Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Aralık, 2007

RAF ÖMRÜNE BAKMAYI İHMAL ETMEYİN

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Alışverişlerde ürünün fiyatı ve miktarı yanında, raf ömrü konusunda da duyarlı olun!Raf ömrü gözetilmeksizin gıda maddesi satın alınmasının, tüketiciyi ekonomik kayba uğrattığı, israfa ve sağlık sorunlarına neden olduğu belirtildi.

Bilimsel yöntemlerle belirlenen ürünlerin raf ömrünün, saklama ve depolama koşulları ile yakından ilgili oluğu söylendi. Tüketicilerin, gıda maddesi satın alırken öncelikle ürünün fiyatı ve miktarı üzerinde durduklarını bildiren uzmanlar, Raf ömrünü gözetmeden alışveriş yapan, ürünü raf ömrü süresince tüketemeyince ya çöpe atıyor ya da tüketimi sürdürerek sağlığını riske sokuyor dedi.

Tüketicilerin alışverişlerinde ürünün fiyatı ve miktarı yanında raf ömrü konusunda da duyarlı olması gerektiğini anımsatan Prof. Dr. Söylemez, Alışverişlerde gıda maddelerinin etiketleri dikkatle okunmalı, raf ömrü ve imal edildiği tarihin yazılı olup olmadığına bakılmalı diye konuştu.

NE YAPILMALI

Etiketinde imal ve son kullanma tarihi bulunan ürünlerin alınmasını öneren Prof. Dr. Söylemez, sözlerini şöyle tamamladı:

Raf ömrü, saklama ve depolama koşullarıyla yakından ilgili. Örneğin, zeytinyağı hava ve ışık geçirgenliği olan ambalaj içerisinde bulunuyor ve marketlerde güneş ışığı alacak şekilde vitrinlerde, hatta kaldırımlarda sergileniyorsa, raf ömrünün etiketinde yazıldığı gibi olacağı düşünülemez. Etiketinde ürünün, hangi koşullarda saklanması veya depolanması gerektiği belirtilen ürünlere ilgi gösterilmeli. Ayrıca, ecza dolaplarında olduğu gibi, son kullanma tarihi geçen gıdalar da periyodik olarak mutfaklardan ayıklanıp atılmalı. Bu davranış, hangi üründen ne kadar satın alınması gerektiği konusunda tüketiciyi bilgi sahibi yapar, israfı önler.

POZİTİF OL - SAĞLIKLI KAL

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Kış mevsiminde soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmanın en iyi yolunun “müspet yaradılışa sahip olmak” olduğu belirtildi

Psychosomatic Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmada, pozitif insanların soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara yol açan virüslere karşı daha dayanıklı olduğu görüldü.

Araştırmacılar, bu tür hastalıklara karşı direncin objektif (mutlu olmanın bağışıklık sistemini güçlendirmesi) ve sübjektif (müspet yaradılışta olanların burun akması, boğaz ağrısı gibi rahatsızlıkları dert etmemesi) nedenleri olduğunu belirttiler.

Araştırmayı kaleme alan Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Dr. Sheldon Cohen, “Müspet yaradılıştaki kişilerin bağışıklık sistemlerinin virüslere karşı verdiği cevap farklı olabilir” dedi.

193 yetişkin üzerinde yapılan araştırmada, deneklere soğuk algınlığı benzeri semptomlara yol açan virüsler içeren burun damlaları verildi.

Araştırma sonucunda, “mutlu deneklerin” soğuk algınlığı kapma olasılığının düşük olduğunu, hastalığı kapanlarda da semptomların daha az şiddetli olduğu görüldü.

RENGINIZ KARAKTER YAPINIZI ELE VERIYOR

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

İnsanların karakter yapısını ve olası davranışlarını saptamaya yönelik çok sayıda girişim ve yöntemden bahsediliyor. Eğer bu konulara ilgi duyuyorsanız işte size renklerle karakter tahlili !!! Kırmızı : Siz, sert, cesur, enerjik, hırslı, tutkulusunuz. Bu renk sizi sarıyorsa agresif ve vurucusunuz demektir. Kırmızı renk kan basıncını yani tansiyonu etkiler, kırmızı giymeniz veya bu rengin hakim olduğu bir ortamda bulunmanız tansiyonunuzu etkileyebilir. Aksiyon ve eylemleriniz yine bu rengin kontrolu altındadır, bu rengi seçtiğinizde yaşamı dolu dolu hisseder ve tüm zevkleri bir an önce peşpeşe yaşamak istersiniz, başarabilirsiniz de ama çok büyük bir yorgunluk hissedeceğinizi unutmayın. Kırmızıyı çok sık kullanıyorsunuz hazırlıklı olun ve hiç unutmayın ki sağlığınızı düzenli olarak izlemelisiniz. Yaşamda seçmiş olduğunuz dal veya işiniz için kırmızı önemli bir konsantrasyon rengidir, olayların derinine iner ve ayrıntıları kullanabilirsiniz ama bu rengin insanlari için o an önemlidir, geleceğe yönelik planlar yapmazlar ve tedbir almayı pek düşünmezler. Uyumlu olmaya çalışırlar. Ama aslında çevresindekiler onun için basamaktır ve onlari itici güç olarak kullanırlar. Toplum ile ilgilidir kırmızıyı seven insan ve bu insan gözlemlenmekten çok hoşlanır, önemli olan ilgi çekmesidir. Kırmızı çok sevilen ve gücü simgeleyen renktir; kırmızı kullanıyorsanız siz bir savaşçısınız ve meydan okumaya bayılıyorsunuz. Ve siz bünyesi sağlıklı, iyimser ve yüksek ruhlusunuz. Insanlarla ilişkiniz direkt ve dinamiktir, liderlik güdüsü sizde doğal olarak vardır. Geleceğe yönelirken güvenlik önlemlerini son anda alırsınız, cesaretiniz çok ünlüdür, bu da kendinize olan güveninizi arttırır. Kırmızının müzikteki karşılığı do notasıdır. Tercihiniz pembe ise çocuksu bir kişilik verir, çabuk küser ve alınabilirsiniz, size kötülük yapıldığında sadece acı acı gülümser ve yapılan kabalığı anlayıp hemen özür dilenmesini beklersiniz. Fakat dost, sıcak ve yardım seversiniz, hatta gücünüzü aşan yardımları dahi vaadedersiniz. Nazik, kibar ve vericisiniz. Eğer kırmızıyı sevmiyorsanız rahatınızı bozmak istemiyorsunuz demektir; gerilim ve korkulara karşı deneyimlisiniz, hayal kırıklıklarından bıktığınız gibi barış ve güvenliğe öncelik veriyorsunuz. Fiziksel huzurdan çok ruhsal huzuru seviyorsunuz.

