Bugün: 07/10/2008. Hoşgeldiniz!

Ağustos, 2007

Çocuklarda yemek sorunu (yemek yemeyen çocuklar)

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 27 - 2007

ÇOCUKLARDA YEMEK SORUNU

Okul öncesi yaştaki çocuklar, az yemek yemeleri ile ünlüdür. Hayatın ilk yılında bebekler müthiş bir büyüme sergileyerek doğum kilosunu yaklaşık üçe katlarlar. Bu büyüme hızının devam edebilmesi için de çok yemeleri gerekir. Öte yandan okul öncesi dönemdeki çocuklar daha yavaş büyüdüklerinden çok yemeye gereksinim duymazlar. Nitekim, genellikle 1 yaşından sonra çocukların iştahında belirgin bir düşme gözlenir.

Memorial Hastanesi Pedagoji Bölümü�nden Uzm. Pedagog Melda Alantar, okul öncesi dönemde yemek yeme sorunu yaşayan çocukların iştahlarını düzene sokmak için ailelere pratik önerilerde bulundu.

Çocukların günlük kalori ihtiyacı nedir?

Çocukların çoğunun büyümelerine yetecek kadar yedikleri ve yeterli kaloriyi aldıkları sürece sağlıklı olacaklarını unutmayın. Küçük çocuklar günde yaklaşık 1000 kaloriye ihtiyaç duyar. Anne ve babalar, çocuklarının bir gün umulduğundan daha fazla yediğine, ertesi gün ise neredeyse hiçbir şey yemediğine tanık olabilir. Unutulmamalıdır ki, çocukların aldığı kalorilerin sayılması gerekmez. Küçük çocuklar genellikle kendi enerji gereksinimlerini anlar, sağlıklı ve aktif kalmalarına yetecek ölçüde yerler. Anne ve babaların görevi onlara sadece besleyici yiyecek çeşitleri sunmaktadır.

Yemek yeme sorunu olan çocuklar için pratik öneriler:

1- Çocuklara yemekleri uygun porsiyonlar halinde sunun

Yemekleri okul öncesi yaştaki çocuğa uygun porsiyonlar halinde sunun. Okul öncesi çocuklara uygun porsiyon miktarı genellikle yetişkin porsiyonunun yaklaşık dörtte biri kadardır. Büyük porsiyonlar çocuğu sıkabilir ve böylece daha az yemesine neden olabilir. En iyisi küçük miktarlarda sunmak ve bitirdiğinde, daha fazla isteyip istemediğini sormaktır.

2- Yiyeceği yemeğe ve miktarına çocuğunuzun karar vermesini sağlayın

Tabağındaki yemeklerden hangisini yiyeceğine ve ne kadar yiyeceğine çocuğunuzun kendisinin karar vermesini sağlayın. Hiçbir şey yemezse, sorun etmeyin. Bir sonraki öğün ya da atıştırmada nasıl olsa acıkmış olacak.

3- Susadığında su içirin

Çocuğunuzun midesini sıvılarla doldurmasına izin vermeyin. Bu yaştaki bir çocuğun yeterli kalsiyum ve diğer gıdaları alması için 450-650 ml. süt içmesi yeter. Çok fazla meyve suyu ishal veya diş çürümesine yol açabilir, hayatın ileri yıllarında obeziteye neden olabilir. Çocuğunuz susadığında meyve suyu yerine su verin.

4- Çocuğunuzla pazarlıktan kaçının

Pazarlıktan (örneğin �sebzeni yersen çikolata vereceğim� gibi) veya ısrardan (�sadece bir kaşık daha� gibi) kaçının. Araştırmalar, bu tekniklerin geri teptiğini ve çocuğun daha da az yemesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Çocuğunuz yemeğinin bittiğini söylediğinde masadan kalkmasına izin verin, ancak yemeğinin bıraktığı kısmını telafi etmek amacıyla sevdiği diğer şeylerden vermeyin. Yeni yiyecekleri kabul ettirmek özellikle zor olabilir. Bunun için birkaç öneri:

Yeni yiyecekten çok küçük bir porsiyonu çocuğunuzun sevdiğini bildiğiniz bir yemeğin arkasından verin.

Çocuğunuzu bu yeni yiyeceği yemeye zorlamayın ve bu nedenle bir tartışmaya girişmeyin.

İyi bir örnek teşkil edin ve bu yeni yiyecekten iştahla yediğinizi görmesini sağlayın.

Vazgeçmeyin. Çocuğunuzun yeni yiyeceği kabul etmesinden önce aynı yiyeceği 10 veya daha fazla kez sabırla sunmanız gerekebilir.

Market alışverişine beraber gitmek ve yemekleri birlikte hazırlamak da genellikle işe yarar.

Markette çocuğunuza farklı yiyecek türlerini ve özellikle de sebze ve meyveleri gösterin. Bunların renk ve şekillerini belirtin.

Masada kullanmak istediği tabak ve bardağı seçmesine izin verin.

Çocuğunuza yemek seçenekleri sunun

Akşam yemeği için ne pişireceğinize çocuğunuzun karar vermesine izin verin. Birkaç yemek önerisinde bulunun ve bunlardan birini seçmesini isteyin. Örneğin, akşam sebze yemek isteyip istemediğini sormayın. Bunun yerine örneğin bezelye mi, yoksa yeşil fasulye mi istediğini sorun. Böylece hem yemeği o seçmiş olur, hem de ne yiyeceği konusunda belli bir kontrole sahip olmuş olur, ancak yemekte sebze olacağı mesajını da almış olur.

Mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın

Her şeyden önemlisi, mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın. Sırf çocuğunuz sunduğunuz seçeneklere burun kıvırdı diye mönüyü değiştirmeyin. Hızla verilen siparişleri hazırlayan bir aşçı gibi davranmayın. Ne kadar zor olsa da, ileride yaşanacak yemek savaşlarının (ve her akşam iki-üç ayrı kişi için farklı yemek hazırlama zorluğunun) önüne geçmek için okul öncesi dönemde çocuğunuza sağlıklı yemek alışkanlıklarını kazandırmanız çok önemli.

