nedir

sınır maz. Hele ki konu kediler ise. Çiftleşme zamanı gelen dişi kedilerin yüksek sesle miyavlamaları (yoksa haykırışları mı desek) meşhurdur. Evde dişi kedisi olan kedi dostları bu sesi çok iyi bilirler. İster kafanızı yastığa ister su dolu küvete sokun o size isteğini mutlaka sesi ile duyurur.

Dişi kediler bununla da yetinmez. Jane Fonda’nın Barberellası’nı ya da Müjde Ar’ın Ah Belinda’sını hatırlatır bir şekilde kendini yerden yere atar. olduğunu hatırlatan kıvrak hareketler sergiler. Poposunu yukarı kaldırabilir, gerinir, bazen oyun ile dolu saldırılara girişir. Dişi kediler genellikle 6 aylıkken erginleşirler. Ama Siyam kedileri Burmalar daha erken yani 3.5, 4 aylıkken erginliğe ulaşırlar.


Dişi kediler yılda yaklaşık on kere çiftleşme sürecine girerler her süreç yaklaşık 2 ila 3 hafta sürer. Ama bu süreçler genellikle yılın başında başlar sonbahar civarında azalır. Kış aylarından ziyade bahar ile çiftleşme isteği artar. Bir görüşe göre kedilerin gözlerine gelen güneş ışığının açısı bu çiftleşme sürecinin başlatıcısıdır. Dişi kediler de her bayan gibi seçicidirler. Öyle kolay kolay eş seçemezler. Adaylar her ne kadar peşinde koşsa da gönlünü çalmayı başarabilmeleri için epey bir çaba sarf etmeleri gerekir. Sınırı aşanlar dişi kedinin sivri tırnakları ile terbiye edilirler. Ama dişi kedi eşini beğendi ise kendisine yaklaşmasına izin verir. oyunları bir süre devam eder. Küçük kavgalar, ısırmalar, kovalamacalar bu oyunlarında rastlanan sahnelerdir.

Dişi kedi çiftleşmeye verdiğinde kedinin kendisini ensesinden dişi ile tutmasına izin verir. Çiftleşme kedilerde oldukça kısa sürer çiftleşmenin belirtisi dişi kedinin çıkardığı yüksek tonda bir sestir. Dişi kedi çiftleşene dek yumurtalarını serbest bırakmaz tam çiftleşme anında yumurtalarını serbest bırakır. Çiftleşme döneminde dişi kedi birden fazla sayıda kedi ile çiftleşebilir. Çiftleşme sürecine giren dişi kedilerin ateşinde görece bir artış da görülebilir.

Eğer kedinizi ya da dişi kedinizi ev ortamında konuk bir kedi ile çiftleştirecekseniz dikkat etmeniz gereken önemli hususlar olduğunu hemen belirtmeliyiz. Öncelikle durumundan emin olmalısınız. Hem kedinizin hem de konuk kedinin birbirlerine bulaştırmayacağını testlerle tespit ettirmelisiniz. Özellikle kedi AIDS’i bu tür çiftleşmelerle kediden kediye geçmektedir. Diğer taraftan kedileri bir araya getirdiğinizde iyi gözlem yapmalı yalnız bıraktığınız anlarda eğer birbirlerine yakınlık göstermiyorlarsa zorlamamalısınız. Bırakın doğa işini görsün. Eğer gelin ile damat adayları bu konuda isteksizler ise birbirlerinden pek haz etmemişler demektir. Doğal olarak başka bir aday bulmak yine size kalmaktadır.


Kısırlaştırılmamış dişi kedilerin çiftleşme dönemlerinde sokağa bırakılması halinde istenmeyen hamileliklerle şılaşılması kaçınılmazdır. O sebeple eğer kısırlaştırma ı aldıysanız gecikmemelisiniz. Eğer kısırlaştırmayacak hamile kalmasını da tercih etmiyorsanız yapacağınız tek şey yüksek volümlü bir walkman ile evde dolaşarak dişi kedinizin çığlıklarından kulaklarınızı korumanızdır. Ama bizce bu kediye kısırlaştırmadan daha da ağır bir yüktür.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us


Kediler Çiftleşme

Eskiler “Kedi yalanıyorsa yağmur yakındır” dese de kediler genel temizliklerini yapmak için düzenli olarak yalanırlar. Yalanma eylemi daha çok sabah kahvaltısından sonra başlar. Sabah yapılan temizlik genel temizliktir. Yani baştan ucuna kadar bir temizlik . Ama her sonrasında ise özellikle yüz patiler yalanarak temizlenir.


Sokak gezilerinin sonucunda kirlenen kürk de yine yalanarak temizlenir. Kediler yalama işlemine dişlerini de katarlar kitreleşmiş tüy topakları tarak gibi kullanılan dişlerle yumuşatılıp sert bir fırçayı andıran dille açılarak düzeltilir.


Kedilerin tüy temizliklerini yapabilmeleri için öncelikle suya ihtiyaçları vardır. Zira temizliğin ana öğesi tükürüktür. Kedi tükürüğü kedi için antiseptik özellik taşır. Yaraların yalanması bir anlamda pansuman bir anlamda tedavidir. Ama operasyon yaralarının yalanması dikiş varsa sıkıntı yaratabilir. Bu sebeple Elizabeth yakası ile yalanacak bölgeye ulaşmasının engellenmesi doğru olacaktır. Düzenli su alabilen kediler tüy temizliklerini rahatlıkla yapabilir. Ama özellikle sokak kedileri yeterince su içemedikleri için tüy temizliklerini gerektiği gibi yapamazlar. Özellikle mantar gibi deri hastalıklarının başlamasında da bu geciken temizliğin belli bir payı vardır.


Kediler için yalanma doğal bir eylem olsa da aşırı yalanma durumu dikkatle gözlemlenmelidir. Zira aşırı yalanma kedinizin bir sorunu olduğuna işaret eder. Muhtemelen de hypertiroid problemi olabilir. 10 yaşına kadar kedilerin % 30unda hypertiroid vakası görülmektedir. Bu durumda en kısa zamanda kedinizi bir veteriner hekimin kontrolüne götürmenizde fayda vardır.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us


Kediler yalanır?

Dünyada bundan daha bir var mıdır? Elinizi o güzelim tüylerin üzerinde gezdirirken gözlerini yumar kendisini güvenliğinize teslim ederek mırlamaya başlar. Adeta “ben de seni seviyorum” der.


Kediler mırlar? Aslında bu soruyu aylar önce bir okurumuz bize sormuştu biz de ona verdiği bu ev ödevi için teşekkür etmiş, dersimize çalışıp cevap vereceğimizi belirtmiştik. Ama araya bir çok şey girdi. Yanıtlamak bugüne kısmetmiş.

Kedilerin mırladığı bilim adamlarının da ilgi alanına girmiş bu konuda epeyce bir araştırma yapılmış. Görülmüş ki, tüm yavru kediler, mırlama yeteneğine sahip olarak doğuyorlar. Ayrıca tek mırlayan ev kedileri değil, tüm kedi türlerinin mırlama yeteneğine sahip oldukları anlaşılmış.


Kedilerin mırladıklarını açıklamadan önce mırladıklarını açıklayalım. Bu konuda bilim adamları arasında tam bir fikir birliği bulunmamakta. Bilim adamlarının kedilerin mırlama tekniği ile ilgili olarak tek mutabık oldukları husus, kedilerin bu sesi bir titreşim ile çıkardıkları. Bazı bilim adamları gırtlak ya da diyaframın titretilmesi ile bu sesin çııldığını iddia ederken, bazı bilim adamları ise kedilerin göğüs bölgelerindeki kan damarlarını titreterek bu sesi çıkardıklarını düşünüyor. Öte yandan kedilerin yüz baş kemiklerini harekete geçirerek mırlama sesini çıkardığını düşünen bilim adamları da bulunmakta.


biçimlerine göre kedilerin mırlamalarında farklılıklar olduğunu biliyor muydunuz? Kedilerin mırlama seslerini teybe kaydeden bilim adamları görmüşler ki, kedilerin çıkardığı aralığı birbirlerine yakın seyrediyor genellikle 20 ila 140 Hz arasında bir titreşim ortaya çıkıyor. Kimilerine göre bu titreşim bir dizel motorun titreşimine eşit, ama bu teyit edilmiş bir bilgi değil.


