nedir

Hamilelik döneminde vücuttaki hormonlarda görülen değişiklikler, dişetlerinde iltihap oluşmasına ve dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam oluşturur.

Hamileyken dişte ne gibi değişiklikler gözlenir?

Hamilelik döneminde östrojen ve progesteron hormonlarında artış gözlenir. Bu artışla beraber ağız ortamında bazı değişiklikler olur. Damarlanma ve kan akışının artışı ile dişetleri şiş, kızarık ve gevşek bir halır. Şişen dişetleri yiyecek artıklarının tutunması için ideal ortamı sağlar. Böylece ağız ortamı bakterilere karşı çok daha hassas bir duruma gelir. Bakteri aktivasyonunda artış gözlenir. Bu ağızda rahatsızlıklar, yeme güçlüğü ve şiddetli kokuyla seyreder.

Ağızda bakteri aktivasyonunun artması hamileler için ne gibi tehlikeler doğurur?

Bakteri aktivasyonunun artışı, istenmeyen enfeksiyon riskini de beraberinde getirir. Ağız içi enfeksiyonu olan hamilelerde, erken doğum ve düşük kilolu bebek riski 7 katına çıkar.

Değişen yemek alışkanlığı, dişlere nasıl yansır?

Hamilelikle birlikte sık sık ve az miktarda beslenme olur. Ağız bakımı da bu yeme sıklığını takip etmelidir. Hamileliğin ilk üç ayında sıkça görülen sabah bulantıları diş fırçalamayı ve bazen beslenmeyi de zorlaştırabilir. Eğer bu bulantılar kusmayla birlikte görülürse, ağız bakımı daha da önem kazanır.

Kustuktan hemen sonra diş fırçalanmalı mı?

Kustuktan hemen sonra diş fırçalanmamalı, ağız bol suyla çalkalanmalıdır. Aksi halde mide asiti ile birleşen diş fırçalama işlemi, dişlerin yapısında aşınmalara yol açar. Ancak çalkalamayı takiben 1 saat sonra dişler fırçalanmalıdır.

Diş temizliği yaptırılır mı?

Hamileliğin başlangıcıyla birlikte diş hekimine gidilmelidir. Diş taşı temizliği de tüm hamilelik boyunca yapılabilir.

Resmi Gazete
     Tarih: 01.08.1998; Sayı: 23420 
     Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler

     Amaç
     Madde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen “hasta hakları”nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin “hasta hakları”ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.

     Kapsam
     Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar.

     Hukuki Dayanak
     Madde 3- Bu Yönetmelik; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu nun 9 uncu maddesinin (c) bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname nin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

     Tanımlar
     Madde 4- Bu Yönetmelik te geçen deyimlerden;
     a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı nı,
     b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,
     c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,
     d) Sağlık kurum ve kuruluşu: Milli Savunma Bakanlığı na ait olanlar hariç olmak üzere, sağlık hizmeti verilen resmi veya özel bütün kurum ve kuruluşlar ile tababet icra edilen bütün yerleri,
     e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası,
milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını,
     ifade eder.

     İlkeler
     Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:
     a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur.
     b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
     c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp düzenlenir.
     d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.
     e) Kişi, rızası ve Bakanlığın izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
     f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

     İKİNCİ BÖLÜM
     Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı

     Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma
     Madde 6- Hasta,adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini de içerir.

     Bilgi İsteme
     Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne öğrenme haklarını da kapsar.
     Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak; bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela, broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.

     Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme
     Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usül ve şartlara uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir.
     Mevzuat ile belirlenmiş sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak,kuruluşu değiştirmenin hayati tehlikeye yolaçıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi esastır.
     Acil vak alar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar.
     Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna, sevkeden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.

     Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
     Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları hakkında bilgi verilir.
     Mevzuat ile belirlenmiş usüllere uyulmak şartı ile hastanın, kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır.
     Personeli seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.

     Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme
     Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde, hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini istemek hakkı vardır.
     Acil ve adli vak alar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

     Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım
     Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
     Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.

     Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı
     Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yolaçabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.

     Ötenazi Yasağı
     Madde 13- Ötenazi yasaktır.
     Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.

     Tıbbi Özen Gösterilmesi
     Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.

     ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
     Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı

     Genel Olarak Bilgi İsteme
     Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usülleri, tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir.
     Sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi, bizzat hasta veya hastanın küçük, temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir. Hasta, sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir. Gerek görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir.
     Hasta, tedavisi ile ilgilenen tabip dışında bir başka tabipten de sağlık durumu hakkında bilgi alabilir.

     Kayıtları İnceleme
     Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebilir.

     Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
     Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını, düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hal e getirilmesini isteyebilir.
     Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini isteme haklarını da kapsar.

     Bilgi Vermenin Usulü
     Madde 18- Bilgi, gerektiğinde tercüman kullanılarak, hastanın anlayabileceği şekilde, tıbbi terimler mümkün olduğunca kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden ve hastanın ruhi durumuna uygun ve nazik bir ifade ile verilir.

     Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken haller
     Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.
     Hastaya veya yakınlarına, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen şartlar çerçevesinde tabibinin
takdirine bağlıdır.
     Tedavisi olmayan bir teşhis, ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.

     Bilgi Verilmesini Yasaklama
     Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.

     DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
     Hasta Haklarının Korunması

     Mahremiyete Saygı Gösterilmesi
     Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.
     Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;
     a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,
     b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makül bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
     c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
     d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale  sırasında bulunmamasını,
     e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına  müdahale edilmemesini,
     f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar.
     Ölüm olayı, mahremiyetin bozulması hakkını vermez
     Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.

     Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama
     Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
     Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır.
     Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.

     Bilgilerin Gizli Tutulması
     Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
     Kişinin rızasına dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz.
     Hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.
     Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri, rızası olmaksızın açıklanamaz.

     BEŞİNCİ BÖLÜM
     Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası

     Hastanın Rızası ve İzin
     Madde 24- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
     Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu nun 272 nci ve 431 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararına bağlıdır.
     Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz.
     Üçüncü fıkrada belirtilen ve hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde, rızanın her zaman geri alınması mümkündür.
     Rızanın geri alınması, hastanın tedaviyi reddetmesi anlamına gelir.
     Rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak tıbbi yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır.

     Tedaviyi Reddetme ve Durdurma
     Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.
     Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatinde hasta aleyhine kullanılamaz.

     Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki
     Madde 26- Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.

     Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması
     Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik tedavi metodlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda, bilinen klasik tedavi metodları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca, bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır.
     Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak olarak öngörülmesi halinde yapılabilir.
     Altıncı Bölüm de yeralan hükümler saklıdır.

     Rızanın Şekli ve Geçerliliği
     Madde 28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir.
     Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.

     Organ ve Doku Alınmasında Rıza
     Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve NakliHakkında Kanun un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238 sayılı Kanun un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.

     Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi
     Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
     Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen şartlara tabidir.
     Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.

     Rızanın Kapsamı
     Madde 31- Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır.
     Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik te ve diğer mevzuatta belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.

     ALTINCI BÖLÜM
     Tıbbi Araştırmalar

     Tıbbi Araştırmalarda Rıza
     Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın, tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz.
     Tıbbi araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.
     Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş bulunan yerlerde yürütülür.
     Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması, bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

     Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi
     Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi, araştırma konusu yapılamaz.
     Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her safhasında başlangıçda verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince bilgilendirilir.

     Rıza Alınmasının Usülü ve Şekli
     Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir.
     Tıbbi araştırmalarda rıza yazılı şekil şartına tabidir.

     Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu
     Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan, sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır.
     Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.

     İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı
     Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi, sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz.
     İlaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı, 29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan İlaç Araştırmaları Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.

     YEDİNCİ BÖLÜM
     Diğer Haklar

     Güvenliğin Sağlanması
     Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır.
     Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.
     Tutuklu ve hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri saklıdır.

     Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma
     Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
     Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir.
     İfadeye muktedir olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de, talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır.
     Bu hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.

     İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret
     Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
     Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik, şefkatli ve sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranmak zorundadır.
     Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı ve bekletilmeleri sözkonusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli bilgi verilir.
     Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından talep konusu yapılabilir.
     Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşca belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken tedbirler alınır.

     Refakatçi Bulundurma
     Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere; mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması istenebilir.
     Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usül ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca düzenlenir.

     Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi
     Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları yerlerde de faydalanabilirler:
     a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
     b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen hallerde,
     c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde.
     Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.

     SEKİZİNCİ BÖLÜM
     Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları

     Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı
     Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları vardır.

     Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu
     Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat davası açılabilir.
     Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu olması halinde;
     a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açabilirler.
     b) Aynı Kanun un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkca veya zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması gerekir.

     Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu
     Madde 44- Bu Yönetmelik te gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai, mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir.
     Birinci fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler saklıdır.

     Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tesbit Usulü
     Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde, hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından müfettiş veya muhakkik görevlendirilir.

     Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler
     Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
     a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
     b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet başsavcılığı na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
     c) Anayasa nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.
     Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücü edilir.
     d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem yapılır.

     Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu
     Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
     a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
     b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte dava açılarak ileri sürülebilir.
     c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.

     DOKUZUNCU BÖLÜM
     Son Hükümler

     Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi
     Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelik te ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelik te gösterilen “hasta hakları”nı bir liste, tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar, personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.

     Saklı Olan Hükümler
     Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.

     Yürürlük
     Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

     Yürütme
     Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.


Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından (Resmi Gazete: 16 Mayıs 2004, Sayı: 25464):

Deneysel ve Diğer Bilimsel Amaçlar için Kullanılan Deney Hayvanlarının Korunması, Deney Hayvanlarının Üretim Yerleri ile Deney Yapacak Olan Laboratuarların Kuruluş, Çalışma, Denetleme, Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1-Bu Yönetmeliğin amacı, deneysel ve diğer bilimsel amaçlar için kullanılan hayvanların üretim yerlerinin teknik, sağlık ve hijyenik şartlara uygun kurulması, çalışması, hayvanların refah ve güvenliğini temin edecek şekilde bakımı ve kullanımlarının sağlanmasıdır.

 

Kapsam

Madde 2-Bu Yönetmelik, gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarda, deneysel veya diğer bilimsel uygulamalarda kullanılan hayvanların üretim, kullanım, satış ve bir yerden bir yere nakli sırasında uyulması gereken kuralları, teknik ve hijyenik şartları ve bu Yönetmeliğin hükümlerine uyulması durumunda uygulanacak işlemleri kapsar. Deneysel olmayan tarımsal ve klinik veterinerlik uygulamalarını kapsamaz.

 

Hukuki Dayanak

Madde 3-Bu Yönetmelik, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa, 441 sayılı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye, 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Tanımlar

Madde 4-Bu Yönetmelikte geçen;

Bakanlık: Tarım ve Köy İşleri Bakanlığını,

Genel Müdürlük: Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünü,

Enstitü Müdürlüğü: Tesisin bulunduğu ilin veteriner hizmetleri yönünden bağlı olduğu Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüleri, Veteriner Merkez Kontrol ve Araştırma Enstitü Müdürlüğü, Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsü Müdürlüğü ile Şap Enstitüsü Müdürlüğünü,

İl Müdürlüğü: Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İl Müdürlüklerini,

İlçe Müdürlüğü: Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İlçe Müdürlüklerini,

Tesis Sorumlu Yöneticisi: Tesisin yönetim ve işletmesinden kuruluş sahibi ile birlikte sorumlu veteriner hekimini,

Uzman: Tesiste çalışacak her biri ilgili dallarında uzmanlaşmış veya akademik kariyer yapmış veteriner hekim, tıp hekimi veya biyologu,

Veteriner Hekim: Tesiste ve kuruluşta çalışan veteriner hekimlerini,

Tıp Hekimi: Kuruluşta çalışan tıp hekimlerini,

Biyolog: Tesiste ve kuruluşta çalışan biyologu,

Teknik Personel: Tesislerde ve kuruluşta teknik hizmet kadrosunda çalışan kimyager ve biyologları,

Teknisyen: Tesislerde çalışan veteriner sağlık teknisyenlerini,

Laborant: Tesislerde ve kuruluşta çalışan laboratuar teknisyenlerini,

Hayvan: Fötal veya embryonik şekilleri haricinde larval şekiller üreten ve/veya serbest yaşayan larval formlarda dahil olmak üzere, insan dışındaki canlı kaburgaları,

İrk: İzinli, kayıtlı deneylerde kullanılmak için özellikle üretilen hayvan ırklarını,

Deney: Hayvanlarda acı, ağrı, stres veya kalıcı zarara neden olabilecek veya bu durumda hayvanların doğumuna yol açacak, ancak modern tıbbın kabul ettiği hayvanların uyutma veya işaretlenmeleri için (insani metodlar) en az acıyı veren yöntemlerin kullanılması hariç olmak üzere, hayvanların deneysel veya bilimsel amaçlar için kullanımını,

Kuruluş: Deneysel ve bilimsel amaçlar için deney hayvanlarını kullanan birimleri,

Laboratuar: Kuruluşların bünyesinde yer alan ve deneysel ve bilimsel amaç için deney hayvanlarına müdahale yapılan birimleri,

Tesis: Deneysel ve diğer bilimsel amaçlar için kullanılacak olan hayvanların üretim yerlerini,

Kuruluş izni: Yer, proje ve planlarının Bakanlıkça uygun görülmesi durumunda, tesislerin ve laboratuarların kurulması için, Bakanlıkça verilen izin belgesini,

Çalışma izni: Bakanlıkça kurulma izni verilmiş ve uygun yer, proje ve planlarına göre yapılmış kuruluşların, faaliyete geçmesi için, Bakanlıkça verilen izin belgesini ifade eder.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Deney Hayvanları ile İlgili Hususlar

Hayvanların Kullanılabileceği Deneysel ve Diğer Bilimsel Çalışmalar

Madde 5-Hayvanların deneysel ve diğer bilimsel amaçlarla kullanılabileceği çalışma konuları aşağıda sunulmuştur:

  1. İnsanlarda, hayvanlarda veya bitkilerdeki hastalıkların veya sağlıkla ilgili anormalliklerin önlenmesi,

  2. İnsanlarda, hayvanlarda veya bitkilerde kullanılan ilaçların, maddelerin, ürünlerin veya uygulamaların; üretim, güvenlik, etkinlik, kalite ve yan etkilerinin araştırılması,

  3. İnsanlarda, hayvanlarda veya bitkilerdeki hastalıkların veya sağlıkla ilgili anormalliklerin teşhis veya tedavisi,

  4. İnsanlarda, hayvanlarda veya bitkilerdeki fizyolojik olayların araştırılması,

  5. Çevrenin korunmasına ve çevre kirliliğine yönelik çalışmalar,

  6. Eğitim ve öğretim,

  7. Bilimsel araştırmalar,

  8. Adli araştırmalar.

Deney Hayvanlarının Genel Bakımları ve Barınma Koşulları

Madde 6-Deneysel veya diğer bilimsel amaçlarla kullanılan veya kullanılması planlanan hayvanlar için, fizyolojik gereksinimlerini karşılayabilecek, sağlıklılıklarını ve iyilik hallerini devam ettirebilecek yeterlilikte yaşam ve hareket alanı, yiyecek, su, çevresel şartlar ve bakım sağlanmalıdır. Hayvanların üretildiği, yetiştirildiği veya kullanıldığı mekanlar günlük olarak kontrol edilmelidir. Hayvanların iyilik halleri ve sağlık durumları yakından ve yeterli sıklıkta kontrol edilerek ağrı, sıkıntı ve diğer önlenebilen zararlı durumlar ortadan kaldırılmalıdır.

Hayvana zararlı olabileceği saptanan tüm şartlar en kısa zamanda düzeltilmelidir.

 

Deney Hayvanlarına Uygulanacak İşlemlerle İlgili Hususlar

Madde 7-Deney hayvanlarına uygulanacak işlemlerde;

  1. Hayvan kullanımının zorunlu olmadığı, bilimsel olarak yeterince tatminkar, makul ve pratik bir yöntem mevcut ise bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde belirtilen herhangi bir amaç için hayvan kullanılmamalıdır.

  2. Hayvan kullanımı zorunlu ise, hayvan türünün ve cinsinin seçimi dikkatlice yapılmalı, uygulanacak yöntemler arasında, yeterli bilimsel sonuçlara ulaşabilmek için, en az hayvan gerektiren, en az ağrı, sıkıntı veya kalıcı hasara neden olmayan yöntemler seçilmelidir. Bakanlık tarafından gerekli görüldüğü taktirde, araştırmacılardan yapılan araştırma hakkında bilgi istenebilir.

  3. Bu bendin 1 inci ve 2 nci alt bendlerinde belirtilen durumlar dışında kalan, ağrılı veya sıkıntılı tüm işlemler sırasında hayvana, genel veya lokal anestezi/analjezi veya diğer uygun bir ağrı/sıkıntı giderici işlem uygulanmalıdır.

    1. Hayvana uygulanacak işlem, anestezi/analjezi işlemlerinden daha az ağrıya neden oluyorsa,

    2. Anestezi/analjezi işlemleri yapılan araştırmanın şartlarını bozuyorsa; bu iki durumda yapılan işlemlerin gerekliliğini gösteren bir açıklama hazırlanmalıdır.

  4. Araştırmanın şartları aksini gerektirmediği sürece, kullanılan hayvanlar için bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen şartlar sağlanmalıdır.

