin yarı yükünü omuzlayan “yasal eş”in taş kalpli, yuva yıkıcı rakibi midir metres? Yoksa, ı uğruna çok ağır faturalar ödeyen zavallı bir mı? Genelde ikincisi…


Aslında, nikahlı eşe taşınmaz gelen bu birlikteliğin tek suçlusu o değil!


Metres kelimesi size bir anlam ifade ediyor, hiç düşündünüz mü? olduğu acıları bir an istediklerini elde etmeye çalışan, katı kalpli bir cadı mı, yoksa, sevgilisinin ısı evde oturmuş onun gömleklerini yı, çocuklarına bakarken, kendisi çılgın hafta sonu gezilerine çıkan veya elinde bir şişe şampanyayla, saten çarşaflar üzerine uzanmış, biraz egzotik, gösterişli bir mı? Ya da ısının ailesinin oluşturduğu gerçek yaşamından, ona sadece birkaç saat ayırabilen erkeğini bekleyen, telefonun dibinde oturan, biraz acınacak, yalnız, zavallı bir mı?


O kadar basit değil


Bu konudaki yaygın görüş, “yorgun, bezgin bir eş, iki farklı bir hayat yaşayan duyarsız katı bir kötü kalpli, yuva yıkıcı bir öteki ”dır. Oysa durum, böyle bir üçgeninin parçası olmuş herhangi birinin de söyleyeceği gibi, çoğu zaman bu denli basit değildir. dışı ilişkiler istisnasız olarak acı verir insana. Bir evliliği yıkmak çok zordur; hele ortada çocuklar varsa. Sonunda kaybeden yasal eşse bazıları, başka bir kocasıyla ilişkiye girdiği için, zaten en başından beri hatanın onda olduğunu söyleyecektir.


ın bedeli


Metresler, gizli aşkları uğruna genellikle büyük bir bedel öderler. Bazıları için, aşkları, yalnızlık, kıskançlık suçluluk duygusuna değer, diğerleri, kullanıldıklarını, aldatıldıklarını düşünürler. Evli erkeklerin katı kalpli değildirler. Bazıları gerçekten aşık olurlar evliliklerinin sadece kağıtta kaldığını, eşleriyle aralarında her şeyin bitmiş olduğun ifade ederken doğruyu söylüyorlardır. Her iki halde de, metresin, daha önceden bir ı aldatmış olan bir erkeğe şı yine de güven duyması gerekir. Onu sevdiğine ilişkin söylediği sözleri olduğu gibi kabul etmek zorundadır asla kanıt beklememelidir. Erkeğin ise, ı adına yaptığı tek özveri, rahat bir vicdana sahip olmamaktır. Yuvasıyla ilgili olarak, çok ender özverilerde bulunur; yoksa oyunun kuralı bozulacaktır. O, ailesiyle birlikte sıcak mutlu günler geçirirken, sevgilisi onu evinden arayamaz bile. Erkeğinin, görevini bilen koca/baba rolünü, gerçekten sadece oynayıp oynamadığını, hiçbir zaman kesin olarak bilemeyecektir. Belki de evlilikten çok fazla şeyler bekliyoruz. Kulağımıza ne kadar romantik hoş gelse de “Ömür boyu sadakat, insan doğası için fazla aşırı” diye düşünülebilir mi? Bir üniversite araştırması sonuçlarına göre, 40 yaşlarına ulaştıklarında, erkeklerin yüzde 60″ı kadınların da yüzde 40″ı, eşlerini aldatmışlardır. Ayrıca, kadınların kocalarından boşanmalarının, listede birinci sırayı işgal eden nedeni de, sadakatsizlik değil. Birçok , kocalarının başka bir ilişkiye girmesini anlayışla şılamaya affetmeye hazırdır. Ya da sadece beklemeye alevinin bir gün söneceğini umut etmeye…


Metresin “kalıbı” yok


Belirli bir metres tipi yoktur. Evli erkeklerle ilişkiye giren kadınların büyük çoğunluğunun, hemcinslerinden hiçbir farkı yoktur. Buna şın, evliliğe çocuklara ilgi duymayan sevgilileriyle geçirdikleri birkaç saatin, duygusal gereksinimlerini doyurduğu tipler de vardır. yaşıyor olmanın verdiği heyecandan hoşlananlar olduğu gibi, eş aile kavramlarını düşünmeden, sadece daha yaşlı birisiyle birlikte olmanın verdiği heyecan zevkten hoşlanan kadınlar da mevcuttur. Yanlış erkeğe aşık olup sonra ondan vazgeçmeyi çok zor bulan kadınları da unutmamak gerekir. Bunlar, erkeğin zamanının sadece birkaç saatini onu hiç görmemeye yeğlerler. Birçok ın fikriyse, “Evli bir erkekle hiçbir koşulda ilişkiye girmemek” şeklindedir.


