nedir

Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.”Andropoz “olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.

Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.

Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.

Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:

1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,

2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,

3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,

4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),

5. Organ yağlanmasında artış.

Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda “yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.

39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.

65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir.

Sezeryan, yüzyıllardan beri ölen annenin karnındaki çocuğu kurtarmak için uygulanan bir yöntem olmasına karşın, ancak 19. yüzyılda anestezi ve aseptik cerrahi ortaya çıktıktan sonra zor doğumlarda anne ve bebeğin hayatını kurtarmak için güvenle uygulanabilen bir yöntem olmuştur. Gerçekte sezeryan en son çare olarak başvurulacak bir yöntem olmasına rağmen günümüzde bebeklerin % 20si sezeryanla doğmaktadır.Birçok eleştiri olsa da sezeryan yapıldığı için bugün hayatta olan birçok kadın ve bebeğin olduğu da bir gerçektir.

Sezeryan karnın ve rahimin kesilerek açıldığı cerrahi bir girişimdir. Daha sonra bebek buradan dışarı çıkarılır.

Sezeryan yapılmasını gerektiren birçok koşul bulunmaktadır. Bazı erken doğan bebeklerin bu yolla daha çok yaşama şansı vardır. Makat ya da diğer anormal pozisyonlarla gelen bebekler daha çok sezeryanla doğurtulmaktadır. Eğer bebek çok büyük veya annenin doğum kanalı çok darsa sezeryan tek güvenilir doğum yoludur. Rahim ve vajinanın bazı şekil bozuklukları doğum kanalını tıkadığı için bu ameliyatı gerektirir. Eğer annede preeklampsi, şeker hastalığı, genital herpes ya da yüksek tansiyon varsa sezeryan yapılabilir. Plasenta previa gibi plasenta anomalileri de sezeryan gerektirir. Anne karnındaki bebekler ikiz ya da daha çok ise doktorunuz sezeryan önerebilir. Rahim kasılmalarının yetersiz olması nedeniyle doğum uzadığında birçok doktor anne ve bebeğin sağlığı için sezeryanın daha iyi olduğuna inanır.

Bazıları, bu ameliyatın çok sık yapıldığına ve doktorların en küçük bir zor doğum olasılığıyla karşılaştıklarında sezeryan yaptıklarına inanırlar. Bu tür uygulamalar yapılmaktadır, ancak çoğu sezeryan için geçerli değildir.

Gelişmiş cenini monitörle izleme teknikleri bize ceninin sağlığı ve doğum sürecine dayanıp dayanamayacağı konusunda önemli bilgiler sağlamaktadır. Ceninin tehlikede olduğunu düşündüren bir durum ortaya çıkarsa birçok doktor hemen sezer-yan yapmaktadır. Aynı zamanda, ameliyat tekniğinde, anestezide ve antibiyotiklerdeki gelişmeler de ameliyatın anne için daha güvenli bir hale gelmesini sağlamıştır.

Giderek daha çok kadın çocuk doğurmayı hayatının daha geç dönemlerine ertelemektedir. Bu kadınlar ve bebekleri gençlere göre daha büyük bir tıbbi komplikasyon tehlikesi altındadır. Bu nedenle, bu grupta sezeryan daha yaygındır.

Prosedür

Eğer size sezeryan yapılması gerekiyorsa uyutmak için bir anestezik ilaç verilecektir. Genel anestezi ile uyutulmanızın gerektiği acil bir ameliyat olmadıkça ağrı hissetmeden uyanık kalmanızı sağlayan epidural ya da spinal anestezi denen bir yöntem uygulanacaktır. Bazı hastaneler acil bir sezeryan olmadıkça eşinizin de ameliyethaneye girmesine izin vermektedir.

Sezeryan ameliyatı bir saatten kısa sürmektedir. Karın iki şekilde açılabilir. Biri karnın alt bölgesinin enlemesine, diğeri uzunlamasına kesilmesiyle yapılır.

Rahime ulaşıldığında da yaygın olarak kullanılan iki kesiden biri yapılabilir. En yaygın olarak kullanılan yöntem rahmin alt kısmının enlemesine kesilmesidir. Bu daha iyidir ve uterus yırtığı oluşma olasılığı azalır. Diğer durumda ise doktorunuz rahmi uzunlamasına bir kesiyle açacaktır. Bu, rahimde daha büyük bir giriş sağlayacaktır ve bebeğin büyük olduğu durumlarda veya çok büyük bir kafası olduğu biliniyorsa yapılacaktır.

Rahim açıldıktan sonra, doktor bebeği dışarı çıkarmak için forseps kullanabilir. Plasenta da çıkarılır ve daha sonra karın kapatılır.

Komplikasyonlar

Sezeryan eskiden olduğundan daha güvenli olsa da ve kadınların çoğu iyileşse de bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Sezeryan büyük bir ameliyattır ve diğerlerinde olduğu gibi yara yerinde enfeksiyon oluşma riskinin yanı sıra mesane ve böbrek enfeksiyonu oluşma tehlikesi de vardır. Kanama nadirdir ancak şiddetli olabilir.

Sezeryan yapılan kadınlarda ölüm oranı vajinal yolla doğum yapanlardan 2 ila 4 kat daha yüksektir. Bununla birlikte, ölen kadınların çoğu daha önceden hastalığı olan kadınlardır.

İyileşme

Sezeryan duygusal sorunlar yaratabilir çünkü yeni bebeğinize bağlanmanızı engelleyebilir. Başlangıçta kendinizi sersemlemiş ve ağrılı hissedeceğinizden bebeğinizle daha az zaman geçirmek isteyebilirsiniz. Ameliyatın yapıldığı gün hareket etmeniz çok zor olacaktır. İştahınız varsa yemek düzeninizi bozmayın. Kendinizi iyi hissettiğinizde bebeğinizi kucağınıza alabilir ve emzirmeye başlayabilirsiniz.

