Van Kedileri
|
Mumyalı Kediden Van Kedisine
Kediler insanlar için sadık evcil hayvanlar arasında sayılıyor. İlk başta Mısırda evcilleştirilen kedilerin yetenekleri ve faydaları sürekli değerlendirildi. Van kedisi de onlarca özelliği ile insanların kalbinde taht kurmaya devam ediyor.
Evcil hayvanların herbirisinin ayrı bir özelliği vardır. Çağlar boyunca, insanların dikkatini üzerine toplamış kedilerden bugün, ipeksi beyaz kürkü, değişik gözleri, mükemmel avcılığı ve suda oynamayı sevmesiyle en fazla ilgi görenlerden biride van kedisidir.
Bugünkü modern evcil kedilerin, ilkel formlarının fosillerini 12 milyon yıl önce görebilmekteyiz. Kediler evcilleştirme işlemini ise M.Ö. 3000 yılların da Mısırlılar tarafından yapılmış olabileceği belirtilmektedir. Evcilleştirilen kediler Mısırlılar tarafından kutsal sayılmış ve kediye bir tanrıça gibi tapınılmıştır. Evcilleştirme işleminin çeşitli zaman ve yerlerde olabileceğine ait tartışmalar varsa da kesin olarak bilinen, Asya halkının da evcilleştirme işlemine el atmış olmasıdır. Öte yandan bazı kaynaklar kedilerin M.Ö. 1900 yıllarında yarı evcilleştiğini ileri sürmektedir.
Kedi etcil bir hayvandır. Genelleştirme yapılırsa hayvansal proteinlerle beslenir. Keskin duyu organlarının varlığı, karanlıkta bile çok iyi görülebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürümesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz ve burun etrafında hassas kılların bulunuşu da avcı özelliğini kuvvetlendirmektedir.
Kürk kılları ilkbahar ve sonbaharda dökülen kedilerin, yüz kasları herhangi bir olay karşısında hayvanın yüz ifadesini belirtecek bir şekil alır. Kas ve iskelet sistemini mükemmel bir şekilde koordineli kontrol edebileceklerinden, hangi pozisyonda yukardan aşağıya bırakılsın daima ayakları üzerine yere düşer.
Büyük beyin (Cerebrum)in alanının genişliği, kedilerin zekasının bir göstergesidir. Ayrıca beyinciğin (Cerebellum) gelişmiş olması da kedilerin aktivitesindeki koordinasyon mükemmelliğini sağlar.
microsoft-com:vml" />microsoft-com:office:office" />Evcil kediler asırlardan beri ya kutsal bir hayvan olarak ya da fare, sıçan ve böcek gibi inasna zarar veren canlılara karşı evlerde beslendiler. Fakat son asırlarda insanlar kedileri yakın bir dost gibi görerek onlarla yaşamaya başladılar.
Son yıllarda gerek dünya da gerekse Türkiye de büyük ilgi gören evcil kedilerden biri de Van kedisidir. Ancak sevimli, cana yakın olan Van kedisine bugüne kadar yeterli ilgi gösterilmediğinden nesli tükenmekle karşı karşıyadır. Eskiden Van yöresinde sıkça rastlanan ve hemen her evde bulunan Van kedisinin sayısı giderek azalmakta ve hızla melezleşmektedir.
Van yöresinde, Van halkı tarafından kediye Pişik denir. Van kedisi, yöre halkı tarafından yalnız bir süs kedisi veya fare ve böcekleri avlaması yanında, bir dost ve ailenin bir bireyi olarak kabul edilir.
Van kedisinin eskiden yaz aylarını dağlarda, kış aylarını ise evde geçirdikleri söylenir. Bugün ise yaz aylarını Erek Dağının sırtlarında avcılıkla geçiren ve kış aylarında evine dönen Van kedisine çok az rastlanır.
Yöre halkı tarafından yere sürünecek kadar uzun-beyaz ipeksi kürklü uzun vücut yapılı kaplan yürüyüşlü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruklu, değişik göz renkli (Diskromatopsi), zeki, çevik bir kedi olarak tarif edilen Van kedisinin temizliği, cana yakınlığı, oyunu çok sevmesi sahibine bağlı oluşu, onu nadide hale getiren başlıca özellikleridir. Ancak 1950li yıllardan sonra Avrupalılar tarafından dünyaya tanıtılmaya çalışılmış ve bu eşsiz güzellikteki özellikleri tam olarak tanıtılmamıştır.
Van kedisini çekici kılan özelliklerden biride, onun gözlerinin rengidir. Göz renklerine göre Van kedileri üç gruba ayrılabilir.
a-Her iki gözü mavi,
b-Her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları)
c-Tek-göz (Diskromatopsi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır.
Van kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki renk tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonları, kehribar, açık kehribar, sarı ve çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kedilerde, mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.
Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta vardır. İki siyah nokta taşıyan yavruların çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır. Ancak baştaki bu siyah noktalar doğumdan sonra bir iki ay içinde kaybolur. Ve bazen sayıları 8-30 arasında değişen miktarda siyah kıllar olarak kalır.
Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.
Van kedilerinin erkeklerinin vücut ağılığı yaklaşık 3600 gram dişilerinin ise 2900 gram kadardır.
Van kedisi her yıl Şubat-Mart-Haziran aylarından birinde kızgınlık (Östrus) periyoduna girer. Bu periyod 10 gün kadar sürer. Kızgınlık döneminde gebe kalırsa genellikle o yıl içinde bir daha kızgınlık göstermez. Gebelik süresi 62 gün kadardır. Gebeliğin birinci ayından sonra karnı şişmeye başlar ve bu dönemden itibaren karnını kimseye dokundurtmaz. Van kediside diğer kedilerde olduğu gibi gözlerden uzakta doğurmayı sevdiğinden, birinci ayın sonundan itibaren ıssız ve karanlık yerler aramaya başlar. Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır. Anne kedi, yavrularını 50-60 gün süreyle emzirir. Fakat bu süre kısalabileceği gibi uzayabilirde.