Kedilerin mırlarken beden hareketleri de incelenmiş bazı kedilerin hareketsiz kalırken bazı kedilerin yeri tırmalama eylemi ile aynı anda mırladıkları fark edilmiş.


Şimdi kedilerin mırladığına gelebiliriz. Kediler mırladığında genellikle mutlu oldukları düşünülür. Araştırmalar sonucunda anlaşılmış ki, bu yargı yanlış değil ama eksik.


Şimdi şaşırmaya hazır olun! Kediler sadece mutlu iken değil aynı zamanda mutsuzken acı çekerken de mırlamaktalar. Buna en örnek doğum yapan dişi kedilerin doğum anındaki mırlamaları gösteriliyor. Zira anlaşılmış ki mırlama aslında bir eylemi ama aynı zamanda bir rahatlama eylemi. Yani kedilerin -özellikle acı çekerken- mırlayarak aslında acılarını azaltmaya yönelik bir terapi yaptıkları anlaşılmış. Mırlama ile gerçekleşen titreşimin acıyı azalttığı kediyi hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatlattığı tespit edilmiş.


(Ne kadar konuya bilimsel bir kanıt olabilir bilemiyoruz ama veteriner hekime gitmekten son derece korkan bazı kedilerimizin klinikte son derece huzursuz olduklarını ama kucağımıza aldığımızda sürekli mırladıklarını fark etmiş idik. Belki de huzursuzluklarını kendilerince gideriyorlardı.)


Şimdi söyleyeceklerimiz daha da şaşırtıcı gelebilir. Gerçi bu konuda bilimsel bir kanıt yok ama iddialar var. Kedilerin mırlayarak gerçekleştirdikleri bu rahatlatma eyleminin sadece kedilerde değil insanlar üzerinde de faydası olduğunu düşünenler var. Son yıllarda moda olan “healing yöntemleri”yle kıyaslandığında kedilerin çıkardığı titreşimli sesin insanlar üzerinde alternatif bir yöntemi olarak kullanılabileceği yine aynı çevrelerin iddialarından. Dediğimiz gibi bu şimdilik bir iddia.


Kedi dünyası her zaman sürprizlerle doludur. Kediler zaten başlı başına bir sürpriz değil mi? Sadece mutlu oldukları anda değil mutsuz ya da acılı anlarında bile mırlayarak kendilerini tedaviye yönelen bu harika canlılara imrenmemek mümkün mü? Bir düşünsenize, acılarından ya da üzüntülerinden kurtulmak için biz insanlar ağrı kesicilere, anti-depresanlara koşarken kediler bunu doğal yollardan yapıyorlar. Kısacası kediler doğuştan Prozac.


kedimveben.com - Kedi Kültür Dergisi

kaynak: hayvanlar.us


Kediler mırlar?

Sizinle oyun oyun oynamak, kediler için en az yiyecekler kadar önemlidir. Onun küçük tüylü yüzünü sabahın erken saatinde yüzünüze sürmesiyle, birlikte oyunlar oynayamadığınız zamanlarda bir bebeğinkini andıran çığlıklarıyla oyuncu kedinizi rsınız. Elbette ki kedinizle oynamak sizin için de eğlendirici vakit geçirmek demek. Ama her zaman bu vakti yaratmak da mümkün değil.


Oysa kedilerin yaratıcı olabilmeleri için insanlarla birebir yakın ilişkiye girmesi gerekir. Bunu bilen sahipleri kendilerini suçlayıp, küçük kedilerine oyuncak arayışına giriyorlar.
Daha fazla verilen oyuncağın daha iyi olduğu düşünülerek, son zamanlarda moda olan oyuncaklara yönelenler de oluyor. Sanki oyuncağa ne kadar çok verilirse, suçluluk duyguları o kadar çok azalıyor gibi hissediyorlar.
Oysa tamamen yanlış bir yoldalar. Kediler tırmanacakları, bol hareket edicekleri, durup durup tekrar başlayacakları oyunları tercih ederler her zaman. oyuncaklar onlar için fazlasıyla pratik kolay.


Yüzyüze konuşun: Böylelikle birbirinizi çok daha iyi anlamaya başlacaksınız.
Her gün çok az da olsa bir süreyi göz göze sohbete ayırın. Kedinin göz hizasına gelebilecek şekilde bir konum alın.
Konuşurken “Kedi Sesi” ni kullanın. Yani yumuşak normalden daha yüksek. Kendinizi aptal gibi hissetmeyin. Sık aralıklarla kedinin adını telaffuz edin. Ams sakın bağıran bir tonu kullanmayın. Kedinin gözlerini edin. Eğer yumuşak yavaş bir şekilde gözlerini kırparsa , anlamı “Kendimi rahatlamış memnun hissediyorum” demektir. Ona “Ben de” demeyi unutmayın.


Yerde Gazete Okuyun: “Ne zaman okumak için yere gazete sersem, kedim birden bire ortaya çıkıyor. Hemen gazatenin en üst köşesinde yatmak için bir yer buluyor.” diyorsunuz. Bu bir hakimiyet duygusu olsa gerek. Gazete kağıtlarıyla oyunu, kağıdın altından parmaklarınızı hareket ettirerek başlatabilirsiniz. Hiç vakit kaybetmeyecek kağıdın üzerine saldırıya geçecektir. Bu oyun ona da size de eğlenceli vakit geçirir. Ancak bir daha rahat rahat yere gazete sererek okuyabileceğiniz garantisini veremeyiz.


Boş Kutu Bırakın: Tıpkı kendi kağıtlarınızı attığınız size ait bir çöp sepeti bulunuyorsa, kediniz için de bir kutu edinin. Kediler kutuların içine atlamayı çok sever. Sokak kedilerini hatırlayın. Ama hiçi kimse bunu yaptıklarını bilmez. Kendini orada daha güvenli hissediyor olmalı. Bir de kutunun içi doluysa, fiziksel olarak içeri yaptığı baskı onu rahatlatıyor olmalı. Zaten fazla merak etmeya gerek yok, ne derler bilirsiniz “Hayvanların neyi, niye yaptıklarını bilmeye imkan yoktur”.


Burun Öpücüğü: Birçok kedi dudaklarından öpülmez. Ama bu arkadaşça dokunuşları sevmedikleri anlamına gelmez.
Özellikle burnuna dokunacak küçük bir öpücük onu dünyanın en şanslı kedilerinden biri gibi hissettirecektir. İlk seferde kaçmıyorsa, yavaşça koklayın onu. Eğer kaçarsa geri dönüşte aynı hareketi tekrarlamaktan kaçınmayın. Yumuşak bir öpücük, yavaş bir koklayış. Fakat aklınızda olsun, her kedi öpücükten hoşlanmaz.


Oyuncakları Saklayın: Kediler sıkılgan yaratıklardır. Yüzlerce oyuncakları bile olsa, tüm oyuncakları önüne serdiğimizde bir süre oynar, sonra hepsini elinin bir tersiyle bir kenara iter. Böyle olumsuz durumlar yaşamamak için oyuncakları önüne peyderpey çıkarmakta yarar var. Bir oyuncakla oynadıktan sonra onu alıp saklamak, bir süre sonra yenidenortaya çıkarmak işe yarayacaktır.
Böylece her seferinde ilgisini yeniden üzerine çeker aynı oyuncak. Eğer bir oyuncaktan gerçekten hoşlandığını keşfettiyseniz, o oyuncağın farklı boyutta olanını, farklı renkte olanını almalısınız. Yeni arayışlara girmenize gerek yok.


