Her yıl milyarlarca insana yapılan grip aşısını geliştiren bilim adamı, aşının güvenilir olmadığını açıkladı. Avustralya nın başkenti Canberra daki Avustralya Ulusal Üniversitesi nden emekli Prof. Dr. Graeme Laver, halkın sağlığını koruma yolunun, virüsü enfeksiyondan sonra yok etmeye çalışmak olduğunu söyledi. Biyokimya profesörü Laver, “En iyisi hiçbir şey yapmamaktır. İnsanlara aşı yaptırmayın demiyorum ancak ondan mucize bekleyemezsiniz” diye konuştu. Yaklaşık 40 yıl kadar önce ilacı geliştiren profesör, gribin başlamasının ardından kullanılan Tamiflu ve Relenza gibi ilaçların stokunun çok daha fazla bulunmasını önerdi. Avustralyalı bilim adamı, kendi aşısının gücünden de hiçbir zaman çok fazla etkilenmediğini söyledi
Aralık, 2007
GUATR
Latince boğaz anlamında olan guttur kelimesinden gelen guatr terimi, çeşitli birçok durumu belirtmek için kullanılır. Aslında guatr sadece tiroid bezinin büyümesini belirtir. Bu büyüme az. küçük, lokalize bir şişkinlik şeklinde, veya her iki lobun daha genel bir şişkinliği şeklinde olabilir.Büyüyen tiroid bezi hormonunu, normal, normalin altında veya aşırı ölçüde salgılayabilir. Nadir durumlarda büyüme nefes borusunun çevresini sararak nefes borusunun daralmasına yol açar. Bu büyüme yutkunmayı zorlaştırabilir. şaşırtıcı olan şey, genelde guatrların fazla rahatsızlık vermemesidir. Kişinin boğazında bir basınç veya şişkinlik hissi duyulduğu çoğu vakalarda rahatsızlık duygusal gerginlikten kaynaklanmaktadır.
Geçmişte guatrın en sık görülen nedeni, toprağın iyot yönünden yetersiz olduğu bölgelerde beslenmedeki iyot eksikliğiydi. İyotlu tuz piyasaya çıktıktan sonra, guatr çok daha nadir görülür oldu, hem de şimdi yiyeceklerimiz öyledir ki insan iyotlu tuz kullanmasa bile iyot eksikliği olma ihtimali pek yoktur. Dünyanın başka yerlerinde eksiklikleri pek de az rastlanan bir durum olmasa da Amerika Birleşik Devletleri nde iyot takviyesi almak gereksiz ve dolayısıyla arzu edilmeyen bir şeydir.
Basit Guatr
Basit guatrın özelliği, tiroid bezinin yumuşak ve yaygın şekilde büyümesidir. En yaygın olduğu dönemler hamilelik ve buluğ çağıdır şayet basit guatr estetik problemi yaratacak kadar büyükse, küçültmek için tiroid hormonu verilebilir
Graves Hastalığı
Graves hastalığı, genellikle tiroid bezinde hafif, fakat genel bir şişme meydana getirir. Bu, tiroid bezinin 1 aşırı derecede uyarılmasının sonucudur. Bazen bezin kendisi de büyüyebilir.
Adenomlu Guatr
Adenomlar, kendilerini bezin geri kalan kısmından bir duvar gibi ayıran az çok normal tiroid dokusu büyümeleridir. çok sık rastlanmayan bir durum olarak, bir veya daha fazla adenom aşırı miktarlarda tiroid hormonu üretir ve bunun sonucunda hipertiroidizm ortaya çıkar. Bazen de ender olarak bir adenom nefes borusunu kısmen tıkar ve bu durum yüzeysel olarak astımı andıran bir nefes alma zorluğu doğurabilir
Tiroid Kanseri
Çoğu tiroid kanserleri yavaş gelişir. Bunlar, boyundan radyasyon tedavisi görmüş olan kimselerde bir ölçüde daha sık görülme eğilimi gösterirler. Sık görülen tipleri papiler ve folüküler tiplerdir. Papiler tipi boyundaki lenf bezlerine yayılma (sıçrama) eğilimi gösterir. Folüküler tipi akciğerlere ve vücudun daha uzak yerlerine atlayabilir.
