Bugün: 08/10/2008. Hoşgeldiniz!

Kasım, 2007

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK
Kırışık giderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.
Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi bir kaynaktır.Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.
Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.
Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.
Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E’nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.
Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin’dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.
Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.
Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.
Denegeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK
Kırışık giderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi bir kaynaktır.Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde,Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.
Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.
Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.
Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E’nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.
Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin’dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.
Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.
Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.
Denegeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.
Derleyen Mustafa Sezgin

CİLT ONARIM ve BAKIM ÜRÜNLERİ

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

ONARIM ve BAKIM ÜRÜNLER
Giris
Testin Yapılışı
Testin Değerlendirilmesi
Elektronik Cihazlar ile Testin Yapılışı
Cilt YapısıCildinizin tipini bilmeniz, doğru bir cilt bakımı yapmanız için son derece önemlidir. Çok basit bir test ile her yerde cildinizin yapısını değerlendirebilirsiniz. Böyle bir testi yapabilmek için ihtiyaç duyacağınız malzemeler şunlar. İnce ve emici bir kağıttan (sigara kağıdı olabilir) hazırlanmış, 2 cm kadar eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler.
Testin Yapılışı1. BasamakYüzünüzü ılık su ve yumuşak bir sabun ile bastırmadan ve zorlamadan yıkayınız ve bol su ile çalkalayınız. Cildinizi kurulayın ancak herhangi bir krem, losyon veya kozmetik tatbik etmeyiniz. Cildinizi yıkamak ile, cilt üzerindeki örtüyü kaldırmış oldunuz. Sağlıklı bir cilt bu örtüyü 1 saat içinde yeniden oluşturur.2. BasamakHazırlamış olduğunuz kağıt şeritlere ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazınız3.BasamakHazırladığınız kağıt şeritleri, üzerlerinde yazan yerlere göre alın, burun, çene ve yanak bölgelerine yapıştıracak gibi sıra ile tatbik edin ve 10 a kadar sayın.4. BasamakŞimdi sıra sonuçları değerlendirmekte.
Testin DeğerlendiriesiEĞER cildiniz Yağlı ise :Eğer tatbik ettiğiniz kağıt şeritler alın, burun, çene ve iç yanak bölgelerine nerde ise yapışıyorsa ve meydana gelen yağ lekesi büyük ise.EĞER cildiniz Kuru ve veya Susuz kalmış iseKağıt şeritler hiç bir yere yapışmayacak ve burun bölgesi dışındaki kağıtlarda yağ lekesi oluşmayacaktır.EĞER cildiniz Karışık Karakterde ise :Kağıt şeritler alın, burun, çene bölgelerinde büyük yağ lekelerine sahip iken diğer bölgelerde kuru kalıyor ise.