Sezeryandan sonra ortalama 5-6 gün hastanede yatabilirsiniz.

Gelecekteki gebelikler

Sezeryan yapılan kadınlar doğal olarak bir sonraki gebelikleri konusunda endişelenirler. Bir kez sezer-yan yapıldığında daha sonraki doğumlarınızda da sezeryan yapılması gerekir. Bunun nedeni, her l00 doğumun 2 sinde görülen normal doğum sırasında rahmin eski yara yerinden yırtılma riskidir.

Bununla birlikte, günümüzde sezeryan olan kadınların %60ı daha sonra normal yolla doğum yapabilmektedir. Bu durum ilk ameliyatın yapılma nedenine ve bu koşulların halen var olup olmadığına bağlıdır. Örneğin, sezeryan bebeğiniz tehlike içine girdiği için yapılmışsa bir sonraki bebek normal yolla doğuma dayanabilir. Ancak doğum kanalınız çok darsa gelecekteki doğumlarınız da sezeryanla olacaktır.

Normal yolla doğumu deneyip deneyemeyeceğinizi belirleyen diğer faktörler rahime yapılan kesinin cinsi ve ilk sezeryanda yara yerinde enfeksiyon gelişip gelişmediğidir. Rahiminizdeki eski kesi yeri enlemesineyse normal doğum için bir aday olabilirsiniz.

Şiddetli göğüs ağrısına şok belirtileri eklenen bir kişinin kalp krizi geçiriyor olabileceği düşünülmeli, sakinleştirilmeli, oturtulmalı ve nakledilmelidir.
Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Yüksekten düşen, üzerine bir cisim düşen, trafik kazası geçiren kazazedelerde kırık, çıkık ve burkulmalara sıklıkla rastlanır. Kırıklar, büyük kemik kırıklarında görülebilen iç kanamalar dışında, hayatı doğrudan tehdit etmeyen olaylardır. Bununla birlikte, hatalı yaklaşımlar sonucu bir boyun ya da omurga kırığı olan kazazede felç kalabilir, kol yada bacak kemiği kırık bir kazazedede kol ve bacak damarları ve sinirleri kesilip durum ağırlaşabilir, yerine takma çabası içine girilen omuz çıkığı ameliyatla dahi düzelemeyecek hale gelebilir.Kırık, çıkık, burkulma gibi kemik ve eklemi ilgilendiren olaylarda ilkyardımcının temel hedefi, sorunlu vücut uzantısı ya da bölümünü hareketsiz hale getirerek, kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek, ağrısız ve güvenli bir şekilde naklini sağlamaktır.

Kemik bütünlüğünün çarpma ya da düşme sonucu ortadan kalkmasına kırık denir. Kırık kemik parçaları cildi delerek dışarıya çıkmış ise buna açık kırık, cilt sağlam ise kapalı kırık olarak tanımlanır.

Aşağıdaki maddelerin birkaçının varlığında kırıktan şüphelenmek gerekir.

- Düşme, üzerine düşme, çarpma tarif edilmesi

- Sorunlu bölgede hareketle ya da temasla çok şiddetlenen ağrı

- İlgili vücut bölümünde şekil bozukluğu, simetrinin kaybolması

- Kırılma sırası ya da sonrasında kırık sürtünme sesinin duyulmuş olması

- Kırık bölgesinde şişlik, morarma ,

- Kol ya da bacakta kısalma

- Eklem olmayan bir yerde, eklem varmış gibi açılaşma olması

- Deriyi parçalamış kırık kemik ucunun dışarıdan görülmesi

- Hareket kısıtlılığı ya da hiç hareket ettirememe

- İlgili bölgede hissetmede azalma, uyuşma, karıncalanma

- Dolaşımda aksama sonucu soğuma

Kırığı olan, ya da kırık şüpheli kazazedeye ilkyardım uygularken, aşağıdaki ilkelere uymak gerekir:

- Kırık olmadığına kanaat getirilmiş bir kazazede kesinlikle yerinden oynatılmamalıdır. Kırık bölgenin hareket ettirilmesi sonucu kırık parçanın keskin kenarı etrafındaki bir damar ya da siniri kesebilir, kas dokusunu zedeleyebilir.

- Kazazedenin oturması ya da sağa sola kımıldamasına izin verilmez, kırık şüpheli bölge hareketsizleştirilmeden taşıma yapılmaz.

- Kaza ortamında hayatı tehdit eden bir zararlı etkenin bulunmadığı her durumda kırığa müdahale bulunduğu ortamda yapılır.

- Kırık açık kırık şeklinde ve kopuk kemik parçaları görünüyorsa parçalara dokunulmaz.

- Kırıklı uzvun bileğinden nabız ve bölgede kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.

- Açık kırıklarda görünen kemik parçasını içeri sokmaya, kemik uçlarım birleştirmeye, kol ya da bacakta bozulmuş şekli düzeltmeye çalışmamak gerekir.

- Kırıkla beraber kanama-şok belirtileri varsa öncelikle bunlara müdahale edilir.

- Boyun kırıklarında hatalı taşıma ve gereksiz hareketler omurilik zedelenmesi sonucu tüm vücutta felçle sonuçlanabilir. Boynun desteklenmesi ve hareketsizleştirme hayati önem taşır.

- Başa gelen darbeden sonra burun ve kulaktan su gelmesi; gözlük şeklinde morarma, bayılma, uyku hali, nabız ve solunum zayıflaması, gözbebeklerinde büyüklük farkı, püskürür tarz kusma, kafa kemiklerinde çökme şeklinde şekil bozukluğu varsa; kafatasında kırıkla beraber beyinde de sıkıntı var denektir. Acilen kazazedenin nakli gerekir.

- Sorunlu bölgenin hareketsizleştirilmesi, yani tespit edilmesi ağrıyı azaltacak, kırık uçlarının çevre dokuları zedelemesini önleyerek, kırık uçların birbirinden ayrılması ya da deriden dışarı çıkmasına engel olacaktır. Böylece iyileşme de daha kolay olacaktır.

