http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/441.jpg

Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967)

Türk, şair ve yazar. Ulusal ve halkçı bir edebiyat anlayışını benimsemiştir.

4 Eylül 1901′de Kudüs’te doğdu, 23 Temmuz 1967′de İstanbul’da öldü. 1929′da İstanbul Darülfünunu Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Bir süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi üyeliğinde bulunduktan sonra 1942-1946 döneminde milletvekili seçildi. 1949-1951 arasında öğrenci müfettişi olarak Fransa’da bulundu. 1950′de Unesco Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi. Türkiye’ye döndükten sonra, emekli olduğu 1966 yılına değin İstanbul’da öğretmenliğini sürdürdü.

Tecer edebiyata şiirle başladı. Şiirleri 1921′den sonra Dergâh ve Milli Mecmua gibi dergilerde çıktı. Daha sonra Varlık, Oluş, Yücel ve Ankara Halkevi’nin çıkardığı, kısa bir süre de kendisinin yönettiği Ülkü gibi dergilerde bu uğraşını sürdürdü. 1932′de Şiirler adlı kitabında topladığı şiirlerinden sonra yazdıkları yalnızca dergilerde kaldı.

Şiirlerinde hece ölçüsünü benimseyen Tecer, kimi zaman lirik bir biçimde ve canlı bir dille kişisel duygularını aktarmış, kimi zaman da ulusal duyguları öne çıkaran temalara yönelmiştir. Daha sonra başladığı oyun yazarlığında da ulusal değerlere önem vermiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşebaşı’nda bilinçsizce Batı’ya özenenleri eleştirir. 1961′de sahnelenen son oyunu Satılık Ev yayımlanmamıştır. Çoğunluğu dergilerde olmak üzere Halk edebiyatı ve folklor konularında çeşitli incelemeleri de vardır.

YAPITLARI (başlıca): Şiir: Şiirler, 1932. İnceleme: Köylü Temsilleri, 1940. Oyun: Yazılan Bozulmaz, 1947; Köşebaşı, 1948; Köroğlu, 1949; Bir Pazar Günü, 1959; Satılık Ev, 1961.

Kara Ahmet kimdir ?

Aralık 9, 2007

http://img92.imageshack.us/img92/7210/21973820uq3.jpg

Kara Ahmet (1870-1902)

Türk, güreşçi. İlk dünya güreş şampiyonluğunu kazanmıştır.

Bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Deliorman’ın Hezargrad kasabasında doğdu. Küçük yaşta güreşe başladı. Döneminin ünlü pehlivanlarından Hergeleci İbrahim’in çırağı olarak yetişti. Kuvveti ve güreş yeteneği sayesinde kısa zamanda adını duyurdu. Hayatının en başarılı güreşlerini yurt dışında yaptı. 1897′de öğretmeni Hergeleci İbrahim ile birlikte ilk kez Avrupa’ya gitti ve orada yaptığı tüm güreşleri kazandı. 1899′da XX. yy’a giriş nedeniyle Paris’te düzenlenen büyük fuar dolayısıyla yapılan ilk dünya güreş şampiyonluğu müsabakalarına katıldı. Bu şampiyonada dünyanın en seçkin güreşçilerini birbiri peşisıra yenerek ilk resmi dünya şampiyonluğunu kazandı. İstanbul’a döndüğünde padişah II. Abdülhamid tarafından Osmanî Nişanı ile ödüllendirildi.



TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi,
Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza
Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet
Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya
yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise 
Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk
ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti
yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün
beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956
yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle
mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi
Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla
Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu
bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893
yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa
Bey adına "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri
İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902
yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11
Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları
arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli
Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da
İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı.
1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911
yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

 

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta,
Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde
görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı.
6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.

 

      
Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve
Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri
alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya
Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa
yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915′te sona erdi. Bu sırada I.
Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda
kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da
görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de
bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez! "
dedirtti. 18 Mart 1915′te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve
Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker
çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman
kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda
durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi.
İngilizler 6-7 Ağustos 1915′te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti.
Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar
Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II.
Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık
253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı
korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine "Ben size taarruzu
emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini
değiştirmiştir.

 Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916′da Edirne ve
Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916′da tümgeneralliğe yükseldi. Rus
kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve
Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917′de İstanbul’a geldi.
Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde
bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek
tedavi oldu. 15 Ağustos 1918′de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü.
Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı.
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918′de
Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması
üzerine 13 Kasım 1918′de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde
(Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı
ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi
olarak 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919′da Amasya’da
yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve
kararının kurtaracağını " ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya
çağırdı. 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11
Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın
kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919′da
Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920′de Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli
bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal
seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla
sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’I işgali
sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920
tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı
İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı
önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye
Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu
bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları
şunlardır:

  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7
    Kasım 1920) kurtarılışı.
  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları
    (1919- 1921)
  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)
  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26
    Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921′de Türkiye Büyük Millet
Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş
Savaşı, 24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı.
Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il
büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe
dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş
Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu
hızlandırdı. 1 Kasım 1922′de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı,
saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları
koparıldı. 13 Ekim 1923′te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk
oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü
tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti,
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ve "Yurtta barış cihanda barış"
temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

 Atatürk Türkiye’yi "Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak" amacıyla
bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler:
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi:
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine
geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması,
yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934′de TBMM’nce Mustafa Kemal’e
"Atatürk" soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM
Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı
düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk
cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı
seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden
cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde
denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi.
Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet
başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in
kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl
Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923′de Latife
Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5
Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet
(İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı
kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan
adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da
Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine,
manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap
okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok
severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi
vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı
atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık
oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları
davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye
özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne
gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05′te
yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da Dolmabahçe
Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle
geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi.
Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü
ebedi istirahatgâhına gömüldü.

 

Youtube ve benzeri video paylaşım sitelerindeki videoları hiçbir program kullanmadan bilgisayarınıza indirebilirsiniz.Nasıl yapılacağını ayrıntılı olarak aşağıdaki resimlerde göreceksiniz.

Yapmamız gereken ilk önce http://www.vixy.net adresine girmek ve aşağıdaki uygulamaları takip etmek. 

1. İŞLEM

2.İŞLEM 

3.İŞLEM 


4.İŞLEM

Tüm yapılması gerekenler bunlardan ibaret.Kolay gelsin…

Hazırlayan : Editör Dominoes

 

İnternet Mahir lakablı Mahir Çağrı, hayranlarının yoğun isteği üzerine Facebook, Orkut ve Myspace gibi sosyal içerikli bir arkadaş sitesi hazırlığı içerisinde.

Mediacontact’ta yer alan habere göre önümüzdeki yılın ortalarına yetiştirilmeye çalışılan sitede emsallerine göre farklı ve yeni özellikler bulunacak. Site yüzde yüz Türk mühendisleri ve yazılımcıları tarafından gerçekleştirilecek ve merkezi Amerika’daki ünlü silikon vadisinde olacak. Site sanal bir dünya olmaktan ziyade üyelerini çeşitli yararlı sosyal aktivitelere yönlendirmeyi amaçlıyor.

İDDİA BÜYÜK
ünya çapında milyonlarca hayranı olan Mahir, Facebook’un 2 katı üye sayısına kısa zamanda ulaşacaklarını söyledi. internetmahir.com ismi altında faaliyet gösterecek olan site için Mahir çok iddialı konuştu.

Sitenin altyapısını yoğun ziyaretçi girişine göre hazırlayacaklarını belirten Mahir, 99′daki ilk kişisel sitesinin yoğun ziyaretçi trafiği nedeniyle kilitlendiğini ve anlık olarak en fazla ziyaretçi alan site olarak Guinnes rekorlar kitabına girdiğini söyledi. internetmahir.com ile aynı rekoru kırmayı hedefleyen Mahir, 1 yılda 100 Milyon kullanıcıya ulaşmayı hedefliyor.

İNTERNET’İN ÖNEMLİ OLAYI
“Facebook, Orkut ve Myspace günün birinde unutulacak ama İnternet Mahir yine gündemde kalacak” diyen Mahir Çağrı, Türkiye’nin yazılım alanında daha aktif olması gerektiğini belirtti. Mahir, “Biz ekip olarak kendimize güveniyoruz ve en kısa zamanda hedeflerimize ulaşacağız” dedi.

Yurt dışında Web’in Kralı (King of the Web) olarak bilinen Mahir Çağrı, Yahoo’nun 10. yıl kutlamalarında İnternet tarihinin en önemli 100 olayı arasında 3. sırada yer almıştı.