Van kedisi bir batında dört adet yavru doğurur. Yavruların gözleri doğumdan sonra 10.günde açılır. Anne kedi yeni doğan yavrularını yalayarak temizler ve hemen emzirmeye başlar. Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli ber yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne yavrularını çok az yalnız bırakır ve sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yavrularından uzaklaşır.
Henüz gözleri açılmayan yavrular annelerinin kokusundan başka bir kokuya tepki göstererek korunmaya çalışırlar.
Yavrularının hareketlerini, başlangıçta yürümekle sürünmek arasında bir durum gösterir.
Yavru kardeşler arasında çoğu kez süt kavgası olur. Kardeşler arasında oyun oynama yaygındır. Oyun, yavruların gelişiminde önemli bir etkendir. Oyun anne tarafından kontrol altında tutulur ve anne, yavrularına yaşamaları için nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister.
Kediler yerleşme alanlarına kuvvetli bir hakim olma duygusuna sahiptir. Yabancı bir kedinin kendi yaşadığı alana gelmesini istemezler. Yaşadıkları ev ve buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. Van kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde adapte olabilirler. Bu süre içinde çevreyi incelemekle beraber sahiplerine karşı ilgisizdirler.
Kediler temizlik duygusuna diğer hayvanlara göre daha fazla sahiptirler. Gerek yaşama alanlarını temiz tutmada gerekse kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Tuvaletten sonra, tuvalet artıklarını gömme içgüdüsüne sahiptirler. Tuvalet ve yemekten sonra ellerinin yardımıyla ağız ve yüzlerini temizlerler.
Van kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Ev içinde ve dışında fare, kertenkele, kuş, sinek ve küçük böcekleri avlayıp yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına saldırmazlar.
Van kedisi insanlarla birlikte aile ortamı içinde yaşamayı sever. Eğer insanlarla ilişkisi yok ise ya da çok az ise vahşileşmeye başlar.
Van kedisi sevilmekten çok hoşlanır ve kendisine gösterilen sevgiye bağlılık ve sevgiyle karşılık verir. Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır. Sahiplerine çok yakın davranır ve severler. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe ısırır sonra yalıyarak sevgi gösterisinde bulunur ve mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi ve küçük çocukları sevmesini kıskanır.
Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varise de tekgöz (Diskromatopsi) ve mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.
Van kedisi kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türü olarak bilinmektedir.
Van kedisi, yemeğin, sütün sıcak olup olmadığını ön ayağı ile kontrol eder ve yemek uygun sıcaklıkta ise yemeğini yer. Van kedisinin, kavun, karpuz ve bazı meyveleri de yediği gözlemlenmiştir.
Van kedisinin kürkü kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir ve titrer.
Van kedileri kendi aralarında ve insanlarla haberleşmek için bir takım sesler çıkarırlar. Çıkarılan bu sesler onların hissi durumları ile ilgilidir. Kedilerin miyavlamaları isteklerine göre çeşitlilik gösterir. Bu miyavlamanın bir kısmı insanlarla olan ilişkileri, bir kısmı yavrularıyla veya erişkinlerde seksüyel aktivite ilgili haberleşme şeklidir. İhtiyaçlarına göre çıkardıkları seslerin yüksekliği ve frekansları değişir. Van kedisi sabahleyin sahibiyle karşılaşmasında yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar.
Yiyeceği verildiğinde yemeden önce sahibine sürünerek minnetini belirtir. Tuvalet ihtiyacını duyduğunda da, kapının önüne giderek miyavlayarak sahibinden kapısını açmasını ister, eğer kapının açılması gerekiyorsa kapı koluna uzanıp çekerek kapıyı açtığı da görülmüştür.
Yapılan incelemeler sırasında Van kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlendi. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Tuvalet ihtiyacı için bir yere konulan toprağın yerini hemen kavrayıp bunun dışında başka bir yeri kullanmadıkları tesbit edilmiştir.
Van kedisi yavruları 2-3 aylık iken isimlerini öğrenmektedir. Fakat bu öğrenmenin ismi öğrenmeden çok tanıdığı bir ses tonuna bağlı algılama olduğu düşünülmektedir.
Sevimli, cana yakın, zeki, çevik, sadık, güzel ve ilgi çekici görünümlü Van kedisinin neslinin azalmaması ve melezleşmesinin önlenmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerekmektedir.
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:37 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Kediler ve çocuklarımız
|
ÇOCUKLAR kedilere bayılırlar. kediler de çocukları severler ama bir yere kadar. Kedilerin kişilikleri de insanlarınkine benzer. Bazı kediler, tam anlamıyla çocuklara tapar. Bazıları da onlardan olabildiğince uzak durmayı tercih ederler. Çocukların, kedilere yaklaşımları konusunda kurallar koyarsanız,kediler çocuklardan korkmaz. Birlikte sorunsuz bir şekilde yaşarlar. .
Şimdi size bu kurallardan söz edeceğim:
Kedinin tuvaletini yaptığı yer kutsaldır,Bebekleri buradan uzak tutmanın bir yolunu bulun. Çocuklarınız söz anlayacak yaşa geldiğinde, kedi tuvaletteyken kesinlikle yalnız kalması gerektiğini anlatın.
Kedinizin, huzur içinde yemeğini yemesine izin verin. Kediler mama yerken, su içerken durmadan arkalarına bakıp, kimsenin yanına yaklaşmadığından emin olmak isterler. Biri varsa gitmesini beklerler.