- Tespit işlemi, kırık kemikleri ilgilendiren iki eklemin sert-uzun bir cismin yardımıyla hareketsiz hale getirilmesidir. Bu amaçla kullanılacak standart malzemenin bulunmadığı yerlerde ilkyardımcı pratik çözümler aramalıdır. Bir dal parçası, katlanmış gazeteler, karton kutular, baston ya da şemsiye atelle tespitte, kazak-ceket gömlek vb. eşyalar askı ile tespitte, kemer, kravat, gömlek kolu gibi eşyalar sargı olarak kullanılabilir. Hiçbir malzeme bulunamaz ise kazazedenin sağlam bacağı kırık bacağa atel olabilir

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Son yıllarda ülkemizde de moda olan sezaryenin, sanıldığının aksine normal doğumdan çok daha riskli olduğuna yönelik ardı ardına araştırmalar yayınlanıyor. ABD’de yapılan bir araştırmada da, sezaryenle doğan çocukların ilk 28 gün içinde ölme riski, normal doğumla dünyaya gelen bebeklere oranla 3 kat yüksek çıktı. Atlanta’daki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi tarafından yürütülen araştırmada, ABD’de 1998 ila 2001 yılları arasında gerçekleşmiş 5.7 milyon sağlıklı doğum ve 12 bin bebek ölümü vakası incelendi. Aynı zamanda, doğumdan sonraki ilk 28 gün içinde meydana gelen bebek ölümlerine de bakıldı. Elde edilen sonuçlar, sezaryen operasyonlarının ardından gerçekleşen bebek ölümü oranının binde 1.7 olduğunu gösterirken, normal (vajinal) doğumlarda ise bu oranın binde 0.62 olduğu görüldü.

Sezaryendeki bebek ölümlerinin genel sebebinin, bu doğumların acil ünitesinde ve sorunlu olarak gerçekleşmesi olduğu düşünülüyordu. Ancak ABD’deki araştırmayı yürüten uzmanlar, bebeklerde ölüm riskini bu kadar artıran nedeni şöyle açıklıyor: Normal doğum sırasında annenin ıkınmasıyla bebeğin üzerine binen basınç, akciğerlerindeki sıvıyı dışarı atmasını sağlıyor. Bu da ciğer fonksiyonlarını sağlamlaştırıyor. Fakat sezaryenle doğumda bu sıvı ciğerlerde kalıyor. Bu yüzden de bebekte 28 gün boyunca, çoğu ölümle sonuçlanan solunum zorlukları yaşanıyor.

Fransa’da yapılan bir araştırmada da sezaryenle doğum sırasında annenin kan pıhtılaşması, enfeksiyon ve anestezinin etkileri gibi nedenlerle hayatını kaybetme riskinin, normal doğum yapan annelere oranla 3.6 kat yüksek olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırma, Paris’teki Tenon Hastanesi uzmanlarınca yürütülmüştü. Uzmanlar bu son iki araştırmaya da dikkat çekerek anne adaylarını, hiçbir tıbbi zorunluluk yokken, normal doğum yerine sezaryeni tercih etmemeleri yönünde uyarıyor.

Kazazedeler arasında isen önce kendini değerlendir.- Sakin ol.

- Kendi vücudunu kontrol et.

- Gerekiyorsa kendine ilkyardı uygula.Ortamı değerlendir.

- Devam eden riskleri ortadan kaldır.Kendini tanıt, etraftakileri sakinleştir.

- Sağlam kişileri yardım ve güvenlik için organize et.Kazazedeleri değerlendir.

- Tüm kazazedeleri hızla kontrol et

- Öncelikli olanları belirleÖncelikli kazazede ile işbirliği sağla.

- Kazazede ile tanış, güven ver, sakinleştir. ve rahatlat

- Yatmasını ya da oturmasını sağla, gereksiz hareket ettirme.Gereken ilkyardım müdahalelerini yap.

- ABC yi sağla

- Kanamayı durdur, kırık veya çıkıklı bölgeyi hareketsizleştir, sargıları yap, pozisyon ver.Koru ve Naklet

- Kazazedenin ısı kaybetmesini önle, kımıldatma, yedirme, içirme, yanında git, sağlıkçılara bilgi ver

- Eğitilenlerin çalışma yaşamlarına dönüşlerinden sonra eğiticileri ile bağı kopmamalı, bilgi ve becerileri belli aralarla tazelenmelidir.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

İyi bir ilkyardımcı:- Oturduğu ve çalıştığı yerleşim biriminin coğrafi özelliklerini, ulaşım olanaklarını, sağlık kuruluşlarının yerlerini, özelliklerini, uzaklıklarını bilir.

- Yaşadığı ülkenin sağlık ve idari mevzuatına yabancı değildir, toplumsal ve bireysel sağlık sorunlarına duyarlıdır. Temel sağlık ve insan vücudu bilgisine sahiptir.

- Birey olarak kendisini sağlıklı, zinde tutmaya çalışır. Düzenli spor yapar, düzenli sağlık kontrolünden geçer, madde bağımlılığı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durur. Dengeli beslenmeye gayret eder. Kendi vücudunun kapasitesini bilir, uygulayacağı ilkyardım tekniğini gereğinde buna göre seçer.

- İşyerinin fiziksel özelliklerini, özellikle acil çıkışı, yangın hortumu vb. yerleri önceden bilir. Kurumundaki idareciye, şoföre, varsa sağlıkçıya, en çabuk nasıl ulaşacağını bilir. İşyerinde ve çevrede gerekebilecek telefon numaralarını yanında taşır.

- Sakin, pratik, dengeli, olgun, yardımsever, girişken bir kişi olarak tanınır.