Sarı : Sarı güneş ışığının ve altının rengidir; zekayı, arzuları ve ruhsal gelişimi simgeler. Siz sarı rengi seven biri olarak belki de büyük düşüncelerin ve umutların insanısınız. Büyük düşünürlerin ve ideoloji yaratıcılarının favori rengi genelde sarıdır. Bu renk sıradanlığın dışında olmayı amaçlayan insanların rengidir, farklılık getirir ve sizi ayrıcalıklı yapar. Düşünceleriniz çoğu zaman yoğundur ve büyük planlar yapmayı hep sürdürürsünüz. Siz başarılı olmak için başkalarından daha fazla avantajlara doğal olarak sahipsiniz. Sosyal, etkileyici ve iletişimcisiniz. Eğer siz portakal rengini seviyorsanız kolay dost olursunuz, her zaman tebessüm ederek teşekküre hazırsınız, küçük diyaloglarla etkili ve olumlu sonuçlar almayı becerebilirsiniz. Büyük hayalleriniz var demiştim, bu nitelik aşk yaşamınıza da yansır ve bir ömür boyu sürse de hayalinizdeki eşi ve aşkı bulamazsınız. Bunun farkında olduğunuz için de hem arayışınızı sürdürür hem de bulamayacağınızı bilirsiniz. Siz bir politikacı olarak doğdunuz, bunu her zaman anınsayın, başarılarınız garantidir, mesela bir seçime girseniz kesin oylarınız hep vardır. Sizinle çalışmak zevktir ve sizinle çalışmak isteyenler çoktur ve hep vardır. Sıcacık gülümsemeniz insanların kalbini ısıtır ve onları rahatlatır. Siz yaşam ve güven dolusunuz. Organizesiniz, işinizin ehlisiniz ama temponuz düşüktür. Ayrıca sarı renk çevrede yardım ve destek enerjileri sağlar, bu renk sayesinde daha çok desteklendiğinizi kısa zaman içinde görürsünüz. Eğer odanız sarı renkle döşenmişse, kendinizi sürekli enerjik ve güçlü hissedeceksiniz demektir. Sarının müzikteki karşılığı mi notasıdır. Portakal renginin ise re notası. Sarı rengi sevmiyorsanız yaşamınızın çok parlak olması sizi rahatsız ediyor demektir, belki de rüyalarınız sık sık büyük güçler veya engelleyemediğiniz nedenler yüzünden yarım kalmış ve bozulmuştur; yeniliklerden ve değişimlerden korkuyorsunuz.

Mavi : Deniz mavisini seven insan düzen ve disiplini de sever. Açık mavi ise, sakinleştirici ve huzur vericidir, duygusallığı ve duyarlılığı her an ortaya çıkabilir. Mavi gözlü insanlar genelde tahrik edici ve teşvik edicidir. Öte yandan onların duygularını anlayamazsınız, kendilerini davranışlarıyla ortaya koyarlar. Araştırmacılar mavi gözlü insanlarin olayların nedenlerini görme yönünde güçlü sezgilere sahip olduklarını söylerken mantık güçlerinin kuvvetini de vurguluyorlar. Mavi gözlü insanlar gerçek bir strateji uzmanıdırlar, herşeyi önceden uzun uzun planlarlar. yaptıklarından kolay tatmin olmazlar ve yeterli olup duracaklari bir yer yoktur. ekip çalişmalarına uygun ve çok yararlıdırlar ama ona değer vermezseniz sizi o anda bırakıp giderler. Eğer maviyi ve mavinin tonlarını kullanan, seven biriyseniz sakin bir yaşamı seçmiş birisiniz. size bariş dolu, streslerden arınmış bir dünya gerekir, uyumlu çevreler ve sınırsız özgürlük için herşeyinizi verebilirsiniz. mavinin çok değişik tonlamaları farklı etkiler yaratir; koyu maviler örneğin çivit ve gece mavisi yatıştırıcı ve sakinleştiricidir. Mavi genelde insanların rahatlamak için farkında olmadan, içgüdüsel olarak seçtikleri renktir. Mavinin müzikal notası sol, civit mavisinin ise la dır. Bu rengin insanları çok çalışkan, sebatkar, iradeli, dikkatli ve gayretlidir. mavinin insanları dostluk ilişkilerinde hızlı ve spontanedirler, o an tanıdıkları insanlarla hemen derin ve çok yakın dostluklar kurarlar. Unutmayın mavi inceliğin ve nezaketin rengidir. Mavi yaratıcılık, hayalcilik, zeka, ciddiyet, güvenilirlik ve idealizm getirir. Bu rengi seviyorsanız siz sadık, vefalı ve çok bilmişsiniz. Mavi renk günümüzde kesin olarak stres çözücüdür. size soğukkanlılık, sükünet, olgunluk ve pozitif atmosfer getirir. Mavi sizi dayanıklı kılacaktır. Eğer mavi rengi sevmiyorsanız değişimler sizin içindir. Bir iş konusunda veya özel yaşamınızda karar verirken hata yapmaktan çok korkuyorsunuz demektir. Ilişkileriniz inançlarınızla bir bütündür ve ilişkilidir. Yaşamın köşeli ve sivri uçlarından kaçıyorsunuz belki de çok yara aldınız. Daha özenli, özgür ve barışçı yaşamak istiyorsunuz yani her insan gibi sakinliğe ihtiyacınız var.