Kediye, bir oyuncakmış gibi davranılmasına izin vermeyin. Çok küçük yaştaki çocuklar, kedilerle birlikteyken onları sürekli gözleyin. Çocuklar kediye nazik davranmayabilir. Kedi, öç olmak istemese bile tıslar, tırmalar ve ısırır.
Kedinizin tırnaklarını kesin. Yüzün ortasına atılan bir pençe son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kedinizin ilaç ve oyuncaklarını bebeğinizden uzak tutun. Çoğu pire tasmaları ve spreylerde,çocuklarınız için zararlı maddeler olabilecek maddeler bulunur. Kullanacağınız ilaçlar hakkında veterinerinizden bilgi alın.
Evde minik bir bebeğiniz varsa kedi almak için büyümesini bekleyin.
Kedinizin bebeğinizi boğacağı düşüncesine kapılmayın. Kediler beşiklere, uyuyan bebeklere, araba koltuklarına, bebek masalarına ve çocuk pusetlerine sokulmaya bayılırlar. Buralar onun için sıcak mekanlardır. Asla çocuğa bir zarar vermezler. Siz yine de bu mekanlardan kedinizi uzak tutun.
Kedinizi asla ihmal etmeyin..Bazen aile çocuğa yönelip kediyi unutabilir. Kedi, ilgi beklediği halde gururu yüzünden bunu belli etmez. Kedinin de ailenin bir üyesi olduğunu unutmayın.
Çocuğunuza, kedilere ve diğer hayvanlara karşı saygılı olmayı öğretin. Hiç bir zaman çok küçük çocukların hayvanlarla yalnız bırakılmamasına dikkat edin. Başka birinin hayvanına dokunmak isteyen çocuğunuza, sahibinden izin almasını Öğretin.
Çocuklarınızın, hayvanlar hakkında her şeyi öğrenmelerine yardımcı olun. Bu şekilde onlar, evimizi ve dünyamızı paylaşan tüm canlılara hayranlık duyacaklardır.
Cihan ÖZYAÐMUR .
Köpek Eğitmeni
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:37 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Kedilerin tuvalet kabı stratejileri
|
Kediler, bir kere kullanmaya başladıktan sonra tuvalet
kabı kullanmayı reddetmez. Tabii olağanüstü bir durum
olmadıkça! Kedi tutarlı bir şekilde aynı tuvalet kabını
kullanıyorken, ansızın tuvalet ihtiyacını gidermek için
başka yerlere yöneliyorsa, bu durum pek çok problemin
işareti olabilir.
Kedinin boşaltım sisteminde bir sağlık problemi varolabilir.
Çekinmeden, veterinere götürülmeli.
Duygusal bir sorunu varolabilir. Hatırlamaya çalışın. Son
günlerde evde ne gibi değişiklikler gözlendi? Yeni bir kedi almış
olabilir misiniz? Ya da bir köpek, kuş? Eve gelen yatılı bir
misafir bile kedinin strese girmesine neden olabilir. Böyle bir
değişiklik varsa, kediye özel itimam gösterme zamanı demektir.
Tuvalet kabı aynı bile olsa, bir farklılık olabilir mi? Örneğin, kabı
temizlemek için kullandığınız temizlik malzemesi: Markasını mı
değiştirdiniz? Ya da bu sefer ekstra parfümlü olanı mı denediniz?
Kedinin tuvalet kabının bulunduğu yere dikkat edin. Son
zamanlarda çevresinden çok sık geçiliyor olabilir. Kedinin
mahremiyetine biraz saygı lütfen! Çevresinde olup bitenlerle
fazla ilgili bir kedi, alıştığı düzenin değişmesinden huzursuz olur.
Kedi, devamlı olarak kullandığı tuvalet kabını bırakıp, özellikle
bir köşeyi seçmiş ve tuvalet ihtiyacını hep bu köşede
gideriyorsa, sorun kesinlikle tuvalet kabıdır. Değiştirin ama
mekan olarak aynı yerde tutun. Geri dönecektir.
Bülent Ovacık
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:36 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Kedilerde kulak ve göz temizliği
|
Banyodan önce ya da sonra, kulak temizliğini dikkatli bir şekilde
yapmalısınız. Temizlik için kulak temizleyici ya da pamuklu toplar
kullanılabilir. Bu temizliği alışkanlık haline getirirseniz, kulaklardaki
mikrobik oluşumları ve iltihaplanmayı, oluşmadan engelleyebilirsiniz.
Temizlikte kullanılacak malzeme: Pamuk topları, kulak temizleyici, ılık banyo
bezi.
Birinci adım : Kedinizi size göre yüksek bir zemine alın. Daha sonra, iki yana
doğru savrulmasını engelleyecek bir şekilde tutun.
İkinci adım : Pamuk toplarına bir parça kulak temizleyici ekleyin.
Eğer çok küçük ya da zayıf bir kediye sahipseniz, pamuk toplarını
daha ufak bir hale getirmekten çekinmeyin.
Üçüncü adım : Sakın kulak temizliğini cilt temizliği ile karıştırmayın.
Çok daha nazik olmalısınız. Dikkatlice tutuğunuz kulak kabuklarının
içini, temizleyicili pamuk toplarıyla, tamamen temizlenene kadar silin.
Dördüncü adım: Yassıyüzlü kedi cinsleri, İran ya da egzotik kısa
tüylü kedi gibi cinslerin yüzleri, cinsleri gereği özenli bir temizlik ister.
Yüzü ve göz çevresini her zaman temiz ve sağlıklı tutmak
zorundasınız.
Her gün yapılacak yüz ve göz temizliğinde, yumuşak ve ılık banyo
bezleri kullanılmalı. Böylece gözlerde donuk bir ifade kalmayacak,
gözyaşı izleri de azalacaktır.