Çocuklara müzik aleti çalmayi öğretmek ve faydaları

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 27 - 2007

ÇOCUKLARINIZA MÜZİK ALETİ ÇALMAYI ÖĞRETİN

Müzik aleti çalan çocukların sadece ince motor hareketlerini geliştirip, nota okumayı pekiştirmediği, hafıza testlerinden de daha iyi sonuç aldığı belirtildi.
Neuropsychology dergisinde yayımlanan habere göre, Hong Kong Üniversitesi nde görevli psikolog Agnes Chan ve ekibi, bir orkestrada görevli 6 ila 15 yaşlarında 45 erkek çocuğun kelime hafızasını, müzikle uğraşmayan çocuklarla karşılaştırdı.

Araştırma sonucunda, orkestraya mensup çocukların, verilen kelime listelerini, diğerlerine göre belirgin şekilde daha iyi akıllarında tutabildikleri ortaya çıktı.

Bilim adamları, başarının, orkestraya üyelik süresiyle doğru orantılı olarak arttığını kaydettiler.

Deneyi bir yıl sonra tekrarlayan bilim adamları, bu süre içinde orkestraya üye olan çocukların önceki sonuçtan daha başarılı olduğunu, orkestradan ayrılan çocukların başarısının ise artmadığını tespit ettiler.

bebekler ve çocuklar için uykunun önemi

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 27 - 2007

ÇOCUKLARINIZI BİR SAAT FAZLA UYUTUN   

Child Development dergisinde yayımlanan makaleye göre, Tel Aviv Üniversitesi�nde görevli bilim adamı Avi Sadeh ve ekibi, 77 çocuk üzerinde araştırma yaptı. Bilim adamları, 5 gün süren araştırma çerçevesinde, çocukları 2 gün alıştıkları saatte, kalan 3 gün de ya bir saat daha geç ya da bir saat daha erken yatırdı. Çocukların hepsinin bileğine, yapılan hareketleri kaydeden bir cihaz takan bilim adamları, cihaz sayesinde uyku süresini ve kalitesini tespit ettiklerini söylediler.Bilim adamları, araştırmadan önce ve sonra bilgisayar yardımıyla çocukların yeteneklerini ölçtüler. Tuşlara basma hızını, tepki verme hızını ve belirli rakamların sırasını hatırlama yeteneğini ölçen bilim adamları, bir saat az uyuyan çocukların tepki verme hızının düştüğünü, diğer testlerde ise belirgin fark olmadığını kaydettiler. Bir saat fazla uyuyan çocukların ise bütün testlerde çok daha iyi sonuç elde ettiği ortaya çıktı.

Çocuklar için internet kullanımı tehlikeli midir?

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 27 - 2007

ÇOCUKLARINIZI İNTERNETİN TEHLİKELERİNDEN KORUYUN

Emniyet, çocukları ve anne babaları internet kullanımı ve özelikle de internet kafeler konusunda uyardı.

Anne � Babalara Öneriler

İnterneti çocuklarınızla beraber kullanın. Onlarla birlikte olduğunuz sürece onlara güven içinde sörf etmelerine yardım edebilirsiniz. Teknolojiyi sizinle birlikte öğrenebilir, bir çok soru sorabilir ve sizden daha fazla bilgiye sahip olabilirler. Ama unutmayın… Onlar sizin çocuklarınız, ihmal etmemeli, kendi başına bırakmamalı, gözünüz hep üzerinde olmalı. Çocuklarınıza kendi kişisel bilgi adreslerini ve ailevi bilgilerini internette bir başkasına vermemeyi öğretin.

Yapılan açıklamada, yaz tatilinde çocukların sık sık internet kafelere gittikleri, küçük yaştaki çocukların internet kullanımında sıkı takip edilmesi gerektiği vurgulandı. Çocuklara kesinlikle aile büyüklerinin bilgisi dışında internet arkadaşlarıyla yüz yüze görüşme yapmamasını mutlaka öğretilmesi gerektiğinin vurgulandığı açıklamada; �Eğer bir buluşma olacaksa ona eşlik edin ve buluşma yerinin güvenli bir yer olmasına dikkat edin. Çocuklarınız için koyduğunuz kuralların etkili olabilmesi için aileniz içinde iyi bir iletişim zemini oluşturmanız gerekir. Çocuklarınızı zararlı şeylerden koruyabilecek program, araçlar ve erişim kontrol seçeneklerini öğrenmeye çalışın. Bu hususta çocuklarınız için en iyisini yapmaya çalışın. En değerli varlığınız olan çocuklarınızı kaybedebilirsiniz. Çocuklarınıza zararlı olabilecek mailleri açmamalarını, chat taleplerini cevaplamamalarını söyleyin. Böyle bir şey gerçekleştiğinde sizi haberdar etmesini sağlayın. Kendisine kızmayacağınıza inandırmanız lazım. Çocuğunuzun veya bir başkasının tehlike içinde olduğunu hissettiğiniz an tereddüt etmeden yetkililere bilgi verin� denildi.

Çocuklara Öneriler

Anne-babanızın bilgisi dışında kimseye adınızı soyadınızı evinizin ve okulunuzun adres ve telefon bilgilerini vermeyin. İnternette iken birileri sizi rahatsız edecek bir şeyler söylerse ya da gönderirse bunları anne-babanızla çekinmeden paylaşın, onlar ne yapılması gerektiğini bilirler. Online arkadaşlarınızın yüzyüze görüşme talepleri genellikle iyi bir fikir değildir. Çünkü online iken ortaya konulan kimlik, kişilik, gerçek hayatta çok farklı olabilir. Bunu gözönünde bulundurun. Bu konuda anne-babanızı haberdar edip gerekirse beraber gidebilirsiniz. Buluşma yerinizin güvenli bir yer olmasına dikkat edin. Bilmediğiniz, tanımadığınız kişilerden gelen e-mailleri açmayın. Anne-babanızın dışında şifrelerinizi kesinlikle bir başkasına vermeyin. Anne-babanızın internet için koyduğu kurallara uyun. Unutmayın bu kurallar sizin güvenliğiniz için koydukları kurallardır. Anne-babanızın bilgisi dışında herhangi bir sipariş, alışverişte bulunmayın.