Alışveriş Torbaları: Ne zaman alış-verişten gelseniz, size değil önce torbaların içine burunlarını sokar kediler. Nedeni çok basit. Dışarının havasını kklarlar, o torbaların içinde. Yoksa o an yiyecekle falan ilgilenmez. Biraz koklamak kedilerde “Ben oradaydım” etkisi yaratır. Kendi topraklarına dahil ederler dışaryı da. Dışarının dünyasını okurlar o torbanın içinde. Bırakın yapsınlar.


Odadan Odaya Koşun: Kediler gerçekten kovalamaca çok severler. Sadece kovalamak değil, kovalanmak da onları çok mutlu eder. Bu vahşi kediler için değil, ev kedileri küçük yavrular içinde geçerli bir kuraldır. Onunla bu oyunu sık sık oynayın. Hangi odalarda sürecek bu kovalamaca, ne kadar sürecek hiçbirini bilemezsiniz. Çünkü kuralları kediniz koyacak. Göreceksiniz, farkında olmadan onun koyduğu kurallara uyacaksınız.


Hansel ile Gratel: Biraz uzanıp, izlemek istiyorsunuz. Ama kediniz sizi rahat bırakmıyor. Oyunlar arasında en çok bu öneriyi seveceğinize eminiz. Çünkü size izlemek için boş vakit bırakıyor. Hem de küçük kedinizin canıda sıkılmıyor. Kedinin sevdiği yiyeceklerden, elbette kuru olanlardan, parça parça koridora bırakın. Emin olabilirsiniz ki bu çilik onun çok hoşuna gidecek. Hem de herbir parçayı yiyecek. Belki saatinide böyle geçirmeyi düşünebilirsiniz bazen.
Eğer daha uzun bir süre yalnız kalmak istiyorsanız, o zaman yalnızca koridoru değil, odaları da işin içine katın.


Sandalyedeki Paltolar: Eşiniz ya da annenizin hiç hoşlanmadığı bir görüntü. Ama bu Kedilerin adrenalini yükselten hoş bir oyun sahası. O ceketin üzerine atılmak, sandalyenin üzerine çıkmak geri inmek, vazgeçilmez bir antremandır. Tüm bunlar yetmez, paltonun cebini merak ederler. Anlaşıldığı üzere arada bir evdekilere aldırmayıp, paltoyu sandalyeye asmakta yarar var.

kaynak: hayvanlar.us


Kedi Oyun

Mumyalı Kediden Kedisine

Kediler insanlar için sadık evcil hayvanlar arasında sayılıyor. İlk başta Mısırda evcilleştirilen kedilerin yetenekleri faydaları sürekli değerlendirildi. kedisi de onlarca özelliği ile insanların kalbinde taht kurmaya devam ediyor.


Evcil hayvanların herbirisinin ayrı bir özelliği vardır. Çağlar boyunca, insanların dikkatini üzerine toplamış kedilerden bugün, ipeksi beyaz kürkü, değişik gözleri, mükemmel avcılığı suda oynamayı sevmesiyle en fazla ilgi görenlerden biride kedisi’dir.


Bugünkü modern evcil kedilerin, ilkel formlarının fosillerini milyon yıl önce görebilmekteyiz. Kediler evcilleştirme işlemini ise M.Ö. 3000 yılların da Mısırlılar tarafından yapılmış olabileceği belirtilmektedir. Evcilleştirilen kediler Mısırlılar tarafından kutsal sayılmış kediye bir tanrıça gibi tapınılmıştır. Evcilleştirme işleminin çeşitli zaman yerlerde olabileceğine ait tartışmalar varsa da kesin olarak bilinen, Asya halkının da evcilleştirme işlemine el atmış olmasıdır. Öte yandan bazı kaynaklar kedilerin M.Ö. 1900 yıllarında yarı evcilleştiğini ileri sürmektedir.


Kedi etcil bir hayvandır. Genelleştirme yapılırsa hayvansal proteinlerle beslenir. Keskin duyu organlarının varlığı, karanlıkta bile çok iyi görülebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürümesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz burun etrafında hassas kılların bulunuşu da avcı özelliğini kuvvetlendirmektedir.


Kürk kılları ilkbahar sonbaharda dökülen kedilerin, yüz kasları herhangi bir olay şısında ın yüz ifadesini belirtecek bir şekil alır. Kas iskelet sistemini mükemmel bir şekilde koordineli kontrol edebileceklerinden, hangi pozisyonda yukardan aşağıya bırakılsın daima ayakları üzerine yere düşer.


Büyük beyin (Cerebrum)in alanının genişliği, kedilerin zekasının bir göstergesidir. Ayrıca beyinciğin (Cerebellum) gelişmiş olması da kedilerin aktivitesindeki koordinasyon mükemmelliğini sağlar.


microsoft-com:vml" />microsoft-com:office:office" />Evcil kediler asırlardan beri ya kutsal bir olarak ya da fare, sıçan böcek gibi inasna zarar veren canlılara şı evlerde beslendiler. Fakat son asırlarda insanlar kedileri yakın bir dost gibi görerek onlarla yaşamaya başladılar.


Son yıllarda gerek dünya da gerekse de büyük ilgi gören evcil kedilerden biri de kedisidir. Ancak sevimli, cana yakın olan kedisine bugüne kadar yeterli ilgi gösterilmediğinden nesli tükenmekle şı şıyadır. Eskiden yöresinde sıkça rastlanan hemen her evde bulunan kedisinin sayısı giderek azalmakta hızla melezleşmektedir.


yöresinde, halkı tarafından kediye “Pişik” denir. kedisi, yöre halkı tarafından yalnız bir süs kedisi veya fare böcekleri avlaması yanında, bir dost ailenin bir bireyi olarak kabul edilir.


kedisinin eskiden yaz aylarını dağlarda, kış aylarını ise evde geçirdikleri söylenir. Bugün ise yaz aylarını Erek Dağı’nın sırtlarında avcılıkla geçiren kış aylarında evine dönen kedisine çok az rastlanır.


Yöre halkı tarafından yere sürünecek kadar uzun-beyaz ipeksi kürklü uzun vücut yapılı kaplan yürüyüşlü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun kabarık kuyruklu, değişik göz renkli (Diskromatopsi), zeki, çevik bir kedi olarak tarif edilen kedisinin temizliği, cana yakınlığı, oyunu çok sevmesi sahibine bağlı oluşu, onu nadide hale getiren başlıca özellikleridir. Ancak 1950’li yıllardan sonra Avrupalılar tarafından dünyaya tılmaya çalışılmış bu eşsiz güzellikteki özellikleri tam olarak tılmamıştır.


kedisini çekici kılan özelliklerden biride, onun gözlerinin rengidir. Göz renklerine göre kedileri üç gruba ayrılabilir.


a-Her iki gözü mavi,


b-Her iki gözü kehribar (Sarı tonları)


c-Tek-göz (Diskromatopsi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır.


kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonları, kehribar, açık kehribar, sarı çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kedilerde, mavi gözlü kısa, kadife kürklü mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.