Bülent Ovacık
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:36 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Kedilerde tırmalama
|
Kedilerde tırmalama
Kedilerin tırmalama davranışı anlamsız değildir. Bu davranışın pek çok fonksiyonu vardır ve en önemlisi bölgeyi belirlemesidir. Diğer olası fonksiyonları, tırnak bakımı, adaleleri ve tendonları germek oynamaktır. Tırmalama, özellikle yavrular için vazgeçilmez bir oyundur. Tırmalama, bu denli öneli bir davranış olunca, bir yavrunun tırmalamasını önlemek önlemeye çalışmak gerçekçi değildir. Onun yerine yavru kediler, onlara ait nesneleri tırmalayıp, evin eşyalarını rahat bırakmayı öğrenmelidir. Kediler genellikle tırmalama yerlerini kendileri tespit edip, buraya sürekli olarak geri dönerler. Bu yüzden ilk günden itibaren “Tırmalama alanı” olma özelliğini tanıyan tehlikeli bölgeleri siz belirleyin. Koltukların kolları ve arkası naylonla örtülebilir. Perdelere limon veya başka keskin kokular sürülüp itici yapılabilir. Yavru kedi, kısa süre yalnız bırakıldığında, cazip tırmalama noktalarından uzak kalması için bir odaya konulabilir.
Yavru kediler, nasıl ki erken yaştaki deneyimlerine dayanarak tuvalet ihtiyaçları ile yer ve, madde tercih geliştirebiliyorsa, aynı şekilde nerede ve neyi tırmalmaya dair tercih geliştirirler. Yavrunun neyi sevdiğini belirleyebilmek için birkaç nesne sunabilirsiniz. En azından bir tane dikey bir de yatay nesne deneyin. Orneğin yatağın yanı, kapının önü, ya da arkası gibi. Yavrunuz, düzenli olarak birden fazla nesneyi kullanabilir. Tırmalama nesnelerini kedi nanesi ile kokulandırmak ya da üzerine bir oyuncak bağlamak, çoğu kediyi bu tırmalama nesnesine itecektir. Bazı kediler, sizin o tırmalama nesnesini tırmalayarak çıkarttığınız sesle harekete geçer. Ben, yavru kediyi o tırmalama nesnesine götürüp, bacaklarını ileri geri hareket ettirmenizi tavsiye etmiyorum. Unutmayın, kedi hep kendi karar verir. Siz yönlendirin ama asla zorlamayın.
Cihan ÖZYAÐMUR
Köpek Eğitmeni
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:36 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Akvaryumlarımızın başbelası nitrat
|
Giriş
Doğa çok dengeli bir döngü oluşumuna sahiptir. Bizim akvaryumlarımızda kurmaya çalıştığımız dengeyi doğa farklı canlılar ve bakteriler ile otomatik olarak sağlar. Bu süreçte pek çok döngü, bu döngülerde ise pek çok canlı, bu canlıların ise pek çok görevi vardır. Bu zincirin halkalarından biri ise azot döngüsü olarak adlandırdığımız amonyum ve amonyaktan başlayıp, nitrat, oradan da azot gazı ile son bulan bir olgudur. Gün içinde gerek akvaryum canlılarımızın arıkları, gerek akvaryumda ölen mikro ve makro organizmalar, gerekse yapılan fazla yemlemeler ile ortaya organik bir bileşik olan NH3 (amonyak) ve dolaylı olarak NH4 (amonyum) çıkmaktadır. Akvaryumda mevcut bölgelerde konuşlanmış olan nitrifikasyon bakterileri bu organik bileşiğin önce nitrit (NO2) ardından nitrat (NO3)a dönüşmesinde yardımcı olurlar. Azot döngüsüsün son basamağı olan nitratın N2 yani azot gazına dönüştürülmesi ise bu kadar kolay olmamaktadır. Bu son basamağa denitrifikasyon denir ve bu bağlamda çalışabilecek farklı bakterilere ihtiyaç duyar. Bu bakterilerin çoğu anaerobik olmakla birlikte çok az sayıda da olsa aerobik olanlar da mevcuttur. Anaerobik bakterilerin oluşması için oksijensiz bir ortama ihtiyaç vardır bu nedenle sistemden nitratın bakteriler yardımıyla uzaklaştırılması o kadar da kolay değildir. Bu bakteriler doğada canlı kayaların iç kısımlarında ve kumun oksijen almayacak kadar derinliklerinde barınırlar. Bu bağlamda nitratı sistemden uzaklaştırmak için birçok farklı yol geliştirilmiştir. Bunların çoğu, ortamda denitrifikasyon bakterisi üretme mantığına dayanır.
Nitratı sistemden uzaklaştırmak istememizin temel sebebi, diğer döngü basamaklarındaki elemanlar kadar zehirli olmasa da yüksek oranda olduğunda, özellikle omurgasızlar için büyük tehlike teşkil etmesidir. Aslında mercanlar da bir bakıma nitrata ihtiyaç duyar ve deniz suyunda da bir miktar nitrat bulunur. Bir resif akvaryumunda ideal nitrat değeri 0,25ppm (milyonda bir değer)dir. 5ppme kadar normaldir. 5ppm üzeri değerlerde akvaryumda yosun oluşumu görülür.Yalnız balık akvaryumlarında ise nitrat seviyesi daha yüksek olabilir fakat yine de hem balıkların sağlığı açısından hem de yosun oluşumunu engellemek için 5-10ppmi geçmemelidir.
Nitratı Akvaryumdan Atma Yöntemleri:
Su değişimi: Su değişimi, nitrat seviyesini acilen düşürmek için kullanılabilecek en etkili yöntemdir. Özellikle; balık ölümü olduktan, tatil dönüşlerinde veya nitrojen döngüsü yeni bitmiş olan akvaryumlarda nitrat seviyesi yüksekse su değişimi yapılmalıdır.