H2

DÜNYANIN SUYUNU BİR TÜRK TEMİZLEYECEK

 

Esquire dergisinin bu ayki sayısında (The Best and Brightest 2007) Dünyanın en parlak ve iyi fikirleri arasında gösterdiği su mıktanısında bir Türk’ün imzası var.

 

Ünlü magazin dergisi Esquire tarafından yapılan listeye giren “The pollution magnet / Kir mıknatısı” adlı proje ile içme sularındaki kirlilik çok ucuz ve basit bir metotla temizleniyor. Buluşun hayata geçmesi halinde milyonlarca insan daha temiz su içebilecek.

Bangladeş’te her yıl 82 milyon insanın arsenikli suyun sebep olduğu kanserden hayatını kaybettiğini belirten dergi, Rice Üniversitesi’nden Türk bilim adamı Dr. Cafer Yavuz’un da aralarında bulunduğu Profesör Vicki Colvin başkanlığındaki ekibin suyu temizlemek için yeni, kolay ve ucuz bir yöntem bulduğunu yazdı. Hiç elektrik kullanılmadığı için köydeki insanların bile rahatlıkla kullanabileceği metot, şu an kullanılan yöntemlerden çok daha etkili.

Yüz ile bin kat arasında daha etkili

Dünyayı değiştirecek 6 düşüncenin tanıtıldığı yazıda, Rice Üniversitesi’nde çalışan Kimya, Kimyasal ve Biomoleküler profesörü ve ekibinin daha büyük planları olduğu belirtilerek, su temizleme sisteminin çalışmada ilk basamak olduğuna dikkat çekildi. Haber7.com’un bildirdiğine göre, Türk bilim adamı Yavuz, projeyle ilgili bilgi verirken, “Eski çalışmadan farkı manyetik nano parçacıklar demir pası ve sabundan elde ediliyor. Bu yöntemle maliyet düşüyor” dedi.

Nanoteknoloji Projesi’ne göre, sudaki arsenik, saç telinin 5 binde biri büyüklüğünde demir oksit parçacıklarıyla temizlenecek. 12 nanometre çapındaki parçacıkların zehirli maddeleri bugün kullanılan filtrelerden yüz ile bin kat arasında daha etkili arındırması hedefleniyor. Cafer Yavuz, projesini şöyle anlatıyor:

Sonuç harika

“Rice Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, içme sularında çok ciddi problem olan arsenik (3 ve 5 arsenatlar) üzerine yoğunlaştı. Suları temizlemek için demir oksit kullanıyorlardı; ama sorunları vardı.

Çok fazla atık ortaya çıkıyor ve emildikten sonra geriye salma olayı vardı. Onların kullanabileceği halde hazırlayıp onlara malzememizden sunduk. Sonuç harikaydı.”

Yamanlar Eğitim Kurumları Genel Müdürü Sebahattin Kasap, yaptığı açıklamada

“Mezunlarımızı bilim dünyasının başrol oyuncuları olarak görmek bize bundan sonraki çalışmalarımız için bize büyük bir heyecan ve şevk veriyor” dedi.

H2

RENKLİ GÖZ HASTALIK HABERCİSİ

İngiliz bilim adamlarının ortaya koyduğu ilginç araştırma göre, doğuştan getirdiğimiz bedensel özelliklerimiz hangi hastalıkları geçirebileceğimiz hakkında bilgi verebiliyor.

İngiliz bilim adamları müneccimlere taş çıkartan bir araştırmaya imza attı. Bugün’ün haberine doğuştan sahip olduğumuz vücud uzuvlarımızın şekli şemali başımıza gelebilecek hastalıkları da belirleyebiliyormuş. Daha çok uzakdoğu ve tamalayıcı tıp içerisinde görebileceğimiz türden bir veri sunan bu araştırmanın batı kaynaklı ve konvensiyonel tıp içerisindeki bilimadamlarınca gerçekleştirilmiş olması da olayın daha ilginç bir boyutu. Bacak, boyun, kol, göz yapımız abakarak artık başımıza gelebilecek hastalıklar hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.