Elektronik Cihazlar ile Testin DeğerlendirilmesiYukarda size son derece basit bir cilt test yöntemi aktardık. Ancak profesyönel anlamda bu yöntem yeterli değildir. Bir kişinin cilt yapısını anlamak belirli süreler sonra tekrar değerlendirmek veya bir kozmetik ürün kullanımından sonraki farkı göstermek amacı ile bazı cihazlar geliştirilmiştir. Gelişen teknoloji sizlere bu konuda da yardımcı olmaktadır. Bu cihazlar cildin yağ değerleri dışında nem, pH ve sıcaklık gibi daha farklı özelliklerinide incelemektedir. Kullanımı sonderece basit olan bu cihazlar hassas sonuçlar vermektedir.Bu cihazların bazı tipleri, aynı zamanda saç analizi de yaparak saç konusunda da size uygun ürünler bulmanıza yardımcı olmaktadır.
Cilt Yıpranması
Ciltte Enerji Kullanımı ve Döngü
Vitaminler
AHA (Alpha Hyroxy Acid) Türevleri
Cilt YıpranmasıBizi dış ortamın zararlı etkilerinden koruyan cildimiz, kendisini tamir etmek için de zamana ihtiyaç duyar. Güneşten gelen UV (ultraviyole) ışınlarının etkisi, yaşlanmak, hava kirliliği , uygunsuz kozmetik ürün kullanımı ve diğer dış faktörler, cildi yıpratır ve zorlar. Bütün bu olumsuz etkilere karşı duran ciltte, bazı değişiklikler ortaya çıkar. Ultraviyole etkisi ile metabolizması etkilenir ve aşırı oksitleme yeteneğine sahip bazı kimyasal yapılar ortaya çıkar. Bu maddeler hücre metabolizmasını bozar. Bu maddelere karşı vücut antioksidan maddeler ile savaşır. Bilinen en etkin antioksidan maddelerden birisi de E vitaminidir. Aslında bu oksidan maddeler sadece UV nedeni ile oluşmazlar, ama UV özellikle ciltte oluşumunu arttırır.
Ciltte Enerji Kullanımı ve DöngüYapılan çalışmalar cilde bir döngü olduğunu ve cildin kendisini gece saatlerinde dinlenme sırasında tamir ettiğini, ortaya koymuştur. İnsanoğlunda gece saatleri, cildin kendisini onarması, enerji depolaması için ayrılmıştır. Ciltteki hücre bölünmesi, çoğalmasıda da geceleri daha fazla yapılır. Geceleri, UV etkisini azalması ile cildin savunma için daha az enerjiye ihtiyaç duyması, cildin enerjisini bölünmeye yönlendirmesine neden olur. Bu nedenle geceleri cildin daha çok besleyici maddelere ihtiyaç duyduğu düşünülür. Cilt hücreleri gerek bölünmek için, gereksede enerji elde etmek için bazı maddelere ihtiyaç duyarlar. Bu besin maddeleri arasında amino asitler, yağ asitleri, vitaminler ve mineraller yer alır. Bu besinler cilde kan yolu ile ulaşır. Cildin, normal yapısını korumak için, yeterli enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerji oksijenin yakılması ile elde edilir. Bu kimyasal yanma olayı ortaya bazı oksidan maddelerin çıkmasına neden olur. Bu kısa ömürlü maddeler güçlü kimyasal etkileri ile hücre metabolizmasının bozulmasına neden olur. Hücre içinde bazı pigment denilen renk maddelerinin birikmesine de neden olurlar. Yaşlı insanların el ve ciltlerindeki lekeler bu mekanizma ile oluşur. Cilt sağlığı için yeterli kan akımının sağlanması temel faktördür. Spor ve egzersiz, dolaşımımızın korunması ve istenilen seviyede tutulması için şarttır. Cildin kendisini tamir ettiği dönemlerde artan hücre metabolizması sonucu da fazla miktarlarda oksidan maddeler ortaya çıkabilir.
VitaminlerBazı uzmanlar vücudun, cilt için E vitamini ve C vitamini sağlamakta yeterli olamadığını düşünmektedirler. Bu maddelerin cilde dışardan uygulanmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir. E vitaminin anti oksidan özelliği ile özellikle erken yaşlanmaya ve leke oluşumuna karşı kullanılması önerilmektedir. C vitamininde kolaylıkla cildin derin katmanlarına ulaşabileceği ve kollajen üretimini arttırabileceği düşünülmektedir. Bu vitaminlerin dışında A vitamininde de retinoik aside çevrilerek, cilt hücrelerinin bölünmesini kontrol eder ve sağlar. Bu etki kendisini hücre yenilenmesi şeklinde gösterir. Cilt tamirinde bir başka maddede Beta Glukan dır. Bu madde de ciltte bulunan Langerhans hücrelerini uyararak bir zincirsel işlevini başlatır. T yardımcı hücreler uyarılır (bağışıklık siteminin hücreleri) bu hücrelerin bazı salgıları (interlökinler) Fibroblast hücreleri, endoteliyal hücreleri ve keratinositleri uyarır. Bu sistem ciltte etkin bir onarım sağlar.