  5. Uygulanan işlem sona erdiğinde, kullanılan hayvanın yaşamasına veya insancıl bir yöntemle öldürülmesine karar verilir. Eğer hayvanda ağrı veya sıkıntı devam edecekse, sağlıkla ilgili diğer parametreler normale dönse bile, hayvan canlı kalmamalıdır. Hayvanın yaşayıp yaşamaması konusunda kararı veteriner hekim vermelidir.

Uygulanan işlem

  1. Yaşamasına karar verilen hayvan; sağlık durumuna uygun bakıma alınmalı, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen şartlar temin edilerek bir veteriner hekimin veya yetkili diğer bir şahsın kontrolünde olmalıdır.

  2. Yaşamamasına veya bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen şartlardan yararlanamayacağına karar verilen hayvan en kısa sürede insancıl bir yöntemle öldürülmelidir.

  3. Anestezi/analjezi uygulansın veya uygulanmasın, yürütülen işlem sırasında veya sonrasında şiddetli ağrı veya sıkıntıya maruz kalan bir hayvana, normal sağlık ve iyilik durumuna kavuşmadığı sürece yeni bir işlem uygulanamaz. Eğer yeni işlem, genel anestezi altında ve hayvan ölene kadar devam edecekse veya sadece küçük girişimleri içerecekse yapılabilir.

  4. Bilimsel bir zorunluluk yok ise hiç bir hayvan birden fazla büyük cerrahi girişimde kullanılamaz.

Deney Hayvanlarının Satışı ve Bilimsel Araştırmalar İçin Kullanımları

Madde 8-Deney hayvanlarının satış fiyatları Bakanlıkça belirlenir. Deney hayvanlarının üretim ve temini konusunda faaliyet gösteren kuruluşlar;

  1. Deney hayvanlarının kullanıldığı en az iki araştırmayı desteklemek ve bir önceki yıla ait destekledikleri araştırmaları Ocak ayında Bakanlığa bildirmekle,

  2. Deney hayvanlarına alternatif yaklaşımların konu edildiği en az bir çalışmayı desteklemek ve bir önceki yıla ait destekledikleri çalışmaları Ocak ayında Bakanlığa bildirmekle,

  3. Deney hayvanlarının kullanımının nedenlerinin konu edildiği, kamuoyunu bilgilendirici en az bir faaliyeti yürütmekle ve bir önceki yıla ait bu konuda yürüttükleri faaliyetleri Ocak ayında Bakanlığa bildirmekle yükümlüdürler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Deney Hayvanı Üreten veya Temin Eden Kuruluşlar İçin Kuruluş İzni, Çalışma İzni ve Çalışanlarla İlgili Hususlar

Kuruluş izni

Madde 9- Deneysel veya diğer bilimsel uygulamalarda kullanılan veya kullanılması planlanan tüm hayvanların üretim, satış ve bir yerden bir yere nakli ile ilgili olarak faaliyette bulunmak isteyenler ile deneysel ve bilimsel amaçlar için bu tür hayvanları kullanan tüm gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlar bir dilekçe ile Bakanlığa müracaat ederek aşağıdaki bilgi ve belgeleri tamamlamak zorundadır:

  1. Bu Yönetmeliğin Ek-1 ine uygun olarak tesis sahibi tarafından doldurulmuş beyanname,

  2. Tesisin yerini belirleyen; yerleşim yeri ve çevresine ait bilgileri içeren ve ilgili imar kuruluşunun uygun görüşü alınarak hazırlanmış 1/500 veya 1/1000 ölçekli üç adet vaziyet planı,

  3. Tesisin tüm bölümlerini içeren detaylı ve teknik kurallarına göre hazırlanmış üç adet proje.

Tesis sahibince Bakanlığa verilecek olan bu belgeler, Bakanlıkça incelendikten sonra tesise ait plan ve projeler ilgili Enstitü Müdürlüğünce gönderilerek uygunlukları hakkında görüş alınır. Söz konusu tesisin bulunduğu yer; Bakanlıkça görevlendirilecek olan Enstitü Müdürlüğünden iki uzman veteriner hekim, İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı şube Müdürlüğünden bir veteriner hekim ve tesis şayet ilçe bazında kurulacak ise İlçe Müdürlüğünden bir veteriner hekimin oluşturacağı komisyon marifetiyle mahallinde incelenir. Bu Yönetmeliğin Ek-2 sinde bulunan yer seçim raporu doldurulur.

Bakanlıkça uygun bulunan tesislere kuruluş izni verilir. Kuruluş izni bir yıl için geçerlidir. Bu süre içinde tesislerini bitiremeyen gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlara, uygun görüldüğü taktirde, Bakanlıkça ek süre verilir. Kuruluş izni verilmesi veya süre uzatımı, ilgili Valiliğe yazı ile bildirilir. Müracaatlar Bakanlıkça en geç bir ay içerisinde cevaplandırılır.

 

Çalışma izni

Madde 10-Kuruluş izni alarak tesislerini onaylı proje ve planlarına göre yapmış olan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlar, çalışma izni almak için aşağıdaki bilgi ve belgeler bulunan bir dilekçe ile Bakanlığa müracaat etmek zorundadırlar:

  1. Tesisin sorumlu yöneticisi olan veteriner hekim ile laboratuarda çalışacak olan veteriner hekimlerin ve tıp doktorlarının bağlı bulundukları meslek odalarından almış oldukları çalışma izin belgesine istinaden noterden yapılan sözleşme,

  2. Tesiste kullanılacak aletlerin teknik özellik ve kapasiteleri ve kullanılacak olan kimyasal ve biyolojik madde gibi materyallerin listesi,

  3. Tesiste çalışacak uzmanların sayısı ve uzmanlık alanlarını gösterir belge,

  4. Açılması istenen işyeri bir şirket ise şirketin kuruluşunu gösteren Ticaret Sicil Gazetesi,

  5. Yangın ve patlamalar için gerekli önlemlerin alındığına dair itfaiye müdürlüğünden alınan belge.

Belgelerin tetkiki sonucunda; Bakanlık yetkilisi veya yetkilileri, Bakanlıkça görevlendirilecek olan Enstitü Müdürlüğünden iki uzman veteriner hekim, İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğünden bir veteriner hekim ve tesis şayet ilçe bazında ise İlçe Müdürlüğünden bir veteriner hekimin oluşturacağı komisyon marifetiyle tesisin mahallinde incelemesi yapılarak, bu Yönetmeliğin Ek-3 ünde bulunan açılma raporu düzenlenir.

Bakanlıkça teknik ve hijyenik yönden uygun bulunan tesise çalışma izni verilir. Çalışma izni, gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşların adına tesisin bulunduğu adrese verilir. Bunlar yazı ile Valiliğe bildirilir.

Deney hayvanı üreten veya temin eden kuruluşlar, Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen şartları yerine getirmek zorundadır. Beyannamelerinde hangi tür hayvanların üretileceği belirtilerek çalışma izni almış tesisler, farklı tür hayvanların üretimini yapabilmeleri için Bakanlıktan ayrıca izin almaları zorunludur.

 

Teknik ve Hijyenik Şartlar

Madde 11-Bu Yönetmelik kapsamında yer alan üretim yerleri ile laboratuarlar için aranacak olan teknik ve hijyenik şartlar, Bakanlıkça çıkarılacak talimatla belirlenir.

 

Çalışanlarla İlgili Hususlar

Madde 12-Araştırma biriminin bünyesinde bulunması gereken personel ve görevleri aşağıdadır:

  1. Tesis sorumlu yöneticisi: Bu Yönetmelik kapsamındaki deney hayvanı üreten veya temin eden kuruluşlarda sorumlu yönetici çalıştırılması zorunludur. Tesis sorumlu yöneticisinin görevleri, sorumlulukları ve görevlendirilmeleri ile ilgili hususlar aşağıda çıkarılmıştır:

    1. Tesis sorumlu yöneticisi; kuruluşun bu Yönetmelik hükümlerine uygun faaliyet göstermesinden, çalışan personelin sağlık kontrolü ve eğitimi ile oluşan atık ve artıkların çevre toplum sağlığına zarar vermesini önleyecek doğru tedbirlerin alınmasından işverenle birlikte sorumludur.

    2. Deney hayvanları üretim tesisinde gelen, üretilen, satılan, kullanılan, ölen veya nakledilen hayvanların, nev’i, cinsi, geliş, doğum, ölüm, satış, nakil tarihleri, uygulanan işlemler, satın almak veya kullanmak amacı ile başvuran şahsın isim ve adresi ile hayvanların akıbetlerini protokol ve dipkoçanlı rapor defterine kayıtlarını yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

    3. Denetim defterini muhafaza etmek ve Bakanlık tarafından belirlenen bilgi ve belgeleri istenildiği taktirde ilgililere göstermekle yükümlüdür.