Refugium: Refugium kelimesi İngilizcedeki sığınak anlamına gelen refuge kelimesinden gelir. Refugium ana tanka bağlı başka bir tanktır ve bu tankın içinde nitratı besin olarak kullanan canlılar bulunur. Refugiumda en fazla kullanılan canlı Caulerpadır. Caulerpa çok fazla ışığa ihtiyaç duymadan çok hızlı bir gelişim gösteren bir yosun türüdür. Caulerpanın kötü bir huyu vardır bu da arada sırada eşeyli üreme yapmasıdır. Bu daha çok gece ışıklar kapalıyken olur ve sporlarını suya salarlar. Aynı zamanda bitki aniden çürür ve topladığı tüm amonyak, nitrat ve fosfatı da suya geri salar. Aynı zamanda vücudunda otçul canlılara karşı ürettiği toksinler de suya karışır. Bu durum akvaryumun dengelerini bozabilir hatta bazı canlılar için ölümcül olabilir. Spor salınımını engellemek için ışıkları 24 saat açık tutmalısınız ve Caulerpaları düzenli olarak budamalısınız. Caulerpa dışında başka makro algler de refugiumda kullanılabilir fakat Türkiyede başka makro algler pek görülmez. Nitrat ve fosfatı besin olarak kullanan Xenia mercanları refugiumda kullanılabilir. Xenialar çok hızlı büyüdüğünden nitratı düşürmede etkili olacaktırlar. Bazı hobiciler dev istiridyeleri (Tridacna türleri) ve bazı sünger türlerini de refugiumda kullanmıştır fakat bunlar daha çok görsel amaçlı refugiumlardır, amaç nitratı düşürmek değildir.
 |
“Refugiumlar uzun dönemde nitrat seviyesini düşürmek için etkili yöntemdir. Resim: Ertunç Ererdi” |
Denitratör: Dünyada yaygın olarak kullanılan denitratör oksijen almayacak bir sistem içersinde bu bakterilerden yetiştirip belli periyotlarla etil alkol ile onları beslemek ve suyun bu ortamdan saatte akvaryum hacmine göre çok çok düşük su debileri ile geçirilmesi prensibine dayanır. Sistemin çıkışındaki oksijen düzeyi yani redox potansiyeli çok büyük önem taşır. Bu etkili bir yol olmasına rağmen çok tehlikelidir. Redox potansiyelinin normal değerlerin dışında olmaması çok ve sülfür zehirlenmelerine sebep olabilir. Bu yüzden denitratörlerin bir MV-(Redox) cihazı ile kullanılmaları önerilmektedir.
DKY: DKY yani Derin Kum Yatağı (İngilizce aramak isterseniz DSB olarak geçer yani Deep Sand Bed) nitrat ve fosfat üzerinde etkili bir yöntemdir. Bu sistemin amacı, derin bir kum yatağı oluşturup üst kısımda aerobik, alt kısımda da anaerobik bakteriler için uygun ortam yaratmaktır. Bu sistemde kullanılan kumun çok ince, 0,2 1,0 mm arasında, olması gerekmektedir. Kum derinliği 8cm veya daha fazla olmalı. Mercan kırığı veya mercan kırığını ezerek yapılan kumlar bu işin için pek uygun değildir. Kumun aragonit veya çok salınım yapmayan silika kum olması gerekmektedir. Fakat aragonit kumlar hem suya kalsiyum sağladıklarından hem de phı dengede tuttuğundan kesinlikle çok daha kullanışlıdır. Ne yazık ki ülkemizde çok kolay bulunmuyor, bulunanlar da istenilen boyutlarda olmuyor genelde. Bu sistemin Türkiyede yapılmasında bir engel de Türkiyede canlı kumun ve kumu karıştıracak canlıların bulunmamasıdır. Deniz çıkarılan bazı canlılar bu iş için uygun olabilir fakat tüm bu canlıları denizden toplamak zahmetli olacaktır. her şeye rağmen DKY hem nitrat ve fosfat seviyelerini düşürmesi açısından çok efektiftir hem de akvaryumda doğaya daha yakın bir ortam oluşmasında yardımcı olur.

DKYnin kullanıldığı bir deniz akvaryumunda deniz çimi, kum anemonu yada çene balığı gibi yaşamak için derin bir kum tabakasına ihtiyaç duyan canlılara da bakabilirsiniz. Resim: Selim Özadar
Votka: Sistemde yaşayan anaerobik bakteriler belli bir besin kaynağına ihtiyaç duyarlar. Bunun en önemlisi ise etil alkoldür. Sisteme dışardan fazla miktarda etil alkol ilave edilmesi bu bakterilere ekstra besin kaynağı ve enerji sağlayacağı için mevcut kolonilerin hızla artmasına, dolayısı ile nitratın çok daha hızlı bir şekilde elimine edilmesine sebep olur. Votka da etil alkol içerdiğinden akvaryumda kullanılabilir. Bu metodun bilinçsiz kullanılması farklı bileşiklerin çökelmesine ve kontrolsüz alg oluşumuna sebebiyet verebilmektedir.