AHA..( Alpha Hydroxy Acid) Türevleri :Cilt sağlığı açısından bir başka gurup kozmetikte açık adı Alpha Hydroxy Acid yada kısaca AHA olan bir asit ailesidir. Doğal kaynaklardan elde edilen bir gurup asitten oluşurlar. Meyveler önemli bir kaynaktır. Günümüzde AHA kozmetik ürünlerde çok yer almaktadır. Bu ürünlerden beklentiler ise, ciltte bulunan ince çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi, cilt gerginliğinin sağlanması, porların açılması ve tıkanmalarının engellenmesi, yağlı ve akneli ciltlede cilt koşullarının iyleştirilmesi, cilt yüzeyindeki ölü dokuların uzaklaştırılmasıdır (soyma - peeling). Bu amaçla kullanılan asidlerin bazıları şunlardır
· Glycolic acid
· Lactic acid (süt asidi)
· Malic acid
· Citric acid (limon tuzu)
· Glycolic acid +ammonium glycolate
· Alpha-hydroxyethanoic acid + ammonium alpha-hyroxyethanoate
· Alpha-hydroxyethanoic acid
· Alpha-hydroxycaprylic acid
· Hydroxycaprylic acid
· Mixed fruit acids ( karışık meyva asitleri)
· Tri-alpha hydroxy fruit acids (Tri-alpha hydroxy meyva asitleri)
· Triple fruit acids ( Üçlü meyva asitleri)
· Sugar cane extracts (şeker kamışı özleri)
· Alpha hydroxy ve Botanical complex ( alfa hidroksi ve bitkisel kompleksler)
· L-alpha hydroxy acid
· Three AHAs
Bu asidik maddelerin orjianla isimlerini ve bazılarının yanlarına da Türkçe açıklamalarını verdik. Bu asidik maddelerin çoğu doğadan elde edilen ve çok bildiğimiz maddeler. Kleopatra’nın süt banyoları meşhurdu. Bir çok meyva veya sebzenin cilde uygulanmasının cilde iyi geldiği de çok eski bir bilgi. Burda sizleri bir konuda uyarmak istiyoruz. Bu kadar kolaylıkla bulunan veya değişik kozmetik ürünlerde yer alan bu maddeler çok dikkatli kullanılması gereken maddeler. 1997 yılı Temmuz ayında FDA ( Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) bir yayın yaparak bazı bilgileri açıkladı. Bu bilgiler içinde AHA nın cildin derinliklerine kadar inebildiği, cildin güneşe olan direncini kırdığını, gereken konsantrasyonun kişiden kişiye değiştiğini ve asitliğin artması ile etkisinin arttığını, bazı ciltlerde allerjik reaksiyonlar verebildiği vardı. Bu nedenler ile FDA bu ürünleri kullanan kişilerin mutlaka güneşten koruyucu ürünler de kullanması gerektiğini bildiriyor. FDA, AHA içeren ürünlerin bebeklere de kullanılmamasını istiyor. AHA ürünleri aslında sadece dermatologlar tarafından kullanılan maddelerdi. Kozmetik sanayisinin de bu maddeleri benimsemesi nedeni ile yaygın kullanıma girmişlerdir. Kötü kullanımlarının ciddi cilt yanıkları, allerji ve kabarcıklar oluşturması üzerine kozmetik üreticileri geniş bir çalışma yaparak Güvenli AHA ürünlerinin %10 veya daha az konsantrasyonda AHA içerebileceği ve pH değerininde 3.5 ten daha asit olmaması sonucuna vardılar. AHA ürünlerinin pH değeri azldıkça ve konsantrasyonları arttıkça etkileri artmaktadır. Bu tip ürünler konunun uzmanlarınca uygulanabilirler.Sizde alacağınız kozmetik ürünlerde bu noktalara dikkat edin.. Yanlış üründen uzak durun.. AHA ürünleri ciltte hafif kızarıklık ve hassasiyete neden olabilirler. Bu ürünleri mutlaka kullanma kılavuzundaki gibi kullanınız ve bazı kozmetikler ile birlikte de kullanılmamaları gerektiğini hatırlayınız. Önce küçük bir alanda allerji için deneyiniz.
Hazırlayan: Dr.Serdar HEPGÜL