Yeşil: Araştırmalara göre yeşil gözlü insanlar çabuk tepki veren esnek insanlardır. Içgüdüsel olarak hemen o anda olayları değerlendirir ve yargılarlar, işte o ilk düşünceleri önemlidir çünkü genelde doğruyu bulurlar. Durup dururken ortada kaldıklarını sanırlar ama bu onlar için salt bir duygudur. Yeşil gözlü insanları bir düzene veya klasmana sokamazsınız, sizi her an şaşırtırlar. Insan sevecen ve besleyici, onunla yaşamaktan zevk alırsınız, size zevk verir, kendinizi sıcak bir günde ulu bir meşenin altında serin bir gölgede bulursunuz. bilimsellik, sevecencilik, maceraperestlik, yenilikçilik sizin özelliklerinizdir. Özellikle doğa yeşili; uysal, etkili, ruhsal, gizemli ve duyarlı olmanızı sağlar. Yeşilin müzikteki notası fa dır. Yeşil biliyorsunuz doğanın veya doğal canlılığın rengidir. Saygı uyandıran, dikkat çeken bu renk aynı zamanda bağımsızlığı simgeler; kalıplardan kurtulmayi ve gelenekleri yenilemenin gereğini anlatır. Yeşili seven biriyseniz size en yakın rahatlatıcı renk mavi olacaktır. Gücünüzü ve yeteneklerinizi biliyorsunuz, tavır ve eylemleriniz titizdir. Belki de yaşamsal deneylerinizin sonuçlarını ve kişisel güvenliğinizi ömrünüzün ilk yıllarında alacaksınız. Eğer siz bir kadınsanız duygusallığınız olağanüstüdür ve sezgileriniz genelde hep doğruyu gösterir. Zarif ve espritüelsiniz ama bilgiçlikten hoşlanıyorsunuz. Evinizi dekore ederken canlı çiçeklerin çokluğu ve arzulanması aslında yeşile olan ihtiyaçtan kaynaklanir. Eğer yeşil ve tonları sizi rahatsız ediyorsa bu renkle kendinizi yanlız ve agresif hissediyorsunuz. Başkalarının sizin başarılarınızı ve atılımlarınızı negatif olarak etkileyecekleri korkusu içinizde uyanıyor. Yapınızdaki doğal kiskançlığı bu renk daha çok ortaya çıkarıyor.

Mor: Mor duygu rengidir, çok özel bir renktir, mistik bir yücelik getirir ve metafizik gücü simgeleştirir. Mor imparatorlukların, dinlerin, ölümün, cazibenin ve sevginin sembol rengi olarak yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Mor rengi mistikler, büyük sanatçılar, düşünürler, toplumları düşünce ve ideallerle yönlendirenler tarafından seçilir ve kullanılır. Büyük, ölümüne ve çok özel aşklar mor rengin aşklarıdır onlardan sürekli mor renk yayılır. Bu renk nedeni anlaşılmaz bir bütünlük ve birlik sağlar çünkü bu gizemli gücün önünde mor bir sis ve buğu vardır. Müzikte mor rengi veren nota si dir. Istemediğiniz sorumluluklar sizin için çekilmezdir, bu duruma zorunlu olarak düşerseniz asla mutlu olamazsınız. Çevrenizde bu rengi yayan bir ortam bir şekilde muhakkak olmalıdır, yoksa yaşama küsebilirsiniz. Siz zor karar veren ve aslında çevreye yani sıradanlığa uyumsuz birisiniz. bu da ayrıcalığınızdır. Bütün yeni çağ aktiviteleri başta astroloji olmak üzere, parapsikoloji, kristaller ve ruhsal şifa sizin için doğal ve uygun konulardır. Eflatun seçilmiş ve mükemmeliyetçi bir renktir, seçilmişler içindir. Manevi enerjiyi simgeler, ruhsal yetenekleri geliştirir, sır küpü olmanızı sağlar. Zeka düzeyinizi arttırır. Mavinin ve kırmızının karışımı olan mor size korunma güdüsü sağlar, kendinizi sanki sağlam bir kalkanın arkasında gibi hissedersiniz. Mor renk size güç verir, yeteneklerinizi pozitif olarak etkiler. Konsantrasyonu arttırır aynı zamanda da meditasyon için çok uygun bir renktir. Mor renkli bir ışığın veya enfraruj bir lambanın yandığı bir odada oturup kendinizi dinlemeniz ve sizi yoran düşünceleri yarım saat için olsa da kafanızdan atmanız tahmininizden öte size dinlendirecek ve sakinleştirecektir. Mor renk sizi rahatsiz ediyor ve sevmiyorsaniz sizi korkutan güçler var demektir; beklenmedik tehlikeler düşlüyorsunuz ve ani sürprizlerden korkuyorsunuz. Ilişkilerinizin daima dengeli ve dozunda olmasını istiyorsunuz; çok sıcak ve çok soğuk ilişkiler size göre değil.