    4. Kuruluşun sahibi, sorumlu yöneticinin görevlerini yerine getirmesinde kullanacağı her türlü araç, gereç ve imkanları sağlamak zorundadır.

    5. Tesis sorumlu yöneticileri çalışma saatleri içinde başka bir işte çalışamazlar.

    6. Tesisin genel temizlik ve bakımı ile çalışma, plan ve programını hazırlamaktan sorumludurlar.

  2. Veteriner hekim: Araştırma birimindeki hayvanların tesise kabulü, bakımı, beslenmesi, üretilmesi, sağlık durumlarının takibi, hastalıklarının tedavisi, kayıtlarının tutulması ve yapılan araştırmaların veteriner hekimlik yönünden uygun olmasından sorumludur,

  3. Teknisyen: Veteriner sağlık teknisyeni, veteriner hekimin sorumluluğundaki işlerin yürütülmesinde veteriner hekime yardımcı olmak zorundadır,

  4. Bir şekilde genetik yapıları değiştirilmiş hayvanların (transgenik, knokout gibi) bulunduğu araştırma birimlerinde, genetik konusunda eğitim görmüş (uzmanlık, doktora veya yüksek lisans eğitimi) veteriner hekim, tıp doktoru veya biyolog,

  5. Mikrobiyolojik özelliklerinden dolayı özel bakım gerektiren hayvanların (atimik, florasız, patojen mikroorganizma taşımayan gibi) bulunduğu araştırma birimlerinde mikrobiyoloji konusunda eğitim görmüş (uzmanlık, doktora veya yüksek lisans eğitimi) veteriner hekim, tıp doktoru veya biyolog,

  6. Güvenlik görevlisi,

  7. Temizlik görevlisi,

  8. Teknik personel,

  9. Deney hayvanlarının bulunacağı tesislerde günde 24 saat, haftada 7 gün olmak üzere, güvenlik görevlisi dışında en az bir nöbetçi personel kalmalıdır. Bu personelin acil durumlar için yeterli bilgi ve beceriye sahip olmaları zorunludur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kuruluşlarla İlgili Hususlar

Deney Hayvanlarını Kullanan Kuruluşlar

Madde 13- Hayvanları deneysel veya diğer bilimsel amaçlarla kullanan kuruluşlar, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde belirtilen şartları yerine getirmek zorundadır.

Bu kuruluşlar aşağıda belirtilen hususlara uymak zorundadır:

  1. Bilimsel olarak tatminkar sonuç verebilecek, en az sayıda hayvan kullanılacaktır.

  2. Kullanılan hayvanların özelliklerine uygun olarak, hayvanlarda en az ağrı, sıkıntı ve kalıcı hasar oluşturmaya yönelik gerekli alet ve ekipman temin edilecektir.

  3. Hayvanların bakımından ve aletlerin kullanımından sorumlu şahıslar belirlenecektir.

  4. İlgilenilen konuda yeterli bilgi ve tecrübesi olan bir personel bulunacak veya böyle bir kişinin bilgisi dahilinde çalışılacaktır.

  5. Gerektiğinde veterinerlik hizmetlerinin yeterince yerine getirilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

  6. Bu kuruluşların; kullanacakları deney hayvanları sayısı baz alınmak suretiyle en azından bir veteriner hekim istihdam etmeleri zorunludur. Veteriner hekim, hayvanların sağlık durumlarının ve iyilik hallerinin kontrolünden sorumlu olacaktır. Kuruluşlarda yer alan deney hayvanları bölümünün sorumluluğu burada istihdam edilecek olan veteriner hekime ait olacaktır.

  7. Kullanılan hayvanlar, deney hayvanları üreten veya temin eden kuruluşlardan alınacaktır.

  8. Türü tükenen veya koruma altına alınan hayvanlar deneysel araştırmalarda kullanılmayacaktır. Cinslerinden herhangi birisi koruma altına alınan hayvan türünün tümü bu kapsam altına alınmayacaktır.

  9. Hayvanlara, kuruluş dışında uygulanacak işlemler için önceden Bakanlıktan izin alınacaktır.

  10. Bu kuruluşlar, Bakanlık tarafından istendiği taktirde deney hayvanlarında yürüttükleri işlemlerle ilgili olarak bilgi vermek zorundadırlar.

Eğitim ve Öğretim için Hayvanların Kullanımı

Madde14- Hayvanları, eğitim öğretim için kullanan kuruluşlar, kullandıkları veya kullanmayı planladıkları hayvanları ve ne amaçla kullandıklarını Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Kurum ve kuruluşlar, bilimsel amaçlı deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kuracakları etik kurul yoluyla izin vereceklerdir.

  1. Kullanılan hayvanların, bu Yönetmelik hükümlerine uygun bir şekilde kullanılmasından sorumlu olacak veteriner hekim, hayvanlara uygulanan işlemleri düzenleyecek ve kontrol edecektir.

  2. Hayvanlar, eğitim öğretim alanında mutlaka gerekli ise kullanılacaktır.

  3. Eğitim öğretimden sorumlu personel yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olacaktır.

Kuruluşlardan Bilgi Alınması

Madde 15-Kuruluşlar, Bakanlık tarafından istenilen bilgileri, istenilen sıklık ve zaman içerisinde Bakanlığa bildirmek zorundadırlar.

Deney hayvanları ile ilgili olarak herhangi bir yerde gerçekleştirilen işlemler hakkında, o işlemlerden sorumlu kişinin/kişilerin veya kuruluşun izni olmaksızın, kamuoyuna herhangi bir şekilde açıklamada bulunulamaz, bilgi verilemez. Gerekli görüldüğü taktirde;

Bakanlık tarafından veya Bakanlıkça tayin edilecek kişi/kuruluş tarafından kamuoyuna açıklamada bulunulabilir. Kuruluşlardan elde edilen bilgiler Bakanlık tarafından yayınlanarak kullanıma sunulur.

Deney hayvanı üreten veya temin eden kuruluşlar, aşağıdaki belgeleri düzenleyerek her yılın Ocak ayında Bakanlığa göndermekle yükümlüdürler.

  1. Tesiste/Laboratuarda kullanılan alet ve ekipman listesi,

  2. Tesiste/Laboratuarda görevli tüm personelin listesi,

  3. Bir yıl öncesine ait üretilen hayvanların türleri, cinsleri (suşları) ve sayıları,

  4. Bir yıl öncesine ait temin edilen hayvanların türleri, cinsleri (suşları), geliş yeri, kimin için temin edildiği ve sayıları,

  5. Bir yıl öncesine ait üretilip satılan hayvanların türleri, cinsleri (suşları) ve sayıları,

  6. Bir yıl öncesine ait, desteklenen çalışmaların (deney hayvanları ve deney hayvanlarına alternatifler konusunda) listesi, desteklenen kişi veya kuruluşların açık adresleri, çalışma sonuçları, desteğin ne şekilde yapıldığı (finansman, cihaz, teknik personel, çalışma materyali gibi) ve desteğin boyutları,

  7. Bir yıl öncesine ait, deney hayvanlarının kullanımının gerekleri konusunda gerçekleştirilen kamuoyunu bilgilendirici faaliyetlerin, şekli, yeri, hedef kitle ve faaliyet sırasında sunulan materyalin iki kopyası (seminer, video filmi, konuşma metni, gazete ilanı gibi).

Deney hayvanlarını kullanan kuruluşlar, kullanılan hayvanların türleri ve sayıları ile kullanılan hayvanların kullanım amaçlarını bildirim halinde düzenleyerek, bir önceki yıla ait bilgileri, her yılın Ocak ayında Bakanlığa göndermekle yükümlüdürler.

Bakanlık bu belgelere yenilerini ekleyebilir, istenme sıklığını ve istenilen belgelerin içeriğini değiştirebilir.

 

BEŞİNCİ  BÖLÜM

Cezai Hükümler, Kapatma, Değişiklik ve ilaveler

Cezai Hükümler

Madde 16- Tesislerin bu Yönetmelikte kayıtlı şart ve sorumluluklarını yerine getirmediği veya kaybettiği, denetimler sonucunda tespit edilen aykırılıkların uyarılara rağmen yerine getirilmediği, tesis sorumlu yöneticisinin görevden ayrılmasını müteakip bir ay içerisinde yeni bir tesis sorumlu yöneticisinin göreve atanmadığı, bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda Bakanlıktan Projelerine göre çalışma izni almış fakat sonradan Bakanlığın izni olmadan tesislerde yapılan tadilat durumları ile Bakanlığın uygun görmediği uygulamaların yapıldığı hallerde, söz konusu tesisin çalışma veya işletme izinleri, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile aynı Kanuna dayanılarak çıkarılan 15/3/1989 tarihli ve 20109 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğine göre işlem yapılmak suretiyle çalışma izinleri iptal edilir.