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK
Kırışık giderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.
Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi bir kaynaktır.Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.
Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.
Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.
Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E’nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.
Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin’dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.
Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.
Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.
Denegeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK
Kırışık giderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi bir kaynaktır.Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde,Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.
Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.
Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.
Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E’nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.
Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin’dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.
Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.
Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.
Denegeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.
Derleyen Mustafa Sezgin

CİLT ONARIM ve BAKIM ÜRÜNLERİ

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

ONARIM ve BAKIM ÜRÜNLER
Giris
Testin Yapılışı
Testin Değerlendirilmesi
Elektronik Cihazlar ile Testin Yapılışı
Cilt YapısıCildinizin tipini bilmeniz, doğru bir cilt bakımı yapmanız için son derece önemlidir. Çok basit bir test ile her yerde cildinizin yapısını değerlendirebilirsiniz. Böyle bir testi yapabilmek için ihtiyaç duyacağınız malzemeler şunlar. İnce ve emici bir kağıttan (sigara kağıdı olabilir) hazırlanmış, 2 cm kadar eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler.
Testin Yapılışı1. BasamakYüzünüzü ılık su ve yumuşak bir sabun ile bastırmadan ve zorlamadan yıkayınız ve bol su ile çalkalayınız. Cildinizi kurulayın ancak herhangi bir krem, losyon veya kozmetik tatbik etmeyiniz. Cildinizi yıkamak ile, cilt üzerindeki örtüyü kaldırmış oldunuz. Sağlıklı bir cilt bu örtüyü 1 saat içinde yeniden oluşturur.2. BasamakHazırlamış olduğunuz kağıt şeritlere ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazınız3.BasamakHazırladığınız kağıt şeritleri, üzerlerinde yazan yerlere göre alın, burun, çene ve yanak bölgelerine yapıştıracak gibi sıra ile tatbik edin ve 10 a kadar sayın.4. BasamakŞimdi sıra sonuçları değerlendirmekte.
Testin DeğerlendiriesiEĞER cildiniz Yağlı ise :Eğer tatbik ettiğiniz kağıt şeritler alın, burun, çene ve iç yanak bölgelerine nerde ise yapışıyorsa ve meydana gelen yağ lekesi büyük ise.EĞER cildiniz Kuru ve veya Susuz kalmış iseKağıt şeritler hiç bir yere yapışmayacak ve burun bölgesi dışındaki kağıtlarda yağ lekesi oluşmayacaktır.EĞER cildiniz Karışık Karakterde ise :Kağıt şeritler alın, burun, çene bölgelerinde büyük yağ lekelerine sahip iken diğer bölgelerde kuru kalıyor ise.
Elektronik Cihazlar ile Testin DeğerlendirilmesiYukarda size son derece basit bir cilt test yöntemi aktardık. Ancak profesyönel anlamda bu yöntem yeterli değildir. Bir kişinin cilt yapısını anlamak belirli süreler sonra tekrar değerlendirmek veya bir kozmetik ürün kullanımından sonraki farkı göstermek amacı ile bazı cihazlar geliştirilmiştir. Gelişen teknoloji sizlere bu konuda da yardımcı olmaktadır. Bu cihazlar cildin yağ değerleri dışında nem, pH ve sıcaklık gibi daha farklı özelliklerinide incelemektedir. Kullanımı sonderece basit olan bu cihazlar hassas sonuçlar vermektedir.Bu cihazların bazı tipleri, aynı zamanda saç analizi de yaparak saç konusunda da size uygun ürünler bulmanıza yardımcı olmaktadır.
Cilt Yıpranması
Ciltte Enerji Kullanımı ve Döngü
Vitaminler
AHA (Alpha Hyroxy Acid) Türevleri
Cilt YıpranmasıBizi dış ortamın zararlı etkilerinden koruyan cildimiz, kendisini tamir etmek için de zamana ihtiyaç duyar. Güneşten gelen UV (ultraviyole) ışınlarının etkisi, yaşlanmak, hava kirliliği , uygunsuz kozmetik ürün kullanımı ve diğer dış faktörler, cildi yıpratır ve zorlar. Bütün bu olumsuz etkilere karşı duran ciltte, bazı değişiklikler ortaya çıkar. Ultraviyole etkisi ile metabolizması etkilenir ve aşırı oksitleme yeteneğine sahip bazı kimyasal yapılar ortaya çıkar. Bu maddeler hücre metabolizmasını bozar. Bu maddelere karşı vücut antioksidan maddeler ile savaşır. Bilinen en etkin antioksidan maddelerden birisi de E vitaminidir. Aslında bu oksidan maddeler sadece UV nedeni ile oluşmazlar, ama UV özellikle ciltte oluşumunu arttırır.