Siyah: Siyah yanlızlığın rengidir, gizemli görünmekten hoşlanır, siyahı seven insan sürekli olarak en büyük sırlari bilen kişi olmanın gayreti içindedir. Eğer siyahı seviyorsanız siz kadere aldırmayan karşı birisiniz. Öte yandan da süper bir demogog ve ikna edicisiniz; mantığınıza kimse kolay direnemez; muhakkak bir şekilde derdinizi veya düşüncenizi anlatırsınız. Dikkat edin siyah dengenin, hazır olmanın ve kendine hakim olmanın rengidir. Aynı zamanda da bilgeliğin ve yıkıp yeniden yaratmanin… Eğer aşkta aldanmışsanız ki siyah renk aşkda aldanmayı da simgeler, bilin ki yaşama karşı çok cesur ve korkusuzsunuz ve başınıza gelen dertleri dahi siz yönlendirirsiniz. Hissettikleriniz çok zengindir ve duygusallığınız inanılmaz biçimde farkli olabilir. Siz güçlü, alıcı, disiplinli, özgüvenli ve kudretlisiniz. Siyahın yakınında bulunan gri ne gerilimi, ne de süküneti simgeler ancak kaçışı simgeleyebilir. Eğer renk seçiminizde listenin başinda gri varsa, siz herşeyin önüne bir duvar çekmek istersiniz. Dışardan gelen etkiler bu duvar tarafindan engellenmelidir ve korunmalısınız. Olayları uzaktan kumanda ile kontrol etmek istersiniz; yerinizden kalkıp savaşmak sizin için zor ve hatta imkansız bir eylemdir. Gri zor ve karamsar bir renktir kolay rahat ettirmez. Içe kapanıklık ve acıya katlanmak hatta acıdan zevk almak bu rengin etkileri içindedir. Gri rengi kullanan insanların mutlulukları da, üzüntüleri de süreli olmaz, kısa dönemlerde hızlı dönüşümler ve değişkenlikler gösterirken yanisıra da tekrarlar yaparlar. Gri; durağan ve kısıtlayıcıdır, altında ateş yakarsaniz o zaman harekete geçebilir, tutucudur, kuralcılığı ve gelenekçiliği ile gurur duyar. Pasif, zaman zaman stresli, bireyci, tarafsızdır. Yine yakın bir renk olan gümüş renk ise, sürekli gerçeği arayıcılık ve romantizm verir. Siyah uç renktir yani marjinaldir; yapılan renk testlerinde ilginçtir fiziksel olarak çok güzel ama duygusal olarak acımasız birçok kişinin siyahı seçtikleri görülmüştür. Ve siyah geçiş rengidir; iki dünya arasında köprüdür. Siyah ve gri sizi itiyor rahatsız ediyorsa yani sevmiyorsanız yaşamınızın aktif ve açık olmasını istiyorsunuz; yaşam sizin için ağır tempolu ve sıradan olmalı. Siyah renk öte anlamda ölüm korkusunu da simgeler, bilinmeyen sizi ürkütüyor ve kabus oluyor. Kaderden korkuyorsunuz ve kaderinizin efendisi olmanın yollarını arıyorsunuz.

Kahverengi: Kahverengi toprağın rengidir yani doğumun ve bereketin rengi, yaşam orada döllenir ve büyür. Kahverengiyi seven insanlar fiziksel olarak çok duyarlıdırlar, tenleri çok hassastır ve sinirleri mükemmel bir alıcı olarak çalışır. Bir dokunun bin duyarsınız. Renk listenizin başında eğer kahverengi varsa, özel bir çevreye daima ihtiyaç duyarsiniz, kendinizi ancak bu çevrede güvenli hissedersiniz. Fiziksel rahatlık sizin için çok önemlidir, rahat bir yaşamı yitirirseniz sinirleriniz buna dayanmayabilir. Gerek duygusal, gerekse de maddesel güvensizlik sizi hasta edebilir. Huzursuz, gerilimli ve sıkıcı atmosferlerden daima kaçmalısınız, yüksek elektrikli ortamlar sizi dünyaya küstürebilir. Her ne kadar finansal işlerde veya para konularinda doğal olarak yetenekliyseniz de size bu konularda bir danışman şarttır, bu size güven verir. O bir dünyasaldır; tam bir madde insanı. Her an her konuda birşeyler satmaya çalışır, herşeyi bilir ve doğru tahmin eder hatta onun herşeyi eleştiren ve geleceği belirleyen konuşmalari sırasında can sıkıntısından uyuyabilirsiniz. Dürüst, güvenilir, namusludur, ilişki ustasıdır ve destekleyici. Kahverengi gözlü insanlar çoğu zaman duygularına göre davranırlar, yanlizlık onlara göre değildir ve her an birilerine ihtiyaçlari vardir. Sevilmeye sonsuz gereksinmeleri vardır, sevilmemek onlar için ölüm demektir. Sevgileri bencil değildir ama farklı olma çabaları yüzünden öyle sanılabilir. çok sempatik ve çekici olabilirler. Kahverengi renk olarak yardımseverlik rengidir. Kahverengini sevmiyorsanız ve sizi rahatsız ediyorsa, bilin ki siz birisini değil birilerini istiyorsunuz. Çabuk düşünüyorsunuz ama davranışlarınız ağır ve temkinli. Çok ortada olmak sizi korkutuyor ama en önemlisi kahverengi sizde yeterince önemsenmediğiniz duygusunu yaratıyor.

Beyaz :

Beyaz parlak ve ihtişamlidir; beyaz rengin bulunmadiği bir duygu düşünülemez. beyaz kişisel değildir ve bazı insanlar için sıkıcıdır. Geleneksel olarak beyaz saflığı, temizliği ve el değmemişliği simgeler. Bu rengi seçen insanlar doğasında tepkisizlik ve sessizlik vardir, uzmanlar beyazın hak ve adalet rengi olduğunu belirtiyorlar. Beyaz öncelikle bilinmeli ki, tüm renklerin bütünüdür ve içinde bütün renklerin anlamlarını ve güçlerini taşır. Fakat yanısıra da deneyimsizliği ve acemiliği de anlatir. Gerek beyaz gerekse de siyah insan denen varlığın toplam yaşam gücünü gösterirler. Beyazın gizem dilindeki temel anlamı saflık ve deneyimsizliğin yanısıra içinde bilgeliği ve sonsuzluğu bulundurmasi yani iki ucu. hem saf, lekesiz, hem de yaşam ve ölümün tüm bilgisine sahip. Öyleyse beyazı yaşamınızda kullanıyorsanız, ya kendinizi saf, çocuksu, deneyimsiz ve siğinacak yer arıyor gibi göstermek istiyorsunuz, ya da siz bilginize, ruhsal ve maddi gücünüze haddinden çok fazla güveniyorsunuz. Öylesine ki, karşınızda kimsenin durmasina tahammül edemiyorsunuz. Dikkatli olun ve beyaz rengi kullanırken iyi düşünün. Beyaz rengi sevmiyor ve kullanmıyorsanız deneyimsizlik ve gösteriş sizi rahatsiz ediyor, hatta korkutuyor. Yaşamınızı doğal duygularla yaşamak amacıdasınız. Birşeyin değişmesinden rahatsizlik duyuyor ve yenilikleri merak etmiyorsunuz.