 

Kapatma Değişiklik ve İlaveler

Madde 17-Çalışma izni almış tesislerde Bakanlığın izni olmadan herhangi bir değişiklik ve ilave (tesisin kısmen veya tamamen yenilenmesi, tesisin üretim kapasitelerinin artırılması veya azaltılması, yeni bazı hayvan türlerinin veya suşlarının üretimi maksadıyla yeni tesis ünitelerinin yapılması gibi) yapılamaz. Bakanlığın bu gibi tadilatlara izin vermesi durumunda bu Yönetmelikte geçen bilgi ve belgeler tekrar istenebilir. Verilen çalışma izni; üzerinde yazılı gerçek ve tüzel kişi veya kamu kurum ve kuruluş, adres ve faaliyet alanı için geçerlidir. Bunlardan herhangi birinin değişmesi halinde çalışma izni geçerliliğini kaybeder. Tesislerin sahibi tarafından kapatılması, sahip veya unvan değiştirilmesi hallerinde, durum en az bir ay önceden Bakanlığa gönderilmek üzere bir dilekçe ile Valiliğe müracaat edilir. Dilekçeye Bakanlığa gönderilmek üzere değişiklikler ile ilgili bilgi ve belgelerle çalışma izninin aslı eklenir. Bakanlıkça uygun görülmesi halinde, yeni sahip ve unvan üzerinden tesis için çalışma izni verilir.

Çalışma izninin kaybolması veya okunmayacak şekilde tahrip olması halinde ilgili gazete ilanı veya tahrip olmuş çalışma izni belgesinin aslı bir dilekçeye eklenerek Valiliğe müracaat edilir. Bakanlıkça uygun görülmesi halinde yeniden eski tarih ve sayı ile gerekli açıklama da yapılarak çalışma izin belgesi düzenlenir. Tesis faaliyetinin sahibi tarafından durdurulması veya kapatılması hallerinde bu durum yazı ile Valiliğe bildirilir.

 

ALTINCI BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Geçici Madde 1- Çalışmakta olan tesislere aşağıdaki hususlar uygulanır:

  1. Bu Yönetmeliğin yayımından önce kurulmuş, ancak çalışma izni almamış tesisler, bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde Bakanlığa müracaat etmek, tesislerini bu Yönetmelik hükümlerine göre düzenlemek ve yeni çalışma izni almak zorundadırlar.

  2. Bu süreler içerisinde müracaat etmeyenler hakkında 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile 15/3/1989 tarihli ve 20109 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğine göre işlem yapılır. Tesisler yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar kapatılır.

YEDİNCİ BÖLÜM

Son Hükümler

Yürürlük

Madde 18-Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Yürütme

Madde 19-Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Köy İşleri Bakanı yürütür.

 

EK-1

BEYANNAME

1-Kurulacak tesisin;

a) Sahibinin adı ve soyadı :

b) Ticari adı :

c) Açık adresi :

d) Telefon numarası :

e) Faks numarası :

f) Ada, pafta ve parsel numarası :

2-Faaliyet alanı

a) Temin etme :

(Hangi hayvanların temin edileceği ?)

b) Üretim :

(Hangi hayvanların üretileceği ?)

3-Tesisin faaliyet alanı ile ilgili açıklama raporu.

4-Tesisin yapımı için düşünülen başlama tarihi.

Tesis Sahibinin

Adı ve Soyadı

İmza

 

EK-2

YER SEÇİM RAPORU

1-Kurulacak tesisin

a) Sahibinin adı ve soyadı :

b) Ticari adı :

c) Açık adresi :

d) Telefon numarası :

e) Faks numarası :

f) Ada, pafta ve parsel numarası :

g) Faaliyet alanı :

2-Tesisin yeri ve çevresinin halen ne amaçla kullanıldığı?

3-Kurulacak tesis yerinin deney hayvanları üretimine uygun olup olmayacağı?

Deney hayvanları üretim tesisinin kurulacağı yer uygundur/uygun değildir (nedenleri).

Enstitü Md. Yetkilisi    Enstitü Md.   Yetkilisi      İl Md. Yetkilisi           İlçe Md. Yetkilisi

Uzm. Vet. Hekim         Uzm. Vet. Hekim           Veteriner Hekim         Veteriner Hekim

 

EK-3

AÇILMA RAPORU

1-Tesis

a) Sahibinin adı ve soyadı :

b) Ticari adı :

c) Açık adresi :

d) Telefon numarası :

e) Faks numarası :

f) Ada, pafta ve parsel numarası :

g) Faaliyet alanı :

2-Tesisin kurma izni aşamasındaki plan ve projelerine göre uygun olarak yapılıp yapılmadığı?

a) Yapılmıştır b) Yapılmamıştır.

3-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü uyarınca işletme belgesi olup olmadığı?

a) Mevcuttur b) Mevcut değildir

4-Yangın ve patlamalara karşı gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığına dair itfaiye müdürlüğünden belge alınıp alınmadığı?

a) Alınmıştır b) Alınmamıştır

5-Sorumlu yönetici, tıp doktoru, laboratuar uzmanı, veteriner hekim ve teknik personellerin noter onaylı sözleşmesinin olup olmadığı?

a) Mevcuttur b) Mevcut değildir

6-Tesis ünitelerinde kullanılacak alet ve ekipmanların teknik özellik ve kapasiteleri uygun mu?

a) Uygun b) Uygun değil

7-Tesis ünitelerinde çalışacak laboratuar uzmanlarının, tıp doktorlarının, veteriner hekimlerin, laboratuar teknik personelinin ve laboratuar teknisyenlerinin sayısı yeterli mi?

a)Yeterli b) Yetersiz

8-Mahallinde yapılan inceleme sonucundaki tespit ve gözlemler:

Teşhis ve analiz/üretim laboratuarına açılma raporu verilmesi uygundur/uygun değ ildir (nedenleri).

Bakanlık Yetkilisi     Enstitü Md. Yetkilisi      Enstitü Md. Yetkilisi    İl Md. Yetkilisi İlçe   Md. Yetkilisi

Veteriner Hekim      Uzm. Vet. Hekim          Uzm. Vet. Hekim        Veteriner Hekim      Veteriner Hekim

Yeni doğan bebeklerin en çok ihtiyaç duyduğu besin anne sütüdür. İşte emzirirken dikkat edilmesi gerekenler…Bebeğiniz doğduktan sonra ılk yarım saat içinde sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden mutlaka emzirmelisiniz.İlk 48 saat içinde sık emzirmek sütün yeterliliği açısından önem taşır.Çünkü sık emmeye bağlı olarak süt salgısında artış olacaktır.Bu nedenle sütünüz henüz gelmemiş bile olsa sık emzirmeye devam ediniz.

• Kolostrum adı verilen ilk süt protein bakımından oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır.Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.

• Kolostrum sıvısı hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağılabilir.Bu aylarda duş altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım)baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.

• Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın.Yeni kaynatılmlş ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin.Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınıza alın.Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın.Bebeğinizin meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın.Böylece bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir.Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamıyacaktır.

• Gaz sancılarını engellemek için hava yutmasını en aza indirmek gerekir.Bunun için emzirirken bebeğinizi mümkün olduğu kadar yere dik tutmaya çalışın.Gazını çıkarmak için başını omzunuza dayayıp yine dik bir pozisyonda sırtına hafif hafif vurmanız yeterli olacaktır.Bebeğiniz yuttuğu hava ile birlikte bir kısım sütü geri çıkartabilir.Bu nedenle omuzunuza önceden temiz bir peçete yada mendil koymalısınız.Bu işlem 15-20 dakika sürmelidir.

• Anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğe ilk üç ayda ayrıca su vermeye gerek yoktur.Ancak kemik ve diş gelişimi için beslenmeye D vitamini eklenmelidir.

• Bebeğinizi yan yatırmaya özen gösterin.Bu bebeğinizin çıkaracağı süt veya tükürük salgısının nefes borusuna kaçmasını engelleyecektir.

• Bebeğinizi her ağlayışında ve istediğinde emzirmelisiniz.Bu bebeğinizin hem beslenmesini hem de psikolojik olarak doyuma ulaşmasını sağlayacaktır.

• Süt üretiminin uyarılabilmesi için özellikle başlangıçta bebeğinizin her öğünde heriki memedende emmesi gerekir.Bir sonraki emzirme öğününde son emzirmede bıraktığınız meme ile başlayın.İlk günlerde emzirme süresi her göğüs için 3-5 dakika olabilir.Bebeğin emme gücünün artmasıyla birlikte bu süre 10-15 dakikaya uzayacaktır.15 dakika bir göğüs, 15 dakika diğer göğüs şeklinde 30 dakikalık bir emzirme yeterli beslenmeyi sağlar.

• Bebeğiniz emzirme sırasında genellikle uyuya kalır.Göğüs değiştirme sırasında hafif uyarılarla uyandırılarak diğer göğüsü de emmesi sağlanabilir.