“Git” demek kolay değil


Bazı kızlar, arkadaşlarının evli olduğunu öğrendiklerinde, ilişkilerini koparacak kadar irade sahibidirler. Ama, çoğu bunu başaramaz. Özellikle onları sevdiğini evliliğinin zaten bozulmuş olduğunu söylediğinde, duymak istediklerine çok kolay inanırlar. İnsanın, sevdiği birisine, onu tekrar görmeden önce, gidip sorunlarını çözmesini söyleyebilmesi için, oldukça cesur olması gerekir. Bazen bir , erkeğinin evli olduğunu öğrenene kadar, haftalarca, hatta aylarca birlikte olmuş olabilir. Gerçeği duyduktan sonra şınızda iki seçenek vardır; ya ilişkiyi kesmek, ya da devam etmek ne denli acı olursa olsun, sonuçlarına katlanmak… Evli sevgilinizin gerçekten size aşık olsa bile, bir metres olarak, yaşamın kolay olacağına kendinizi inandırmak, saftilik olacaktır.


Bütün aşklar tatlı başlar


ilişkilerin çoğu, bir iş arkadaşıyla, bir komşuyla, veya bir barda rastladığınız biriyle “masumane” başlar. İşte geç saatlere kadar çalışıyorsunuzdur, o sizi eve bırakmayı teklif eder. Biraz içip bir şeyler için bir yerde durursunuz. Bol bol güler çok iyi anlaşırsınız. Eğer onun evli olduğunu biliyorsanız, buna bir son vermek için fırsatınız vardır, ya da, kontrol edemediğiniz bir tutkuyla kendinizi bırakıp bu romantik kaçamağa baştan kara dalabilirsiniz. Her iki halde de, eğer onu çekici buluyorsanız onun da sizden hoşlandığını biliyorsanız, birlikte yalnız kaldığınız anda, ilişki resmen başlar.


Gizliliğin büyüsü


Bu tür ilişkilerin sonucunu kesin olarak tahmin etmek asla olası değildir. Geniş yürekli, iyi niyetli bir yaklaşım ancak şöyle olabilir: “İkimiz de yetişkin insanlarız duygusal olarak birbirimize bağlanacak değiliz. Ama, birbirimizden hoşlanıyoruz; olmasın?” Böyle bir düşünce, asla aşka şı korunma gerektirmez. İster hoşlanın, ister hoşlanmayın ama, seks genelde duygusal bir yakınlıktır. Başlangıçta, gizli ilişkiyi sürdürmek, öğle saatinde terk edilmiş bir büroda birbirinize sarılmak hafta sonunu birlikte geçirmek için çılgınca planlar yapmak hoş olabilir. Hatta, onun ısı, sizin anne babanız için inanılacak öyküler uydurmak bile heyecan verici romantik olabilir. Oysa bir süre sonra bu gizlilik rahatsızlık verebilir.


Dedikodular başlayınca


Bürodan veya çevreden sıçrayan tek bir kıvılcımla öykünüzün yangın ateşi gibi yayıldığını görünce üzüntüler başlar. İnsanlar seks skandallarına bayılırlar. Dedikodunun, ısına ulaşması tehlikesinin dışında, iş arkadaşlarınızın arkanızdan fısıldaşmaları veya odaya her girişinizde anlamlı gülümsemeler hiç de eğlenceli değildir. Yaşamınızın büyük ı, herkesin gözünde küçük, kirli bir ilişkidir. Evli bir erkekle ilişkiye girdiğinizde, hiç kimseye görünmeden gidebileceğiniz yerler sınırlıdır. Bir süre sonra, yaşamınızın yarısını gizlenerek geçirdiğinizi görebilirsiniz. Herkesin gittiği barlar, restoranlar, sinemalar diskotekler, yerler olmuştur. Onunla birlikte alışverişe çıkamaz, yılbaşını birlikte kutlayamaz, aileniz arkadaşlarınızla tanıştıramazsınız. Onu telefonla evinden arayamazsınız, en basiti, belki karalık bastıktan sonrası hariç, elele tutuşarak parkta bir gezinti yapamazsınız.


Size şı içten mi?