POZİTİF DÜŞÜNCE STRESİ ÖNLÜYOR

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Pozitif düşünce, stres, heyecan, kaygı, kendine güvensizlik ve sinirlilik gibi insan hayatını etkileyen olumsuzlukları ortadan kaldırıyor. Anormal beyin dalgalarını sağlıklı beyin dalgalarıyla değiştirme tekniği olarak bilinen Neurofeedback sistemi sayesinde, öğrenciler özellikle Haziran ayında yapılacak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öncesi heyecan ve stresle artık baş edebilecek.
Türkiye´de ilk defa Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından uygulanan sistemle öğrenciler, başarılarını frenleyen iç engelleri tanıyarak onları ortadan kaldırabilecek, olumludüşünceyle bilgilerini en üst noktaya çıkararak başarıya daha çabuk ulaşabilecek.

Neurofeedback uzmanı Kemal Pancar, yaptığı açıklamada, insan beyninin biyoelektriksel ve biyokimyasal bir yapıyla çalıştığını belirterek, beyin dalgalarının insan yaşantısına etkileri hakkında bilgi verdi.

Pancar, beynin uyku anındaki dalga seviyesi olan delta dalgasının alt seviyeye çekilmesi gerektiğine işaret ederek, bilincin açıklığını temsil eden delta dalgasının yüksek tutulmasının bilginin ortaya çıkarılmasında önemli olduğunu vurguladı.

Şimdiki zamanı kullanarak düşünceyi istenilen noktaya konsantre edebilmenin önemine değinen Pancar, şunları söyledi: (Ben başarıyorum), (Ben kazanıyorum) demek çok önemli. Beynimize hangi komutu verirsek onu aynı şekilde geri alırız.

Negatif şekilde bir komut verdiğimiz zaman duygu, düşünce ve davranışlarımız çok alt seviyeye iner. Vücudumuzdaki elektrik yapısı da negatife indiği için düşünce yapımız alt seviyede olur. Böylece başarı motivemizi de çok alta indirmiş oluruz.

´Ben başarıyorum´ deyip beyin gücümüzü belli bir noktaya topladığımız an, yapamayacağımız hiçbir şey yoktur. Genellikle imtihananında heyecanlanmadan bu komutu beyinlerine veren kişiler daha başarılı oluyorlar.

Doğru nefes almak çok önemli

Neurofeedback Uzmanı Kemal Pancar, yanlış nefes alma nedeniyle beyine az oksijen gittiği için beynin tam olarak kullanılmadığına dikkat çekerek, doğru nefes almanın karından alınan nefes olduğunu söyledi.

Beynin glikozla beslendiğine işaret eden Pancar, şunları söyledi: Dolayısıyla beynin yakıtı da glikoz oluyor. Ancak, glikozu doğalşekerden almak gerekiyor. Öğrencilere kuru kayısı, incir, çekirdekli üzümü tavsiye ediyoruz.

Diğer çikolata tarzı yiyecekler bir anda kana karışır, hızlı çıkar ve çabuk şekilde de aşağıya iner. Bu, antrenmansız bir kişiyi 100 metre koşturmaya benzer. Yani öğrenciler sınav süresince ihtiyaçları olan enerjiye çikolatayla kavuşamazlar.

Sınava girecek öğrencilere bu bilgiler ışığında tavsiyelerde bulunan Pancar, her şeyden önce beyine doğru komut verilmesini istedi. Pancar, şöyle konuştu: Sınava girecek kişinin endişelenmemesi gerek. Bunu, düşüncesinden silmeli. Çünkü endişe duygusu bütün beyindeki biyokimyasal yapıyı değiştirir.

Bu biyokimyasal yapının değişmesi stres hormonunu fazlalaştırır. Stres hormonlarının fazlalaşması da diğer fiziksel hormonlarımızı olumsuz etkiler. Mide ağrıları ve mide krampları ortaya çıkar. Öğrenci, ´Ben üniversite sınavına giriyorum vebütün bilgiler beynimde´ diyerek beynine doğru komutu vermeli ve doğrunefes almalı.

Hayatınızı olumlu yönde değiştirebilirsiniz

Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık´da psikolojik danışmanlık yapan Doktor Işın Akı da sistemin nasıl işlediği hakkında bilgi verdi. Dr. Akı, Neurofeedback aleti aracılığıyla baş derisine ve kulak memelerine yerleştirilen elektrotlar kullanılarak beyin dalga frekanslarının ölçüldüğünü söyledi.

Daha sonra kişiyle görüşerek asıl sorunun ne olduğunun tespit edildiğini anlatan Dr. Akı, bunun ardından çözüme yönelik bir tedavi sürecinin geliştirildiğini kaydetti.

Dr. Akı, düşünce gücüyle olumlu beyin dalgasının artırıldığını belirterek, sakin ve mutlu halin tüm beyin loblarını etkileyerek beyini en uygun öğrenme haline soktuğunu bildirdi. Dr. Akı, şunları kaydetti:

Bir insan 14 yaşına kadar 48 bin tane olumsuz ileti alır. Dolayısıyla öncelikle, kişinin temel sorununun nereden kaynaklandığınıbulmak gerekiyor. Bazı insanlar ´Ben başaramıyorum´ veya ´ben şanssızım´ gibi inanışlara yönelmiştir. Bunun ortadan kaldırılması önemli.