- Bir kaza anında, aldığı eğitim nedeniyle kendisi ve ortamdakilere yardımcı olabilecek bir kişi olduğunun bilinci ve güveni ile paniğe kapılmaz, düşünerek davranır.

- Davranışları hızlı ancak bilinçli, sıralı ve ölçülüdür.

- Bir kahraman değil ilkyardımcı olduğunu bilir, kendisini asla tehlikeye atmaz.

- Bilgisinin olmadığını düşündüğü durumlarda bir şey yapmaz, yardım çağırır.

- Bir sağlıkçının yardıma gelmesiyle, ona bilgi verip onun yardımcısı durumuna geçer. Bilgi ve yetki sınırlarını bilir.

- Üzerinde girişimde bulunacağı kişi ya da yakınının onayını aldıktan sonra müdahalesini yapar. Gereğinde çevredekileri de örgütleyerek çalışır.

- Güvenli ve kararlı bir konuşma tarzı vardır. Kullanacağı ses tonu ve kelimeleri iyi seçer. Sürtüşmeye meydan vermez.

- İlkyardım bilgisi içinde yapılması gereken ve yapılmaması gerekenler olduğunu bilir. Yararlı olmak kadar zarar vermemeye de çalışır. Duyguları ve ortam etkisiyle değil, bilgileri ile tarafsız bir değerlendirme yaparak karşısındakinin ilkyardım girişimlerine gerçekten gereksinimi olup olmadığını belirler.

- Uygun ilkyardım uygulamasını doğru yere, yeterli sayı ve şiddette, yeterli süre uygular. Her uygulamadan sonra yaptığının doğru ve yeterli olduğunu kontrol eder. Eksik ya da yanlıştan dönmeyi bilir.

- Edindiği bilgi ve becerilerin bir süre sonra unutulacağını, bazılarında değişiklikler olabileceğini bilir. Unutmamak için becerilerini kendisi ve yakınları üzerinde zaman zaman dener. İşyeri hekimi, sağlıkçı, ilkyardım eğiticisi ile gerektikçe ilişki kurar. Belli aralıklarla eğitimini tazelemek için isteklidir. Çevresindeki olayları yakınındaki ilkyardımcı ve sağlıkçılarla tartışır.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Kanın, normal olarak içinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.Nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar. Kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. Kanama kontrolü bir ilkyardımcının en çok gereksinim duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.

Kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz;

1. Kılcal damar kanamaları: Kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. Çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. Bir kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. Hemen her zaman, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer. Hayati tehlike yaratmaz.

2. Toplardamar kanamaları: Toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. Cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir. Toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. Çoğu kez doğrudan baskı uygulayarak kontrol altına alınabilir. Genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.

3. Atardamar kanamaları: Atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır. Atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu şekilde fışkırarak çıktığı izlenir. Genellikle durdurulması daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.

Kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak mümkündür.

Kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. İç organlara ait damarlar, ya da vücut içinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. Bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. Kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.

Kanamada ilkyardımcının amacı, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı önlem almaktır.

Kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması daha zor, riskler taşıyan yönteme doğru bir sıra izlenir. Değişik yöntemlerle damarı sıkıştıran, içinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir.

Kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;

1. Kanayan yer üzerine doğrudan baskı yapmak,

2. Kanayan damarın kalpten geliş yolu üzerindeki özel noktalara baskı yapmak,

3. İlk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır.

Ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üzerine birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır. Üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.

Daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üzerinden avuç ya da parmaklarla yapılacak baskı ile kanama durdurulduktan sonra, yeniden açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça haline getirilecek yara bezleri ile, üzerine sıkı bandaj yapılması uygun olur. Kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. Kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir.

Doğrudan baskı ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine uygun bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile baskı yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır. Ancak uygun baskı noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.

Organ kopması birden fazla atardamar kanamasına yanı anda baskı uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol boyunca baskı yapacak gücü olmaması durumunda, son çare olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. Uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. Kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.

Her yüz kanamalı olaydan doksanının yara yerine baskı yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel noktalara baskı ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

İsviçreli bilim adamları, bebeğin ana rahmindeki gelişmesini görmek için sıkça başvurulan ‘ultrason cihazı’nın beyni etkilediğini açıkladı…Ana rahmindeki bebeğin gelişme ve sağlık durumu ile cinsiyetinin teşhis edilmesinde hekimlerin baş yardımcısı olan ultrason cihazının, bebeğin beynini etkilediği ortaya çıktı.

Şimdilik keşfedilen en önemli bulgu, ultrason dalgalarına maruz kalan çocuklarda solaklığın yaygın olduğu. Ancak bu bile, bilim çevrelerinde ultrasonun bilinmeyen başka etkilerinin de olabileceği kuşkusunu yaratmaya yetti.

Solak yapıyor

İngiltere’de yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesine göre, İsveçli bilim adamları hamilelik boyunca ultrasonla izlendikten sonra 1970’lerde doğan 7 bin kişi ile aynı yıllarda doğan ve ultrason dalgaları tatbik edilmemiş 170 bin kişiyi karşılaştırdılar. Bilim adamları annesi ultrasona girmiş kişilerde solak sayısının dikkat çekici biçimde yüksek olduğunu saptadılar.

Son aylar zararlı

Özellikle 1975’ten sonra doğan, anne karnında ultrasona maruz kalmış çocuklarda solaklık oranının yüzde 32’lere kadar yükseldiğini belirten uzmanlar, bunun nedeni, tıbbın ultrasonu hamileliğin son aylarında da kullanmaya başlamasına bağladılar.

Ultrasonu reddedin!

Araştırmalarının sonuçlarını Epidemiology adlı bilimsel dergide de yayımlayan bilim adamları, hamileliğin son aylarında hamile kadının ultrasona girmesinin birçok ülkede rutin hale geldiğine belirterek, kadınların ultrasona girmeyi reddetmemesini de istedi.