Tiroid kanseri gelişirken, başlangıçta tiroid bezinde küçük bir şişkinliktir ve bir adenomdan kolayca ayırt edilemeyebilir.
Kanserli olduğundan şüphelenilen şişkinlikten iğneyle doku alınıp mikroskop altında incelenir. Bu test her zaman şişkinliği kanserli olup olmadığı konusunda net bir cevap sağlamazsa da alınan sonuç şişkinliği cerrahi olarak çıkartılmasında yol göstermeye yeterli olur.
Ameliyatta şişkinliğin habis olduğu ortaya çıkarsa. (patalog, cerraha çıkartılan şişkinliğin habis olup olmadığını birkaç dakika içinde söyleyebilir), cerrah tiroid bezinin büyük bölümünü çıkartacaktır. Belirli şartlar altında ameliyattan sonra cerrahi tedaviyi desteklemek için radyoaktif iyot verilebilir ilaç olarak tiroid hormonu vermenin de geri kalan kanser hücrelerinin büyümesini geciktirdiği düşünülmektedir.
Tiroid Bezinin Medüler Kanseri
Bu az görülen bir tiroid kanseri çeşididir. Bu kanserin hücreleri Kalsitonin denen bir hormon salgılar ve kanserin ilerlemesi kandaki Kalsitonin konsantrasyonunu ölçülmesi yoluyla izlenebilir. Medüler karsinom sıklıkla aynı ailenin üyeleri arasında ortaya çıkar ve buna tutulan kişide aynı zamanda feokroma sitoma da bulunabilir.
Lenfositik Tiroidit
Bu tip guatra bazen Hashimoto hastalığı denir; bu isim hastalığı tarif eden Japon pataloğun adıdır. Bu durumda anormal bir antikor, tiroidin normal fonksiyonunu kaybetmesine neden olur. Bu etki hipotiroidizme yol açar. Genelde bez orta derecede büyümüştür ve doku olarak oldukça esnek lastik gibidir.
Genellikle tiroid hormonu tedavisi bezin küçülmesini sağlar; öyle ki ameliyata gerek kalmaz. Bu, bütün tiroid bozuklukları içinde en çok görülebilir. Antikoru tespit etmek için yapılan kan testi teşhise yardımcı olur ve yapılacak tiroid iğne biyopsisi genellikle bunu teyid edecektir.
Subakut Tiroidit
Bu, yutkunma ile artan bir tiroid ağrısına yol açan, az görülen bir durumdur. Tiroid bezi hafifçe büyümüş olup çok hassastır. Sedimantasyon hızı testi denen özel bir test yapılabilir. Subakut tiroidit durumunda sedimantasyon hızı çok yüksek, tiroid hormonu değerleri düşük veya yüksek olabilir.
Tiroid genellikle birkaç ay içinde normale döner. Çoğu zaman aspirin, belirtiler düzeltebilir, yalnız doktorunuz, eğer belirtileri daha belirgin hale gelirse kortikostiroid ilaçlar verebilir.
GRİBE KARŞI HAZIRLIK
Grip, virüslere bağlı bir enfeksiyon olduğu için gelişigüzel antibiyotik kullanmanın olumsuz yan etkileri ortaya çıkabilir.
Antibiyotik yerine aspirin türü hafif ağrı kesici ilaçlar ve su, limonata, meyve suyu, ıhlamur gibi bol sıvı tüketilmelidir. Grip ve öksürüğe karşı evdeki bitkilerden de etkili ilaçlar yapılabilir. Örneğin, elma kabuğunu ıhlamur ile kaynatıp içine limon damlatılır. İçerken şeker yerine bal ilave edilir. Bu karışım en iyi öksürük şurubu ve yumuşatıcıdır.