İnsan hayatındaki değerlerin önemine de işaret eden Dr. Akı, Örneğin ders çalışan, sınava girecek bir öğrenci için mutluluk değil, başarı ve cesaret birinci derecede değer olmalıdır diye konuştu. Dr. Akı, uygulamanın 1,5 saatlik seanslar halinde yapıldığını ve kişiye göre tedavinin 10 seansa kadar çıkabildiğini bildirdi.

Dr. Akı, bu yöntemden sadece sınav stresi altındaki öğrencilerin değil, kilolarıyla başedemeyenlerin, iş bulamayanların, kayınvalidesiyle anlaşamayanların, aşk acısı çekenlerin, yeteneğini geliştirmek isteyenlerin de yararlanabileceğini söyledi.

REFLEKSOLOJİ

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Refleksoloji, muhtemelen eski Çin de akupunkturun geliştiği zamanlarda doğdu. Batı da bu yüzyılın başına kadar hiç bilinmiyordu. Zamanımızda bir Amerikalı kulak-burun-boğaz doktoru olan Dr.William H. Fitzgerald tarafından yeniden keşfedilmiştir. Fitzgerald, bedeni, ayakta bulunan bazı basınç noktalarını kullanarak tedavi etme ihtimali üzerinde durdu. M.Ö 3000 yıllarında Çinlilerin yaptığı gibi buna “Bölge Terapisi” adını verdi ve bunu akupunkturla beraber kullandı. O, vücudun bazı bölgelerine sıkıca bastırarak veya masaj yaparak oldukça uzakta olan diğer bölgelerinde etki oluşturabileceğini keşfetti. Meslektaşı olan Doktor E. Bowers ise, 1916 da Doktor Fitzgerald tarafından ileri sürülen bu tedaviyi herkese anlatmış ve beraber yaptıkları bazı buluşları 1917 yılında “Bölgesel Terapi” adında bir kitapta toplamıştır.Doktor Fitzgerald çeşitli kurslar düzenlemiş ve bu teknikleri, uygulamayla ilgilenen kişilere öğretmiştir. Fitzgerald ın öğrettiklerini 1930 larda geliştirip yalnızca ayak bölgesinde yoğunlaştıran ise, yine bir Amerikalı olan, masöz Eunice Ingham dır. Yıllarını bu metodun nasıl işe yaradığını anlamaya çalışarak geçiren ve kendine özgü bir masaj tekniği geliştiren Eunice Ingham a, haklı olarak modern ayak refleksolojisinin annesi de denir. O, ayağı inceleyerek -ayakta hassas bir nokta bulduğunda bu noktayı vücut anatomisi ile eşleştirerek- çok dikkatli bir şekilde ayaktaki alanların vücut organlarıyla olan ilişkisinin haritasını çıkartmıştır. Sonunda ayaklar üzerinde tüm vücudun haritasını oluşturdu. Çalışmaları o kadar başarılı oldu ki, ünü yayıldı ve günümüzde ayak refleksolojisinin kurucusu olarak tanındı. Bugün İngiltere, Belçika ve Fransa da refleksoloji eğitimi veren okullar kurulmuştur. Bir çok refleksolog, aynı zamanda doğal tedavi şekilleri olan osteopati, homeopati ve kiropratik ile de ilgilidirler.

Refleksoloji nedir?

Tıbbi sözlüklere göre “refleks” kelimesi dış etkilere bağlı olmak üzere istemsiz kas kasılması olarak tanımlanır. Ancak “refleks” kelimesi, bu terapinin içeriğinde, bütün organizmanın, kafanın, boynun ve gövdenin küçük bir ekran gibi görülen ayakta yansıması olarak ele alınır. Refleksoloji, ayaklarda, bedenin tüm bölgelerine, organlarına ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarına, el ve parmaklarla uygulanan bir baskı tekniğidir. Bu yöntemle bedenin kendi kendini tedavi etme mekanizması harekete geçirilir ve bedende fizyolojik bir rahatlama sağlanır.

Günümüzde hastalıkların büyük bir çoğunluğu strese bağlıdır. Hastalık kişinin düşünce ve davranışlarının direkt sonucudur. Korku, üzüntü, endişe ve benzeri olumsuz duygu ve düşünceler bedende dengesizlikler yaratır. Dengesini yitirmiş beden verimli çalışamamaktadır. İnsan bedeninin verimli çalışması için enerji akımının kesintisiz olması gereklidir. İşte refleksoloji de ayak noktalarına uygulanan basınçla, o noktalarla bağlantılı olan çeşitli guddeler, organlar ve hücrelerde ve sonuçta tüm bedende, serbest enerji akışı sağlanılır.

Nasıl Uygulanır?

Hastadan rahat bir yatağa ayakları çıplak olarak yatması istenir. Refleksolog, onlara yavaşça dokunur ve deri altında derinde bulunan kristal ve taşımsı maddelerin yerini saptayarak, hangi organın hastalık tarafından etkilendiğini teşhis eder. Bir refeksolog, ayağı, kristalleri bulana kadar, aynen kör bir insanın Braille okuması gibi okur. Onların üzerine bastırdıkça, hasta bastırılan bölgede, bedenin bu organda temsil edilen bölgesinde ve bazen her ikisinde de acı hisseder. Tedavi, başparmak ya da başka bir parmağın kenarıyla basınç uygulanarak saat yönünde döndürülmesinden oluşur. Bu basınç genellikle oldukça derindir, ama acı verici olmak zorunda değildir. Her seans 10 dakikadan 30 dakikaya kadar sürer ve birkaç seansa ihtiyaç olabilir. Bir veya bir kaç tedavi seansından sonra belli refleks noktalarındaki acılar, yavaş yavaş, -vücudun kendi iyileştirme kuvvetleri fizyolojik dengesizliği giderdikçe- ortadan kalkar. Hatta sık şikayetler bir tek seanstan sonra da ortadan kalkabilir. Hastanın tedaviye tepkisi farklıdır. Bazı hastalar kendilerini duygusal olarak bitkin, bazıları da güçlenmiş hissederler.