Canlı kaya: Sistemin temel denitrifikasyon aracı canlı kayalardır. Kaliteli yapıya sahip canlı kayalar nitratın elimine edilmesinde büyük önem taşır. Derin oyuklar ve çatlara sahip efektif yapıdaki bir canlı kayada bu deliklerin derinliklerine fazla oksijen ulaşamayacağından burada oksijensiz bir ortam meydana gelir. Bu ortamlar denitrifikasyon bakterileri için kolonileşme yeri olarak kullanılır. Hacme oranla yeterli miktarda canlı kayanın nitrat seviyesinin düşmesinde etkisi olacaktır

Canlı kayalar hem nitrifikasyon hem de denitrifikasyon yaptığından deniz akvaryumları için çok önemlidir. Resim: Can Doğut
Sonuç:
En başta dediğimiz gibi nitrat, azot döngüsünün azot gazından önceki son adımıdır. Yukarıda refugium ve su değişimi dışındaki metotlarda nitrat nitrojen gazına dönüştürülüp atmosfere bırakılır ve sistemden uzaklaştırılmış olur. Refugiumda ise fotosentez için nitrat besin olarak kullanılır. Döngünün ilk ayağı amonyum ve amonyak olduğu için nitratı yok etmeye çalışmadan önce amonyak oluşumunu azaltmak daha mantıklı bir yol olacaktır. Bunun için de doğru kurulmuş bir sistem, düzenli su değişimi ve doğru miktarda canlı yüklemesi yapılması gerekmektedir.
Selim Özadar - Ertunç Ererdi
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:36 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Kangal Köpeklerinin Eğitimi
|
1- YAVRU KÖPEKLERİN EÐİTİLMESİ
0-6 ay arasında terbiye edilmelidir. 6 aydan sonra köpeğin kullanılacak amaca göre eğitilmesi gerekir. Yavru köpeklere sırasıyla şu aşamalarda eğitim yaptırılmalıdır.
a) Bu aşamada 0-6 aylık yavrulara terbiye ve eksersizler uygulanacaktır.
b) 6-12 aylık yavrulara uygulanacak bir eğitim yöntemi olup, bu dönemde birinci aşamadaki eksersizler tamamen pekiştirilir, ayrıca emir sözcükleri, fiziki güç artırma çalışmaları, ayrıca tasmalı ve sevk kayışlı uygulamalar yapılır.
c) 12-15 aylık köpeklere uygulanacak temel itaat ve ileri itaat eğitimlerindeki tüm programlar bu dönemde eksiksiz olarak tatbik edilmelidir.
d) Bu dönemler ise 15-18 aylık köpeklerin ileride alacakları özel eğilimler uygulanır. Bu uygulamada köpekler adeta hizmete şartlandırılır.Yavrularda uygulanan temel terbiye yöntemleri şunlardır.
1- Yavru ile dostluk kurmak.
Önce köpeğimize onun dostu olduğumuza inandırmalıyız. Köpeğimize bir kimlik kartı çıkartmalıyız. Dünyadaki canlılar arasında köpek kadar ses tonundan sevgi, övgü, azarlama ifade eden ses, hareketler, hatta mimik ve jestlerden etkilenen başka bir canlı gösterilemez. Yumuşak tatlı bir ses, bir üç ayını dolduran bütün köpekler aşılanmalı ve her yıl aşı tekrarlanmalıdır.
2- Yavruya isim vermek.
Yavru köpek ile gönül bağı kurulduktan sonra yapılacak ilk iş ona bir isim vermektir. Bu isim tek heceli ve cazip olmalıdır. Ona karşı her an bu isim kullanılmalıdır. Köpekler her sözcüğün anlamını ve o anda yapılan hareketin amacını bir kaç tekrardan sonra mutlaka kavrarlar.
3- Yavrunun eve uyumunu sağlamak.
4- Yavrunun tabi ihtiyaçlarını disipline etmek:
Burada hayvanın pisliğini istenen yere yapması terbiye edilmelidir.
5- Yavrunun ödüllendirilmesi:
Köpeğiniz istediğimiz bir hareketi yaptığında onu mutlaka ödüllendirmeliyiz. Bu ödüllendirme hayvanı sevip okşama veya sevdiği bir yiyeceği veya oyuncağı vermek şeklinde olur.
6- Yavrunun cezalandırılması:
Cezalandırma ya tepki yada canını yakmakla uygulanır. Tepki genel olarak sert bir ses tonu, ciddi bir ifade ve hareketle onu uyarmaktır. Ceza en son başvurulacak bir yöntemdir. Yanlış ve ağır cezalar köpeğin eğitilmesini zorlaştırır ve hatta sahibine düşman eder.
7- Yavrunun duyu organlarını geliştirecek eksersizler:
Köpeklerdeki 4 duyu organını geliştirecek eksersizler şunlardır:
a) Koku alma duyusunun geliştirilmesi,
b) İşitme duyusunun geliştirilmesi,
c) Görme duyusunun geliştirilmesi,
d) Tat alma duyusunun geliştirilmesi.
8- Yavrunun tasma ve sevk kayışına alıştırılması:
Yavru 2 aylık olduktan sonra ayarlı deri tasmaya alıştırılabilir. Bir kaç gün içinde bu işe alışır. 3 ay içinde tasmaya sevk kayışı da bağlayarak yavruyu gezintiye çıkarmalıyız.
9- Yavrunun sosyal çevreye uyumu:
Köpek yavruları aynen çocuklara benzerler. İlk gördükleri canlı ve cansız her şeye karşı merak duyarlar. Hatta mimik ve jestleriyle onun ne olduğunu öğrenmek istediklerini belirtmeye çalışırlar. Ve ilk fırsatta o şeyi kesinlikle koklar ve kokusunu aldığı nesneyi hayat boyu unutmazlar. Bu merakları nedeniyle köpekleri 6 ay içinde sosyal çevreye alıştırmak gerekir.
10- Yavrunun kulübeye veya barınağa alıştırılması:
Kangal köpekleri özellikle hürriyetlerine çok düşkün bir hayvandır. Bu nedenle henüz 8 haftalıkken yavrular mutlaka kafes veya barınağa konulmalı ve alıştırılmalıdır.