• Göğüs temizliği ve bakımı için kaynatılmış ılık suyla ıslatılmış pamukla silmek yeterli olacaktır.Emzirmeden sonra meme başlarınızı dikkatle kurulayın ve sütyeninizin içine temiz bir bez yada göğüs pedi koyarak kuru kalmalarını sağlayın.Sızan sütle nemlenir nemlenmez bezi değiştirin.Emzirmenin sonunda göğüs ucu sıkılarak çıkan sütün meme başı veya etrafına sürülerek bırakılması göğsün yumuşak kalmasına yardımcı olur.

• Hamilelik döneminde olduğu gibi emzirme döneminde de doktorunuza danışmadan ilaç kullanmamaya özen gösterin.

Anne sütü bebekler için sadece bir besin değil, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyan canlı sıvı.Çocuğun en mutlu olacağı yerin anne kucağı, yavrusunu bağrına basıp emzirmenin de anne için büyük mutluluk ve gurur verici bir durum olduğu belirtildi. Gaziantep Sağlık Müdürlüğünce hazırlanan, Anne Sütü ile Beslenme konulu yazıda, son 30 yılda yapılan çalışmaların, anne sütünün besinsel değeri ve hastalıklardan koruyucu maddeler içermesi açısından, tüm yapay besinlerden üstün olduğunu ortaya koyduğu kaydedildi. Anne sütü ile beslenmenin çocuğun sağlığı ve gelişmesi için bir ana koşul ve anne sağlığı için önemli olduğu ifade edilen yazıda, şu görüşlere yer verildi:

İshalli hastalıklardan ölüm ve hastalık oranlarını azaltmak için ilk 4-6 ayda tek başına anne sütü verilmesi ve uygun ek besinler ile birlikte olmak şartı ile emzirmenin 2 veya daha ileri yaşlara kadar sürdürülmesi gereği kabul edilmiştir. Anne sütü bebekler için sadece bir besin değil, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyan canlı sıvıdır.

BEBEK DOSTU HASTANE UYGULAMASI

Yazıda, 1991de Bebek Dostu Hastane programının gündeme geldiği, bu programın, 10 Adımda Başarılı Emzirme ilkelerinin uygulanması, bebeğin anne sütü ile beslenmesini sağlamayı, bunu özendirmek ve desteklemek için doğum kliniklerinin düzeltilmesini öngördüğüne dikkat çekildi.

Birçok doğum kliniğinin Bebek Dostu statüsüne erişebilmek için çaba gösterdiği bildirilen yazıda, şu değerlendirme yer alıyor:

Anne sütü yerine geçen süt formüllerine ilişkin uluslararası yasa, 10 yılı aşkın süredir yürürlükte ve anne sütü ile beslenmeyi ticari etkilerden korumak için büyük çaba harcanıyor. Bebek Dostu Hastane olmanın bir koşulu da o hastanenin süt formülleri eşantiyonları kabul etmemesi ve bunların dağıtımını yapmamasıdır. Annelerin büyük bir çoğunluğu (sütüm bebeğime yetmiyor) düşüncesi ile anne sütüne ek olarak formül sütlerini bebeklerine veriyorlar. Oysaki doğum yapmış kadınların yüzde 96-99 gibi çok yüksek bir bölümü yeterli süt salgılıyor. Buna karşın, yanlış inançlar ve uygulamalar sorucu birçok bebek bu doğal besinden tümüyle ya da kısmen yoksun kalıyor.

Bebeğe bir kaç öğün bile yapay besin verilmesi, anne memesinde kanal tıkanması ve şişme gibi sorunlara neden olur.

BAŞARILI EMZİRMENİN 10 YOLU

Yazıda, başarılı emzirme ile ilgili 10 öneri ise şöyle sıralanıyor:

Anne sütü teşvik ilkelerini tüm sağlık personeli bilmeli.

Bu ilkeler doğrultusunda sağlık personeli eğitilmeli.

Hamileler emzirmenin yararları ve yöntemleri konusunda bilgilendirilmeli.

Annelerin, doğumu izleyen yarım saat içinde emzirmeye başlamaları sağlanmalı.

Annelere emzirme yöntemleri gösterilmeli.

Gerekli olmadıkça yeni doğanlara anne sütü dışında gıda verilmemeli.

Anne ile bebek aynı odada kalmalı.

Bebek her isteyişinde anne emzirmeli.

Emzirilen bebeklere emzik verilmemeli.

Taburcu olduktan sonra, anneler ilk 4 ay sadece anne sütü vermeye teşvik edilmmeli ve izlenmeli.

Anne sütünde bulunan bir proteinin, bebeklerin ilerde fazla kilolu olma riskini düşürdüğü belirtildi.ABD deki Cincinnati Üniversitesi ne bağlı çocuk hastanesinde görevli bir ekip, anne sütünde bulunan “adiponektin” isimli proteinin, vücudun yağ metabolizmasına etki yaptığını kaydetti.

Yağ hücreleri tarafından salgılanan adiponektin proteini, vücudun şeker ve yağ içeren maddeleri nasıl “işlediğine” etki ediyor.

Yapılan bir araştırma, anne sütünden yeterince beslenemeyen bebeklerde, kalp ve şeker hastalıklarına yakalanma riskinin daha fazla olduğunu gösterdi.Bilim adamları, emzirme süresini kısa tutan annelerin çocuklarının kalp krizi riskinin artığını açıkladılar.

Alman Der Spiegel dergisinde çıkan habere göre, İskoçya nın Dundee kentindeki Ninewells Hastanesi nde görevli bilim adamları, emzirmenin olumlu ve olumsuz yanlarını araştırdılar.

Araştırma kapsamında 11 ila 14 yaşlarında 159 çocuğu inceleyen bilim adamları, ilk haftalarda katı besinlerle beslenme ile ergenlik çağındaki kalp rahatsızlıklarının birbiriyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardılar.

Bilim adamları, çocukların yüzde 20 sinin kan şekeri ve kolesterol değerlerinin normalden yüksek olduğunu kaydettiler.

Kalp krizinin temel nedenlerinden biri olarak bilinen kan damarlarındaki belirgin değişikliklerin de çocukların yine yüzde 20 sinde tespit edildiğini belirten bilim adamları, damarlardaki değişikliğin emzirme süresiyle bağlantılı olduğunu söylediler.

Araştırmaya göre, 15 haftadan daha kısa süre emzirilen kişilerin kan akışı kötüleşiyor.

Sadece katı besinlerin kalp krizi riskini artırmadığını belirten bilim adamları, ilk haftalarında süpermarketten alınan sütle beslenen kişilerde de yüksek kolesterol riskinin artığını söylediler.

Bilim adamları, annelere bebeklerini en az 15 hafta emzirmeyi önerdiler.

Bebeklerin alması gereken tüm besinleri içeren, onları bulaşıcı hastalıklara karşı koruyan ve bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlayan anne sütünün artırılması için bir dizi önerilerde bulunuluyor.İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içeriyor. Bu süre içinde anne sütüyle beraberinde başka bir gıda verilmesinin gereksiz olduğu belirtiliyor.

Emzirme anne ile bebek arasındaki ilişki kalitesinin en yüksek seviyede olmasını sağlıyor, aynı zamanda psiko-sosyal ortamı yaratıyor. Anne sütü ile beslenen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha seyrek görülüyor. Ayrıca araştırmalar, emzirmenin annede meme ve yumurtalık kanseri gelişme olasılığını azalttığını gösteriyor.

Bebeklerin sağlıklı gelişmesi, büyümesi ve hastalıklardan en iyi şekilde korunması için anne sütü vermelisi öneriliyor. Uzmanların, anne sütünün yeterince gelmesi için önerileri şöyle:

• Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz.

• Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz.

• Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.

• Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir.

• Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.

• Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir.

• Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir.

• Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir.

• Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan (pekmez, bal, reçel gibi) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır.

• Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir.

• Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır.

• Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.

Süt, süt bezlerinde yapılır. Kanallar yolu ile meme başını çevreleyen kahverengi bölgenin altındaki süt havuzlarında birikir. Emilen sütün 1/3’ü buradan gelir. Bebek emdiğinde önce bu sütü alır. Sütün geriye kalan 2/3’ü ise beyinden gelen refleks sonucu bezlerdeki sütün serbestleşmesi ile salgılanır (şekil 2.1). Bu refleks (boşalma refleksi) sırasında anne göğsünde iğnelenmeler hissedebilir.Bebek emer —-> Mesaj beyine ulaşır —-> Süt bezlerinde süt serbestleşir —-> Süt kanallara boşalır —-> Anne meme başı etrafında iğnelenme hissi duyar —-> Diğer göğüsten de süt damlayabilir —-> Süt bebeğe akar —-> Bebek emmeye ve yutmaya devam eder.