Bebeklerde damak zevki (tad alma)

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 26 - 2007

DAMAK ZEVKİ YAŞAMIN İLK ÜÇ AYINDA BELİRLENİYOR

Amerikalı bilim adamları, bebeklerin ilk üç ayda yedikleri gıdaların türünün, ilerki damak zevkini belirlediğini kaydettiler.Pediatrics dergisinde yayımlanan habere göre, Philadelphia daki Monell Merkezi nde görevli Julie Mennella ve ekibi, bebek mamasıyla beslenen bebeği inceledi.

Bebeklerin ilk üç ayda ya tatlı ya da süt proteini hidrolize edilmiş daha az tatlı mamalar yediğini belirten bilim adamları, 4. aydan 7. aya kadar bütün bebeklere tatlı olan mamaları yedirdiklerini söylediler. 7. ayın sonunda bütün bebeklere her iki mamayı tattıran bilim adamları, sürekli tatlı mama yiyen bebeklerin, tatlı olmayan mamayı reddettiğini, diğerlerinin ise bu mamayı kabul ettiğini kaydettiler.

Bilim adamları, daha önce yapılan araştırmalarda, bebekken hidrolize edilmiş mamayla beslenen 4-5 yaşındaki çocukların ekşi ve aromalı yiyeceklere daha çabuk alıştığının tespit edildiğini hatırlattılar.

Araştırma başkanı Mennella, çoğu anne ve babanın, çocuklarına tatlı olmayan mama vermekte zorlandığını belirterek, anne sütü içen bebeklerin damak zevkinin de büyük ihtimalle annenin yedikleriyle belirlendiğini söyledi.

iştahsız çocuklar, çocuklarda yemek yeme sorunu

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 26 - 2007

ÇOCUKLARDA YEMEK SORUNU

Okul öncesi yaştaki çocuklar, az yemek yemeleri ile ünlüdür. Hayatın ilk yılında bebekler müthiş bir büyüme sergileyerek doğum kilosunu yaklaşık üçe katlarlar. Bu büyüme hızının devam edebilmesi için de çok yemeleri gerekir. Öte yandan okul öncesi dönemdeki çocuklar daha yavaş büyüdüklerinden çok yemeye gereksinim duymazlar. Nitekim, genellikle 1 yaşından sonra çocukların iştahında belirgin bir düşme gözlenir.

Memorial Hastanesi Pedagoji Bölümü�nden Uzm. Pedagog Melda Alantar, okul öncesi dönemde yemek yeme sorunu yaşayan çocukların iştahlarını düzene sokmak için ailelere pratik önerilerde bulundu.

Çocukların günlük kalori ihtiyacı nedir?

Çocukların çoğunun büyümelerine yetecek kadar yedikleri ve yeterli kaloriyi aldıkları sürece sağlıklı olacaklarını unutmayın. Küçük çocuklar günde yaklaşık 1000 kaloriye ihtiyaç duyar. Anne ve babalar, çocuklarının bir gün umulduğundan daha fazla yediğine, ertesi gün ise neredeyse hiçbir şey yemediğine tanık olabilir. Unutulmamalıdır ki, çocukların aldığı kalorilerin sayılması gerekmez. Küçük çocuklar genellikle kendi enerji gereksinimlerini anlar, sağlıklı ve aktif kalmalarına yetecek ölçüde yerler. Anne ve babaların görevi onlara sadece besleyici yiyecek çeşitleri sunmaktadır.

Yemek yeme sorunu olan çocuklar için pratik öneriler:

1- Çocuklara yemekleri uygun porsiyonlar halinde sunun

Yemekleri okul öncesi yaştaki çocuğa uygun porsiyonlar halinde sunun. Okul öncesi çocuklara uygun porsiyon miktarı genellikle yetişkin porsiyonunun yaklaşık dörtte biri kadardır. Büyük porsiyonlar çocuğu sıkabilir ve böylece daha az yemesine neden olabilir. En iyisi küçük miktarlarda sunmak ve bitirdiğinde, daha fazla isteyip istemediğini sormaktır.

2- Yiyeceği yemeğe ve miktarına çocuğunuzun karar vermesini sağlayın

Tabağındaki yemeklerden hangisini yiyeceğine ve ne kadar yiyeceğine çocuğunuzun kendisinin karar vermesini sağlayın. Hiçbir şey yemezse, sorun etmeyin. Bir sonraki öğün ya da atıştırmada nasıl olsa acıkmış olacak.

3- Susadığında su içirin

Çocuğunuzun midesini sıvılarla doldurmasına izin vermeyin. Bu yaştaki bir çocuğun yeterli kalsiyum ve diğer gıdaları alması için 450-650 ml. süt içmesi yeter. Çok fazla meyve suyu ishal veya diş çürümesine yol açabilir, hayatın ileri yıllarında obeziteye neden olabilir. Çocuğunuz susadığında meyve suyu yerine su verin.

4- Çocuğunuzla pazarlıktan kaçının

Pazarlıktan (örneğin �sebzeni yersen çikolata vereceğim� gibi) veya ısrardan (�sadece bir kaşık daha� gibi) kaçının. Araştırmalar, bu tekniklerin geri teptiğini ve çocuğun daha da az yemesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Çocuğunuz yemeğinin bittiğini söylediğinde masadan kalkmasına izin verin, ancak yemeğinin bıraktığı kısmını telafi etmek amacıyla sevdiği diğer şeylerden vermeyin. Yeni yiyecekleri kabul ettirmek özellikle zor olabilir. Bunun için birkaç öneri:

Yeni yiyecekten çok küçük bir porsiyonu çocuğunuzun sevdiğini bildiğiniz bir yemeğin arkasından verin.