11- Yavrunun başkası tarafından verilen yemeği reddetmesi:
Köpek yetiştiriciliğinde bu önemli bir konudur. Hayvan küçükken kendi sahibinin elinden ve kendi kabından yemeğe alıştırılmalı dışardan verilen yemekleri kabul etmemelidir. Ayrıca beslenmesi ihmal edilmemelidir.
12-Yavruların kötü huylarından vazgeçirilmesi:
Yavrunun kötü huyları şunlardır:
a) Çevredeki eşyaları hırpalayıp dağıtmak,
b) Kavgacı olması
c) Çekingen ve korkak olması
d) Şımarık ve sırnaşık olması
e) Çevredeki canlılara saldırması
f) Hiç havlamaması.
4 aya kadar yavrunun bu kötü huylan mutlaka önlenmeli, 4 ve 6 ay arasında noksan veya zayıf olan konularda gerekli pekiştirmeler yapılmalıdır.
13- Yavrulara eğitim ile ilgili sözcüklerin Öğretilmesi:
Yavru köpeğe 3-4 aydan sonra gel, git,bak, hayır, kal, yat, ara, bul, getir, götür vb. sözcükler öğretilebilir.
14- Yavrulara bekçilikle ilgili egzersizler:
Bekçilik köpeğin yaradılışında mevcut içgüdüsel bir özelliğidir. Ayrıca köpeklerde büyük ölçüde bir kıskanma hissi de mevcuttur. Kendisine ait eşyayı, yemeğini, kaldığı evi, ev halkını özetle her şeyi büyük bir ciddiyetle ve cesurca korur. Bu nedenle onu daha da eğiterek canımızı ve malımızı teslim edebiliriz. Kangal köpeğinde bu şekilde gelişerek bağlı olduğu kişileri canı pahasına mutlaka korur. Bu huyunu ilerletme egzersizlerini de annesinden alır. Bekçilik yapacak bir köpek 2 aylıktan itibaren bakıcısıyla tanıştırılmalı ve nöbet tutacağı yere yavaş yavaş alıştırılarak bağlanmalıdır. 6 ay olduktan sonra gündüzleri bağlanmalı, geceleri serbest bırakılmalıdır. Yemeği ve suyu bakıcısı tarafından verilmelidir Bekçi köpeklerine genellikle dur, hayır, tut gibi kelimeler mutlaka öğretilmelidir.
15- Yavrularda çoban köpeği ile ilgili egzersizler:
Çoban köpeği olacak yavrular 4 aylık olduktan sonra imkanlar elverdiğince anneleri ile birlikte sürüye götürülmelidir. Sürüye götürülecek köpeklerin çok cesaretli, çevik ve kuvvetli olması için iyi beslenmeleri gerekir. Sürüye gidecek yavru köpeklerin kesinlikle ezdirilmemesi gereklidir. Bilakis bu yavruların cesaretini artırması için işe yaramayan imha edilecek yavru köpek üzerinde cesaretlerini arttıracak çeşitli egzersizlerle köpeklerin cesaretleri, kendine güveni artırılmalıdır. Böylece vahşi hayvanlara karşı mücadele yeteneği kazandırılmalıdır.
2- ERİŞKİN KÖPEKLERİN EÐİTİMİ:
Erişkinlik çağı Kangal köpeklerinde 12 aylıktan sonra başlar. Bu dönemde uygulanacak program daha zor ve ağır olur. Bunun için yavru köpeklere uygulanan program aksatılmadan, eksiksiz ve sabırlı bir şekilde yapılmalıdır ki, erişkin dönemdeki eğitim kolay ve iyi sonuçlar verir.Erişkin köpeklere uygulanacak eğitim iki aşamalı yapılmalıdır.
a) Temel eğitimler,
b)Özet eğitimler
Bu eğitimleri sırasıyla ele alalım.
a) Temel eğitimler:
Temel eğitimde amaç genel olarak verilecekler emri köpeğin eksiksiz olarak yapması hedeflenir, Eğitim erken (6-7 ayında) başlarsa daha iyi olur. Temel eğitim köpek eğitiminin temelini teşkil eder.
Bu eğitim de aşamalı olarak uygulanır.
a) Temel itaat eğitimi:
Temel itaat eğitimi hayvanı sıkmadan günde 2 saat süreyle uygulanması gereklidir. Bu eğitimde kontrol altına alınabilmesi için topuk, yat, kalk, otur, hayır, kal, sürün,yapma vb. gibi kelimeler öğretilir ve uygulamalı olarak yaptırılır.
b) İleri itaat eğitimi
Bu eğitimin amacı itaat eğitimlerini uzaktan ve serbest egzersizlerle yaptırmak ve bunun sonucunda bakıcının köpek üzerindeki etkisini artırmak ve köpeğin uzaktan kontrolünü yapmaktır.
c) Destek eğitimi:
Destek eğitimleri adı altında köpeklerin fiziki güçlerinin geliştirilmesi ve genel bilgi eğitimlerinin yaptırılmasından oluşur.
1- Fiziki gücü geliştirme eğitimleri:
-Yüksek atlama gücünü artıracak engel eğitimi,
-Uzun atlama gücünü artıracak engel eğitimi,
-Denge yeteneğini artıracak engel eğitimi,
-Tırmanma eğitimini artıracak engel eğitimi,
-Güven duygusunu artıracak engel eğitimi.
2- Genel Bilgi Eğitimi:
Bu eğitimde de hayvanın genel bilgisini artıracak egzersizler yaptırılır.
-Saldırganlık eğitimi,
-Yabancıların aranma eğitimi
-Bina, banka, mağaza gibi yerlerde arama eğitimi
-Kısa iz takibi eğitimi,
-Köpeklerin silah sesine alıştırılması eğitimi.