Stresli, ruhsal açıdan sıkıntıda olan annelerde bu refleks baskılanabilir ve çocuk sütün bu ikinci kısmını alamaz. Bu durumda bazı özel tekniklerle sütün ikinci kısmının gelmesi ile bu refleksin oluşması sağlanabilir.

Süt yapımı için en iyi uyarı aç bir bebeğin emmesidir. Göğüsler dolu olmasa da doğumdan hemen sonra annenin bebeğini emzirmeye başlaması süt yapımının uyarılması ve devamı için çok önemlidir. Bu nedenle bebeği doğar doğmaz anne memesine koyarak emzirmesini sağlayınız. Erken emzirme ile süt salgısı daha erken başlar ve bollaşır, bebek dehidratasyon ve hipoglisemiden korunur.

Erken ve sık emzirme, göğüslerin tam boşalmasını ve süt yapımının artmasını sağlayan en önemli faktörlerdir. Bebek, göğüsleri boşalttıkça, süt bezleri boşalan yeri doldurmak için daha fazla süt yapar.

Anneye özellikle ilk günlerde ve haftalarda bebeğe her istedikçe meme verilmesi öğütlenmelidir. Bu anne sütünün bol ve devamlı olmasını sağlayacaktır.

Anne Sütü Kaç Aya Kadar Verilmelidir ve Yeterliliği Nasıl Anlaşılır?Anne, mümkün olduğu kadar, ya da istediği kadar uzun süre bebeğini emzirmelidir. Ancak anne sütü altıncı ayda doğum ağırlığının 2 katı olmuş bebeğe yetmez. Genellikle anne (bazı istisnalar dışında), ancak altıncı aya kadar bebeğin normal büyüme ve gelişmesini sağlayacak kadar süt üretir. Ayrıca, çok uzun süre yalnız anne memesiyle beslenen bebek memeye bağlanır, kaşıkla yemek istemez, değişik besinlerin tadına ve kıvamına alışması zor olur. Anne sütü tek başına büyüyen bebeğe yetmez, bebek diğer besinleri de almak istemeyince büyüme ve gelişmesi yavaşlar, hatta zamanla büyüme durur ve çocuk hastalanır. Unutmayalım anne sütü ancak 6 aya kadar çocuğun tek besinidir.

Anne sütünün yeterliliği, en kolay yoldan çocuğun ağırlık kazanması ile anlaşılır. Ayrıca, tok çocuk rahat uyur, hastalanmadıkça huzursuz değildir. Sağlıklı bir bebek anne sütü de yeterli ise doğumdan altıncı ayına kadar her ay 400 ile 800 gram ortalama 500 gram ağırlık kazanır. Bebeğin aylık ağırlık kazanımı 6.aydan sonra biraz yavaşlar. Bu miktar 6-12 ay arasında ayda 300-500 gram ortalama olarak 400 gram kadardır.

Çocuğun ağırlık artışı azalıyorsa, annenin sütü az geliyor demektir. Çünkü, ağırlık artışındaki azalma kısa süreli olarak çocuğun beslenme durumunu belirler. Çocuğun boy uzunluğu, beslenme durumundaki kısa süreli değişikliklerden fazla etkilenmez, uzun süreli yetersiz beslenme durumunda boy uzaması yavaşlar.

Yenidoğan bebek için anne sütünün yerini tutan başka hiçbir mama yoktur.

Doğumdan sonra kendinize gelir gelmez emziriniz.

İlk günler anne memesinden gelen ‘Ağız Sütü’ mutlaka bebeğe verilmelidir.

Bebek her ağladığında emzirilmelidir.

Bebek iyi emiyor, büyüme ve gelişmesi düzgün gidiyorsa 4-6 aya kadar hiçbir şey vermeyin.

Anne Sütü ile Beslenme Sırasında Annenin Sağlık Durumu

Annenin hastalıkları:

Nezle, ishal olan anne bebeğini emzirebilir. Aksine bu sırada anne sütü ile bebeğe geçecek olan antikorlar, bebeği bu hastalıklara karşı korumaktadır. Anne sütü vermeyi engelleyen hastalıklar çok azdır. Bu hastalıklarda anneden bebeğe bir geçiş söz konusu değildir. Ancak annenin süt vermesi kendi sağlığı yönünden sakıncalı olabilir. Örneğin ağır kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği vb. çok nadir görülen psikoz, ağır depresyon durumlarında emzirme, annenin olumsuz davranışları nedeniyle bebeğe zarar verebilir.

Annenin idrar yolu enfeksiyonu anne sütü ile beslenmeye engel değildir.

Annede tüberküloz enfeksiyonu bebek için tehlikelidir. Ancak burada anneden bebeğe anne sütü ile bulaşma söz konusu değildir. Tehlike, bebek ile annenin temasından kaynaklanır. Bu durumda annenin hemen tedavisine başlanmalıdır. Bebeğe en kısa sürede BCG aşısı yapılmalı ve emzirmeye devam edilmelidir. Anne bebeği emzirirken yüzünü maske ile kapatmalıdır.

Annede meme iltihabı (mastit):

Anne sütü verilmesine engel değildir. Mastit şişlik, ağrı, kızarıklık ve ateş ile belirir. İltihap genellikle enfeksiyöz kaynaklı değildir. Mastitli göğüste çok ağrıya neden olmuyorsa anne bebeğini emzirmeye devam eder. Çok ağrılı ise meme elle sağılarak süt bebeğe verilir. Mastit sırasında anne sütü aniden kesilirse, memede apse gelişebilir. Böyle bir durumda emzirme sağlam göğüsle sürdürülür. Apseli meme de sık aralıklarla boşaltılır.

Meme kanseri gelişen annelerin bebeklerini emzirmelerinde bir sakınca yoktur.

Annede ilaç tedavisi:

Süt veren annelerde ilaçlar çok dikkatlice verilmelidir. İlaç kullanan ve bebeğini emzirmek isteyen annenin durumunu doktor değerlendirir.

Doğum kontrol hapı kullanan anneler bebeklerini emzirmek isterlerse yalnızca progesteron içeren hapları kullanmaları gerekir. Genelde emziren annelere doğum kontrol hapı kullanmamaları önerilir.

Menstruasyon:

Adet gören annenin bebeğini emzirmesinde bir sakınca yoktur.

Hamilelik:

Anne hamileliği sırasında bebeğini emzirebilir ancak beslenmesine çok dikkat etmesi gerekir.

Annenin kötü alışkanlıkları:

Emziren annenin sigara içmesi sakıncalıdır. Çünkü sigara içen annenin sütünde bebek için zararlı toksik maddeler yüksek oranda bulunur. Yine emziren annenin alkol almaması, çay ve kahve gibi içecekleri aşırı miktarda ve yemekler ile tüketmemesi gerekir.

Anne Sütü ile Beslenme Sırasında Bebeğin Sağlık Durumu

Doğuştan metabolik hastalıklar:

Galaktozemi, fenilketonüri vb. gibi çok nadir görülen hastalıklarda anne sütü çok dikkatli verilir ya da hiç verilmez.

Anne sütü sarılığı:

Sarılık görülen bebeklerde sarılığın ayırıcı tanısı için hekime başvurulmalıdır. Nadiren anne sütüne bağlı olarak sarılık görülebilirse de bu tip sarılığın bebeğe zararı olmadığı için anne sütü ile beslenmeye devam edilmelidir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde dışkılar genellikle yumuşak kıvamdadır. Dışkılama sık olabilir. Günde 8-10 kez dışkı yapan normal bebekler vardır. Renginin sarı ve dışkının bir miktarının kıvamlı olması bu durumun normal olduğunu gösterir. Anne sütü alan bazı bebeklerde kabızlığa eğilim ve 2-3 günde bir dışkılama da görülebilir. Bu durum da normaldir.

Anne sütünün bir faydası daha ortaya çıktı. Buna göre anne sütüyle beslenen bebeklerin gözleri daha güçlü, beyin gelişimleri de daha hızlı oluyorAnne sütüyle beslenen bebeklerin gözlerinin daha güçlü, beyin gelişimlerinin de daha hızlı olduğunu belirlendi.

İngiltere deki Bristol Üniversitesi nde yapılan araştırmalarda, anne sütü ve mamalarla beslenen 400 bebek denek olarak kullanıldı. Araştırmacılar, anne sütüyle beslenen bebeklerin beyin kapasitelerinin daha erken gelişmesi ve gözlerinin daha güçlü olmasının nedenini, anne sütünün içerdiği DHA adlı yağ asidine bağladı.

Annenin hamilelik döneminde beslenmesinin de sonuçta etkili olduğunu belirten araştırmacılar, özellikle bu dönemde somon ve uskumru gibi yağlı balıklarla beslenen kadınların çocuklarında görme duyusunun ve beyin kapasitesinin daha iyi geliştiğine işaret ettiler.