Çocuğunuzu bu yeni yiyeceği yemeye zorlamayın ve bu nedenle bir tartışmaya girişmeyin.

İyi bir örnek teşkil edin ve bu yeni yiyecekten iştahla yediğinizi görmesini sağlayın.

Vazgeçmeyin. Çocuğunuzun yeni yiyeceği kabul etmesinden önce aynı yiyeceği 10 veya daha fazla kez sabırla sunmanız gerekebilir.

Market alışverişine beraber gitmek ve yemekleri birlikte hazırlamak da genellikle işe yarar.

Markette çocuğunuza farklı yiyecek türlerini ve özellikle de sebze ve meyveleri gösterin. Bunların renk ve şekillerini belirtin.

Masada kullanmak istediği tabak ve bardağı seçmesine izin verin.

Çocuğunuza yemek seçenekleri sunun

Akşam yemeği için ne pişireceğinize çocuğunuzun karar vermesine izin verin. Birkaç yemek önerisinde bulunun ve bunlardan birini seçmesini isteyin. Örneğin, akşam sebze yemek isteyip istemediğini sormayın. Bunun yerine örneğin bezelye mi, yoksa yeşil fasulye mi istediğini sorun. Böylece hem yemeği o seçmiş olur, hem de ne yiyeceği konusunda belli bir kontrole sahip olmuş olur, ancak yemekte sebze olacağı mesajını da almış olur.

Mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın

Her şeyden önemlisi, mönüyü belirleme yetkisinin size ait olduğunu unutmayın. Sırf çocuğunuz sunduğunuz seçeneklere burun kıvırdı diye mönüyü değiştirmeyin. Hızla verilen siparişleri hazırlayan bir aşçı gibi davranmayın. Ne kadar zor olsa da, ileride yaşanacak yemek savaşlarının (ve her akşam iki-üç ayrı kişi için farklı yemek hazırlama zorluğunun) önüne geçmek için okul öncesi dönemde çocuğunuza sağlıklı yemek alışkanlıklarını kazandırmanız çok önemli.

Çocuklarda üst solunum yolları enfeksiyonları

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 26 - 2007

ÇOCUKLARDA ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Nezle, anjin, sinüzit, farenjit, larenjit…. Özellikle okul çağındaki çocuklarımızda sıkça görülen hastalıklar konusunda bilmemiz gerekenler…
Okulların açılıp havaların soğumaya başlamasıyla beraber çocuklarda görülen üst solunum yolları enfeksiyonları artar. Bu hastalıkları sırasıyla tanıyalım, nasıl korunabiliriz, ne gibi önlemler alabiliriz bir göz atalım…

NEZLE

Nezle ve buna bağlı burun tıkanıklığı, çocuklarda en sık gördüğümüz belirtilerdendir. Burun havanın vücuda giriş kapısıdır, burada hava ısıtılır, tozlarından arındırılır ve nemlendirilerek akciğerin sevdiği hale getirilir. Havanın burun içinden rahat geçebilmesi için üç koşul vardır. Birincisi burun yapısının düzgün, burun etlerinin normal büyüklükte olması gerekir. İkincisi, burun mukozası denilen, burnu döşeyen tabakanın sağlıklı, üçüncüsü de burun salgılarının akışkan olması gerekir. Burun mukozasından eğer rhinovirus ailesinden bir virüs girerse o zaman nezle oluruz. Burun akar, tıkanır hapşırıklar artar, hafif ateş ve halsizlik hissedilir. Basit önlemlerle atlatılabilecek bu durumda, korktuğumuz, çocukta komplikasyon gelişmesidir. Nezle iyi tedavi edilmediği zaman orta kulak iltihabına, sinüzite veya bronşite yol açabilir. Halbuki yapılacak şey basittir. Burun açıcı ilaçlar şurup veya damla olarak 2-3 gün kullanılmalıdır. Antibiyotiğe hemen başlanmamalı, ateş düşürücü ağrı kesici ilaçlar kullanılmalıdır.

ORTA KULAK İLTİHAPLARI

Orta kulak iltihapları çocukluk çağında en sık görülen hastalıklardandır. İlerde kalıcı işitme kayıplarına neden olabilirler. Orta kulak iltihapları doğumdan sonra ne kadar çabuk ortaya çıkarsa o kadar tehlikeli seyrederler.

En çok ekim ve nisan aylarında görülürler, bu aylar viral üst solunum yolları enfeksiyonlarının sık görüldüğü aylardır. Viral hastalık sırasında gelişen orta kulaktaki iltihabi olaylar orta kulakta sıvı birikmesine ve mukozalarda ödeme neden olur. Östaki borusu denilen, genizden orta kulağa giden borunun da ödem nedeniyle tıkanması, orta kulak iltihaplarını kolaylaştırır. Bebeklerde iltihabı kolaylaştıran geniz eti, östaki borusunun yatay seyretmesi ve bebeklerin sırt üstü biberonla beslenmesi gibi olumsuz başka faktörler de vardır. Orta kulak iltihapları en çok Hemofilus İnfuenza ve Streptokokus Pnömonia denilen mikroplarla oluşur. Daha az olarak da Stafilokokus Aureus, Brahmanella Kataralis gibi mikroplar işin içine karışılar ki; bu mikropların çoğu günümüzde penisilin grubu antibiyotiklere direnç kazanmışlardır. Bu nedenle tedavide yeni geliştirilen antibiyotikler seçilmektedir.

Ağrı şiddetli ve zonklayıcı tarzdadır ve çocuk, fısıltıları, o taraf kulağından duymakta güçlük çeker. Ateş 38-38,5 civarındadır. Kulak zarının kızarık olması veya bombe olması tanıyı koydurur. Ancak unutulmaması gereken bir nokta, her kulak ağrısının, kulak iltihabından kaynaklanmadığıdır. Bazen dış kulak yolundaki bir sivilce, sıkışmış kulak kiri, çürük bir diş veya boğazdaki bademcik iltihabının yansıyan ağrısı da orta kulak iltihabını taklit edebilir.