B- Özel Eğitimler:
Bu eğilimler 15-18 aylık iken uygulanır.Bu bölümde köpeklere:
1- Bekçi köpeği eğitimi,
2- Devriye köpeği eğitim,
3- Av köpeği eğitimi,
4- Çoban köpeği eğitimi,
5- Narkotik madde arama eğitim,
6- Keşif köpeği eğitimi gibi eğitimler yaptırılır.Bu eğitimlerden geçen köpekler bu işleri rahatlıkla yaparlar.Kangal köpeklerinin diğer köpeklere orada bu eğitimleri daha iyi uygulayan ve verilen görevi daha iyi yapan, aranan bir köpek ırkı olduğu tespit edilmiştir.
kangalefsanesi.com
kaynak: hayvanlar.us
Ocak 9, 2008 at 11:36 | Hayvanlar
- Gönderen: admin |
Deniz Atı
|
Bu makalede oldukça fazla bakılmak istenen ve oldukça ilginç olan deniz atlarından ve nasıl bir akvaryumda bakılmalarından bahsedeceğiz.
Genel
Deniz atları, deniz iğneleri ve deniz ejderleri gibi Syngnathidae familyasındandırlar. Genelde tuzlu suda yaşarlar fakat acı suda yaşayan türleri de vardır. Dünyada 32 ve Türkiyeyi çevreleyen sularda 2 tür bulunur; Hippocampus hippocampus ve H. ramulosus. Bazı türler yalnızca 2cm iken bazıları 30cmden fazla olabilir.
Tür seçimi:
Akvaryumu kurmadan önce ne tür bir deniz atı bakacağınıza karar vermelisiniz. Ayrıca ne besin verebileceğiniz de oldukça önemlidir, farklı tür deniz atları farklı besinlerle beslenirler.
Akvaryum doğumlu deniz atları her zaman doğadan yakalanmışlara göre daha avantajlıdır. Hastalık taşımazlar, donmuş yeme daha kolay alışırlar yada aldığınızda donmuş yem yiyor olurlar ve daha dayanıklı olurlar. Fakat, Türkiyede akvaryum doğumlu deniz atı bulmak pek mümkün değildir o yüzden genel olarak doğadan yakalanmış deniz atlarından bahsedeceğiz.
H. hippocampus ve H. ramulosus ülkemizin etrafında görülen tek deniz atı türleridir. 15cmye kadar büyüyebilir. Doğada amfipodlarla beslenirler fakat akvaryumda mysis karidesi de verilebilir. Farklı renklerde bulunabilirler.
H. kuda ve H. comes genellikle ülkemizde bulunan tropikal orta boyda atlardandır. H. erectus ve H. reidi Amerika ve Brazilyadan gelirler bu yüzden diğer iki türden daha az görülürler. Tüm bu türler 15-20cm arasındadırlar ve mysis, zenginleştirilmiş su piresi, amfipod gibi canlılarla beslenebilirler.
H. zosterae 5cm boyundadır ve Amerikadan Türkiyeye gelir fakat henüz Türkiyede hiç görmedim. Zenginleştirilmiş yumurtadan yeni çıkmış artemia ile beslenerek yaşamını sürdürebilen tek deniz atıdır.
Akvaryum kurulumu:
Hangi cins deniz atına bakacağınıza karar verdikten sonra akvaryum kurulumuna geçebilirsiniz. Yukarıda deniz atalarını kabaca 3e ayırdık;
- Tropikal olmayan orta boy atlar
- Tropikal orta boy atlar
- Cüce deniz atları
3 sistemin kurulumu tabiki farklı. Tropikal orta boy atlar için kurulan akvaryum tropikal olmayan yani yerli deniz atları için de aynıdır. Tek fark yerli deniz atları olan akvaryum kışın 20, yazın da 24 dereceden fazla olmamalıdır.
Tank şekli deniz atlarında önemlidir. Deniz atları eninden çok boyuna yüzerler bu yüzden boyu eninden daha fazla olan bir akvaryum atlar için iyi olacaktır. En az deniz atının kuyruğu tamamen açık halinin uzunluğunun 3 katı önerilir. Orta boy atların en az 15cm olduğunu var sayarsak bu atlar için en az 45cm yüksekliğinde bir akvaryum gerekir. Tank hacmi ise 2-3 taneiçin en az 120 lt önerilir. Akvaryumun ne büyük ne de küçük olması gerekir çünkü küçük akvaryum balıkları strese sokarken büyük akvaryumda da beslenme zor olur. Cüce deniz atları için ise 15lt bir akvaryum 5-6 tanesi için yeterli olacaktır.
Orta boy deniz atları içim kurulan akvaryumlarda canlı kaya kullanabilirsiniz. Kum olarak çok ince bir kum kullanırsanız iyi olur fakat kum kullanmanız şart değildir, çıplak taban da gidebilirsiniz. Normal deniz akvaryumları gibi su yoğunluğunu 1,025-1,026ya getirip, kum ve canlı kayaları koyup döngünün oluşmasını beklemelisiniz. Döngüyü hızlandırmak için akvaryuma küçük bir parça donmuş karides atabilirsiniz. Canlı koymadan önce en az 3 hafta beklemeniz önerilir. 3 hafta sonunda sudaki nitrit ve amonyak okunamayacak kadar az ise canlıları koyabilirsiniz. Akvaryuma kaya dışında deniz atlarının tutunmaları için plastik bitkiler ya da ölü gorgonian iskeletleri kullanabilirsiniz.
Cüce deniz atları için kurulmuş akvaryumlarda ise canlı kaya kullanılmamalıdır çünkü canlı kayalar hidroit ve narin cüce deniz atları için zararlı canlılar içerir. İçinde bioball bulunan çok küçük bir ş