Genelde kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki siyah nokta vardır. İki siyah nokta taşıyan yavruların çoğu tek-göz olur. bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak mlanır. Ancak baştaki bu siyah noktalar doğumdan sonra bir iki ay içinde kaybolur. bazen sayıları 8-30 arasında değişen miktarda siyah kıllar olarak kalır.


kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin evcil güvercinlerin insanlarında bulunduğu bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.


kedilerinin erkeklerinin vücut ağılığı yaklaşık 3600 gram dişilerinin ise 2900 gram kadardır.


kedisi her yıl Şubat-Mart-Haziran aylarından birinde kızgınlık (Östrus) periyoduna girer. Bu periyod 10 gün kadar sürer. Kızgınlık döneminde gebe kalırsa genellikle o yıl içinde bir daha kızgınlık göstermez. Gebelik süresi 62 gün kadardır. Gebeliğin birinci ayından sonra karnı şişmeye başlar bu dönemden itibaren karnını kimseye dokundurtmaz. kediside diğer kedilerde olduğu gibi gözlerden uzakta doğurmayı sevdiğinden, birinci ayın sonundan itibaren ıssız karanlık yerler aramaya başlar. Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır. Anne kedi, yavrularını 50-60 gün süreyle emzirir. Fakat bu süre kısalabileceği gibi uzayabilirde.


kedisi bir batında dört yavru doğurur. Yavruların gözleri doğumdan sonra 10.günde açılır. Anne kedi yeni doğan yavrularını yalayarak temizler hemen emzirmeye başlar. Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli ber yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne yavrularını çok az yalnız bırakır sadece ihtiyaçlarını şılamak için yavrularından uzaklaşır.


Henüz gözleri açılmayan yavrular annelerinin kokusundan başka bir kokuya tepki göstererek korunmaya çalışırlar.


Yavrularının hareketlerini, başlangıçta yürümekle sürünmek arasında bir durum gösterir.


Yavru kardeşler arasında çoğu kez süt kavgası olur. Kardeşler arasında oyun oynama yaygındır. Oyun, yavruların gelişiminde önemli bir etkendir. Oyun anne tarafından kontrol altında tutulur anne, yavrularına yaşamaları için davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister.


Kediler yerleşme alanlarına kuvvetli bir hakim olma duygusuna sahiptir. Yabancı bir kedinin kendi yaşadığı alana gelmesini istemezler. Yaşadıkları ev buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde adapte olabilirler. Bu süre içinde çevreyi incelemekle beraber sahiplerine şı ilgisizdirler.


Kediler temizlik duygusuna diğer hayvanlara göre daha fazla sahiptirler. Gerek yaşama alanlarını temiz tutmada gerekse kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Tuvaletten sonra, tuvalet artıklarını gömme içgüdüsüne sahiptirler. Tuvalet yemekten sonra ellerinin ıyla ağız yüzlerini temizlerler.


kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Ev içinde dışında fare, kertenkele, kuş, sinek küçük böcekleri avlayıp yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına saldırmazlar.


kedisi insanlarla birlikte aile ortamı içinde yaşamayı sever. Eğer insanlarla ilişkisi yok ise ya da çok az ise vahşileşmeye başlar.


kedisi sevilmekten çok hoşlanır kendisine gösterilen sevgiye bağlılık sevgiyle şılık verir. Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır. Sahiplerine çok yakın davranır severler. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe ısırır sonra yalıyarak sevgi gösterisinde bulunur mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi küçük çocukları sevmesini kıskanır.


kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varise de tekgöz (Diskromatopsi) mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.


kedisi kendi isteğiyle suda yüzmeyi suyla oynamayı seven tek kedi türü olarak bilinmektedir.


kedisi, yemeğin, sütün sıcak olup olmadığını ön ayağı ile kontrol eder uygun sıcaklıkta ise yemeğini yer. kedisinin, kavun, karpuz bazı meyveleri de yediği gözlemlenmiştir.


kedisinin kürkü kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir titrer.


kedileri kendi aralarında insanlarla haberleşmek için bir takım sesler çıırlar. Çıılan bu sesler onların hissi durumları ile ilgilidir. Kedilerin miyavlamaları isteklerine göre çeşitlilik gösterir. Bu miyavlamanın bir kısmı insanlarla olan ilişkileri, bir kısmı yavrularıyla veya erişkinlerde seksüyel aktivite ilgili haberleşme şeklidir. İhtiyaçlarına göre çıkardıkları seslerin yüksekliği frekansları değişir. kedisi sabahleyin sahibiyle şılaşmasında yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar.


Yiyeceği verildiğinde yemeden önce sahibine sürünerek minnetini belirtir. Tuvalet ihtiyacını duyduğunda da, kapının önüne giderek miyavlayarak sahibinden kapısını açmasını ister, eğer kapının açılması gerekiyorsa kapı koluna uzanıp çekerek kapıyı açtığı da görülmüştür.


Yapılan incelemeler sırasında kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlendi. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Tuvalet ihtiyacı için bir yere konulan toprağın yerini hemen kavrayıp bunun dışında başka bir yeri kullanmadıkları tesbit edilmiştir.


kedisi yavruları 2-3 aylık iken isimlerini öğrenmektedir. Fakat bu öğrenmenin ismi öğrenmeden çok dığı bir tonuna bağlı lama olduğu düşünülmektedir.


Sevimli, cana yakın, zeki, çevik, sadık, ilgi çekici görünümlü kedisinin neslinin azalmaması melezleşmesinin önlenmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerekmektedir.

kaynak: hayvanlar.us


Kedileri


ÇOCUKLAR kedilere bayılırlar. kediler de çocukları severler ama bir yere kadar. Kedilerin kişilikleri de insanlarınkine benzer. Bazı kediler, tam anlamıyla çocuklara tapar. Bazıları da onlardan olabildiğ uzak durmayı tercih ederler. Çocukların, kedilere yaklaşımları konusunda kurallar koyarsanız,kediler çocuklardan korkmaz. Birlikte sorunsuz bir şekilde yaşarlar. .

Şimdi size bu kurallardan söz edeceğim:

  • Kedinin tuvaletini yaptığı yer kutsaldır,Bebekleri buradan uzak tutmanın bir yolunu bulun. Çocuklarınız söz anlayacak yaşa geldiğinde, kedi tuvaletteyken kesinlikle yalnız kalması gerektiğini anlatın.
  • Kedinizin, huzur içinde yemeğini yemesine izin verin. Kediler mama yerken, su içerken durmadan arkalarına bakıp, kimsenin yanına yaklaşmadığından emin olmak isterler. Biri varsa gitmesini beklerler.
  • Kediye, bir oyuncakmış gibi davranılmasına izin vermeyin. Çok küçük yaştaki çocuklar, kedilerle birlikteyken onları sürekli gözleyin. Çocuklar kediye nazik davranmayabilir. Kedi, öç olmak istemese bile tıslar, tırmalar ısırır.
  • Kedinizin tırnaklarını kesin. Yüzün ortasına atılan bir pençe son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
  • Kedinizin ilaç oyuncaklarını bebeğinizden uzak tutun. Çoğu pire tasmaları spreylerde,çocuklarınız için zararlı maddeler olabilecek maddeler bulunur. Kullanacağınız ilaçlar hakkında veterinerinizden bilgi alın.
  • Evde minik bir bebeğiniz varsa kedi almak için büyümesini bekleyin.
  • Kedinizin bebeğinizi boğacağı düşüncesine kapılmayın. Kediler beşiklere, uyuyan bebeklere, koltuklarına, masalarına çocuk pusetlerine sokulmaya bayılırlar. Buralar onun için sıcak mekanlardır. Asla çocuğa bir zarar vermezler. Siz yine de bu mekanlardan kedinizi uzak tutun.
  • Kedinizi asla ihmal etmeyin..Bazen aile çocuğa yönelip kediyi unutabilir. Kedi, ilgi beklediği halde gururu yüzünden bunu belli etmez. Kedinin de ailenin bir üyesi olduğunu unutmayın.
  • Çocuğunuza, kedilere diğer hayvanlara şı saygılı olmayı öğretin. Hiç bir zaman çok küçük çocukların hayvanlarla yalnız bırakılmamasına dikkat edin. Başka birinin ına dokunmak isteyen çocuğunuza, sahibinden izin almasını Öğretin.
  • Çocuklarınızın, hayvanlar hakkında her şeyi öğrenmelerine yardımcı olun. Bu şekilde onlar, evimizi dünyamızı paylaşan tüm canlılara hayranlık duyacaklardır.