Yeni doğan bebek için en ideal besin anne sütüdür. Çocuğun anne sütü ile beslenmesinin sayısız yararları vardır. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa zamanda artacaktır.Anne Sütünün Özellikleri:

-Anne sütü tek başına ilk 4-6 ayda D vitamini dışında bebeğin tüm besin ihtiyaçlarını karşılar.

-İnek sütüne ve hazır mamalara göre sindirimi çok daha kolaydır. Çünkü anne sütü bebekte bulunmayan ve sindirime yardımcı olan enzimleri (lipaz, amilaz gibi) içerir.

-Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli minerallerin (çinko, demir) emilimini kolaylaştırır.

-Anne sütünde bebeğin büyümesinde çok önemli olan madde (linoleik asit) inek sütünden 8 kat daha fazladır.

-Protein ve mineral miktarı inek sütüne göre daha azdır. Ancak anne sütündeki bu miktar, bebeğin ihtiyacını karşılamaya yeterlidir. Ayrıca fazla protein ve mineralin idrarla atılması gerekmediği için, anne sütü ile beslenen bebeklerde, böbreğin yükü hafifler.

-Anne sütündeki antikorlar bebeği mikroplu hastalıklara karşı korur. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebekler ishal, öksürük, nezle ve diğer sık görülen bulaşıcı hastalıklara daha az yakalanır.

-Anne sütünün içerdiği yağ miktarı emme süresine bağlı olarak değişir. Öğünün sonunda gelen sütün yağ miktarı daha fazladır ve bebekte tokluk hissine yol açar. Bu durum bebeğin şişman olmasını önler. Böylece ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek ateroskleroz (damar hastalıkları) ve şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklardan bebeği korur.

-Anne sütündeki kolesterol miktarı hazır mama yada inek sütüne oranla daha yüksektir. Ancak bu yüksek kolesterol miktarı ilk aylarda gerekli enzim sistemlerini geliştirir. Böylece ileri yaşlarda ateroskleroza yol açan yağların birikimini önlemek açısından çok önemlidir.

-Anne sütündeki laktoz miktarı çok yüksektir. Laktoz kalsiyumun emilimini arttırır. Bağırsakta vücut için yararlı olan laktobasillerin üremesini sağlar.

-Vitamin özellikle A ve C vitaminleri inek sütüne oranla daha yüksektir.

-Anne sütü her zaman temiz ve hazır bir besindir. Hazırlama ısıtma gibi zorlukları yoktur.

-Yapay beslenen bebeklerde görülen süt allerjisi anne sütü ile beslenen bebeklerde görülmez. Çünkü inek sütünde bulunan allerjen proteinler anne sütünde yoktur.

-Pişikler anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür.

-Süt salgılama süreci uterus kontraksiyonuna yol açar. Bu nedenle doğumdan sonra anne emzirmeye ne kadar erken başlarsa uterus o kadar kısa sürede küçülür ve normal haline döner.

-Bebeğini kendi sütü ile besleme anne-çocuk ilişkisini kuvvetlendirerek bebeğin duygusal doyumunu sağlar.

-Erken (preterm) doğum yapan annelerin süt bileşimi miyadında doğum yapanlardan farklıdır. Daha fazla protein ve tuz içerir. Bu farklılık preterm bebeğin ihtiyacını karşılamaya uygundur.

Araştırmalara göre, anne sütü ve emzirilmek bebeğin acılarını da hafifletiyor.ABD de yapılan bir araştırma, emzirmenin, bebeğin iğne yapılırken duyduğu acıyı hafiflettiğini ortaya koydu.

Chicago Üniversitesi nde yapılan araştırmaya göre, ayak topuklarından iğneyle kan alınırken emzirilen bebekler, emzirilmeyen bebeklere nazaran daha az ağlıyor, surat buruşturuyor ve bu bebeklerin kalp atışları hızlanmıyor.

Pediatrics dergisinin bu ayki sayısında yayımlanan araştırma sonuçlarında, emzirmenin, yeni doğanlardan kan alınması sırasında etkili bir ağrı kesici olduğu belirtildi.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, anne sütündeki tatların, omurilikteki acı sinyalini engellediğini ve emmenin yatıştırıcı bir etkisi olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, bebeğin anneyle fiziksel temasının da, onları sakinleştirdiğini yinelediler.

Özellikle hamileliğin son iki ayında artan karın içi ağırlık, bele daha fazla yük binmesine neden olarak anne adaylarında önemli şikayetlere neden olabilir. Ancak genel olarak karın ağırlığının artışı yavaş olduğundan bel ve boyundak destek kasları bu artışa uyum sağlar ve sonuçta pekçok hamilede bir sorun ortaya çıkmaz. Ancak özellikle belirli tip hareketleri yaparken hamilelerin normal bireylerden daha dikkatli olması önerilir. Hamilelik boyunca hafif düzeyde ancak devamlı bir hareket/egzersiz alışkanlığı pekçok şikayetin ortaya çıkmasına engel olmak için yeterli olabilir.

Anne adaylarının hem bel şikayetlerini azaltmak hem de başka yararlarından dolayı yapabilecekleri en önemli aktivite yürüyüşlerdir.

Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır. Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır. Bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı çekmektedir.

Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlaka sert yatak istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir. Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar. Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta, karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır.

Bel sağlığı için öneriler

• Bir eşyayı taşırken onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.

• Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı hiç denemeyin.

• Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekmek yerine dizlerinizi hafif bükerek itmeyi tercih edin.

• Bir cismi taşırken ayaklarınız yere sağlam basmalıdır. Her iki ayağınız arasındaki mesafe yaklaşık omuz genişliğinde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalıdır.

• Dişlerinizi fırçalarken ya da yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin, belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret edin.

• Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalıdır.

ANNE ADAYLARI BELİNİZİ KORUYUN

Özellikle hamileliğin son iki ayında artan karın içi ağırlık, bele daha fazla yük binmesine neden olarak anne adaylarında önemli şikayetlere neden olabilir. Ancak genel olarak karın ağırlığının artışı yavaş olduğundan bel ve boyundak destek kasları bu artışa uyum sağlar ve sonuçta pekçok hamilede bir sorun ortaya çıkmaz. Ancak özellikle belirli tip hareketleri yaparken hamilelerin normal bireylerden daha dikkatli olması önerilir. Hamilelik boyunca hafif düzeyde ancak devamlı bir hareket/egzersiz alışkanlığı pekçok şikayetin ortaya çıkmasına engel olmak için yeterli olabilir.

Anne adaylarının hem bel şikayetlerini azaltmak hem de başka yararlarından dolayı yapabilecekleri en önemli aktivite yürüyüşlerdir.

Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır. Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır. Bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı çekmektedir.

Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlaka sert yatak istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir. Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar. Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta, karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır.

Bel sağlığı için öneriler

� Bir eşyayı taşırken onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.

� Ağır bir yükü belinizden daha yükseğe kaldırmayın. Hele bu yükü başınızdan yukarı kaldırmayı hiç denemeyin.

� Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekmek yerine dizlerinizi hafif bükerek itmeyi tercih edin.

� Bir cismi taşırken ayaklarınız yere sağlam basmalıdır. Her iki ayağınız arasındaki mesafe yaklaşık omuz genişliğinde olmalı ve ayak uçlarınız dışa bakmalıdır.

� Dişlerinizi fırçalarken ya da yüzünüzü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyin, belinizi olabildiğince dik tutmaya gayret edin.

� Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalıdır.

Hamileyken alkol kullandığınızda varolan tehlikeler, her zamankinden farklı değildir. Ayrıca, doğmamış bebeğiniz de çok önemli riskler altındadır.Gebeliği sırasında alkol kullanan annelerin bebeklerinin normalden daha küçük doğduğu son onbeş, yirmi yıl içinde daha iyi anlaşılmıştır. Ayrıca küçük kafa, kalp bozuklukları ve göz kapağı anomalileri gibi çeşitli kusurlar gözlemlenmiştir. Bu durum Fetal Alkol Sendromu olarak adlandırılır. Bu çocukların çoğunda büyüdükçe zeka gerilikleri de ortaya çıkmaktadır.

Alkolün yaptığı bu tür hasarlar tam olarak açıklanamamaktadır. Aşırı alkol kullanan birçok kişi aynı zamanda aşırı sigara da kullanır ve sigaranın da bebeklerde düşük doğum ağırlığına neden olduğu bilinmektedir. Bu insanlardaki vitamin eksikliği sözkonusu soruna katkıda bulunuyor gibi gözükmemektedir. Alkolün bebekte bu tür bozuklukları nasıl yaptığı bilinmiyor. Aynı zamanda içkinin her vakada bozukluklara neden olduğu da kesin değildir. Bununla birlikte akıllıca olan, hamile olabileceklerini düşünen kadınların kesinlikle alkol kullanmamasıdır.