KISA BACAKLAR
Brsitol Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre kısa bacaklar erkek ve bayanda kalp krizi riskini artırıyor. Kısa bacaklı erkeklerin diyabet ve kalp krizine yakalanma riskinin daha yüksek olduğu saptandı.

GENİŞ, UZUN YÜZ
Uzun yüzlü, küçük çeneli ve geniş boyunlu kişilerde uyku apnesinin daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu rahatsızlığı bulunan insanlar her zaman her yerde hatta direksiyon başında bile uyuyabilir.

RENKLİ GÖZLER
Mavi, yeşil ve gri göz rengine sahip insanların bir tür cilt kanseri olan melanoma hastalığına ve hiper tansiyona yakalanma riski daha yüksek. Koyu renk saçlı ve derili insanların vücutları daha çok melanin ürettikleri için gözleri de genellikle kahverengidir. Açık tenlilerin gözleri ise melanin oranı yüksek olduğu için renkli oluyor. Melanin oranının yüksek olması ise katarakt, melanoma ve körlük riskini artırıyor.

KÜÇÜK AYAKLAR
Kadınların ayak numarası pelvis büyüklüğünü etkiliyor. Uzmanlar ayakların küçük olmasının pelvisin dar olmasıyla sonuçlandığını kaydediyor. Pelvis boyunun küçüklüğü ise kadınların doğumunun zorlu geçmesi anlamına geliyor.

KELLİK
Erkeklerin korkulu rüyası olan kellik, prostat kanseri ve kalp rahatsızlıklarının habercisi. Uzmanlar kelliğin en büyük nedeni olan testosteron hormonunun yüksek seviyelerde olmasının prostat kanseri ve kalp rahatsızlıkları riskini artırdığını kaydetti. Saçı dökülmeyen erkeklerde bu hastalıklara yakalanma oranı yüzde 9′ken, sadece ön kısmı dökülenlerde risk yüzde 23, kel kalanlarda ise bu oran yüzde 36′ya yükseliyor.

UZUN PARMAKLAR
Erkeklerin ne kadar saldırgan olduklarını parmaklarının uzunluğuna bakarak belirlemek mümkün. Bu olayın temelinde ana rahminde ne kadar testosteron hormonu bulunduğu yatıyor.

ASİMETRİK ELLER
Erkeklerin ellerinin asimetrik olması fazla sperm üretemedikleri anlamına geliyor. Kadınlarda ellerin asimetrik olması ise yüksek oranda ostorojen hormonu salgılamalarına ve üremeyi kontrol eden luteinising hormonuna etki ediyor. Bu iki hormonun fazla salgılanması ise döllenmeyi zorlaştırıyor.

Uzak Durmanız Gereken Erkekler

 

Uzun süreli ve sevgi dolu bir ilişki arıyorsanız bu yazıyı mutlaka okuyun.

 

Sürekli size uygun olmayan adamlara mı aşık oluyorsunuz ? İlk ilişkinizden sonra başladığınız ilişki de mi hezimetle sonuçlandı? Kendinizde bir sorun olduğunu, düzgün ilişkiler kuramadığınızı mı düşünüyorsunuz?

Yukarıdaki sorulara ‘evet’ cevabını verdiyseniz o zaman bu yazı tam size göre!

Leydi Türk’ün haberine göre, uzun süreli, sevgi dolu bir ilişki istiyorsanız aşağıda bahsedilen tip erkeklerden uzak durmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

SOĞUK ERKEKLER

Belirtileri:

- Sizi çok fazla aramıyor.

- Sizinle görüşmek için çok istekli gibi durmuyor.

- Her şeyi sizden bekliyor.

- Onunla bir gece geçirip eve döndüğünüzde hep bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsunuz.

Beraber olduğunuz erkekte benzer davranışlar gözlemliyorsanız bırakın kendi yoluna gitsin.

EVLİ ERKEKLER
Kendilerinden yaşça büyük olan erkeklere ilgi duyan kadınlar çoğu zaman bu erkekler tarafından yönlendirilir. Beraber olduğunuz evli erkek sizi onunla beraber olmaya ikna etmek için birçok yola başvurabilir.

Belirtileri

- Size eşiyle birlikte ortak bir karar aldıklarını, bu karar göre herkesin kendi hayatını yaşayacağını söyleyebilir.

- Artık eşiyle aynı yatağı paylaşmadıklarını söyleyebilir.