      Cihan ÖZYAÐMUR .
      Eğitmeni
  • kaynak: hayvanlar.us


    Kediler çocuklarımız

    Kediler, bir kere kullanmaya başladıktan sonra tuvalet
    kabı kullanmayı reddetmez. Tabii olağanüstü bir durum
    olmadıkça! Kedi tutarlı bir şekilde aynı tuvalet kabını
    kullanıyorken, ansızın tuvalet ihtiyacını gidermek için
    başka yerlere yöneliyorsa, bu durum pek çok problemin
    işareti olabilir.


    Kedinin boşaltım sisteminde bir problemi varolabilir.
    Çekinmeden, veterinere götürülmeli.

    Duygusal bir sorunu varolabilir. Hatırlamaya çalışın. Son
    günlerde evde ne gibi değişiklikler gözlendi? Yeni bir kedi almış
    olabilir misiniz? Ya da bir , kuş? Eve gelen yatılı bir
    misafir bile kedinin strese girmesine olabilir. Böyle bir
    değişiklik varsa, kediye özel itimam gösterme zamanı demektir.

    Tuvalet kabı aynı bile olsa, bir farklılık olabilir mi? Örneğin, kabı
    temizlemek için kullandığınız temizlik malzemesi: Markasını mı
    değiştirdiniz? Ya da bu sefer ekstra parfümlü olanı mı denediniz?

    Kedinin tuvalet kabının bulunduğu yere dikkat edin. Son
    zamanlarda çevresinden çok sık geçiliyor olabilir. Kedinin
    mahremiyetine biraz saygı lütfen! Çevresinde olup bitenlerle
    fazla ilgili bir kedi, alıştığı düzenin değişmesinden huzursuz olur.

    Kedi, devamlı olarak kullandığı tuvalet kabını bırakıp, özellikle
    bir köşeyi seçmiş tuvalet ihtiyacını hep bu köşede
    gideriyorsa, sorun kesinlikle tuvalet kabıdır. Değiştirin ama
    mekan olarak aynı yerde tutun. Geri dönecektir.


    Bülent Ovacık

    kaynak: hayvanlar.us


    Kedilerin tuvalet kabı stratejileri

    Banyodan önce ya da sonra, kulak temizliğini dikkatli bir şekilde
    yapmalısınız. Temizlik için kulak temizleyici ya da pamuklu toplar
    kullanılabilir. Bu temizliği alışkanlık haline getirirseniz, kulaklardaki
    mikrobik oluşumları iltihaplanmayı, oluşmadan engelleyebilirsiniz.

    Temizlikte kullanılacak malzeme: Pamuk topları, kulak temizleyici, ılık banyo
    bezi.

    Birinci adım : Kedinizi size göre yüksek bir zemine alın. Daha sonra, iki yana
    doğru savrulmasını engelleyecek bir şekilde tutun.

    İkinci adım : Pamuk toplarına bir parça kulak temizleyici ekleyin.

    Eğer çok küçük ya da bir kediye sahipseniz, pamuk toplarını
    daha ufak bir hale getirmekten çekinmeyin.

    Üçüncü adım : Sakın kulak temizliğini cilt temizliği ile ıştırmayın.
    Çok daha nazik olmalısınız. Dikkatlice tutuğunuz kulak kabuklarının
    içini, temizleyicili pamuk toplarıyla, tamamen temizlenene kadar silin.

    Dördüncü adım: Yassıyüzlü kedi cinsleri, İran ya da egzotik kısa
    tüylü kedi gibi cinslerin yüzleri, cinsleri gereği özenli bir temizlik ister.
    Yüzü göz çevresini her zaman temiz sağlıklı tutmak
    zorundasınız.

    Her gün yapılacak yüz göz temizliğinde, yumuşak ılık banyo
    bezleri kullanılmalı. Böylece gözlerde donuk bir ifade kalmayacak,
    gözyaşı izleri de azalacaktır.


    Bülent Ovacık

    kaynak: hayvanlar.us


    Kedilerde kulak göz temizliği

    Kedilerde tırmalama Kedilerin tırmalama davranışı anlamsız değildir. Bu davranışın pek çok fonksiyonu vardır en önemlisi bölgeyi belirlemesidir. Diğer olası fonksiyonları, bakımı, adaleleri tendonları germek oynamaktır. Tırmalama, özellikle yavrular için vazgeçilmez bir oyundur. Tırmalama, bu denli öneli bir davranış olunca, bir yavrunun tırmalamasını önlemek önlemeye çalışmak gerçekçi değildir. Onun yerine yavru kediler, onlara ait nesneleri tırmalayıp, evin eşyalarını rahat bırakmayı öğrenmelidir. Kediler genellikle tırmalama yerlerini kendileri tespit edip, buraya sürekli olarak geri dönerler. Bu yüzden ilk günden itibaren “Tırmalama alanı” olma özelliğini yan tehlikeli bölgeleri siz belirleyin. Koltukların kolları arkası naylonla örtülebilir. Perdelere limon veya başka keskin kokular sürülüp itici yapılabilir. Yavru kedi, kısa süre yalnız bırakıldığında, cazip tırmalama noktalarından uzak kalması için bir odaya konulabilir.
    Yavru kediler, ki erken yaştaki deneyimlerine dayanarak tuvalet ihtiyaçları ile yer , madde tercih geliştirebiliyorsa, aynı şekilde nerede neyi tırmalmaya dair tercih geliştirirler. Yavrunun neyi sevdiğini belirleyebilmek için birkaç nesne sunabilirsiniz. En azından bir tane dikey bir de yatay nesne deneyin. Orneğin yatağın yanı, kapının önü, ya da arkası gibi. Yavrunuz, düzenli olarak birden fazla nesneyi kullanabilir. Tırmalama nesnelerini kedi nanesi ile kokulandırmak ya da üzerine bir oyuncak bağlamak, çoğu kediyi bu tırmalama nesnesine itecektir. Bazı kediler, sizin o tırmalama nesnesini tırmalayarak çıkarttığınız sesle harekete geçer. Ben, yavru kediyi o tırmalama nesnesine götürüp, bacaklarını ileri geri hareket ettirmenizi etmiyorum. Unutmayın, kedi hep kendi verir. Siz yönlendirin ama asla zorlamayın.

    Cihan ÖZYAÐMUR
    Eğitmeni

    kaynak: hayvanlar.us


    Kedilerde tırmalama

    Giriş


    Doğa çok dengeli bir döngü oluşumuna sahiptir. Bizim akvaryumlarımızda kurmaya çalıştığımız dengeyi ‘doğa’ farklı canlılar bakteriler ile olarak sağlar. Bu süreçte pek çok döngü, bu döngülerde ise pek çok canlı, bu canlıların ise pek çok görevi vardır. Bu zincirin halkalarından biri ise azot döngüsü olarak adlandırdığımız amonyum amonyaktan başlayıp, nitrat, oradan da azot gazı ile son bulan bir olgudur. Gün içinde gerek akvaryum canlılarımızın arıkları, gerek akvaryumda ölen mikro makro organizmalar, gerekse yapılan fazla yemlemeler ile ortaya organik bir bileşik olan NH3 (amonyak) dolaylı olarak NH4 (amonyum) çıkmaktadır. Akvaryumda mevcut bölgelerde konuşlanmış olan nitrifikasyon bakterileri bu organik bileşiğin önce nitrit (NO2) ardından nitrat (NO3)’a dönüşmesinde yardımcı olurlar. Azot döngüsüsün son basamağı olan nitratın N2 yani azot gazına dönüştürülmesi ise bu kadar kolay olmamaktadır. Bu son basamağa denitrifikasyon denir bu bağlamda çalışabilecek farklı bakterilere ihtiyaç duyar. Bu bakterilerin çoğu anaerobik olmakla birlikte çok az sayıda da olsa aerobik olanlar da mevcuttur. Anaerobik bakterilerin oluşması için oksijensiz bir ortama ihtiyaç vardır bu nedenle sistemden nitratın bakteriler ıyla uzaklaştırılması o kadar da kolay değildir. Bu bakteriler doğada canlı kayaların iç kısımlarında kumun oksijen almayacak kadar derinliklerinde barınırlar. Bu bağlamda nitratı sistemden uzaklaştırmak için birçok farklı yol geliştirilmiştir. Bunların çoğu, ortamda denitrifikasyon bakterisi üretme mantığına dayanır.