Ciltte Enerji Kullanımı ve DöngüYapılan çalışmalar cilde bir döngü olduğunu ve cildin kendisini gece saatlerinde dinlenme sırasında tamir ettiğini, ortaya koymuştur. İnsanoğlunda gece saatleri, cildin kendisini onarması, enerji depolaması için ayrılmıştır. Ciltteki hücre bölünmesi, çoğalmasıda da geceleri daha fazla yapılır. Geceleri, UV etkisini azalması ile cildin savunma için daha az enerjiye ihtiyaç duyması, cildin enerjisini bölünmeye yönlendirmesine neden olur. Bu nedenle geceleri cildin daha çok besleyici maddelere ihtiyaç duyduğu düşünülür. Cilt hücreleri gerek bölünmek için, gereksede enerji elde etmek için bazı maddelere ihtiyaç duyarlar. Bu besin maddeleri arasında amino asitler, yağ asitleri, vitaminler ve mineraller yer alır. Bu besinler cilde kan yolu ile ulaşır. Cildin, normal yapısını korumak için, yeterli enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerji oksijenin yakılması ile elde edilir. Bu kimyasal yanma olayı ortaya bazı oksidan maddelerin çıkmasına neden olur. Bu kısa ömürlü maddeler güçlü kimyasal etkileri ile hücre metabolizmasının bozulmasına neden olur. Hücre içinde bazı pigment denilen renk maddelerinin birikmesine de neden olurlar. Yaşlı insanların el ve ciltlerindeki lekeler bu mekanizma ile oluşur. Cilt sağlığı için yeterli kan akımının sağlanması temel faktördür. Spor ve egzersiz, dolaşımımızın korunması ve istenilen seviyede tutulması için şarttır. Cildin kendisini tamir ettiği dönemlerde artan hücre metabolizması sonucu da fazla miktarlarda oksidan maddeler ortaya çıkabilir.
VitaminlerBazı uzmanlar vücudun, cilt için E vitamini ve C vitamini sağlamakta yeterli olamadığını düşünmektedirler. Bu maddelerin cilde dışardan uygulanmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir. E vitaminin anti oksidan özelliği ile özellikle erken yaşlanmaya ve leke oluşumuna karşı kullanılması önerilmektedir. C vitamininde kolaylıkla cildin derin katmanlarına ulaşabileceği ve kollajen üretimini arttırabileceği düşünülmektedir. Bu vitaminlerin dışında A vitamininde de retinoik aside çevrilerek, cilt hücrelerinin bölünmesini kontrol eder ve sağlar. Bu etki kendisini hücre yenilenmesi şeklinde gösterir. Cilt tamirinde bir başka maddede Beta Glukan dır. Bu madde de ciltte bulunan Langerhans hücrelerini uyararak bir zincirsel işlevini başlatır. T yardımcı hücreler uyarılır (bağışıklık siteminin hücreleri) bu hücrelerin bazı salgıları (interlökinler) Fibroblast hücreleri, endoteliyal hücreleri ve keratinositleri uyarır. Bu sistem ciltte etkin bir onarım sağlar.
AHA..( Alpha Hydroxy Acid) Türevleri :Cilt sağlığı açısından bir başka gurup kozmetikte açık adı Alpha Hydroxy Acid yada kısaca AHA olan bir asit ailesidir. Doğal kaynaklardan elde edilen bir gurup asitten oluşurlar. Meyveler önemli bir kaynaktır. Günümüzde AHA kozmetik ürünlerde çok yer almaktadır. Bu ürünlerden beklentiler ise, ciltte bulunan ince çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi, cilt gerginliğinin sağlanması, porların açılması ve tıkanmalarının engellenmesi, yağlı ve akneli ciltlede cilt koşullarının iyleştirilmesi, cilt yüzeyindeki ölü dokuların uzaklaştırılmasıdır (soyma - peeling). Bu amaçla kullanılan asidlerin bazıları şunlardır
· Glycolic acid
· Lactic acid (süt asidi)
· Malic acid
· Citric acid (limon tuzu)
· Glycolic acid +ammonium glycolate
· Alpha-hydroxyethanoic acid + ammonium alpha-hyroxyethanoate
· Alpha-hydroxyethanoic acid
· Alpha-hydroxycaprylic acid
· Hydroxycaprylic acid
· Mixed fruit acids ( karışık meyva asitleri)
· Tri-alpha hydroxy fruit acids (Tri-alpha hydroxy meyva asitleri)
· Triple fruit acids ( Üçlü meyva asitleri)
· Sugar cane extracts (şeker kamışı özleri)
· Alpha hydroxy ve Botanical complex ( alfa hidroksi ve bitkisel kompleksler)
· L-alpha hydroxy acid
· Three AHAs
Bu asidik maddelerin orjianla isimlerini ve bazılarının yanlarına da Türkçe açıklamalarını verdik. Bu asidik maddelerin çoğu doğadan elde edilen ve çok bildiğimiz maddeler. Kleopatra’nın süt banyoları meşhurdu. Bir çok meyva veya sebzenin cilde uygulanmasının cilde iyi geldiği de çok eski bir bilgi. Burda sizleri bir konuda uyarmak istiyoruz. Bu kadar kolaylıkla bulunan veya değişik kozmetik ürünlerde yer alan bu maddeler çok dikkatli kullanılması gereken maddeler. 1997 yılı Temmuz ayında FDA ( Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) bir yayın yaparak bazı bilgileri açıkladı. Bu bilgiler içinde AHA nın cildin derinliklerine kadar inebildiği, cildin güneşe olan direncini kırdığını, gereken konsantrasyonun kişiden kişiye değiştiğini ve asitliğin artması ile etkisinin arttığını, bazı ciltlerde allerjik reaksiyonlar verebildiği vardı. Bu nedenler ile FDA bu ürünleri kullanan kişilerin mutlaka güneşten koruyucu ürünler de kullanması gerektiğini bildiriyor. FDA, AHA içeren ürünlerin bebeklere de kullanılmamasını istiyor. AHA ürünleri aslında sadece dermatologlar tarafından kullanılan maddelerdi. Kozmetik sanayisinin de bu maddeleri benimsemesi nedeni ile yaygın kullanıma girmişlerdir. Kötü kullanımlarının ciddi cilt yanıkları, allerji ve kabarcıklar oluşturması üzerine kozmetik üreticileri geniş bir çalışma yaparak Güvenli AHA ürünlerinin %10 veya daha az konsantrasyonda AHA içerebileceği ve pH değerininde 3.5 ten daha asit olmaması sonucuna vardılar. AHA ürünlerinin pH değeri azldıkça ve konsantrasyonları arttıkça etkileri artmaktadır. Bu tip ürünler konunun uzmanlarınca uygulanabilirler.Sizde alacağınız kozmetik ürünlerde bu noktalara dikkat edin.. Yanlış üründen uzak durun.. AHA ürünleri ciltte hafif kızarıklık ve hassasiyete neden olabilirler. Bu ürünleri mutlaka kullanma kılavuzundaki gibi kullanınız ve bazı kozmetikler ile birlikte de kullanılmamaları gerektiğini hatırlayınız. Önce küçük bir alanda allerji için deneyiniz.
Hazırlayan: Dr.Serdar HEPGÜL