Bekar bir kızla birlikte olan evli erkeklerden bazıları gerçekten içtendir. Ama çoğunun, evliliğinin bozmak gibi bir niyetleri olmadığını da eklemek gerekir. Ona güvenebileceğinizi bilebilirsiniz? “ım beni anlamıyor!” derken pek çok saf genç kıza söylemiş de olabilir. ısı, pekala onun anlattığı gibi sıkıcı biri ya da şikayet ettiği kadar cadı olabilir. Ama bu denli korkunçsa, onunla evlenmeyi istemiştir?

kaynak: bayanca.net

Newsweek Dergisi, kocalarını aldatan kadınları kapak konusu yaptı. Derginin araştırmasına göre giderek daha fazla mutluluğu bir başka erkeğin kollarında arıyor.


Aldatan kadınların oranı, aldatan erkeklerin oranına yaklaşıyor. ABD”deki rakamlara göre eşini aldatan kadınların oranı yüzde 15, erkeklerin oranı ise yüzde 22. terapistleri ise kadınlardaki aldatma oranının yüzde 50″ye yaklaştığı görüşünde.


Evli kadınlar artık bir araya toplandıklarında çocuklar nın sıkıntılarından daha başka şeyleri konuşuyorlar. Özellikle bu kadınlar 6-7 yıllık evliyseler…


Amerikalı kadınlar, artık birbirlerine kocalarını aldattıklarını anlatıyorlar. Örneğin adı ‘Erin” olarak geçen 40″lı yaşlarda, 10 yıllık evli bir , bir toplantı sırasında arkadaşlarına kocasından başka bir erkekle buluştuğunu, hatta birkaç erkekle ayrı ayrı buluştuğunu anlatıyor.


Erin, ‘onlarla seks yapmasa da sadece bir öpücüğün verdiği heyecanı yaşamanın bile kendisine yettiğini” belirtyor.


Yalnızlık etkeni


Bir pilotla evli olan sürekli yalnızlık çeken 35 yaşındaki ‘Veronica” ise, bir başka erkeğe aşık olmuş. Dallas”taki bir gece kulübünde tanıştığı zengin bir işadamı olan bu erkeğin kocasının ona veremediği her şeyi verdiğini söylüyor: Tiffany marka mücevherler, çiçekler notları… Ama bir gün aşığından bir buket çiçek geliyor, kapıyı da kocası açıyor… Veronica”nın evliliği ondan sonra bitiyor. Şimdi bir başka bir erkekle (çiçek gönderen değil) evli olan Veronica, arkadaşlarıyla flört etmek isteyen evli kadınlara yönelik bir web sitesi açmaktan söz ediyorlar. ‘Bunun bir pazarı olduğunu sanıyorum” diyor Veronica. Böyle siteler var da. dışı seks arayan kadınlar, , ya da ”da ‘search” yaparak aradıklarını bulabiliyorlar. Evli kadınların en çok buldukları yer ise işyerleri olarak belirlenmiş.


Anketler yanıltıcı


Geçmişte yasalar kocalarını aldatan kadınları cezalandırıyordu. Her şeylerini, hatta evlilikten önce edindikleri mallarını bile kaybedebiliyorlardı. Günümüzde yasalar kadınları koruyacak yönde değişti. Ayrıca kadınların eğitim düzeyleri de arttı. Artık daha rahat hareket edebiliyor yaptıklarını arkadaşlarına da hiç çekinmeden anlatıyorlar.


Kaç tane ın dışı ilişki yaşadığını hesaplamak zor, çünkü anketlere büyük oranda doğru cevaplar verilmiyor. Erkekler cinsel yaşamları konusunda abartılı bilgiler verirken kadınlar daha ketum davranıyor. Uzmanlar, eşlerini aldatan erkeklerin oranını yüzde 50 olarak verirken bu oranın kadınlarda bugün en az yüzde 30-40″lara çıktığını söylüyorlar. 1991″de yapılan bir araştırmada bu oran yüzde 10 çıkmış. 2002″de ise yüzde 15. Aynı araştırmaya göre eşini aldatan erkeklerin oranı ise yüzde 22. danışmanı Michelle Weiner-Davis ise eşlerini aldatan kadınların oranının yüzde 50″ye yaklaştığına inanıyor.

kaynak: bayanca.net

Psikiyatri uzmanları “Aldatma” diye bakılan meselenin, çiftlerin kendilerini aldatılmış hissetmeleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. Yani aldatma ile sadakatsizlik bazen birbirine ışabiliyor.


“İnsanlar hayvanlar için aldatmak kuraldır, sadakat ise istisna.” Tekeşlilik Efsanesi: Hayvanlarda İnsanlarda Sadakat İhanet (The Myth of Monogamy: Fidelity and Infidelity in Animals and People) adlı kitabın yazarları, psikolog David Barash psikolog Judith Eve Lipton, dünya üzerine yaşayan birçok çifti yakından ilgilendiren tekeşlilik olayına böyle yaklaşıyor.