    Nitratı sistemden uzaklaştırmak istememizin sebebi, diğer döngü basamaklarındaki elemanlar kadar zehirli olmasa da yüksek oranda olduğunda, özellikle omurgasızlar için büyük tehlike teşkil etmesidir. Aslında mercanlar da bir bakıma nitrata ihtiyaç duyar deniz suyunda da bir miktar nitrat bulunur. Bir resif akvaryumunda ideal nitrat değeri 0,25ppm (milyonda bir değer)’dir. 5ppm’e kadar normaldir. 5ppm üzeri değerlerde akvaryumda yosun oluşumu görülür.Yalnız akvaryumlarında ise nitrat seviyesi daha yüksek olabilir fakat yine de hem balıkların sağlığı açısından hem de yosun oluşumunu engellemek için 5-10ppm’i geçmemelidir.


    Nitratı Akvaryumdan Atma Yöntemleri:


    Su değişimi: Su değişimi, nitrat seviyesini acilen düşürmek için kullanılabilecek en etkili yöntemdir. Özellikle; ölümü olduktan, tatil dönüşlerinde veya nitrojen döngüsü yeni bitmiş olan akvaryumlarda nitrat seviyesi yüksekse su değişimi yapılmalıdır.


    Refugium: Refugium kelimesi İngilizce’deki sığınak anlamına gelen “refuge” kelimesinden gelir. Refugium ana tanka bağlı başka bir tanktır bu tankın içinde nitratı besin olarak kullanan canlılar bulunur. Refugiumda en fazla kullanılan canlı Caulerpadır. Caulerpa çok fazla ışığa ihtiyaç duymadan çok hızlı bir gelişim gösteren bir yosun türüdür. Caulerpanın kötü bir huyu vardır bu da arada sırada eşeyli üreme yapmasıdır. Bu daha çok gece ışıklar kapalıyken olur sporlarını suya salarlar. Aynı zamanda bitki aniden çürür topladığı tüm amonyak, nitrat fosfatı da suya geri salar. Aynı zamanda vücudunda otçul canlılara şı ürettiği toksinler de suya ışır. Bu durum akvaryumun dengelerini bozabilir hatta bazı canlılar için ölümcül olabilir. salınımını engellemek için ışıkları 24 saat açık tutmalısınız Caulerpaları düzenli olarak budamalısınız. Caulerpa dışında başka makro algler de refugiumda kullanılabilir fakat ’de başka makro algler pek görülmez. Nitrat fosfatı besin olarak kullanan Xenia mercanları refugiumda kullanılabilir. Xenialar çok hızlı büyüdüğünden nitratı düşürmede etkili olacaktırlar. Bazı hobiciler dev istiridyeleri (Tridacna türleri) bazı sünger türlerini de refugiumda kullanmıştır fakat bunlar daha çok görsel amaçlı refugiumlardır, amaç nitratı düşürmek değildir.





    Akvaryumlarımızın başbelası nitrat






    “Refugiumlar uzun dönemde nitrat seviyesini düşürmek için etkili yöntemdir. : Ertunç Ererdi”


    Denitratör: Dünyada yaygın olarak kullanılan ‘denitratör’ oksijen almayacak bir sistem içersinde bu bakterilerden yetiştirip belli periyotlarla etil ile onları beslemek suyun bu ortamdan saatte akvaryum hacmine göre çok çok düşük su debileri ile geçirilmesi prensibine dayanır. Sistemin çıkışındaki oksijen düzeyi yani redox potansiyeli çok büyük önem taşır. Bu etkili bir yol olmasına rağmen çok tehlikelidir. Redox potansiyelinin normal değerlerin dışında olmaması çok sülfür zehirlenmelerine sebep olabilir. Bu yüzden denitratörlerin bir MV-(Redox) cihazı ile kullanılmaları önerilmektedir.


    DKY: DKY yani Derin Yatağı (İngilizce aramak isterseniz DSB olarak geçer yani Deep Sand Bed) nitrat fosfat üzerinde etkili bir yöntemdir. Bu sistemin amacı, derin bir yatağı oluşturup üst kısımda aerobik, alt kısımda da anaerobik bakteriler için uygun ortam yaratmaktır. Bu sistemde kullanılan kumun çok , 0,2 – 1,0 mm arasında, olması gerekmektedir. derinliği 8cm veya daha fazla olmalı. Mercan kırığı veya mercan kırığını ezerek yapılan kumlar bu işin için pek uygun değildir. Kumun aragonit veya çok salınım yapmayan silika olması gerekmektedir. Fakat aragonit kumlar hem suya kalsiyum sağladıklarından hem de ph’ı dengede tuttuğundan kesinlikle çok daha kullanışlıdır. Ne yazık ki ülkemizde çok kolay bulunmuyor, bulunanlar da istenilen boyutlarda olmuyor genelde. Bu sistemin ’de yapılmasında bir engel de ’de canlı kumun kumu ıştıracak canlıların bulunmamasıdır. Deniz çıılan bazı canlılar bu iş için uygun olabilir fakat tüm bu canlıları denizden toplamak zahmetli olacaktır. her şeye rağmen DKY hem nitrat fosfat seviyelerini düşürmesi açısından çok efektiftir hem de akvaryumda doğaya daha yakın bir ortam oluşmasında yardımcı olur.



    DKY’nin kullanıldığı bir deniz akvaryumunda deniz çimi, anemonu yada çene balığı gibi yaşamak için derin bir tabakasına ihtiyaç duyan canlılara da bakabilirsiniz. : Selim Özadar



    Votka: Sistemde yaşayan anaerobik bakteriler belli bir besin kaynağına ihtiyaç duyarlar. Bunun en önemlisi ise etil alkoldür. Sisteme dışardan fazla miktarda etil ilave edilmesi bu bakterilere ekstra besin kaynağı enerji sağlayacağı için mevcut kolonilerin hızla artmasına, dolayısı ile nitratın çok daha hızlı bir şekilde elimine edilmesine sebep olur. Votka da etil içerdiğinden akvaryumda kullanılabilir. Bu metodun bilinçsiz kullanılması farklı bileşiklerin çökelmesine kontrolsüz alg oluşumuna sebebiyet verebilmektedir.


    Canlı kaya: Sistemin denitrifikasyon aracı canlı kayalardır. Kaliteli yapıya sahip canlı kayalar nitratın elimine edilmesinde büyük önem taşır. Derin oyuklar çatlara sahip efektif yapıdaki bir canlı kayada bu deliklerin derinliklerine fazla oksijen ulaşamayacağından burada oksijensiz bir ortam meydana gelir. Bu ortamlar denitrifikasyon bakterileri için kolonileşme yeri olarak kullanılır. Hacme oranla yeterli miktarda canlı kayanın nitrat seviyesinin düşmesinde etkisi olacaktır



    Canlı kayalar hem nitrifikasyon hem de denitrifikasyon yaptığından deniz akvaryumları için çok önemlidir. : Can Doğut


    Sonuç:


    En başta dediğimiz gibi nitrat, azot döngüsünün azot gazından önceki son adımıdır. Yukarıda refugium su değişimi dışındaki metotlarda nitrat nitrojen gazına dönüştürülüp atmosfere bırakılır sistemden uzaklaştırılmış olur. Refugiumda ise fotosentez için nitrat besin olarak kullanılır. Döngünün ilk ayağı amonyum amonyak olduğu için nitratı yok etmeye çalışmadan önce amonyak oluşumunu azaltmak daha mantıklı bir yol olacaktır. Bunun için de doğru kurulmuş bir sistem, düzenli su değişimi doğru miktarda canlı yüklemesi yapılması gerekmektedir.