Cilt Yapısı ve Fonksiyonları

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

Cilt : Yapısı ve Fonksiyonları
Cilt Yapısı
Epidermis Tabakası
Dermis Tabakası
Subkutan Tabaka
Cilt Yapısı
Cilt, insanın canlılığını korumadaki en önemli ve büyük organdır. Vücut ağırlığının %16’sını oluşturur. Cildin çok sayıda işlevi vardır.
Destek Görevi : Cilt altındaki dokuları örter ve onlara destek sağlar.
Vucut Isısının Korunması : Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücudun ısısının sabit tutulmasında en temel görevi üstlenir.
Salgılama : Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birkmeden dışarı atılmasını sağlar.
D Vitamini Yapılması : Fotokimyasal yöntem ile vucudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini yapar.
Duyu Fonksiyonu : İçinde barındırdığı organeller sayesinde basınç, ısı, ağrı gibi duyumların alınmasını sağlar.
Pigmentasyon : Cilt oluşturduğu pigmentler ile ultra viyole (UV) ışınlarının olumsuz etkilerinden bizi korur.
Engelleme : Epidermis katmanı ile istenmeyen madde veya zehirli etki gösterebilecek olan maddelerin emilmesine müsade etmez.
Bağışıklık Sistemimize Yardımı : Özellikle epidermisin en çok keratinize bölümü olan Stratum corneum ile yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesine engel olur.
Kısacası cilt dış dünya ile karşı karşıya olan su geçirmez bir bariyer özelliği taşıyan bir organdır. Tabakalar halindedir ancak homojen bir yapıda değildir. İçinde bazı organeller bulunur. Bu organeller sıcağı, basıncı hissedeler ve daha bir çok hizmetler görürler. Cildin içersinde ter bezleri, kıl kökleri ve organeller bulunur. Cildin altında genelde gevşek liflerden oluşan kollajen lifleri (KOLLAJEN TEDAVİSİ), yağ dokusu ve kas dokusundan oluşan cilt katmanı bulunur.
Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir
Epidermis Tabakası
5 tabakadan oluşur:
Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır.
Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur.
Stratum Granulosum (granüllü katman)
Stratum Spinosum (dikenli katman)
Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir. Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir.
Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve yerine geçme işlemleride yavaşlar.
Dermis Tabakası
Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ (sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur. Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olurlar.
2 tabakadan oluşur:
Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar.
Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli kasların bulunduğu katmandır.
Subkutan Tabaka
Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme, salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı katmandır.

Cilt Yapısı ve Fonksiyonları

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

Cilt : Yapısı ve Fonksiyonları
Cilt Yapısı
Epidermis Tabakası
Dermis Tabakası
Subkutan Tabaka
Cilt Yapısı
Cilt, insanın canlılığını korumadaki en önemli ve büyük organdır. Vücut ağırlığının %16’sını oluşturur. Cildin çok sayıda işlevi vardır.
Destek Görevi : Cilt altındaki dokuları örter ve onlara destek sağlar.
Vucut Isısının Korunması : Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücudun ısısının sabit tutulmasında en temel görevi üstlenir.
Salgılama : Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birkmeden dışarı atılmasını sağlar.
D Vitamini Yapılması : Fotokimyasal yöntem ile vucudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini yapar.
Duyu Fonksiyonu : İçinde barındırdığı organeller sayesinde basınç, ısı, ağrı gibi duyumların alınmasını sağlar.
Pigmentasyon : Cilt oluşturduğu pigmentler ile ultra viyole (UV) ışınlarının olumsuz etkilerinden bizi korur.
Engelleme : Epidermis katmanı ile istenmeyen madde veya zehirli etki gösterebilecek olan maddelerin emilmesine müsade etmez.
Bağışıklık Sistemimize Yardımı : Özellikle epidermisin en çok keratinize bölümü olan Stratum corneum ile yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesine engel olur.
Kısacası cilt dış dünya ile karşı karşıya olan su geçirmez bir bariyer özelliği taşıyan bir organdır. Tabakalar halindedir ancak homojen bir yapıda değildir. İçinde bazı organeller bulunur. Bu organeller sıcağı, basıncı hissedeler ve daha bir çok hizmetler görürler. Cildin içersinde ter bezleri, kıl kökleri ve organeller bulunur. Cildin altında genelde gevşek liflerden oluşan kollajen lifleri (KOLLAJEN TEDAVİSİ), yağ dokusu ve kas dokusundan oluşan cilt katmanı bulunur.
Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir
Epidermis Tabakası
5 tabakadan oluşur:
Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır.
Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur.
Stratum Granulosum (granüllü katman)
Stratum Spinosum (dikenli katman)
Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir. Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir.
Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve yerine geçme işlemleride yavaşlar.
Dermis Tabakası
Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ (sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur. Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olurlar.
2 tabakadan oluşur:
Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar.
Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli kasların bulunduğu katmandır.
Subkutan Tabaka
Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme, salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı katmandır.