En uygun zamanda olan döllenme, ovulasyon (yumurtlama) günü ya da spermin ovulasyondan bir gün önce rahme verilmesi durumunda gebeliğin meydana gelmesi olarak kabul ediliyor.Kadının yumurtasının olgunlaşmasından çok önce ya da çok sonra cinsel ilişkiye girmenin sakat doğum riskini artırabileceği tezinin çürütüldüğü bildirildi.

Daha önce yapılan araştırmalarda, kadının yumurtası çok yaşlı bir sperm (döllenmeden uzun zaman önce kadının rahmine giren sperm) tarafından döllenirse, Down sendromu ya da diğer fiziksel kusurları olan bebeklerin doğma olasılığının yüksek olabileceği belirtilmişti.

Aynı riskin yumurtanın cinsel ilişkiden günler önce salınması durumunda da ortaya çıkacağına inanılıyordu. Houstondaki Baylor Tıp Okulundan Prof. Dr. Joe Leigh Simpson ve ekibinin Şili, Kolombiya, İtalya ve ABDden bin hamile kadın üzerinde yaptığı araştırma, bu inanışın doğru olmadığını ortaya çıkardı. Araştırma sonucunda, en uygun zamanda gebe kalan kadınların çocuklarındaki sakatlıkların oranıyla, en uygun zamanda gebe kalmayan kadınların doğurdukları çocuklardaki sakatlık oranı arasında önemli fark bulunmadığı saptandı.

Araştırmada, her iki gruptaki kadınların dünyaya getirdikleri çocukların Down sendromlu doğma oranlarında da önemli fark bulunmadı. En uygun zamanda olan döllenme, ovulasyon (yumurtlama) günü ya da spermin ovulasyondan bir gün önce rahme verilmesi durumunda gebeliğin meydana gelmesi olarak kabul ediliyor.

Prof. Simpson, araştırma sonucu ortaya çıkan bulguların doğal aile planlaması yöntemini kullanan çiftleri rahatlatması gerektiğini belirtti. Bununla birlikte Fertility UK in tıp danışmanı Dr. Celicia Pyper, araştırmaya katılan kadınların ovulasyon zamanlarının ne derece doğru olarak saptandığı konusundaki kuşkularını dile getirerek, bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Gebelik yaşına göre aşırı küçük doğan bir bebekte genellikle yüzde 10 un altında büyüme geriliği olduğu kabul edilir.Rahim içi büyüme geriliği, cenin plasenta aracılığıyla anneden yeterli besin alamadığı zaman ortaya çıkar. Büyüme geriliğiyle doğan bir bebek, normal boyutlarda bir yeni doğanın sahip olduğu miktarda vücut yağına sahip değildir. Bu nedenle, bebek normal vücut ısısını ve kan şekeri düzeyini korumakta güçlük çeker. Ayrıca, büyüme geriliği olan birçok bebek, en azından erken çocukluk boyunca yavaş büyür. Ayrıca zeka geriliği de görülebilir.

Birçok durum ve yaşam tarzı özelliği rahim içi büyüme geriliğine yol açabilir. Sigara içen, uyuşturucu kullanan ya da çok miktarda alkol alan bir kadının küçük bir bebeği olması daha büyük olasılıktır. Kötü beslenen ya da yeterli kilo almayan bir anne de, küçük bir bebek doğurma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bazı kronik hastalıklar da risk altında olmanıza yol açabilir.

Hamilelikle ilgili durumlar büyüme geriliğine neden olabilir. Bu durumlar arasında plasenta ve kordon anormallikleri, cenin enfeksiyonları ya da kusurlu gelişim ve birden fazla ceninin olması bulunur.

Doktorunuz rahim içi büyüme geriliğinden kuşkulanıyorsa, muhtemelen bir ultrason çektirmenizi isteyecektir.

Sigara içtiğiniz, alkol aldığınız, uyuşturucu kullandığınız ya da iyi yemediğiniz için cenin uygun bir hızla büyümediği zaman, bazen daha sağlıklı bir yaşam tarzına geçiş yararlı olabilir.

Ancak sık sık doğumun suni olarak başlatılması ya da bir sezaryen ameliyatının yapılması gerekli olur. Bebeğin zamanının dolmasına daha çok varsa, böyle erken bir doğumun riski, bebeği rahimde bırakıp kötü beslenmeye devam etmesine izin vermenin riskinden daha azdır.

Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar.Gözde yanma, batma, sulanma, kaşıntı ve ovmaya bağlı kızarıklık görülür. Hatalı müdahaleler göze zarar verir ve yabancı cismin çıkarılması da güçleşir. İlkyardımcı, kişinin gözlerini ovmasını önlemeli bol suyla yıkandıktan sonra gözlerini kapattırıp cismin gözyaşı ile çıkmasını beklemelidir. Bu olmuyor ve cisim gözle görülebiliyorsa temiz bir bez parçasının kenarı ile alınabilir. Çıkartma işleminden pamuk kullanılmaz. Yabancı cisim yine çıkmıyorsa kişi nakledilir.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Bir tahrik olmaksınız saldırarak ısıran kedi ya da köpeğin kuduz olmasından şüphe edilmelidir. Kuduz mikrobu ısırılmış bölgeden vücuda girer. Isıran hayvanın gözlem altına alınması gerekir.Isırılma halinde, ısırık yeri hemen bol su ve sabun ile iyice yıkanır. Kazazede yürütülmeden nakledilmelidir.

Arı Sokması

İğnenin girdiği yerde kızarıklık, ağrı, kaşıntı, şişme olabilir. İğne hala ciltte ise düzgünce çıkarılır. İğne yerine buz koyarak soğutma yapılır. Alerjisi olanlar, astımlılar, ağızdan sokulanlar, çok sayıda arı tarafından sokulanların hemen nakli gerekir.