    Selim Özadar - Ertunç Ererdi

    kaynak: hayvanlar.us

    1- YAVRU KÖPEKLERİN EÐİTİLMESİ
    0-6 ay arasında terbiye edilmelidir. 6 aydan sonra köpeğin kullanılacak amaca göre eğitilmesi gerekir. Yavru köpeklere sırasıyla şu aşamalarda eğitim yaptırılmalıdır.
    a) Bu aşamada 0-6 aylık yavrulara terbiye eksersizler uygulanacaktır.
    b) 6- aylık yavrulara uygulanacak bir eğitim yöntemi olup, bu dönemde birinci aşamadaki eksersizler tamamen pekiştirilir, ayrıca emir sözcükleri, fiziki güç artırma çalışmaları, ayrıca tasmalı sevk kayışlı uygulamalar .
    c) -15 aylık köpeklere uygulanacak itaat ileri itaat eğitimlerindeki tüm programlar bu dönemde eksiksiz olarak tatbik edilmelidir.
    d) Bu dönemler ise 15-18 aylık köpeklerin ileride alacakları özel eğilimler uygulanır. Bu uygulamada köpekler adeta hizmete şartlandırılır.Yavrularda uygulanan terbiye yöntemleri şunlardır.

    1- Yavru ile dostluk kurmak.

    Önce köpeğimize onun dostu olduğumuza inandırmalıyız. Köpeğimize bir kimlik kartı çıkartmalıyız. Dünyadaki canlılar arasında kadar tonundan sevgi, övgü, azarlama ifade eden , hareketler, hatta mimik jestlerden etkilenen başka bir canlı gösterilemez. Yumuşak tatlı bir , bir üç ayını dolduran bütün köpekler aşılanmalı her yıl aşı tekrarlanmalıdır.

    2- Yavruya isim vermek.

    Yavru ile gönül bağı kurulduktan sonra yapılacak ilk iş ona bir isim vermektir. Bu isim tek heceli cazip olmalıdır. Ona şı her an bu isim kullanılmalıdır. Köpekler her sözcüğün anlamını o anda yapılan hareketin amacını bir kaç tekrardan sonra mutlaka kavrarlar.

    3- Yavrunun eve uyumunu sağlamak.

    4- Yavrunun tabi ihtiyaçlarını disipline etmek:

    Burada ın pisliğini istenen yere yapması terbiye edilmelidir.

    5- Yavrunun ödüllendirilmesi:

    Köpeğiniz istediğimiz bir hareketi yaptığında onu mutlaka ödüllendirmeliyiz. Bu ödüllendirme ı sevip okşama veya sevdiği bir yiyeceği veya oyuncağı vermek şeklinde olur.

    6- Yavrunun cezalandırılması:

    Cezalandırma ya tepki yada canını yakmakla uygulanır. Tepki genel olarak sert bir tonu, ciddi bir ifade hareketle onu uyarmaktır. Ceza en son başvurulacak bir yöntemdir. Yanlış ağır cezalar köpeğin eğitilmesini zorlaştırır hatta sahibine düşman eder.

    7- Yavrunun duyu organlarını geliştirecek eksersizler:

    Köpeklerdeki 4 duyu organını geliştirecek eksersizler şunlardır:
    a) Koku alma duyusunun geliştirilmesi,
    b) İşitme duyusunun geliştirilmesi,
    c) Görme duyusunun geliştirilmesi,
    d) Tat alma duyusunun geliştirilmesi.

    8- Yavrunun tasma sevk kayışına alıştırılması:

    Yavru 2 aylık olduktan sonra ayarlı deri tasmaya alıştırılabilir. Bir kaç gün içinde bu işe alışır. 3 ay içinde tasmaya sevk kayışı da bağlayarak yavruyu gezintiye çıkarmalıyız.

    9- Yavrunun sosyal çevreye uyumu:

    yavruları aynen çocuklara benzerler. İlk gördükleri canlı cansız her şeye şı merak duyarlar. Hatta mimik jestleriyle onun ne olduğunu öğrenmek istediklerini belirtmeye çalışırlar. ilk fırsatta o şeyi kesinlikle koklar kokusunu aldığı nesneyi hayat boyu unutmazlar. Bu merakları nedeniyle köpekleri 6 ay içinde sosyal çevreye alıştırmak gerekir.

    10- Yavrunun kulübeye veya barınağa alıştırılması:

    köpekleri özellikle hürriyetlerine çok düşkün bir hayvandır. Bu nedenle henüz 8 haftalıkken yavrular mutlaka kafes veya barınağa konulmalı alıştırılmalıdır.

    11- Yavrunun başkası tarafından verilen yemeği reddetmesi:

    yetiştiriciliğinde bu önemli bir konudur. küçükken kendi sahibinin elinden kendi kabından yemeğe alıştırılmalı dışardan verilen yemekleri kabul etmemelidir. Ayrıca beslenmesi ihmal edilmemelidir.

    -Yavruların kötü huylarından vazgeçirilmesi:

    Yavrunun kötü huyları şunlardır:
    a) Çevredeki eşyaları hırpalayıp dağıtmak,
    b) Kavgacı olması
    c) Çekingen korkak olması
    d) Şımarık sırnaşık olması
    e) Çevredeki canlılara saldırması
    f) Hiç havlamaması.
    4 aya kadar yavrunun bu kötü huylan mutlaka önlenmeli, 4 6 ay arasında noksan veya olan konularda gerekli pekiştirmeler yapılmalıdır.

    13- Yavrulara eğitim ile ilgili sözcüklerin Öğretilmesi:

    Yavru köpeğe 3-4 aydan sonra gel, git,bak, hayır, kal, yat, ara, bul, getir, götür vb. sözcükler öğretilebilir.

    14- Yavrulara bekçilikle ilgili egzersizler:

    Bekçilik köpeğin yaradılışında mevcut içgüdüsel bir özelliğidir. Ayrıca köpeklerde büyük ölçüde bir kıskanma hissi de mevcuttur. Kendisine ait eşyayı, yemeğini, kaldığı evi, ev halkını özetle her şeyi büyük bir ciddiyetle cesurca korur. Bu nedenle onu daha da eğiterek canımızı malımızı teslim edebiliriz. köpeğinde bu şekilde gelişerek bağlı olduğu kişileri canı pahasına mutlaka korur. Bu huyunu ilerletme egzersizlerini de annesinden alır. Bekçilik yapacak bir 2 aylıktan itibaren bakıcısıyla tanıştırılmalı nöbet tutacağı yere yavaş yavaş alıştırılarak bağlanmalıdır. 6 ay olduktan sonra gündüzleri bağlanmalı, geceleri serbest bırakılmalıdır. Yemeği suyu bakıcısı tarafından verilmelidir Bekçi köpeklerine genellikle dur, hayır, tut gibi kelimeler mutlaka öğretilmelidir.

    15- Yavrularda çoban köpeği ile ilgili egzersizler:

    Çoban köpeği olacak yavrular 4 aylık olduktan sonra imkanlar elverdiğ anneleri ile birlikte sürüye götürülmelidir. Sürüye götürülecek köpeklerin çok cesaretli, çevik kuvvetli olması için iyi beslenmeleri gerekir. Sürüye gidecek yavru köpeklerin kesinlikle ezdirilmemesi gereklidir. Bilakis bu yavruların cesaretini artırması için işe yaramayan imha edilecek yavru üzerinde cesaretlerini arttıracak çeşitli egzersizlerle köpeklerin cesaretleri, kendine güveni artırılmalıdır. Böylece vahşi hayvanlara şı mücadele yeteneği kazandırılmalıdır.