Aldatmak mı sadakatsizlik mi? Psikiyatri uzmanları “Aldatma” diye bakılan meselenin, çiftlerin kendilerini aldatılmış hissetmeleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. Yani aldatma ile sadakatsizlik bazen birbirine ışabiliyor.


Klinik psikoterapist Rebia Erdoğan, “Kişiler ikili ilişkilerde bir araya gelirken geçmişin aktarımı ile, koptukları ilk sevgiyi, yani anne babadan sonraki sevgiyi verecek sevgiliyi arıyor. Ama yaşam, doğal olarak, dürtülerle hareket ederken poligamdır ancak ego düzeyinde bakıldığında monogamdır. Bu, şu demek: İkili ilişki, şındakiyle birlikte yaşamı üretebilme alışkanlığını elde etmektir. Yetişkin olamadığın zaman, dürtülerinle iç kaygılarını düzene koymaya çalışırken, istesen de istemesen de komşunun bahçesindeki erik hoş gelir. Ama bu kısa sürelidir. Aldatma, temelde bir ilişkiyi üretebilmek yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş insanların sonsuz bağ arayışıdır. iki nedene dayanır; terk edilmişlik duygusunu kapatmak terk edilmek yerine kendini sürekli güvencede hissetmek, dürtüsellikteki anlık hazların sürekliliğini sağlamak” diyor.


Sadakatsizlik aldatmaya dönüyor


Prof.Dr. Psikiyatr Mehmet Sungur ise içinde “aldatma” teriminin sorunu mlamayacağını savunuyor bu terimin adının sadakatsizlik olması gerektiğini belirtiyor. Sungur”a göre her sadakatsizlikte bir miktar aldatma vardır; ama, aldatma şı tarafı kandırmak amacıyla . Oysa sadakatsizlikte böyle bir amaç yoktur. Ancak, sadakatsizlik devam ederken bir süre sonra amaç haline geliyor. Sadakatsizlikte eşlerden biri bir başka kişiye yöneldiği zaman, amacı beraber olduğu kişiyi aldatmak değildir. Başka kişilerle beraber olurken amaç, eşi ya da sevgiliyi aldatmak olmuyor. Sungur, “Mesela, danışanlarımız bize geldiklerinde, “Başka biriyle beraber oluyorum, çünkü ımla seks artık eskisi kadar seksi değil” diyor. Dolayısıyla, seks artık seksi olmadığı için başkalarına yöneliyor eşlerden biri. Aldatma, eşlerden birinin başka bir partner olduğunu fark ettiği noktada başlıyor. Sorular sormaya başlıyor eş; o sorulan sorulara yalanlar geliyor doğrular söylenmediği zaman aldatma başlıyor. O nedenle olay bir sadakatsizlik aldatma da bunun bir parçası” sözleriyle durumu açıklıyor.


Aldatmanın kişiler üzerindeki etkileri


Sungur”a göre, herkesin olaydan etkileniş biçimi farklı. Bazen, insanlar tüm bu sadakatsizliği bilmelerine rağmen, eşleriyle yaşamaya devam ediyor. Bazıları ilişkiyi anında koparıyor, bazıları sürekli bocalıyor. Dolayısıyla, bunlardan hangilerinin yaşanacağı tamamen insanlara bağlı.


Sungur, aldatmaya uğramış bir ın ifadesiyle, olaylara yaklaşımı özetlemeye çalışıyor: “Aldatılan bayan, 15 yaşında tecavüze uğramıştı; ama tecavüz, bu sadakatsizlik kadar üzmemişti onu, çünkü o bir yabancıydı. Oysa bayan, eşini en iyi arkadaşı sanıyordu. Sonuçta “Demek ki değilmiş” ına varmıştı. Bu intihara eğilimliydi. Çünkü en iyi dostunu dünyaya inancını kaybetmişti. Bunun için aldatma kavramının esasını anlamak gerekiyor, insan üzerindeki etkisi diye. Bir ilişki sorunun sonucu olarak mı ortaya çıkıyor, yoksa böyle bir şey olduğu için mi ilişki de sorunlar yaşanıyor? Bunun iyi kavranması lazım.”


Sadakatsizliğe uğrayan kişiler neler kaybediyor?


Prof.Dr. Sungur kayıpları şöyle özetliyor: “Birincisi, kimlik kaybediyorlar. Artık aynı kişi değilim, diyorlar. İkincisi, özel olduklarına ilişkin inançlarını kaybediyorlar. Onun için özel değilmişim, beni kullandı attı diyorlar. Üçüncüsü, değerlerin kaybına bağlı olarak, kişi kendine olan saygısını yitiriyor. Burada kişiler, normal koşullarda, bir aldatmaya uğramış arkadaşlarını kınarken, kendileri bu tavra sessiz kalıyorlar.