TEDAVİ EDİLMEZSE KRONİKLEŞİR

Tedavisinde çeşitli yaklaşımlar vardır. Bazıları hemen parasentez denilen kulak çizmeyi tercih ederlerken bazıları önce antibiyotik verip ileri derecedeki orta kulak iltihaplarında kulak zarını çizmektedirler. Gelişmiş ülkelerde % 80 hastanın kendiliğinden hiçbir komplikasyon olmaksızın düzeldiğini öne sürerek, antibiyotik bile vermeyen doktorlar vardır. Biz Türkiye�de antibiyotikle tedavi edilmesi gerektiğine inananlardanız. Antibiyotiği de daha önce yapılmış hangi mikropların en çok görülüp, hangi antibiyotiklerin en etkili olduğunu gösteren bilimsel araştırmaları göz önünde tutarak seçmekteyiz. Antibiyotik verilmediğinde hastalık kronikleşmekte, daha uzun süre çocuğu rahatsız etmektedir.

Orta kulak iltihapları iyi tedavi edilmezlerse de kronikleşir ve işitme kaybı gibi kalıcı arazlar bırakırlar. Bazen de iltihap, komşu dokulara yayılarak iç kulak iltihabı, yüz felci ve beyin zarı iltihapları gibi çok daha ciddi hastalıklara yol açabilir. Orta kulak iltihabından sonra, mikroplar ortadan kalksa bile, orta kulak boşluğunda sıvı birikintisi kalacaktır ve bazen bu sıvı hiç bir tedaviye cevap vermeyecektir. Götürdüğünüz doktor da �Artık tüp takılması gerekiyor� diyecektir. Yoksa, okulda öğretmeni çocuğunuzda fark ettiği anlama ve dikkat sorunlarıyla karşınıza gelecektir.

Seröz Otit, Efüzyonlu Otit veya zamk kulak gibi çeşitli adlar takılan bu hastalıkta başlıca belirti, sinsi gelişen işitme kaybıdır. Bazen de çok kısa, bir veya iki saniye süren ağrılardan bahseder bu çocuklar. Kulak zarına bakıldığında zar çökmüş ve amber rengini almıştır. Bazen hava sıvı seviyesi de görülebilir. Bu hastalığın tedavisi başlangıçta beklemektir. Çoğu kendiliğinden iyileşir. İyileşmeyenlerde uzun süre antibiyotik tedavisi düşünülebilir. Antibiyotiğe rağmen düzelme olmazsa, östaki borusunun görevini yapacak kulak tüpü zara yerleştirilerek, orta kulağın havalanması sağlanır. Orta kulaktaki sıvı dağılır, zar çökmesi ortadan kalkar. Bu tüp kendi kendine 3-8 ay arasında kulak tarafından atılır ve çıkar.

Her şey normale dönmüştür. Bu durum çoğu kez kalıcı olur ve hastalık tekrar etmez. Ama bazen hastalık tekrar eder ve yeniden tüp takmak gerekebilir. Defalarca tüp takılıp düzelmeyen ve kulak zarı orta kulaktaki kemikçiklere yapışan hastalar da az da olsa vardır. Bu durumda işitme kaybı kalıcı olur.

SİNÜZİT

Çocuklarda en sık görülen hastalıklardan biri de sinüzittir. Sinüzitlerde de en çok rastlanan mikroplar, orta kulak iltihaplarında görülen hemofilus influenza ve streptokkous pnömonia cinsi mikroplardır. Burun tıkanıklığı ve iltihaplı akıntının yanında, yüz kemiklerinde şiddetli ağrılar başlar. Ağrı, baş öne doğru eğilince artmaktadır. Göz yaşarması, göz etrafında şişlik, 38 i geçmeyen ateş, yüze basma ile ağrının artması sinüzitin diğer belirtileri arasındadır. Muayenede bütün burun mukozasının şiş ve ileri derecede kızarık olduğu görülür. Tedavi, antibiyotikler ve burun açıcı ilaçlarla yapılır. Tedavi süresi 10 günden az olmamalıdır. İyi tedavi edilmemiş sinüzitler komplikasyon yaratabilir. İltihap göz ve beyin zarına yayılabilir. Ancak bu komplikasyonlar çok sık görülmez.

ANJİN

Çocuğunuz okuldan ateşler içinde ve boğaz ağrısıyla gelir, tükürüğünü bile yutamaz durumdaysa; ağzını açtırıp, içine baktığınızda, kocaman, üzeri beyaz noktalarla kaplı, iki kırmızı bademcikle karşılaşırsınız. Çocuğunuz anjin olmuştur. Bazı çocuklar en azından bir kez boğaz ağrısı ve ateşle yatağa düşer ve 3 gün okula gidemezler. Bazıları ise her ay bir kez anjin olurlar. Anjin, ateşli boğaz ağrısı, bademciklerin şişip üstlerinin beyaz iltihap odaklarıyla kaplanması durumudur. Çocukluğunda bu hastalığı geçirmemiş kimse hemen hemen yok gibidir.