Refleksoloji uygulayan kişi, anatomi ve fizyoloji bilgisine sahip olmalıdır Ayrıca hastalıkları da tanımalıdır. Reflekslere verilen tepkileri yorumlamak ciddi bir eğitim ve uzmanlaşma gerektirir.

Ne için kullanılır?

Refleksoloji, akupunktur gibi fonksiyonel hastalıklarda başarılıdır. Bir enfeksiyonu iyileştirmesi olası değildir ve fıtık, bağırsak düğümlenmesi veya kırık bacak gibi yapısal bozukluklar için yapabileceği hiçbir şey yoktur. Zihinsel ve bedensel stresi azalttığı bilinmektedir. Son derece rahatlatıcı olabilir. Kas gerginliğini azaltır ve bu sayede lenf ve kan dolaşımını yükseltir. Bedenden toksinlerin atılmasını sağlar ve böylelikle vücudun içindeki şifa gücünü harekete geçirir. Refleksologlar, kabız, astım, stres halleri, mesane hastalıkları, başağrılarında, böbrek ve safra taşları gibi çarpıcı durumlarda iyi sonuç alırlar. Özellikle migrende refleksoloji ile iyi sonuç alınabilir ve sinir problemleri de kolayca halledilir.

FOSFOR

Yazan: akheneton Tarih: Aralık - 5 - 2007

Normal Değerler : 3 - 4,5 mg/dLAçıklama : Fosfor insan hücresinde asit-baz dengesi, kalsiyum metabolizması gibi çok önemli reaksiyonlarda rol oynayan bir maddedir. Vücuttaki fosforun %85 kadarı kemikte fosfat formunda depolanır. Kan düzeyi kan kalsiyum ve kan pH değişimlerinden etkilenmektedir. Kalsiyumda olduğu gibi bağırsaktan emilimi, idrarla atılımı ve hücre içine toplanması ya da hücreden bırakılması gibi düzenlemelerle kan düzeyi ayarlanmaktadır.Yine kalsiyum gibi parathormondan etkilenmektedir. Yemeklerden sonra düzeyi değiştiğinden 12 saatlik açtıktan sonra ölçümü yapılmalıdır.

Artığı Durumlar : Hipoparatiroidide fosfor artar.

Azaldığı Durumlar : Hiperparatiroidi durumunda değerleri azalır.

PARMAKLARIMIZ NİÇİN ÇITLAR?

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.

Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir.

Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır?

Bunu alışkanlık biçimini getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır.

ELEKTROENSEFALOGRAFİ (EEG) NEDİR?

Yazan: akheneton Tarih: Aralık - 5 - 2007

Elektroensefalografi (EEG), epilepsili hastaları ve şüphe oluşturan nöbet bozuklukları olan hastaları incelemekte kullanılan önemli bir tetkiktir. Beynin elektriksel aktivitesini ölçmek için EEG cihazı kullanılmaktadır. Epilepside EEG nin amacı tanının desteklenmesi, sınıflanması, fokal beyin lezyonunun araştırılması ve epilepsi hastalarının izlenmesidir. Buna karşın tek başına EEG bulgusu epilepsinin tanısı için yeterli değildir. “EEG tedavi edilmez, epilepsi tedavi edilir.” cümlesinden yola çıkarak, klinik bulgu olmadan, yalnız EEG sonuçları ile hastaya antiepileptik tedavi başlanması doğru değildir. Bunun tersi olarak EEG nin normal sonuç vermesi de hastanın epileptik olmadığı sonucuna götürmemektedir. Epilepside önemli olan, klinik nöbetletin varlığıdır. EEG tanıyı dışlamaz ancak tanıyı destekler. Epilepsi hastasında EEG normal olduğu zaman, gerekirse özel elektrodlarla EEG ler yinelenebilir.

EEG elektrodlarının montajı mümkün olduğu kadar basit olmalı ve her montajın başında bağlantılar belirtilmelidir. Çekim sırasında hastaların tok, uyanık ve gevşek bir halde olması sağlanmalıdır. Yine çekim sırasında üç dakikalık hiperventilasyon (hızlı ve derin nefes alıp verme) yaptırılmalı, fotik uyarı (belli süre ve aralıklarla parlak ışık) verilmelidir. Gerekli hallerde uyku, uzun uykusuzluk ve diğer aktivasyon yöntemleri uygulanabilir.

Dijital EEG cihazları, kayıtların saklanması ve gerekli hallerde yeniden değerlendirilmesi için önemli derecede kolaylık sağlamaktadır.

– EEG laboratuvarlarında epileptik aktiviteyi ortaya çıkarma amacıyla kullanılan yöntemlere aktivasyon yöntemleri denir. Bu yöntemler:

1) İlk Seçenek Yöntemler:

a) Göz açıp kapama, görsel uyarılarla ortaya çıkan nöbetler için kullanılmaktadır.

b) Hiperventilasyon, bütün EEG laboratuvarlarında kullanılır. Aç karnına hiperventilasyon yapılırsa delta yavaş dalgaları ortaya çıkar. Bu nedenle hastaların EEG çekimlerinin tok karnına yapılması gerekir.

c) İntermittent fotik uyarı, saniyede 1-30 kez yinelene flaş uyarısı ile yapılır.

d) Jeneralize ve parsiyel deşarjların ortaya çıkarılmasında derin uyuklama, nREM, birinci ve ikinci devreyi kapsayan 10 ila 30 dakikalık trasenin önemi büyüktür. Bazı nöbet çeşitleri uykusuzluk veya uykunun azaltılması ile uyarılmaktadır. Böyle durumlarda hastanın uzun süre uykusuz kaldıktan sonra EEG çekiminin yapılması gerekir.