Gidemeyişlerini utanç verici buluyorlar. Hatta bu ilişkiyi devam ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sürekli olarak sadakatsizliğe uğradıkları durumu düşünüyorlar. Bu, onların düşüncelerini kontrol edemeyişlerini de beraberinde getiriyor. Aslında kontrol etmeye çalışmamak da gerekiyor; çünkü ne kadar çabalarsanız o düşünceden kurtulmanız o kadar zorlaşıyor. Düşünceden kurtulmaya çalışmak yerine bir psikiyatrla birlikte düşünmek gerekiyor. Adalete olan inançlarında bir kayıp oluyor. Dünyanın güvenilmez bir yer olduğunu düşünüyorlar. Kendilerini en çok seven insanlar bunu yaparsa, bu dünyada kime güvenebileceklerini şaşırıyorlar.”


Aldatılan kişinin başka insanlarla bağları da kopuyor. Çünkü, arkadaşları sürekli olarak soru sordukları takdirde, kendini güçsüz bulduklarını düşünüyor; sormadıkları takdirde ise kendisiyle ilgilenmediklerini düşünüyor. Amaç kaybı oluyor; ölüm düşünceleri gelişiyor. Bütün bunları düşünüp her gün bu azabı çekmek yerine, hayatlarının bitmesini istiyorlar.


Bir sadakatsizliğe uğrama durumunda bazen utanç, bazen öfke duygusu uyanıyor: “Erkekler bunu her zaman yapar lafına inanmalıydım, ama inanmadığım için kendimi affedemiyorum” durumu yaşanıyor. Bazen suçluluk duygusu yaşanıyor; kişi kendini sorumlu tutuyor “Onu ihmal ettim bu nedenle böyle oldu” bahanesine sığınıyor. Umutsuzluk, çökkünlük yaşanabiliyor; aldatılan kişi eş olarak yetersiz olduğunu düşünebiliyor.

kaynak: bayanca.net

Posta gazetesi köşe yazarlarından olan Halim Bahadır”ın “Tutunuş” isimli ı yayımlandı. Bahadır, romanda ihanete uğramış olan bir erkeğin acılarını anlatıyor.


Posta gazetesinin “Romantik İsyankâr”ı (Gazetedeki köşesinin adı bu) Halim Bahadır”ın “Tutunuş” isimli ı çıktı. Nokta Yayınları tarafından yayımlanan ın kapağında “Aldatılan erkeğin dünyasına soluksuz bir yolculuk” yazıyor.


Bizim Bahadır”ın kendine göre geniş bir okuyucu yelpazesi vardır. Yazılarında kimi zaman erkeklere, kimi zaman de kadınlara, yaşama biraz daha romantik bir gözle bakmanın ipuçlarını verir. İlk ı “Tutunuş”ta ise sanki böyle daha bir erkeklerin dünyasını anlatıyor. Dahası, aldatılan erkeklerin dünyasına bir göz atıyor.
Şöyle bir düşününce arkasından ı okuyunca şaşırmadım desem yalan olur. - ilişkileri masaya yatırıldığı zaman nedense hep erkeklerin kadınları aldattığı meselesi öne çı.


Filmlerde, romanlarda (Madam Bovary hariç) genellikle aldatılan, acı çeken hep kadınlardır. Günlük yaşamda da farklı değildir aslında. Çevremizde hep kadınların aldattığı konuşulur. Oysa gerçekler böyle midir? Erkekler de eşleri tarafından aldatılıp, acı çekip, zırıl zırıl ağlamazlar mı? İşte Halim Bahadır, “Tutunuş”ta olaya böyle farklı bir açıdan yaklaşmış.


Halim bey kardeşim, belli ki yazmadan önce, araştırıp etmişiniz. Çevremizde çok var mı eşleri tarafından aldatılan erkekler?


Posta”da bu konuları yazdığım zaman beni inanılmaz sayıda okuyucu aradı. çoğu da genellikle üniversite bitirmiş çocuklar, 30″la 60 yaş arasında. Aldatılınca çok fazla yıkılmışlardı, bu beni biraz dürttü. Ama burada şöyle bir şey var. Ben kadına da, erkeğe de tümüyle tarafsız bakıyorum. Her şeyden önce, gazeteciyim, okura saygım var. Şimdiye kadar hep, kadınların erkekler tarafından aldatılması üzerine yazıldı, çizildi. Çünkü kadınlar konuşur, ağlarlar, birbirlerine destek verirler. Kuşkularını bile olmuş gibi konuşurlar. Fakat, bunu bir erkeğin bir yakınına bile söylemesi gerçekten zor inanın dünyanın her yerinde böyle, zordur bu iş, inanın.