Bu, bol sulu bitki çayı, balgamı sulandırarak daha çabuk dışarı akmasını sağlar. Böylece akciğerler iyi havalanır ve öksürük daha çabuk geçer. Zira, biriken balgamlar solunum yollarını zedeleyerek öksürüğe sebep olur. Limon, en fazla antiseptik (mikrop kırıcı) özelliğe sahip meyvedir. Soğuk kış günlerinin koruyucu meyvesidir. C vitamini bakımından zengin oluşu ile nezlenin ve ateşin en etkili silahıdır. İçindeki çok miktarda maden tuzları ve vitaminler sayesinde elma da çok sağlıklı ve besleyici bir meyvedir. Özellikle potasyum, sodyum, magnezyum, demir, B ve C vitaminleri içerir. Vücuda zindelik verir.
GRIBE KARSI HAZIRLIKLI OLUN
Grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle aşı üreticisi firmalar tarafından grip aşısının gerekliliği üzerinde yoğun olarak durulmakla birlikte, risk gruplarına ve iş gücü kaybının büyük sorunlara yol açabileceği mesleklerde çalışanlara aşı yapılmasının faydalı olacağı söylenebilir.Bazı uzmanlara göre, “öldürücü” bile olabilen gripten korunmanın tek yolu, her yıl aşı olmak. Ancak aşı bir yıl öncesinin en yaygın hastalık yapan 3 grip virüsüne karşı oluşturuluyor bu nedenle tam bir koruma hiç bir zaman gerçekleşemiyor. Aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerektiğini, uygun başlangıç zamanının ise Eylül – Ekim ayları olduğunu belirtiyor.
Grip virüslerinin neden olduğu akut bir solunum sistemi hastalığı olan grip, alt ve üst solunum yollarını tutarak, genellikle ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu hastalıkla, geçmişte çeşitli yollarla savaşılmasına rağmen gribin henüz tam anlamıyla tedavi edilmediği bilinen bir gerçek. Halen gripten korunma yollarının başında ve en etkili yöntem olarak aşılanma geliyor.
Toplumdaki her yaştan bireyin aşılanabileceğini, ancak risk grubundaki kişilerin, sağlık çalışanlarınının, risk grubu bakıcılarının ve aile yakınlarının aşılanmaları gerektiğine dikkat çeken uzmanlar buna karşın yumurta alerjisi olanlara grip aşısı yapılamayacağı konusunda uyardı.
Aşılama gribe bağlı ölümlerde azalmayı sağlamanın yanısıra işe ve okula devam sürelerindeki kayıpları ve ilaç harcamalarını belirgin şekilde azaltıyor. Son yıllarda grip aşısı yaptıranların sayısında hızlı bir artış gözleniyor. 1989 yılında dünyada grip aşısı yaptıranların oranının yüzde 33’den 1997’de 65.5’e yükselmesi dikkat çekiyor.
GRİP NEDİR?
Grip, Influenza denilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara neden olduğu bir infeksiyon hastalığıdır.
Grip enfeksiyonu toplumun yüzde 1’ini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Toplumun yüzde 10’undan fazlasını etkilemesi ise bir grip salgını anlamına geliyor. Grip, tüm dünyada, işe devamsızlığın yüzde 10’undan sorumlu enfeksiyondur.
Grip, daha önceden de bilinmesine rağmen aslında 1918 yılında yol açtığı büyük salgınla gündeme oturmuş bir hastalıktır. İspanyol gribi nedeniyle 1918 yılında yaklaşık 20 milyon kişi öldü. Daha sonra da daha ufak çapta salgınlar görüldü. Örneğin, 1957 yılında Asya gribi diye bilinen, 1968 yılında Hong Kong gribi diye bilinen grip salgınları oldukça büyük sayıda insan topluluklarını etkiledi.
1957-1985 yılları arasında ortaya çıkan 16 salgının her birinde ABD’de 10 bin-40 bin arasında ölüm vakası kaydedilmiştir.