2) İkinci Sıra Yöntemler: Özellikle tetik mekanizmalarıyla uyarılan epilepsilerde hastanın bildirdiği uyarılar (iç tetikleme, hesap yapma, geometrik şekiller, işitsel uyarılar, derinin uyarılması gibi) epilepsi dejarşlarının ortaya çıkmasında kullanılmaktadır.

– Bilgisayar Kullanımı ve Uzun Süreli Monitörleme: EEG lerin değerlendirilmesi görsel ve subjektiftir, değerlendiren kişinin tecrübesi ve bilgisi önem taşır. Uzun süreli monitörleme, epileptik olmayan atakların ayırt edilmesi, ilaçla kontrolü sağlanamayan ve nöroradyolojik olarak patoloji sağlanamayan olgularda, nöbet ile EEG arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarmak ve incelemek, nöbet tipinin, iktal patternlerinin belirlenmesi ve uygun ilaç seçiminin yanında saçlı deri ve derin elektrodlarla cerrahi endikasyonun araştırılmasına yönelik olarak kullanılır.

– Epileptik ve Paroksismal Patternler:

1) İnteriktal Paroksismal (Nöbet Arası) Patternler:

a) Diken (Spike)

b) Keskin (Sharp)

c) Multipl Diken

d) Hızlı Diken Akımları

e) Diken ve Yavaş Dalga Kompleksi

f) Yavaş Diken ve Dalga Kompleksi

2) İktal (Nöbet Anı) Patternler:

a) Jeneralize Tonik Klonik Konvülsiyon

b) Absans

c) Kompleks Parsiyel Nöbetler

d) Basit Parsiyel Nöbetler

e) Myoklonik Nöbetler

f) Tonik Nöbetler

g) Atonik Nöbetler

h) Salaam Atakları

– Epileptik Olmayan Patternler:

EEG de görülen dalgaların ayrımı, biçimsel özellikleri, yerleri, ortaya çıkış zamanları ve hangi koşullarda normal hangi koşullarda patolojik olduğu deneyimli bir EEG ci tarafından doğru değerlendirilebilir. Ancak başka bazı patternler de nöbetlere eşlik edebilir. Nöbet öyküsü ve klinik bulgu incelemesi, EEG nin değerlendirilmesinde önem taşıdığından bu incelemenin yapılmaması bazı epileptik olmayan patternlerin epileptiform patternler ile karıştırılmasına neden olabilir. Bunun yanına EEG değerlendirilmesinden kaynaklanan hatalar da eklenince bazen hastalara yanlışlıkla epilepsi tanısı konarak gereksiz yere antiepileptik tedavi uygulanabilmektedir.

Toplumda EEG bozukluğu %30 a varan oranlardadır. Bu veriler epilepsi - EEG deşarjı ilişkisinde klinik bulgu ve nöbet öyküsünün önemini göstermektedir. Bu kişilerde az da olsa gelecekte nöbet olma olasılığı bulunmaktadır. Ansefalit gibi beyin enfeksiyonlarında EEG de değişiklikler görülür. Ateş ve bilinç bozukluğu olan hastalarda, özellikle EEG bu konuda aydınlatıcı olmaktadır. Herpes ansefalitinde de EEG de kendine özgü özellikler görülebilir. Demans (bunama) hastalarında da EEG de bazı değişiklikler görülür.

PİCASSONUN RESİMLERİ NEYİ ANLATIR?

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

ODTÜ İşletme bölümünün cok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesoru Muhan Hocanin Strateji Yonetimi dersinin ilk sinifi ogretim uyeleri tarafindan bile katilimiyla gecer ki her senesi ayri ilginctir. Derslerinden birinden bir anekdot:
Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzi zaten kubik olan surrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabilecegi cok az sey vardir. Bozuk perspektifli bir oda, sari uzun sacli yaratiga benzeyen bisey. Etrafinda baska yaratiklar, yerde yine bir yaratik ve arkadaki sekli bozuk ici parlak dikdortgenin icinde baska biseyler daha.

5-10 dakka hicbisey soylemeden sinifi izleyen hoca, birazdan Picasso nun resmini alip Diego VELAZQUEZin 1656 yılında yaptığı Las Meninas (Nedimeler) isimli resmini koyar. Bu resimde sandalyenin uzerinde oturan sari uzun sacli bir aristokrat kizinin etrafindaki nedimeleri onun sacini tararken yerde kopegi yatmaktadir. Ve babasi arkasindan isik sizan kapidan kizini izlemektedir.

Ancak ikinci resmi gorunce Picasso nun 1957 yılında yapmış olduğu resimdeki ogelerin ne oldugunu ve bu resmin Valezquezin Las Meninas tablosuna gonderme olarak yapilmis oldugunu farkeder tum sinif. Ve Muhan Soysal hic unutamayacagimiz dersini verir:

“Hayatta hicbirsey Valezquezin resmi kadar belirgin ve net degildir. İş hayati gercekleri size Picasso nun resmindeki gibi sekil degistirmis olarak gosterir. Picasso nun resmine bakip, Valezquezin resmini gorebilenleriniz basarili olacak, digerleri kubik sekillere bakip yanlis anlamlar cikarmaktan gercekleri hic goremeyecek.”

PARA KAZANMA HIRSI STRES YAPIYOR

Yazan: leandros Tarih: Aralık - 5 - 2007

Uzmanlar kısa zamanda çok para kazanmak ve daha yüksek bir sosyal konuma ulaşmak için çok çalışanların stresle karşı karşıya kaldığını söylüyor.Bu durumun özellikle aşırı hırslı olan kişilerde ve sıradan biri olma eğiliminde bulunanlarda daha fazla görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu konuda şunları söylüyor:

“Kişi her an stresle mücadele ettiği için uyku düzeni bozulur ve iş kazaları artar. Verim düşer ve ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenir. İstediği kazancı yakalayamayan birey, özgüvenini kaybeder.”