Yani, aldatıldığını çevresine anlatamaz mı?


Kesinlikle öyle. Zaten, “Bu benim başıma gelmez” diye düşünür erkekler önce. Benim romandaki kahramanım da öyle. “Herkesin başına gelirdi ama onun başına gelmezdi”. Onun için yıkılıyor. Aslında bu toplumun kendi yaratmış olduğu erkeklik imajına bir saldırı olduğu için, bunu kendi başına gelmedikçe pek önemsemiyor.


Pardon ama öylesine ayrıntılı şiirsel yazmışsın ki, sanki otobiyografik bir gibi olmuş.


Evet, bire bir romandaki kurgu gibi olmasa da, başımdan geçti böyle bir deneyim. Fakat aşağı yukarı 10-15 erkeğin başından geçenleri alıp bu romana koydum anlatılan her şeyin yüzde 99″u gerçektir. Ya ben yaşamışımdır ya da başka birileri. Ama yaşanmıştır bütün anlattıklarım.
Aldatılan örneklerine baktığımız zaman ağlayan, üzülen, inleyen, intikam alan tiplemeleri görüyoruz. Sizin romana bakarsak erkekler de bu konuda pek farklı değil.


her yerde daha fazla eziliyor. egemen bir kültür var ama kadınlar n bazı alanlarında daha şanslı bence. Örneğin bu alanda. Böylesine önemli bir hadiseyi gözyaşları arkadaş dayanışmasıyla filan aşıyor. Toplum “Vah zavallı ” diyor. Buna şın, hiç kimse “Vah zavallı ” demiyor. Aksine “Lanet herif, eşine sahip çıkamadı” diyor.


Erkekler bu konuda birbirlerine destek olmuyor sizce?


Bu erkeklerin maço bakışından kaynaklanıyor. Evli bir erkeğin bazı hataları yüzünden bir şekilde ısı başkasına ilgi gösterirse burada erkeğin ne suçu var ki? Eğer burada alçaltılmış bir durum, bir günah varsa bu yapanı ilgilendirir, niye suçlanıyor? Toplumun dayattığı erkeklik imajı en önemli şey. Onu korumak lazım. Yere düşürmemek lazım. Erkeklik için en önemli şey.


Erkekler aldatıldıkları zaman, senin romandaki gibi gerçekten de derin üzüntüler yaşıyor mu?


bu durumda oyuncağını geri almaya çalışıyor. Oysa oyuncak kırılmış, mahvolmuş, geri gelemez. Gazetelerde görüyoruz çoğu ı öldürüp, sorundan kurtulmayı yeğliyor. İkinci seçenek ise yalvarmak. Bunların arasında bir gibi gidip geliyor. Toplumun dayattığı imajına meydan okuyacak kadar gücü yoksa, ara istasyonlara gidip geliyor.


Romantik ama acılı


Halim Bahadır Trabzon Tonya doğumlu.
“İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi”nden mezun olan Halim Bahadır 15 yıldır gazetecilik yapıyor. Sekiz yıldır Posta”da yazan Bahadır”ın ayrıca gazete yazılarından hikayelerinden oluşan “Karanlıkta Ediyorum” “Büyüme Sakın Küçük ” isimli iki kitabı yayımlandı. Halim Bahadır halen gazetedeki köşe yazılarında sıradan insanların açmazlarını, öfkelerini korkularını kendi üslubuyla kaleme alıyor.

kaynak: bayanca.net

Çapkınlık, “bir insanın sık sık partner değiştirmesi, daldan dala konması” olayıdır. Çoğu kez duygusallık aranmaz; anlık hazza dönük bir eylemdir.


Çapkınlık, hovardalık, aldatma, aldatılma konuları insanlık tarihi boyunca hep olmuş tartışılmış kavramlardır. her çapkın insan aynı kategoride düşünülemez. Örneğin manik bir , düşünce, duygu davranışlarındaki aşırı hareketliliğe paralel olarak cinsellikte de aşırı istekli olur hiçbir sınır madan önüne gelen şı cinsle ilişki kurmaya çalışır. Yoğun kaygı sıkıntısını kumar oynayarak, uyuşturucu alarak yatıştıran insanların yanı sıra değişik insanlara komplimanlar yapıp, onu “düşürmenin” hazzıyla yatışan, sakinleşen insanlar da var; çevresine hava atmak için ne kadar değişik insanla fazla sayıda kişiyle birlikte olduğunu anlatanlar da…