NASIL BULAŞIR?
Grip de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas (örn.tokalaşma) sonrasında kolaylıkla bulaşır.
Enfekte olanlar enfeksiyon başlamadan 2 gün öncesinden başlayarak semptomlar başladıktan 7 gün sonrasında kadar virüs yayarlar. Bu süre içinde duyarlı kişiler için enfekte olma riski yüksektir. Dünya nüfusunun tahmini olarak yüzde 10’u ila yüzde 20’si her yıl gribe yakalanmaktadır.
RİSK GRUPLARI
Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler en önemli risk grubunu oluşturmaktadır.
Bunların dışında uzmanlar özellikle;
*Şeker hastaları
*Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar
*Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar
*Böbrek hastaları
*Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar
*Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler
*Anne adayları (gebeliğin 3. ayından sonra)
*6 aylık veya daha büyük bebeklere de grip aşısı yaptırılması gerektiğini kaydediyorlar.
Yapılan analizler sonucunda Türkiye’de bu gruptaki hasta sayısının 10 milyon olduğu belirlenmiştir.
GRİP HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
*Ateş
*Titreme
*Baş, sırt, kol ve bacaklarda ağrı
*Boğaz ağrısı ve kuru öksürük
*Halsizlik
*İştah kaybı
*Kas ve eklem ağrısı
*Bulantı
*Gözlerde yanma
*Burun aktıntısı
Grip, solunum hastalığı veya diğer kronik rahatsızlığı olanlarda çok ciddi durumlara yol açabilir.
GRİP, BAŞKA HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR Mİ?
Bütün üst solunum yollarında infeksiyonlara neden olan virüsler gibi, influenza, yani grip etkeni olan virüsler, sadece gribal infeksiyon tablosuyla sınırlı kalmaz;
*Farenjit
*Larenjit
*Sinüzit
*Orta kulak iltihabı da yapabilir.
Sağlıklı insanlarda grip, 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bazı kişilerde, örneğin kronik hasatalık nedeniyle vücut direnci zayıf durumda olanlarda, kalp-akciğer hastalığı olanlarda, yaşlılarda, şeker hastalarında, pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebilir.
GRİBİN EKONOMİK VE SOYAL SONUÇLARI
*Üretkenliğin kaybedilmesi ile ortaya çıkan işgücü kaybı
*Küçük çocukların anne ve babalarından çocuklara geçebilecek enfeksiyon riski
*Çalışanların işlerine gidememelerinden kaynaklanan ekonomik maliyetler
*Yalnız yaşayan çocuklu kadınların hem işlerinden kalmaları, hem de çocuklarının karşı karşıya kaldıkları riskler
KORUNMA YOLLARI
Gripten korunmanın en başta gelen yöntemi grip aşılarıdır. Grip aşısı, özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluşabilecek hastalıklar yönünden risk taşıyan Yüksek Risk Grubu dediğimiz kişilere faydalıdır.
Her yıl Eylül sonu - Ekim aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile koruyuculuk sağlıklı kişilerde %80 lere varmaktadır; yaş ilerledikçe koruyuculuk %50 - 60 lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır.
Aşı uygulaması, erişkinlerde omuz kası içine veya cilt altına, 2 yaşın altındaki çocuklarda uyluğun ön-yan kısmına bir sağlık görevlisi tarafından yapılmalıdır. Her sene aşı içeriği değiştiğinden kişi o sene üretilen aşı ile aşılanmalıdır. Bu şekilde yapılan aşı, 1 yıl kadar gripten koruma sağlar. Aşı, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta allerjisi olanlar kullanmamalıdır.