Yılan Sokması

Yılan zehirlenmelerinde ısırık yerinde ağrı, şişlik, morluk, hassasiyet vardır. Sokulan yer hareket ettirilmeden yıkanır. Isırılan yerin birkaç cm yukarısına boğucu sargı uygulanır. Isırık yeri 0.5 cm kesilerek ve elle sıvazlanarak zehrin kısmen çıkması sağlanır. Yaranın emilmesi etkili değildir ve zararlı olabileceği için uygulanmamalıdır. Isırık yerine buz uygulanabilir. Kişinin yatarak nakli sağlanır.

Akrep Sokması

Akrep sokmasında yara yerinde ağrı ve uyuşukluk olur. Solunum bozulabilir. Sokulan bölge yıkanır, buzla soğutulur, sokulan kol veya bacakla vücut arasına boğucu sargı uygulanılarak akrep antiserumu bulunabilecek bir merkeze yatarak nakledilir.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Doğuştan ya da sonradan ortaya çıkabilen, bir grup beyin hücresinin düzensiz emirler üreterek beyinin çalışmasını geçici olarak bozması ile oluşan bir durumdur.Bilinç kaybı, idrar kaçırma, çenenin kilitlenmesi, adalelerde kasılmalar görülür. Nöbet sırasında solunumda bozularak ağızdan köpüklü tükürük akar.

Kendiliğinden düzelene kadar kişinin dilini ısırması ve başını bir yere çarpması engellenir. Bu amaçla dişler arasına rulo yapılmış bir kumaş parçası ya da mendil konur. Baş iki el ile kontrol altına alınır, altına yumuşak destekler konur. Nöbetin sonlandığı görülünce hasta nakledilir.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Açma ve kürtaj yapma küçük bir operasyondur. Doktor önce rahim ağzını açar sonra rahimin iç duvarlarını kazımak için içeriye kaşık biçiminde bir alet sokar.Rahim ağzı normalde çok dar ve sıkıdır. Doktor kürtaj sırasında bunu açabilmek için ya gittikçe kalınlaşan çubuklar sokar veya başka aletlerle açar.

Geleneksel kürtajda rahimin iç zarı kaşık biçiminde bir aletle kazınır. Ancak, günümüzde doktorlar endometrial dokuyu çıkarabilmek için vakum aspirasyonu (düşük basınçlı emme) kullanıyorlar.

Kürtaj, çoğunlukla bir sorun teşhis etmek için kullanılır. Çok sık veya şiddetli adet kanamalarınız varsa, doktor rahimden kazınan dokuları mikroskopla inceleyerek sebebin ne olduğuna karar verebilir.

Bazen kürtajın kendisi geçici olarak veya tümüyle sorunu çözebilir. Buna ilaveten kürtaj rahim fibroidleri, endometrial polipler, rahim kanseri ve rahim ağzı kanseri-nin de teşhisi için de yararlıdır.

Kürtaj bazı sorunların teşhisinden çok tedavisinde kullanılır. Rahim ağzından dışarı çıkan endometrial polipler kürtaj sırasından alınabilir ve oldukça sık olarak fibroidleri de kazıyıp çıkarmak mümkün olabilir, aslında bu genellikle büyük bir ameliyatı gerektirir. Kürtaj bazen endometrial hiperplazi denilen bir duruma çare olarak da uygulanır. Bu durum rahim iç duvarının çok fazla kalınlaşmasıdır.

Eğer düşük yapmışsanız veya hatalı bir kürtaj geçirmişseniz, rahim içinde kalan parçaların, enfeksiyona engel olmak için, kazınması veya vakumla çekilmesi gerekir. Eskiden kürtajlar hep aynı sistemle yapılırken gitgide yerini vakum aspirasyonuna bırakmaktadır.

Kürtaj, bir doktor muayenehanesinde lokal anesteziyle yapılabilir. Buna rağmen doktorlar bunu bazen hastanede bayıltarak yapmayı tercih ederler. Böylece alt karın kasları tümüyle gevşer ve daha ayrıntılı bir inceleme mümkün olur.

Eğer hastanede kürtaj olduysanız aynı gün veya ertesi gün evinize gidebilirsiniz. Kürtajı takip eden birkaç gün vajinal kanamanız olur, bazı kramplar ve sırt ağrıları hissedebilirsiniz ama genellikle hemen normal hayatınıza dönebilirsiniz. Ama rahim ağzı ve endometrium tamamen iyileşip normal halini alana kadar, birkaç hafta cinsel ilişkide bulunmamanız ve tampon kullanmamanız gerekir.

Kürtaj basit bir süreç olmasına rağmen, hiçbir ameliyat tümüyle tehlikesiz değildir.

Çok ender de olsa, kanama veya enfeksiyon olabilir, operasyon sırasında rahim veya çevresindeki organlar delinebilir veya anestezi sırasında bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

İç kanamada ilkyardımcı kanamanın varlığını dışarıdan göremez. Büyük kemik kırıkları, kafaya gelen darbeler, tüm vücudu etkileyen kazalarda, dıştan izlenebilen kanama olsun ya da olmasın, iç kanamadan şüphe edilmelidir.- Huzursuz kazazede, görme

- işitme sorunlari, uyuklama hali

- Soguk, soluk, nemli cilt

- Karinda sertlik ve bastirmakla agri

- Vücutta yaygin siyrik, morluk, şişlikler

- Halsizlik

- Susuzluk hissi

- Sayisi artmiş ancak zayif solunum ve nabiz varsa iç kanama düşünülmelidir.