Gizli homoseksüel eğilimleri olan bazılarının, bu dürtülerin verdiği rahatsızlığı bastırmak, adeta olduklarını ispatlamak için sürekli değiştirmeleri de görünürde çapkınlıktır. Ekonomik sosyal statünün birden değişmesinden kaynaklanan hazımsızlıklar da vardır. İmkan bulamamıştır. Bulduğu anda: “Ne oldum?” hissiyle, büyük bir açlıkla saldırabilir. Ayrıca yaşamın diğer alanlarında yeterli yı gösteremeyen kişiler, seksüel alandaki larıyla avunabilirler. İşin dürtüleri kontrol edememe aşırı istekli olma (hiperseksüel) boyutu da vardır. Kişi biyolojik, sosyal psikolojik açıdan yeterli olgunluğa denetim mekanizmasına sahip olmadığında da çapkınlık görülebilir. Seks hormonlarının aşırı salgılanması da kişiyi aşırı seksüel davranışlara itebilir.


Kırkından sonra…


Bir de “kırkından sonra azma” olayı vardır. Seksüel yaşam, yaşın ilerlemesiyle birlikte azalır; bu doğaldır. Fakat “teklemeye” başlayanlar, büyük bir panikle “Eyvah bugüne kadar farklı bir şey yapamadık, “teklemeye” de başladık, bari bundan sonra hızlı yaşayalım!” düşüncesiyle çapkınlığa başlarlar. Netice olarak; çapkınlık, genetik, biyolojik, psikolojik sosyokültürel faktörlere bağlı, çok yönlü bir durumdur.

kaynak: bayanca.net

Eşlerin birbirini aldatmalarının altında, bir takım sosyal psikolojik faktörlerin aranması gerekiyor.


Psikolog Yalçın Kireççi, aldatmanın temelinde bir takım psikolojik sosyolojik faktörlerin yattığını belirterek, insanların eşlerini aldatmasını kesin bir nedene bağlamanın mümkün olmadığını söyledi.


Kişilerin, bu olayı istedikleri için gerçekleştirdiklerini anlatan Kireççi, cinselliğin insanların doğasında bulunan bir olgu olduğunu belirterek, “Tüm dünyada, erkekler evlenene kadar cinsel hayatlarını istedikleri gibi özgürce sürdürüyor. Evlenince de gençliklerinden gelen bu alışkanlıklarını devam ettirebiliyorlar. Aldatan kişi, bunu eşi olmadığı ya da onu sevmediği için yapmıyor. Bunu bir anlık zevk, fırsat veya heyecan için yapıyor” dedi.


ihtiyaçtır, ancak olmazsa olmaz bir ihtiyaç değildir” diyen Kireççi, şunları söyledi:


“Toplumumuzda cinsel eğitimin yetersiz olması, bir takım takıntıları da beraberinde getiriyor.


Çoğu , erkekliğin ölçüsünü daha çok kadınla beraber olmak olarak lıyor. Erkekliğin ölçüsü kişinin kendi öz benliğiyle ilgilidir. Aldatmanın temelinde bir takım psikolojik sosyal faktörleri aramak lazım. Aldatma olayı kişinin öz benliğiyle, kimliğiyle kişiliğiyle ilgilidir. Eşini aldatan kişilere baktığımızda, o kişinin yaşamında bir takım sorunlar olduğunu görüyoruz. Örneğin bir işe kendinizi çok verirseniz, hedefiniz varsa çoğunlukla akla gelmez. boş kalındığında akla gelen bir şeydir.”


İnsan ancak kendini aldatır


Kireççi, hayatlarını istedikleri gibi özgürce yaşayamayan kişilerin bu tip olayları daha çok yaptığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:


“Hiçbir şekilde ın erkeği ya da erkeğin ı aldatması gibi bir şey söz konusu değil. Kimse kimseyi aldatamaz, insan ancak kendini aldatır. Bu açıdan, aldatılan tarafların hiçbir zaman aldatıldıklarını düşünmemeleri gerek. Çünkü, aldatan kişi kendini aldatır güven kaybeder. Kaybeden her zaman aldatan taraftır.


Taraflar özgüvenlerini kaybetmemeliler. Eğer evliliklerini devam ettireceklerse, bu olayı olabildiğ telafi edecek bir çözüm aramalı bu olayı tekrar tekrar gündeme getirmekten kaçınmalılar.”

kaynak: bayanca.net

Aldatma hakkında bugüne kadar birçok şey söylendi, birçok şey yazıldı peki hangisi doğru, hangisi yanlıştı…


İhanet erkekler için genetiktir…


Yanlış


Bu cümle, tüm Kazanovalar”ın bir bahanesi mi, yoksa biyolojik bir gerçek mi? Pek çok bilim adamı, aldatmanın kalıtımsal olduğu üzerinde duruyor. Bu görüşü benimseyen uzmanların teorisine göre; erkekler, soylarının devamını sağlamak için, içgüdüsel olarak mümkün olduğunca çok ı hamile bırakmak istiyor.