GÖZLERDE UÇUŞMALAR
Bazen baktığınız yerde küçük tanecikler veya bulutcuklar görürsünüz. Bunlara uçuşmalar denir. Uçuşmaları özellikle gökyüzüne baktığınızda veya düz bir zemine baktığınızda daha fazla farkedersiniz. Bu uçuşan noktalar genellikle, gözün içindeki jel kıvamındaki yapı olan vitreus un içindeki küçük yumaklaşmalardan oluşmaktadır. Bu yumaklaşmaların görme zarı (retina) üzerinde oluşturduğu gölgeleri algılamaktasınız. Bunların küçük noktalar, halkalar, çizgiler veya bulutlar gibi şekilleri olabilmektedir.Uçuşmalara neler neden olmaktadır?
İnsanların orta yaşlarına eriştiklerinde, gözün içindeki jel kıvamındaki yapıda bazı değişiklikler olmaktadır. Jelin, gözün arka duvarında görme zarında yapışık olduğu yerlerden ayrılması ile bu yapının küçülmesi söz konusu olur ve içinde yumaklaşmalar ortaya çıkar. Bu durum bazı kişilerde daha yüksek oranda görülmektedir:
• Miyoplarda
• Katarakt ameliyatı geçirmişlerde
• Göz içi iltihabı geçirenlerde
• YAG laser yapılanlarda
Eğer bu uçuşmalar çok ani olmuşsa ve kişi özellikle 45 yaşın üzerindeyse acil olarak doktora başvurmaları gerekmektedir.
Uçuşmalar ciddi midir?
Vitreus jelinin gözün arka duvarında ayrılması esnasında retinada yırtıklar olabilmektedir. Bu yırtılmalar sırasında küçük miktarlarda da olsa kanamalar olabilmektedir. Bu kanamalar özellikle kurum yağması şeklinde yeni uçuşmalara sebep olabilmektedirler. Retinada yırtık olması çok ciddi göz problemlerine yol açabilmektedir. Dolayısıyla:
• Eğer çok ani uçuşmalar ortaya çıkarsa
• Işık çakmaları hissederseniz ve bunun yanında göze perde inmesi gibi bir şikayetiniz olursa acil olarak Göz Doktoruna başvurmalısınız.
Uçuşmalar konusunda neler yapılabilir?
Uçuşmalar zaman zaman can sıkıcı olur, özellikle birşeyler olurken. Bu durumda gözlerinizi oynatarak, aşağı yada yukarı bakarak uçuşmaları gözünüzün önünden yoketmeye çalışabilirsiniz. Uçuşmaların pek çoğu zaman içinde tamamen kaybolurken bir kısmı da sebat eder ve uzun yıllar görme alanınızda kalır. Yıllar boyu bazı uçuşmalarınız olsa da eğer yeni uçuşmalar fark ettiyseniz mutlaka göz muayenesi olmalısınız.
Işık çakmalarının nedeni nedir?
Buna benzer bir durumu daha önce bir şekilde gözünüze bir cisim ile çarpıldığında hissedersinizdir. Sanki yüzlerce yıldız varmış gibi Vitreus jeli görme zarı üzerinden ayrıldığında ışık çakması benzeri bir his yaratır. Bu ışık çakmaları günler, haftalar yada aylarca görülür. Yaşımız ilerledikçe bu tür ışık çakmalarıyla daha sık karşılaşırız. Eğer ani başlayan ışık çakmaları ile karşılaşırsanız, retinanızın yırtılıp yırtılmadığını öğrenmek için derhal bir göz doktorunuza başvurmalısınız.
Migren
Bazı kişiler her iki gözlerinde ateş çizgileri olarak tarif ettikleri, genellikle 10-20 dakika kadar süren ışık çakmalarından bahsederler. Bu türden çakmalar genellikle beyindeki kan damarlarının spazmına bağlı olarak ortaya çıkar ve Migren olarak isimlendirilen hastalığın bir belirtisidir. Genellikle buna başağrısı eşlik eder. Başağrısı olmaksızın ışık çakmalarıyla seyreden migrenler de görülebilir. Bu durumda ışık çakmalarına göz migreni veya başağrısı olmayan migren denir.