Bademcikler, lenf dokuları olup, boğazın girişinde, iki tarafa yerleşmiş küçük organlardır. Görevleri vücudun bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı olmaktır. Boğaz yoluyla gelen mikroplar bademcik üzerinde tutularak, onlara karşı antikor denilen bağışıklık proteinleri oluşturulur. Bu görev, vücudun bağışıklık sistemi kurulana, yani 5-6 yaşına kadar devam eder. Anjinler çok çeşitli mikroplarla oluşmakla beraber daha çok beta hemolitik streptokoklarla oluşur. Beta hemolitik streptokokların romatizma ile ilişkisi bilindiğinden, bu hastalıktan korkulmaktadır. Çocuğunuzun anjini, birçok sıradan mikropla oluşabileceği gibi, bazen de enfeksiyoz mononükleoz gibi, özel mikroplarla da oluşabilir. Öpücük hastalığı da denilen bu hastalık daha çok büyük çocuklarda görülür. Bu hastalıktaki bazı özellikler arasında boyunda çok sayıda lenf bezi şişmesi, yüksek ateş, genel durum bozukluğu ve bademcikler üzerinde kötü kokulu tabaka oluşumu sayılabilir. Epstein Barr virüsünün yaptığı bu hastalıkta, karaciğer büyüyebilir ve deri döküntüleri olabilir. Bu hastalığın teşhisini koymak çok kolaydır. Laboratuarda yapılan bir MNI test birkaç saat içinde tanıyı koydurur. Tedavisinde bazı penisilin türü antiyotikler dışında, bir antibiyotik, bazen de kortizon kullanmak gerekebilir.

Anjinlerden, neden oldukları akut eklem romatizması ve buna bağlı kalp kapakcığı sorunları nedeniyle korkulmaktadır. Ancak ilaç sorunu olmayan ülkelerde bu komplikasyon hemen hemen tamamen ortadan kalkmıştır. Anjinin diğer bir özelliği abseye yol açmasıdır. Abseleşirse boşaltılması gerekmektedir. Sık tekrarlayan anjinler kronik hale gelebilir.

Üç yıl üst üste 3 kez anjin, 2 yıl üst üste 5 anjin, bir yılda 7 den fazla anjin kronikleşme gösterir. Bademciklerin görüntüsü ve rengi de kronikleştiğinin habercisi olmaktadır. Bademcikler kronik hastalıklı hale gelirlerse ameliyatla alınmaktadırlar.

FARENJİT

�Ya çocuğum farenjit olursa?� Aynı sınıfta okuyan Feride�nin farenjit olduğunu arkadaşınız olan annesinden duydunuz… Farenjit bulaşmaz mı? Bulaşırsa ne olur?

Farenjit bulaşıcıdır. Farenjit hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanında burun arkasına akıntı, boğaz mukozasında yer yer kızarıklıklar ve iltihaplı salgılar görülür. Kulak zarı da kızarmış olarak görülebilir. Boyunda ele lenf bezleri gelir. Kendiliğinden 4-5 gün içinde geçen farenjit, genellikle viral bir hastalık olduğundan antibiyotik kullanılması şart değildir, ama ateş 2 günden fazla sürerse o zaman antibiyotik verilebilir. Tedavisinde burun açıcı ilaçlar ve sprey şeklinde antibiyotikler kullanılır. Bazen farenjit aşağı inip bronşite de neden olur.

LARENJİT

Larenjit her yaşta görülebilen iltihabi bir hastalıktır. Virüsler de mikroplar da gırtlağı ve ses tellerini iltihaplandırabilir. Ses kısılır ateş pek yükselmez. Farenjitin bronşite dönmesinde ara geçiş olabilir. Bazen şiddetlenip, çocukları ciddi solunum zorluğuna sokabilir. Sorumlular yine yukarıda adı geçen virüs ve mikroplardır genellikle. Tedavi ise antibiyotik ve solunum zorluğuna bağlı olarak da kortizondur. Solunumun tamamen tıkanıp soluk borusuna delik açma olayından bahis bile açmayalım. Çünkü bu bir annenin yaşayabileceği en sıkıntılı anlardan biridir. Ama trakeotomi denilen bu girişim gerçekten de hayat kurtarıcı bir girişimdir.

Bunun dışında okulların açılması havaların soğumaya başlamasıyla birlikte çocukların yakalanması olası daha birçok hastalık vardır. Sık görülmemekle beraber çocuklarda boyun abseleri, sellülitler, soğuğa bağlı yüz felçleri, lenf bezi iltihapları gibi çeşitli hastalıklar görülebilir.

ÇOCUKLARDA TUVALET EĞİTİMİNİN YAŞI

Pediatrics dergisinde yayımlanan habere göre, Pennsylvania eyaletindeki Philadelphia Çocuk Kliniği�nde görevli bilim adamları, tuvalet eğitimini 27 aylıktan önce alan çocukların tuvalet alışkanlığını, bu yaştan sonra tuvalet eğitimine başlanan çocuklardan daha erken kazanmadığını ortaya çıkardılar. Tuvalet eğitimine erken başlamanın hem çocuk, hem de ebeveynler için stresli olabileceğine dikkat çeken Nathan Blum, kızların tuvalet alışkanlığını genelde erkeklerden daha erken kazandığını kaydetti. Buna göre, kızlar ortalama 3 yaşında, erkeklerse kızlardan 3 ay sonra tuvalet alışkanlığını kazanıyor.Araştırma çerçevesinde 400 çocuğun verilerini incelediklerini söyleyen Blum, tuvalet eğitimine 27 aylıktan önce başlanan çocukların 10 ila 14,5 ay içinde, bu yaştan daha sonra eğitime başlanan çocuklarınsa 5 ila 9,5 ay içinde tuvalet alışkanlığı kazandığını ifade etti.

Bilim adamları, her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu ve tuvalet alışkanlığının da buna göre değişkenlik gösterdiğini söylediler.

Telvizyonun çocuklara etkileri, zararları

Yazan: admin Tarih: Ağustos - 26 - 2007

ÇOCUKLARDA TELEVİZYONUN ETKİLERİ

Washington Üniversitesi uzmanları, uzun süre televizyon seyreden 3 yaşından küçük iki bine yakın çocuk üzerinde araştırma yaptı. Bu çocukların çoğunun 6-7 yaşına geldiğinde okumayı öğrenmede güçlük çektiklerini belirlendi. Ayrıca bu çocukların daha ileriki yaşlarda matematikte başarısız olduğu da tespit edildi.Washington Üniversitesi nden uzmanlar, aileleri iki yaşın altındaki çocuklara asla televizyon seyrettirmemeleri konusunda uyarırken, zamanının büyük bölümünü TV karşısında geçiren çocukların çağın en büyük sorunlarından obezite ile karşı karşıya kalabildiğini belirtiyorlar.