Doğru


Sadakatsizliğin genlerle pek ilgisi yok aslında. Aldatmanın en önemli nedeni, hiç kuşkusuz, yeni bir maceraya doğru yol almak; heyecan, tutkunun cazibesine kapılmak. Günümüzün kadınları da artık ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda, erkekler kadar olmasa da, macera peşinde koşabiliyor.


yapan kişi eşinden sıkılmış demektir…



Yanlış


Erkeğin yaptığını fark ettiğinde, endişeye kapılır. Oysa, korkmaya hiç gerek yok. Çünkü , partneriniz için aslında bir gevşeme yönteminden başka bir şey değil. Yapılan araştırmalar, erkeklerin yüzde 92″sinin kadınların yüzde 60″ının yaşamlarının bir döneminde en az bir kez yaptıklarını ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, kadınların yüzde 83″ü mastürbasyonla orgazma ulaşıyor. Bunun aksine, partneriyle cinsel ilişkiye giren kadınların zirveye ulaşma oranı ise sadece yüzde 29.


Doğru


Ara sıra yaşanan “tek kişilik heyecan” sizi korkutmasın. Üstelik, yaparken edindiğiniz tecrübe fantezilerinizden ikili ilişkilerinizde de yararlanabilirsiniz. Cinsel yaşantınıza daha fazla heyecan katmak fena mı olur?


Eşinizin erotik fantezisinde başka biri yer alıyorsa, korkun!


Yanlış


“Başkalarıyla erotik fantezi kuran, partnerine aşık değildir.” Bu cümle kesinlikle doğru değil. Araştırmalara katılan pek çok , Julia Roberts ile yatağa girmeyi hayal ettiklerini, kadınlar da aynı şekilde, düşlerinde Brad Pitt ile seviştiklerini belirtiyor. Ara sıra zihinde yaşanan kaçamaklar ise, hem kendinizin hem de partnerinizin cinsel arzusunu kamçılayabilmeniz için en iyi metot aslında. Ancak bu, bir süre sonra zorunluluğa dönüşmemeli.


Doğru


Heyecan dolu fanteziler, cinsel birlikteliğinizin daha tutkulu yaşanmasını sağlar. Rutinleşen cinsel yaşantınız yeniden renkli uyumlu bir birlikteliğe dönüşür. Monotonluktan kurtulursunuz.

kaynak: bayanca.net

Birlikte olduğunuz erkeği şeytana uyup aldattınız onun bundan haberi yok. Sizse vicdan azabından kıvranıp duruyorsunuz. Kendinizi suçlamadan önce durup şöyle bir düşünün: Acaba sizi bunu yapmaya iten neydi?
Yaz mevsimi sadece kumun, denizin, güneşin tatilin değil, ın, tutkunun seksin de mevsimidir. Tabii insan kendini yazın büyüsüne kaptırıp olmadık işler de yapabilir. Siz de bu yaz sevgiliniz olmadan tatile çıktınız gittiğiniz yerde tanıştığınız bir yakışıklının cazibesine şı koyamadınız. Şimdiyse çok pişmansınız, kendinizi berbat hissediyorsunuz. Oysa kendinizi koyvermek yerine yaşadıklarınızı sakin bir biçimde analiz etmeye çalışmanız çok daha yerinde olur.


Vicdan azabı meselesi: Unutmayın ki, içinizdeki suçluluk duygusundan kurtulmanız mümkün değil. O yüzden vicdan azabını kabullenin, ama abartmayın, çünkü bu sizi hiçbir yere götürmez. Olan oldu, çok üzgünsünüz.


Ama artık bu olanlardan ders çıkarma, sebepleri araştırma, belli kararlar alma ilişkiye yeni bir yön verme zamanı…


Sebepleri ortaya çıkarmaktan korkmayın: “Bir anda oldu işte, kendimi tutamadım,” diye işin içinden çıkıp temelde yatan sebeplerin üstünü kapatmak, ilişkinizi çok daha kötü bir noktaya sürükleyecektir. Hiçbir şey öylesine, durduk yerde olmaz, çok derinde yatıyor da olsa altında mutlaka bir sebep vardır. deliler gibi sevdiğiniz erkeği aldattınız? Size bazı açılardan yetmiyor mu? Acaba ilişkinizde sürekli görmezden geldiğiniz sıkıntı sorunlar mı var? Tatilde birlikte olduğunuz adamda sizi çeken neydi? Aynı özelliği sevgilinizde de görüyor musunuz? Hoşunuza gitse de gitmese de lütfen bu sorulan kendinize sorun kıvırtara