GÖRME BOZUKLUKLARI
Miyop: Gözün ön-arka uzunluğu, kornea kırıcılığı ya da her ikisi olması gerekenden fazla ise, objelerin görüntüleri, sarı noktanın önünde oluşur. Miyoplar, yakını iyi, uzağı bulanık görürler. Bazı yüksek numaralı miyoplu hastalarda problem, sadece gözlük numaralarından ibaret değildir. Numaralar, 10-30 gibi yüksek olabilir. Bununla birlikte, bu hastaların retina tabakaları da zayıf olduğu için, görme kabiliyeti azalabilir.Hipermetop: Gözün normalden kısa, korneanın eğriliğinin yani kırıcılığının az olması ya da her ikisinin bir arada bulunması sebebiyle, görüntü sarı noktanın arkasında oluşur. Göz içinde bulunan lens, şeklini değiştirerek (akomodasyon) kırıcılığını arttırır ve görüntüyü sarı nokta üzerine taşımaya çalışır. Hipermetrop, eğer lensin telâfi edebileceği sınırlarda ise, kişi uzağı da, yakını da görebilir veya uzağı iyi, yakını bulanık görür. Bu sırada lensin şekil değiştirebilmesi için göz içindeki minik kasların normalden fazla çalışması sonucu, gözde çabuk yorulma hissi, göz ve baş ağrısı ortaya çıkar. Lensin şekil değiştirme kabiliyeti, çocukluk ve gençlikte çok iyi olmasına karşın, yaş ilerledikçe azalır ve kişi önce yakını, sonra da uzağı seçemez hâle gelir.
Astigmat: Astigmat, çoğu kez korneadaki şekil bozukluğuna bağlıdır ve basitçe anlatmak gerekirse korneanın yumurta biçiminde olmasıdır. Bu durum iki eksende farklı kırılmaya yol açar. Meselâ bir eksende numara 1, diğer eksende 3 ise, aradaki fark astigmat sonucudur ve astigmatın değeri 3-1=2 dir. Bu göz problemi bulanık veya gölgeli (çift) görmeye sebep olur.
Presbiyopi: Presbyopi çoğu kez hipermetrop ile karıştırılır. Ancak bu durum, gözü bozuk olmayan insanlarda da ortaya çıkan, lensin yaşlanmasına bağlı yakını görememe olayıdır. Lensin şekil değiştirerek yakına odaklama yapabilmesi için, belli bir esnekliğe sahip olması gerekir. Yaş ilerledikçe, lens bu esnekliğini kaybeder. Presbiyopinin başlangıç yaşları 40-45 arasıdır. Hipermetroplarda bu durum daha erken gelişir. Miyoplar, gözlüklerini çıkararak daha iyi okuyabildiklerini fark ederler.
GRIPTEN KORUNMANIN YOLLARI
Kış, insanların en çok gribe yakalandığı mevsimdir. Belirtiler tanıdıktır, ilk olarak boğazda bir karıncalanma, ardından hapşırık gelir; nihayet burun akmaya başlar. Bunlara bir de baş, eklem ve boğaz ağrıları, öksürük eklenir ve ateş çıkar. Teşhis: grip. Çoğu zaman buna yol açan zayıf bir bağışıklık sistemidir. Soğuk algınlığına neden olan yaklaşık 200 çeşit virüse karşı bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir.Soğuk duş
Her sabah soğuk bir duş, özellikle burun - gırtlak bölümünde kan dolaşımını düzenler ve saldırgan virüslere karşı iyi bir savunma oluşturur.
Sauna
Saunada terledikten sonra soğuk suyla dolu bir küvete girmek çok önemli. Soğuk suyun uyarıcılığı damarları hareketlendirir, metabolizmayı düzenler ve bedenin serbest radikallere karşı savunma gücünü çoğaltır.
Ayaklara dönüşümlü sıcak - soğuk su banyosu
Her iki ayağınızı yaklaşık 12 derece soğukluktaki suya daldırın, bir kaç dakika sonra 40 derece sıcaklıktaki suya sokun. Bir kaç defa tekrar edin. Burada dikkat edeceğiniz nokta, daima soğuk suyla bitirmeniz. Bu uygulama, ağız ve gırtlak bölümündeki mukozanın sıcaklığının bir derece yükselmesini sağlar. Bu bir derecelik fark ise, hastalığa yol açan virüsleri anında öldürür.