Günde 30 dakika

Ancak uzmanlar, 3-5 yaş arasındaki çocuklarda, TV de iyi ve düzgün dille yapılmış programlar seyretmenin ilerideki yaşlarda okur-yazarlığa yardım edebildiğini de kaydettiler. Yine uzmanlara göre, çocukların yaşlarına göre eğitici programlar seyretmesi gerekiyor. Eğitici programlar çocukların akademik konularda ilerisi için bilgi sahibi olmasına yol açıyor.

Washington Üniversitesi uzmanları, her şart altında üç yaşın altındaki çocuklara hiçbir şekilde televizyon izletilmemesi gerektiğini savunurken, İngiliz Ulusal Okur-Yazarlar Derneği ise üç yaşın altındaki çocukların televizyon ya da video seyretmesini günde 30 dakika ile sınırlıyor ve bazı programların çocukların diline katkıda bulunduğunu yadsımıyor.

ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN BULAŞICI HASTALIKLAR

İnsanların en sık bulaşıcı hastalıklara yakalandıkları dönem çocukluk çağıdır. Son yıllarda genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, aşı uygulamaları ve kullanılan ilaçlar nedeniyle bulaşıcı hastalıklarda belirgin bir azalma olmuştur. Bulaşıcı (infeksiyon) hastalıkları genellikle ağız, burun, göz salgıları ve dışkı yoluyla bulaşır. Bu nedenle basit bazı genel hijyen kurallarına uyulması bu hastalıklardan korunmada çok önemlidir.

Bulaşıcı hastalıklardan korunmada genel kurallar:

1. El yıkama: Sabunla uygun şekilde ellerin yıkanması barsak enfeksiyonları ve üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada çok etkili bir yoldur.

2. Temiz ve güvenilir içme suyu kullanılması

3. Et ve ürünleri, yumurtanın iyi pişirilerek yenmesi

4. Çiğ yenen sebze ve meyvelerin çok iyi yıkanması

5. Hasta kişilerle temasın mümkün olduğunca önlenmesi

6. Çocukların sigara içilen ortamlarda bulundurulmaması

7. Evcil hayvanlarla temastan sonra ellerin yıkanması ve çocukların evcil hayvanları öpmelerinin önlenmesi

8. Çocukların gerekli aşılarının yapılmış olması

9. Bulaşıcı sarılık, menenjit gibi ciddi bulaşıcı hastalığı olan kişilerle temas sonrası mutlaka doktora başvurulması

ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN BULAŞICI HASTALIKLAR

1. KIZAMIK:

Etkeni kızamık virüsüdür. Kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülür. Aşılanmamış ya da hastalığı geçirmemiş herkese bulaşabilir. Damlacık yoluyla bulaşma olur. Bulaşıcılık döküntü başlamadan 2gün önce başlar ve döküntü kaybolduktan 4 gün sonra devam eder. Kuluçka süresi 8-12 gündür. Ateş, burun akıntısı, gözlerde sulanma, öksürük başlangıç belirtileridir. 2-3 gün sonra yüzden başlayıp vücuda yayılan kırmızı döküntüler ve ağız içinde beyaz lekeler ( koplik) görülür. Hastalık ortalama 1hafta �10 gün sürer. Otit, zatürre, ansefalit gibi önemli komplikasyonlar görülebilir. Korunma aşı yoluyla ve hasta kişilerle temasın önlenmesiyle olur. Tedavi bulgulara yöneliktir. Tanı için doktora başvurulmalıdır. Ateş düşürücüler, ılık banyo, loş ortamda dinlenme ve bol sıvı verilmesi uygundur.

2. KIZAMIKÇIK :

Etkeni rubella virüsüdür. Kışın ve ilkbahar aylarında daha sıktır. Damlacık yoluyla bulaşır. Bulaşma süresi döküntü başlamadan 7-10 gün önce ve döküntüden 7 gün sonra devam eder. Kuluçka süresi 15-20 gündür. Genelikle hafif seyirli bir hastalıktır. Hafif ateş, boyundaki lenf bezlerinde şişlik ile başlar, yüz ve vücuda yayılan küçük pembemsi döküntüler görülür. Hastalık 2-4 gün kadar sürer. Tedaviye gerek yoktur. Komplikasyon çok nadirdir, bazan trombositlerde düşme ve ansefalit olabilir. Korunma aşı ve temasın önlenmesiyle sağlanır. Aşılanmamış ve hastalığı geçirmemiş hamile kadınlara bulaşırsa fetüs için ciddi riskler yaratır! Böyle durumlarda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

3. BOĞMACA :

Etkeni bir bakteridir. Kışın ve ilkbaharda görülür. Genellikle 1 yaşın altındaki bebeklerde daha sık görülür. Damlacık yoluyla bulaşır. Kuluçka süresi 7-10 gündür. Hastalık ise 6 hafta kadar sürebilir. Başlangıçta kuru öksürük, hafif ateş gibi bulgular vardır. 1-2 hafta sonra öksürük şiddetlenir; arada hiç soluk almadan patlar gibi öksürür ve kalın bir balgam çıkarılabilir. Öksürük sırasında gözler kızarır, yüzde kızarma veya morarma görülebilir, terleme ve aşırı yorgunluk olur. Bu dönem 1-2 hafta sürer, iyileşme döneminde bu bulgular hafifler ve zamanla kaybolur. Tanı ve tedavi için doktora başvurmak gerekir. Bebeklerde hastaneye yatma, antibiyotik tedavisi, oksijen tedavisi ve ortamın nemlendirilmesi , mukus aspirasyonu gibi tedaviler uygulanır. Aşı ile korunulur. Kulak iltihabı, zatürre, havale gibi komplikasyonlar görülebilir. Özellikle bebeklerde hayati tehlike yaratabilir.