- Boşanma davası açtığını söyleyebilir.
Size vaatlerde de bulunsa, hediyelere de boğsa beraber olduğunuz erkek sonunda yine ait olduğu yere yani yuvasına dönecektir.

HIRSLI ERKEKLER
Bu tip erkekler hayatta sadece kendi hayallerinin peşinden gitmeye meyildir. Sizin hayaliniz evlilikse bu tiplerden uzak durmalısınız.

Belirtileri:

- Sadece kendisiyle ilgileniyor.

- Hayatında önce iline sonra size vakit ayırıyor.

- İşleri yüzünden zaman zaman sizinle olan randevularını iptal ediyor.

- Neredeyse tüm enerjisini işleri için harcıyor. Size pek bir şey kalmıyor. Bu kategoriye giren erkeklerin karizmasına kapılabilirsiniz fakat işkolik bir erkekle evlenmenizi tavsiye etmiyoruz.

YARALI ERKEKLER
Bu kategoriye girenler kız arkadaşından/eşinden yeni ayrılmış erkekler.

Belirtileri:

-Geçmişi geride bırakamamış.

- Eski sevgilisiyle/eşiyle yaşadığı şeyle konusunda hala hassas.

- Geçmişin gölgesi ilişkinize yansıyor.

- Kadınlara karşı intikam duygularıyla dolu.

Bu tip bir adamla yaşadığınız ilişkiyi fazla derinleştirmeyin. Yaralarını sizinle iyileştirdikten sonra yoluna siz olmadan devam etmek isteyebilir!
H2

TESTESTERONSUZ ERKEK MUTSUZ

 

Erkeklik hormonu testosteron azaldığında erkekler üzgün, bezgin ve mızmız oluyorlar.

 

İngiliz New Scientist dergisinin son sayısında çıkan makaleye göre, bilim adamları mevsim değişikliklerinde hayvanların erkeklik hormonlarının düştüğünü, bunun da hayvanların huy değiştirmelerine yol açtığını belirlediler: Tarzan gibi şişine şişine avazı çıktığınca bağıran erkekler, hormon seviyesi aniden düştüğünde süt dökmüş kediye dönüyorlar, içlerine kapanıyorlar, sessizleşiyorlar.

Uzmanlar, aynı tespitin insan türünün erkeği için de geçerli olduğunu düşünüyorlar. Edinburgh’taki “Medical Research Council’s Human Reproductive Sciences Unit” uzmanı Gerald Lincoln, ani testosteron düşüşünün erkek hayvanlarda yol açtığı bu “sendrom”un insanlarda da görüldüğünü düşündüren “bazı bulgular” olduğunu kaydetti. “Bulguların” henüz tatmin edici olmadığını kabul eden Lincoln, testosteronun insan davranışı üzerindeki etkisinin ise kesin olduğunu vurguladı. Stresin, testosteron seviyesini düşürdüğünü kaydeden uzman, bunun erkeklerin başına her yaşta gelebileceğine işaret etti.

Araştırmacılar, evcil ve yaban koyunlar, geyikler, ren geyikleri ve Hindistan filleri üzerinde gözlem yaparak testosteronu azalan erkeklerin mızmızlaştığını saptadılar. Gazete, kendilerini bitkin, mızmız ve alıngan hisseden, olur olmaz şeylere ağlayan erkeklere testosteronlarını ölçtürmelerini tavsiye etti.

TÜRKİYE’NİN EN SEKSİ KADINI SEÇİLİYOR

 

Boxer dergisi tarafından düzenlenen Türkiye’nin en seksi kadını anketinde ilk sonuçlar alındı. 16 güzel, finalist olarak bir üst tura yükseldi. İşte o güzeller…

 

EN SEKSİ KİM
1. Saadet Işıl Aksoy
2. Sevil Uyar
3. Sevtuğ Kasapbaşıoğlu
4. Elif Ece Uzun
5. Didem Erol
6. Dilek Çelik
7. Nilay Dorsa
8. Ebru Kocaağa
9. Fatoş Kabasakal
10. Esra Eron
11. Tuğba Büyüküstün
12. Funda
13. Fahriye Evcen
14. Gamze Karaman
15. Yasemin Ergene
16. Simge Tertemiz


Oy vermek için Tıklayın http://www.boxerdergisi.tv/