Dayanıklılığı arttırıcı egzersizler
Bisiklete binmek veya yürüyüşe çıkmak (en azından haftada iki defa), vejetatif sinir sisteminin düzenleme yeteneğini artırır. Ayrıca vücudun serbest radikallerden korunma mekanizmasını güçlendirir.
Doğru beslenme
Sağlıklı ve vitamin açısından zengin besinler yemelisiniz. A vitamini (süt, balık), C (narenciye), ve E (bitkisel yağlar, bakliyat) antioksidan özelliklere sahip besinlerdir. Soğan ve sarımsak, grip virüslerini öldüren bitkisel yağları içerir.
Diş etini fırçalamak
Dişlerinizle beraber, diş etinizi, damak ve dilinizi de fırçalamayı unutmayın. Bu işlem, mukozanın virüslere karşı dayanıklılığını artırır. Bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğer etmen de, soğuk suyla yapılan gargara.
Doğru giysiler
Bir tek kalın giysi yerine, bir kaç tane ince giysiyi üstüste giymek daha iyidir. Ayakların üşümesini engellemek için saf yün çoraplar ve sağlam, kalın ayakkabılar kullanılmalı.
Oda sıcaklığı
Odayı aşırı ısıtmayıp devamlı havalandırın. En iyisi, bir kaç damla bitki özlü yağ (ör.nane yağı) damlatılmış nemli bezleri ısıtma cihazınızın üzerine serin.
Kış uykusu
Soğuk mevsimlerde, vücudun enerji ihtiyacı artar. Bu nedenle daha uzun süre dinlenmek gerekir. Yani yeterince uyumak çok önemlidir.
Güneşe çıkın
Fırsatını buldukça güneşe çıkın. Doğal ultraviyole ışınları, bedenin savunma mekanizmasını uyarır. Böylece, kemik oluşumu ve kalsiyum dolaşımı için önemli olan D vitamini üretimi artar. Güneş ışığı ayrıca kış depresyonlarına yol açan “üzüntü” hormonu, Melatonin in üretimini azaltır.
GLOKOM (KARASU)
Göz duvarının iç yüzeyi bir basınç altındadır. Bu durumu, kabaca, gözkapakları kapalıyken gözün üzerine iki parmakla basarak saptamak mümkündür. Göz doktorları özel aygıtlar yardımıyla bu basıncı kesin olarak saptayabilirler. Basıncın sürekli artmasına glokom ya da karasu adı verilir. Genellikle gözlerin ikisi birden bu hasta1ığa yakalanır. Hastalık, görme sinirlerinin zedelenmesine ve görüş açısının daralmasına neden olur. Göz içindeki basıncın artması, başka göz hastalıklarında da görülebilir. Fakat çoğu zaman tamamen sağ1ık1ı gözleri yakalayan bir hastalıktır ve sinirsel etkenler büyük rol oynarlar.Belirtileri:
İki tür glokom vardır. Basit glokom, krizlere neden olmaz, ama görme güçlükleri hastayı doktora gitmeye zorlar. Ameliyatlar bu durumda etkili olmaz ve çoğu zaman muhtemel bir kör1üğün önüne geçilemez. iltihaplı glokomda geçici göz kararmaları, gözlerin önünde renkli daireler görülmesi, hafif baş ve göz ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Şiddetli ve tek yanlı baş ağrısı, göz. boş1uğunda dayanılmaz basınçlar yapar. Alında, diş1erde, yanaklarda zonklama ve görme güçlükleri glokom krizlerinde ortaya çıkan şikayet1erdir. Göz akları kriz sırasında kanlı ve suludur. Kornea tabakası dumanlı, gözbebekleri büyük ve sabittir.