Astımdan korur

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007


Annelerin gebelikleri sırasında tükettikleri yiyeceklerden, çocukların astıma yakalanmasında koruyucu etkiye sahip tek gıda elma.

Hamilelik sırasında annenin yediği elma, bebeği astımdan koruyor. Hollandalı ve İskoç bilim adamlarının gerçekleştirdiği araştırmada; annelerin gebelikleri sırasında tükettikleri yiyeceklerden, çocukların astıma yakalanmasında koruyucu etkiye sahip tek gıdanın elma olduğu tespit edildi.

Balık da faydalı

Thorax dergisinde yayımlanan araştırmada, anneleri haftada 4′ten fazla elma yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin, haftada hiç ya da bir elma yiyen annelerin çocuklarından yüzde 53 daha az olduğu belirtildi. Araştırma ayrıca, hamilelik sırasında balık yemenin, çocuklarda egzamaya yakalanma olasılığını azalttığını gösterdi. Haftada bir kez ya da daha fazla balık tüketen gebelerin çocuklarında, diğerleriyle kıyaslandığında egzama riskinin yüzde 43 daha az olduğu açıklandı.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları

Yazan: admin Tarih: Kasım - 12 - 2007

Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği

Cinsel istek bozuklukları
Cinsel tiksinti bozukluğu
Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Cinsel Uyarılma Bozukluğu
Cinsel ağrı bozuklukları

Cinsel istek bozuklukları
Cinsel istek genellikle cinsel yanıt döngüsünün ilk evresi olarak değerlendirilir. İstek sadece psikolojik bir durum gibi görünse de sıklıkla hormonal dengesizlik ya da tedavi gibi fiziksel durumlardan etkilenmektedir.

Azalmış cinsel istek Azalmış cinsel istek sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması).

Kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenler göz önünde bulundurularak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varılır. İstek burada cinsel içerikli rüyalar ve fanteziler, erotik materyele ilgi, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olma, olası çekici cinsel eşlere yönelik dikkatin olması ve cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığının olması gibi durumları kapsamaktadır. isteğin olması çeşitli faktörlere bağlıdır: biyolojik güdü, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması birlikte olunan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu bazı durumlarda tüm cinsel eşlere ya da tüm cinsel aktivitelere genellenebilir. Genellikle diğer cinsel sorunlarla (orgazm olamama, kayganlaşma olmaması gibi) birlikte görülse de cinsel isteği az olan bazı kişiler cinsel olarak uyarılır ve orgazma ulaşırlar.

Cinsel istek azalması hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler yaşlanma, bazı ilaçlar, ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, beden imgesiyle ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon isteği azaltabilir. İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), cinsel travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların eşleşmesi gibi durumlar da önemlidir. Bazen cinsel istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle cinsel yakınlık için istek duymazlar. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir.

Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33′ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32’si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %29.5 ve 35-39 yaş grubunda %37.6′dır. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur. Genelde klinisyen bir çok faktörü-kültürel bağlamda ilişkinin özellikleri gibi- bir arada değerlendirmelidir. Ayrıca cinsel eşin cinsel istek düzeyi de-eşlerden birindeki aşırı isteği belirlemek için değerlendirilmelidir. Bu arada eşlerin birbirinden farklı cinsel istek düzeylerinin olması herhangi birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Cinsel temas ve doyum gereksinimi kişilere göre değişebildiği gibi aynı kişide de zaman içinde farklı olabilir. Genel toplomda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Cinsel tiksinti bozukluğu
Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan bireyler cinsel aktivetelerden kaçınırlar, kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur. Böyle bir sorunu olanlarda cinsel uyaranlara yanıt çok geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.

Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.

Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.

Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.

Cinsel Uyarılma Bozukluğu
Cinsel uyarılma cinsel yanıt döngüsünün ikinci evresidir. Cinsel uyarılmanın kesin olarak psikolojik bir yönü olsa da aynı zamanda fizyolojik değişikliklerin görüldüğü ilk evredir. Kadınlarda genellikle pelvik bölgeye kan akımının olması, vajinal ıslanma ve genişleme ile dış genitallerin şişmesi ile karakterizedir. Bu değişikliklerin altında yatan mekanizma çok açık olmasa da cinsel uyarılma otonom sinir sisteminin uyarılması ile ilişkilidir.

Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu (KCUB) Cinsel yanıtın genel uyarılma yönünün ortadan kalkmasıdır. Bu durumda kadınlarda vaginal kayganlaşma ya da genişleme olmadığı gibi erotik duyumlar da hissedilmez. Fiziksel temas tiksindirici gelebilir veya belli bir noktaya dek temas zevk verebilir. Uyarılma sorunu olduğunda orgazmla ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu bir evlilikleri olan kadınların % 33′ü cinsel uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır. Bütün işlev bozuklukları gibi KCUB da cinsel uyarıma yanıtı olan bir kadında yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkabilir ya da en başından beri yanıt olmayabilir. İşlev bozukluğu yalnız belli durumlarda görülebilir ya da genelleşmiş olabilir. Örneğin; yaşam boyu ve durumsal KCUB olan bir kadın her zaman uyarılma güçlüğü yaşayacak ve bu yalnızca eşiyle ortaya çıkacaktır.

Masters ve Johnson normal tepki veren kadınların özellikle adet öncesi dönemde istekli olduğunu bulmuştur. Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. Bir üçüncü grup kadının da tam yumurtlama (ovulasyon) döneminde en yoğun cinsel uyarılmayı hissettiği belirtilmektedir.

Cinsel uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarı hem kadın hem de erkekte cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyebilir. Emziren kadınlarda vajinal ıslanmada azalma olabileceği belirtilmiştir. Menapoz döneminde ve sonrasında östrojenin azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Bazı ilaçlar da uyarılmayı bozabilir. Antidepresanlar, antihipertansifler ve antihistaminikler sıklıkla bu yan etkiye sahiptir.

Bu işlev bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle cinsel ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. Kadında cinsel uyarılmayı artırmaya yönelik tedaviler Genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin cinsel uyarılmayı düzeltici etkisi sınanmaktadır. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ağızdan kullanılan ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Efedrin cinsel uyarılmayı ve orgazmı artırabilir. Ancak bu konuda çalışmalar sınırlıdır. Yan etkiler de kullanımı kısıtlamaktadır.

Trazodonun cinsel uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde cinsel yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.Nefazodon ve mirtazapin bu yönden daha güvenlidir. Kadın Orgazmik Bozukluğu Kadın cinsel yanıtının orgazm kısmıyla ilgili bir bozukluktur. Bu durumda kadın cinsel olarak uyarılır ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu orgazm bozukluğunda kadın bir eşle ya da masturbasyon ile hiç orgazma ulaşamamıştır. Bu bozuklukla ilgili olarak normalde varolan kişisel varyasyonların farkında olmak önemlidir. Bir diğer önemli konu da kadının cinsel birleşme yoluyla orgazm olmamasının kadında bir sorun olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ancak klitoris uyarılmadığında sadece birleşme ile orgazma ulaşamayan bir kadın orgazm bozukluğu olarak değerlendirilemez. Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de penil vajinal uyarılma ile ulaşırlar. Kinsey 35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5′inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığını bulmuştur. Orgazm sıklığı yaşla artar.

Kadın orgazm bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri “cinsellik eşittir cinsel birleşme” tarzı düşünmedir. Birleşme ve orgazmın başlıca amaç haline gelmesi orgazmı engeller.Kadının eşine kızgın olması da nedenlerden biri olabilir. Bir başka neden etkin olmayan cinsel tekniklerdir. Bazen kadın ve/veya cinsel eşi etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek “bildiğimiz” değil öğrendiğimiz bir şeydir. Kaygı da cinsel tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya ya da açıkça etkin cinsel uyarımın reddedilmesine neden olabilir. Bazen kadın için orgazm kendini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir.

Orgazm bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca ilaç kullanımına ikincil olan cinsel işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın orgazm bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır.

Cinsel ağrı bozuklukları
-Vaginismus Vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vaginismusun nedeni genellikle cinsel birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik cinsel saldırılar, ağrılı birleşme ve travmatik pelvik muayenedir. Diğer nedenler arasında pelvik hastalık ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatörlerin kullanımı beraberce önerilir. Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir.

-Disparöni cinsel ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı olması. Tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı cinsel birleşme dışındaki cinsel uyarılmayla da ortaya çıkabilir. Disparöni vestibülit, vajinal atrofi veya vajinal enfeksiyon gibi tıbbi sorunlara ikincil olabileceği gibi psikolojik de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. Ayrıca vajinismusa ikincil ya da ıslanmanın olmamasına bağlı da olabilir. Tedavide nedene yönelik tıbbi ve cerrahi girişimler önemlidir. Ancak çoğu kadın için bu girişimlerin yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi gerekli olmaktadır. Kadın cinsel işlevinde hormonları rolü Hormonlar kadın cinsel işlevinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar. Hayvan deneylerinde östrojenin duyuları etkilediğine ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.