4. SU ÇİÇEĞİ :

Etken varisella-zoster virüsüdür. Kış sonu ve ilkbahar aylarında görülür. Damlacık ve direkt temas yoluyla bulaşır. Bulaşıcılık süresi başlangıçtan tüm lezyonlar kabuk tutana kadar sürer. Kuluçka süresi 10-20 gündür. Hastalık 7-20 gün sürer. Başlangıç belirtileri ateş, halsizlik, iştahsızlıktır. Ardından önce kırmızımsı olan sonra ortaları sulu sivilceye benzer kaşıntılı döküntüler belirir. 3-4 gün sonra döküntüler kabuklanır ve yenileri çıkar. Tanı için doktora başvurulmalıdır. Tedavi bulgulara yöneliktir. Ateş için KESİNLİKLE ASPİRİN VERİLMEMELİDİR. Ansefalit, zatürre gibi komplikasyonlar görülebilir. !2 aydan küçük bebekler özellikle temastan korunmalıdır. 12 aydan büyük olanlara suçiçeği aşısı yapılabilir. Hamile kadınlarda fetüse bulaşma riski vardır.

5. BEŞİNCİ HASTALIK (ERİTEMA İNFEKSİYOZA):

Etkeni parvo virüsüdür. Genellikle ilkbahar aylarında görülür. Bulaşma direkt temas yoluyla olur. Kuluçka süresi 4-15 gündür. Hastalık ortlama 3-10 gün kadar sürer. En sık 2-12 yaşları arasında görülür. Belirtileri; yanaklarda yoğun kızarıklık ( tokat atılmış gibi) ile başlar daha sonra kol ve bacaklarda kırmızı döküntüler görülür. Kalçalardada kızarıklık olabilir. Döküntü 2-3 hafta süreyle kaybolup tekrar ortaya çıkabilir. Tedaviye gerek olmadan kendiliğinden iyileşir. Aşısı yoktur.

6. ALTINCI HASTALIK (ROSEOLA İNFANTUM) :

Etkeni bir virüstür. Her mevsimde görülür. Daha çok 2 yaş altındaki bebek ve küçük çocuklarda görülür.. Bulaşma solunum yolu salgıları ve dışkı-ağız yoluyla olur. Kuluçka 5-15 gündür. Hastalık ortalama 1 hafta kadar sürer. Hastalık yüksek ateşle başlar. Huzursuzluk, iştah kaybı olur. Bazen burun akıntısı, lenf bezlerinde şişlik ve havale de olabilir. 3-4. gün ateş düşer ve yüz ve vücudun her yerine yayaılan soluk pembe döküntüler görülür. Bazen döküntü olmayabilir. Tanı konması için doktora başvurulması gerekir. Semptomatik tedavi gerekir. Ateş düşürücüler ve bol sıvı verilebilir. Aşısı yoktur. Korunma temesın önlenmesi ile olur.

7. KABAKULAK:

Etkeni kabakulak virüsüdür. Kış ve ilkbaharda daha sık görülür. Bulaşıcılık dönemi belirtiler başlamadan 2 gün önce ve başladıktan 9 gün sonradır. Solunum salgılarıyla doğrudan bulaşır. Kuluçka 15-18 gündür. Yaygın ağrı, ateş ve iştah kaybıyla başlar. Daha sonra çenenin iki tarafındaki tükrük bezlerinde şişme, çiğneme sırasında ağrı gibi bulgular oluşur. Bazen kusma, baş ağrısı, uyuklama ense ve sırt ağrısı olışabilir. Meningoensafalit komplikasyonu görülebilir. Semptomatik (bulgulara yönelik) tedavi uygulanır. Ateş ve ağrı kesiciler, yanaklara soğuk kompres uygulanabilir. Asit içermeyen, ekşi olmayan yumuşak gıdalarla beslenme uygundur. Aşı ile korunma mümkündür.

8. VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU (BASİT SOĞUK ALGINLIĞI):

Etken çeşitli virüslerdir. Bütün yıl boyunca görülür. Kuluçka süresi 1-4 gündür. Bulaşma özellikle el teması ve solunum yolu salgıları ile olur. Hastalık ortalama 3-10 gün sürer. Belirtiler ; burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, kuru öksürük, ateş, halsizlik ve iştahsızlıktır. Kesin bir tedavi şekli yoktur. Bulgulara yönelik tedavi (burun tıkanıklığının damlalarla açılması, ortam havasının nemlendirilmesi, ateş için ateş düşürücüler ve bol sıvı verilmesi) yapılır. Korunmada el temizliği ve hasta kişilerle direkt temasın önlenmesi önemlidir. Bazen orta kulak enfeksiyonu, bronşit ve sinüzit gibi komplikasyonlara neden olabilir. Bebek 3 aylıktan küçükse, ve 38 dereceden yüksek ateş 2 günden uzun sürerse, aşırı kusma beslenme bozukluğu varsa, solunum güçlüğü ya da 1 haftadan uzun süren şiddetli öksürük olursa doktora danışılmalıdır.

9. KIZIL :

Etken streptokoksik bakterilerdir. Kış aylarında daha fazla olmak üzere her mevsim görülür. Daha çok okul çağı çocuklarında yaygın olarak görülür, 3 yaş altı ve erişkinlerde nadirdir. Kuluçka süresi 2-5 gündür. Hastalığın süresi 1-2 haftadır. Boğaz ağrısı, ateş, halsizlik ve iştahsızlıkla başlar. Kusma olabilir. Yüzde , kasıklarda ve koltuk altlarında yoğunlaşan ve tüm vücuda yayılan kırmızı küçük döküntüler olur, döküntüler kaşıntılıdır. Daha sonra deri soyulabilir. Tanı ve tedavi için doktor kontrolü şarttır, antibiyotik kullanmak gerekir. Kulak enfeksiyonu, zatürre, sinüzit, cilt enfeksiyonu, romatizmal ateş ve nefrit gibi komplikasyonlar görülebilir. Korunma enfekte kişilerin izolasyonu ve hijyen koşullarına dikkat ederek sağlanır.