Seyri:
Glokom krizleri günlerce ya da haftalarca sürebilir. Krizler ne kadar uzun sürer ve ne kadar sık görülürse hasta1ığın iyi1eşme ~ansı da o kadar azalır. Bazen bir tek kriz kör1üğe yol açabilir. Krizler arasında tüm belirtiler sürebilir ya da iltihaplı bir durum olabilir.
Tedavi:
Erken tedavi şarttır. Eğer bir iyi1eşme olmazsa ameliyat gerekebilir. Önemle üzerinde durulması gereken konulardan biri de genel tedavidir. Heyecan ve ruhsal zorlamalardan kaçınmalı, hafif giysiler giymeli, giysinin yakaları boğazı sıkmamalıdır. Yere doğru eği1erek ça1ışma1ardan, ağır kaldırma ve ağır eşya taşımaktan kaçınmalıdır.
GILBERT HASTALIGI
Doğumsal ve ailevi bir hastalıktır. Nadiren görülür. Hafif olan olgularda hastalığın farkına varılmaz. Mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte, karaciğer hücreleri kandaki bilirubini alamamaktadır. Bazı hastalarda karaciğer içerisine giren bilirubinin ancak bir kısmı konjüge hale çevrilebilir. Bu durumda indirekt bilirubin 10 mg a kadar çıkabilir.Hafif derecede bilirubin artışı ile seyreden bir hastalıktır. Serumda indirekt bilirubin değerlerinin arttığı gözlenir. Toplam bilirubin düzeyi 2-5 mg civarındadır.
Doğuştan olmakla birlikte, 15-45 yaşlarında ve erkeklerde sık olarak görülür. Zararsız bir sarılık türüdür.
Hastalarda bilirubinin arttığı dönemlerde hafif bir halsizlik, bulantı ve karın üst kısmında ağrılar meydana gelebilir. Karaciğer ve dalakta büyüme olmaz.
Karaciğer testleri ve SGOT, SGPT değerleri normaldir. Karaciğer biyopsisi normaldir. Hemolitik anemi hastalığı ile karışabilir, ancak kan sayımı ile kolayca ayırt edilebilir.
Hastalık şiddetlenme ve hafifleme şeklinde seyreder. Yorgunluk, açlık, heyacan ve üzüntülerin sarılığın ortaya çıkışında ve alevlenmesinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar vardır.
Tedavi gerektirmez, sarılık bir kaç günde kendiliğinden kaybolur. Uzun süren sarılıklarda barbitüratlar verilebilir.
GÖZ TANSİYONU
Göz tansiyonu baş ağrısı, göz ağrısı, gözde kızarıklık, görme bulanıklığı, ışığı karşı hassasiyet ve mide bulantısı gibi şikayetler meydana getirir. Ancak bu şikayetlerin meydana geldiği göz tansiyonu hasta sayısı toplam sayı içinde çok az bir yeri işgal eder.Göz tansiyonunun normal değeri 10-21 mmHg arasındadır. Bu değerler 35-40 mmHg yı geçmedikçe kolay kolay bulgu vermezler. Göz tansiyonu yüksekliğinin meydana getirdiği glokom isimli hastalık çoğunlukla sinsi seyreder ve hasta ancak merkezi görmesi etkilendiğinde bunun farkına varabilir. Bu ana kadar kaybedilen çevresel görme maalesef bundan sonra geri kazandırılamaz.
Öncelikle herkesin bu hastalık yönünden dikkatli olması ve düzenli kontrolden geçmesi gerekir. Fakat bazı kişiler normal topluma göre daha yüksek risk altındadırlar:
45 yaşını geçenler,
Akrabalarında glokom bulunanlar,
GİB anormal şekilde yüksek seyredenler,
Şeker hastaları,
Yüksek miyopi durumu olanlar,
Uzun süreli kortizon kullananlar,
Göz yaralanması olanlar,
Yüksek kan basıncı olanlar,
Şiddetli kansızlık ve şok geçirmiş olanlar.