Tiyoüre Liçi
Altın ve gümüşün asidik tiyoüre çözeltisinde çözündüğü ilk kez 1941 yılında Plaksin ve Kozhukhova tarafından açıklanmıştır. Bu konuda saf metaller, cevherler, konsantreler ve artık malzemelerden altın ve gümüş kazanımına yönelik çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
Groenewald (1976) tarafından Güney Afrika altın cevheri kullanılarak, cevherde mevcut demirden kısmen oksitleyici olarak yararlanılma yanında, oksitleyici olarak sülfürik asit kullanılarak asidik tiyoüre liçi deneyleri yapılmıştır. Bu deneylerde ton cevher başına
Amonyak Liçi
Refrakter karakterli sülfürlü cevherlerin siyanürleme öncesi kavurma işlemine tabi tutulması sırasında oluşan SO2 gazı çevre sorunlarına neden olmaktadır. Basınç altında oksitleme işlemleri ise yüksek sıcaklıklarda ve korozif asidik koşullarda çalışma erektirmesi yanında, daha sonraki siyanürleme işleminin alkali ortamda yapılması nedeniyle bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Söz konusu sakınca ve zor koşullan ortadan kaldırmak amacıyla ucuz, az toksik, az korozif, geri kazanımı kolay ve iyi bir kompleks oluşturucu olan amonyak çözeltisiyle doğrudan altın ve gümüş kazanımı üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmıştır. cevherlerden altın ve gümüşün %95′inin 2-4 saat arasında çözeltiye alınabileceği anlaşılmıştır. Çözünmenin sıcaklığa çok bağlı olduğu ve yeterli bir çözünme hızına
Tiyosülfat Liçi
Siyanüre kıyasla daha az toksik olması ve iyi bir kompleks oluşturucu ve yabancı katyonlardan daha az etkilenme özelliği dikkate alınarak altm ve gümüş kazanmamda tiyosülfat üzerinde durulmuş ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapılmıştır.
Klor Liçi
Çözünme hızının yüksek olması, ucuz olması ve çözünme mekanizmasının oldukça basit olması dikkate alınarak cevher, konsantre ve artık malzemelerden klorlama yoluyla altın kazanımı konusunda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Klor ortamında altının çözünmesi Tepkime 15 uyarınca gerçekleşmekte ve anyonik bir kompleks oluşmaktadır. Ancak, ortamda mevcut metal sülfürler de (özellikle pirit) klorla etkileşmekte ve önemli ölçüde klor tüketimine neden olmaktadır.
İyot-tyodür Liçi
Bu yöntemde bir alternatif olabilir.
Altın aramada yeni araştırılmaya başlanan alternatifler
Altın bazı zamanlar, mikroskopla görülemeyecek kadar küçük olabiliyor. Örneğin, sülfürlü minerallerin içindekiler… Bu tip altına “görünmez altın” deniyor. Güney Afrikalı bilim adamları, altın parçacıklarını ayrıştırabilmek için öncü bir yöntem geliştirdiler. Mineral örneğiyle beslenen bakterileri kullanarak bu “görünmez altın’ı elde ettiler. Ancak, düşük kalitedeki cevherden altın elde etme konusunda çok ilginç ve yeni bir yardımcı daha bulundu: hardal bitkisi..
“Phytology”(bitkibilimi) ve “mining” (madencilik) kelimelerinin birleşmesinden oluşan “phtyomining” yönteminde, Çin hardal bitkisi, altının ayrışmasında kullanılıyor.
Sonuç Olarak
Refrakter karakterli altın cevherlerinin ekonomik olarak değerlendirilebilmesi için tek bir çözüm yolu bulmak olası değildir. Her malzemeye özgü farklı özellikler dikkate alınarak en uygun çözüm yolunun belirlenmesi gerekmektedir. Bazı durumlarda malzemenin bir oksitleme işleminden geçirilmesini takiben siyanürleme prosesi başarı ile uygulanabilirken, bazı durumlarda ön işlemlerden geçirme de yeterli olamamaktadır. Refrakter özellikler yanında, siyanürün son derece toksik bir madde olması da çeşitli sorunlar yaratmaktadır. Siyanürleme prosesi, özellikle alkali ortamda çalışıldığı için, son derece güvenli bir uygulama olmakla birlikte, gerekli önlemler alınmaması durumunda proses atıkları çok ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Siyanürün son derece toksik bir madde olması insanların bu prosese bir önyargı ile yaklaşmalarına da neden olmaktadır. Tüm bu nedenler bir araya geldiğinde de siyanüre alternatif, tercihen toksik olmayan veya en azından daha az toksik olan, bir çözücü ile altın ve gümüşü çözeltiye alabilme konusunda oldukça yoğun araştırma geliştirme faaliyetleri sürdürülmektedir. Söz konusu araştırmalar içerisinde endüstriyel ölçekte kullanılabilirlik düzeyine en yaklaşmış olanının tiyoüre olduğunu söylemek mümkündür.
derleme: Güvenç Sönmez Ocak & Şerife Gümüş
Fazıl Say öfkeli… “Karanlık güçlere teslim olmayacağız” dediği açıklamasında, bu iktidarın kendisine ve müzik sanatına şimdiye kadar dostça davranmadığını söylüyor.



Oksijen ve yeşil cenneti Kaz Dağları’nda 11 şirket 37 ayrı noktada altın arıyor. Halk madencileri istemiyor Oksijen ve yeşil cenneti Kaz Dağları’nda 11 şirket 37 ayrı noktada altın arıyor. Halk madencileri istemiyor.










İstanbul’da doğdu. Babası avukattı. 1931′de Kadıköy Ortaokulu’nu, 1936′da Ankara Gazi Lisesi’ni bitirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi’ne, sonra Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne girdiyse de, devam etmedi. 1938 yılında sosyoloji öğrenimini için Belçika’ya gitti. Burada kısa bir süre kaldıktan sonra, II. Dünya Savaşı nedeniyle yurda döndü. 1942′den başlayarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü’nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı’nda memurluk ve gazetecilik yaptı. 1951′de İstanbul’da Akşam gazetesinde çalışmaya başladı. Tercüman, Büyük Gazete, Tanin ve Cumhuriyet gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954′ten başlayarak İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro bölümünde fonetik-diksiyon öğretmenliği yaptı, buradan 1977 yılında emekli oldu. 1964-1969 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu’nda çalıştı. 1979′da UNESCO Genel Merkezi kültür müşaviri olarak Paris’e gitti. Hükümet değişince geri çağrıldı. 1983 yılında Cumhuriyet gazetesinde haftalık denemelerini sürdürmekteydi.