    2- ERİŞKİN KÖPEKLERİN EÐİTİMİ:

    Erişkinlik çağı köpeklerinde aylıktan sonra başlar. Bu dönemde uygulanacak daha zor ağır olur. Bunun için yavru köpeklere uygulanan aksatılmadan, eksiksiz sabırlı bir şekilde yapılmalıdır ki, erişkin dönemdeki eğitim kolay iyi sonuçlar verir.Erişkin köpeklere uygulanacak eğitim iki aşamalı yapılmalıdır.
    a) eğitimler,
    b)Özet eğitimler
    Bu eğitimleri sırasıyla ele alalım.
    a) eğitimler:
    eğitimde amaç genel olarak verilecekler emri köpeğin eksiksiz olarak yapması hedeflenir, Eğitim erken (6-7 ayında) başlarsa daha iyi olur. eğitim eğitiminin temelini teşkil eder.
    Bu eğitim de aşamalı olarak uygulanır.
    a) itaat :
    itaat ı sıkmadan günde 2 saat süreyle uygulanması gereklidir. Bu eğitimde kontrol altına alınabilmesi için topuk, yat, kalk, otur, hayır, kal, sürün,yapma vb. gibi kelimeler öğretilir uygulamalı olarak yaptırılır.
    b) İleri itaat
    Bu eğitimin amacı itaat eğitimlerini uzaktan serbest egzersizlerle yaptırmak bunun sonucunda bakıcının üzerindeki etkisini artırmak köpeğin uzaktan kontrolünü yapmaktır.
    c) Destek :
    Destek eğitimleri adı altında köpeklerin fiziki güçlerinin geliştirilmesi genel bilgi eğitimlerinin yaptırılmasından oluşur.

    1- Fiziki gücü geliştirme eğitimleri:

    -Yüksek atlama gücünü artıracak engel ,
    -Uzun atlama gücünü artıracak engel ,
    -Denge yeteneğini artıracak engel ,
    -Tırmanma eğitimini artıracak engel ,
    -Güven duygusunu artıracak engel .

    2- Genel Bilgi :

    Bu eğitimde de ın genel bilgisini artıracak egzersizler yaptırılır.
    -Saldırganlık ,
    -Yabancıların aranma
    -Bina, banka, mağaza gibi yerlerde arama
    -Kısa iz takibi ,
    -Köpeklerin silah sesine alıştırılması .

    B- Özel Eğitimler:

    Bu eğilimler 15-18 aylık iken uygulanır.Bu bölümde köpeklere:
    1- Bekçi köpeği ,
    2- Devriye köpeği eğitim,
    3- Av köpeği ,
    4- Çoban köpeği ,
    5- Narkotik madde arama eğitim,
    6- Keşif köpeği gibi eğitimler yaptırılır.Bu eğitimlerden geçen köpekler bu işleri rahatlıkla yaparlar. köpeklerinin diğer köpeklere orada bu eğitimleri daha iyi uygulayan verilen görevi daha iyi yapan, aranan bir ırkı olduğu tespit edilmiştir.


    kangalefsanesi.com

    kaynak: hayvanlar.us


    Köpeklerinin

    Bu makalede oldukça fazla bakılmak istenen oldukça ilginç olan deniz atlarından bir akvaryumda bakılmalarından bahsedeceğiz.

    Genel

    Deniz atları, deniz iğneleri deniz ejderleri gibi Syngnathidae familyasındandırlar. Genelde tuzlu suda yaşarlar fakat acı suda yaşayan türleri de vardır. Dünyada 32 Türkiyeyi çevreleyen sularda 2 tür bulunur; Hippocampus hippocampus H. ramulosus. Bazı türler yalnızca 2cm iken bazıları 30cmden fazla olabilir.

    Tür seçimi:

    Akvaryumu kurmadan önce ne tür bir deniz atı bakacağınıza vermelisiniz. Ayrıca ne besin verebileceğiniz de oldukça önemlidir, farklı tür deniz atları farklı besinlerle beslenirler.
    Akvaryum doğumlu deniz atları her zaman doğadan yakalanmışlara göre daha avantajlıdır. taşımazlar, donmuş yeme daha kolay alışırlar yada aldığınızda donmuş yem yiyor olurlar daha dayanıklı olurlar. Fakat, Türkiyede akvaryum doğumlu deniz atı bulmak pek mümkün değildir o yüzden genel olarak doğadan yakalanmış deniz atlarından bahsedeceğiz.
    H. hippocampus H. ramulosus ülkemizin etrafında görülen tek deniz atı türleridir. 15cmye kadar büyüyebilir. Doğada amfipodlarla beslenirler fakat akvaryumda mysis karidesi de verilebilir. Farklı renklerde bulunabilirler.
    H. kuda H. comes genellikle ülkemizde bulunan tropikal orta boyda atlardandır. H. erectus H. reidi Amerika Brazilyadan gelirler bu yüzden diğer iki türden daha az görülürler. Tüm bu türler 15-20cm arasındadırlar mysis, zenginleştirilmiş su piresi, amfipod gibi canlılarla beslenebilirler.
    H. zosterae 5cm boyundadır Amerikadan Türkiyeye gelir fakat henüz Türkiyede hiç görmedim. Zenginleştirilmiş yumurtadan yeni çıkmış artemia ile beslenerek yaşamını sürdürebilen tek deniz atıdır.

    Akvaryum kurulumu:

    Hangi cins deniz atına bakacağınıza verdikten sonra akvaryum kurulumuna geçebilirsiniz. Yukarıda deniz atalarını kabaca 3e ayırdık;
    - Tropikal olmayan orta boy atlar
    - Tropikal orta boy atlar
    - Cüce deniz atları

    3 sistemin kurulumu tabiki farklı. Tropikal orta boy atlar için kurulan akvaryum tropikal olmayan yani yerli deniz atları için de aynıdır. Tek fark yerli deniz atları olan akvaryum kışın 20, yazın da 24 dereceden fazla olmamalıdır.
    Tank şekli deniz atlarında önemlidir. Deniz atları eninden çok boyuna yüzerler bu yüzden boyu eninden daha fazla olan bir akvaryum atlar için iyi olacaktır. En az deniz atının kuyruğu tamamen açık halinin uzunluğunun 3 katı önerilir. Orta boy atların en az 15cm olduğunu var sayarsak bu atlar için en az 45cm yüksekliğinde bir akvaryum gerekir. Tank hacmi ise 2-3 taneiçin en az 120 lt önerilir. Akvaryumun ne büyük ne de küçük olması gerekir çünkü küçük akvaryum balıkları strese sokarken büyük akvaryumda da beslenme zor olur. Cüce deniz atları için ise 15lt bir akvaryum 5-6 tanesi için yeterli olacaktır.
    Orta boy deniz atları içim kurulan akvaryumlarda canlı kaya kullanabilirsiniz. olarak çok bir kullanırsanız iyi olur fakat kullanmanız şart değildir, çıplak taban da gidebilirsiniz. Normal deniz akvaryumları gibi su yoğunluğunu 1,025-1,026ya getirip, canlı kayaları koyup döngünün oluşmasını beklemelisiniz. Döngüyü hızlandırmak için akvaryuma küçük bir parça donmuş karides atabilirsiniz. Canlı koymadan önce en az 3 hafta beklemeniz önerilir. 3 hafta sonunda sudaki nitrit amonyak okunamayacak kadar az ise canlıları koyabilirsiniz. Akvaryuma kaya dışında deniz atlarının tutunmaları için plastik bitkiler ya da ölü gorgonian iskeletleri kullanabilirsiniz.
    Cüce deniz atları için kurulmuş akvaryumlarda ise canlı kaya kullanılmamalıdır çünkü canlı kayalar hidroit narin cüce deniz atları için zararlı canlılar içerir. İçinde bioball bulunan çok küçük bir ş


    Deniz Atı