Iç Kanama Düşünülen Kazazede Için Yapilacaklar:

1. Şok ile mücadele et (ayaklari yüksek olarak yatir, isit)

2. Hizli naklet

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Doğum sırasında, bebeğinizin kanının bir kısmı sizin kan dolaşımınıza karışabilir. Sizin kanınız ile bebeğinizin kanı arasında uyuşmazlık yoksa, sorun yoktur. Ancak, uyuşmazlık varsa, daha sonraki hamileliklerde tehlike oluşturabilecek antikorİar geliştirebilirsiniz.Kan grupları, bir kişinin kan hücrelerinin yüzeyinde bazı protein moleküllerinin bulunup bulunmamasıyla belirlenir. Rh faktörü bu kan gruplarından biridir. Beyazların yüzde seksen beşinde Rh pozitiftir; bunun anlamı kan hücrelerinde Rh bileşeninin bulunmasıdır. Siyahlar arasında, yüzde biraz daha yüksektir ve hemen hemen tüm Amerika Yerlilerinin ve Doğuluların Rh si pozitiftir.

Beyazların yüzde 15inde ve siyahların yüzde 7sinde Rh negatiftir. Rh niz negatifse, bebeğinizin babası Rh pozitif olmadıkça sorun yoktur. Bebek babanın Rh-pozitif kanını alırsa, bebeğin kanı sizin kanınızla uyuşmaz.

Çoğu durumda, ilk çocuk Rh pozitif bile olsa risk altında değildir, çünkü sizin Rh-negatif kanınız daha önce Rh-pozitif kanla karşılaşmamıştır. Dolayısıyla duyarlılık oluşmamıştır, yani vücudunuz henüz cenine saldıracak antikorlar geliştirmeye başlamamıştır. Ancak tekrar hamile kalırsanız ve cenin Rh pozitifse, bu antikorlar plasentadan geçebilir ve gelişmekte olan bebeğinize zarar verebilirler. Risk Rh-uyumsuzluğu olan her hamilelikle birlikte artar.

Gelişmiş tarama teknikleri, Rh negatif bir kadının antikorlar geliştirmesini önleyen bir serumun kullanımı ve etkilenen çocuklara yönelik daha etkili tedaviler nedeniyle, Rh uyuşmazlığı eskiden olduğu gibi bir sorun değildir artık.

Hamileyseniz, doktorunuz Rh negatif mi Rh-pozitif mi olduğunuzu belirlemek için bir kan testi yapar. Negatifseniz, bebeğinizin babası da test edilir (onun Rh ını bilmiyorsanız).

Babanın kanı Rh-pozitifse, antikorların gelişimini kontrol etmek için, hamilelik boyunca düzenli kant testleri istenir. Bunun ilk hamilelikte ortaya çıkması pek olası değilse de, hiç görülmemiş de değildir. Bir kürtaj yaptırdıysanız ya da düşük yaptıysanız, ceninin kan hücrelerinin bir kısmının vücudunuza girmiş ve antikorların gelişimini başlatmış olması mümkündür. Ayrıca, her zaman hamilelik sırasında cenin kanının sızma olasılığı vardır.

Doktorlar artık tüm hamile Rh negatif hastalarına, erken bir cenin kanı sızıntısına karşı duyarlılığı önlemek için gebeliğin 28. haftasında bir Rho bağışıklık globulini uygulamaktadırlar. Bu serum, vücudunuz kuvvetlerini harekete geçirmeden önce, dolaşımınıza giren cenin alyuvarlarını yok eder.

Doğurduğunuz bebek Rh negatifse, sonunda bu önlemin gereksiz olduğunu anlayabilirsiniz. Ama serumun kendisi riskli olmadığı için ve o olmadığında bebeğinizin görebileceği zarar olasılığı nedeniyle, seçim açık görünmektedir.

Rh-pozitif bir bebek doğurduğunuzda, doğumdan sonra 72 saat içinde size başka bir Rho bağışıklık globulini dozu verilir. Bu, sonraki bir hamileliğe hassaslaşmadan girmenize olanak sağlar.

Hassaslaştıysanız ve bebeğiniz etkilendiyse, erken doğum gerekli olabilir. Bazı bebekler, bu kan uyuşmazlığının sonucu olarak ciddi kansızlık nedeniyle rahimde ölmektedirler. Bebeğe henüz rahimdeyken bir kan nakli uygulanabilir. Bu, bebeğin akciğerleri erken bir doğuma dayanabileceği kadar gelişmiş olduğu zaman yapılır.

Doğumdan sonra, Rh sorunu olan bir bebekte ağır bir anemi ve sarılık görülür. Kan değişimini hedef alan nakiller gerekli olabilir. Bu, bebeğin anemili Rh-pozitif kanının yavaş yavaş alınmasını ve yerine Rh-negatif kan konulmasını içerir. Bu bebeklerin görüntüsü yıllar geçtikçe belirgin bir şekilde düzelir.

Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak yerinden uzaklaşır.- Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk

- Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket

- Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.

Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları yapılır

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Göğüs ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin düzensiz kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder. Soluğunu bir süre tutturmak ya da su içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba yada poşet içindeki hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir.Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Aşırı soğuk ortamda uzun süre kalınması sonucu donma ortaya çıkar. Kazazede halsiz, uykuludur. Donuk vücut bölümleri beyaz, sert, soğuktur. Henüz donmamış kısımlar kızarık olabilir. Hareketleri ağır ve ağrılıdır. Ciltte su dolu keseler görülebilir. Donmuş kısımlarda duyu kaybı vardır.Karla ovuşturmak, masaj yapmak, kumaş parçaları sürterek ısıtmaya çalışmak, sıcak odaya ya da sıcak suya sokmak, bandaj yapmak, cilde ilaçlar sürmek, alkol ya da sigara vermek sakıncalıdır.

İlkyardımcı önce kazazedenin ıslak giysilerini çıkartıp kurumasını sağlamalıdır. Donmuş bölgeler temas, sürtünme, doğrudan ısıdan korunmalı, yüksekte tutularak bir battaniye ile sarılmalıdır. Isıtma işlemi yavaş ve aşamalı olarak yapılmalıdır. Ilık su bu amaçla kullanılabilir. Kazazedeye ılık içecekler ve şekerli sıvı gıdalar verilebilir.

Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Memede ilk yapılan koyu kıvamlı ve sarımsı renkte süte kolostrum denir. Doğumdan sonra ilk üç gün salgılanır. Bazen gebelik sırasında da göğüslerden salgılanır. Bazı yörelerde bu süt bebeklere verilmemektedir. Bu kesinlikle yanlış bir uygulamadır. Kolosturum bebekler için çok yararlıdır.-Bebeği sık görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı korur. Çünkü koruyucu antikorlardan çok zengindir.

-Kolosturum, daha sonra salgılanan süte göre protein, mineral ve vitaminlerden zengin, yağ ve karbonhidrattan fakirdir.

-Bağırsak hareketlerini uyarıcı etkisi vardır. Bu da bebeğin mekonyumunu kolayca çıkarmasını sağlar.

Bu nedenle doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebek emzirilmesi için anneye verilmelidir. Başlangıçta az miktarda gelen ağız sütü bebek için yeterlidir. Bebek emdikçe miktarı giderek artar.

Eklem bağlarının kopması, ya da kısmen zedelenmesine burkulma denir. Ağrı, hassasiyet, şişlik ve morluk görülebilir. Zorlanan eklem buz torbası ve benzer uygulamalarla soğutulur. Varsa, elastik bandaj uygulanarak şişlik önlenmeye çalışılır. Zedeli eklem kullanılmadan ve hareket ettirilmeden, mümkünse yukarıda tutularak taşınır.Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Daha önce Güney Kore ve İskandinavya’da uygulanan bu tüp bebek yöntemi uzmanlarca, çok daha ucuz ve hızlı olarak nitelendiriliyor. En önemlisi de tüp bebek tedavisinin sakıncalı olduğu kadınlar için çığır açacak yeni yöntem olacağı belirtiliyor.

Doğurganlık tedavilerinde son yılların en kayda değer gelişmesi olarak Güney Kore ve İskandinav ülkelerinde de kullanılan, “tüpte olgunlaşma” olarak nitelenen (in vitro olgunlaştırma - IVM) adlı yöntemle dünyaya gelen bebeklerin sayısı İngiliz ikizlerle birlikte 400’e yaklaştı.

Teknik, geleneksel tüp bebek yöntemine göre daha ucuz ve daha hızlı bir yöntem olarak niteleniyor.

Bu yöntemde yumurtalar tüp bebek yöntemine göre bir aşama önce anneden alınıyor ve laboratuvar ortamında olgunlaştırılarak döllenmeye hazır hale geliyor.

Tüp bebek yönteminden daha ucuz ve daha güvenli

Bu yöntem pahalı ilaçların kullanılmasına gerek bırakmadığından ortalama 1.500 sterlin daha ucuza mal oluyor. Aynı zamanda da daha güvenli. Çünkü geleneksel tüp bebek yöntemindeyse önce bazı ilaçlar alınması ardından iki hafta boyunca hormon iğneleri kullanılması gerekiyor ve yumurtalar rahimde olgunlaştıktan sonra laboratuvarda döleniyor. Doğurganlık tedavisi görmek isteyen kadınlardan üçte birinde polikistik yumurtalık sorunu var. İlaç kullanılmadığından bu nedenle yan etkiler ortaya çıkması ihtimali önleniyor.

Bu yüzden yeni yöntem, özellikle rahimdeki “çoklu kistler” gibi bazı sağlık sorunları nedeniyle bu ilaçları alması sakıncalı olan kadınlar için de en uygun alternatif olarak gösteriliyor.

Ama başarı oranı daha düşük

Henüz yaygınlaşmayan yöntemin en olumsuz yanıysa tüp bebeğe oranla başarı oranının daha düşük olması. Uzmanlar bir sonraki hedeflerinin bunu değiştirmek olduğunu söylüyorlar.

Bilim adamlarına göre, sık sekste kadının bünyesi erkeğin yabancı proteinler taşıyan spermasını daha iyi tanır duruma giriyor ve uyum sağlayarak bağışıklık sistemini bebeğin yararına güçlendiriyor.Hamilelik öncesinde olduğu kadar hamilelikte de sağlıklı çocuk dünyaya getirmek için sık seks öneriliyor.

New Scientist bilim dergisindeki araştırmaya göre, sık cinsel ilişki, dölüt (cenin) gelişimini olumlu etkiliyor; düşük veya ölü doğum ihtimallerini azaltıyor. Uzmanlar, oral seksin dahi ileride rahimdeki yavruya yararlı olduğu görüşünde.

Güney Avustralya Adelaide Üniversitesi biyoloji uzmanları, ana rahmine düşmeden, yani döllenmeden önce 1 yıl boyunca sık düzenli cinsel ilişkinin, bebeği, taşıyabileceği birçok hastalıktan da koruyabileceğini belirtiyor. Eşiyle bedensel bütünlüğe daha derinden sarılan bünyede bağışıklık sistemi daha iyi gelişiyor ve bebek bundan yararlanıyor. Kadın bünyesinin cenini ret olasılığı da böylelikle azalıyor. Çünkü bilim adamlarına göre, sık sekste kadının bünyesi erkeğin yabancı proteinler taşıyan spermasını daha iyi tanır duruma giriyor ve uyum sağlayarak bağışıklık sistemini bebeğin yararına güçlendiriyor.

Araştırmayı yürüten hekim heyetinden Gustaaf Dekker, erkek sperm hücresinin bir protein çeşitlilik topu olduğunu hatırlatarak, kadının yumurtasına ilk temasta kadın hücrelerinin en üst düzeyde alarmda olduklarını söylüyor.

Dekker, sık cinsel ilişkiyle “çok farklı bünyelerin korunma (bağışıklık) dizgelerinin birbirlerine kolaylıkla uyum sağlayacağını ve ilerleyen haftalarda kadın hücresinin, “tabii, ben bu kişiyi tanıyorum” diyerek sağlıklı döllenme yolunun açılacağını hatırlatıyor.

Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir.Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.